Bu madde yarı korumaya alınmıştır. Uygulanan süresiz korumayla, süregelen yüksek vandalizm riskine karşı önlem alınması amaçlanmıştır.

Muhammed

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
İslam peygamberi
Muhammed
مُحَمَّد
Dark vignette Al-Masjid AL-Nabawi Door800x600x300.jpg
Peygamber Mescidi'nin kapılarında yer alan "Allah'ın Elçisi Muhammed" yazısı, Medine.
Doğum Muhammed bin Abdullah
(Arapça: مُحَمَّد بنِ عَبد الله)

c. 570
Mekke, Hicaz, Arabistan
(günümüzde Suudi Arabistan)
Ölüm 8 Haziran 632 (c. 62 yaşında)
Medine, Hicaz, Arabistan
(günümüzde Suudi Arabistan)
Ölüm sebebi Ateş[1]
Defin yeri Mescid-i Nebevî'deki Yeşil Kubbe, Medine, Suudi Arabistan
Koordinatlar: 24°28′03.22″K 039°36′41.18″D / 24.4675611°K 39.6114389°D / 24.4675611; 39.6114389 (Green Dome)
Diğer ad(lar)ı Ebu'l Kasım (Künye)
Resul
"Peygamber"
(bkz. Muhammed'in isimleri)
Etkin yıllar MS 583-610 tüccar
MS 610-632 dini önder
Yerine gelen Dört Halife
Din İslam
Evlilik(ler)
Evlilikleri Yıllar
Hatice bint Hüveylid 595-619
Sevde bint Zem'a 619-632
Aişe bint Ebu Bekir 619-632
Hafsa bint Ömer 624-632
Zeyneb bint Huzeyme 625-627
Hind bint Ebî Ümeyye 625-632
Zeyneb bint Cahş 627-632
Cüveyriye bint Haris 628-632
Remle bin Ebî Süfyân 628-632
Reyhâne bint Zeyd 629-631
Safiyye bint Huyey 629-632
Meymûne bint Haris 630-632
Mâriye el-Kıbtiyye 630-632
Çocuk(lar) Kasım · Abdullah · İbrahim
Zeyneb · Rukiyye · Ümmü Gülsüm · Fatıma Zehra
Ebeveyn(ler) Abdullah bin Abdulmuttalib (baba)
Amine (anne)
Akraba(lar) Muhammed'in soyağacı, Ehli Beyt ("Ev halkı")
Muhammed
Muhammed

Muhammed[n 1] (Arapça: محمد‎; c. 570, Mekke – 8 Haziran 632, Medine),[2] İslam'ın kurucusu ve merkezindeki kişi.[3] Arabistan'ın tamamını fethederek Müslüman hakimiyetindeki tek bir yönetim altında birleştirmiş ve böylece Kuran'ın yanı sıra öğretileri ile uygulamalarını güvence altına alarak İslami dini inancın temelini oluşturmuştur. Müslümanlar tarafından Âdem, İbrahim, Musa, İsa ve diğer peygamberlerin tahrif edilmiş tektanrılı dinlerini onaran ve tamamlayan;[4][5][6][7] Allah'ın insanlara gönderdiği son peygamber olduğuna inanılır.[8][n 2]

MS 570 civarında Arap şehri Mekke'de doğan Muhammed, hayatının ilk yıllarında hem öksüz hem yetim kalınca amcası Ebu Talib'in koruması altında büyüdü. Kırk yaşında, düzenli olarak bazı geceler inzivaya çekildiği Hira mağarasındayken Cebrail'in kendisine gelerek Allah'ın ilk vahyini ilettiğini duyurdu.[9][10][11][12] Aldığını iddia ettiği vahiylerle birlikte üç yıl sonra, İslam'daki diğer peygamberlere benzer şekilde,[13][14][15] "Tevhit" inancını açık bir şekilde ilan ederek insanları Allah'a teslimiyete ve kabul edilen tek yola, yani dine,[n 3] davet etmeye başladı.[16]

Başlarda Muhammed kendisine az sayıda destekçi buldu ve bazı Mekkeli kabilelerin düşmanlıklarıyla karşı karşıya kaldı. Kendisine ve kendi inancını benimseyenlere yapılan eziyetten kaçmak için ilk önce bazı Müslümanları Habeşistan'a gönderdi, 622'de ise destekçileriyle birlikte Medine'ye göç etti. Hicret adı verilen bu olay, daha sonradan Hicrî takvim olarak da bilinen İslami takvimin başlangıcı kabul edildi. Medine'ye geldiğinde Muhammed, Medine Sözleşmesi ile birlikte kabileleri tek bir çatı altında topladı. Mekkeli kabileler ile aralıklarla sekiz yıl süren çatışmaların ardından bir Müslüman ordusu kurarak 630'da Mekke'yi ele geçirdi. 632'de Veda Haccı'nı tamamladıktan birkaç ay sonra hastalandı ve hayatını kaybetti. Ölümünden önce Arap Yarımadası'nın büyük bir kısmının İslam'ı benimseme süreci tamamlanmıştı.[17][18]

İslam'a göre, Muhammed'in ölümüne kadar Allah tarafından vahyedilen tüm ayetler, dinin temeli olarak kabul edilen Kuran'ı oluşturdu. Kuran'ın yanı sıra; Muhammed'in hayatı, uygulamaları ve sözleri de Müslümanlar tarafından kabul görerek İslam hukukuna kaynak teşkil etti.

İsmi ve sıfatları

Tam adı Ebû’l-Kâsım Muhammed ibn-i ʿAbd Allâh ibn-i ʿAbd’ûl-Muttâlib ibn-i Hâşim ibn-i ʿAbd Menâf El Kureyşî (Arapça: محمد بن عبد الله بن عبد المطلب بن هاشم بن عبد مناف القرشي) ya da daha kısa olan Ebû’l-Kâsım Muhammed bin ʿAbd Allâh bin ʿAbd’ûl-Muttâlib El Hâşimî olarak geçer. Bu isim Türkçeye, Kureyşli ʿAbd’ûl-Menâf oğlu Hâşim oğlu ʿAbd’ûl-Muttâlib oğlu ʿAbd Allâh oğlu Kâsım’ın babası Muhammed olarak tercüme edilebilir. Ayrıca yaşadığı toplumda onun El-Emin (emin kişi , dürüst kişi) manasında Muhammed-ül Emin olarak adlandırıldığı rivayet edilmektedir.

Muhammed, Arapçada "övgü" kökü olan hamd fiilinden türetilmiştir. Mutad; "övgü alan, övülen" manasına gelir. Ayrıca halk tarafından Mustafa, Mahmud veya Ahmed ismiyle de anılır. Mustafa, Arapçada "seçilmiş"; Ahmed ise "daha çok övülen" demektir. Künyesi ise Ebu'l-Kasım, yani "Kasım'ın Babası"dır. Künye Arap toplumlarında, kişinin ilk doğan erkek çocuğunun ismine nazaran verilir. Bunun dışında kendisini Ebu'l benat yani "Kızlar Babası" olarak da tanıtmıştır.

İslam inancına göre Muhammed'in geleceği Tevrat'ta ve İncil'de bildirilmiştir.[19][20]. Bir hadise göre; peygamber kendisiyle ilgili olarak, "Benim ismim Kur'an'da Muhammed, İncil'de Ahmed, Tevrat'ta Ahyed'dir." demiştir.[21][22][23] Bununla birlikte Musevi ve Hristiyan kutsal kitaplarında Muhammed isminden bahsedilmez. Bazı İslam âlimleri İncil'de geçen Faraklit'in ayet ve hadislerde söz edilen İslam peygamberini işaret ettiğini ileri sürmüşlerdir.[24][25] İslam alimleri ve Hristiyan yorumcular arasında Yunanca İncil'de (Yuhanna 14, 16) geçen parakletos (Faraklit) kelimesinin Arapçaya tercümesinde ortaya çıkan ve Arapçanın özelliğinden kaynaklanan farklı okunuş şekilleriyle ilgili bir tartışma bulunmaktadır.[26][daha iyi kaynak gerekli]

Bilgi kaynakları

Kur'an

8-9. yüzyıllarda Küfi el yazısıyla yazılmış bir Kur'an sayfası.

