İslam'ın Altın Çağı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

İslam'ın Altın Çağı ya da İslam Rönesansı olarak adlandırılan [1] dönem, Ortaçağda İslam dünyasının uygarlığın her alanında gelişme gösterdiği dönemi ifade eder.

Abbasiler devrinde Bağdat'ta Beyt'ül Hikmet adlı bilim merkezinin kurulması ile başladığı, Bağdat Kuşatması (1258) ve Abbasi Halifeliğinin yıkılması ile İslam'ın altın çağının son bulduğu şeklinde genel bir kabul vardır. Ancak bazı kaynaklarda bu dönemin 14. yüzyıla kadar, bazı kaynaklar ise 15. yüzyıla kadar sürdüğü ifade edilir[2][3] El Kindî, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşd bu çağ ile özdeşleşmiş filozoflardır.

İslam'ın altın çağında başta Antik Yunan olmak üzere geçmiş uygarlıkların ürettiği bilgi ve düşünceler, tercümelerle İslam dünyasına ve Endülüs kanalıyla Avrupa'ya aktarıldı. Çinlilerle yaptığı savaşlar ve diğer ilişkiler sırasında Araplar, kağıt üretim tekniklerini öğrendiler; parşömen yerine kağıt kullanımı sayesinde yazılı eserler daha kolay yayıldı. İslam ülkelerinde mühendisler, bilginler, tüccarlar; eski adetleri koruyup yenilerini ekleyerek sanata, tarıma, ekonomiye, sanayiye, hukuka, edebiyata, gemiciliğe, felsefeye ve bilime ve teknolojiye katkıda bulundu.[4] Matematikte Hintlerden alınan sıfır ve ondalık sistemin keşfi sayesinde matematiğe ilgi arttı; aritmetik sıradan insanların anlayabileceği ve günlük yaşamda kullanabileceği duruma geldi. Matematik ve aritmetiğin yanı sıra trigonometri gelişti. Gözlemevleri inşa edildi; optik bilimi ve kimya gelişti.

Nedenleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Dört Halife ve Emeviler dönemlerinde Atlas Okyanusu'ndan Hindistan'a kadar uzanan büyük bir coğrafyanın tamamı İslam Devleti'nin egemenliğine girmiş; elde edilen ganimetler ve fethedilen yerlerden toplanan vergiler bir servet birikimi yaratmıştı. İpek ve Baharat Yolu ile Akdeniz ticaretinin İslam Devleti'nin kontrolü altına girmesi iletişim imkanlarını arttırmıştı. Devletin sınırlarının Mezopotamya ve Suriye'ye ulaşması ile Helenistik, İran ve Hint kültürleri ile karşılaşan ve bu farklı kültürlere ilgi duyan Müslüman bilim adamları, sanatçılar ve filozoflar kervanlarla daha kolay ve güvenli seyahat edebiliyorlardı. Ekonomik gücün ve iletişim olanaklarının yarattığı avantaj, İslam'ın Altın Çağı'nı başlattı. Abbasiler devrinde, Emeviler'in cihad anlayışının büyük ölçüde terk edilmesi ve Arap olmayanlarla daha iç içe yaşamaya başlanması da Altın Çağın başlamasında etkili oldu.[5]

Gelişimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Harun Reşid'in kimyacısı Cabir bin Hayyan, damıtma imbiği tasarlamıştır
Abbasiler'in çeviri faaliyetleri

Emeviler döneminde bazı kişisel gayretler ile başlayan tercüme hareketleri Abbasi halifesi Mansur zamanında hız kazandı. İlk önce bir tercüme bürosu ve kütüphane olarak Bağdat'ta faaliyete başlayan Beytü'l Hikme zamanla yeni işlevler üstlenerek bir kültür merkezi halini aldı.[6] Başta fen ilimleri alanında olmak üzere birçok alanda Antik Yunan, Hint ve İran medeniyetlerinin üretilmiş eserler Arapça'ya çevrildi. Arap asıllı olmayan çevirmenler çeviri faaliyetlerinde ön plana çıktı. Abbasi halifeleri çalışmaları devlet desteği ile teşvik etti. Bunda, kültürel alanda ön plana çıkan diğer devletlerin nüfuzunu kırma arzusu da rol oynadı.[5] Abbasi Halifelerinden özellikle Harun Reşid zamanında tercüme çalışmaları daha sistemli bir halde sürdürüldü. Kimya biliminin kurucusu Câbir bin Hayyan bu devirde sarayın kimyacısı olarak çalıştı. "Kitap ül Zühre" (Venüs’ün Kitabı)" adlı eserini Harun Reşid için yazdı.

