İçeriğe atla

Kemalizm

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Atatürkçülük sayfasından yönlendirildi)
Tek parti dönemindeGençlik ve Spor Bayramı” kutlamalarını konu alan 20 Mayıs 1937 tarihli gazete sayfaları

Kemalizm (1935-1937 yıllarında kullanılan yazımıyla Kamâlizm veya Atatürk'ün ölümü sonrası yaygınlaşan bir diğer adıyla Atatürkçülük), Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğindeki Millî Mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde biçimlenen; 1930'larda Cumhuriyet Halk Partisinin programında Altı Ok olarak sistemleştirilen siyasal ilkeler ve uygulamalar bütünüdür. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılıktan oluşan bu ilkeler 1931'de parti programına birlikte girmiş, 1935 programında “Kamâlizm prensipleri” diye adlandırılmış ve 1937'de 1924 Anayasası'nın ikinci maddesine eklenmiştir.[1][2][3]

Kemalizmin kurucu dönemdeki siyasal ekseni, egemenliğin millete ait olduğu bir cumhuriyetin kurulması, saltanat ve hilâfet kurumlarının kaldırılması, dinî ve hanedanî meşruiyet yerine yurttaşlık bağının öne çıkarılması, hukuk ile eğitimin laikleştirilmesi, ekonomik bağımsızlık ve devlet öncülüğünde kalkınma idi. Bununla birlikte kavram, ayrıntıları baştan sona belirlenmiş ve hiç değişmemiş tek bir felsefî sistem değildi. Altı ilkenin anlamı ve uygulamadaki ağırlığı, hem 1920'ler ile 1930'lar arasında hem de çok partili düzene geçildikten sonra farklı biçimlerde yorumlandı.[4]

Kemalizm, esas olarak 1923-1946 arasındaki tek parti döneminin devlet ve toplum kurma programıyla ilişkilidir. 1946'dan sonra aynı ilkeler farklı partiler, toplumsal hareketler ve askerî yönetimler tarafından birbirinden ayrılan anlamlarla yeniden kullanıldı. Bu nedenle Atatürkçülük, ulusalcılık, “liberal Kemalizm”, “sol Kemalizm” ve “İslamcı Kemalizm” gibi sonraki adlandırmaların tümünü, kuruluş döneminde var olmuş eş değer ve resmî kollar saymak anakronik olur. Bunlar daha çok farklı dönemlerde ortaya çıkan yorumlar, öz tanımlar veya eleştirel etiketlerdir.[5]

Kavram ve kapsam

[değiştir | kaynağı değiştir]

“Kemalist” sözcüğü, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında yabancı basında ve diplomatik yazışmalarda Mustafa Kemal'in önderliğindeki Anadolu Hareketini ve onun taraftarlarını anlatmak için kullanıldı. Sözcük başlangıçta yalnızca bir düşünce sistemini değil, Ankara merkezli siyasal ve askerî hareketi de gösteriyordu. Türkiye'de ilkelerin ortak adı olarak kullanımı 1930'larda belirginleşti; 1931 tarihli Tarih IV ders kitabında altı ilkeyle ilişkilendirildi, 1935 CHP programında ise “Partinin güttüğü bütün bu esaslar, Kamâlizm prensipleridir” denildi.[1][2]

“Kemalizm” ile “Atatürkçülük” gündelik dilde sık sık eş anlamlı kullanılsa da iki adın tarihsel bağlamları bütünüyle aynı değildir. Kemalizm, özellikle kurucu kadronun iktidarda olduğu dönemin parti programına, kurumlarına ve reform siyasetine gönderme yapar. Atatürkçülük ise Atatürk'ün ölümünden sonra daha geniş bir anma, bağlılık ve siyasal meşruiyet dili içinde yaygınlaştı. CHP'nin 1953 tarihli programında “Kemalizm” yerine “Atatürk Yolu” ifadesinin geçirilmesi de adlandırmadaki değişimin örneklerinden biridir.[1]