Kur'an, İslam'ın ana kaynağı olan kutsal metindir. Müslümanlar tarafından Allah'ın sözü olduğuna ve Cebrâîl aracılığıyla Muhammed'e bildirildiğine inanır.[27][28][29] Bununla birlikte Kur'an, Muhammed'in kronolojik biyografisi hakkında bilgi edinilmesine çok az yardım eder ve ayetlerin çoğunda öne çıkan bir tarihsel bağlam bulunmamaktadır.[30][31]

Siyer

Ana madde: Siyer

Muhammed'in hayatıyla ilgili önemli bilgilerin bir kısmı, Hicrî 2. ve 3. yüzyıllarda (MS 8. ve 9. yüzyıllar) kaleme alınan tarihi çalışmalardan elde edilir.[32] Siyer olarak adlandırılan bu çalışmalar, Muhammed'in hayatının Müslümanlar tarafından kabul gören geleneksel hâlini ve bizzat Muhammed tarafından söylendiği iddia edilen sözleri içerir.[33]

Bilinen en eski siyer, İbn-i İshak tarafından yaklaşık 767'de (HS 150) yazıldı. Çalışma günümüze ulaşmasa da İbni Hişam ve Taberî, çalışmadan yaptıkları uzun alıntılarla eseri bilinir hâle getirdi.[34][35] Bunlara ek olarak Muhammed'in seferleri hakkında ek bilgi sunan Vâkidî (ö. HS 207) ve kendisinin katibi İbn Sa'd'ın (ö. HS 230) çalışmaları da erken dönemi bilgi kaynaklarındandır.[32]

Kesinlikleri belirsiz olmasına rağmen birçok araştırmacı, ilk biyografileri doğru kabul eder.[34] Son zamanlarda yapılan araştırmalar, hukuki konuları ele alan geleneksel anlatıların yalnızca tarihi olayları içeren anlatılardan ayrılmasını sağladı. Bu ayrışmadan önce gelenekler, uydurmalara konu olabilirken ayrışmanın ardından mevcut eserler istisnalar hariç yalnızca "eğilimsel şekillendirmelere" konu olabildi.[36]

Hadis

Ana madde: Hadis

Muhammed'in hayatıyla ilgili önemli bir diğer kaynak, kendisinin sözlü ve fiziksel öğretileri ile alışkanlıklarını bildiren hadis derlemeleridir. Hadisler, Muhammed'in ölümünden sonra Muhammed el-Buhârî, Müslim bin Haccâc, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd, İbn Mâce, Mâlik bin Enes ve Dârekutnî gibi pek çok yazar tarafından birkaç nesil boyunca derlenerek ortaya çıktı.[37][38]

Bazı Batılı akademisyenler, hadis derlemelerini doğru tarihsel kaynaklar olarak kabul eder.[37] Madelung gibi araştırmacılar, daha sonraki dönemde toplanan bu anlatıları reddetmese de, hadislerdeki olay ve kişilerin tarihsel bağlam çerçevesinde değerlendirilerek diğer tarihsel verilerle uyumlu olup olmadığının karşılaştırılması gerektiğini savunur.[39] Müslüman araştırmacılar, hadislerin isnâd adı verilen belirli bir doğrulanma zincirinden geçtiğini belirterek biyografik eserler yerine hadis edebiyatına daha büyük önem verirler ve böyle bir onay zincirinin biyografik kaynaklarda olmadığını, bunun da biyografileri daha az doğrulanabilir yaptığını öne sürerler.[40]

İslamiyet öncesi Arap Yarımadası

İslam'ın yükselişinden önce MS. 600'lerde Arap Yarımadası, Bizans ve Sasani imparatorlukları.
Muhammed'in zamanında Arap Yarımadası'ndaki büyük kabileler ve yerleşimleri.

Arap Yarımadası oldukça kurak ve volkanik olduğu için vaha ve su kaynaklarının olduğu yerler haricinde tarım yapılması zordu. Genel görünümü çöl içerisinde dağılmış nokta şeklindeki köyler ve şehirler gibiydi; Mekke ve Medine bu şehirlerin en önemlilerindendi. Medine gelişmekte olan büyük bir tarım yerleşimiyken Mekke ise birçok aşiretle çevrilmiş önemli bir finans merkeziydi.[41] Sert çevre koşullarına ve yaşam tarzına uyum sağlayarak çöl koşullarında hayatta kalabilmek insanların ortak bir şekilde yaşamasına yol açmıştı. Böylece ortaya çıkan aşiretlerin oluşumu ise kan bağına dayanmaktaydı.[42] Yerli Araplar hem göçebe hem de yerleşik bir hayat sürüyorlardı. Göçebeler daha fazla su ve mera bulmak için topluca sürekli bir yerden diğerine giderken yerleşik hayat sürenler ticaret ve tarımla uğraşıyorlardı. Kervanlara ya da vahalara saldırmak da göçebelerin hayatının bir parçasıydı ve bunu bir suç olarak görmüyorlardı.[43][44]

Bizans ve Sasani imparatorlukları, İslamiyet öncesinde Orta Doğu'yu kontrol eden iki güçtü. Yüzyıllarca devam eden Pers-Roma savaşları bölgeyi iyice zarara uğratmıştı ve bu yüzden imparatorluklar, yerel kabileler tarafından hoş karşılanmamaktaydı. Arap Yarımadası siyasi anlamda iki kabile ittifakı arasında bölünmüştü: Kuzey ve Batı Arabistan'da güçlü olan Kays aşiretinin Bizans ile yakın ilişkileri varken aslen Yemenli olan Kalb aşiretinin Sasaniler ile yakın ilişkileri vardı.[kaynak belirtilmeli]

İslam öncesi Arabistan'da her bir aşiret, kendi tanrı ve tanrıçalarını koruyucu olarak görürdü. Bu tanrı ve tanrıçaların ruhları kutsal ağaçlar, taşlar, su kaynakları ve kuyularla ilişkilendirilirdi. O zamanlarda da yıllık haccın merkezi olan Mekke'deki Kâbe, aşiretlerin koruyucu tanrılarının 160 tane put heykeline ev sahipliği yapıyordu. Kâbe'deki El-Manât, El-Lât ve El-Uzzâ ismindeki üç tanrıçanın Allah'ın kızları olduğuna inanılıyordu. Buna karşılık Hristiyanlar ve Yahudiler dahil olmak üzere Arabistan'da tektanrı inancına sahip çeşitli topluluklar da vardı.[45] Yerli Araplardan Hanifler de bunlardan biriydi[46] ve bazen yanlış bir şekilde Hristiyanlar ve Yahudiler arasında sınıflandırılıyorlardı.[47][48] Müslüman inancına göre, Muhammed de bir Hanifti ve İbrahim'in oğlu İsmail'in soyundan gelmekteydi.[49]

Hayatı

Muhammed, bazı kaynaklara göre 570[9][10][50], bazı kaynaklarda ise 571[51] yılında Mekke'de dünyaya geldi.[9][10] Doğumundan önce babasını, 6 yaşında annesini kaybeden Muhammed'i amcası Ebu Talib velayetine aldı. İlerleyen yıllarda, çobanlık yaptı, çoğunlukla tüccar olarak çalıştı. İlk kez 25 yaşındayken 40 yaşındaki zengin bir dul olan Hatice ile evlendi.[11] Bazı geceler, dağlarla çevrili bir mağarada düzenli aralıklarla inzivaya çekilip dua etme alışkanlığı vardı. 40 yaşında[9] oradayken, uzun düşünüşlerin mahsulü olan ilk vahyin, Cebrail aracılığıyla geldiğini iddia etti. Bundan üç yıl sonra insanları İslam'a davet etmeye başladı. Allah'ın bir olduğunu, Allah tarafından kabul görmenin tek yolunun Allah'a teslim olmak olduğunu öğretti. Kendisinin Allah'ın peygamberi ve resulü olduğunu, diğer peygamberler ile aynı kandan geldiğini anlattı.[13][14][15]

