Sabahattin Ali

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali
Doğum 25 Şubat 1907(1907-02-25)
Eğridere, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 2 Nisan 1948 (41 yaşında)
Kırklareli, Türkiye
Meslek Yazar · şair · öğretmen · tercüman
Edebî akım Toplumcu gerçekçilik · realizm
Evlilikler Aliye Ali (e. 1935; ö. 1948)
Çocuklar Filiz Ali

Sabahattin Ali (25 Şubat 1907 - 2 Nisan 1948), Türk yazar ve şair.

İlköğrenimini İstanbul, Çanakkale, İzmir ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamladı. Ardından Balıkesir Öğretmen Okulu'nda beş yıl öğrenim görüp 1926 yılında ise İstanbul Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Almanya'da iki yıl kaldı ve bu süreçte Almancayı öğrendi. Türkiye'ye geri döndüğünde çeşitli okullarda Almanca öğretmenliği yaptı. Edebi kişiliğini toplumcu gerçekçi ve realist bir düzleme oturttu. Babasının mesleği gereği çeşitli şehirlerde eğitim gören ve bir süre cezaevinde kalan Sabahattin Ali, yaşantısındaki bu farklılıkları eserlerine de yansıttı. Eserleri, Türk sinemasının çeşitli dönemlerinde yapıt konusu oldu.[1][2][3][4] 41 yıllık yaşamında ağırlıklı olarak öykü türünde yazdı, bu türde toplam altmış dört eser veren Sabahattin Ali yazdığı romanlarıyla da ön plana çıktı. Romanlarında sevgi ve aşk konusu öne çıkarken, öykülerinde ise sevgi ve aşk ile beraber kırsal kesim sorunlarına değindi. Sabahattin Ali eserlerinde ideolojik bir görünüm ağır basmaz, bu doğrultuda genellikle üstü kapalı ifadeleri tercih etmiştir. Sabahattin Ali, sevgi ve aşk konuları üzerine verdiği yapıtlarında ise uzun tasvirlere yer vermiştir. 1937'de çıkardığı Kuyucaklı Yusuf adlı romanı Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim öğrencilerine tavsiye ettiği 100 Temel Eser listesindedir. Kürk Mantolu Madonna adlı romanı ise ilk olarak Hakikat gazetesinde “Büyük Hikâye” başlığı altında olmak üzere kırk sekiz bölüm şeklinde yayınlandı. Yazarın başyapıtlarından olan bu roman, Maureen Freely ve Alexander Dawe tarafından İngilizceye çevrildi.[5] 1944'te İstanbul'a gelen Sabahattin Ali, burada Marko Paşa adlı mizahi dergiyi çıkarmıştır. Bu dergide yayımlanan bir yazısı nedeniyle üç ay hapis cezası almıştır. Daha önce de bir yıl hapis cezası almış olan olan yazar, 1948 yılında Bulgaristan sınırına geçmek üzereyken uğradığı saldırı sonucunda hayatını kaybetmiştir.[6]

Cesedi, 2 Nisan 1948'de Bulgaristan sınırında bulundu. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ertekin, dört yıla hüküm giydi. Fakat birkaç hafta sonra aftan yararlanarak serbest kaldı.[7]

Ailesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sabahattin Ali Karadeniz kökenli bir aileden gelmektedir. Büyükbabası Bahriye alay emini Oflu Salih Efendi'dir.[8] Sabahattin Ali'nin Mehpare Taşduman'a yazdığı 24 Ağustos 1928 tarihli mektupta "Babam İstanbul'un eski ve asil bir ailesinin çocuğu idi"[9] cümlesi, büyükbabasının gençken veya çocukken İstanbul'a gelip yerleştiğini göstermektedir. Bazı kaynaklar ise Sabahattin Ali'nin büyükbabasının yüzbaşı Mehmet Ali Bey olduğunu söylemektedir.[10] Fakat yüzbaşı Mehmet Ali Bey, Sabahattin Ali'nin anne tarafından dedesidir.[10] Nihal Atsız İçimizdeki Şeytanlar adlı eserinde Sabahattin Ali'nin kendisine babasının Oflu olduğunu söylediği belirtmiştir.[11] Aliye Ali'de kendisiyle yapılan özel bir görüşmede eşinin Karadeniz kökenli olduğunu fakat büyükbasının sonradan İstanbul'a yerleştiğini söylemiştir.[10] Sabahattin Ali'nin babası Eğridere'de zabit olarak çalışırken kendisinden 16 yaş küçük olan Hüsniye Hanımla tanışır ve evlenir. Bu evlilikten iki çocuğu olmuştur (Sabahattin ve Fikret). Babası I. Dünya Savaşı yıllarında "Divan-ı Harb Orfi Reisi" olarak Çanakkale'ye çağrılmıştır. Ailesine bağlı olan yüzbaşı Selahattin Bey eşini ve çocuklarını alarak Çanakkale'ye gider ve dört yıl Çanakkale'de kalır. Sabahattin Ali burada geçirdiği yıllardan zaman zaman mektup ve yazılarında bahsetmiştir. Babası savaştan sonraki dönemlerde kalp hastası olmuş, annesi histeri hastalığına yakalanmış, kardeşi Fikret ise kekeme olmuştur. Babası Ali Selahattin Bey biriktirdiği para ile İzmir'e gelerek tiyatro veya gazino işleriyle uğraşmak ister. Belirli bir süre yolunda giden işleri İzmir'in işgali ile sekteye uğrar. Daha sonra ise ailecek Edremit'e göç ederek Hüsniye Hanım'ın babasının yanına giderler. Sabahattin Ali'nin babası burada maddi sıkıntılar çekerken annesi ise ruhsal sorunlar yaşamıştır.[12] Sabahattin Ali annesinin bu durumu için "muhakkak bir bahane bularak kavga çıkarır ve adama yediğini içtiğini zehir eder" demiştir.[13] 1920'li yıllara gelindiğinde ise aileye Suha adında bir kız çocuğu katılır. Ali Selahattin Bey ise evin geçimini sağlamak adına veresiye aldığı eşyaları çarşıda satmaya başlamıştır, oğlu da babasına yardım etmektedir. Daha sonraları ise Hüsniye Hanım hastalanarak önce Fransız Hastanesi'ne ardından da İstanbul'daki Zeynep Kamil Hastanesi'ne sevk edilmiştir. Bu dönemlerde baba Ali Selahattin Bey Pelidköylü Mehmet Bey adındaki bir kişinin "vekil-i umurluğu"nu yapmaya başlamış ve ekonomik anlamda rahatlamıştır. İstanbul'daki eşinin iyileşmeye başladığı haberi alan Ali Selahattin Bey eşini getirmesi için katibini gönderir. Fakat Hüsniye Hanım taburcu olmadan bir gün önce baba Ali Selahattin Bey hayatını kaybeder.[10]

Hayatı[değiştir | kaynağı değiştir]

25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğdu. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısıyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamladı. 1921'de Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamadı ve aile çok zor günler geçirdi. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na girdi ve beş yıl burada okudu. 1926 yılında İstanbul Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yaptı, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl (1928-1930) orada okudu. Yurda döndükten sonra, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yaptı.

Sabahattin Ali'nin Sinop Cezaevinde kaldığı koğuştan bir görünüm.

1932 yılında Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı. Bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı, 1933 yılında Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya gitti ve Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istedi. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine 15 Ocak 1934 tarihinde Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalıştı. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenip, 1936'da askere alınmıştır. 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938'de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınıp, askerliğini yaptıktan sonra 1941-1945 yılları arası Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır.

"İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki topladı. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açtı, dava sırasında çok sıkıntı çekti. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamadı. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alındı, 1945 yılında İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başladı. Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kaldı, 1946 - 1947 yılları arası Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkardı. Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaştı, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatıldı, yazılar ve yazarları hakkında soruşturmalar açıldı. Dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yattı ve karşılaştığı baskılardan bunaldı. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi".

Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı Cezaevi'nde üç ay yattı. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başladı, işsiz kalıp, yazacak yer bulamadı. Baskılardan uzaklaşmak için yurt dışına gitmeye karar verdi ancak kendisine pasaport verilmedi. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı bulamayınca da Bulgaristan'a kaçmaya karar verdi ve para karşılığı Ali Ertekin adlı bir kaçakçıyla anlaştı. Ordudan atılmış olan bir astsubay olan Ertekin, geçimini yurt dışına adam kaçırmakla sağlamakta, öte yandan Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti adına ajanlık yapmaktaydı. Resmi açıklamalara göre Ertekin, "milli hislerini tahrik ettiği için" Sabahattin Ali'yi başına sopa vurarak öldürdü. Cesedin 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmasından sonra, 28 Aralık 1948'de tutuklanan Ertekin, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Yaptırımı 18-24 yıl olan adam öldürme suçundan, 15 Ekim 1950'de "milli hisleri tahrik" gerekçesiyle cezası indirilerek 4 yıla hüküm giydi.[14][15] Ancak yazarın yakın çevresi ise Sabahattin Ali'nin Kırklareli'de Milli Emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldüğü ve Ertekin'in paravan olarak kullanıldığını iddia etse de bu hiçbir zaman kanıtlanamadı.[15] Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır.

Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950'li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır.[6][16] Sabahattin Ali İlk yazın denemelerini okulda çıkarttıkları gazetede şiir ve öyküler yazarak yapmıştır. Sabahattin Ali asıl yazın yaşamına ise şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini 1926 yılında Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımladı. 1926-1928 yılları arası Servet-i Fünun,Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazdı, bu arada öykü de yazmaya başladı, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" 30 Eylül 1930 tarihinde Resimli Ay'da yayımlandı. Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sundu: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz".

Edebi kişiliği[değiştir | kaynağı değiştir]

Romanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Sabahattin Ali'nin üç romanı önce tefrika edilmiş ardından da kitap olarak yayımlanmıştır. İlk romanı olan Kuyucaklı Yusuf'un gazetelerdeki tefrikası zaman zaman kesintiye uğramıştır. Roman, Tan gazetesinde tamamı tefrika edildikten sonra kitap olarak ilk kez 1937 yılında basılmıştır. İçimizdeki Şeytan adlı romanı Ulus gazetesinde 87 bölüm şeklinde tefrika edilmiş, 1940 yılında ise kitap olarak basılmıştır. Hakikat gazetesinde tefrika edilen Kürk Mantolu Madonna romanı ise Büyük Hikâye başlığı altında toplamda 50 gün olmak üzere 48 sayı şeklinde tefrika edilmiştir. Romanının yazılış zamanı Sabahattin Ali'nin ikinci kez askere alındığı döneme gelmektedir. Sabahattin Ali bu romanına, İstanbul'da bulunan Büyükdere asker çadırında başlamıştır ve romanını günü gününe yazıp gazeteye göndermiştir. Yedi Meşaleci Cevdet Kudret Solok, Sabahattin Ali’nin bu romanı için lüzumsuz Adam başlığını düşündüğü sonradan da vazgeçtiğini dile getirmiştir. Pertev Naili Boratav ise Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna''yı ilk önce bir öykü olarak yazdığını dile getirip başlığını da Yirmi Sekiz şeklinde koyduğunu ve öykünün ilk sayfasını da kendisine gösterdiğini dile getirmiştir.[17] Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna romanı, 2016 yılında Maureen Freely ve Alexander Dawe tarafından "Madonna in a Fur Coat" başlığı altında İngilizceye çevrildi.[5]

Sabahattin Ali'ye ait romanlarda ilk olarak bireysel temalar ön plana çıkmıştır. İşlediği bireysel konular sevgi ve aşk kavramlarıdır. Bu kavramlardan sonra ikinci olarak evlilik teması üzerinde yoğunlaşmıştır. Eserlerinde diğer öne çıkan konular ise sosyal sorunlar, iletişimsizlik ve yalnızlıktır. Sosyal ve toplumsal konuları işlerken köylü, işçi, mesai arkadaşı, esnaf ve memur gibi sıfatlara sahip olan karakterleri seçmiştir. Aydın kesim insanlarına değindiği romanlarında ise eleştirel ve realist bir tavır sergilemiştir. İçimizdeki Şeytan adlı romanı, aydın kesime ait eleştirel ifadelerinden izler taşımaktadır.