Kemalizmin düşünsel kaynakları tek bir ülkeye veya tek yönlü bir “Batılılaşma” çizgisine indirgenemez. Tanzimat, Meşrutiyetler, Jön Türk hareketi ve geç Osmanlı kurumları kurucu kadroya bir siyasal tecrübe mirası bıraktı; Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, işgal, imparatorluğun parçalanması ve antikoloniyal bağımsızlık mücadelesi ise bu mirası dönüştüren başlıca koşullardı. Cumhuriyet reformları Avrupa hukukundan ve kurumlarından yararlanırken Osmanlı sonrası Balkanlar ve Orta Doğu'daki başka ulus-devlet deneyimleriyle de karşılaştırıldı ve bu coğrafyalarda tartışıldı.[6] Bu bakımdan Kemalizm yalnızca hazır bir “Batı modeli”nin aktarımı değil; savaş, devletin yeniden kuruluşu, uluslararası egemenlik arayışı ve dönemin küresel kalkınma tartışmaları içinde oluşmuş bir program olarak ele alınır.

Tarihsel gelişim

[değiştir | kaynağı değiştir]

Millî Mücadele ve cumhuriyetin kuruluşu

[değiştir | kaynağı değiştir]

Kemalizmin siyasal başlangıç noktası Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi ve Misak-ı Millî ile belirginleşen millî bağımsızlık iddiasıdır. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ve 1921 tarihli Teşkîlât-ı Esâsiye Kanunu, “hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir” hükmüyle egemenliğin kaynağını hanedandan millete taşıdı.[3] Saltanatın kaldırılması, Lozan Antlaşması, 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilânı ve Hilâfetin kaldırılması, yeni rejimin siyasal ve hukukî çerçevesini oluşturdu.

1924 Anayasası cumhuriyet rejimini ve Meclis üstünlüğünü korurken aynı yıl çıkarılan Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu eğitim kurumlarını tek bir devlet sistemi altında topladı. Sonraki yıllarda Türk Kanunu Medenisi, yeni ceza ve ticaret kanunları, Harf Devrimi, kadınların yerel ve genel seçimlerde siyasal hak kazanması ve idarî düzenlemelerle reform alanı genişletildi. Reformların kapsamı, yalnızca yönetim biçimini değil gündelik hayatı, eğitimi, aile hukukunu, dili ve kamusal görünürlüğü de değiştirdi.

Bu kuruluş süreci çoğulcu bir parlamenter rekabet içinde ilerlemedi. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyimleri kısa sürdü; 1920'lerin ikinci yarısından 1945'e kadar CHP devlet yönetimindeki tek örgütlü parti oldu. Dolayısıyla millî egemenlik ve yurttaşlık iddiası ile tek parti yönetiminin sınırlı siyasal katılımı aynı tarihsel dönemin iki farklı yönüdür. 1930'larda parti ile devlet örgütlerinin yakınlaştırılması bu kurumsal yapıyı daha da belirginleştirdi.[7]

Altı Ok'un programlaşması

[değiştir | kaynağı değiştir]
Cumhuriyet Halk Fırkası'nın bayrağındaki altı okun, Topkapı Müzesi'ndeki Türk oklarından ilham alınarak tasarlandığı belirtilmiştir.[8]

CHP'nin 1927 tüzüğünde cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık ve laiklik öne çıkarıldı. Devletçilik ile inkılapçılığın eklenmesiyle altı ilke 1931 programında ortak bir bütün hâline geldi.[9] 1935'teki dördüncü kurultayda kabul edilen program, bu altı esası açıkça “Kamâlizm prensipleri” diye adlandırdı.[2] 5 Şubat 1937 tarihli anayasa değişikliğiyle cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık devletin nitelikleri arasında sayıldı.[3]

İlkelerin resmî programda toplanması, dönemdeki bütün aydınların aynı görüşte olduğu anlamına gelmiyordu. Kadro dergisi çevresi, Millî Mücadele'yi sömürge ve yarı sömürge toplumlar için bir kurtuluş kuramına dönüştürmeye çalıştı; Ahmet Ağaoğlu ise bireysel özgürlük ve girişim alanının daha geniş tutulmasını savundu. Bu yaklaşımlar, resmî programın kaynaklarından biri veya tek açıklaması değil, Kemalizmi kendi kavramlarıyla yorumlayan bağımsız fikrî girişimlerdi.[10][11]

