Türk sineması

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Türk sineması
Turkeyfilm.png
Türkiye sineması
Salon sayısı 2.483 (2016)[1]
 • Kişi başına 100 binde 3.0 (2011)
Ana dağıtıcılar Mars Dağıtım %36.16[2]
UIP Türkiye %26.48[2]
Warner Bros. %17.02[2]
TME Films %9.72[2]
Pinema %5.37[2]
Üretilen filmler (2017)[2]
Toplam 148 film
Seyirci sayısı (2017)[3]
Toplam 71 milyon kişi
Yerli film 40.3 milyon kişi
Gişe hasılatı (2017)[3]
Toplam ₺871 milyon
Yerli film ₺474 milyon

Türk sineması veya Türkiye sineması (Yeşilçam olarak da bilinir), Türkiye'deki film endüstrisine dair faaliyetleri ve sinema kültürünü kapsamaktadır. Türkiye'de sinemanın geçmişi Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanmaktadır. Başlangıç tarihi tam olarak bilinmese de Anadolu'ya sinemanın gelişinin II. Abdülhamit döneminde gerçekleştiği varsayılmaktadır.[4] İlk toplu film gösterimi ise 1896 - 1897 yılları arasında Sigmund Weinberg tarafından İstanbul'da gerçekleştirilmiştir. İlk toplu gösterilen film ise Lumière Kardeşler yapımı Bir Trenin La Ciotat Garı'na Gelişi (L'Arrivée d'un train en gare de La Ciotat) filmi olmuştur.[4] Bu tarihten, 14 Kasım 1914 yılına kadar da özellikle Lumière Kardeşler'in yaptığı filmler başta olmak üzere yabancı yapım filmler gösterilmiştir.[5]

1914 yılına gelindiğinde İstanbul'da bugünkü Yeşilköy yakınlarında bulunan Ayastefanos Rus Abidesi'nin yıkılması kararlaştırılmış ve bunu da bir filme çekme fikri ortaya çıkmıştır. Bu fikir ile birlikte Avusturya'dan bir film ekibi davet edilmiş daha sonra ise bu filmi bir Türk'ün çekmesi şartı ortaya atılmıştır. Bu iş için de o sıralarda Osmanlı ordusunda görevli olan Fuat Uzkınay uygun görülmüş ve Avusturyalı film ekibi tarafından Fuat Uzkınay'a filmi nasıl çekmesi gerektiği öğretilmiştir. Kısa bir eğitimin ardından, 4 Kasım 1914 günü Fuat Uzkınay tarafından çekilen Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı filmi, bir Türk'ün çektiği ilk film olmuştur.[5] Bu gelişme sonrası Enver Paşa'nın direktifleri doğrultusunda Almanya'daki "Ordu Sinema Kolu"ndan esinlenilerek 1915 yılında Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulmuş ve bu kurum, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye sinema tarihinin ilk resmi sinema kurumu olmuştur.[4][5] 1922 yılına gelindiğinde ise Türkiye'nin ilk özel film şirketi olan Kemal Film, Kemal Seden tarafından İstanbul'da kurulmuştur.[6]

Günümüzde ise Türkiye sineması, ulusal ve uluslararası birçok yapım şirketinin yer aldığı, yılda ortalama 100 filmin üretildiği[2][7] bir sinema pazarı haline gelmiştir.[7] Türkiye, 2016 verilerine göre Avrupa ülkeleri arasında yerli yapım film üretiminde sekizinci sırada yer almaktadır.[7] Yine aynı verilere göre de seyirci sayısı bakımında yedinci, hasılat bakımından sekizinci sırada yer almaktadır.[7] Ayrıca Türkiye sineması Avrupa genelinde en çok sinema salonu ve perdesi barındıran yedinci ülke konumundadır.[7] Türkiye'deki sadece Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Hakkâri, Sinop, Şırnak ve Tunceli illerinde sinema salonu bulunmamaktadır. Bunların dışındaki tüm illerde sinema salonları bulunmaktadır.[7]

Türk sinemasında birçok film büyük gelir kaynağı elde etmiştir. Ateşten Gömlek (1923), Aysel Bataklı Damın Kızı (1934), Susuz Yaz (1964), Sevmek Zamanı (1965), Hababam Sınıfı (1975), Sürü (1978), Selvi Boylum Al Yazmalım (1978), Maden (1978), Yol (1982), Muhsin Bey (1987), Uçurtmayı Vurmasınlar (1989), Eşkıya (1996), Masumiyet (1997), Vizontele (2001), Kader (2006), Kurtlar Vadisi Irak (2006), Av Mevsimi (2010), Kaybedenler Kulübü (2011), Recep İvedik 4 (2014), Mucize (2015), Dağ II (2016), Ayla (2017) ve Müslüm (2018) gibi filmler dönemine göre büyük gelir elde eden filmlerden bazılarıdır. [8]

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk yıllar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye'de gösterilen ilk sinema filmi, Lumière Kardeşler yapımı Bir Trenin La Ciotat Garı'na varışı'nın film afişi

Osmanlı İmparatorluğu sinemayla 1896'da gösterime başlayan Fransa'dan hemen sonra tanıştı. Lumière Kardeşler'in bir kameramanı 1896'da İstanbul'a gelerek Boğaziçi'nde çekimler yaptı. Ardından İzmir, Kudüs ve başka şehirleri görüntüledi. Aynı yılın sonlarında, bilet alınarak girilen ilk sinema gösterimi yapıldı. Pathe Yapımevi'nin temsilciliğini alan Polonya Yahudisi Sigmund Weinberg, o yıllardaki adı Pera olan ve çoğunlukla azınlıkların yaşadığı Beyoğlu'nda, Sponeck Birahanesi'nde sinematograf gösterileri düzenledi. Karagöz ve Hacivat gösterileriyle meşhur Direklerarası'ndaki Feyziye Kıraathanesinde sinema gösterilerine başladı. İlk yerleşik sinema salonu olan Pathe’yi Weinberg Tepebaşı'nda açtı. Bunu Beyoğlu'nda açılan Palas ve Majik sinemaları takip etti. Feyziye Kıraathanesi de yıkılarak 1914'de Milli Sinema'ya dönüştü. Bu salonları başkaları da izledi. Birinci Dünya Savaşı öncesinde İzmir, Selanik gibi şehirlerde sinema oldukça yaygınlığa kavuşmuştu. Sarayda ise hanedan mensuplarına özel, sinema gösterimleri yapılıyordu. İlk filmlerin kısa metrajlı belge filmleri ve güldürüler olduğu bilinmektedir. Osmanlı Devleti, Osmanlı-Rus Savaşı'nda hızlı ve beklenmedik bir mağlubiyete uğramış, Batılı ülkelerin tehditleriyle bir anlaşma imzalayan Rusya, geldiği en ileri nokta olan Ayastefanos'a (Yeşilköy) yüksek ve görkemli bir anıt diktirmişti. 14 Kasım 1914'de Fuat Uzkınay'ın görüntülediği Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin yıkılışı, Türk sinemasının da başlangıcı sayılır. (Merkez Ordu Sinema Dairesi arşivindeki bu film, günümüze ulaşamamıştır. Weinberg’in öğrencisi olan Uzkınay, Birinci Dünya Savaşı'nın çeşitli cephelerinde ordu adına çekimler yapmaya devam etti. Aslında Osmanlı ülkesinde Uzkınay’dan daha önce de sinema çekimleri yapılmıştı. Makedonya'lı Yanaki Manaki ve Milton Manaki Kardeşler 1911 senesinde Sultan Reşat'ın Selanik ve Manastır gezilerini filme aldı. Bu filmler günümüze kadar da ulaşmıştır. Uzkınay’ın filminin ilk film sayılmasının sebebi Makedonya'nın bugünkü sınırlarımız dışında kalmasıdır.

İlk Türk filmi Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı, ilk Türk Sinemacısı Fuat Uzkınay tarafından, 14 Kasım 1914'te, Yeşilköy, İstanbul'da çekilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı'nda Türk ordularının başkomutanı Enver Paşa, savaş içinde Almanya'yı ziyaret ettiği sırada Alman ordusunun bir "Ordu Film Dairesi" kurduğunu görünce sinemanın propaganda açısından önemini kavramıştır. Yurda dönünce de ilk işi Türkiye'de hemen bir Ordu Film Dairesi'nin kurulmasını sağlamak olmuştur. Ordu Film Dairesi önceleri belge filmleri çekti. Bunlar savaşla, başkomutanın ve padişahın resmi ve özel yaşamlarıyla ilgili filmlerdi. Kuruluşun başına Türkiye'de halka ilk film gösterimini sağlamış olan Sigmund Weinberg getirildi. Sonnradan siyasal düşüncelerle bu görevinden uzaklaştırıldı ve yerine yardımcısı olan Fuat Uzkınay geldi. Türk sinemasının ilk sekiz-dokuz yılında az sayıda film çekilmiştir. Bu filmler sonrasındaki sinema faaliyetleri de zaten Cumhuriyet dönemine girer. Enver Paşa'nın direktifiyle kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi dışında devletin sinemaya fazla ilgisi yoktur. Cumhuriyet döneminin başlarından itibaren iki özel film şirketi 1922'de kurulan Kemal Film ile 1928'de kurulan İpek Film şirketi, film yapımında ve ithalatında uzun süre etkin olmuştur.

