İçeriğe atla

Komünizm

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Komünizm (Latince kökenli communis - ortak, evrensel); üretim araçlarının ortak mülkiyeti üzerine kurulu sınıfsız, parasız ve devletsiz bir toplumsal düzen ve bu düzenin kurulmasını amaçlayan toplumsal, siyasi ve ekonomik bir ideoloji ve harekettir.[1] Sadece üretim araçlarının ortak kullanımına dayanan sosyalizm ile tam olarak aynı anlama gelmemesine rağmen hatalı bir biçimde eş anlamlı olarak da kullanılabilmektedir. 20. yüzyılın başından beri dünya siyasetindeki büyük güçlerden biri olarak modern komünizm, genellikle Karl Marx'ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı Komünist Parti Manifestosu ile birlikte anılır. Buna göre özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir. Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması fikri karşıt görüşlüler tarafından "ütopya" olarak görülür ve zorla yaşanmaya çalışılırsa kaosa yol açacağı iddia edilir. Paris Komünü, komünist sistem yaşayabilmiş ilk topluluktur. Bunun dışında Mahnovist hareket öncülüğünde Ukrayna ve İspanya iç savaşı sırasında yaklaşık dört yıl süren anarko-komünist hareketle şekillenen toprakların kolektifleştirilmesi esasına dayalı olarak komünist topluluklar da kurulmuştur.

Komünizm, siyasi düşünürler ve yazarlar tarafından siyasi yelpazede aşırı sol olarak konumlandırılmıştır. Komünizmi savunan akımlar arasında en yaygını Marksizm-Leninizm'dir. Marksizm-Leninizm'e göre komünizme giden süreç burjuvazinin ortadan kalkmasını sağlayacak olan proletarya rejimi başlatılacak ve ardından komünizmin hazırlayıcısı sosyalizm aşamasına geçilecektir. Marksist kuramda son aşama olan komünizmin gerçekleşmesiyle devlet ortadan kalkacaktır.

Resmi olarak komünist tanımını kullanmakla birlikte sosyalizm bir devlet rejimi olarak ilk kez 1917 Ekim Devrimi'nden sonra kurulan Sovyetler Birliği'nde uygulanmıştır. Sovyetler Birliği modelinin yarattığı etki ve aşırı sol hareketlerin güçlenmesiyle 20. yüzyılda birçok sosyalist devlet kurulmuştur. Kurulan sosyalist devletler içerisinde özellikle Pol Pot, Josef Stalin ve Mao Zedong gibi sosyalist liderlerin katı bir diktatörlüğe dayanan totaliter bir rejim uygulaması sebebiyle bu devlet yapısı hem anti-komünistler hem de Nikita Kruşçev gibi Stalin'in ölümünün ardından yönetime gelen Sovyet liderleri tarafından eleştiri konusu olmuştur. Nikita Kruşçev özellikle Stalin ve Mao Zedong'un yarattığı sistemi eleştirmiş ve komünizme aykırı olarak tanımlamıştır.

Leninizm dışında iki komünist akım daha bulunmaktadır. Bunlardan ilki Marksizm'in temel görüşlerini benimseyen fakat Leninist modelle komünizm hedefine ulaşılamayacağını iddia eden sol komünizm veya konsey komünizmi olarak adlandırılan akımdır. Lenin'in "Sol" Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı adlı eserine cevaben yazılan Herman Gorter'in "Yoldaş Lenin'e Açık Mektup", Gilles Dauvé ve François Martin'in "Komünist Hareketin Güneş Tutulması ve Yeniden Ortaya Çıkışı" isimli kitaplar bu akımın takipçilerinin yarattıkları eserlerdir.

Diğer bir komünist akım ise anarşist komünizmdir. Anarşizmin bireyci ve kolektivist akımlarından ayrılan anarşist komünizm fikri, komünizme devlet aygıtını ele geçirerek geçilebileceğini reddeder ve bunu savunan Marksizm'i eleştirir. Pyotr Kropotkin, Nestor Mahno, Errico Malatesta, Carlo Cafiero anarşist komünizm düşüncesinin temellerini atan düşünürlerden ve eylemcilerden bazılarıdır. Anarşist komünizm, anarşizmden "sınıf" gerçeğine göre hareket etme ve örgütlenme temelinde ayrılır. Savunucuları komünizmin, bilimsel sosyalizm olmadan gerçekleştirilebileceği üzerinde birleşir. Anarşist komünizm, devletin kapitalizm için bir kılıf olduğunu ve bu yüzden de sınıfsız bir topluma gidilecek süreçte kullanılmasının sonucunda "diktatörlük", "devlet kapitalizm"i ya da "bir sözde zümre"nin, toplum üzerinde iktidarına yol açacağını düşünür.

Etimoloji ve terminoloji

[değiştir | kaynağı değiştir]

Komünizm, Fransızca communisme kelimesinden türemiştir. Latince communis kelimesinin (kelime anlamıyla "ortak") -isme ekinin birleşiminden oluşur.[2][3] Semantik olarak communis, "topluluğa ait veya topluluk için" olarak çevrilebilirken, "-isme " bir durum, koşul, eylem veya doktrine yönelik soyutlamayı belirten bir ektir. Komünizm, "topluluğa ait veya topluluk için olma durumu" olarak yorumlanabilir; bu anlamsal yapı, kelimenin evrimi boyunca çok sayıda farklı kullanımına yol açmıştır.

Komünizm terimi, bir ekonomik ve politik örgütlenme biçimi olarak günümüzdeki anlayışıyla ilişkilendirilmeden önce, başlangıçta çeşitli toplumsal durumları belirtmek için kullanılıyordu. 1848'den sonra komünizm, özellikle belli bir komünizm türünü öneren Komünist Manifesto'da somutlaşan Marksizm ile ilişkilendirilmeye başlandı.[4][5]

Kelimenin çağdaş anlamda ilk kullanımlarından biri, 1785 civarında Victor d'Hupay'ın Nicolas Restif de la Bretonne'a gönderdiği bir mektupta görülür; d'Hupay kendini auteur communiste ("komünist yazar") olarak tanımlamaktadır.[6] 1793'te Restif ilk kez eşitlikçiliğe ve ortak mülkiyete dayalı bir toplumsal düzeni tanımlamak için communisme terimini kullanmıştır.[7] Restif, bu terimi yazılarında sıklıkla kullanmaya devam etmiş ve komünizmi bir yönetim biçimi olarak tanımlayan ilk kişi olmuştur.[8]

Komünizm ve sosyalizm

[değiştir | kaynağı değiştir]

1840'lardan bu yana, komünizm terimi genellikle sosyalizm teriminden ayrı tutulmuştur. Sosyalizm teriminin modern tanımı ve kullanımı 1860'larda netleşmiş ve daha önce eşanlamlı olarak kullanılan Fourierizm, mutualizm veya kooperatifçilik gibi alternatif terimlere baskın hale gelmiştir. Bu dönemde komünizm terimi ise kullanım dışı kalmıştır.[9]

Komünizm ile sosyalizm arasındaki erken dönem bir ayrım, sosyalizmin yalnızca üretimi toplumsallaştırmayı amaçlarken komünizmin ise hem üretimi hem de tüketimi (tüketim mallarına ortak erişim biçiminde) toplumsallaştırmayı amaçlamasıydı.[10] Bu ayrım, "herkese katkısına göre" sosyalist ilkesi ile ürünlerin dağıtımının "herkese ihtiyacına göre" ilkesine dayandığı Marx'ın komünizm anlayışı arasında görülebilir.[11] Sosyalizm, genel olarak dağıtımda adaleti savunan bir felsefe olarak tanımlanırken, komünizm ise dağıtım adaleti biçimi olarak ekonomik eşitliği tercih eden bir sosyalizm alt kümesi olarak nitelendirilmiştir.[12]

19. yüzyıl Avrupa'sında, komünizm ve sosyalizm terimlerinin kullanımı, sonunda taraftarların ve karşıtların dine yönelik kültürel tutumlarıyla uyumlu hale gelmiştir. Avrupa Hristiyan aleminde, komünizmin ateist bir yaşam biçimi olduğuna inanılıyordu. Protestan İngiltere'de, communism kelimesi fonetik olarak Roma Katolik komünyon ayinine çok benzediği için İngiliz ateistler kendilerine sosyalist demeyi tercih etmişlerdir.[9] Friedrich Engels, Komünist Manifesto'nun ilk kez yayımlandığı 1848 yılında,[13] sosyalizmin kıtada saygın görüldüğünü, komünizmin ise öyle olmadığını belirtmiştir; İngiltere'deki Owenistlerin ve Fransa'daki Fourieristlerin saygın sosyalistler olduğu düşünülürken, "topyekûn toplumsal değişimin gerekliliğini" savunan işçi sınıfı hareketleri ise kendilerini komünist olarak adlandırmıştır. Sosyalizmin bu ikinci kolundan, Fransa'da Étienne Cabet ve Almanya'da Wilhelm Weitling'in komünist çalışmaları ortaya çıkmıştır.[14] Liberal demokratlar, 1848 Devrimlerini uzun vadede özgürlük, eşitlik ve kardeşliği güvence altına alan demokratik bir devrim olarak görürken, Marksistler ise, proletaryanın meşru taleplerine kayıtsız kalan bir burjuvazinin, işçi sınıfı ideallerine ihaneti olarak kınamışlardır.[15]

1888'e gelindiğinde Marksistler, sosyalizm terimini, artık modası geçmiş bir eşanlamlısı olarak görülen komünizmin yerine kullanmaya başlamışlardı. Sosyalizmin, kapitalizm ile komünizm arasında belirgin bir aşamayı ifade etmek için kullanılması ancak 1917'deki Ekim Devrimi ile gerçekleşmiştir. Bu ara aşama kavramı, Vladimir Lenin tarafından Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesini, Rusya'nın üretici güçlerinin sosyalist devrim için yeterince gelişmediği yönündeki geleneksel Marksist eleştiriye karşı savunmak için bir araç olarak ortaya atılmıştır.[16] Siyasi ideolojilerin tanımlayıcıları olarak komünist ve sosyalist ayrımı, 1918'de Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin kendisini Sovyetler Birliği Komünist Partisi olarak yeniden adlandırmasının ardından ortaya çıkmıştır. Bu da komünist sıfatının, Bolşevizm, Leninizm ve daha sonra 1920'lerde Marksizm-Leninizm'in politika ve teorilerini destekleyen sosyalistlere atıfta bulunmak için kullanılmasıyla sonuçlandı.[17] Bu yaygın kullanıma rağmen, komünist partiler kendilerini sosyalizme adanmış sosyalistler olarak tanımlamaya devam etmişlerdir.[9]

The Oxford Handbook of Karl Marx adlı kitaba göre, "Marx, kapitalizm sonrası bir topluma atıfta bulunmak için pozitif hümanizm, sosyalizm, komünizm, özgür bireysellik alanı, üreticilerin özgür birliği gibi birçok terim kullanmıştır." Bu terimleri tamamen birbirinin yerine kullanmıştır. Sosyalizm ve komünizmin farklı tarihsel aşamalar olduğu fikri onun çalışmalarında yer almaz ve Marksist literatüre ancak ölümünden sonra girmiştir.[18] Encyclopædia Britannica'ya göre, "Komünizmin sosyalizmden tam olarak nasıl farklılaştığı uzun zamandır bir tartışma konusudur, ancak bu ayrım büyük ölçüde komünistlerin Karl Marx'ın devrimci sosyalizmine bağlılığına dayanmaktadır."[4]

İlişkili kullanımlar ve komünist devletler

[değiştir | kaynağı değiştir]
Orak ve çekiç,komünist sembolizminyaygın bir temasıdır. Sovyetler Birliği bayrağındaki orak, çekiç ve kızıl yıldıztasarımı bunun bir örneğidir.

Amerika Birleşik Devletleri'nde komünizm, Kızıl Tehlike'nin bir parçası olarak, tıpkı sosyalizm gibi otoriter sosyalizme ve komünist devletlere atfen çoğunlukla aşağılayıcı bir terim olarak kullanılmaktadır. Dünyanın ilk komünist devleti olarak Sovyetler Birliği'nin ortaya çıkışı, terimin Marksizm-Leninizm ve Sovyet tipi ekonomik planlama modeliyle geniş çapta ilişkilendirilmesine yol açmıştır.[4][19][20] Martin Malia, Judging Nazism and Communism ("Nazizm ve Komünizmi Yargılamak")[21] adlı makalesinde, "genel Komünizm" kategorisini entelektüeller tarafından yönetilen herhangi bir komünist siyasi parti hareketi olarak tanımlar; bu kapsayıcı terim, radikal Sovyet endüstriyalizmi ve Kızıl Khmerlerinkent karşıtlığı gibi farklı rejimleri bir araya getirmeyi mümkün kılar.[22] Alexander Dallin'e göre ise, Afganistan ve Macaristan gibi birbirinden oldukça farklı ülkeleri bir araya getirmenin yeterli bir açıklaması yoktur.[23]

Batılı tarihçiler, siyaset bilimciler ve haber medyası, komünist devlet terimini komünist partiler tarafından yönetilen ülkeleri ifade etmek için kullanırken, bu devletler kendilerini ne komünist olarak tanımlamış, ne de komünizme ulaştıklarını iddia etmişlerdir; kendilerini "komünizmi inşa etme sürecinde olan bir sosyalist devlet" olarak tanımlamışlardır.[24] Komünist devletler tarafından kullanılan terimler arasında ulusal-demokratik, halk demokrasisi, sosyalist yönelimli ve işçi ve köylü devletleri yer almaktadır.[25]

Erken komünizm

[değiştir | kaynağı değiştir]

Richard Pipes'a göre,[26] sınıfsız, eşitlikçi bir toplum fikri ilk olarak antik Yunanistan'da ortaya çıkmıştır. 20. yüzyıldan itibaren antik Roma'nın yanı sıra Aristoteles, Cicero, Demosthenes, Platon ve Tacitus gibi düşünürler de bu bağlamda ele alınmıştır. Özellikle Platon, olası bir komünist veya sosyalist teorisyen[27] ya da komünizmi ciddi şekilde ele alan ilk yazar olarak kabul edilmiştir.[28] İran'da 5. yüzyıldaki Mazdak hareketi, soylu sınıfların ve din adamlarının muazzam ayrıcalıklarına meydan okuduğu, özel mülkiyet kurumunu eleştirdiği ve eşitlikçi bir toplum yaratmaya çalıştığı için "komünist eğilimli" olarak tanımlanmıştır.[29][30] Zaman zaman, genellikle dinî metinlerden ilham alan çeşitli küçük komünist topluluklar da var olmuştur.[31]

Orta Çağ Hristiyan Kilisesi'nde, bazı manastır toplulukları ve dinî tarikatlar topraklarını ve diğer mülklerini paylaşıyorlardı. Valdoculuk gibi sapkın görülen bazı mezhepler, Hristiyan komünizminin erken bir türünü vaaz ediyorlardı.[32][33] Tarihçiler Janzen Rod ve Max Stanton'ın belirttiği üzere Hutteritler, İncil ilkelerine ve kilise disiplinine sıkı sıkıya bağlı kalarak bir tür komünizm uyguluyorlardı. Hutteritler, topluluklarında üretim, tüketim ve yaşamın diğer tüm yönlerini ortak mülkiyet esasına göre düzenleyen kurallardan oluşan katı bir Ordnungen (Nizamlar) sistemi" kurmuşlardı. Ekonomik bir sistem olarak komünizm, 16. yüzyıl Orta Avrupasında toplumsal devrimi destekleyen birçok köylü için cazip geliyordu.[34] Bu bağlantı, Marx'ın erken dönem yazılarından birinde de vurgulanmıştır: “Mesih, insanı tüm tanrısallığından ve dini bağlarından kurtaran bir aracı olduğu gibi, devlet de insanın tüm tanrısızlığını, tüm insani özgürlüğünü kendisine devrettiği aracıdır.”[35] Thomas Müntzer, Friedrich Engels'in 1850 tarihli Alman Köylü Savaşı adlı eserinde analiz ettiği Alman Köylü Savaşı sırasında büyük bir Anabaptist komünist harekete önderlik etmiştir. Birliği hedefleyen bu Marksist komünist ethos, insanlığın bir olduğu ve insanlar arasında ayrım yapmayan tek bir tanrı olduğunu savunan Hristiyan evrenselci öğretiyi yansıtır.[36]

Ütopya adlı eserinde ortak mülkiyete dayalı bir toplumu tasvir eden Thomas More.