İlk başta kendisine az sayıda takipçi bulan Muhammed, Mekke'de bazı aşiretlerin düşmanlığıyla karşılaştı. Bu dönemde taraftarlarının şiddet içeren muameleler görmesi sebebiyle 622 yılındaki Medine'ye göçten önce bazı takipçilerini Habeşistan'a gönderdi. Medine'ye Hicret olayı aynı zamanda Hicrî takvim olarak da bilinen İslami takvim'in başlangıcı kabul edilir. Muhammed, Medine'de Medine Sözleşmesi ile oradaki aşiretleri birleştirdi. Mekke kabileleri ile süren sekiz yıllık savaştan sonra, iman edenlerin sayısı 10.000'i bulmuştu. Mekke'nin kuşatılması sonrasında yapılan antlaşma ile kansız bir şekilde Mekke'nin kontrolünü eline aldı [52] Şehirdeki putları yıktı[53] ve daha sonra takipçilerini Doğu Arabistan'da geriye kalan tüm putperest tapınakları yıkmaları için yolladı.[54][55] 632 yılında, Veda Haccı'ndan sonra Medine'ye döndü. Bundan birkaç ay sonra hastalandı ve hayatını kaybetti. Ölüm vaktine kadar Arap Yarımadasının çoğu Müslüman olmuş, Arabistan'ı tek devlet altında birleştirmişti.[18][56]

Soyu

Muhammed'in anne ve babasının ortak ataları Mürre bin Ka’b'a dayanan soyu.

İbrahim peygamberin büyük oğlu İsmail peygamberin soyundan, Adnaniler kavminden, Kureyş kabilesinin Haşimoğulları sülalesinden gelir. İslam inancına göre Âdem'den Muhammed'e kadar yaşamış kişilerin alnında Muhammed'in nesilden nesile geçen nuru vardı. Rivayet edilen soy silsilesi şöyledir: Muhammed, Abdullah, Abdulmuttalib (Şeybe), Hâşim, Abd-i Menaf (Muğire), Kusayy, Kilab, Mürre, Kâb, Lüeyy, Galib, Fihr, Mâlik, Nadr, Kinâne, Hüzeyme, Müdrike (Amir), İlyas, Mudar, Nizar, Maad, Adnan[57][58][59][60][61] Ayrıca Muhammed, kendi soyunun İbrahim'den geldiğini ifade eder: “Allah, İbrahimoğullarından İsmail'i, İsmailoğullarından Kinaneoğullarını, Kinaneoğullarından Kureyş'i, Kureyş'ten Beni Hâşim'i, Beni Hâşim'den de beni seçmiştir.”[62]

Doğum tarihi

Ana maddeler: Fil Yılı ve Mevlit

Muhammed Fil Yılı'nda Mekke'de doğdu.[63] Bu tarih kesin olarak bilinmemekte ve geriye dönük yapılan hesaplamalar ile bazı kaynaklarda 570,[9] bazı kaynaklarda da 571[51] yılı olarak geçmektedir.

Hindistanlı Müslüman din bilgini Muhammed Hamidullah Muhammed’in doğum tarihinin 12 Rebiülevvel (17 Haziran 569)[63] Mısırlı astronomi bilgini Mahmut Paşa el-Felekî 9 Rebiülevvel (20 Nisan 571) olarak hesaplamışlardır. Daha sonra Beaumont Burnaby Sherrard, Mahmut Paşa el-Felekî'nin hesaplamalarındaki bazı yanlışları ortaya koymuştur.[64] Lawrence I. Conrad (1987) ise kaba bir hesapla 570 yılı olarak vermektedir.[65] İslâmi kaynaklarda ağırlıklı olarak; Muhammed'in, milattan sonra 571 yılında, "Fil Vakası"nın olduğu yılda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi yani Arapların takvim başı olarak kullandıkları "Fil Vakası"ndan 52 gün sonra doğduğu belirtilmektedir.[51] Siyer ve İslam tarihi yazarları, doğumun Rebiülevvel ayında bir pazartesi günü sabaha karşı olduğu konusunda genel olarak ittifak etmişlerse de, ayın kaçıncı günü olduğu konusunda görüş birliğine varamamışlardır.[51]

Bu konudaki ihtilafların; rivayet çeşitliliğinden kaynaklanmasının yanı sıra, ay takviminin, güneş takviminden farklı olması ve Araplardaki nesi[66][daha iyi kaynak gerekli]uygulamasından da kaynaklandığı günümüzde ifade edilmektedir.[67][daha iyi kaynak gerekli]

Çocukluğu ve gençlik yılları

Kelime-i şehadet'te Allah'ın birliği ve Muhammed'in onun elçisi olduğunu tasdik eden Topkapı Sarayı'ndan bir hat yazısı

Babası Abdullah bin Abdulmuttalib, annesi Hazrec kabilesinden Nennaceler'den Vehb bin Abdulmenaf'ın kızı Amine'dir. Muhammed daha doğmadan babası vefat etti. Yetiştirilmesini dedesi Abdülmuttalib üzerine aldı ve torununa “Muhammed” adını verdi. Muhammed o sıralarda Mekke'de bulunan Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadına emanet edildi.[68] Muhammed’i, ondan önce amcası Abduluzza’nın cariyesi Süveybe emzirdi.[69][daha iyi kaynak gerekli][51] Muhammed, dört yaşına kadar annesi Amine'nin de gözetimiyle sütannesi Halime'nin yanında kaldı, daha sonra Mekke’ye, annesinin yanına döndü. Dört yaşından altı yaşına kadar, öz annesi Âmine ile birlikte kaldı, onun şefkat ve özeni ile yetişip büyüdü.[51]

Muhammed altı yaşında iken, annesi Âmine ve bakıcısı Ümmü Eymen ile birlikte babasının kabrini görmek için Medine'ye gitti. Medine'de, akrabaları Neccâroğullarında bir ay kaldıktan sonra Mekke'ye dönüş yolundaki Ebva'ya ulaştıklarında annesi vefat etti ve orada defnedildi. Cariyeleri Ümmü Eymen, Muhammed'i Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib'e teslim etti. Altı yaşından sekiz yaşına kadar, ona dedesi Abdülmuttalib baktı. Abdülmuttalib yaş itibarıyla seksen yaşını aşmış bir ihtiyardı. Muhammed sekiz yaşında iken, dedesi de öldü. Dedesi ölmeden önce, onu yetiştirilmesi için, oğlu Ebû Tâlib'e bıraktı. Ebû Tâlib, Abdülmuttalib'in on oğlundan biriydi.[51]

Muhammed peygamberliğinden önce Nur Dağı'ndaki Hira Mağarası'na çekilerek Mekke'den uzaklaşırdı.

Rivayetlere göre Muhammed dokuz yaşındayken amcası, ticaret yapmak için gittiği Suriye'ye onu da götürmüş, bu gezide Busra kasabasında Bahira isminde Hıristiyan bir rahip onun peygamber olacağını haber vermiştir. Muhammed on yedi yaşındayken de amcası Zübeyr bin Abdülmuttalib ile Yemen'e gitti. Bu gezilerin Muhammed'in bilgi, görgü ve zihinsel alt yapısının oluşumunda etkin rol oynadığına inanılmaktadır. Ayrıca gençliğinde amcaları ile birlikte Kureyş ve Kays kabileleri arasındaki Ficar Savaşı'na katıldı. Ticarete olan ilgisi daha sonra kendisi ile evlendiği Hatice ile tanışmasına neden oldu ve onun sermayesi ile ticarete başladı.[70]

Muhammed gençliğinde çevresinden gelen paganist görüş ve uygulamalarla ilgilenmedi. Kendisi, aynı dönemde herhangi bir puta tapmamakla birlikte, başkalarının tapınmalarına da açıkça karşı çıkmadı. Kur'an'daki “...oysa önce, kitap nedir, iman nedir sen bilmezdin” (Şura Suresi: 52) ve "Allah, seni şaşırmış bulup hidayete erdirmedi mi"[71] (Duha Suresi: 7) ifadelerinin kendisinin İslam öncesi durumunu anlattığına inanılmaktadır.