Tiyatrocular dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Millî Sinema (1910) ve Hilal (solda), Millet Tiyatrosu (sağda)[9]

Weinberg yalnızca askeri belge filmleri çekmekle yetinmedi. Yurdumuzda da başka sinema kuruluşu olmadığından konulu filmlerin çekilmesini bir öncülük görevi sayarak Enver Paşa'yı ikna etti, gerekli izni alarak konulu film çekimine başladı. Bunun için İstanbul'da gösteriler yapan Benliyan'ın Milli Operet Kumpanyası'yla anlaştı. Kumpanyanın repertuarında bulunan "Leblebici Horhor Ağa" ile "Himmet Ağa'nın İzdivacı" filme almayı kararlaştırdı. "Leblebici Horhor" baş oyuncunun özrü dolayısıyla yarım kaldıysa da Moliere'in ünlü "Zoraki Nikah" adlı oyunundan uyarlanan “Himmet Ağanın İzdivacı”, Ahmet Fehim, Behzat Haki, İsmail Galip gibi Türk oyuncularının da katkılarıyla filme çekilebildi. Böylece Türkiye'de ilk konulu film çekilmiş oldu. Milli Müdafaa Cemiyeti'nin genç üyelerinden biri sonradan tanınmış bir gazeteci olan Sedat Simavi film işiyle ilgilenmeye başladı. Cemiyetin Divanyolu'ndaki binasının alt katında derme çatma bir stüdyo kuruldu. Cemiyet Başkanı Dr. Hikmet Hamdi'nin desteklediği ekip ilk planda iki konulu film çevirdi. Birincisi Mehmet Rauf'un bir piyesinden uyarlanan ve evlilik müessesesini kişinin hürriyetini sınırlayan bir pençe olarak değerlendiren ilki Pençe, diğeri de Casus olmuştur.

Cemiyet adına, "Alemdar Vakası" adlı bir film çekilmesine rağmen kurgusu yapılamadığı için sonuçlandırılamadı. Daha sonra Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın tiyatroya uyarlanan ünlü romanı Mürebbiye filme çekildi. Zengin bir ailenin konağında mürebbiyelik yapan genç bir Fransız kadının ahlak kurallarını hiçe sayarak konaktaki erkekleri birbirine düşürmesini işleyen bu filmin gösterimini İstanbul'daki işgal yönetimi yasakladı. Böylece "Mürebbiye" Türkiye’de sansüre uğrayan ilk film oldu. Bu filmi Yusuf Ziya Ortaç'ın bir oyunundan sinemaya uyarlanan Binnaz izledi. 1919 tarihinde çekilen bu film ilk başarılı iş filmi oldu. Mürebbiye'ninde yapımcısı olan Malûl Gaziler Cemiyeti 1921'de sinemaya "Bican Efendi" tiplemesini getirdi. Bir Fransız oyunundan uyarlanan, Fuat Uzkınay'ın yönettiği ve Hüseyin Şadi Karagözoğlu'nun bir köşkün beceriksiz vekil harcını canlandırdığı Bican Efendi Velkilharç komedisi, büyük ilgi gördü. Aynı yıl çekilen devam filmleri Bican Efendi Mektup Hocası ve Bican Efendinin Rüyası, ilk film gibi anlatımı düzgün ve keyifli filmler oldu.

Muhsin Ertuğrul dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk sinemasının en önemli yönetmeni, Muhsin Ertuğrul

Muhsin Ertuğrul, 17 yaşındayken tiyatro oyunculuğuyla sahnelere adım attı. Fransa ve Almanya'da bulundu. Alman filmlerinde sahne işçilerinden figüranlığa kadar değişik rollerde oynadı, yönetmenlik yaptı. İstanbul'a dönüşünde Kemal ve Şakir Seden Kardeşler'i film yapımcılığına özendirdi. Eyüp'te bir mensucat fabrikasında Kemal Film Stüdyosu kuruldu. Bu stüdyoda iki yılda (1922–1924 arası) 6 film üretildi. İstanbul'da İstanbul'da Bir Facia-i Aşk, Boğaziçi Esrarı, Ateşten Gömlek, Leblebici Horhor, Kız Kulesinde Bir Facia ve Sözde Kızlar. Bu filmlerinin yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul yaptı. Başrollerini Anna Mariyeviç ile Vahram Papazyan'ın oynadığı İstanbul'da Bir Facia-i Aşk, fettan bir kadının aşıklarından biri tarafından öldürülmesini konu alıyordu. Muhsin Ertuğrul bu filmiyle Türk sinemasında kendi adıyla anılacak bir dönemi de başlatmış oldu. Bir Bektaşi şeyhinin etrafında geçen ve Yakup Kadri'nin Nur Baba adlı romanından uyarladığı Boğaziçi Esrarı filminin setini Bektaşiler basıp dekorları parçalayınca filmin gösterimi bir yıl sonrasına sarktı. Halide Edib Adıvar'ın aynı adlı romanından uyarlanan ve bir kadının gözünden Kurtuluş Savaşı'nı anlatan Ateşten Gömlek filminde oyuncu seçimi için Muhsin Ertuğrul değişik bir yol izleyerek gazete ilanı verdi. Başvuranlar arasından Münire Eyüp (Neyyire Neyir) ve Bedia Şekip (Bedia Muvahhit) film için seçildi. Böylece 1920 yılında bir Türk kadınının tiyatroda oynamasından sonra (Afife Jale) sinemada da azınlık mensupları dışında Türk kadınlarının oynamasının yolu açıldı. Kurtuluş savaşını izleyerek 1923'te çevrilen Ateşten Gömlek sadece milli duyguları coşturan konusu ile değil akıcı üslubu ve kudretli oyuncularıyla da Türk Sinema tarihinde ilk önemli film olarak yerini aldı. Cumhuriyetin ilanından 6 ay önce işgal altındaki İstanbul'da oynatılan film büyük ilgi gördü. Bir operetten uyarlanan Leblebici Horhor ise salonda müzik çalınmasına rağmen sessiz sinemada başarılı olamadı. Peyami Safa'nın romanından uyarladığı Sözde Kızlar filmini tamamladıktan sonra Rusya'ya giden ve burada da filmler çeken Ertuğrul, Türkiye'ye döndü.

Muhsin Ertuğrul daha sonra evleneceği Neyyire Neyir ile beraber filmlerde oyunculuk da yaptı. 1932'de ilk Türk sesli filmi ve ilk Türk ortak yapımı (Türk, Mısır, Yunan) İstanbul Sokaklarında adlı filmi çekti. Aynı kızı seven biri kör iki kardeşin çekişmesi ele alan ve tam bir melodram olan bu film seyircinin büyük ilgisini çekti. 1932’de çevirdiği “Bir Millet Uyanıyor” filmi milli duyguları cçoşturan, halkın beğenisini kazanan bir filmdi. Bunun dışında Karım Beni Aldatırsa, Söz Bir Allah Bir, Milyon Avcıları, Cici Berber ve Leblebici Horhor Ağa gibi müzikli filmler çevirdi. Ertuğrul ilk Türk kadın film yıldızını da sinemaya kazandırdı. Ertuğrul’un Aysel Bataklı Damın Kızı, Şehvet Kurbanı ve Tendeki Şeytan filmlerinde rol verdiği Cahide Sonku, seyircinin yüzüne aşina olduğu ilk kadın yıldızımız oldu. Ertuğrul'un çoğu oyuncusu gibi tiyatro kökenli olan Sonku, adıyla filme seyirci çeken, taklit edilen bir yıldız haline geldi. Sonraları film şirketi de kuran Cahide Sonku'nun hayatı sefalet ve yalnızlık içinde sona erdi. İlk renkli Türk filmi Muhsin Ertuğrul'un 1953 yılında yönettiği Halıcı Kız filmidir. Muhsin Ertuğrul, doğuşundan 1940'lara kadar Türk sinemasındaki tek adamdır. Yurt dışında da bulunup filmler çevirdiği için Ertuğrul, Türkiye'de zenginleri filmlerine yapımcı olmaya ikna etmekte zorlanmamıştır. Sinemamızda ilklerin adamı olan bu yönetmen birçok yönden eleştiriye uğramıştır. Bu eleştirilerden bazıları şöyle sıralanabilir:

  • Kendisi de tiyatro kökenli olduğu için filmlerinde tiyatrocuları oynatmak, filmleri tiyatrovari oyunculuk ve yönetmenlik anlayışla çekmek. Sinemaya hep tiyatro açısından bakmak.
  • Uyarlama salgınını başlatmak. (Ertuğrul'un çektiği 30'u aşkın filmden 8'i yabancı filmlerden, 11'i tiyatro eserlerinden uyarlamadır.)
  • Filmlerinde klişelere çok yer vermek, sinemamıza ağdalı melodram geleneğini yerleştirmek.
  • Kendi kusurlarını tekrarlayan bir yönetmen kuşağı yetiştirmek. Bu kadar ağır eleştirilse de Ertuğrul'un sinemamızın öncüsü olduğu ve daha önce yapılmayanları yaptığını söyleyebiliriz.