Komünist düşüncenin kökenleri, 16. yüzyıl İngiliz yazarı Thomas More'un eserlerine kadar uzanmaktadır.[37] More, 1516 tarihli Ütopya adlı incelemesinde, yöneticilerinin akıl ve erdem yoluyla yönettiği, ortak mülkiyete dayalı bir toplumu tasvir etmiştir.[38] Marksist komünizmi Batı Avrupa'da Engels'ten sonra en çok popülerleştiren düşünür olan Marksist komünist teorisyen Karl Kautsky, More hakkında Thomas More ve Ütopyası adlı eseri yayınlamıştır; Kautsky'ye göre More'un fikirleri "Modern Sosyalizmin öncüsü" olarak kabul edilebilirdi. Rusya'daki Ekim Devrimi sırasında Vladimir Lenin, diğer önemli Batılı düşünürlerin yanı sıra More için de bir anıt ithaf edilmesini önermiştir.[39]

17. yüzyılda komünist düşünce, toprağın özel mülkiyetinin kaldırılmasını savunan ve Kazıcılar olarak bilinen Püriten bir dinî grup aracılığıyla İngiltere'de yeniden ortaya çıktı. Alman sosyalist teorisyen Eduard Bernstein, 1895 tarihli Cromwell ve Komünizm[40] adlı eserinde, İngiliz İç Savaşı sırasında özellikle Kazıcılar gibi bazı grupların açıkça komünist ve tarımsal eşitlikçi idealleri benimsediğini ve dönemin devrimci lideri Oliver Cromwell'in bu gruplara karşı tutumunun en iyi ihtimalle belirsiz, çoğu zaman ise düşmanca olduğunu belirtmiştir.[41][42] Özel mülkiyet fikrine yönelik eleştiriler, 18. yüzyıl Aydınlanma Çağı'nda Gabriel Bonnot de Mably, Jean Meslier, Étienne-Gabriel Morelly ve Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürler tarafından sürdürülmüştür.[43] Fransız Devrimi'nin çalkantılı döneminde komünizm, James H. Billington'a göre her biri modern komünizmin öncüleri olarak kabul edilebilecek François-Noël Babeuf, Nicolas Restif de la Bretonne ve Sylvain Maréchal'in öncülüğünde siyasi bir doktrin olarak ortaya çıktı.[44]

19. yüzyılın başlarında, çeşitli sosyal reformcular ortak mülkiyete dayalı topluluklar kurdular. Önceki birçok komünist topluluğun aksine, dinî vurgunun yerini rasyonel ve hayırsever bir temel aldı.[45] Bu dönemin öne çıkan figürleri arasında, 1825'te Indiana'da New Harmony yerleşimini kuran Robert Owen ve takipçileri ve fikirleriyle 1841'de Massachusetts'te Brook Farm gibi yerleşimlerin kurulmasına ilham veren Charles Fourier yer almaktadır.[4]

Modern biçimiyle komünizm, 19. yüzyıl Avrupasındaki sosyalist hareketten doğmuştur. Sanayi Devrimi ilerledikçe, sosyalist eleştirmenler kapitalizmi, çoğunlukla tehlikeli koşullar altında çalışan yeni bir kentli fabrika işçisi sınıfı olan proletaryanın sefaletinden sorumlu tuttular. Bu eleştirmenlerin başında Karl Marx ve ortağı Friedrich Engels geliyordu. 1848'de Marx ve Engels, komünizme yeni bir tanım getirdiler ve ünlü broşürleri Komünist Manifesto ile bu terimi popülerleştirdiler.[4]

1917-1923 devrimci dalgası

[değiştir | kaynağı değiştir]
Lev Troçki, Kızıl Ordu'nun kurucusu ve Ekim Devrimi'nde önemli bir figür

1917'de, uzun süredir devam eden siyasi, toplumsal ve ekonomik sorunlar, o sırada hâlâ I. Dünya Savaşı'nda yer alan Rus İmparatorluğu'nda devrimci bir dalgayı körükledi. Şubat Devrimi ile Rus İmparatorluğu devrildi ve yerine Anayasal Demokrat Parti (Kadetler) gibi liberallerin hakimiyetinde olan ve bazı ılımlı sosyalistlerin de yer aldığı Rus Geçici Hükümeti iktidara geldi. Bu sırada Petrograd'daki sosyalist entelektüeller, askerler ve işçiler Petrograd Sovyeti'ni kurarak fiili bir "ikili iktidar" durumunun doğmasına neden oldular.[46] Geçici Hükümet'in Rusya'nın I. Dünya Savaşı'na katılımını sürdürme eğilimi, halk nezdindeki meşruiyetini zayıflatırken çeşitli sosyalist partilere olan desteğin artmasına sebep oldu.[47] Ülkedeki sosyalistler arasında Sosyalist Devrimci Parti'nin yanı sıra, Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nden ayrılan Menşevikler ve Bolşevikler yer alıyordu.[48] Aynı yıl gerçekleşen Ekim Devrimi ile Vladimir Lenin liderliğindeki Bolşevikler iktidarı ele geçirdi. Böylece tarihte ilk defa kendini açıkça komünist olarak tanımlayan bir parti iktidara gelmiş oldu. Bolşevikleri iktidarı, çoğunlukta oldukları Tüm-Rusya Sovyetler Kongresi'ne devretti.[49][50][51] Bolşeviklerin bu başarısı, "Barış, Ekmek ve Toprak" sloganından ifadesini bulan, I. Dünya Savaşı'ndan çekilme yönündeki büyük kitlesel arzuya, köylülerin toprak reformu talebine ve Sovyetlere yönelik halk desteğine dayanıyordu.[52]

Kurucu Meclis seçimleri Kasım 1917'de yapıldı. Bolşevikler oyların %24'ünü kazandı.[53]
Kurucu Meclisi fesheden Kızıl Muhafız denizcilerinden oluşan bir birlik.

Ekim Devrimi'nin Geçici Rus Hükûmeti'ni devirmesinin ardından Bolşevikler, iktidarı 2. Tüm Rusya İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetleri Kongresi'ne devretmek üzere harekete geçtiler. Müzakerelerin ardından, Sol Sosyalist Devrimciler (Sol SR) ve Bolşevikler Kasım 1917'den Temmuz 1918'e kadar sürecek olan bir koalisyon hükümeti kurarken, Sosyalist Devrimci Parti'nin sağ kanadı Sovyetleri boykot ederek Ekim Devrimi'ni yasadışı bir darbe olarak nitelendirdi. 1917 Rus Kurucu Meclis seçimlerinde, sosyalist partiler oyların %70'inden fazlasını aldı. Bolşevikler kent merkezlerinde seçimleri kazandı ve Batı Cephesi'ndeki askerlerin oylarının yaklaşık üçte ikisini alarak toplamda %23,3 oy oranına ulaştı. Sosyalist Devrimciler, kırsal kesimdeki köylülerin desteği sayesinde %37,6 oy alarak birinci parti olurken, Ukrayna Sosyalist Bloğu %12,7 ile üçüncü olmuş; Menşevikler ise oyların %3'ünü alabilmiştir.[54] Sosyalist Devrimci Parti'nin sandalyelerin çoğunun partideki sağ kanada gitmesi üzerine Bolşevik-Sol SR koalisyonu, partideki bölünmeyi yansıtmayan, güncelliğini yitirmiş seçmen listelerini ve meclisin Sovyetler Kongresi ile çatışmasını gerekçe göstererek Ocak 1918'de Kurucu Meclisi feshetti. Taslak kararname, daha önce çok partili serbest seçim sistemini desteklemiş olan ve Lenin'in hakimiyetinde bulunan Tüm Rusya Merkezî Yürütme Komitesi tarafından yayımlandı. Bazıları bunun, toplumu kontrol eden hiyerarşik bir parti eliti öncücülüğünün başlangıcı olduğunu savunur.[55] Bu olaylar, anarşizm ve Marksizm arasında kesin bir kopuşa yol açarken Leninist komünizmin, 20. yüzyılın önemli kısmında sosyalist akımlar arasında baskın konuma gelmesinin önünü açmıştır.[56] Bu süreçte bir dizi politika uygulamaya konmuştur: Kilise, soylular ve kraliyet ailesine ait topraklar köylülere yeniden dağıtıldı ve karşılığında köylülerden temel ihtiyaçlarının ötesindeki tahıl fazlasını teslim etmeleri zorunlu kılındı (Prodrazverstka). Bolşevikler, I. Dünya Savaşı'nda savaşan taraflara acil ateşkes çağrısında bulundu. İşçilere fabrikalar üzerinde daha fazla kontrol hakkı verildi. Bolşevikler, yeni devrimci hükûmete muhalif olan gazeteleri kapatma yetkisine sahip oldu ve Tüm Rusya Olağanüstü Komisyonu (Çeka), gizli bir polis teşkilatı olarak kuruldu.[57] Lenin, Mart 1918'de partinin adını resmi olarak "Komünist Parti" olarak değiştirdi.[47]

1918'in başlarında Bolşeviklerin Brest-Litovsk Antlaşması'ni kabul etmesiyle Sovyet Rusya I. Dünya Savaşı'ndan çekildi. Kurucu Meclis'in feshedilmesiyle birlikte, Bolşevik karşıtı güçler artık Bolşevik politikalarından duydukları memnuniyetsizliği yalnızca parlamento dışı yollarla ifade edebiliyorlardı.[58] Bolşeviklere karşı koymak için çeşitli bölgelerde Beyaz Ordu'yu örgütleyen Beyaz Hareket; Anton Denikin liderliğindeki Güney Rusya Silahlı Kuvvetleri'ni, Aleksandr Kolçak liderliğindeki Rus Ordusu'nu ve Baltık bölgesi, Murmansk ve Arkhangelsk'te örgütlenen birlikleri kapsıyordu. Bolşeviklere karşı çıkan Sosyalist Devrimci Parti liderlerinden oluşan bir grup ise Samara'da Kurucu Meclis Üyeleri Komitesi'ni (Komuç) kurarak daha önce Rus İmparatorluğu'na hizmet etmiş olan Çekoslovak Lejyonu'ndan da destek aldılar. Rusya genelindeki milliyetçiler bağımsızlık arayışındaydı; daha öncesinde, bağımsızlığını ilan etmiş olan Ukrayna Halk Cumhuriyeti, Bolşeviklerle savaşa girmişti ve hem İtilaf hem de İttifak Devletleri, belirli Bolşevik karşıtı güçleri destekliyordu.[59] Rus İç Savaşı patlak verdi ve Bolşevikler bu birleşik tehdide karşı koymak için başlangıçta büyük ölçüde gönüllülük esasına dayanan askeri yapılarını, Lev Troçki komutasında profesyonel bir Kızıl Ordu'ya dönüştürdüler.[60] Bu dönemde uygulamaya konan savaş komünizmi, iç savaş sırasında Bolşeviklerin karşı karşıya kaldığı zorluklar neticesinde benimsediği ilk sistemdi.[61] Adında komünizm geçmesine rağmen, işçiler için katı bir disiplin, grev eylemlerinin yasaklanması, zorunlu çalışma yükümlülüğü ve askeri tarzda bir denetimi içeriyordu. Bu nedenle, tutarlı bir siyasi ideolojiden ziyade, Bolşeviklerin Sovyet bölgelerinde iktidarı ve kontrolü elinde tutmak için başvurduğu otoriter bir kriz yönetimi olarak tanımlanmıştır.[62]

Bolşevikler başlangıçta Rusya'daki devrimi bir dünya devriminin başlangıcı olarak görüyorlardı ve yabancı müdahaleler ve milliyetçi güçlere karşı yürüttükleri mücadele bu inancı daha da pekiştirdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı'nın sona ermesi, Avrupa genelinde bir sosyalist devrim dalgasının yayılmasıyla birlikte kıta genelinde bir toplumsal çalkantı dönemini başlattı.[63] 1919'da Bolşevikler, dünya çapında devrimi teşvik etmeye adanmış olan Komintern'i kurdular.[64] Ancak Bolşevikler, Polonya-Sovyet Savaşı sırasındaki Varşova Muharebesi'nde büyük bir yenilgiye uğradılar ve ayrıca Litvanya, Letonya ve Estonya da Bolşeviklere karşı yürüttükleri bağımsızlık savaşlarını kazandılar. Tüm bu gelişmeler, Bolşevik liderliğinin bir dünya devrimine olan iyimserliğini azalttı.[65]

Bolşevikler Beyaz Ordu'yu yenerek Rus İç Savaşı'nı kazandı.[66] Ancak iç savaşın son aşamalarında köylüler ve işçiler, özellikle Prodrazverstka da dahil olmak üzere Bolşevik politikalarından memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. Mart 1921'de Petrograd'ın Kronstadt kentinde daha demokratik politikaların uygulanmasını ve baskıcı önlemlerin azaltılmasını talep eden bir işçi ayaklanması patlak verdi; ancak bu ayaklanma Kızıl Ordu tarafından sert bir şekilde bastırıldı.[67] 15 Nisan 1921'de 10. Parti Kongresi'nde Lenin, ekonomiyi canlandırmak ve genel gerilimleri azaltmak amacıyla Bolşeviklerin devrimci politikaları kademeli olarak gevşeteceği Yeni Ekonomi Politikası'nın uygulanmaya konulması yönünde çağrıda bulundu.[68]