1938-1946 ve çok partili düzene geçiş

[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürk'ün 1938'de ölümünden sonra İsmet İnönü cumhurbaşkanı, 1939'daki beşinci kurultayın ardından da CHP'nin “değişmez genel başkanı” oldu. II. Dünya Savaşı boyunca Türkiye savaşa fiilen girmedi; seferberlik, kıtlık, olağanüstü vergiler ve devletin ekonomideki genişleyen denetimi kurucu ilkelerin uygulanışını yeni koşullara taşıdı.

1945'te muhalefet partilerinin kurulmasına izin verilmesi ve 7 Ocak 1946'da Demokrat Partinin kurulması, Kemalizmin tek parti-devlet çerçevesiyle özdeş uygulanışını sona erdiren yapısal bir dönüşümdü. Bununla birlikte altı ilke ortadan kalkmadı. CHP'nin 1946 olağanüstü ve 1947 olağan kurultaylarında devletçilik, laiklik ve parti örgütü yeni rekabet ortamında yeniden tanımlandı; devletçilikte özel girişime daha geniş yer verildi, parti-devlet özdeşliğinin bazı unsurları terk edildi.[12][13] Bu nedenle 1946, Kemalizmin bütün anlamlarıyla “bittiği” bir tarih değil, kurucu tek parti programından çoğul ve rekabetçi siyasal kullanımlara geçişte önemli bir eşiktir.

İlkeler ve uygulama alanları

[değiştir | kaynağı değiştir]

Altı ilke birbirinden yalıtılmış maddeler olarak değil, cumhuriyetin kuruluş sorunlarına verilen bağlantılı yanıtlar olarak programlaştırıldı. İlkelerin kısa adları sabit kalsa da içerikleri ve birbirleriyle kurdukları ilişki zaman içinde değişti.

Cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve halkçılık

[değiştir | kaynağı değiştir]

Cumhuriyetçilik, egemenliğin bir hanedana değil millete ait olması ve devlet başkanlığının kalıtsal olmaması düşüncesini ifade etti. Kurucu metinlerde TBMM, millî iradenin başlıca kurumu olarak kabul edildi. Ancak cumhuriyet biçimi, tek başına çoğulcu demokrasi anlamına gelmedi: rejim 1920'ler ve 1930'larda seçimli bir Meclisi korurken siyasal rekabeti tek parti örgütüyle sınırladı.

Milliyetçilik, imparatorluk tebaasından ortak bir siyasal topluluğa geçişin ve dış egemenliğe karşı bağımsızlığın ilkesi olarak kuruldu. 1924 Anayasası vatandaşlığı din veya soy yerine devlete bağlılık üzerinden tarif eden bir hüküm taşıyordu.[14] Buna karşılık tek dil ve ortak kültür yaratma siyaseti, Türkçe dışındaki diller ve azınlık kimlikleri üzerinde asimilasyoncu veya dışlayıcı sonuçlar da doğurdu. Dolayısıyla ilkenin yurttaşlıkçı hukuk dili ile dönemin homojenleştirici ulus-devlet uygulamaları aynı şey sayılmamalıdır.

Halkçılık, kanun önünde eşitlik, ayrıcalıklı sınıf ve zümrelerin reddi, devlet ile toplum arasında doğrudan bağ kurulması düşüncelerini bir araya getirdi. Programlarda toplumun uzlaşan meslek gruplarından oluştuğu varsayıldı; sınıf çatışmasının siyasal örgütlenmesi yerine millî dayanışma öne çıkarıldı. Bu yaklaşım bir yandan seçkinlere ve kalıtsal ayrıcalıklara karşı eşitlik iddiası taşıyor, öte yandan bağımsız sınıf siyasetine ve aşağıdan örgütlenmeye dar bir alan bırakıyordu.[15]

Laiklik, hukuk ve eğitim

[değiştir | kaynağı değiştir]