Yeşilçam (1945-1980)[değiştir | kaynağı değiştir]

İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve bitmesi, Türkiye'nin Demokrat Parti ile gerçek mânâda çok partili hayata geçmesi, yeni yönetmenlerin ortaya çıktığı ve Yeşilçam sinemasının başladığı yıllar oldu. Faruk Kenç, 1930'ların sonuna kadar tek adam olan Muhsin Ertuğrul dışında yönetmenlik yapan ilk isimdi. Taş Parçası (1939) filmiyle sinemaya atılan Kenç, tiyatro kökenli olmadığından filmlerinde de tiyatro etkisi yoktur, ancak filmleri vasatın üzerine çıkamaz. Ertuğrul filmlerini sesli çekerken, Faruk Kenç filmi sessiz çekip sonradan seslendirerek Türk sinemasının hemen benimseyeceği bir uygulamayı başlatmış oldu. 1948'de yabancı filmlerden yüzde 70 alınan verginin yerli filmlerde yüzde 25'e düşürülmesiyle yeni yönetmen sayısında ve film üretiminde büyük artış yaşandı. 1950'lerden sonra sinema salonları Anadolu'da bir ölçüde yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Yeşilçam sineması dediğimiz dönem, daha çok 1950–1960 yılları arasını anlatır. Bu dönem sinemasının en bariz özelliği sinemanın bir eğlence niteliğinde hoşca vakit geçirme aracı olarak anlaşılmasıdır. Bol miktarda salon komedileri, kan davasını konu alan köy filmleri, aşk ve namus filmleri çekilmiştir. Bu dönem Türk sinemasının yapılanmasında önemli bir kilometre taşıdır. Türk sinemasında yılda iki yüzü aşkın film üretilmiştir. 1950 ile 1960 arasındaki on yıllık dönem, Türk toplumsal gerçekçiliği için büyük önem taşır. 1948–1959 yılları arısında Türk ulusal sineması için sağlam temeller atılmaya başlanmıştır. Ucuz melodramlar ve tiyatro oyunları dışında bir sinema kavramı ilk defa bu yıllarda oluşmuştur. Bu dönemde yaşanan büyük gelişmeler içinde üç unsur, toplumsal gerçekçi bir sinemanın ortaya çıkışını sağlayacak alt yapının kurulması açısında önemlidir. Bu unsurları şöyle sıralanabilir:

  • Yeşilçam olarak bildiğimiz yeni bir sinema endüstrisinin ortaya çıkması ve böylelikle film ve sinema salonu sayısında büyük artış olması.
  • Film çekmeye hevesli ve yetenekli yeni bir yönetmen kuşağının doğması, "Kara Film" ya da "Köy Filmi" gibi yeni arayışların belirmesi.
  • Sinema eleştirisinin ciddi dergilerde yer almaya başlaması, sinema kuruluşlarının ve sinema yayıncılığının artması.

Ayrıca sinemanın profesyonel olarak meslek edinilmesi, bu amaçla yönetmen, oyuncu, teknik ekip yetiştirilmesinin daha organize yapılması sağlanmıştır. Bir anlamda Yeşilçam sinema için bir altyapı sağlamıştır denebilir.

1950'li yıllar döneminin en ilginç özelliklerinden biri, piyasa romanı olarak adlandırılan romanların filme çekilmesidir. Bunlara örnek olarak Kerime Nadir, Muazzez Tahsin, Esat Mahmut uyarlamaları örnek olarak verilebilir. Bu tür filmler özellikle İstanbul'da geçen gündelik hayatı bir ölçüde şekilsiz modernleşmeci bir tarzda ele alınan filmlerdir. 1950–1960 yılları arasında iyice yaygınlaşan piyasa romanları uyarlamaları Türk sinemasında kalıcı izler bırakmıştır, hatta bugün bile o yılların sinemadaki izlerini görmek mümkündür.

1960 darbesi'ne gelene kadar Türkiye'de yıllık film üretimi 80'i bulmuştu. Vasıflı birkaç yönetmen dışında çoğu sinemacı, yıldız sistemine dayanan ve seyircinin duygularına hitap ederek sadece vakit geçirtmeyi amaçlayan bir sinema kültürü oluşturdular. Sinemanın çok büyük bir maddi yatırım gerektirmeyen iyi bir kazanç kapısı olduğunu sezen girişimciler, Yeşilçam Sokağı'nın çevresini film yazıhaneleriyle doldurmuşlardı. Filmin iyi bir gişe yapmasının en kolay yolu, başarılı olmuş filmlerin taklit edilmesiydi. Yetişmiş insan gücünün ve teknik cihazların eksikliği bile film üretiminin artışına engel olamadı. Sanat birikimi ya da estetik kaygısı olmayan sinemacılar el yordamıyla ve bir-iki en fazla dört hafta içinde çektikleri filmlerle yeni bir işkolunun doğmasını sağladılar. Kötü kalpli zenginler, temiz kalpli yoksul kızlar ve delikanlılar, namus uğruna işlenen cinayetler, kötü yola düşmüş ama altın kalpli fahişeler, gibi klişeler git gide yerleşti. Bu dönemdeki filmleri izleyenler o yılların Türkiye'si hakkında filmlerde, filmin çekildiği yerin görüntüleri dışında hiçbir şey bulamazlar. Kendi tarzını oluşturan, sinemayı sanat olarak gören, ayağı yere basan sinemacılar her zaman oldu. Sayıları az da olsa bazı yönetmenler sinema sanatına katkıda bulunmaya devam etti. Ancak Yeşilçam sinemasının ana yolu her zaman seyircinin beklentisine göre film çeken ve sinemayı sırf eğlence amaçlı kullanan sinema tüccarlarınındı. Yeşilçam yapımcıları filmlerden büyük paralar da kazandılar. Ancak bu gelirler hiçbir zaman sinemamıza altyapı kazandırmak için harcanmadı. Birkaç saatte yazılmış veya gişe başarısı yakalamış yabancı filmlerden uyarlanan senaryolarla filmler çekildi. Yeşilçam sinemasında filmleri birkaç türde toplamak mümkündür. Birbirinin sonsuz sayıda kopyası gibi duran ağdalı melodramlar, tarihi olayları işleyen kahramanlık filmleri, Hazreti Ali, Rabia gibi konularla dini duygulara seslenen filmler, yoksulluk ve diğer sıkıntıları öne çıkartan yapımlar ve dünyanın belki de hiçbir ülkesinde olmayan Superman, Zagor, Tommiks, Tarzan, Batman gibi yabancı Çizgi roman ve Western uyarlamaları.

Süper kahramanlar dönemi

Yılmaz Atadeniz'in ve onu izleyen sinemacıların en büyük esin kaynağı 1940'ların Amerikan serileriydi. Zorro ve Yalnız Süvari gibi maskeli kahramanlara bir süre sonra Demir Pençe ve Şimşek Hafiye gibi yerel uyarlamalar eşlik ediyordu. Kostümlü kahramanların en ünlüsü olan Superman. Süpermen Fantomaya Karşı (1969) ile Türkiye'yi ziyaret etmişti. İki yıl sonraysa Süper Adam (1971) ve Süper Adam Kadınlar Arasında (1972) ile geri dönüyordu. Yıllar sonra Christopher Reeve'li filmin elde ettiği başarının ardından başrolünü Tayfun Demir'in oynadığı Türk taklidi Süpermen Dönüyor (1979) gösterime giriyordu. Başrol oyuncularının benzerlerini oynatmanın yanı sıra John Williams'ın orijinal filmdeki müziğinden bile alınlılar yapılmıştı. Filmin yapımcı ve yönetmeni Kunt Tulgar, tek kişilik bir endüstri gibiydi. Yapım ve yönetimden önce işe 1960'larda oyunculukla başlamıştı. Gerilim ve cinayet filmleri çeken şirketi Kunt Film, Tarzan Korkusuz Adam (1974) adlı bir Tarzan ve bir dövüş sanatları filmi bile çekmişti. Oyuncuların büyük bölümü yarış sonrası ıskartaya çıkarılmış gibi görünen motorların üstüne binip sürekli olarak etrafta dolanıyordu. Bu tür yapımların ucuzluğu, bütün bu alt-türün abartılı bir parodisi olan Yılmaz Atadeniz'in, Süper Selami (1979) filmi için büyük fayda sağladı. Neyse ki süper kahramanlı bütün Türk filmleri baştan savma değildi. Karmaşık ve grotesk 3 Dev Adam (1973) şaşırtıcı bir sadizm sahnesiyle açılır. Genç bir kadın boğazına kadar kuma gömülmüştür. Perdede gösterilmese de kötü adamların kadının yüzünü bir takma motor pervanesiyle doğradığını, çetenin dişi üyelerinden birinin çıplak bacaklarına sıçrayan kanlardan anlarız. Tek boyutlu tiplemeleri, hızlı aksiyon formülü ve tuhaf senaryosu ile Üç Dev Adam, pek çok filmden çok daha fazla filme alınmış çizgi romandır.

Üç Dev Adam'daki ilkel sadizme, çizgi roman uyarlaması olmasa bile Türk popüler sinemasında sıkça rastlanır. Göksel Arsoy'un yapımcılığını ve başrolünü üstlendiği üç James Bond taklidi film, sinsi bir zulümle doludur. Altın Çocuk (1966), Altan Günbay'ın oynadığı kel kafalı kötü adamla karşılaşır. Siyahlar giyen bu kötü adamın en büyük zevki, çıplak kadınların vucudunda sigara söndürmek, düşmanlarını çivili odalara hapsetmektir.Boynunda ilmik bağlı bir kadın, bir buz tabakasının üstüne çıkmaya zorlanır. Bir ısıtıcı getirerek buzu eritmeye başlayan Günbay, öfke ve şehvet dolu bakışlarla buz eridikçe boynundaki ilmeğin gerilerek kızı boğmasını izler. Nispeten daha insaflı bir eğlenceyi, yine bir Santo klonuyla karşılaştığımız Yılmayan Şeytan (1972) filminde izleriz. Binici kıyafeti, çift siperlikli şapkası ve lületaşı piposuyla şişman, bodur bir Sherlock Holmes uyarlamasının arkadaşlığını yaptığı kahramanımız, nefis bıyıklanyla doğrudan Sax Rohmer alıntısı olan kötü adam Dr. Şeytan ile mücadele ederler. Doktorun en büyük kozu, hantal hantal yürürken renkli ışıklar ve kıvılcımlar saçan, ambalaj kutularından yapıldığı açıkça belli devasa gümüş bir robottur.