Bu olaylar Marksist hareket içinde çok sayıda teorik ve pratik tartışmayı beraberinde getirdi. Marx, sosyalizm ve komünizmin ancak en gelişmiş kapitalist kalkınmanın temelleri üzerinde yükselebileceğini öngörmüştü; fakat Rus İmparatorluğu, çoğunluğu okuma yazma bilmeyen devasa bir köylü nüfusu ve azınlıkta kalan sanayi işçilerinden oluşan toplumuyla Avrupa'nın en yoksul ülkelerinden biriydi. Bununla birlikte Marx, yaşamının son döneminde "Batı Avrupa'da kapitalizmin doğuşuna dair çizdiği tarihsel taslağın, içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun tüm halklara uygulanabilir belirlenimci bir tarihsel-felsefi teoriye dönüştürme girişimlerine" karşı uyarılarda bulunmuş[69] ve Rusya'nın Obşina (köy komünleri) sayesinde burjuva yönetimi aşamasını atlayabileceğini belirtmişti.[70][not 1] Daha ılımlı Menşevikler de, kapitalist üretim biçimi henüz tam olarak gelişmemiş olduğu için Bolşeviklerin sosyalist devrim planına karşı çıktılar. Diğer komünistler ve Marksistler, özellikle sosyalizmin ön koşulu olarak liberal demokrasinin gelişimini savunan sosyal demokratlar, Rusya'nın sosyalist bir devrim için çok geri kalmış olarak görülmesi nedeniyle başından beri Bolşevikleri eleştimişlerdir.[16] 1918-1919 Alman Devrimi ve geniş proletarya devrimci dalgasından ilham alan konsey komünizmi ve sol komünizm, Rusya'daki gelişmelere yanıt olarak ortaya çıktı ve anayasal olarak kendisini sosyalist ilan eden devletleri eleştirdi. Büyük Britanya Sosyalist Partisi gibi bazı sol partiler, Bolşevikler ve onların kalkınma modelini takip eden diğer komünist devletlerin, 20. yüzyılda daha sonra çeşitli akademisyenler tarafından tanımlanacağı gibi[74] devlet kapitalizmi veya komuta ekonomisi kurduğunu 1917'nin sonlarında ilan etmişlerdi.[75][76][77] Sovyet kalkınma yolu iki aşamalı teoriye atıfta bulunarak "sosyalizm" olarak bilinmeden önce, komünistler, sosyalist üretim biçimi ile komünizm arasında büyük bir ayrım yapmamışlardır.[18] Bu durum, değer yasasının ekonomik faaliyeti yönlendirmediği sosyalizmin erken kavramlarıyla tutarlıdır ve bu kavramların şekillenmesine yardımcı olmuştur. Değişim değeri, kâr, faiz ve ücretli emek biçimindeki parasal ilişkiler, Marksist sosyalizmde geçerli değildir ve uygulanmaz.[78]

Joseph Stalin, değer yasasının sosyalizmde hâlâ geçerli olacağını ve Sovyetler Birliği'nin bu yeni tanıma göre sosyalist olduğunu belirtmiş ve bu görüş bazı komünist liderler tarafından da takip edilmiş olsa da, birçok diğer komünist orijinal tanımı korumakta ve komünist devletlerin bu anlamda sosyalizmi hiçbir zaman kurmadığını belirtmektedir. Lenin, kendi politikalarını devlet kapitalizmi olarak tanımlamış ancak bunları sosyalizmin gelişimi için gerekli görmüştür. Bazı sol eleştirmenler sosyalizmin asla kurulmadığını söylerken, bazı Marksist-Leninistler sosyalizmin yalnızca Stalin ve Mao dönemlerinde kurulduğunu ve daha sonra bu ülkelerin revizyonistler tarafından yönetilen kapitalist devletlere dönüştüğünü belirtir. Başkaları ise, Maoist Çin'in her zaman devlet kapitalizmi ile yönetildiğini ve 1936 Sovyetler Birliği Anayasası ile sosyalizme ulaşıldığını ilan eden Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği'nden[79] sonra dünyadaki tek sosyalist devletin Arnavutluk Halk Sosyalist Cumhuriyeti olduğunu savunmaktadır.[80][81]

Komünist devletler

[değiştir | kaynağı değiştir]

Sovyetler Birliği

[değiştir | kaynağı değiştir]
Joseph Stalin, 1924-1953 arasındaki Sovyetler Birliği lideri.

1922'de Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Beyaz Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ve Transkafkasya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti bir araya gelerek, kısaca Sovyetler Birliği olarak bilinen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ni kurdu.[82] 1921'deki geniş çaplı yasaktan önce Komünist Parti içinde, özellikle Sol Muhalefet, Sağ Muhalefet ve İşçi Muhalefeti olmak üzere, izlenecek kalkınma yolunu tartışan çeşitli fraksiyonlar vardı. Sol ve İşçi muhalefetleri devlet kapitalizmi niteliğindeki kalkınmayı daha çok eleştirirken, özellikle İşçi Muhalefeti bürokratlaşmayı ve yukarıdan aşağıya kalkınmayı eleştiriyordu. Sağ Muhalefet ise devlet kapitalist kalkınmayı daha çok destekliyor ve Yeni Ekonomi Politikası'nı savunuyordu.[61] Lenin'in demokratik merkeziyetçilik ilkesini izleyen Leninist partiler, tabanını üyelerin aktif hücrelerinin oluşturduğu hiyerarşik bir temel üzerine örgütlenmişti. Bu partiler, yalnızca partinin üst kademe üyeleri tarafından güvenilir bulunan ve tamamen parti disiplinine tabi olan elit kadrolardan oluşuyordu.[83] Troçkizm, ana muhalif komünist akım olarak sol komünistlerin yerini alırken, kökeni konsey komünizminin liberteryen Marksist akımına kadar uzanan daha liberter komünist akımlar, Sovyetler Birliği dışında önemli muhalif komünist akımlar olarak kalmaya devam etti. 1936-1938 arasında, Joseph Stalin'in Sovyetler Birliği Komünist Partisi içindeki olası her türlü muhalefeti yok etme girişimi olan Büyük Temizlik gerçekleşti. Moskova duruşmalarında, Rus Devrimi sırasında veya sonrasındaki Lenin'in Sovyet hükümetinde önemli roller oynamış olan Lev Kamenev, Grigori Zinovyev, Aleksey Rıkov ve Nikolay Buharin gibi birçok eski Bolşevik, Sovyetler Birliği'ne karşı komplo kurmakla suçlanmış, suçlarını itiraf etmiş ve idam edilmiştir.[84][83]

İkinci Dünya Savaşı'nın yol açtığı yıkım, sanayi tesislerinin, konutların ve ulaşımın yeniden inşasınının yanı sıra milyonlarca asker ve sivilin terhis ve göçünü içeren devasa bir canlanma programıyla sonuçlandı. Bu kargaşanın ortasında 1946-1947 kışında, Sovyetler Birliği 20. yüzyılın en şiddetli doğal kıtlığını yaşadı.[85][sayfa belirt] Gizli polis, olası şüphelileri Gulaglara göndermeye devam ederken ülke içinde Stalin'e karşı ciddi bir muhalefet bulunmuyordu. Stalin'in Doğu Avrupa üzerindeki siyasi kontrolünü ve Berlin Ablukasını kınamalarıyla birlikte ABD ve İngiltere ile ilişkiler, dostluktan düşmanlığa dönüştü.

1947'ye gelindiğinde Soğuk Savaş başlamıştı. Stalin, kapitalizmin içi boş bir kabuk olduğuna ve İtalya gibi ülkelerdeki vekil güçler aracılığıyla giderek artıracağı askeri olmayan baskılar sonucunda çökeceğine inanıyordu. Batı'nın ekonomik gücünü büyük ölçüde hafife aldı ve Batı'nın kazandığı bir zafer görmek yerine Sovyet genişlemesini kalıcı olarak durdurmak veya sınırlamak için tasarladığı ittifakları gördü. 1950 başlarında Stalin, kısa sürecek bir savaş beklentisiyle Kuzey Kore'nin Güney Kore'yi işgaline onay verdi. Amerikalılar savaşa girip Kuzey Korelileri yenerek neredeyse Sovyet sınırına kadar geri ittiğinde şaşkına döndü. Stalin, Çin'in Kore Savaşı'na girmesini destekledi; bu hamle Amerikalıları savaş öncesi sınırlara geri püskürtse de gerilimi daha da tırmandırdı. Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetlerle uzun süreli bir mücadele için ekonomisini seferber etmeye karar verdi, hidrojen bombasını geliştirdi ve Batı Avrupa'yıkapsayan NATO ittifakını güçlendirdi.[86]

Gorlizki ve Khlevniuk'a göre, Stalin'in 1945'ten sonraki tutarlı ve öncelikli amacı, ülkenin süper güç statüsünü pekiştirmek ve giderek artan fiziksel zayıflığına rağmen, kendi mutlak iktidarını korumaktı. Stalin, tarihsel Çarlık tarzı paternalist ve baskıcı, ancak aynı zamanda oldukça modern bir liderlik sistemi yarattı. En tepede, Stalin'e duyulan kişisel sadakat her şeyden önemliydi. Stalin ayrıca güçlü komiteler kurdu, genç uzmanları yükseltti ve büyük kurumsal yeniliklere başladı. Zulüm ve baskı iklimine rağmen Stalin'in yardımcıları, ölümünden sonra kolektif yönetimin temellerini oluşturacak gayriresmi normlar ve karşılıklı anlayışlar geliştirdiler.[85][sayfa belirt]

Batılıların ve anti-komünist Rusların çoğu için Stalin, kitlesel katliamcı bir figür olarak son derece olumsuz bir algıya sahipken, önemli sayıda Rus ve Gürcü için ise büyük bir devlet adamı ve devlet kurucusu olarak kabul edilmektedir.[87]

Mao Zedong, 1 Ekim 1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etti.

Çin İç Savaşı'nın ardından, Kuomintang liderliğindeki Milliyetçi hükûmetin Tayvan adasına kaçmasıyla, Mao Zedong ve Çin Komünist Partisi 1949'da iktidara geldi. Çin, 1950-53 yılları arasında, Kore Savaşı'nda Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore ve Birleşmiş Milletler güçleriyle büyük ölçekli, ilan edilmemiş bir savaşa girdi. Savaş askeri bir çıkmazla sonuçlansa da, Mao'ya Çin'de kapitalizmi destekleyen unsurları tespit edip tasfiye etme fırsatı verdi. Başlangıçta, 1930'ların Sovyet modeline benzer şekilde sanayileşme sürecine yardımcı olmak için teknik uzmanlar gönderen Stalin ile yakın işbirliği vardı.[82] Stalin'in 1953'teki ölümünden sonra Moskova ile ilişkiler bozuldu; Mao, Stalin'in haleflerinin komünist ideale ihanet ettiğini düşünüyordu. Mao, Sovyet lideri Nikita Kruşçev'i Marksizm ve Leninizme karşı çıkan ve kapitalizmin yeniden canlandırılması için zemin hazırlayan bir "revizyonist kliğin" lideri olmakla itham etti.[88] İki ülke 1960'a gelindiğinde kılıçları çekmiş durumdaydı. Her ikisi de dünya genelindeki komünist destekçileriyle ittifaklar kurmaya başladı ve böylece küresel hareket iki düşman kampa bölündü.[89]

Sovyetlerin hızlı kentleşme modelini reddeden Mao Zedong ve en yakın yardımcısı Deng Şiaoping, büyük kentler yerine köyleri temel alarak Çin'i bir gecede sanayileştirmek amacıyla 1957-1961 yılları arasında Büyük İleri Atılım hamlesini başlattı.[82] Toprakların özel mülkiyeti sona erdi ve köylüler, artık çelik fabrikaları gibi ağır sanayi işletmeleri kurmakla görevlendirilen büyük kolektif çiftliklerde (komünlerde) çalıştırılmaya başladı. Teknik uzman, yönetici, ulaşım veya imkanların eksikliği sebebiyle bu üretim tesisleri ücra yerlerde kuruldu. Sanayileşme girişimi başarısız oldu ve bunun ana sonucu, tarımsal üretimde kitlesel kıtlığa ve milyonlarca ölüme yol açan beklenmedik sert bir düşüş oldu. Büyük İleri Atılım yılları aslında ekonomik bir gerilemeye sahne oldu; 1958'ten 1961'e dek olan dönem, 1953 ile 1983 yılları arasında Çin ekonomisinin negatif büyüme gösterdiği tek yıllardı. Siyasi iktisatçı Dwight Perkins bunu şöyle anlatır: "Devasa miktarda yatırım, üretimde sadece mütevazı artışlar sağladı ya da hiç sağlamadı. ... Kısacası, Büyük Atılım çok pahalı bir felaketti."[90] Ekonomiyi kurtarma görevi verilen Deng, idealist Mao'nun hoşlana gitmeyen pragmatik politikalar benimsedi. Mao bir süreliğine geri planda kaldı, ancak daha sonra sahneye geri dönere Kültür Devrimi (1966-1976) sırasında Deng ve müttefiklerini tasfiye etti.[91]

Kültür Devrimi, 1966'dan 1976'ya kadar entelektüelleri ve parti liderlerini hedef alan bir altüst oluştu. Mao'nun amacı, Çin Komünist Partisi içinde Maoist ortodoksiyi dayatarak kapitalizm yanlılarını ve gelenekçileri temizleyerek komünizmi arındırmaktı. Bu hareket, Çin'i siyasi olarak felç etti ve ülkeyi yıllarca ekonomik, kültürel ve entelektüel açıdan yıllarca zayıf düşürdü. Milyonlarca insan suçlandı, aşağılandı, yetkileri elinden alındı veya hapsedildi, öldürüldü ya da çoğunlukla tarım işçisi olarak çalışmaya gönderildi. Mao, revizyonist olarak etiketlediği kişilerin şiddetli bir sınıf mücadelesi yoluyla ortadan kaldırılmasında ısrar etti. En önde gelen iki militan, ordudan Mareşal Lin Piao ve Mao'nun eşi Jiang Qing idi. Çin gençliği, Mao'nun çağrısına ülke genelinde Kızıl Muhafız grupları kurarak yanıt verdi. Hareket, orduya, kentli işçilere ve Komünist Parti liderliğinin bizzat kendisine yayıldı. Bu durum, hayatın her alanında hizip çatışmalarına yol açtı. Üst yönetim kademesinde, başta Liu Şaoçi ve Deng Şiaoping olmak üzere "kapitalist bir yolizlemekle" suçlanan kıdemli yetkililerin toplu olarak tasfiye edilmesine neden oldu. Aynı dönemde Mao'nun kişi kültü muazzam boyutlara ulaştı. Mao'nun 1976'daki ölümünden sonra, hayatta kalanların itibarları iade edildi ve birçoğu iktidara geri döndü.[82][sayfa belirt]