Kemalist laiklik, yalnızca din ile devletin birbirinden bütünüyle ayrılması şeklinde uygulanmadı. Hilâfet ile Şer'iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılırken Diyanet İşleri Başkanlığı devlet içinde kuruldu; medreseler kapatıldı, eğitim Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile merkezîleştirildi ve şer'î mahkemelerin yerini laik mahkemeler aldı. Böylece dinî kurumların siyasal ve hukukî yetkileri sınırlandırılırken din hizmetleri devlet gözetimi altında yeniden örgütlendi.[16]

Türk Kanunu Medenisinin kabulü aile ve miras hukukunu dinî kurallardan ayırdı. Harf Devrimi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu gibi girişimler okuryazarlık, dil ve tarih anlatısını yeni ulus-devletin araçları hâline getirdi. Kadınların 1930'da belediye seçimlerinde, 1933'te köy yönetiminde ve 1934'te milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı kazanması, siyasal yurttaşlığın kapsamını genişletti. Bu dönüşümler aynı anda hem hak ve eğitim alanları açtı hem de kültürel değişimin merkezden ve hızlı biçimde yürütülmesi nedeniyle toplumsal gerilimler üretti.

Devletçilik ve ekonomi politikası

[değiştir | kaynağı değiştir]

Devletçilik, özel mülkiyeti veya özel girişimi kaldıran eksiksiz bir sosyalist ekonomi modeli değildi; piyasanın tek başına gerçekleştiremediği sanayileşme, altyapı ve finansman yatırımlarında devleti kurucu ve yönlendirici aktör yapan karma bir kalkınma yaklaşımıydı. 1930'ların parti tartışmalarında özel girişim ekonomik faaliyetin meşru bir alanı olarak korunurken devletin “öncü” rolünün sınırı konusunda farklı görüşler bulunuyordu.[4]

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, özel sermayenin ve kredi imkânlarının darlığı ile ekonomik bağımsızlık hedefi devletçiliğin kapsamını genişletti. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı dokuma, kâğıt, kimya ve maden gibi temel sektörlerde üretim tesisleri kurulmasını öngördü. Sümerbank (1933), Etibank ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (1935), Denizbank (1937) ve Halkbank (1938) sanayi, madencilik, denizcilik ve küçük üretici kredisi için oluşturulan başlıca kurumlardandı.[17]

Demiryolları, limanlar ve bazı yabancı imtiyazlı işletmeler satın alma veya kamulaştırma yoluyla devlet denetimine alındı; yeni demiryolu hatları iç pazarın ve idarî bütünlüğün kurulmasında kullanıldı.[18] Tarım ekonomisinin ağırlığı, köylünün vergi ve kredi sorunları, bölgesel eşitsizlikler ve işçi örgütlenmesinin kısıtlılığı ise sanayileşme hamlesinin sınırlarını oluşturdu. Bu nedenle kurucu dönem devletçiliğini doğrudan “sosyal liberalizm”, “serbest piyasa” veya “sosyalizm”le özdeşleştirmek yerine kendi tarihsel koşullarında değerlendirmek gerekir.

İnkılapçılık

[değiştir | kaynağı değiştir]

İnkılapçılık, cumhuriyetin hukuk, eğitim, yönetim ve kültür alanlarında yaptığı dönüşümleri koruma ve sürdürme ilkesi olarak tanımlandı. İlke, bir yandan eski rejim kurumlarına geri dönüşe karşı süreklilik sağlıyor, öte yandan “tamamlanmış” bir devrimin hangi yönde ilerletileceği sorusunu açık bırakıyordu. Çok partili dönemde inkılapçılığın içeriği; reformları değişmeden muhafaza etmek, onları demokratikleştirmek veya toplumsal ve ekonomik alanda daha ileri taşımak biçimlerinde farklı yorumlandı.