Siyasal Sinema ve Yılmaz Güney
Türkiye'nin ilk Altın Palmiye alan filmi Yol (1982)

Türk Sineması'nın en önemli sinema adamlarından olan Yılmaz Güney'in asıl adı Yılmaz Pütün'dür. 1937 tarihinde Adana'da doğmuş ve 9 Eylül 1984'te Paris'te ölmüştür. 114 filmde oyunculuk yapan Güney, bu filmlerin 64 tanesinin senaryosunu yazmış, 15 filmin yapımcılığını üstlenmiş, 26 filmin de yönetmenliğini yapmıştır. Oyuncu-senarist-yönetmen ve yapımcı kişiliğini bir araya toplayan Yılmaz Güney, pamuk işçiliğinden gazoz ve simit satıcılığına kadar çeşitli işlerde çalıştı. And Film ve Kemal Film şirketlerinin bölge temsilciliklerinde film dağıtıcılığı yaptı. Oyuncu-senarist-yönetmen ve yapımcı kişiliğini bir araya toplayan Yılmaz Güney, pamuk işçiliğinden gazoz ve simit satıcılığına kadar çeşitli işlerde çalıştı. And Film ve Kemal Film şirketlerinin bölge temsilciliklerinde film dağıtıcılığı yaptı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde sürdürdüğü yüksek öğrenimi sırasında yönetmen Atıf Yılmaz'la tanıştı. Onun yardım ve desteğiyle sinema çalışmalarına başladı. Aynı zamanda Atıf Yılmaz'ın asistanlığını üstlendi. 1956 yılında Onüç dergisinde yayınladığı bir hikâyeden dolayı hakkında soruşturma açıldı. 1963 yılında yeniden sinemaya dönerek, küçük şirketlerin aceleye getirilmiş, sıradan serüven filmlerinde rol aldı. Zaman zaman bu filmlerin senaryo yazımından çekimine kadar tüm aşamalarına katıldı. Kabadayılık ve kavganın ağırlıkta olduğu bu filmlerde canlandırdığı ezilen, itilen, ama yazgısını kabul etmeyen; baskı ve kötülüğe karşı tek başına direnip mücadele eden "Dürüst Anadolu Çocuğu" tipiyle büyük ün kazandı. Özellikle, bu tiplerle kolayca özdeşleşen Anadolu izleyicisi tarafından çok tutuldu ve aranan bir aktör olarak kendini kabul ettirdi.

Filmlerinden birinin de adı olan "Çirkin Kral" adıyla anılmaya başladığı bu dönemde, öyküsü kendisine ait olan, Lütfü Akad'ın Hudutların Kanunu filmindeki oyunculuğuyla Türk sinemasında yeni bir oyuncu tipini yarattı. Bu dönemde çektiği Umut, Yılmaz Güney sinemasında bir dönemi kapayıp yepyeni bir dönem açarken” aynı zamanda Türk sinema tarihinin de başyapıtları arasında yer aldı. Türkiye'nin 12 Mart Askeri Darbesini yaşadığı 1972 yılında siyasal olaylara karıştığı gerekçesiyle tutuklandı ve iki yılı aşan bir tutukluluk döneminin ardından 1974'te gene büyük bir ilgiyle karşılanan Arkadaş filmini çekti. Aynı yıl Adana'da Endişe filmini çekerken karıştığı bir olay sırasında, bir yargıcı vurarak öldürmesi üzerine 19 yıl hapis cezasına mahkum oldu. Cezaevindeyken sinemayla olan ilişkisini, ince ayrıntılarına kadar yazıp oluşturduğu senaryolarla sürdürdü. Bunlardan, Zeki Ökten tarafından yönetilen Sürü, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda ödül kazandı. Düşman yine Zeki Ökten tarafından, Yol ise Şerif Gören tarafından çekildi. 1980'de ceza evinden kaçan Yılmaz Güney, gizlice yurt dışına çıktı ve Paris'e yerleşti. Kurgusunu yeniden gerçekleştirdiği Yol, 1982 Cannes Film Festivali Büyük Ödülü olan Altın Palmiye'yi, Costa Gavras'ın [Kayıp (film)|[Kayıp]] adlı filmiyle paylaştı. Yurda dönme çağrısına uymayınca 1983'te vatandaşlıktan çıkartıldı. Aynı yıl Fransa'da Duvar adlı son filmini çekti. Güney, 9 Eylül 1984 tarihinde yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hayatını kaybetti.

Erotik Film Furyası ve Sinemanın Kriz Yılları

1960'lı yıllardaki Yeşilçam sineması, kuralcı ve dayatmacı bir ahlak anlayışı içinde kadın kimliklerini iki temel çizgiye "Masum kız" ve "Kötü kadın" olarak ayırır. Bu karakterler ya iyidirler ya kötü. Yeşilçam sinemasının masum kızları jönlerinin, yani esas oğlanların karşısındaki esas kızlardır. Yürek yakarlar, ama yuva yıkmazlar. Cinselliklerini ve özellikle de öteki kadın olma özlemlerini dışa vurmazlar, içlerinde bastırmışlardır. Kötü Kadın" dediğimiz tiplemeler, daha çok yan hikaye oyuncuları’dır. Cinsel cazibelerini harekete geçirip birbirlerini seven âşık çiftlerin aralarına girerler. Sevdiler mi kötü severler. Çünkü acımasızdırlar. Bu var olma savaşı içinde cinselliklerini ve Öteki Kadınlıklarını bir silah gibi kullanan fettan kadın tiplemeleri, bir kesimin bakış açısıyla dışlanıp alt sınıf oyuncuları olarak görülse de çoğu kez birlikte oynadıkları Esas Kız'ların önüne geçerler. Öykülerin içinde rolleri ne kadar kısa olsa da asıl karakter yaratanlar, bu çizginin oyuncularıdır. Atıf Yılmaz'ın Ölüm Perdesi filminde, Metin Erksan'ın Suçlular Aramızda filminde, Halit Refiğ'in Şehrazat filmindeki kadın karakterler, tam bir vamp kadın'dır. Bu dönemde ticari kaygıyla ilgili piyasa filmleri yapılmış olup çoğu oyuncu ve yönetmenlerin sinema sektöründen elinin eteğinin çekildiği bir dönem olmuştur. 1970'lerde çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye'de de erotik film furyası başladı. 1972'de Parçala Behçet ile başlayan erotik komediler, Türk sinemasında hızla salgına dönüştü. Bu tarz filmler önceleri seyirci sayısında geçici bir artışa sebep olsa da gerçek sinema seyircisini sinemadan uzaklaştırdı. Sinema alışkanlığı kazanmış ve düzenli sinemaya giden pek çok aile normal filmlerin arasına bile bu tarz parçaların konulmasıyla sinemaya gidemez oldu. Bu sebeple klasik Yeşilçam filmlerinin seyircisi kalmadı. Film yapımcılarının yapım maliyetlerini bile karşılayamaz hale gelmesi, Türk sinemasında ilk ve gerçek bir krizin başladığını gösteriyordu.

Modern sinema[değiştir | kaynağı değiştir]

1980 Askerî Darbesi Türk sinemasında da değişime sebep oldu. Erotik filmler furyası yerini arabesk sanatçılarının rol aldığı melodramlara bıraktı. Özgürlüklerin kısıtlandığı bu ortamda pek çok yönetmen de entelektüel kaygıların ağır bastığı bunalımlı, bireysel konuları işleyen filmlere yöneldi. Amerikan film şirketlerinin sinema salonlarını satın alarak sadece kendi filmlerini oynatmaları televizyonun yaygınlaşmasıyla birleşince 1980'lerin sonunda Türk sineması ilk ve en büyük kriz dönemine girdi. Yapımcı firmalar bir bir kepenk kapattı, seyirci vurdulu-kırdılı filmlere alışınca salonlar Amerikan filmleriyle doldu. Bu yıllarda nitelikli filmler de çekildi. Ertem Eğilmez'in arabesk filmlerinin yapısını komediyle harmanladığı kült filmi Arabesk (1988) seyircinin ilgisini çekti. Nesli Çölgeçen, büyük kente göç etmeye mecbur kalan bir köy ağasının şehre ayak uydurmaya çalıştığı Züğürt Ağa (1985) filminin başarısını Selamsız Bandosu (1987) ile devam ettirdi. Bu dönemin öne çıkan bir başka filmi de Tunç Başaran'ın Uçurtmayı Vurmasınlar filmidir. 1990'larda sinemanın genel yapısını yeni bir doğrultuya girdiği görüldü. Yeşilçam düzeninin çökmesi, yapımcılığın da sonu olmuştu. Bu durumda yönetmenler çekecekleri filmin giderlerini karşılayacak kaynağı da bulmak zorunda kaldılar.

Eurimages'dan sağlanan mali desteğin de katkısıyla uluslararası festivallerde ilgi uyandıran ve ödüller alan filmler üretildi. Ortalama 20 filmin çekildiği bu yıllarda Yavuz Turgul'un yönettiği Eşkıya, iki buçuk milyon seyirciye ulaşarak Türk sinemasının iş yapabileceği yeniden gösterdi. Eşkıya'nın açtığı yoldan ilerleyen Vizontele, Kahpe Bizans, G.O.R.A., Neredesin Firuze, Babam ve Oğlum gibi popüler filmler, Türk sinemasına yeni bir canlılık getirdi. Avrupa'da Fransa hariç hiçbir ülkede Amerikan filmleri karşısında yerli filmlerin seyirci oranı yüzde 10'u geçmezken, 2005 yılında Türkiye'de 28 milyon seyircinin 11 milyonu yerli filmleri tercih etti. (% 40). 2006 yılının sadece ocak ayında 6 milyon biletin 5 milyonu yerli filmlere kesildi. Türk sinemasına yeni bir hareket getiren bu rönesansı sağlayan çoğunlukla magazin kültürü oyuncuların rol aldığı, seyirci beklentilerine göre çekilmiş filmler olsa da Türk sinemasının hâla ayakta olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Handan İpekçi Büyük Adam Küçük Aşk (2001) filminde evine sığınan ve Türkçe bilmeyen küçük bir kızla ile emekli bir hakimin dostluğa dönüşen çatışmasını işledi. Bir ara yasaklanan film, yurt dışında da ilgi gördü. Sinemaya Gemide filmiyle başlayan ve Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Laleli'de Bir Azize ile devam eden Serdar Akar, Kurtlar Vadisi Irak ile Türk sinemasında en yüksek gişe başarısına imza attı.