Mao hükûmeti, açlık, zulüm, hapishane işçiliği ve kitlesel infazlar yoluyla 40 ila 80 milyon arasında değişen tahminlerle çok sayıda ölümden sorumlu tutulmuştur.[92][93][94][95] Mao ayrıca Çin'i, yarı sömürgeden önde gelen bir dünya gücüne dönüştürdüğü, okuryazarlığı, kadın haklarını, temel sağlık hizmetlerini, ilköğretimi ve ortalama yaşam beklentisini büyük ölçüde geliştirdiği için de övgüler almıştır.[96][97][98][99]

    Komünist hükûmetlerce yönetilmiş olan devletler
  Sovyetler Birliği'nin bir noktada sosyalizme geçeceğine inandığı devletler
  Bir noktada Sovyetler Birliği'yle ittifak kurmuş diğer devletler

II. Dünya Savaşı'nda üstlendiği öncü rol sayesinde sanayileşmiş Sovyetler Birliği, bir süper güç olarak tarih sahnesine çıktı.[100][101] Sovyetler Birliği'ni örnek alarak şekillendirilmiş Marksist-Leninist hükümetler, Sovyet desteğiyle Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Polonya, Macaristan ve Romanya'da iktidara geldi. Yugoslavya'da da Josip Broz Tito liderliğinde bir Marksist-Leninist hükümet kuruldu; ancak Tito'nun bağımsız politikaları, Tito-Stalin ayrılığına ve Yugoslavya'nın 1948'de Kominform'dan ihraç edilmesine yol açtı ve Titoizm, ideolojik çizgiden "sapma" olarak nitelendirildi. Arnavutluk da 1960'taki Arnavutluk-Sovyet ayrılığının ardından bağımsız bir Marksist-Leninist devlet haline geldi.[80][81] Bu ayrılık, Stalinist Enver Hoca ile 1976'da destalinizasyon dönemini başlatan ve Yugoslavya ile diplomatik ilişkileri yeniden kuran Nikita Kruşçev liderliğindeki Sovyet hükümeti arasındaki ideolojik kopuştan kaynaklanıyordu.[102] Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi, Çin-Sovyet ayrılığının ardından kendi ideolojik gelişim yolunu izleyecek olan Çin Halk Cumhuriyeti'ni kurdu.[103] Komünizm, 20. yüzyılın büyük bir bölümünde Batı kapitalizminin bir rakibi ve tehdidi olarak görüldü.[104]

Batı Avrupa'da, komünist partiler savaş sonrası birçok hükümetin parçası oldu; Soğuk Savaş, İtalya'da olduğu gibi, bu ülkelerin birçoğunda komünistleri iktidardan uzaklaştırmaya zorlasa bile, bu partiler liberal-demokratik sürecin bir parçası olarak kalmaya devam ettiler.[105][106] Özellikle 1960'lardaki Yeni Sol hareketi ile birlikte liberteryen Marksizm'de de birçok gelişme yaşandı.[107] 1960 ve 1970'lerde birçok Batılı komünist parti, komünist devletlerin çoğu eylemini eleştirmiş, kendilerini onlardan uzaklaştırmış ve Avrupa komünizmi olarak bilinen demokrasi yoluyla sosyalizmi geliştirmişti.[105] Bu gelişme, Sovyetler Birliği'nin daha ortodoks destekçileri tarafından sosyal demokrasiye eşdeğer olarak nitelendirilerek eleştirildi.[108]

1957'den bu yana komünistler, Hindistan'ın Kerala eyaletinde demokratik seçimlerle sık sık iktidara gelmektedir.[109]

1959'da Kübalı devrimciler, diktatör Fulgencio Batista yönetimindeki Küba'nın önceki hükûmetini devirdiler.[110] Devrimciler başlangıçta tek bir komünist çizgide olmasalar da, askeri zaferlerinin ardından yeni isyancı yetkililer, siyasi konsolidasyonlarının yanı sıra yeni hükûmeti nihayetinde Marksist-Leninist olmaya iten bir tür radikalleşme sürecinden geçtiler.[111][112]

Sovyetler Birliği'nin dağılması

[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Doğu Bloku'nun büyük bir kısmının düşmesine sebep olan 1989 Devrimleri'nin ardından Varşova Paktı'nın çöküşüyle, Sovyetler Birliği 26 Aralık 1991'de resmen dağıldı. Bu durum, Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti Cumhuriyetler Sovyeti'nin 142-H numaralı bildirisinin bir sonucuydu.[113] Bildiri, eski Sovyet cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanıyor ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kuruyordu; ancak imzalacılardan beşi bunu çok daha sonra onayladı veya hiç onaylamadı. Bir önceki gün, Sovyetler Birliği'nin sekizinci ve son lideri olan devlet başkanı Mihail Gorbaçov istifa ederek makamının lağvolduğunu ilan etti ve Çeget'in (nükleer çanta) kontrolü de dahil olmak üzere yetkilerini Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'e devretti. O akşam saat 7.32'de Sovyet bayrağı Kremlin'den son kez indirildi ve yerine devrim öncesi Rus bayrağı çekildi. Öncesindeki dört aylık süreçte, Rusya da dahil olmak üzere tüm cumhuriyetler birlikten ayrılmıştı. Birliğin resmi olarak dağılmasından bir hafta önce, on bir cumhuriyet Almatı Protokolü'nü imzalayarak Bağımsız Devletler Topluluğu'nu resmen kurmuş ve Sovyetler Birliği'nin varlığının sona erdiğini ilan etmişti.[114][115]

Sovyet sonrası dönemde komünizm

[değiştir | kaynağı değiştir]
Çin Komünist Partisi 18. Ulusal Kongresi
Vietnam'ın Ho Chi Minh şehrinde gece vakti çekilmiş Komünist bayrağı, 2024

2026 yılı itibarıyla, komünist partiler tarafından tek partili bir sistemde yönetilen devletler arasında Çin Halk Cumhuriyeti, Küba Cumhuriyeti, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti bulunmaktadır. Komünist partiler veya onlardan türeyen ardıl partiler, diğer birçok ülkede siyasi önemini korumaktadır. Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Komünizmin Çöküşü ile birlikte, medyada bazen "neostalinistler" olarak anılan ve ortodoks Marksizm-Leninizme bağlı kalan katı komünistler ile Almanya'daki Sol Parti (Die Linke) gibi sosyalizme giden demokratik bir yol için liberal-demokratik süreç içinde çalışanlar arasında bir bölünme yaşandı.[116] İktidardaki diğer bazı komünist partiler ise demokratik sosyalist ve sosyal demokrat partilere daha yakın hale geldi.[117] Komünist devletlerin dışında, reforme edilmiş komünist partiler, eski Doğu Bloku da dahil olmak üzere sol eğilimli hükümetlere veya bölgesel koalisyonlara liderlik etti veya bunların bir parçası oldu. Nepal'de komünistler (Nepal Komünist Partisi (Birleşik Marksist-Leninist) ve Nepal Komünist Partisi (Maoist Merkez)), 2008'de monarşiyi kaldıran ve ülkeyi federal liberal-demokratik bir cumhuriyete dönüştüren 1. Kurucu Meclis'in bir parçası olmuşlardır. Bu partiler, Halkın Çok Partili Demokrasisi programının bir parçası olarak diğer komünistler, Marksist-Leninistler ve Maoistler (Nepal Komünist Partisi (Devrimci Maoist)), sosyal demokratlar (Nepal Kongresi) ve diğerleriyle iktidarı demokratik olarak paylaşmışlardır.[118][119] Rusya Federasyonu Komünist Partisi'nin belirli bir destekçi kitlesine sahiptir; ancak devrimci olmaktan ziyade reformist bir parti olup Rusya'nın piyasa ekonomisindeki eşitsizlikleri azaltmayı amaçlamaktadır.[4]

Çin'de reform ve dışa açılma 1978'de Deng Şiaoping'in liderliğinde başlatılmış ve o zamandan beri Çin, yoksulluk oranını Mao dönemindeki %53'ten, 2001'de %8'e düşürmeyi başarmıştır.[120] Sovyet sübvansiyonlarını ve siyasi desteğini kaybettikten sonra Vietnam ve Küba, ekonomilerini daha fazla piyasa odaklı hale getirerek ülkelerine daha fazla yabancı yatırım çekmiştir.[4] Sovyet tarzı komünizmi hâlâ sürdüren son komünist ülke olan Kuzey Kore ise hem baskıcı hem de izolasyonist yapısını korumaktadır.[4]

Komünist siyasi düşünce ve teori kendi içinde çeşitlilik gösterse de birkaç temel unsuru paylaşır.[a] Komünizmin baskın biçimleri Marksizm veya Leninizme dayanır; ancak özellikle liberteryen Marksizm ve hümanist Marksizm gibi Marksist teorilerden kısmen etkilenmiş olan anarko-komünizm ve Hristiyan komünizmi gibi Marksist olmayan komünizm biçimleri de mevcuttur. Ortak unsurlar arasında, ideolojik olmaktansa teorik olmak, siyasi partileri ideolojilerine göre değil, sınıfsal ve ekonomik çıkarlarına göre tanımlamak ve proletarya ile özdeşleşmek yer alır. Komünistlere göre proletarya, kitlesel işsizlikten ancak kapitalizmin devrilmesiyle kurtulabilir; kısa vadede ise devlet odaklı komünistler, proletaryayı kapitalist baskıdan korumanın bir aracı olarak ekonominin komuta tepelerinin devlet mülkiyetinde olmasını tercih ederler. Bazı komünistler, köylüleri ve küçük mülk sahiplerini kapitalizmin tasfiyesini hızlandırmada olası müttefikler olarak görmeleriyle diğer Marksistlerden ayrılırlar.[121]

Leninist komünizme göre, proletarya, siyasi ve maddi koşullarını iyileştirmeye yönelik kısa vadeli çıkarları da dahil olmak üzere bu tür hedeflere ancak bir öncü parti aracılığıyla ulaşabilir. Bu yaklaşım, liberteryen komünistlerin savunduğu gibi proletaryanın bizzat kendisine danışmak yerine,[121] onun çıkarlarını belirlemek için teorik analizi esas alan ve yukarıdan aşağıya örgütlenen elitist bir sosyalizm biçimidir.[122] Seçimlere katıldıklarında Leninist komünistlerin temel görevi, seçmenlerin bizzat ifade ettikleri taleplere göre hareket etmektense, seçmenleri, onların "gerçek çıkarları" konusunda eğitmektir. İktidara geldiklerinde ise Leninist komünistlerin başlıca görevi, diğer siyasi partilerin kendi bağımsız adaylarını çıkararak proletaryayı aldatmasını engellemektir. Vladimir Lenin tarafından tasarlanan bu öncücü yaklaşım, komünistlerin yalnızca kadrolardan, yani tam zamanlı profesyonel devrimciler olan parti üyelerinden oluşabileceğini öngören demokratik merkeziyetçilik ilkesine olan bağlılıklarından ileri gelir.[121]

Marksist komünizm

[değiştir | kaynağı değiştir]
Şangay'da Karl Marx (solda) ve Friedrich Engels'e (sağda) adanmış bir anıt.

Marksizm, toplumsal sınıf ilişkilerini ve toplumsal çatışmayı anlamak için tarihsel materyalizmolarak bilinen tarihsel ilerlemenin materyalist bir yorumunu ve toplumsal dönüşümü incelemek için diyalektik bir bakış açısını kullanan bir sosyoekonomik analiz yöntemidir. Kökeni 19. yüzyıl Alman filozofları Karl Marx ve Friedrich Engels'in çalışmalarına dayanır. Marksizm zaman içinde çeşitli dallara ve düşünce okullarına evrildiğinden, tek ve kesin bir Marksist teoriden söz edilemez.[123] Marksizm kendisini bilimsel sosyalizmin vücut bulmuş hali olarak görür; ütopik sosyalistler gibi entelektüellerin tasarımını temel alan ideal bir toplum modeli çizmez ve komünizmi herhangi bir akılcı tasarıma dayanarak kurulacak bir ilişkiler durumu olarak görmez. Aksine Marksizm, maddi tarihi ve toplumu anlamaya yönelik idealist olmayan bir girişimdir ve bu anlayışa göre komünizm, koşulları hayatın kendisinden türetilen somut bir hareketin ifadesidir.[124]

Marksist teoriye göre kapitalist toplumlarda sınıf çatışması, ezilen ve sömürülen proletaryanın, egemen sınıf olan burjuvazi ile maddi çıkarları arasındaki çelişkilerden kaynaklanır. Proletarya, mal ve hizmet üretmek için istihdam edilen ücretli işçilerden oluşurken, burjuvazi ise üretim araçlarına sahip olan ve servetini, proletaryanın ürettiği artı ürüne kâr biçiminde el koyarak elde edenlerden oluşan sınıftır. Genellikle bir toplumun üretici güçlerinin üretim ilişkilerine başkaldırısı olarak ifade edilen bu sınıf mücadelesi, farklı düzeyde sınıf bilinciyle olsa bile, burjuvazinin proletaryanın maruz kaldığı giderek yoğunlaşan emek yabancılaşmasını yönetmeye çalışmasıyla birlikte kısa süreli kriz dönemlerine sebep olur. Derin kriz dönemlerinde ezilenlerin direnişi, zafer kazanması halinde üretim araçlarının toplumsal mülkiyetine, "Herkese katkısına göre" ilkesine ve kullanım amaçlı üretime dayalı sosyalist üretim biçiminin kurulmasına yol açan bir proletarya devrimiyle sonuçlanabilir. Üretici güçler gelişmeye devam ettikçe komünist toplum, yani ortak mülkiyete dayalı, sınıfsız, devletsiz ve insancıl bir toplum, "Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre" ilkesini izler.[18]

Kökeni Marx ve Engels'in eserlerine dayansa da, Marksizm birçok farklı dal ve düşünce okuluna evrilmiştir ve dolayısıyla günümüzde tek ve kesin bir Marksist teori bulunmamaktadır.[123] Farklı Marksist okullar, klasik Marksizmin belirli yönlerine daha fazla vurgu yaparken diğer yönlerini reddetmiş veya değiştirmiştir. Birçok düşünce okulu, Marksist ve Marksist olmayan kavramları birleştirmeye çalışmış; bu da çelişkili sonuçlara yol açmıştır. Tarihsel materyalizmin ve diyalektik materyalizmin tüm Marksist düşünce okullarının temel unsurları olarak kaldığının kabulüne doğru bir eğilim mevcuttur.[30] Marksizm-Leninizm ve onun uzantıları bu okullar arasında en bilinenleridir ve 20. yüzyılın büyük bölümünde uluslararası ilişkilerde itici bir güç olmuştur.[125]