Siyasal sınıflandırma tartışması

[değiştir | kaynağı değiştir]

Kemalizmi yalnızca “sağ”, “sol” veya “merkez” diye sınıflandırmak, bu kavramların Türkiye'de farklı dönemlerde kazandığı anlamları geriye doğru taşır. Kurucu programdaki millî bağımsızlık, sınıflar arası dayanışma, devlet öncülüğünde kalkınma, laikleşme ve tek parti yönetimi; sonraki sağ-sol ekseninin ayrı taraflarına yerleştirilebilecek unsurları birlikte barındırıyordu. Türkiye'deki ideolojik ayrımları inceleyen çalışmalar da laiklik-dindarlık, milliyetçilik, ekonomik paylaşım ve devlet otoritesi gibi birden fazla eksenin tek bir doğrusal cetvele sığmadığını belirtir.[5]

CHP'nin 1960'larda benimsediği Ortanın solu çizgisi ve 1970'lerdeki demokratik sol söylem, kurucu dönemin değişmeden devamı değil, çok partili ve sınıfsal siyasetin şartlarında yapılmış yeni bir konumlanmaydı. Aynı biçimde daha sonraki muhafazakâr, milliyetçi, liberal veya sosyalist çevrelerin Atatürk'e ve bazı ilkelere başvurması, bu akımların otomatik olarak Kemalizmin kurucu bileşeni olduğu anlamına gelmez.

1946 sonrası adlandırmalar ve yorumlar

[değiştir | kaynağı değiştir]

Çok partili dönemde Kemalizm hem CHP'nin tarihsel mirası hem de devlet kurumları, farklı partiler, dernekler ve aydınlar arasında tartışılan bir meşruiyet dili olarak yaşamayı sürdürdü. Aşağıdaki adlandırmalar aynı zamanda doğmuş düzenli “paradigmalar” değildir; kapsamları, kullanıcıları ve Kemalizmle ilişkileri birbirinden farklıdır.

Atatürkçülük

[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürkçülük, Atatürk'ün ölümünden sonra ilkeleri, devrimleri, kişisel örnekliği ve cumhuriyetin korunması düşüncesini birlikte anlatan daha geniş bir ad oldu. 1953 CHP programında “Kemalizm” yerine “Atatürk Yolu” denilmesi, partinin değişen siyasal dilini gösterir.[1] 1960'tan sonra kavram anayasal kurumlar, eğitim, ordu ve farklı partiler tarafından aynı içerikle kullanılmadı.

12 Eylül Darbesi sonrasındaki askerî yönetim “Atatürkçülüğü” resmî bir devlet söylemi olarak yoğunlaştırırken bunu Türk-İslam senteziyle yan yana getirdi. Bu dönemde bir yandan sol Kemalist yorumlar tasfiye edildi, öte yandan dinle daha uyumlu bir Atatürk tasviri ve devlet merkezli milliyetçilik öne çıkarıldı.[19][20] Bu örnek, “Atatürkçülük” adının tek ve değişmez bir içerik taşımadığını gösterir.

Ulusalcılık, Kemalist ve milliyetçi bir ideolojidir. Ulusalcılık sözcüğü aynı zamanda Atatürk milliyetçiliğinin bir diğer ismi olarak da kullanılmıştır.[21][22] Günümüz siyasetinde ortak bir tanımı olmayıp, çoğunlukla sol pozisyonda yer alan milliyetçi görüşe sahip Kemalistleri tanımlamakta kullanılmıştır. Türk Dil Kurumu tarafından ise "ulusalcılık" ve "milliyetçilik" sözcükleri eş anlamlı olarak tanımlanmıştır.[23]

Bazen ulusalcı tanımı, CHP içerisinde Kemalist değerlere daha bağlı parti kanadını kastetmekte kullanabilmektedir.[24][25] Bununla birlikte ulusalcılığın günümüzde yaygın tanım biçimlerinden biri olan sol Kemalist ideoloji, "ulusal sol" olarak da adlandırılır.[26] Ulusal sol çizgiye göre ulusalcılık; tam bağımsızlık, ulusal sanayinin gelişimi, otarşist[27] bir anlayışla dışa bağımlılıktan kurtulma, tam yerli üretim gibi hedefleri savunur, Cumhuriyet'in temel kuruluş ilkelerinin muhafazası, devletin üniter ulus devlet yapısının muhafazası, laiklik ve "ulusal çıkarlar"ın ön planda tutulması gerekliliklerine inanır. Bunlarla birlikte enternasyonalizmi reddeder ve sol siyaset ile Kemalizm'i sentezleyerek, 27 Mayıs İhtilali sonrası Millî Demokratik Devrim ile birlikte çıkan[28][29][30] sol Kemalist bir siyasi görüşü ifade eder.[31][32][33]