Önemli yönetmenler[değiştir | kaynağı değiştir]

Muhsin Ertuğrul[değiştir | kaynağı değiştir]

1928 yılında İpek Film'in kurulmasına öncülük eden sanatçı, İpekçiler ailesinin de kendisine büyük bir maddi ve manevi destek vermesi ile çağdaş sinema teknolojisinin Türkiye'ye getirilmesine önayak oldu ve de 1931 yılında ilk Türk sesli filmi İstanbul Sokaklarında adlı filmi çekti. Aynı yılın sonlarında İpekçiler tarafından ilk sesli film stüdyosu İstanbul'da kuruldu. Ankara Devlet Konservatuvarı'nın Tatbikat Sahnesi'nde yönetici olarak bir süre görev yapan Ertuğrul, daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde çalışmalarda bulundu. 1919 ile 1953 yılları arasında pek çok sinema filmini yöneten ve senaryo yazarlığı yapan Muhsin Ertuğrul, ayrıca aralarında Kız Kulesinde Bir Facia ve Ateşten Gömlek adlı filmlerinde bulunduğu on filmde oyuncu olarak görev aldı. Son olarak 1953 yılında ilk renkli Türk filmi olan Halıcı Kız adlı sinema filminin yönetmenliğini yapan Muhsin Ertuğrul, filmin gişede başarısız olması nedeniyle sinema hayatına son vererek kendisini tiyatroya adadı. 1929-1939 yılları arasında Türkiye'de film çeken tek kişidir. Türk sinemasında ilklere imza atan yönetmendir. [10]

Yavuz Turgul[değiştir | kaynağı değiştir]

İktisad fakültesi gazetecilik enstitüsünü bitirmesinin ardından gazetecilik yapmaya başladı. Uzun süre Ses dergisinde çalıştı. 1976'da Ertem Eğilmez'in desteğiyle, Arzu Film'e senaryo yazmaya başladı. İlk kez Sultan filminin senaryosu ile dikkat çekti. Çiçek Abbas ve Züğürt Ağa filmleri ile başarısını devam ettirdi. 1984 yılında, Fahriye Abla filmi ile yönetmenliğe başladı. Muhsin Bey ve Gölge Oyunu filmlerinin ardından 1996 yılında izleyici rekorları kıran Eşkıya filmini çekti ve başarısını en üst düzeye çıkardı. Senaristliğinin ve yönetmenliğini üslendiği Gönül Yarası adlı film, yaptığı son filmdir ve o yıl Türkiye'den Oscar adayı olarak gösterilmiştir. [11]

Ömer Kavur[değiştir | kaynağı değiştir]

1944 yılında Ankara'da dünyaya gelen Kavur, Paris'te sinema öğrenimi gördü ve bunun yanı sıra yüksek gazetecilik okulu ve sosyal bilimler okulu'nu bitirdi. Sorbonne Koleji Sinema Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans yaptıktan sonra Türkiye'ye dönen Kavur, Refik Halid Karay'ın aynı adlı eserinden sinemaya uyarladığı Yatık Emine ile ilk uzun metrajlı filmini çekti. Kavur, çocukların büyük kentlerdeki yalnızlığını ve çaresizliğini anlattığı Yusuf ile Kenan filmiyle adından söz ettirdi. Ömer Kavur'un yönettiği, senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği Anayurt Oteli sinema otoriteleri tarafından Türk Sinema Tarihinin ilk 10 eserinden biri seçildi. Kavur, 2002 yılında çektiği Karşılaşma ile 40. Altın Portakal Film Festivali'nde yedi ödül birden aldı. Lenf kanserine yakalanan Kavur, 12 Mayıs 2005 tarihinde hayatını kaybetti. [12]

Sinan Çetin[değiştir | kaynağı değiştir]

Sıradışı bir yönetmen olan Sinan Çetin, mesleki kariyerine 1975 yılında Zeki Ökten'in Hanzo filmine asistanlık yaparak başladığında henüz 22 yaşında idi. Fotoğraf meraklısı ve sinema tutkunu olan Çetin, söyledikleri ve yaptığı filmler ile hep olay adam oldu. Komedi ile başladığı filmlerinde erotizmden korkuya, dramdan maceraya kadar her ögeyi kullandı. Sinemayı, 1977 yılında Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Aynı yıl Baskın ve ardından Halı Türküsü adlı belgeselleri yönetti. 1980 yılında, Bir Günün Hikayesi adlı ilk uzun metrajlı filmi ve bu filmde rol alan Nur Sürer, 19. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. [13]

Daha sonra peş peşe Çirkinler de Sever, Çiçek Abbas, 14 Numara ve Berlin in Berlin gibi ödüllü filmleri yönetti. Bu arada reklam filmleri ve müzik klipleri de yöneten Sinan Çetin’in en önemli özelliklerinden birisi de kazandığını sinemaya ve teknolojiye yatırmasıdır. Propaganda ile başlattığı devlet-birey ilişkisini sorguladığı filmlere Komser Şekspir filmi ile devam etti. Kadir İnanır, Müjde Ar, Okan Bayülgen, Pelin Batu, Özkan Uğur ve Gazanfer Özcan gibi dev bir kadroyu bir araya getiren film, Çetin'in yine bürokratik yapıya sert eleştiriler yaptığı, bir yandan da izleyicisine zaman zaman duygusal zaman zaman komik anlar yaşattığı bir filmdir. Sinan Çetin’in film, reklam ve TV dizisi üreten bir yapım şirketi de vardır. [14]

Ertem Eğilmez[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk sinemasının efsanevî yönetmenlerinden olan Ertem Eğilmez, 1961 yılında Yaman Gazeteci filminde yapımcılık yaparak sinemaya hayatına atıldı. 1963 yılında, Arzu Film adında bir film şirketi kurdu ve bir yıl sonra Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi filmi ile yönetmenliğe başladı. 1960'lı yıllardaki popüler aşk filmlerinin ardından, 1970'li yıllarda sevgi, dostluk ve güncel olayları güldürü ögesiyle kaynaştırdığı duygusal güldürülere yöneldi. Genellikle aynı oyuncu kadrosunu kullandığı ve ileride "Arzu Film Güldürüleri" diye adlandırılacak bu filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriye de yer veriyordu. Özellikle 1973 yılında çektiği Canım Kardeşim, insancıl tavrı, hüzünle güldürüyü kaynaştıran havası ve yer yer ulaştığı şiirsel anlatımıyla dikkati çekti. 1975 yılında, Rıfat Ilgaz'ın Hababam Sınıfı adlı roman serilerini sinemaya aktardı. Altı filmden oluşan serinin ilk iki filmi Hababam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filmleri ile hasılat rekorları kırdı ve bu film serisi Türk sinemasının klasik serilerinin arasına girmiştir. Son yıllarında Türkiye'nin temel sorunlarını kendi mizahi bakış açısıyla ele aldı. Geniş ilgi gören Namuslu (1985), ticari açıdan başarısız olan Aşık Oldum (1986) ile gişede büyük bir başarı elde eden Arabesk (1988) izledi. 21 Eylül 1989 tarihinde hayatını kaybetti. [15]

Atıf Yılmaz[değiştir | kaynağı değiştir]

Dramadan komediye bir çok farklı türdeki filmi izleyiciyle buluşturmuş olan Atıf Yılmaz, Türk sinemasının en önemli yönetmenlerindendir. Özellikle köy yaşamını anlatan ve toplumsal içerikli filmlerde başarı sağlayan usta yönetmen, filmlerinin senaryolarını da kendisi yazıyordu. 1950’li yılların başından bugüne dek Türk Sineması'nın her döneminde birbirinden başarılı filmlere imzasını atmış olan Atıf Yılmaz, uzun soluklu sinema kariyeri boyunca birçok ödülün de sahibi olmuştur. Türkan Şoray, Şener Şen, Kemal Sunal, Hülya Koçyiğit ve Müjde Ar gibi başarılı oyuncularla çalışmış olan yönetmenin Selvi Boylum Al Yazmalım, Adı Vasfiye, Şekerpare, Keşanlı Ali Destanı ve Eğreti Gelin filmlerinden bazılarıdır. Türk sinemasında bir çok yönetmenin yetişmesine katkıda bulunmuştur. [16]

Tunç Başaran[değiştir | kaynağı değiştir]

1964 yılında Hayat Kavgası isimli filmle yönetmenliğe başladı. 1983 yılında Magbum Film şirketini kurarak yapımcılığa başladı. 1966 yılında askere gitti. Askerlik bitince film çekmeye devam etti. 1973 yılında seks filmleri furyası başlayınca film çekmeye ara verdi, reklam filmleri çekmeye başladı. 1986 yılında sinemaya dönüş yattı. Tunç Başaran'ın yaptığı en bilinen reklam filmlerinin arasında Müjde Ar'ın oynadığı kolonya reklamı ve Nükhet Duru'nun oynadığı halı reklamı vardır. 1987 yılında kazandığı bütün parayı senaryosunu da kendi yazdığı Biri ve Diğerleri adlı filme yatırır. Film kendisine 1987 Uluslararası Antalya Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'nü, ardından 1988'de İstanbul Film Festivali'nde En İyi Türk Filmi Ödülü'nü getirdi. Sora ardından 1989 yılında yaptığı Sonra Uçurtmayı Vurmasınlar filmi ile 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde "Yılın En İyi Türk Filmi" ödülü kazandı. Ayrıca yurt içi ve yurt dışında En İyi Film, En İyi Yönetmen dallarında birçok ödül alan bu film "En İyi Yabancı Film" dalında Akademi Ödülleri (Oscar) aday adayı oldu. 1992 yılında Piano Piano Bacaksız filmi de aynı başarıyı yakaladı. 2000 yılında Abuzer Kadayıf filmini yaptı. [17]