Klasik Marksizm, Marx ve Engels tarafından ortaya konan iktisadi, felsefi ve sosyolojik teorilerdir ve Leninizm ve Marksizm-Leninizm gibi Marksizmin daha sonraki gelişmelerinden farklıdır.[126] Ortodoks Marksizm, Marx'ın ölümünden sonra ortaya çıkan ve 1914'teki I. Dünya Savaşı'na kadar İkinci Enternasyonal'de temsil edilen sosyalist hareketin resmî felsefesi haline gelen Marksist düşünce bütünüdür. Ortodoks Marksizm, klasik Marksizmin algılanan belirsizlik ve çelişkilerini netleştirerek Marksist yöntem ve teoriyi basitleştirmeyi, düzenlemeyi ve sistematize etmeyi amaçlar. Ortodoks Marksizmin felsefesi, maddi ilerlemelerin (üretici güçlerdekiteknolojik ilerlemeler) toplum yapısında ve insanî toplumsal ilişkilerdeki değişimin temel müsebbibi olduğu ve toplumsal sistemlerin ve bunların ilişkilerinin (feodalizm, kapitalizm vb.) üretici güçler geliştikçe çelişkili ve verimsiz hale geldiği, bunun da artan çelişkilere yanıt olarak bir tür toplumsal devrimin ortaya çıkmasına yol açtığı anlayışını içerir. Bu devrimci değişim, toplum genelinde temel değişikliklerin aracıdır ve nihayetinde yeni ekonomik sistemlerin ortaya çıkmasını sağlar.[127] Bir terim olarak ortodoks Marksizm, Marx'ın araştırmalarının sonuçlarına dogmatik bir bağlılık ima etmeksizin, klasik Marksizmin özünde bulunan normatif yönleri değil, tarihsel materyalizmin ve diyalektik materyalizmin yöntemlerini temsil eder.[128]

Marksist kavramlar

[değiştir | kaynağı değiştir]
Sınıf mücadelesi ve tarihsel materyalizm
[değiştir | kaynağı değiştir]

Marksizmin temelinde, tarih boyunca ekonomik sistemlerin temel özelliğinin üretim biçimi olduğunu ve üretim biçimleri arasındaki değişimin sınıf mücadelesiyle tetiklendiğini savunan materyalist tarih anlayışı yatar. Bu analize göre, Sanayi Devrimi dünyayı yeni kapitalist üretim biçimine taşımıştır. Kapitalizmin öncesinde, belirli işçi sınıfları üretimde kullanılan araçların mülkiyetine sahipti; ancak makineler çok daha verimli hale geldiği için bu mülkiyet değersizleşti ve işçilerin büyük çoğunluğu ancak başka birinin makinesini kullanmak ve o kişiye kâr sağlamak için kendi emeğini satarak hayatta kalabilir hale geldi. Buna bağlı olarak kapitalizm dünyayı iki ana sınıfa böldü: proletarya ve burjuvazi. Bu sınıflar doğrudan birbirinin zıttıdır; çünkü burjuvazi, üretim araçlarının özel mülkiyetine sahiptir ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmadığı için emeğini burjuvaziye satmaktan başka seçeneği olmayan proletaryanın ürettiği artı değeraracılığıyla kâr elde eder.[129]

Tarihin materyalist anlayışına göre, feodalizm içinde yükselen burjuvazi, kendi maddi çıkarlarını genişleterek iktidarı ele geçirmiş ve tüm özel mülkiyet ilişkileri arasından yalnızca feodal ayrıcalıkları ortadan kaldırarak feodal egemen sınıfı yok etmiştir. Bu durum, üretimde büyük bir genişlemeye yol açan sınıf ve mülkiyet ilişkilerinin nihai ifadesi olan yeni bir üretim biçimi olarak kapitalizmin pekişmesinin ardındaki bir diğer önemli unsurdu. Özel mülkiyetin kendisi ancak kapitalizmde ortadan kaldırılabilir.[130] Benzer şekilde, proletarya da siyasi iktidarı ele geçirecek, üretim araçlarının ortak mülkiyeti yoluyla burjuva mülkiyetini ortadan kaldıracak, böylece burjuvaziyi ve nihayetinde proletaryanın kendisini de ortadan kaldıracak ve dünyayı yeni bir üretim biçimi olarak komünizme taşıyacaktır. Kapitalizm ile komünizm arasında yer alan proletarya diktatörlüğü aşaması, burjuva devletinin yenilgisi anlamına gelse de, henüz kapitalist üretim biçiminin sona ermesi demek değildir; ancak bu üretim biçiminin ötesine geçmeyi mümkün kılan tek unsurdur. Paris Komünü modeline dayalı bu "diktatörlük",[131] tüm kamu otoritesinin genel oy hakkı temelinde seçilip görevden alınabildiği en demokratik devlet olacaktır.[132]

Siyasi ekonomi eleştirisi
[değiştir | kaynağı değiştir]

Siyasi ekonomi eleştirisi, ekonomide kaynak tahsisi ve gelir dağılımının biçimleri ve yöntemlerine ilişkin ana akım söylemi oluşturan çeşitli sosyal kategorileri ve yapıları reddeden bir toplumsal eleştiri biçimidir. Marx ve Engels gibi komünistler, siyasi ekonominin önde gelen eleştirmenleri olarak tanımlanır.[133][134][135] Bu eleştiri, ekonomistlerin gerekçesiz kabul ettiği ve gerçekçi olmayan aksiyomların, hatalı tarihsel varsayımların ve çeşitli betimleyici anlatıların normatif kullanımını reddeder.[136] Ana akım ekonomistlerin ekonomiyi a priori bir toplumsal kategori olarak konumlandırma eğilimini kabul etmezler.[137] Ekonomi eleştirisiyle uğraşanlar, ekonominin ve kategorilerinin tarih ötesi bir şey olarak anlaşılması gerektiği görüşünü reddetme eğilimindedir.[138][139] Ekonomi, kaynakları dağıtmanın tarihsel olarak özgün birçok yolundan sadece biri olarak görülür. Bunun, moderniteyle birlikte ortaya çıkan nispeten yeni bir kaynak dağıtım biçimi olduğunu savunurlar.[140][141][142]

Ekonomi eleştirmenleri, ekonominin kendisinin mevcut durumunu eleştirir ve ekonomilerin nasıl yönetileceğine dair teoriler oluşturmayı amaçlamazlar.[143][144] Ekonomi eleştirmenleri, genellikle ekonomi olarak adlandırılan şeyi, kendiliğinden açık veya ilan edilmiş ekonomik yasaların sonucu olmaktan ziyade, metafizik kavramlar ve toplumsal ve normatif uygulamalar demeti olarak görürler.[145] Ayrıca, iktisat alanında yaygın olan görüşleri hatalı veya basitçe sözdebilim olarak değerlendirme eğilimindedirler.[146][147] 21. yüzyıla gelindiğinde, artık çok sayıda siyasi ekonomi eleştirisi mevcuttur; bunların ortak noktası, siyasi ekonomi eleştirmenlerinin dogma olarak gördükleri şeye, yani ekonominin gerekli ve tarih ötesi bir toplumsal kategori olduğu iddialarına yönelik eleştiridir.[148]

Marksist ekonomi
[değiştir | kaynağı değiştir]

Marksist ekonomi ve savunucuları, kapitalizmi, azalan kâr oranlarını telafi etmek için çalışanların ücretlerini, sosyal haklarını kısma ve askerî saldırganlığa başvurma ihtiyacı nedeniyle ekonomik olarak sürdürülemez ve nüfusun yaşam standartlarını iyileştirmekten aciz olarak görürler. Komünist üretim biçimi, işçi devrimi yoluyla insanlığın yeni üretim biçimi olarak kapitalizmin yerini alacaktır. Marksist kriz teorisine göre komünizm kaçınılmaz bir durum değil, ekonomik bir zorunluluktur.[149]

Sosyalizasyon ve millileşme
[değiştir | kaynağı değiştir]

Marksizmde önemli bir kavram olarak, millileştirmeye karşı sosyalizasyon, yani toplumsal mülkiyet yer alır. Millileştirme, mülkiyetin devlet mülkiyeti olması iken, sosyalizasyon ise mülkiyetin toplum tarafından denetlenmesi ve yönetilmesi anlamına gelir. Marksizm, ikincisini hedefler ve millileştirmeyi taktiksel bir mesele olarak değerlendirir; zira devlet mülkiyeti hâlâ kapitalist üretim biçiminin alanındadır. Friedrich Engels'in sözleriyle, "...devlet mülkiyetine dönüşüm, üretici güçlerin kapitalist niteliğini ortadan kaldırmaz. ... Üretici güçlerin devlet mülkiyetine geçmesi çatışmanın çözümü değildir; ancak içinde bu çözümün unsurlarını oluşturan teknik koşullar gizlidir." [150] Bu durum, Sovyet modelini eleştiren çeşitli Marksist grupların ve akımların, Sovyetler Birliği gibi millileştirmeye dayalı devletleri devlet kapitalizmi olarak etiketlemesine neden olmuştur ve bu görüş, birçok akademisyen tarafından da paylaşılmaktadır.[151][75][152]

Marksizmde demokrasi
[değiştir | kaynağı değiştir]

Marksist teori, uluslararası işçi sınıfının örgütlü eylemleri aracılığıyla yeni bir demokratik toplumun gelişeceğini; bu toplumda tüm nüfusa siyasal hakların tanınacağını ve insanların emek piyasasına bağlı kalmaksızın faaliyet gösterebilmesinin mümkün olacağını öngörür.[153][154] Amacı emeğin yabancılaşmasını dayatmak olan bir devlete çok az, hatta hiç ihtiyaç kalmayacaktır;[153] böylece devlet, varoluş koşulları ortadan kalktıkça en nihayetinde sönümlenecektir.[155][156][157] Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto'da (1848) ve sonraki çalışmalarında, "işçi sınıfının devriminde ilk adımın, proletaryayı egemen sınıf konumuna yükseltmek, demokrasi savaşını kazanmak" olduğunu ve genel oy hakkının "militan proletaryanın ilk ve en önemli görevlerinden biri" olduğunu belirtmişlerdir.[158][159][160] Marx'ın Gotha Programı Eleştirisi'nde (1875) yazdığı gibi, "kapitalist ve komünist toplum arasında, birinin diğerine devrimci bir dönüşüm dönemi yer alır. Buna karşılık gelen bir siyasi geçiş dönemi de vardır ki bu dönemde devlet, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz".[161] İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Hollanda gibi güçlü demokratik kurumsal yapılara sahip bazı ülkelerde barışçıl bir geçişin mümkün olabileceğini belirtmiş; ancak işçilerin "amaçlarına barışçıl yollarla ulaşamayacakları" diğer ülkelerde, emekçi halkın siyasi ifade özgürlüğünden mahrum bırakılması durumunda isyan etme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle, "devrimimizin kaldıracının güç olması gerektiğini" öne sürmüştür.[162][163]

Friedrich Engels, Komünizmin İlkeleri (1847) adlı eserinde "Bu devrimin seyri ne olacaktır?" sorusuna şu yanıtı vermiştir: "Her şeyden önce, demokratik bir anayasa oluşturulacak ve bunun aracılığıyla proletaryanın doğrudan veya dolaylı egemenliği kurulacaktır." Marksistler, burjuva devletinin devrilerek yerine sonunda sönümlenecek olan proleter bir yarı-devlet (proletarya diktatörlüğü) konulmasını savunurken anarşistler ise devletin kapitalizmle birlikte ortadan kaldırılması gerektiği konusunda uyarıda bulunur. Bununla birlikte, arzulanan nihai sonuçlar (devletsiz bir komünal toplum) aynıdır.[164] Marx, liberalizmi yeterince demokratik olmadığı gerekçesiyle eleştirmiş ve Sanayi Devrimi sırasında işçilerin içinde bulunduğu eşitsiz toplumsal durumun vatandaşların demokratik temsiliyetini zayıflattığını öne sürmüştür.[165] Marksistler demokrasiye ilişkin görüşlerinde birbirlerinden ayrılırlar.[166][167] Robert Meister'in sözleriyle, "Marx'ın mirasına ilişkin tartışma bugün büyük ölçüde onun demokrasiyle olan muğlak ilişkisi etrafında dönmektedir."[168] Marksistler arasında siyasi şiddete ilişkin tutumlar da farklılık gösterir; Marx barışçıl yolların mümkün olduğunu düşünürken,[169] Lenin siyasi şiddeti ve siyasi terörü savunmuştur.[170]

Marksizme karşıt düşünceler

[değiştir | kaynağı değiştir]

Anarşist komünizm

[değiştir | kaynağı değiştir]

Anarşist Komünizm 19. yüzyılda bir ret ve bir istekten doğan anarşizmin komünist koludur. Reddedilen otoritedir. Nitekim anarşist kuramcı Proudhon 1851'de "Artık ne kilisede ne de devlet içinde, ne toprakta ne de parada otorite olmalıdır." diyordu. İstenilen de özgürlüktür.

Anarşist düşünce Marx'ın bilimsel sosyalizmiyle çelişir.[kaynak belirtilmeli] Anarşizmin İspanya'da kurucusu Guiseppe Fanelli ile 1. Enternasyonale katılan Bakunin, "dünyada eşitlik, komünler içinde serbestçe örgütlenmiş ve federasyon haline gelmiş üretim birliklerindeki kolektif mülkiyetin ve emeğin kendiliğinden örgütlenmesiyle gerçekleşmek zorundadır" der. Nitekim, daha Enternasyonal'ın başlangıcında işçiler ikiye bölünmüştü. Biri Marksist diğeri Proudhoncu olan bu iki akım özellikle Cenevre (1866) ve Lozan (1867) kongrelerinde çatıştı. 1. Enternasyonal'den sonraki kongrelerde anarşistler yenik düştü. Anarşistlerin öncülerine göre yapacakları propaganda yeniden gözden geçirilmeliydi. Bu düşünceden hareketle İtalyan anarşistler, 1877'de şiddet kullanmayı önerdiler: "Sosyalist ilkelerin eylemlerle ortaya konmasına yönelen ayaklanma, en etkin propaganda aracıdır. Bu araç kitleleri yanıltmadan ve bozmadan en derin toplumsal katmanlara nüfuz edebilir ve Enternasyonal'in desteklediği mücadelede insanlığın diri güçlerini yanına çekebilir"(1876'da Cafiero'nun Malatesta'ya yazdığı mektup). Bu düşünceden hareket eden İtalyan anarşistleri, Benevento'da taşra arşivlerini ateşe vermeye ve yoksullara para dağıtmaya giriştiler. Yapılan baskılar Anarşist düşüncenin yayılmasına, özellikle İspanya ve Rusya'da engel olamadı. Bu arada Bakunin ve Kropotkin, eksiksiz ve evrensel nitelikte olduğunu düşündükleri bir eğitim sistemi ortaya koyarak Proudhon'un düşüncelerini geliştirdiler.