Kendini ulusalcı olarak niteleyenlerin çoğunluğu, kendini siyaseten solda olarak tanımlar. Farklı bir görüş olarak, CHP İzmir Milletvekili ve eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, ulusalcılığı bir tür "aşırı Kemalist milliyetçilik" olarak ele aldı ve hem ulusalcı hem solcu olunamayacağını söyledi.[34]

Liberal Kemalizm

[değiştir | kaynağı değiştir]

“Liberal Kemalizm”, kuruluş dönemindeki resmî bir akımın adı değil, Kemalist dönüşümü bireysel özgürlük, hukuk devleti ve özel girişim lehine yorumlayan düşünürler için sonradan kullanılan bir sınıflandırmadır. Ahmet Ağaoğlu, cumhuriyeti ve laik reformları desteklerken CHP'nin tek parti yapısını ve devletin toplum üzerindeki geniş müdahalesini eleştirdi; Serbest İnsanlar Ülkesinde gibi eserlerinde özgür bireyi cumhuriyet düzeninin temeli olarak ele aldı.[11]

Bu yorum, devletçilik ilkesinin başlangıçta “piyasa ekonomisi” anlamına geldiğini veya sonradan resmen liberalizmle değiştirildiğini göstermez. Daha çok aynı kuruluş süreci içindeki devlet-birey, parti-toplum ve kalkınma-özgürlük gerilimlerinden birine verilen liberal yanıttır. Terimi kullanırken Ağaoğlu'nun kendisini bu adla örgütlü bir hareketin temsilcisi olarak tanımlamadığı da gözetilmelidir.

Sol Kemalizm, özellikle 1960'larda Kemalizmin antiemperyalizm, halkçılık, devletçilik ve bağımsız kalkınma yönlerini sosyalizmle ilişkilendiren farklı çevreler için kullanılan addır. 27 Mayıs Darbesi sonrasındaki görece açık düşünce ortamında Yön ve Devrim çevreleri, Doğan Avcıoğlu, Mümtaz Soysal ve başka yazarlar bu tartışmanın başlıca aktörleri oldu. Yön ve Devrim, Marksizm, sosyalizm ve Kemalizmi Türkiye'nin bağımsız kalkınma sorunu etrafında kendine özgü biçimde birleştirmeye çalıştı.[35]

Sol Kemalizm tekdüze değildi. Parlamento ve anayasal özgürlükleri öne çıkaran yorumlarla asker-sivil öncülüğünde hızlı bir dönüşüm bekleyen yorumlar arasında önemli ayrımlar vardı; Mümtaz Soysal'ın yaklaşımı da aynı dönemin başka sol Kemalist çizgilerinden ayrılıyordu.[36]

İslamcı Kemalizm

[değiştir | kaynağı değiştir]

“İslamcı Kemalizm”, “Atatürkçü İslamcılık” veya “yeşil Kemalizm” adları, kuruluş döneminde örgütlenmiş ve ortak programı belirlenmiş bir Kemalist akımın adı değildir. Terimler daha çok 2000'ler ve 2010'lardaki siyasal yorumlarda, farklı olgular arasında benzerlik veya yakınlaşma kurmak için kullanıldı. Cengiz Çandar “yeşil Kemalizm”i AK Parti dönemindeki merkezîleşme ve liderlik tarzını eski Kemalist devlet pratiğine benzeten eleştirel bir mecaz olarak kullandı.[37] Mesut Yeğen ise “Atatürkçü İslamcılık” ifadesiyle, İslamcı siyasetin devlet merkezli, milliyetçi ve Atatürk'e daha olumlu bir söyleme yönelmesini tartıştı.[38]