Kültürel birikimi ve okur-yazarlığı

Muhammed'in okur-yazarlığı ile ilgili geleneksel görüş onun okur-yazar olmadığı şeklindedir. Muhammed için yaygın bir sıfat olarak kullanılan ümmî sözcüğü "kitâbî bilgilerle zihni doldurulmamış, doğal hali üzerine kalmış, okuyup yazarak tahsil görmemiş kimse" anlamına gelmektedir.[72] Başka bir görüşe göre ise ümmi, okuma yazma bilmeyen anlamından daha çok "mevcut dinlerden hiçbirine tâbi olmayan, onların kitaplarını okumayı ve yazmayı bilmeyenler anlamında kullanılan" olduğu şeklindedir.[73]

Muhammed'in okuma yazmasının olmadığı görüşü bazı Kur'an ayetleri ve hadislere dayandırılır. Ankebût Suresi:48, A'raf Suresi:158 ve Cuma Suresi:2 gibi ayetlerde Muhammed'in okuma yazma bilmediğinden bahsedilir. Ayrıca vahiy meleği Cebrail'in ilk vahyi getirip “oku” (ikra/kıraat et) dediğinde, Muhammed'in “Ben okuyan biri değilim.” dediğini anlatan hadis[74] de Muhammed'in okuma yazma bilmediğine kaynak olarak gösterilir. Ayrıca Muhammed'in, yetiştiği toplumda tahsil görmesi için bir olanağının bulunmadığı, birlikte yaşadığı toplumun da ümmî olduğu belirtilmektedir.[51]

Muhammed'in okuryazar olmadığını kabul etmeyen birtakım görüşler de vardır. Buna göre vahiy öncesi dönemde Araplarda eski dini birikimin şairler, kıssa anlatıcıları, Hanifler ve Yahudi-Hristiyan din bilginlerinden oluşan ve muhtemelen zengin mitolojik kültür birikiminin geniş toplum kesimlerince bilindiği, Muhammed’in de içinde yaşadığı bu toplumun yazılı veya sözlü anlatımlarından oluşan birikime sahip olduğu, İslam öncesi Arap toplumunda hikâye kültürünün bilinebilirlik durumuna göre düşünülmektedir. Örneğin vahiy öncesi dönemde Muhammed’in eşi Hatice’nin amcasının oğlu olması dolayısıyla görüşme ihtimali olan kişilerden biri olan Rahip Varaka, Tevrat, Zebur ve İncil'i de kapsayan Kitab-ı Mukaddes'e hâkimdir. Varaka'nın dini birikimlerini Muhammed’e aktardığı, bu bilgilerin Kur'ân'daki Yahudi ve Hristiyan kültürüyle ilgili dini anlatımlara kaynak teşkil ettiği ileri sürülmektedir.[75] Ayrıca, uzun yıllar zengin bir kadın olan Hatice’nin ticari faaliyetlerini yürütmesi vb. sebeplerle de okur-yazar olduğu düşünülmektedir.[76][77]

Peygamberliği

Cebrâîl ile geldiğine inanılan ilk vahyin, İlhanlılar dönemi eserlerden Câmi'ut-Tevârîh'teki betimlemesi.
Halife Osman'a ait Kur'an'ın 9. yüzyıl kopyası, Taşkent

İslam inancına göre Kur'an Allah tarafından Cebrâîl isimli melek aracılığıyla Muhammed bin Abdullah'a peygamberliği boyunca (22 yıl) ayetler halinde indirilen kutsal kitaptır. İslamda inanç, ibadet, şeriat, ahlak, tasavvuf gibi uygulamaların dayandırıldığı ana kaynak Kur'an'dır.

Muhammed'e isnat edilen söz, fiil ve davranışlara hadis, bunlardan gelenekselleşen uygulamalara sünnet denir. Şiiler Muhammed'in sözleri yanında masum kabul edilen imamların sözlerini de hadis kabul etmektedirler. Sünnilerin tüm sahabeyi güvenilir bulmalarına karşılık Şiilerde, sahabe ve tabiin tek tek ele alınır ve tarihsel süreçte Ali veya Ehli Beyt tarafında yer almayan veya karşıtları arasında yer alanlar güvenilmez bulunarak onlardan gelen rivayetler reddedilir. Sünni hadis kitapları Muhammed'in zamanından 200-300, Şii hadis kitapları 400-500 yıl sonra yazılmışlardır.[78] Hadisler, Kur'an'dan sonra İslam'da ikincil kaynaktır.

İlk vahiy

İslam inancına göre Allah tarafından İslam peygamberine ilk vahiy gönderilen yer, Nur Dağı'ndaki Hira Mağarası

Siyere göre Muhammed 40 yaşına yaklaştığında toplumdan uzaklaşarak Mekke'nin kuzeyinde, Nur Dağı'ndaki Hira mağarasında inzivaya çekilmeyi ve burada vakit geçirmeyi adet edinmiş, bu durum 1-2 yıl devam etmiştir. 610 yılında bir Ramazan gecesi (Kadir gecesi) hırkasına bürünüp Hira Mağarasında tefekküre daldığı bir sırada ilk vahyi almıştır. Muhammed'in 610 yılından başlayarak, vefat ettiği yıl olan 632'ye kadar aldığı vahiyler Kur'an'ı oluşturur.

İslam'a çağrı, ilk Müslümanlar ve tepkiler

Muhammed, Mekkeli paganların yanı sıra, Yahudi ve Hristiyanları da dinlerinin aslının bozulduğu iddiaları ile İslam'a davet etmiştir.

Sünnilere göre Muhammed'in çağrısına ilk uyan, eşi Hatice olmuş, Onu amcası Talib'in oğlu Ali, azatlı kölelerden Zeyd bin Harise ve Ebu Bekir izlemiştir. Şia'ya göre ise ilk Müslüman amcasının oğlu Ali bin Ebu Talib'dir.

Muhammed'in çağrısı, kendi mevkilerinin tehlikeye girebileceğini düşünen kişileri tedirgin eder. Kâbe'den putların kaldırılması, ticaretin engelleneceği ve birtakım alışkanlıklara son verileceği düşüncesiyle büyük tepki ile karşılanır. Bu dönemde İslam dinini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu dinlerini gizlemek zorunda kaldılar. Bir süre sonra Muhammed önce akrabalarını, ardından Safâ Tepesi'ne çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığa Müslüman olmaya çağırır. Bu sebeple ilk Müslümanlar vahyi şüphe ile karşılayan Mekkelilerce ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kalmışlardır.

Bu işkenceler artınca bazı inananlar Habeşistan'a göç etmek zorunda kaldı. İki dalga halinde göç edenler, bir süre sonra Muhammed'in Mekkelilerin Müslüman oldukları ve Muhammed ile anlaştıkları (Garanik) yolunda aldıkları bir haber üzerine geri döndülerse de Mekke'ye geldiklerinde bunun doğru olmadığını öğrenince yeniden gittiler. Bu arada iki güçlü ve önemli mevki sahibi kişi olan Ömer ve Hamza'nın Müslümanlığı kabul etmeleri Müslümanların moral ve cesaretlerini artırdı; Kâbe'de açıkça namaz kıldılar. Muhammed'in amcası Abduluzza dışındaki akrabalarından yardım görmesi ve Mekke önde gelenlerinden bazılarının Müslüman olmaları, paganist inanca sahip kişilerin tepkilerini daha da artırdı. Muhammed, eşi Hatice ve amcası Ebu Talib'in ölmeleri üzerine Mekkelilerin Müslüman olmaları konusunda ümitsizliğe kapılarak Taif'e yerleşmek istedi. Ancak burada tepki daha da büyük oldu ve Muhammed geri dönmek zorunda kaldı. Tüm bu olaylara karşın, peygamberliğine olan inancı, düşüncelerini sürekli yaymasını sağladı. Bu inancından cesaret alarak din alanındaki çalışmalarını Mekke dışına taşımaya yöneldi.