Anarşist Komünizmin örgütlü pratikleri, kendini tarihte Ukrayna ve İspanya iç savaşında gösterir.

Josef Stalin.

Sosyalizmin Stalinist versiyonu, bazı önemli değişikliklerle birlikte Sovyetler Birliğini ve dünya çapındaki Sosyalist Partileri şekillendirdi. Bu görüş büyük bir sanayileşme ve kamulaştırma programıyla komünizmi kurma ihtimali üzerinde duruyordu. Sanayinin hızlı gelişimi ve hepsinin ötesinde Sovyetler Birliği ’nin İkinci Dünya Savaşı’nı kazanması, bu bakış açısına dünya çapında bir destek sağladı ve hatta Stalin’in ölümünü izleyen on yılda, parti otuz yıl içinde komünizmin kurulmasını vadeden bir program benimsedi.

Bununla birlikte Stalin’in önderliğindeki Sovyet modelin iskeletiyle komünizme ulaşma düşüncesindeki bazı gedikleri kanıtlar gösterdi. Stalin Sovyetler Birliği’nde hayatın yönünü kontrol eden baskıcı bir devlet kurdu. Stalin’in ölümünden sonra Sovyetler Birliği’nin yeni lideri Nikita Kruşçev bu baskının büyüklüğünü kabul etti. Daha sonra bu büyüme azaldı, devlet memurları arasında Sovyet sisteminde gediklere yol açan rantçılık ve bozulma arttı.

Komintern’in faaliyetine rağmen, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Stalinist bir kuram olan “tek ülkede sosyalizm”i benimsedi. Sınıf mücadelesinin sosyalizmde daha zorlaşacağını söyleyen Stalinist görüşe göre eğer gerekliyse tek ülkede sosyalizmi kurmak mümkündü. Marksist enternasyonalizmden bu kopuş, “sürekli devrim” kuramını ortaya atarak dünya devriminin gerekliliğini vurgulayan Leon Troçki tarafından eleştirildi.

Lev Troçki

Troçki ve destekçileri “Sol Muhalefet"i oluşturdular ve platformları Troçkizm olarak anıldı. Fakat Stalin Sovyet rejiminin tam kontrolünü ele geçirmeyi başardı ve onların Stalin'i iktidardan indirme girişimleri 1929 yılında Troçki'nin sürgün edilmesiyle sonuçlandı. Troçki'nin sürgün edilmesinin ardından, dünya komünizmi iki farklı fraksiyona ayrıldı: Stalinizm ve Troçkizm. Troçki daha sonra 1938'de Komintern'e bir meydan okuma olan Dördüncü Enternasyonal 'i kurdu.

Bugün Troçkizm'i izleyen bazılarına göre, bu ideoloji Sovyet Bloku'ndaki komünist çevrelerde Stalin'in ölümünden sonra bile kabul görmemiş ve Troçki'nin komünizm konusundaki açıklamaları devleti yıkacak koşulları hazırlayacak siyasi bir devrime önderlik etmede başarılı olmamıştır. Bununla birlikte Troçkist fikirler sosyal değişim deneyimleri yaşayan ülkelerde (örneğin Venezuela'nın başbakanı Hugo Chavez'le ilişkisi olan Alan Woods'un Marksist Enternasyonal Komitesi gibi) zaman zaman yankı bulmaktadır. Büyük Britanya, Fransa, İspanya ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde birçok parti politik arenadadır. Kapitalizmin destekçisi olan partilere katkıda bulunan Troçkist grupların, böyle davranılmasını uygun bulmayan diğer Troçkistler tarafından oportünizmle (fırsatçılık) suçlanmıştır.

Sovyetler Birliği'nin dağılması ve günümüzde Marksizm

[değiştir | kaynağı değiştir]

1985 yılında Mihail Gorbaçov Sovyetler Birliği’nin önderi oldu ve glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılandırma) projeleriyle merkezi kontrolü azalttı. Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan Komünist yönetimi 1990 yılında terk ettiklerinde Sovyetler Birliği onlara müdahale etmedi ve 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin kendi de dağıldı.

21. yüzyılın başıyla birlikte, Komünist partiler Çin, Küba, Laos, Kuzey Kore ve Vietnam’da iktidardalar. Moldova’nın başkanı Vladimir Voronin Moldova Komünist Partisi’nin üyesi olmakla birlikte ülke tek parti önderliğinde yönetilmiyor. Bununla birlikte Çin, Maocu mirasın birçok bakış açısını yeniden değerlendirdi ve Çin, iktisatta büyümeyi arttırmak için devlet kontrolünü azalttı. Komünist partiler ya da onların izleyicileri, birçok Avrupa ülkesinde ve özellikle de Hindistan’da siyasi olarak hâlâ önemlerini koruyorlar.

Doğu Avrupa ülkelerinde sosyalist devrimlerin ardından komünizmin neden başarılı olamadığına dair Marksist teoriler, kapitalist dış ülkelerin baskısı, devrimlerin gerçekleştiği ülkelerin görece az gelişmiş olması ve devleti kendi çıkarları doğrultusunda yöneten yeni bir bürokratik tabaka ya da sınıfın oluşması gibi etkenler üzerinde durmaktadır. Sovyetler Birliği’ne ve Sovyet sistemine yönelik Marksist eleştiriler, Sosyalist devletlerin “devlet kapitalizmi" ya da bürokratik diktatörlük haline geldiğini ve Sovyet sisteminin Marx'ın komünist idealinden çok uzağa düştüğünü söylemektedir. Devletin ve partinin bürokratik seçkinlerinin ağır bir şekilde merkezileşmiş ve baskıcı bir siyasal araç haline gelmiş aygıtta bürokrasinin sınıflı sisteme özgü bir sınıfmış gibi hareket etmeye başladığı vurgulanır.

Marksist olmayanlar ise devlet kapitalizmi terimini Komünist Parti tarafından yönetilen tüm topluluklar ve böyle ulus-devletler yaratma niyetinde olan herhangi bir parti için kullanırlar. Sosyal bilimlerde, Komünist Partiler tarafından yönetilen topluluklar tek partili yönetimlerinden ve sosyalist iktisadi tabanlarından dolayı ayrı tutulurlar. Antikomünistler böyle toplumlar için totaliterlik terimini kullansalar da, birçok sosyal bilimci böyle devletlerde bağımsız politik faaliyetler yürütmenin imkânlarını tanımlamışlar ve bunun gelişimini 1980'ler ve 90'ların başında Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa'daki müttefiklerinin dağılmasından sonrasına kadar vurgulamışlardır. Kaldı ki, zaten Marx'a göre proletarya diktatörlüğü, komünizm aşamasına ulaşmak için geçilmesi gereken bir aşamadır. Dolayısı ile burjuva düzenlerinde olduğu gibi çok partili bir sistem kurulması zaten mümkün değildir. Bazı komünistler, sosyalist bir yönetimin totaliter bir yönetime dönüşmesinin, ancak halkın yönetime katılmasının engellenmesi ile olabileceğini savunmaktadırlar.

Bugün Marksistler ve anarşistler dünyanın pek çok bölgesinde faaliyettedirler. Latin Amerika'da Marksizm gelişmiştir. Bugün; Küba, Venezuela, Bolivya, Çin, Kuzey Kore, Laos, Vietnam, Moldova ve Nikaragua sosyalist ve komünist partilerin iktidarlarıyla yönetilmektedir.

Çok çeşitli görüşlerdeki yazarlar ve siyasi eylemciler antikomünist eserler yayımlamışlardır. Sovyet Bloku'na muhalif olan Aleksandr Solzenitsin ve Vaclav Havel; Friedrich Hayek, Ludwig von Mises ve Milton Friedman gibi ekonomistler; Hannah Arendt, Robert Conquest, Daniel Pipes ve R. J. Rummel gibi tarihçiler ve sosyal bilimciler bunlardan bazılarıdır. Bazı yazarlar komünist rejimle yönetilen ülkelerde, özellikle Pol Pot döneminde yaşanan Kamboçya soykırımı ve Stalin dönemindeki insan hakları ihlallerini komünizmin eleştirisi olarak sunmaktadır.

Birçok ülkede komünizmle mücadele, fikri eleştirilerle sınırlı kalmamış, fiziksel karşı koyuşlarla da çerçevesini genişletmiştir.