Kemalist partiler

[değiştir | kaynağı değiştir]

Ayrıca bakınız

[değiştir | kaynağı değiştir]
  1. 1 2 3 4 Albayrak, Mustafa (2010). "Kemalizmin Düşünsel Temelleri ve Tarihsel Oluşumu". Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. 26 (77)21 Temmuz 2026.
  2. 1 2 3 "CHP Programı, 1935". TBMM Kütüphanesi Açık Erişim Koleksiyonu. 1935. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.
  3. 1 2 3 "Türk Anayasa Metinleri: Sened-i İttifaktan Günümüze" (PDF). Türkiye Büyük Millet Meclisi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.
  4. 1 2 Uzun, Hakan (2017). "Cumhuriyet Halk Partisi Kongrelerinde Devletçilik Tartışmaları (1931-1947)". Avrasya İncelemeleri Dergisi. 5 (2): 273-30521 Temmuz 2026.
  5. 1 2 Can, Candaş (2024). "Türkiye'de Sağ-Sol Ayrımını İnşa Eden Yatay ve Dikey İdeolojik Eksenler: Bir Siyasal Yelpaze Önerisi" (PDF). İnsan & Toplum. 14 (1): 31-67. doi:10.12658/M072221 Temmuz 2026.
  6. "A Transnational History of Kemalism". Ottoman History Podcast. 11 Haziran 2019. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.
  7. Mutlu, Sevda (2013). "Tek Parti Döneminde Parti Devlet Bütünleşmesine Bir Örnek: Dilek Sistemi". Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. 29 (86): 53-10221 Temmuz 2026.
  8. "C. H. F.nın bayrağı ve büyük bayram". wikilala.com. Cumhuriyet. 19 Ekim 1933. 2 Kasım 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.
  9. "Cumhuriyet Halk Fırkası Nizamnamesi ve Programı, 1931". TBMM Kütüphanesi Açık Erişim Koleksiyonu. 1931. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.
  10. Yuca, Sami (2016). "Kadro Hareketi ve Kemalizm". The Journal of Academic Social Science Studies (42): 227-24121 Temmuz 2026.
  11. 1 2 Haklı, Salih Zeki (2018). "Erken Dönem Cumhuriyet'te Ahmet Ağaoğlu'nun Kemalizm'i Liberal Perspektiften Yorumlama Çalışmaları". Liberal Düşünce Dergisi. 23 (90): 35-5721 Temmuz 2026.
  12. Uzun, Hakan (2013). "CHP'nin 1946 Olağanüstü Kurultayı". Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. 13 (26): 139-16121 Temmuz 2026.
  13. Uzun, Hakan (2012). "İktidarını Sürdürmek İsteyen Bir Partinin Kimlik Arayışı: CHP'nin 1947 Olağan Kurultayı". Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. 12 (25): 101-13921 Temmuz 2026.
  14. Vural Dinçkol, Bihterin; Işık, Alper (2015). "1924 Anayasası Döneminde Yurttaşlık Anlayışı". Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi. 21 (1): 1-2121 Temmuz 2026.
  15. Görücü, Çağdaş (2017). "Tek Parti Döneminde Halkçılık ve Sosyal Politika: Solidarizm ve Korporatizm Kavramları Çerçevesinde 1936 İş Kanunu Hakkında Bir Değerlendirme". Çalışma ve Toplum (54): 1335-137021 Temmuz 2026.
  16. Yetkin, Aydın (2015). "Kemalizm ve Düzenin Laikleştirilmesi: Teorik Bir Bakış". Atatürk Yolu Dergisi (57): 209-23121 Temmuz 2026.
  17. Eşiyok, B. Ali (2008). "Sanayi Planlarından 1947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı'na: Bir Dönüşümün Kısa Öyküsü". Memleket Siyaset Yönetim. 3 (8): 168-19621 Temmuz 2026.
  18. Bozkurt, Birgül (2021). "Erken Cumhuriyet Dönemi Demiryollarının Millileştirilmesi: Anadolu-Bağdat ve Mersin-Tarsus-Adana Demiryolları Örneği". Turcology Research (71): 679-702. doi:10.14222/Turkiyat452221 Temmuz 2026.