İsra ve miraç

Ana madde: Miraç
Muhammed, Mirac'a Mescid-i Aksa’dan gitti

Geleneksel İslam anlayışına göre Muhammed Mekkeliler ile sadece teorik din tartışmaları yapmamış, onlara kendisinin peygamber olduğunu kanıtlayan mucizeler de göstermiştir. Bunlardan birisi olan miraç mucizesine göre; "Bir gece, Muhammed, Cebrail eşliğinde, Mescid-i Aksa'ya gider. Orada, İbrahim, Musa, İsa ve diğer peygamberlerden bazılarıyla görüştükten sonra göğün en son katı olan Sidret'ül münteha'ya yükselir. Allah ile görüşür, Cennet ve Cehennemi görür ve Mekke'de bulunan evine döner. Sünni inancına göre bu yolculuk esnasında, diğer bazı hükümler yanında beş vakit namaz da farz kılınmıştır. Yine Sünni inancında Muhammed bu yolculuğu hem ruh hem beden ile Şii inancında ise sadece ruh ile yapmıştır."[79]

Rivayete göre Muhammed Mekke’ye dönünce, bu yolculuğunu anlatır. Kureyşliler, onu yalanlarlar ve doğruysa Mescid-i Aksa'yı kendilerine tarif etmesini isterler. Mescid-i Aksa Muhammed'in gözü önüne getirilir ve Muhammed bu mescidin kapı, pencere vb bölümlerini ayrıntılarıyla anlatır. Hatta Kureyşlilere, Mi'raca çıkarken yolda gördüğü bir Kureyş ticaret kervanının ertesi gün geleceği saati söyler ve kervan söylenen saatte gelir. Mitolojik anlatımlara göre ise kervanın dönüşü 1 saat gecikmiş ama bu gecikmeyi telafi etmek için Allah güneşin doğuş saatini 1 saat geciktirerek peygamberin sözünün yalan çıkmamasını sağlamıştır.[80]

17. yüzyıla ait bir minyatürde "Burak"

Miraçla ilgili olarak Kur'an'da sadece "Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Yücedir" (İsra 1) ayeti geçer. Miraçla ilgili anlatımlardan olan Burak, göğe yükselme, beş vakit namazın farz kılınması ve diğer anlatımlar hadis ve siyer kitaplarında yer alır.

Akabe Biatları

Ana madde: Akabe Biatları

Muhammed, bir Hac mevsiminde Akabe de denilen tepelerde Yesribliler (Medineliler) ile görüştü. Medinelilerden, önce altı, sonra on iki kişi Müslüman oldu. Memleketlerine döndüler ve İslam'ı anlatmaya başladılar. Ertesi yıl aynı yerde Müslüman olmuş yetmiş üç erkek ve iki kadın Muhammed'e Medine'ye gelip bu kente yerleşirse kendisini koruyacaklarına söz verdiler. Bu anlaşma üzerine Müslümanlar büyüklü küçüklü topluluklar halinde Medine’ye göç etmeye başladılar. Medine’nin, Mekke’nin kuzey ticaret yolu üzerinde bulunması ve burada Müslümanların giderek çoğalması, Mekkelilerin çıkarlarını tehdit eder duruma ulaştı.

Medine'ye göç

Ana madde: Hicret
Mescid-i Nebevi'nin 19. yüzyıldaki bir tasviri

Müslümanlığa karşı olan Mekkelilerin, baskıyla, Muhammed'i vazgeçirememesi ve Medine'de Müslümanların giderek kuvvetlenmesi, durumun kendileri için tehlike yaratacağı düşüncesiyle Dâru'n-Nedve dedikleri meclislerinde toplanarak meseleyi görüşmelerine yol açtı.

Görüşmelerde yerleşik düzeni tehdit eden İslam'ın hızla büyüdüğü ve Muhammed'in bu çalışmalarını durdurmak gerektiği merkezinde birleşildi. Sonuç olarak Muhammed'in öldürülmesine karar verdiler.

Rivayete göre suikastçılar, gece Muhammed'in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler. İnanca göre Allah, onları Peygamber'e bildirir ve Ali, Muhammed'in yerine avluda onun yatağına yatar. Suikastçılar yorganı açıp yatakta Ali'yi görünce şaşırır ve durumu üslerine anlatmak üzere giderler. Muhammed, evden çıkarak Ebu Bekir’in evine gitmiş ve hicret için geldiğini söylemiş, Ebu Bekir’in evinde bir süre oturduktan sonra beraberce Medine´ye hareket etmişlerdir.

Muhammed ve Ebu Bekir 20 Eylül 622’de, Medine yakınlarındaki Kuba'ya ulaştılar. Muhammed sevinçle karşılanır ve Külsüm bin Hedm’e konuk olur. Burada 10 gün kalarak bir mescit inşa ettirir, sonra da Medine'ye hareket eder. Bu sırada Ali de Kuba'ya ulaşır.

Muhammed Medine’de, Beni Salim mahallesinde Cuma Namazı'nı kıldı ve kendisini bekleyen Müslümanlara ilk hutbesini verdi. Medine'de Ebu Eyyub el-Ensari’nin konuğu oldu. Medine´ye girdiğinde halk Peygamberlerinin kendi evlerinde kalması konusunda tartışınca Muhammed; devesinin ilk çökeceği yere evinin yapılması önerisini sundu ve halk tarafından bu kabul edildi. Devesinin ilk çöktüğü yere bir Mescid ve kendi ailesinin kalması için mescide bitişik odalar yaptılar. Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için “Suffa” adı verilen bir yer yapıldı, burada kalanlara “Ashab-ı suffa” denildi.

Medine hayatı

Medine (asıl adı Yesrib olan şehre Müslümanlarca Medinetü'n Nebi, sonra da kısaca Medine adı verildi) halkı, Mekke’den göç edenlerden (Muhacir) ve bunlara yardımcı olduklarından dolayı Ensar adını alan yerli halk (Yemen kökenli Evs ve Hazrec kabileleri ile Beni Kureyza, Beni Kaynuka, Beni Nadir adlı Yahudi kabilelerden oluşuyordu. Bunlar arasında birlik sağlamak oldukça güçtü. Medine sınırları yakınlarında Hayber vb. yerlerde yaşayan Yahudiler, varlıklı kişiler olduklarından, çevre üzerinde etkiliydiler. Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki geleneksel düşmanlığın yeniden alevlenme olasılığı da vardı. Ayrıca Ensar ile Muhacirleri kaynaştırmak, çözülmesi gereken bir sorundu. Muhammed, bütün bu kesimleri birleştirip bağdaştırmak amacındaydı. Ancak her şeyden önce çok yoksul olan göçmenlerin durumlarının düzeltilmesi gerekiyordu. Muhammed Muhacirleri yerli halk ile kardeş ilan ederek, onlara yardım etmelerini sağladı. Yahudiler ile açılan aralarını düzelterek Medine kent devletini kurdu. Farklı kesimlerin hak ve yükümlülüklerini saptayan 47 maddelik bir tür Medine Antlaşması benimsendi.

Mescid-i Nebevi'den bir görünüm. Muhammed, bir hadisinde şöyle der: “Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat hayırlıdır.”[81]

Medineli Yahudilerin Müslümanlığa karşı çıktıları, İslam'a ve Müslümanlara karşı olumsuz tutumlarını sürdürdükleri bazılarının Müslüman görünerek eski dinleri üzerine devam ettikleri rivayet edilmektedir. Muhammed 10 yıllık Medine hayatında başta Mekkeliler olmak üzere çok sayıda kabile ile savunma, saldırı, baskın veya sadece gözdağı vermek gibi psikolojik etki amaçlı 100 kadar askeri harekete imza atmıştır. (Bkz. Muhammed'in savaşları)