Yılmaz Güney[değiştir | kaynağı değiştir]

Yönetmen, oyuncu, senarist ve öykü yazarı. Gerçek adı Yılmaz Pütün‘dür. Türk sinemasında çığır açan yapımlara imza atmış, Yeşilçam'ın klişelerini sarsmış, siyası duruşu, mahkûmiyeti ve başarılı yönetmenliğiyle kilometre taşı olmuştur. Çirkin Kral lakaplı Güney, hapishane yıllarında kaleme aldığı Yol (film) adlı filmin senaryosuyla Türk sinemasında ilk kez Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanmıştır. Umut, Arkadaş ve Sürü Yılmaz Güney'in önemli filmlerinden bazılarıdır. [18]

Zeki Demirkubuz[değiştir | kaynağı değiştir]

Sinemaya 1986 yılında Zeki Ökten'in asistanlığını yaparak başladı. C Blok adlı ilk uzun metrajlı filmini 1994 yılında yaptı. Venedik Film Festivali'nde gösterilen Masumiyet (1997) ve birçok uluslararası festivalde gösterilen Üçüncü Sayfa (1999) filmi ile eleştirmenlerin ve izleyicilerin dikkatini çekti. Ardından "Karanlık Üstüne Öyküler" üçlemesinin ilk filmi olan ve her ikisi de Cannes'da "Belirli Bir Bakış-" bölümünde gösterilen Yazgı ve İtiraf filmlerini 2001 yılında çekti. Üçüncü film hala çekilmedi. Senaryosunu yazdığı, yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği 2001 yapımı İtiraf ile 38. Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen" seçildi.

Demirkubuz, sinema izleği olarak Dostoyevski'nin kendisi için temel referans olduğunu belirtmiştir. İnsanın temel ahlaki zorunları olan; aşk, feregat, yenilgi, kötülük, absurt ve ölüm gibi temaları birbiri ardına işleyen senaryolarını sinemaya aktamıştır. Zeki Demirkubuz’un Kader adlı filmi 2006 Uluslararası Antalya Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülünü almıştır.[19]

Zeki Ökten[değiştir | kaynağı değiştir]

1972 yılında Kadın Yapar, ardından da 1973 yılında Bir Demet Menekşe ile dikkatleri üstüne çekmeyi başardı. Selim İleri'nin senaryosunu yazdığı film, bir aşk hikayesi üzerinden toplumsal bakış açısını dile getirmekteydi. Zeki Ökten'in sinemaya bakış tarzı bu film ile kendini gösterdi. Osman Seden, Ömer Lütfü Akad, Metin Erksan, Memduh Ün, Halit Refiğ ve Atıf Yılmaz'ın kuşağından sonra gelen ikinci yeni kuşak sinemacılar arasında yerini aldı. Askerin Dönüşü (1974), Sürü (1978), Düşman (1979) adlı filmlerinde gerçekçi uslubunu korurken, Hanzo (1975), Kapıcılar Kralı (1976), Çöpçüler Kralı (1977) ve Faize Hücum (1982) gibi filmleriyse toplumsal sorunları komedi ile vermeyi başarmıştır.[20]

Türker İnanoğlu[değiştir | kaynağı değiştir]

1957 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda öğrenciyken yönetmen yardımcısı olarak sinema alanına girdi. Ömer Lütfi Akad ve Nişan Hançer gibi ünlü yönetmenlerle çalıştı. 1959 yılında yaptığı Senden Ayrı Yaşayamam filmiyle yönetmenliğe başladı. 1960 yılında Erler Film adında kendi sahibi olduğu bir film şirketi kurdu. 1979'da Ulusal Video şirketini, 1985 yılında da bir televizyon stüdyosu kurdu. Çok sayıda televizyon yapımlarına imzasını attı. Beyoğlu'nda Atlas Sineması, Şişli'de Kent Sineması, Kavacık'ta Boğaziçi Sinemalarının da sahibidir. 2005 yılında İstanbul, Maslak'ta, TİM (Türker İnanoğlu Maslak Show Center) açtı.[21]

Metin Erksan[değiştir | kaynağı değiştir]

1952 yılında ilk filmi olan Karanlık Dünya/Aşık Veysel'ın Hayatı sinema filmini, rejisör olarak gerçekleştirdi. Askerliğini 1956-58 yılları arası Yıldız Sarayı içinde bulunan Merkez Ordu Sinema Dairesinde yedek subay olarak yaptı. 1952-1982 yıllarında senaryo yazarı, rejisör ve yapımcı olarak birçok sinema filmi gerçekleştirdi. 1958'de Türk Sinema Sanatçıları Derneğini, 1962 yılında Türk Sinema İşcileri Sendikasını , 1965'te Türk Sinema ve Film Rejisörleri Birliğini kurdu. 196 yılıda Berlin Uluslararası Film Festivali’nde, senaryo yazarlığını, rejisörlüğünü ve yapımcılığını yaptığı Susuz Yaz adlı filmiyle Altın Ayı Ödülünü kazandı. 1963'te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi yapısındaki Devlet Film Arşivi'nin kurulmasına düşünsel ve uygulamalı olarak öncülük etti. 1975 yılında aynı üniversitede sinema öğretiminin başlamasına öncülük etti. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nde ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 1975-2005 yıllarında Sinema Kuramı adı altında sinema ve film dersleri verdi. 1974 yılında Sait Faik Abasıyanık'ın Müthiş Bir Tren, Kenan Hulusi'nin Sazlık, Samet Ağaoğlu'nun Bir İntihar, Sabahattin Alinin Hanende Melek ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Geçmiş Zaman Elbiseleri adlı öykülerini, TRT Kurumu adına "Beş Türk Hikayesi" ismiyle yönetti.[22]

Halit Refiğ[değiştir | kaynağı değiştir]

1957 yılında Atıf Yılmaz'ın Yaşamak Hakkımdır isimli filminde asistan olarak sinemacılığa başladı. İlk filmini 1961 yılında Yasak Aşk filmini çekti. Şehirdeki Yabancı (1962) ve Gurbet Kuşları (1964) gibi toplumsal gerçekçi özellikte ilk dönem filmlerinden sonra "ulusal sinema" kavramı geliştirmeye çalıştı. Kemal Tahir'in etkisiyle; Metin Erksan, Ertem Göreç ve Atıf Yılmaz'ın bazı filmleriyle bu akımın ulusal sinemamızda savunucusu oldu. 1964 yılında Gurbet Kuşları ile Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülünü aldı. Halit Refiğ'in 1971 yılında yazdığı Ulusal Sinema Kavgamız adlı kitabı ve yüzlerce makalesi vardır. Yaptığı 60'ı aşkın filmden çok sayıda ödül kazanmış, filmleri Amerika, Asya, Avrupa ve Afrika ülkelerinde düzenlenen çeşitli şenlik ve gösterilerde Türkiye'yi temsil etmiştir.

1975 yılında TRT 1'e çektiği, Halid Ziya Uşaklıgil'in aynı adlı romanından uyarladığı Aşk-ı Memnu dizisiyle TV dizilerinin öncüsü oldu. Yapımına 1979 Yılında başlanan ve büyük zorluklarla ancak 1981 yılında tamamlanabilen TRT televizyonu için hazırlanan Kemal Tahir'in aynı adlı romanından uyarladığı Yorgun Savaşçı dizisinin ses ve görüntü malzemeleri 1983 yılında başbakanlık emriyle yakıldı fakat bir video kaydı 1993 yılında TRT 1'de kesintisiz olarak yayınlandı.[23]

Memduh Ün[değiştir | kaynağı değiştir]

Yeşilçam'ın en başarılı yönetmenlerinden biridir. Aktör olarak adım attığı sinema kariyeri, yönetmenliğini yaptığı birçok başarılı yapımla devam etmiştir. Geniş filmografisinde Üç Arkadaş (1958), Ateşten Damla (1960), Kırık Çanaklar (1961) ve Kaçak (1982) gibi önemli filmler bulunan Memduh Ün, 41 filmde oyuncu olarak görev almış, 75 filme yönetmen olarak imzasını atmış, 121 filmin yapımcılığını üstlenmiş ve 33 filmin senaristliğini yapmıştır. Melodram ve polisiye türünde Türk sinemasının en başarılı örneklerini vermiştir.[24]

Nuri Bilge Ceylan[değiştir | kaynağı değiştir]

1993 yılının sonlarında, bir kısmını Rusya'dan kendi valizinde getirdiği, bir kısmını TRT'nin verdiği son kullanma tarihi çoktan geçmiş filmlerle kısa filmi Koza filmini çekmeye başlar. Film 1995 Mayısında Cannes’da gösterilir ve Cannes Film Festivali'nde yarışmaya seçilen ilk Türk kısa filmi olur. Ardından Koza'nın devamı sayılabilecek ve bazılarınca "taşra üçlemesi" diye nitelendirilen üç uzun metrajlı film gelir. Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999) ve Uzak (2002). Bu filmlerde Ceylan yakın arkadaşlarını, akrabalarını ve ailesini oyuncu olarak kullanır ve hemen her işi kendisi üstlenir. Görüntü yönetimi, ses dizaynı, yapımcılık, kurgu, senaryo ve yönetmenlik yapar. Üçlemenin son filmi Uzak, 2003 Cannes Film Festivali'nde Büyük Jüri Ödülü’nü alır ve bir anda Ceylan'ı uluslararası alanda tanınan bir isim haline getirir. Cannes sonrasında yolculuğuna devam eden Uzak, 23'ü uluslararası olmak üzere toplam 47 ödül alarak Türk sinemasının en fazla ödül kazanan filmi olur. 2013 yılında vizyona giren Kış Uykusu filmiyle Cannes'da en büyük ödül olan Altın Palmiye'yi kazandı.[25]