Beyt'ül Hikme, en olgun devrini Halife Memun döneminde yaşadı. İlk İslam filozofu sayılan Kindî, Halife Memun döneminde Beytü'l Hikme'deki çalışmalara katılarak Süryanice ve Yunancadan yapılan tercümelerin Arapçaya aktarılması esnasındaki felsefi kavramları gramer kuralları bakımından incelenmesi işine baktı.[5] Çağının en önemli matematik ve astronomi bilgini Harezmi de Beytü'l Hikme'nin kütüphanesinde görev yapan bilim insanlarındandı; bir coğrafya ansiklopedisi olan "Kitab-ul- Cebri ve-l Mukabele" adlı eserini Halife Memun için yazdı. Beyt'ül Hikme, Moğolların 1258'de Bağdat'ı istila etmesine kadar varlığını ve faaliyetini sürdürdü. Ancak Memun devrinden sonra eskisi kadar canlı bir tercüme uğraş görülmedi.

11. yüzyıl dolaylarından kalma, el-Biruni tarafından yapılmış ve Ay'ın farklı evrelerini gösteren bir çizim.
Diğer Doğu İslam devletleri

Abbasiler devrinde İslam Devleti'nde ilim ve felsefe ilerlemekte iken dinî muhalefet hareketleri ve siyasi parçalanma başlamış;[7] toprakları üzerinde Afrika'da Aglebiler, Mısır'da Tolunoğulları ve Fatimiler, Suriye ve Mezopotamya'da Hemedâni, doğuda Tahiriler ve Samaniler gibi küçük devletler, emirlikler meydana gelmişti. Hemedânilerin başşehri olan Halep, Fatımiler'in kurduğu Kahire, 10. ve 11. yüzyıllarda kültürde Bağdat şehrinden daha ileri gitti; doğuda da Gazneli Mahmud'un sarayı önemli bir edebiyat ve bilim merkezi oldu.[8] İslam düşüncesinin iki büyük adamı Gazneli Mahmud'un yanında yaşadı: şair Firdevsî ve astronomi, tıp, matematik alanlarında önemli eserler vermiş bilim adamı; Biruni.[8] Hamdeni hanedanı ise Ortaçağ İslam aydınlarının "İkinci Üstad" diye andıkları Farabi'yi destekledi.

Endülüs

Abbasiler halifeliği ele geçirince Endülüs'e kaçıp kendini Endülüs emiri ilan etmiş (756) olan Emevi sülalesinden I. Abdurrahman, Córdoba'yı başkent ve bir bilim merkezi yapmıştı. 10. yüzyılda Emevi halifesi II. Hakem döneminde ilim ve sanat alanında önemli gelişmeler yaşandı. Kahire'deki el-Ezher ve Bağdat'taki Nizamiye medreselerinin batıdaki muadili olacak olan, Asya, Afrika ve Avrupa’nın her yerinden, her dinden kimselerin geleceği Kurtuba Medresesi'ni kurdu.[9] O dönemde Avrupa'da bulunmayan eski Yunan bilgilerini Endülüs'e Bağdat ve Şam gibi büyük eğitim merkezleriyle olan bağlar sayesinde aktarıldı. Eski Yunan eserlerinin Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar tarafından yapılan yorum ve araştırmaları da Arapça'ya çevrildi. Bu çevriler de daha sonra Arapça konuşan Hristiyanlar tarafından Latince'ye çevrildi. Bu çalışmalar Latin bilimini yeniden canlandırıp, Rönesans'ın temellerini attı.[9] Tıp, optik, fizik, astronomi, matematik ve kimya alanında Endülüs Emevi topraklarında önemli keşifler yapıldı.

Bilim insanları[değiştir | kaynağı değiştir]

İslam'ın Altın Çağı'nda yaşayan en önemli bilim insanları;

Bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Joel L. Kraemer (1992), Humanism in the Renaissance of Islam, p. 1 & 148, Brill Publishers, ISBN 90-04-07259-4.
  2. ^ http://m.milliyet.com.tr/islam-in-altin-cagi/ekonomi/ydetay/1874323/default.htm
  3. ^ Şakir Gözütok, İslam’ın Altın Çağında İlim
  4. ^ Howard R. Turner, Science in Medieval Islam, University of Texas Press, November 1, 1997, ISBN 0-292-78149-0, pg. 270 (book cover, last page)
  5. ^ a b c Tural, Murat. "Mezopotamya ve Suriye'nin Fethi'nin Abbasilerdeki Tercüme Devrine Katkısı" (PDF). The Journal of Academic Social Science Studies Cilt 5, Sayı 3, Haziran 2012. 29 Mayıs 2018 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2018. 
  6. ^ Erdem, Gazi. "İslam Kültür Tarihinin İlk İlimler Akadmesi:Beytü'l Hikme". Dini Araştırmalar, Cilt : 16, Sayı : 42, Ocak - Haziran 2013. 16 Nisan 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2018. 
  7. ^ Mantran, Robert. "İslam'ın Yayılış Tarihi" (PDF). Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1969. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2018. 
  8. ^ a b Sunar, Cavit. "İslam Felsefesi Dersleri" (PDF). Ankara Fakültesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1967. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2018. 
  9. ^ a b Budak, Muhammed Ali. "Batı Kaynaklarına Göre Endülüs Medeniyeti'nin Eğitim Ve Bazı Bilim Alanlarında Avrupa'ya Katkılar". Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:23, Yıl: 2016/1. 1 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2018.