  1. "communism | Definition, History, Varieties, & Facts". Encyclopedia Britannica (İngilizce). 16 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Ağustos 2021.
  2. Harper 2020.
  3. "-ism Definition & Meaning | Britannica Dictionary". www.britannica.com (İngilizce). 9 Şubat 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Eylül 2023.
  4. 1 2 3 4 5 6 7 8 Ball & Dagger 2019.
  5. Morris, Emily (8 Mart 2021). "Does communism work? If so, why not". Culture Online. University College London. 13 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Ağustos 2021.
  6. Grandjonc, Jacques (1983). "Quelques dates à propos des termes communiste et communisme" [Some dates on the terms communist and communism]. Mots (Fransızca). 7 (1): 143-148. doi:10.3406/mots.1983.1122.
  7. Hodges, Donald C. (February 2014). Sandino's Communism: Spiritual Politics for the Twenty-First Century. University of Texas Press. s. 7. ISBN 978-0-292-71564-6 Google Books vasıtasıyla.
  8. Nancy, Jean-Luc (1992). "Communism, the Word" (PDF). Commoning Times. 29 Ocak 2025 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2019.
  9. 1 2 3 Williams 1983.
  10. Steele (1992): "One widespread distinction was that socialism socialised production only while communism socialised production and consumption."
  11. Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "Gregory & Stuart 2003, p. 118" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  12. Ely, Richard T. (1883). French and German socialism in modern times. New York: Harper & Brothers. ss. 29-30. OCLC 456632. The central idea of communism is economic equality. It is desired by communists that all ranks and differences in society should disappear, and one man be as good as another ... The distinctive idea of socialism is distributive justice. It goes back of the processes of modern life to the fact that he who does not work, lives on the labor of others. It aims to distribute economic goods according to the services rendered by the recipients ... Every communist is a socialist, and something more. Not every socialist is a communist.
  13. Engels, Friedrich (2002). Preface to the 1888 English Edition of the Communist Manifesto. Penguin. s. 202.
  14. Todorova, Maria (2020). The Lost World of Socialists at Europe's Margins: Imagining Utopia, 1870s–1920s. hardcover. Londra: Bloomsbury Publishing. ISBN 9781350150331.
  15. Gildea, Robert (2000). "1848 in European Collective Memory". The Revolutions in Europe, 1848–1849: From Reform to Reaction. hardcover. Oxford: Oxford University Press. ss. 207-235. ISBN 9780198208402.
  16. 1 2 Steele (1992): "By 1888, the term 'socialism' was in general use among Marxists, who had dropped 'communism', now considered an old fashioned term meaning the same as 'socialism'. ... At the turn of the century, Marxists called themselves socialists. ... The definition of socialism and communism as successive stages was introduced into Marxist theory by Lenin in 1917 ..., the new distinction was helpful to Lenin in defending his party against the traditional Marxist criticism that Russia was too backward for a socialist revolution."
  17. Busky, Donald F. (2000). Democratic Socialism: A Global Survey. Santa Barbara, California: Praeger. s. 9. ISBN 978-0-275-96886-1. In a modern sense of the word, communism refers to the ideology of Marxism-Leninism.
  18. 1 2 3 Hudis, Peter (10 Eylül 2018). "Marx's Concept of Socialism". Vidal, Matt; Smith, Tony; Rotta, Matt Vidal; Prew, Paul (Ed.). The Oxford Handbook of Karl Marx. Oxford University Press. doi:10.1093/oxfordhb/9780190695545.001.0001. ISBN 978-0-19-069554-5. 1 Nisan 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Ağustos 2026. |ad= eksik (yardım)
  19. Busky, Donald F. (2000). Democratic Socialism: A Global Survey. Santa Barbara, California: Praeger. ss. 6-8. ISBN 978-0-275-96886-1. In a modern sense of the word, communism refers to the ideology of Marxism–Leninism. ... [T]he adjective democratic is added by democratic socialists to attempt to distinguish themselves from Communists who also call themselves socialists. All but communists, or more accurately, Marxist–Leninists, believe that modern-day communism is highly undemocratic and totalitarian in practice, and democratic socialists wish to emphasise by their name that they disagree strongly with the Marxist–Leninist brand of socialism.
  20. "Communism". The Columbia Encyclopedia. 6th. 2007.
  21. Malia, Martin (Sonbahar 2002). "Judging Nazism and Communism". The National Interest. Center for the National Interest (69): 63-78.
  22. Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "David-Fox 2004" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  23. Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "Dallin 2000" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  24. Wilczynski (2008); Steele (1992): "Among Western journalists the term 'Communist' came to refer exclusively to regimes and movements associated with the Communist International and its offspring: regimes which insisted that they were not communist but socialist, and movements which were barely communist in any sense at all."; Rosser & Barkley (2003); Williams (1983)
  25. Nation, R. Craig (1992). Black Earth, Red Star: A History of Soviet Security Policy, 1917–1991. Cornell University Press. ss. 85-86. ISBN 978-0801480072. 1 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Aralık 2014 Google Books vasıtasıyla.
  26. Pipes, Richard (2001). Communism: A History. Random House Publishing. ss. 3-5. ISBN 978-0-8129-6864-4.
  27. Bostaph, Samuel (1994). "Communism, Sparta, and Plato". Reisman, David A. (Ed.). Economic Thought and Political Theory. Recent Economic Thought Series. 37. Dordrecht: Springer. ss. 1-36. doi:10.1007/978-94-011-1380-9_1. ISBN 9780792394334.
  28. Franklin, A. Mildred (9 Ocak 1950). "Communism and Dictatorship in Ancient Greece and Rome". The Classical Weekly. Baltimore, Maryland: Johns Hopkins University Press. 43 (6): 83-89. doi:10.2307/4342653.
  29. Yarshater, Ehsan (1983). "Mazdakism (The Seleucid, Parthian and Sasanian Period)". The Cambridge History of Iran. 3. Cambridge: Cambridge University Press. ss. 991-1024 (1019). 11 Haziran 2008 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Haziran 2020.
  30. 1 2 Ermak, Gennady (2019). Communism: The Great Misunderstanding. Amazon Digital Services LLC - Kdp. ISBN 978-1-7979-5738-8.
  31. Lansford 2007.
  32. Busky, D.F. (2002). Communism in History and Theory: From Utopian socialism to the fall of the Soviet Union. ABC-CLIO ebook. Praeger. s. 33. ISBN 978-0-275-97748-1. Erişim tarihi: 18 Nisan 2023 Google Books vasıtasıyla.
  33. Boer, Roland (2019). Red Theology: On the Christian Communist Tradition. Studies in Critical Research on Religion. Brill. s. 12. ISBN 978-90-04-39477-3. Erişim tarihi: 18 Nisan 2023.
  34. Janzen, Rod; Stanton, Max (18 Temmuz 2010). The Hutterites in North America. illustrated. Baltimore: Johns Hopkins University Press. s. 17. ISBN 9780801899256 Google Books vasıtasıyla.
  35. Houlden, Leslie; Minard, Antone (2015). Jesus in History, Legend, Scripture, and Tradition: A World Encyclopedia: A World Encyclopedia. Santa Barbara: ABC-CLIO. s. 357. ISBN 9781610698047.
  36. Halfin, Igal (2000). From Darkness to Light: Class, Consciousness, and Salvation in Revolutionary Russia. Pittsburgh, Pennsylvania: University of Pittsburgh Press. s. 46. ISBN 0822957043.
  37. Surtz, Edward L. (June 1949). "Thomas More and Communism". PMLA. Cambridge: Cambridge University Press. 64 (3): 549-564. doi:10.2307/459753.
  38. Nandanwad, Nikita (13 Aralık 2020). "Communism, virtue and the ideal commonwealth in Thomas More's Utopia". Retrospect Journal. Edinburgh: University of Edinburgh. 27 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Ağustos 2021.
  39. Papke, David (2016). "The Communisitic Inclinations of Sir Thomas More". Utopia500 (7). CiteSeerX liveÖzgürce erişilebilir |citeseerx= değerini kontrol edin (yardım). 5 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Ağustos 2021 Scholarly Commons vasıtasıyla.
  40. Bernstein 1895.
  41. Elmen, Paul (September 1954). "The Theological Basis of Digger Communism". Church History. Cambridge: Cambridge University Press. 23 (3): 207-218. doi:10.2307/3161310.
  42. Juretic, George (April–June 1974). "Digger no Millenarian: The Revolutionizing of Gerrard Winstanley". Journal of the History of Ideas. Philadelphia, Pennsylvania: University of Pennsylvania Press. 36 (2): 263-280. doi:10.2307/2708927.
  43. Hammerton, J. A. Illustrated Encyclopaedia of World History Volume Eight. Mittal Publications. s. 4979. GGKEY:96Y16ZBCJ04.
  44. Billington, James H. (2011). Fire in the Minds of Men: Origins of the Revolutionary Faith. Transaction Publishers. s. 71. ISBN 978-1-4128-1401-0. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2021 Google Books vasıtasıyla.
  45. "Communism". Encyclopædia Britannica. 2006 Encyclopædia Britannica Online vasıtasıyla.
  46. Pons & Smith 2017, ss. 74-75; Brown 2009, ss. 48-50; Holmes 2009, s. 17.
  47. 1 2 Pons & Smith 2017.
  48. Pons & Smith 2017, ss. 76-77; Brown 2009, ss. 40-41.
  49. Hough, Jerry F.; Fainsod, Merle (1979). How the Soviet Union is Governed. Cambridge and London: Harvard University Press. s. 81. ISBN 9780674410305.
  50. Dowlah, Alex F.; Elliott, John E. (1997). The Life and Times of Soviet Socialism. Praeger. s. 18. ISBN 9780275956295.
  51. Marples, David R. (2010). Russia in the Twentieth Century: The Quest for Stability. Routledge. s. 38. ISBN 9781408228227.
  52. Holmes, Leslie (2009). Communism: a very short introduction. Oxford, UK: Oxford University Press. s. 18. ISBN 978-0-19-157088-9. OCLC 500808890.
  53. "The Constituent Assembly". jewhistory.ort.spb.ru. 10 Mayıs 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ağustos 2026.
  54. Dando, William A. (June 1966). "A Map of the Election to the Russian Constituent Assembly of 1917". Slavic Review. 25 (2): 314-319. doi:10.2307/2492782.
  55. White, Elizabeth (2010). The Socialist Alternative to Bolshevik Russia: The Socialist Revolutionary Party, 1921–39. 1st hardback. Londra: Routledge. ISBN 9780415435840. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2021 Google Books vasıtasıyla.
  56. Franks, Benjamin (May 2012). "Between Anarchism and Marxism: The Beginnings and Ends of the Schism". Journal of Political Ideologies. 17 (2): 202-227. doi:10.1080/13569317.2012.676867.
  57. Pons & Smith 2017, ss. 82-84, 358-359; Service 2007, ss. 70-71; Brown 2009, ss. 54-55.
  58. Pons & Smith 2017, s. 84; Pons 2014, ss. 9-10.
  59. Pons & Smith 2017, ss. 83-86; Brown 2009, ss. 53-55; Pons 2014, ss. 9-10.
  60. Pons & Smith 2017, s. 85-86; Brown 2009, s. 53.
  61. 1 2 Peters, John E. (1998). "Book Reviews: The Life and Times of Soviet Socialism". Journal of Economic Issues. 32 (4): 1203-1206. doi:10.1080/00213624.1998.11506129.
  62. Himmer, Robert (1994). "The Transition from War Communism to the New Economic Policy: An Analysis of Stalin's Views". The Russian Review. 53 (4): 515-529. doi:10.2307/130963.
  63. Pons & Smith 2017, s. 102-116; Brown 2009, ss. 79-81.
  64. Pons & Smith 2017, s. 91; Brown 2009.
  65. Pons & Smith 2017; Brown 2009, ss. 81-82.
  66. Pons & Smith 2017, ss. 91-92; Brown 2009, s. 58.
  67. Pons & Smith 2017; Brown 2009, s. 58.
  68. Pons & Smith 2017, ss. 92, 362; Brown 2009.
  69. Wittfogel, Karl A. (July 1960). "The Marxist View of Russian Society and Revolution". World Politics. Cambridge: Cambridge University Press. 12 (4): 487-508. doi:10.2307/2009334. Quote at p. 493.
  70. Edelman, Marc (December 1984). "Late Marx and the Russian Road: Marx and the 'Peripheries of Capitalism'". Monthly Review. 36: 1-55. Şablon:Gale.
  71. Faulkner, Neil (2017). A People's History of the Russian Revolution (PDF) (hardback bas.). Londra: Pluto Press. ss. 34, 177. ISBN 9780745399041. 21 Mart 2022 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2021 OAPEN vasıtasıyla.
  72. White, Elizabeth (2010). The Socialist Alternative to Bolshevik Russia: The Socialist Revolutionary Party, 1921–39 (1st hardback bas.). Londra: Routledge. ISBN 9780415435840. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2021 Google Books vasıtasıyla. Narodniki had opposed the often mechanistic determinism of Russian Marxism with the belief that non-economic factors such as the human will act as the motor of history. The SRs believed that the creative work of ordinary people through unions and cooperatives and the local government organs of a democratic state could bring about social transformation. ... They, along with free soviets, the cooperatives and the mir could have formed the popular basis for a devolved and democratic rule across the Russian state.
  73. "Narodniks". Encyclopedia of Marxism. Marxists Internet Archive. 20 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ağustos 2021.
  74. Chomsky (1986); Howard & King (2001); Fitzgibbons (2002)
  75. 1 2 Wilhelm, John Howard (1985). "The Soviet Union Has an Administered, Not a Planned, Economy". Soviet Studies. 37 (1): 118-30. doi:10.1080/09668138508411571.
  76. Gregory, Paul Roderick (2004). The Political Economy of Stalinism. Cambridge: Cambridge University Press. doi:10.1017/CBO9780511615856. ISBN 978-0-511-61585-6. 20 Ocak 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2021 Hoover Institution vasıtasıyla. 'Although Stalin was the system's prime architect, the system was managed by thousands of 'Stalins' in a nested dictatorship,' Gregory writes. 'This study pinpoints the reasons for the failure of the system  poor planning, unreliable supplies, the preferential treatment of indigenous enterprises, the lack of knowledge of planners, etc.  but also focuses on the basic principal agent conflict between planners and producers, which created a sixty-year reform stalemate.'
  77. Ellman (2007): "In the USSR in the late 1980s the system was normally referred to as the 'administrative-command' economy. What was fundamental to this system was not the plan but the role of administrative hierarchies at all levels of decision making; the absence of control over decision making by the population ... ."
  78. Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "Bockman 2011, p. 20" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  79. Smith, S. A. (2014). The Oxford Handbook of the History of Communism. Oxford University Press. s. 126. ISBN 9780191667527. The 1936 Constitution described the Soviet Union for the first time as a 'socialist society', rhetorically fulfilling the aim of building socialism in one country, as Stalin had promised.
  80. 1 2 Bland, Bill (1995). "The Restoration of Capitalism in the Soviet Union" (PDF). Revolutionary Democracy Journal. 19 Aralık 2024 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi16 Şubat 2020.
  81. 1 2 Bland, Bill (1997). Class Struggles in China. revised. Londra. 26 Ocak 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Şubat 2020.
  82. 1 2 3 4 Brown 2009.
  83. 1 2 Davies, Norman (2001). "Communism". Foot, M. R. D. (Ed.). The Oxford Companion to World War II. Oxford University Press. |ad= eksik (yardım); |ad= ve |soyadı= eksik (yardım)
  84. Sedov, Lev (1980). The Red Book on the Moscow Trial: Documents. New York: New Park Publications. ISBN 0-86151-015-1. 26 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi Marxists Internet Archive vasıtasıyla.
  85. 1 2 Gorlizki 2004.
  86. Gaddis, John Lewis (2006). The Cold War: A New History. Penguin Books.
  87. McDermott, Kevin (2006). Stalin: Revolutionary in an Era of War. Basingstoke and New York: Palgrave Macmillan. s. 1. ISBN 978-0-333-71122-4.
  88. Gittings, John (2006). The Changing Face of China: From Mao to Market. Oxford University Press. s. 40. ISBN 9780191622373.
  89. Luthi, Lorenz M. (2010). The Sino-Soviet Split: Cold War in the Communist World. Princeton University Press. ISBN 978-1400837625.
  90. Perkins, Dwight Heald (1984). China's economic policy and performance during the Cultural Revolution and its aftermath. Harvard Institute for International Development. s. 12.
  91. Vogel, Ezra F. (2011). Deng Xiaoping and the Transformation of China. Harvard University Press. ss. 40-42.
  92. Johnson, Ian (5 Şubat 2018). "Who Killed More: Hitler, Stalin, or Mao?". The New York Review of Books. 5 Şubat 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Temmuz 2020.
  93. Fenby, Jonathan (2008). Modern China: The Fall and Rise of a Great Power, 1850 to the Present. Penguin Group. s. 351. ISBN 978-0061661167.
  94. Schram, Stuart (March 2007). "Mao: The Unknown Story". The China Quarterly. 189 (189): 205. doi:10.1017/s030574100600107x.
  95. Evangelista, Matthew A. (2005). Peace Studies: Critical Concepts in Political Science. Taylor & Francis. s. 96. ISBN 978-0415339230 Google Books vasıtasıyla.
  96. Bottelier, Pieter (2018). Economic Policy Making In China (1949–2016): The Role of Economists. Routledge. s. 131. ISBN 978-1351393812 Google Books vasıtasıyla. We should remember, however, that Mao also did wonderful things for China; apart from reuniting the country, he restored a sense of natural pride, greatly improved women's rights, basic healthcare and primary education, ended opium abuse, simplified Chinese characters, developed pinyin and promoted its use for teaching purposes.
  97. Pantsov, Alexander V.; Levine, Steven I. (2013). Mao: The Real Story. Simon & Schuster. s. 574. ISBN 978-1451654486.
  98. Galtung, Marte Kjær; Stenslie, Stig (2014). 49 Myths about China. Rowman & Littlefield. s. 189. ISBN 978-1442236226.
  99. Babiarz, Kimberly Singer; Eggleston, Karen; ve diğerleri. (2015). "An exploration of China's mortality decline under Mao: A provincial analysis, 1950–80". Population Studies. 69 (1): 39-56. doi:10.1080/00324728.2014.972432. PMC 4331212Özgürce erişilebilir. PMID 25495509. China's growth in life expectancy at birth from 35–40 years in 1949 to 65.5 years in 1980 is among the most rapid sustained increases in documented global history.