Önemli etkinlikler[değiştir | kaynağı değiştir]

Festivaller[değiştir | kaynağı değiştir]

Klasik Filmler[değiştir | kaynağı değiştir]

Yıl Film Yönetmen Notlar
1915 Leblebici Horhor Ağa Fuat Uzkınay
1923 Ateşten Gömlek Muhsin Ertuğrul
1934 Aysel Bataklı Damın Kızı Muhsin Ertuğrul
1952 Kanun Namına Ömer Lütfi Akad
1953 Beklenen Şarkı Sami Ayanoğlu, Orhon Murat Arıburnu, Cahide Sonku Zeki Müren'in oynadığı ilk sinema filmi.
1958 Üç Arkadaş Memduh Ün
1963 Susuz Yaz Metin Erksan Uluslararası bir festivalde ödül kazanan ilk Türk filmi, Berlin Uluslararası Film Festivali
1964 Gurbet Kuşları Halit Refiğ 1. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film)
1965 Sevmek Zamanı Metin Erksan
1966 Ah Güzel İstanbul Atıf Yılmaz
1968 Vesikalı Yarim Ömer Lütfi Akad 5. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film)
5. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu/Türkan Şoray)
1970 Umut Yılmaz Güney 2. Altın Koza Film Festivali (En İyi Film)
2. Altın Koza Film Festivali (En İyi Yönetmen)
2. Altın Koza Film Festivali (En İyi Senaryo)
2. Altın Koza Film Festivali (En İyi Müzik)
2. Altın Koza Film Festivali (En İyi Fotoğraf)
1973 Canım Kardeşim Ertem Eğilmez 5. Altın Koza Film Festivali (En İyi Yönetmen)
5. Altın Koza Film Festivali (En İyi Müzik/Cahit Oben)
5. Altın Koza Film Festivali (En İyi Görüntü Yönetmeni)
5. Altın Koza Film Festivali (En İyi İkinci Film)
5. Altın Koza Film Festivali (En İyi Çocuk Oyuncu/Kahraman Kıral)
1974 Otobüs Tunç Okan
1975 Hababam Sınıfı Ertem Eğilmez
1976 Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı Ertem Eğilmez 13. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Müzik/Melih Kibar)
1970'li yılların en çok hasılat yapan Türk filmlerinden birisidir. 30 hafta vizyonda kalmıştır.
1977 Kapıcılar Kralı Zeki Ökten 14. Altın Portakal Film Festivali (En İyi İkinci Film)
14. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yönetmen)
14. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Erkek Oyuncu/Kemal Sunal)
1978 Çöpçüler Kralı Zeki Ökten 15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu/Şener Şen)
15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Senaryo/Umur Bugay)
1978 Selvi Boylum Al Yazmalım Atıf Yılmaz 15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yönetmen)
15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Görüntü Yönetmeni)
15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi İkinci Film)
1978 Maden Yavuz Özkan 15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film)
(En İyi Erkek Oyuncu/Tarık Akan)
15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu/Hande Soygazi)
15. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu/Meral Aksoy)
1979 Sürü Zeki Ökten 17. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film)
1982 Yol Şerif Gören Cannes Film Festivali, Altın Palmiye ödülü
1983 Hakkâri'de Bir Mevsim Erden Kıral CICAE Ödülü
Fibresci Ödülü
Interfilm Otto Dibelius Film Ödülü
Berlin Film Festivali, Gümüş Ayı
1985 Adı Vasfiye Atıf Yılmaz 23. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Üçüncü Film)
Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Film)
1986 Züğürt Ağa Nesli Çölgeçen 23. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Senaryo)
23. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Müzik/Atilla Özdemiroğlu)
23. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu/Füsun Demirel)
Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Film)
1987 Anayurt Oteli Ömer Kavur 24. Altın Portakal Film Festivali (En İyi İkinci Film)
24. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yönetmen)
6. Uluslararası İstanbul Sinema Günleri (En İyi Film)
Venedik Uluslararası Film Festivali (En İyi Yönetmen)
Sinema Yazarları Derneği (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Özgün Müzik, En İyi Erkek Oyuncu "Macit Koper", En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Serra Yılmaz"
Valencia Film Festivali (Bronz Ödül)
1987 Muhsin Bey Yavuz Turgul St. Sebastian Film Festivali (St. Sebastian Ödülü)
Uluslararası İstanbul Film Festivali (Özel Jüri Ödülü)
24. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu "Şener Şen", En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Uğur Yücel")
1988 Düttürü Dünya Zeki Ökten 2. Ankara Film Festivali (En İyi Erkek Oyuncu "Kemal Sunal")
1989 Sis Zülfü Livaneli 26. Altın Portakal Film Festivali (En İyi İkinci Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Menderes Samancılar")
Sinema Yazarları Derneği (En İyi Erkek Oyuncu "Rutkay Aziz")
Montpellier Akdeniz Film Festivali ( Altın Antigone Ödülü)
Valensiya Akdeniz Sineması Festivali (Altın Palmiye Ödülü)
1989 Arabesk Ertem Eğilmez
1989 Uçurtmayı Vurmasınlar Tunç Başaran 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Film)
26. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu "Nur Sürer", En İyi Görüntü Yönetmeni)
Akdeniz Ülkeleri Film Festivali (En İyi İkinci Film)
1990 Karartma Geceleri Yusuf Kurçenli 9. Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Film)
6. Altın Koza Film Festivali (En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu "Tarık Akan")
27. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yönetmen, En İyi İkinci Film, En İyi Erkek Oyuncu "Tarık Akan")
Yunus Nadi Ödülleri (En İyi Film)
İspanya Saint Sebastian Film Yarışması (En İyi Film)
1991 Gizli Yüz Ömer Kavur 28. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Müzik, En İyi Kurgu, En İyi Erkek Oyuncu "Fikret Kuşkan")
Montreal Yeni Sinema Festivali (En İyi Film)
1994 Yengeç Sepeti Yavuz Özkan 9. Altın Koza Film Festivali (En İyi Üçüncü Film)
7. Ankara Uluslararası Film Festivali (En İyi Kurgu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Derya Alabora")
31. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, En İyi Kurgu, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu "Sadri Alışık", En İyi Erkek Oyuncu "Mehmet Aslantuğ", En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Derya Alabora")
17. Siyad Türk Sineması Ödülleri (En Başarılı İkinci Film, En İyi Görüntü Yönetmeni)
1996 Eşkıya Yavuz Turgul Festróia Uluslararası Film Festivali (Altın Yunus Ödülü)
Bogey Ödülü
19. Sinema Yazarları Derneği Türk Sineması Ödülleri (En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Melih Çardak", En İyi Müzik "Erkan Oğur") >br> 1990'lı yılların en çok hasılat yapan filmidir.
1997 Ağır Roman Mustafa Altıoklar 35. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Mustafa Uğurlu", En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Sevda Ferdağ")
Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (En İyi Erkek Oyuncu "Burak Sergen")
Sadri Alışık Ödülleri (En İyi Erkek Oyuncu "Okan Bayülgen")
1997 Hamam Ferzan Özpetek 34. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Müzik "Aldo De Scalzi Pivio")
17. Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Yönetmen)
11. Altın Koza Film Festivali (En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Şerif Sezer")
10. Ankara Uluslararası Film Festivali (Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu "Mehmet Günsur", Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu "Başak Köklükaya", En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Şerif Sezer")
1997 Masumiyet Zeki Demirkubuz 34. Altın Portakal Film Festivali (Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Haluk Bilginer", En İyi Kadın Oyuncu "Derya Alabora")
10. Ankara Uluslararası Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu "Derya Alabora", En İyi Erkek Oyuncu "Haluk Bilginer")
11. Altın Koza Film Festivali (En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Kadın Oyuncu "Derya Alabora", En İyi Erkek Oyuncu "Haluk Bilginer" )
17. Uluslararası İstanbul Film Festivali (N. F. Eczacıbaşı Vakfı Yılın En İyi Türk Filmi Ödülü)
1998 Gemide Serdar Akar 35. Altın Portakal Film Festivali (En İyi İkicni Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Erkek Oyuncu "Erkan Can")
18. Uluslararası İstanbul Film Festivali (Kültür Bakanlığı En İyi İlk Film Ödülü)
11. Ankara Uluslararası Film Festivali (Seçici Kurul Özel Ödülü, Umut Veren Yeni Yönetmen, Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı, En İyi Erkek Oyuncu "Erkan Can", En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Haldun Boysan")
2001 Vizontele Yılmaz Erdoğan, Ömer Faruk Sorak 38. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Müzik "Kardeş Türküler", En İyi Erkek Oyuncu "Altan Erkekli", En İyi Kadın Oyuncu "Demet Akbağ"),
2001 İtiraf Zeki Demirkubuz 21. Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Erkek Oyuncu "Taner Birsel"), 13. Ankara Uluslararası Film Festivali (Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü, En İyi Yönetmen)
2004 Vizontele Tuuba Yılmaz Erdoğan
2002 Hiçbiryerde Tayfun Pirselimoğlu 35. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Kadın Oyuncu "Zuhal Olcay", En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Ruhi Sarı", En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Meral Okay"), 21. Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Kadın Oyuncu "Zuhal Olcay"), Montreal Dünya Film Festivali Resmi Yarışması (Jüri Özel Büyük Ödülü), International Mediterranean Film Festivali (Montpelier Genç Halk Jürisi ödülü)
2002 Uzak Nuri Bilge Ceylan Cannes Film Festivali (Grand Prix, En İyi Erkek Oyuncu "Mehmet Emin Toprak", En İyi Erkek Oyuncu "Muzaffer Özdemir")
39. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Laboratuvar, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Mehmet Emin Toprak")
14. Ankara Uluslararası Film Festivali (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Zuhal Gencer Erkaya")
35. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni)
22. Uluslararası İstanbul Film Festivali (En İyi Film, En İyi Yönetmen, FIPRESCI Ödülü)
Orhon Murat Arıburnu Ödülleri (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu "Muzaffer Özdemir")
Cinemaya Film Festivali (En İyi Film, Büyük Ödül)
39. Chicago Uluslararası Film Festivali (En İyi İkinci Film)
25. Montpellier Film Festivali (Altın Antigone, Eleştirmenler Birliği Ödülü)
Beyrut Film Festivali (En İyi Film, En İyi Senaryo)
16. Trieste Film Festivali (En İyi Film)
Mexico City Film Festivali (En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni)
2004 Neredesin Firuze Ezel Akay 16. Ankara Uluslararası Film Festivali (En İyi Kurgu, En İyi Sanat Yönetmeni, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü "Demet Akbağ")
Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (En İyi Erkek Oyuncu "Haluk Bilginer", En İyi Kadın Oyuncu Ödülü "Demet Akbağ")
37. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü "Demet Akbağ")
Sadri Alışık Ödülleri (En İyi Erkek Oyuncu "Haluk Bilginer", En İyi Kadın Oyuncu Ödülü "Demet Akbağ")
2005 Babam ve Oğlum Çağan Irmak 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali (Radikal Halk Ödülü, En İyi Erkek Oyuncu "Fikret Kuşkan", En İyi Kadın Oyuncu "Şerif Sezer")
38. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu "Çetin Tekindor", En İyi Kadın Oyuncu "Hümeyra", En İyi Kadın Yardımcı Oyuncu "Şerif Sezer") >br> Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (En İyi Erkek Oyuncu "Çetin Tekindor")
Sadri Alışık Ödülleri (En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Özge Özberk")
Dünya Film Müzikleri Ödülleri (Dünya Film Müziği Ödülü)
Nuremberg Film Festivali (En İyi Film)
2006 Kader Zeki Demirkubuz 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali (Onat Kutlar Ödülü, FIPRESCI Ödülü, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu "Ufuk Bayraktar")
43. Altın Portakal Film Festivali (En İyi Film, Behlül Dal Genç Yetenek Özel Ödülü "Ufuk Bayraktar")
18. Ankara Uluslararası Film Festivali (En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu "Vildan Atasever", En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Müge Ulusoy")
Nuremberg Film Festivali (En İyi Film)
2007 Barda Serdar Akar
2008 Devrim Arabaları Tolga Örnek 20. Ankara Uluslararası Film Festivali (En İyi Sanat Yönetmeni)
2008 Issız Adam Çağan Irmak
2008 Üç Maymun Nuri Bilge Ceylan 2008 Cannes Film Festivali (En İyi Yönetmen) 45. Altın Portakal Film Festivali (SİYAD Ödülü, En İyi Özel Efekt)
41. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Yönetmen, Cahide Sonku En İyi Kadın Oyuncu "Hatice Aslan", En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Ahmet Rıfat Şungar", En İyi Kurgu)
2. Yeşilçam Ödülleri (En İyi Film)
Osian's Cinefan Film Festivali (En İyi Yönetmen)
Haifa Film Festivali (En İyi Film)
Asia Pasific Screen Awards (Asya'nın Yönetmeni, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü)
Manaki Brothers Film Camera Festivali (Özel Mansiyo)
2009 Nefes: Vatan Sağolsun Levent Semerci 3. Yeşilçam Ödülleri (En İyi Film, Turkcell İlk Film Ödülü)
Altın Bamya Ödülleri (Altın Bamya Ödülü)
2010 Av Mevsimi Yavuz Turgul
2011 Bir Zamanlar Anadolu'da Nuri Bilge Ceylan 44. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı "Ercan Kesal")
Sadri Alışık Ödülleri (En İyi Erkek Oyuncu)
2011 Cannes Film Festivali (Büyük Jüri Ödülü)
6.Asya Pasifik Film Ödülleri (Jüri Büyük Ödülü, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni)
1.YEFA Ödülleri (En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Kurgu, En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Makyaj ve Saç)
27.Uluslararası Haifa Film Festivali (En İyi Film)
2011 'Kaybedenler Kulübü Tolga Örnek 18. Altın Koza Film Festivali (En İyi Ses Tasarımı)
Altın Bamya Ödülleri (En İyi Film, İzleyici Ödülü)
2012 Fetih 1453 Faruk Aksoy Sadri Alışık Ödülleri (Umut Veren Erkek Oyuncu "İbrahim Çelikkol")
2013 Kelebeğin Rüyası Yılmaz Erdoğan 46. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Müzik, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu "Farah Zeynep Abdullah", En İyi Erkek Oyuncu "Kıvanç Tatlıtuğ")
2013 Sen Aydınlatırsın Geceyi Onur Ünlü 46. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Senaryo)
32. İstanbul Film Festivali (Altın Lale En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu, FIPRESCI Ödülü)
44. IFFI Ödülleri (Juri Özel Ödülü)
2014 Kış Uykusu Nuri Bilge Ceylan 2014 Cannes Film Festivali (Altın Palmiye, FIPRESCI En İyi Film Ödülü)
47. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi , En İyi Kadın Oyuncu "Melisa Sözen", En İyi Erkek Oyuncu "Haluk Bilginer", En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu "Ayberk Pekcan")
2014 Recep İvedik 4 Togan Gökbakar Altın Bamya Ödülleri (En İyi Erkek Karakter)
En fazla hasılat elde eden Türk filmi 72.103.216,88 ₺
2015 Mucize Mahsun Kırmızıgül
2016 Dağ II Alper Çağlar