  19. Özet, İrfan (2022). "Kültür Savaşı Ekseninde 12 Eylül Politikaları ve Türk Sağı". Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi (57): 245-25921 Temmuz 2026.
  20. Yılmaz, Onur Alp (2022). "Sol-Kemalizmin Tasfiyesi: 12 Eylül'ün Atatürkçülüğü ve Kökenleri". Atatürk Yolu Dergisi (70): 473-485. doi:10.46955/ankuayd.107034721 Temmuz 2026.
  21. "Kemalizm'in Ulusalcılık Anlayışı ve Günümüz Türkiye'sinde Ulusalcılık - Milliyetçilik Algılamaları" (PDF). msydergi.com. 5 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 4 Kasım 2022.
  22. "22-gürbüz d. tüfekçi.pdf". Google Docs. 10 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2023.
  23. "Ulusalcı Ne Demek, Ne Anlama Gelir? Ulusalcı Kelimesi TDK Sözlük Anlamı Nedir?". haberturk.com. 1 Ekim 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ekim 2022.
  24. "Ulusalcı Kanattan Büyük Tepki Var". takvim.com.tr. 14 Temmuz 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Temmuz 2023.
  25. "Kılıçdaroğlu rüzgarı, Akşener bariyeri". gazeteduvar.com.tr. 8 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Haziran 2023. Kaynaktan alıntı: "Kılıçdaroğlu’nun liderlik ettiği partisindeki ulusalcı, öncülük ettiği Millet İttifakı’ndaki milliyetçi-ülkücü kanadın direncine rağmen..."
  26. Çeçen, Anıl (2013). Ulusal Sol. Toplumsal Dönüşüm Yayınları.
  27. Güzel, Süleyman Çağrı (25 Şubat 2021). "ULUSALCILIĞIN ONTOLOJİSİNİ ANLAMAK: SİVİL VE ETNİK MİLLİYETÇİLİKLER BAĞLAMINDA BİR ANALİZ". Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (26): 29-45. ISSN 1308-6219. 10 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi10 Mart 2023.
  28. "Kim bu ulusalcılar?". Tempo. 21 Ekim 2005.
  29. Cevizoğlu, Hulki (2004). Attilâ İlhan ile birkaç saat, Bütün Kaleler Zaptedilmedi. Ceviz Kabuğu. ISBN 9756613173.
  30. Cevizoğlu, Hulki (2007). İşgal ve Direniş, 1919 ve Bugün. Ceviz Kabuğu. ISBN 9789756613221.
  31. "ULUSALCILIĞIN ONTOLOJİSİNİ ANLAMAK:". Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çağrı GÜZEL. DİCLE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DERGİSİ. s. 5. 23 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Mart 2022.
  32. Güler, 2015: 31
  33. Güler, Birgül Ayman, (2015) s. 53, Ulusalcılık ve Karşıtları, Pozitif Yayınları, İstanbul
  34. "Rıza Türmen: Hem ulusalcı hem solcu olamazsınız". t24.com.tr. 29 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Eylül 2022.
  35. Uyar, Çağhan (2022). "Yön ve Devrim Hareketine Göre Laiklik (1961-1971)". Tarih ve Gelecek Dergisi. 8 (1): 1-32. doi:10.21551/jhf.106972421 Temmuz 2026.
  36. Atalay, Lemi (2019). "Mümtaz Soysal ve Kemalizm: 1960'lı Yıllarda Bitmemiş Bir Senfoniyi Tamamlama Girişimi". Tarih Araştırmaları Dergisi. 38 (65): 395-41221 Temmuz 2026.
  37. Çandar, Cengiz (31 Ağustos 2014). "Yeni Türkiye, Yeşil Kemalizm mi?". Diken. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.
  38. Yeğen, Mesut (18 Kasım 2022). "Atatürkçü İslamcılık". Perspektif. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2026.

Dış bağlantılar

[değiştir | kaynağı değiştir]