Mekkelilerle savaşlar

Medine'ye göç eden Müslümanların kalan mallarının yağmalanmasına karşılık Muhammed, Mekke'ye giden kervanlara el koymak isteyen Müslümanların ısrarlı taleplerine onay verdi. Büyük bir kervana saldırmak isteyen Müslümanlar ile bunu haber alan Mekkeli kuvvetler arasında Bedir kuyularının olduğu bölgede yapılan muharebede (13 Mart 624) 305 kişilik Muhammed komutasındaki Müslümanlar, komutanları Amr İbni Hişam'ı da öldürerek 950 kişilik Mekke kuvvetlerini bozguna uğrattı. Bir yıl sonra bu kez Ebu Süfyan komutanlığında 3000 piyade ve 200 süvariyle Medine'ye doğru yola çıkan Mekke kuvvetleri Uhud dağı eteklerinde yaklaşık 1000 kişilik Medine ordusu ile 19 Mart 625'te karşılaştı. Uhud Muharebesi olarak adlandırılan bu savaş sırasında bozguna uğramış Mekke kuvvetleri, Muhammed'in emrini dinlemeyerek dağın arkasından dolaşan geçidi kontrol etmek üzere konuşlanmış okçuların yerinden ayrılmasından faydalanan süvarilerin desteği ile tekrar toparlandı ve üstünlük sağladı. Taraflar şehirlerine geri döndüler. Daha sonra Mekkeliler Müslümanların Mekke kervanlarına saldırılarına devam ettiler. 31 Mart 627'de 10.000 savaşçısı ve 600 atlısı ile Medine'ye saldırmaya gelen Mekkelilere karşı Medineliler Muhammed komutasındaki 3000 piyade ile şehirde savunma savaşı yapmaya karar verdi. Selman-ı Farisi'nin teklifiyle şehrin bazı stratejik yerlerine hendekler kazılmasından dolayı Hendek savaşı olarak adlandırılan bu savaş bir kuşatmaya dönüştü. Bir ay süren kuşatma havanın soğuması ve fırtına çıkması ile kaldırılması Medinelilerin zaferi olarak kaydedildi.[kaynak belirtilmeli]

Hudeybiye Antlaşması ve Mekke'nin Fethi

Muhammed ve ashabı, Beytullah ziyareti için Mekke'ye doğru yola çıktı. Mekkelilerin Müslümanları savaş için geldiklerini zannederek korkuya kapıldılar, anlaşma teklif ettiler. Hudeybiye Köyü'nde, 628 yılında 10 yıl savaş yapılmayacağına dair anlaşma yapıldı. Bu anlaşmayı Mekkelilerin himayesindeki bir kabilenin bozması ile Muhammed komutasındaki güçler Mekkeyi kuşattı ve ufak birkaç saldırı dışında direniş olmadan 11 Aralık 629'da Mekke fethedildi. Muhammed Mekke'ye girer girmez genel af ilan edildiğini bildirdi ve Ebu Süfyan'a bildirdiği şekilde, kimseye dokunulmayacağını ilan etti. Ardından içerisinde 360 put bulunan Kabe'ye yöneldi. İsra Suresi'nin 81. ayetini okuyarak putları birer birer devirdi ve daha sonra da beraberindeki Müslümanlarla Kabe'yi tavaf etti. En önemli ticaret merkezlerinden Mekke'nin fethedilmesinden sonra Muhammed'in insanları çağırdığı İslam dini Arap yarımadasında üstünlük sağlamaya başladı.

Veda Hutbesi ve ölümü

Mescid-i Nebevi'nin içindeki mezarının yan cephesi

632 yılının Mart ayında (9 Zilhicce) arefe günü 100.000 den fazla Müslüman'a Arafat vadisindeki Rahmet Dağı'nda verdiği son hitabesine veda hutbesi denir.

Veda Haccı'ndan sonra Medine'ye dönen Muhammed kısa bir süre sonra hastalandı. Son anlarında Aişe ve kızları yanındaydı. Rivayete göre Muhammed, vefatı öncesinde hastalığının en şiddetli anlarında kâğıt-kalem getirilmesini istedi. Müslümanların yollarını şaşırmamaları için bir yazı yazdıracağını söyledi. Ancak daha sonra bundan vazgeçti.[82]

Hayatını kaybetmeden bir süre önce Müslümanlara seslenerek hutbeyi okudu.

Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.[83] Başı Aişe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi. Ağzından dökülen son cümle "Allahümme er-refikül ala..." (Türkçe "En yüce dosta" olarak çevrilebilir.[84]) şeklindeydi. Bu şekilde 8 Haziran 632'de hayatını kaybetti.[68]

Mescid-i Neb'evi ve Yeşil Kubbe

Muhammed'in ölümünden sonra dokuz eşinden hiçbiri evlenmeyi tercih etmedi. Kur'an'da Muhammed'in eşleri müminlerin anneleri sayıldığı için, Muhammed'in vefatı sonrasında onlarla müminlerin evlenmesi doğru görülmedi. "Peygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır.”. (Ahzab Suresi: 6) [85]

Peygamber Mescid-i Nebi'nin yanında bulunan Aişe'nin evine defnedildi.

Muhammed'in vefatı sonrasında İslamdan kabileler halinde kitlesel geri dönüşler yaşandı. Müslümanların yönetilmesi için Halife seçilen Ebu Bekir ordusuyla bu kabilelerin üzerine yürüdü ve onlarla ridde savaşları adı verilen savaşlar yaptı.

Muhammed'in vefatı ile ilgili suikast de yapıldığına dair öne sürülen iddialara kanıt olarak Buhari'de geçen Ledüd Hadisi üzerinde durulur.[86]

Muhammed ayrıca geride önemli miktarda arazi ve mal varlığı bıraktı. Bunların en öne çıkanı tartışmaların da odağında olan Fedek Arazisi'dir. Muhammed'in ölümü sonrası Fatıma bu arazileri Halife Ebu Bekir'den istedi. Ebu Bekir, bu mal ve arazilerin Peygamber tarafından halkın yararına idare edilen devlete ait kamu malları olduğu gerekçesiyle bu isteği geri çevirmiştir. Eşi Fatıma'nın ölümünden sonra Ali, Fatıma'nın peygamberin mirasından payını almak için tekrar başvurdu ancak başvurusu aynı nedenlerle bir kez daha reddedildi. Bununla birlikte Ebu Bekir'den halifeliği devralan Ömer, Medine'deki arazileri Muhammed'in kabilesi Haşimoğulları adına Ali ve Abbâs'a verdi; Hayber ve Fedek Arazisi'ni ise devlet malı saydı.[87]

Evlilikleri ve çocukları

Genel inanışa göre Muhammed 11, ya da 13 kadınla evlenir. İranlı araştırmacı Ali Daşti Muhammed'in evlendiği 23 kadının listesini vermiştir.[88]

Evliliklerinden 2'si hariç tümünü Hicret sonrası döneminde gerçekleştirmiştir. Medine döneminde Muhammed'in her bir eşi için Mescid-i Nebevi'nin duvarlarına bitişik odalar yapılmıştır.[kaynak belirtilmeli] Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" olarak ifade ederler. Bunun sebebi Ahzab Suresi 6. ayette geçen ( أمهات المؤمنين ) tabiridir:

« Peygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır.[89] »

Muhammed'in ilk eşi Hatice'den, üç oğlu ve dört kızı olmak üzere toplam yedi çocuğu olmuş; erkek çocukları küçük yaşta vefât etmiştir. Erkek çocukları Kasım, Abdullah ve İbrahim, kız çocukları ise sırasıyla; Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma'dır.[90][91] Muhammed'in Ebu'l Kasım (Kasım'ın babası) olan künyesi, Hatice'den olan ilk oğluna dayanır. Muhammed'in Hatice'den sonraki evliliklerinden Eşi Mariye’den olan oğlu İbrahim dışında çocuğu olmamış ve İbrahim iki yaşında vefat etmiştir.[92]

En küçük kızı Fatıma, Muhammed'in İslam tarihi açısından en fazla iz bırakan çocuğu ve soyunu devam ettiren tek çocuğudur. Alevi ve Şii anlayışında kutsanır ve ikinci Meryem olarak anılır[kaynak belirtilmeli]. İslam geleneğinde Şerif ile Seyyidlerin soyları Fatıma ve Ali yoluyla Muhammed'e dayandırılır.[kaynak belirtilmeli]

Hilye

Ana madde: Hilye
Hâfız Osman'ın 1690 yılına tarihlendirilen hilyesi

İslam adetleri Muhammed'in resminin çizilmesini hoş görmediği için onu sözle tasvir etme yöntemi tercih edilmiştir. İçerik hadis ve siyer kaynaklarından alınan anlatılardan oluşur. Osmanlı hattatları bu anlatımları hilye adı verilen bir sanat hâline getirmişlerdir.[93] Hilyelerde genellikle tercih edilen rivayette Ali bin Ebu Talib Muhammed'i şu şekilde vasfetmiştir:[93][94]

"Hazreti Peygamber'in boyu ne çok kısa, ne de çok uzundu, orta boyluydu. Ne kıvırcık kısa ne düz uzun saçlı; saçı, kıvırcıkla düz arasında idi. Değirmi (yuvarlak) yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü, uzun kirpikliydi.