Türk filmleri listeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Daha fazla bilgi için: Türk filmleri listeleri

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ "Sinema ve Tiyatro İstatistikleri, 2016". tuik.gov.tr. TÜİK. 6 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2017. 
  2. ^ a b c d e f g "Box Office Türkiye Dağıtımcı Oranları". boxofficeturkiye.com. Box Office Türkiye. 26 Şubat 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2017. 
  3. ^ a b "Box Office Türkiye Yıllık Seyirci ve Hasılat İstatistikleri". boxofficeturkiye.co. Box Office Türkiye. 20 Kasım 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2017. 
  4. ^ a b c Giovanni Scognamillo (2010). Türk Sinema Tarihi (3. bas.). İstanbul: Kabalcı Yayınevi. s. 15, 16, 17, 18, 19, 20. ISBN 975-7942-85-5.  Birden fazla |sayfalar= ve |sayfa= kullanıldı (yardım);
  5. ^ a b c Odabaş, Battal (2006). "Türk Sinemasının Kuruluşunda Ordunun Rolü, Belge(sel) Film ve Kurtuluş Savaşı Filmleri". İletişim Fakültesi Dergisi, 24. 
  6. ^ Maraşlı, Gülşah Nezaket. Şen, Abdurrahman (Ed.). Türk Sinemasında Yerli Arayışlar (2010 bas.). Ankara, Türkiye: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. s. 105, 106. ISBN 978-975-17-3516-4.  Birden fazla |sayfalar= ve |sayfa= kullanıldı (yardım);
  7. ^ a b c d e f "Sinema Hizmetleri Sektör Raporu" (PDF). rekabet.gov.tr. Ankara: T.C. Rekabet Kurumu. 16 Şubat 2016. s. 5, 6, 7. 6 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ağustos 2017. 
  8. ^ Tüm Zamanlar Türk Filmleri Seyirci Rekoru
  9. ^ http://www.hayal-et.org/i.php/site/building/direkleraras
  10. ^ Muhsin Ertuğrul biyografisi
  11. ^ Yavuz Turgul biyografisi
  12. ^ Ömer Kavur biyografisi
  13. ^ Ömer Kavur biyografisi
  14. ^ Sinan Çetin biyografisi
  15. ^ Ertem Eğilmez biyografisi
  16. ^ Atıf Yılmaz biyografisi
  17. ^ Tunç Başaran biyografisi
  18. ^ Yılmaz Güney biyografisi
  19. ^ [https://www.tsa.org.tr/tr/kisi/kisigoster/6848/zeki-demirkubuz Zeki Demirkubuz biyografisi]
  20. ^ Zeki Ökten biyografisi
  21. ^ Türker İnanoğlu biyografisi
  22. ^ Metin Erksan biyografisi
  23. ^ Halit Refiğ biyografisi
  24. ^ Memduh ün biyografisi
  25. ^ Nuri Bilge Ceylan biyografisi
  26. ^ Adana Film Festivali tarihçesi
  27. ^ Uçan Süpürge tarihçesi
  28. ^ Ankara Uluslararası Film Festivali tarihçesi
  29. ^ Antalya Altın Portakal Film Festivali tarihçesi
  30. ^ http://istanbulfilm.wix.com/festival
  31. ^ http://www.ntvmsnbc.com/id/25480206/
  32. ^ http://www.bagimsizsinema.org/25-istanbul-uluslararasi-kisa-film-festivali/#sthash.yspnh6AO.dpbs
  33. ^ http://www.izmirkisafilm.org/tr/about.html

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Video[değiştir | kaynağı değiştir]

  • 100.Yılda Türk Sineması Türk sinemasının temellerinin atıldığı 1915 yılında Merkez Ordu Sinema Dairesi kuruluşundan itibaren 100. yılını yaşayan sinema sektörünün ülkedeki gelişiminin anlatıldığı kültür sanat belgeseli, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü, Erişim: 4 Şubat 2013

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

En çok izlenen Türk yapımı 100 film