  100. "Programma kommunisticheskoy partii sovetskogo Soyuza" [Program of the Communist Party of the Soviet Union] (Rusça). 1961. 11 Ekim 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi.
  101. Nossal, Kim Richard. Lonely Superpower or Unapologetic Hyperpower? Analyzing American Power in the post–Cold War Era. Biennial meeting, South African Political Studies Association, 29 June–2 July 1999. 7 Ağustos 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Şubat 2007.
  102. Kushtetuta e Republikës Popullore Socialiste të Shqipërisë: [miratuar nga Kuvendi Popullor më 28. 12. 1976]. SearchWorks (SULAIR) [Constitution of the Socialist People's Republic of Albania: [approved by the People's Assembly on 28. 12. 1976]. SearchWorks (SULAIR)] (Arnavutça). 8 Nëntori. 4 Ocak 1977. 22 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2011.
  103. Chambers Dictionary of World History. Edinburgh: Chambers. 2000. s. 769. ISBN 9780550100948.
  104. Georgakas, Dan (1992). "The Hollywood Blacklist". Encyclopedia of the American Left. paperback. Champaign: University of Illinois Press. ISBN 9780252062506.
  105. 1 2 In Search of Eurocommunism. 1981. doi:10.1007/978-1-349-16581-0. ISBN 978-0-333-27594-8.[sayfa belirt]
  106. Lazar, Marc (2011). "Communism". Berg-Schlosser, Dirk; Morlino, Leonardo (Ed.). International Encyclopedia of Political Science. 2. ss. 310-314 (312). doi:10.4135/9781412959636.n81. ISBN 978-1-4129-5963-6. |ad= eksik (yardım); |ad= ve |soyadı= eksik (yardım)
  107. Wright (1960); Geary (2009); Kaufman (2003); Gitlin (2001); Farred (2000)
  108. Deutscher, Tamara (January–February 1983). "E. H. Carr  A Personal Memoir". New Left Review. I (137): 78-86. doi:10.64590/ylt. 17 Eylül 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi13 Ağustos 2021.
  109. Jaffe, Greg; Doshi, Vidhi (1 Haziran 2018). "One of the few places where a communist can still dream". The Washington Post (İngilizce). 20 Kasım 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2023.
  110. "Cuban Revolution". Encyclopædia Britannica (İngilizce). 15 Mayıs 2023. 15 Şubat 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Haziran 2023.
  111. Henken, Ted; Celaya, Miriam; Castellanos, Dimas (2013). Cuba. ABC-CLIO. s. 93. ISBN 9781610690126. 30 Aralık 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ağustos 2026.
  112. Farber, samuel (6 Eylül 2007). The Origins of the Cuban Revolution Reconsidered. University of North Carolina Press. s. 4. ISBN 9780807877098. 9 Ekim 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ağustos 2026.
  113. Alimzhanov, Anuarbek (1991). "Deklaratsiya Soveta Respublik Verkhovnogo Soveta SSSR v svyazi s sozdaniyem Sodruzhestva Nezavisimykh Gosudarstv" [Declaration of the Council of the Republics of the Supreme Soviet of the USSR in connection with the creation of the Commonwealth of Independent States]. Vedomosti (Rusça). 52. 20 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi.. Declaration № 142-Н (Rusça) of the Soviet of the Republics of the Supreme Soviet of the Soviet Union, formally establishing the dissolution of the Soviet Union as a state and subject of international law.
  114. "The End of the Soviet Union; Text of Declaration: 'Mutual Recognition' and 'an Equal Basis'". The New York Times. 22 Aralık 1991. 22 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Mart 2013.
  115. "Gorbachev, Last Soviet Leader, Resigns; U.S. Recognizes Republics' Independence". The New York Times. 26 Aralık 1991. 7 Şubat 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Nisan 2015.
  116. Sargent, Lyman Tower (2008). Contemporary Political Ideologies: A Comparative Analysis. 14th. Wadsworth Publishing. s. 117. ISBN 9780495569398. Because many communists now call themselves democratic socialists, it is sometimes difficult to know what a political label really means. As a result, social democratic has become a common new label for democratic socialist political parties.
  117. Lamb, Peter (2015). Historical Dictionary of Socialism. 3rd. Rowman & Littlefield. s. 415. ISBN 9781442258266. In the 1990s, following the collapse of the communist regimes in Eastern Europe and the breakup of the Soviet Union, social democracy was adopted by some of the old communist parties. Hence, parties such as the Czech Social Democratic Party, the Bulgarian Social Democrats, the Estonian Social Democratic Party, and the Romanian Social Democratic Party, among others, achieved varying degrees of electoral success. Similar processes took place in Africa as the old communist parties were transformed into social democratic ones, even though they retained their traditional titles ... .
  118. "Nepal's election The Maoists triumph". The Economist. 17 Nisan 2008. 14 Şubat 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Ekim 2009.
  119. Bhattarai, Kamal Dev (21 Şubat 2018). "The (Re)Birth of the Nepal Communist Party". The Diplomat. 10 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Kasım 2020.
  120. Ravallion, Martin (2005). "Fighting Poverty: Findings and Lessons from China's Success". World Bank. 1 Mart 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2006.
  121. 1 2 3 Hanson 2001.
  122. Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "Kinna 2012" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  123. 1 2 Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "Wolff and Resnick, 1987" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  124. Marx, Karl; Engels, Friedrich (1845). "Idealism and Materialism". The German Ideology. s. 48 Marxists Internet Archive vasıtasıyla. Communism is for us not a state of affairs which is to be established, an ideal to which reality [will] have to adjust itself. We call communism the real movement which abolishes the present state of things. The conditions of this movement result from the premises now in existence.
  125. Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; "Columbia2" isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
  126. Gluckstein, Donny (26 Haziran 2014). "Classical Marxism and the question of reformism". International Socialism19 Aralık 2019.
  127. Rees, John (1998). The Algebra of Revolution: The Dialectic and the Classical Marxist Tradition. Routledge. ISBN 978-0-415-19877-6.
  128. Lukács, György (1967). "What is Orthodox Marxism?". History and Class Consciousness'. Livingstone, Rodney tarafından çevrildi. Merlin Press. Erişim tarihi: 22 Eylül 2021 Marxists Internet Archive vasıtasıyla. Orthodox Marxism, therefore, does not imply the uncritical acceptance of the results of Marx's investigations. It is not the 'belief' in this or that thesis, nor the exegesis of a 'sacred' book. On the contrary, orthodoxy refers exclusively to method.
  129. Engels, Friedrich (1969). "'Principles of Communism'. No. 4 – 'How did the proletariat originate?'". Marx & Engels Selected Works. I. Moskova: Progress Publishers. ss. 81-97.[ISBN eksik]
  130. Engels, Friedrich. [1847] (1969). ""Was not the abolition of private property possible at an earlier time?" Principles of Communism. Marx/Engels Collected Works. I. Moscow: Progress Publishers. pp. 81–97.[ISBN eksik]
  131. Priestland, David (January 2002). "Soviet Democracy, 1917–91". European History Quarterly. Thousand Oaks, California: SAGE Publications. 32 (1): 111-130. doi:10.1177/0269142002032001564. Lenin defended all four elements of Soviet democracy in his seminal theoretical work of 1917, State and Revolution. The time had come, Lenin argued, for the destruction of the foundations of the bourgeois state, and its replacement with an ultra-democratic 'Dictatorship of the Proletariat' based on the model of democracy followed by the communards of Paris in 1871. Much of the work was theoretical, designed, by means of quotations from Marx and Engels, to win battles within the international Social Democratic movement against Lenin's arch-enemy Kautsky. However, Lenin was not operating only in the realm of theory. He took encouragement from the rise of a whole range of institutions that seemed to embody class-based, direct democracy, and in particular the soviets and the factory committees, which demanded the right to 'supervise' ('kontrolirovat') (although not to take the place of) factory management.
  132. Twiss, Thomas M. (2014). Trotsky and the Problem of Soviet Bureaucracy. ss. 28-29. doi:10.1163/9789004269538. ISBN 978-90-04-26953-8.
  133. Murray, Patrick (March 2020). "The Illusion of the Economic: Social Theory without Social Forms". Critical Historical Studies. 7 (1): 19-27. doi:10.1086/708005. 'There are no counterparts to Marx's economic concepts in either classical or utility theory.' I take this to mean that Marx breaks with economics, where economics is understood to be a generally applicable social science.
  134. Liedman, Sven-Eric (December 2020). "Engelsismen" (PDF). Fronesis (İsveççe) (28): 134. Engels var också först med att kritiskt bearbeta den nya nationalekonomin; hans 'Utkast till en kritik av nationalekonomin' kom ut 1844 och blev en utgångspunkt för Marx egen kritik av den politiska ekonomin
  135. Mészáros, István (2010). "The Critique of Political Economy". Social Structure and Forms of Consciousness. 1. transcribed by Conttren, V. (2022). New York: Monthly Review Press. ss. 317-331. doi:10.17605/OSF.IO/65MXD.
  136. Henderson, Willie (2000). John Ruskin's political economy. Londra: Routledge. ISBN 0-203-15946-2. OCLC 48139638. ... Ruskin attempted a methodological/scientific critique of political economy. He fixed on ideas of 'natural laws', 'economic man' and the prevailing notion of 'value' to point out gaps and inconsistencies in the system of classical economics.
  137. Louis, Althusser; Balibar, Etienne (1979). Reading Capital. Verso Editions. s. 158. OCLC 216233458. 'To criticize Political Economy' means to confront it with a new problematic and a new object: i.e., to question the very object of Political Economy
  138. Kuch, Hannes (2020), From Marx to Hegel and Back, Bloomsbury Academic, ss. 142,182, doi:10.5040/9781350082700.ch-001, ISBN 978-1-3500-8267-0 Birden fazla yazar-name-list parameters kullanıldı (yardım); |ad= ve |soyadı= eksik (yardım)
  139. Postone 1995.
  140. Mortensen. "Ekonomi". Tidskrift för litteraturvetenskap (İsveççe). 3 (4): 9.
  141. Postone, Moishe (1995). Time, labor, and social domination: a reinterpretation of Marx's critical theory. Cambridge University Press. ss. 130, 5. ISBN 0-521-56540-5. OCLC 910250140.
  142. Jönsson, Dan (7 Şubat 2019). "John Ruskin: En brittisk 1800-talsaristokrat för vår tid? - OBS" (İsveççe). Sveriges Radio. 5 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Eylül 2021. Den klassiska nationalekonomin, som den utarbetats av John Stuart Mill, Adam Smith och David Ricardo, betraktade han som en sorts kollektivt hjärnsläpp ...
  143. Ramsay, Anders (21 Aralık 2009). "Marx? Which Marx? Marx's work and its history of reception". Eurozine. 12 Şubat 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Eylül 2021.
  144. Ruccio, David (10 Aralık 2020). "Toward a critique of political economy". MR Online. 15 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2021. Marx arrives at conclusions and formulates new terms that run directly counter to those of Smith, Ricardo, and the other classical political economists.
  145. Louis, Althusser; Balibar, Etienne (1979). Reading Capital. Verso Editions. s. 158. OCLC 216233458. 'To criticize Political Economy' means to confront it with a new problematic and a new object: i.e., to question the very object of Political Economy
  146. Murray, Patrick (March 2020). "The Illusion of the Economic: Social Theory without Social Forms". Critical Historical Studies. 7 (1): 19-27. doi:10.1086/708005.
  147. Patterson, Orlando; Fosse, Ethan. "Overreliance on the Pseudo-Science of Economics". The New York Times. 9 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Ocak 2023.
  148. Ruda, Frank; Hamza, Agon (2016). "Introduction: Critique of Political Economy" (PDF). Crisis and Critique. 3 (3): 5-7. 16 Kasım 2021 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi13 Ocak 2023.
  149. Free will, non-predestination and non-determinism are emphasized in Marx's famous quote "Men make their own history". The Eighteenth Brumaire of Louis Bonaparte (1852).
  150. Engels (1970): "But, the transformation  either into joint-stock companies and trusts, or into State-ownership  does not do away with the capitalistic nature of the productive forces. In the joint-stock companies and trusts, this is obvious. And the modern State, again, is only the organization that bourgeois society takes on in order to support the external conditions of the capitalist mode of production against the encroachments as well of the workers as of individual capitalists. The modern state, no matter what its form, is essentially a capitalist machine  the state of the capitalists, the ideal personification of the total national capital. The more it proceeds to the taking over of productive forces, the more does it actually become the national capitalist, the more citizens does it exploit. The workers remain wage-workers  proletarians. The capitalist relation is not done away with. It is, rather, brought to a head. But, brought to a head, it topples over. State-ownership of the productive forces is not the solution of the conflict, but concealed within it are the technical conditions that form the elements of that solution."
  151. Chomsky (1986); Howard & King (2001); Fitzgibbons (2002)
  152. Ellman (2007): "In the USSR in the late 1980s the system was normally referred to as the 'administrative-command' economy. What was fundamental to this system was not the plan but the role of administrative hierarchies at all levels of decision making; the absence of control over decision making by the population ... ."
  153. 1 2 Calhoun 2002
  154. Barry Stewart Clark (1998). Political economy: a comparative approach. ABC-CLIO. ss. 57-59. ISBN 978-0-275-96370-5. Erişim tarihi: 7 Mart 2011.
  155. Engels, Friedrich. "IX. Barbarism and Civilization". Origins of the Family, Private Property, and the State. 22 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2012 Marxists Internet Archive vasıtasıyla.
  156. Zhao, Jianmin; Dickson, Bruce J. (2001). Remaking the Chinese State: Strategies, Society, and Security. Taylor & Francis. s. 2. ISBN 978-0415255837. 6 Haziran 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Aralık 2012 Google Books vasıtasıyla.
  157. Kurian, George Thomas (2011). "Withering Away of the State". The Encyclopedia of Political Science. Washington, DC: CQ Press. s. 1776. doi:10.4135/9781608712434.n1646. ISBN 9781933116440.
  158. Fischer, Ernst; Marek, Franz (1996). How to Read Karl Marx. NYU Press. ISBN 978-0-85345-973-6.
  159. "Introduction to Marx's Class Struggles in France by Frederick Engels 1895". www.marxists.org. Erişim tarihi: 15 Nisan 2025.
  160. Marx, Engels and the vote (June 1983)
  161. "Karl Marx:Critique of the Gotha Programme".
  162. Mary Gabriel (29 Ekim 2011). "Who was Karl Marx?". CNN.
  163. "IWMA 1872: La Liberte speech". www.marxists.org. Erişim tarihi: 15 Nisan 2025.
  164. Hal Draper (1970). "The Death of the State in Marx and Engels". Socialist Register.
  165. Niemi, William L. (2011). "Karl Marx's sociological theory of democracy: Civil society and political rights". The Social Science Journal. 48: 39-51. doi:10.1016/j.soscij.2010.07.002.
  166. Miliband, Ralph. Marxism and politics. Aakar Books, 2011.
  167. Springborg, Patricia (1984). "Karl Marx on Democracy, Participation, Voting, and Equality". Political Theory. 12 (4): 537-556. doi:10.1177/0090591784012004005. ISSN 0090-5917.
  168. Meister, Robert. "Political Identity: Thinking Through Marx." (1991).
  169. Cohen-Almagor, Raphael (1991). "Foundations of violence, terror and war in the writings of Marx, Engels and Lenin". Terrorism and Political Violence (İngilizce). 3 (2): 1-24. doi:10.1080/09546559108427101. ISSN 0954-6553.
  170. Ryan, James (2012). Lenin's Terror: The Ideological Origins of Early Soviet State Violence. Londra: Routledge. ISBN 978-1-138-81568-1.
  1. March (2009), p. 127: "The 'communists' are a broad group. Without Moscow's pressure, 'orthodox' communism does not exist beyond a commitment to Marxism and the communist name and symbols. 'Conservative' communists define themselves as Marxist–Leninist, maintain a relatively uncritical stance towards the Soviet heritage, organize their parties through Leninist democratic centralism and still see the world through the Cold-War prism of 'imperialism,' although even these parties often appeal to nationalism and populism. 'Reform' communists, on the other hand, are more divergent and eclectic. They have discarded aspects of the Soviet model (for example, Leninism and democratic centralism), and have at least paid lip service to elements of the post-1968 'new left' agenda (a (feminism, environmentalism, grass-roots democracy, and so on)."March 2009, s. 127

Dış bağlantılar

[değiştir | kaynağı değiştir]
  1. Bolşevikler, Batı Avrupa'daki 1917–1923 proleter devrim dalgasının başarıya ulaşacağına inanmışlarsa da, bu devrimlerin başarısız olması üzerine nihayetinde tek ülkede sosyalizm politikasına yönelmişlerdir. Marx'ın köy komünleri hakkındaki görüşlerini paylaşanlar ise kendilerini Marksist olarak tanımlayan ve mekanik determinist olan Ruslar değil, Narodnikler[71] ve Narodniklerin ardılı olan Sosyalist Devrimci Parti'nin[72] yanı sıra Halkçı Sosyalistler ve Trudovikler olmuştur.[73]
Kaynak hatası: <ref> "not" adında grup ana etiketi bulunuyor, ancak <references group="not"/> etiketinin karşılığı bulunamadı (Bkz: Kaynak gösterme)