İri kemikli ve geniş omuzluydu. Göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. İki avucu ve tabanları dolgundu. Yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla ilerlerdi. Sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi.

İki omuzu arasında "Nübüvvet mührü" vardı. Bu Onun sonuncu peygamber oluşunun nişanesi idi. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en arkadaş canlısıydı. Kendilerini ansızın görenler Onun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, Onu her şeyden çok severlerdi."

Eleştiriler

Orta Çağ Hristiyan dünyası ve modern dönem öncesi zamanlarda Muhammed algısı genelde olumsuzdur.[15][95] Muhammed'in eleştirileri 7. yüzyıldan beri yapılagelmiştir. Bu değerlendirmelerde ve İslam dışı polemiklerde Muhammed bir Hristiyanlık sapkını ve/veya şeytanlarca ele geçirilmiş bir kişi olarak yer aldı. Modern zamanlarda eleştiriler genellikle; onun peygamberlik iddiası, muhaliflerine karşı şiddet politikası, kölelere sahip olması, ahlakı ve evlilikleri üzerine yapılmaktadır.

Ayrıca bakınız

Notlar

  1. ^ Tam adı: Ebû’l-Kâsım Muhammed ibn-i ʿAbd Allâh ibn-i ʿAbd’ûl-Muttâlib ibn-i Hâşim ibn-i ʿAbd Menâf El Kureyşî (Arapça: ابو القاسم محمد ابن عبد الله ابن عبد المطلب ابن هاشم)
  2. ^ Müslüman Ahmediye Cemiyeti, Muhammed'in son kural koyan peygamber olduğunu kabul eder ancak son peygamber unvanını reddeder. bkz.: Ayrıca Muhammed'in son peygamber olmadığına inanan küçük hareketler de vardır:
  3. ^ Kuran, İslam'dan bahsederken her zaman Arapça'da "yol" anlamını taşıyan din sözcüğünü kullanır.

Kaynakça

  1. ^ F.Buhl, A.T. Welch (1993). "Muhammad". P. Bearman, Th. Bianquis, C.E. Bosworth, E. van Donzel, W.P. Heinrichs. Encyclopaedia of Islam. 7 (2nd bas.). Brill. s. 374. 
  2. ^ Elizabeth Goldman (1995), s. 63 gives 8 June 632, the dominant Islamic tradition. Many earlier, mainly non-Islamic traditions refer to him as still alive at the time of the invasion of Palestine. See Stephen J. Shoemaker,The Death of a Prophet: The End of Muhammad's Life and the Beginnings of Islam, University of Pennsylvania Press, 2011.
  3. ^ Morgan, Diane (2009). Essential Islam: A Comprehensive Guide to Belief and Practice. s. 101. ISBN 978-0-313-36025-1. https://books.google.com/?id=U94S6N2zECAC&pg=PA101&dq=non-Muslims+Muhammad+%22founder+of+islam%22#v=onepage&q=non-Muslims%20Muhammad%20%22founder%20of%20islam%22&f=false. Erişim tarihi: 4 Temmuz 2012. 
  4. ^ Esposito (1998), s. 12.
  5. ^ Esposito (2002b), ss. 4–5.
  6. ^ Peters, F.E. (2003). Islam: A Guide for Jews and Christians. Princeton University Press. s. 9. ISBN 0-691-11553-2. 
  7. ^ Esposito, John (1998). Islam: The Straight Path (3rd ed.). Oxford University Press. ss. 9, 12. ISBN 978-0-19-511234-4. 
  8. ^ Kuran 33:40
  9. 9,0 9,1 9,2 9,3 9,4
  10. 10,0 10,1 10,2 Encyclopedia of World History (1998), s. 452
  11. 11,0 11,1 An Introduction to the Quran (1895), s. 182
  12. ^ An Introduction to the Quran (1895), s. 184
  13. 13,0 13,1 F. E. Peters (2003), s. 9.
  14. 14,0 14,1 Esposito (1998), s. 12; (1999) s. 25; (2002) ss. 4–5 Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "EspositoI" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış. (Bkz: Kaynak gösterme)
  15. 15,0 15,1 15,2 Buhl, F.; Welch, A. T. (1993). "Muḥammad". Encyclopaedia of Islam. 7 (2nd bas.). Brill Academic Publishers. ss. 360–376. ISBN 90-04-09419-9.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "EoI-Muhammad" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış. (Bkz: Kaynak gösterme)
  16. ^ Muhammad Mustafa Al-A'zami (2003), The History of The Qur'anic Text: From Revelation to Compilation: A Comparative Study with the Old and New Testaments, ss. 26–27. UK Islamic Academy. ISBN 978-1872531656.
  17. ^ "Muhammad", Encyclopedia of Islam and the Muslim world
  18. 18,0 18,1 bkz.:
    • Holt (1977a), p. 57
    • Lapidus (2002), ss. 31–32 Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "Lapidus_2002_pp_0" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış. (Bkz: Kaynak gösterme)
  19. ^ Bakara Suresi, 89
  20. ^ Araf Suresi, 157
  21. ^ Nebhânî, Yusuf. Hüccetüllah ale'l-Âlemîn. ss. 108-112. 
  22. ^ Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1:353
  23. ^ El-Envârü'l-Muhammediyye mine'l-Mevâhibü'l-Ledünniyye, s. 143 (İbn-i Abbas'tan rivayet olunmuştur)
  24. ^ Nursi, Said (2003). Sözler - 19. Söz. İstanbul: Işık Yayınları. ISBN 9758642537. 
  25. ^ Gülen, M. Fethullah (2011). Sonsuz Nur. 1. İstanbul. ISBN 9789753152136. 
  26. ^ İslam'a Cevap
  27. ^ Nasr, Seyyed Hossein (2007). "Qurʾān". Encyclopædia Britannica Online. http://www.britannica.com/EBchecked/topic/487666/Quran. Erişim tarihi: 24 Eylül 2013. 
  28. ^ Living Religions: An Encyclopaedia of the World's Faiths, Mary Pat Fisher, 1997, s. 338, I.B. Tauris Publishers.
  29. ^ Kur'an 17:106
  30. ^ Clinton Bennett (1998). In search of Muhammad. Continuum International Publishing Group. ss. 18-19. ISBN 978-0-304-70401-9. https://books.google.com/books?id=-VTIkkcUFHQC&pg=PA18. 
  31. ^ Francis E. Peters (1994). Muhammad and the origins of Islam. SUNY Press. s. 261. ISBN 978-0-7914-1876-5. https://books.google.com/books?id=Jrq6boXdJOAC&pg=PA261. 
  32. 32,0 32,1 Watt (1953), s. xi
  33. ^ Reeves (2003), ss. 6-7.
  34. 34,0 34,1 S. A. Nigosian (2004), s. 6
  35. ^ Donner (1998), s. 132.
  36. ^ Watt (1953), s. xv
  37. 37,0 37,1 Lewis (1993), ss. 33–34
  38. ^ Jonathan, A.C. Brown (2007). The Canonization of al-Bukhārī and Muslim: The Formation and Function of the Sunnī Ḥadīth Canon. Brill Publishers. s. 9. ISBN 978-9004158399. https://books.google.co.uk/books?id=nyMKDEAb4GsC&lpg=PP1&pg=PA9#v=onepage&q&f=false. "We can discern three strata of the Sunni ḥadīth canon. The perennial core has been the Ṣaḥīḥayn. Beyond these two foundational classics, some fourth/tenth-century scholars refer to a four-book selection that adds the two Sunans of Abū Dāwūd (d. 275/889) and al-Nāsaʾī (d. 303/915). The Five Book canon, which is first noted in the sixth/twelfth century, incorporates the Jāmiʿ of al-Tirmidhī (d. 279/892). Finally the Six Book canon, which hails from the same period, adds either the Sunan of Ibn Mājah (d. 273/887), the Sunan of al-Dāraquṭnī (d. 385/995) or the Muwaṭṭaʾ of Mālik b. Anas (d. 179/796). Later ḥadīth compendia often included other collections as well. None of these books, however, has enjoyed the esteem of al-Bukhārīʼs and Muslimʼs works." 
  39. ^ Madelung (1997), ss. xi, 19–20
  40. ^ Nurullah Ardic (21 Ağustos 2012). Islam and the Politics of Secularism. Routledge. s. 99. ISBN 9781136489846. https://books.google.ca/books?id=ZAXNxxkJKYsC&pg=PA99. 
  41. ^ Watt (1953), ss. 1-2.
  42. ^ Watt (1953), ss. 16-18.
  43. ^ Loyal Rue, Religion Is Not about God: How Spiritual Traditions Nurture Our Biological, 2005, s. 224.
  44. ^ John Esposito, Islam, Expanded edition, Oxford University Press, s. 4-5.
  45. ^ Bkz:
    • Esposito, Islam, Extended Edition, Oxford University Press, ss. 5-7.
    • Kur'an 3:95.
  46. ^ Ueberweg, Friedrich. History of Philosophy, Vol. 1: From Thales to the Present Time. Charles Scribner's Sons. s. 409. ISBN 978-1-4400-4322-2. https://books.google.com/?id=GZfL4GsU3JAC&pg=PA409&dq=Hanifs&cd=2#v=onepage&q=Hanifs&f=false. 
  47. ^ Kochler (1982), s. 29.
  48. ^ cf. Uri Rubin, Hanif, Encyclopedia of the Qur'an.
  49. ^ Bkz:
    • Louis Jacobs (1995), s. 272.
    • Turner (2005), s. 16.
  50. ^ "Muhammad." Encyclopædia Britannica Ultimate Reference Suite. Chicago: Encyclopædia Britannica, 2012.
  51. 51,0 51,1 51,2 51,3 51,4 51,5 51,6 51,7 Yücel, İrfan (2012). Peygamberimizin Hayatı (21. bas.). Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. ss. 7–38. ISBN 9789751901880. http://www2.diyanet.gov.tr/DiniYay%C4%B1nlarGenelMudurlugu/WebKutuphanesi/Halkkitaplar%C4%B1/peygam_hayati.pdf. Erişim tarihi: 28 Aralık 2015. 
  52. ^ Yücel 2012, s. 30/38
  53. ^ Sahih-Bukhari, Book 43, #658
  54. ^ Sahih Bukhari Book 59, #641
  55. ^ Hisham Ibn Al-Kalbi – The Book of Idols. Translated by Nabih Amin Faris. Princeton University Press, pg. 21–22
  56. ^ "Muhammad," Encyclopedia of Islam and the Muslim world
  57. ^ İbn-i Hişam, Sîre, c.1, s.1-3
  58. ^ İbn Sa’d, Tabakat, c.1, s.55-56
  59. ^ Belâzuri,Ensabü’l-Eşraf, c.1, s.12
  60. ^ Taberî, Tarih, c.2, s.172-180
  61. ^ Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç, Nesil Yayınları, sayfa 40, 2013ISBN 978-975-269-894-9
  62. ^ İbn-i Sâd Tabakat c. 1 s. 20, Müslim Sahih c. 7 s. 58
  63. 63,0 63,1 . 57. Islamic Review. 1969. http://aaiil.org/text/articles/islamicreview/1969/02feb/islamicreview_196902.pdf. Erişim tarihi: Temmuz 2013. 
  64. ^ http://archive.org/details/elementsofjewish00burnuoft
  65. ^ http://journals.cambridge.org/action/displayAbstract?fromPage=online&aid=3863868&fulltextType=RA&fileId=S0041977X00049016
  66. ^ Cahiliye dönemi Arap takvimi
  67. ^ Son peygamber sorularla peygamberimiz
  68. 68,0 68,1 SURUÇ, Salih (2005). Peygamberimizin Hayatı. İstanbul: Nesil Yayınları. ISBN 975-408-019-4 c. 1 s.54-68. 
  69. ^ http://arastirmaciyazarlar.com.tr/popup/haber-yazdir.asp?haber=14#_Toc97344014 arastirmaciyazarlar.com.tr
  70. ^ Yücel 2012, s. 9/38
  71. ^ Kur'ân-ı Kerim ve Türkçe anlamı(Meal), syf.596, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara, 1985
  72. ^ Dini Kavramlar Sözlüğü. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 2010. ISBN 9789751936837. http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/dinikavramlaroku.asp?id=1949&harf=%DC. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2013.  T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı-Dini Kavramlar Sözlüğü
  73. ^ http://www.muhammedmustafa.net/tr/altsayfavecdiakyuz.php?sayfa=yazilar/vecdiakyuz/ummi
  74. ^ Buhârî, Bed'u'l-vahy, 3
  75. ^ http://www.islamic-awareness.org/Quran/Sources/BBwaraqa.html
  76. ^ http://www.aliaksoy.net/2007/03/01/ummi-peygamberin-okur-yazarligi/
  77. ^ http://answering-islam.org/Hoaxes/illiterate.html
  78. ^ http://www.tevhidnesli.de/AL%26%23304%3B-KURAN-h-I.htm
  79. ^ Encyclopedia of Islam and Muslim World (2003), ss. 482
  80. ^ http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/mektubat/on-dokuzuncu-mektub/180 Said Nursi, Mektubat , s.180
  81. ^ Buhârî, Fadlü's-Salât, 20/1, Hadis no: 1190
  82. ^ Sahih, Buhari (1960). İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ,. c. 3,. Beyrut. s. s. 91. 
  83. ^ İbn-i Sâd Tabakat c. 2 s. 254
  84. ^ Kılıç, Mustafa Cemil (17 Ekim 2012). "En Yüce Dosta Doğru". haberiniz. 26 Ekim 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20141026184339/http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi64716-En_Yuce_Dosta_Dogru.html. Erişim tarihi: 29 Mayıs 2013. 
  85. ^ Yazır, Elmalılı Muhammed Hamdi (2011). Hak Dini Kur'an Dili. 4. İstanbul: Hisar Yayınevi. s. 141. ISBN 9789757422174. 
  86. ^ Sahih-i Buhârî, Tıp Kitabı, Ledüd Bâbı, Sahih-i Müslim, Selam Kitabı, Ledüd ile Tedavinin Mekruhluğu Bâbı, Müsned-i Ahmed b. Hanbel, c.6, s.118, Sünen-i Tirmizi, c. 3, s. 265
  87. ^ Madelung (1997), s. 62.
  88. ^ Yoel Natan Moon-O-theism s983
  89. ^ Aleem, Shamim (2007). "12. Mothers of Believers". Prophet Muhammad(s) and His Family. AuthorHouse. s. 85. ISBN 978-1-4343-2357-6. 
  90. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; ReferenceA isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)
  91. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; ReferenceB isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)
  92. ^ Nicholas Awde (2000), p.10
  93. 93,0 93,1 Öksüz, Hüseyin. "Hilye Levhaları" (Türkçe). tefekkurdergisi.com. 5 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160305000952/http://www.tefekkurdergisi.com/icerik.asp?dergi=46&konu=1230. Erişim tarihi: 9 Ağustos 2011. 
  94. ^ Ali Sultaan Asani; Kamal Abdel-Malek; Annemarie Schimmel (October 1995). Celebrating Muḥammad: images of the prophet in popular Muslim poetry. University of South Carolina Press. ISBN 978-1-57003-050-5. http://books.google.com/books?id=_10OAAAAYAAJ. Erişim tarihi: 5 November 2011. 
  95. ^ Watt (1974) p. 231

Bibliyografi

Ansiklopediler

Dış bağlantılar