Yazara ait Kuyucaklı Yusuf romanında aşk teması ön plana çıkmaktadır. Evlilik, Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısı ise dikkat çeken diğer temalardır. İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna romanlarında da öne çıkan tema aşk ve evlilik olmuştur. Bu evlilikler genelde sağlık bir şeklide yürümeyen bir görünüme sahiptir. Yazara ait üç romanın sonu birbirlerine oldukça benzemektedir: Kürk Mantolu Madonna'da Maria Puder ve Kuyucaklı Yusuf'ta Muazzez romanın sonunda ölen kişiler olurken, İçimizdeki Şeytan'da ise Macide son olarak Bedri'ye yönelmektedir. Romanlarındaki yozlaşma konusu ise daha çok kırsal kesimde ele alınmıştır. Kuyucaklı Yusuf'taki Şahinde, Hacı Etem, Şakir ve Hilmi Bey; bir tür toplumsal yozlaşmanın örneğidir. Aydın kesimdeki yozlaşmalara ise İçimizdeki Şeytan romanında değinmiştir. Romanda Ömer'in yakın çevresi belirli bir eğitim görmüş ve çeşitli sıfatlara sahip kişilerdir fakat davranışları sahip oldukları eğitim ve sıfatları gölgelemiştir.

Sabahattin Ali, romanlarındaki kişileri konunun geçtiği mekanlara göre seçmiştir. Kuyucaklı Yusuf'ta köylüler, kasabalılar, memurlar; İçimizdeki Şeytan'da yazar, öğretmen ve profesör gibi sıfatlara sahip kişiler; Kürk Mantolu Madonna'da ise Raif Bey'in çalıştığı yerdeki arkadaşları, Almanya'da tanıştığı kişiler ve aşık olduğu Maria Puder gibi kişiler onun roman kadrosunu oluşturur. Kuyucaklı Yusuf romanı en geniş karakter kadrosuna sahip romanıdır. Üç romanında, Yusuf, Ömer ve Raif Efendi ana erkek kahramanlardır. Sabahattin Ali romanlarında erkek karakterler daha ön plandadırlar fakat bu kişiler güçlü ve etkin bir görünüme sahip değillerdir. Romanlarındaki ana erkek kahramanların ortak özellikleri: bulundukları çevreye uyum sağlayamamış kişiler olmalarıdır. Kısa sürede ciddi değişimler yaşayan bu karakterler, olayları yönlendirmede güçlük çekmektedirler. Buna örnek olarak: çözümü yakın çevresindekileri öldürmekte bulan Yusuf veya soğuk havalarda saatlerce sokaklarda gezen Raif Bey karakteri verilebilir.

Roman konularındaki zaman dilimi farklılıklar göstermektedir. Kuyucaklı Yusuf romanı: "1903 yılı sonbaharında eşkıyalar Kuyucak köyünü basmıştır." cümlesiyle başlamaktadır. Bu romanda 1903-1915 yılları arasında yaşanan olaylar anlatılmaktadır. Ayrıca Yunan işgaline karşı seferberlik ilan edilmesi bu romandaki zaman kavramlarına örnek verilebilir. Romanda olaylar ileriye doğru anlatılır ve özet yöntemiyle de zamanlar arasında geçiş yapılır. Sabahattin Ali'nin bu romanındaki bazı cümleler kesin tarihler belirtirken bazı cümleleri ise herhangi bir tarih belirtmez fakat kıyaslama yapılan iki zaman arasındaki süre verilir. Romanda geçen "Yusuf Kuyucak'tan çıkalı altı sene olmuştu" cümlesi, yazarın tarih vermeden zamanlar arasındaki farkı belirtmesine örnek olarak gösterilebilir. Romanın son kısımlarında Yusuf'un evdeki herkesi öldürmesi olayı yaklaşık iki dakika içerisinde gerçekleşir. İçimizdeki Şeytan romanındaki gelişmeler ise yaklaşık üç ile beş ay arasında gerçekleşmektedir. Macide'nin bir mektubunda kullandığı "üç ayı geçen beraber hayatımız" ifadesi romandaki zaman aralığı hakkında bilgi verir. Kürk Mantolu Madonna romanı ise ileriye doğru yazılmamış olup, geriye doğru giden bir anlatıma sahiptir. Bu romandaki zaman aralığı da tıpkı Kuyucaklı Yusuf'ta olduğu gibi 12 ile 15 yıl arasında geçmektedir.

Romanlarındaki olayların geçtiği mekanlar birbirlerine göre farklılık göstermektedir. Kuyucaklı Yusuf romanındaki mekan bir kasabayken, İçimizdeki Şeytan romanında ise İstanbul gibi büyük bir kenttir. İçimizdeki Şeytan romanında deniz kenarı ve cadde kaldırımları da seçilen mekanlardandır. Roman karakterlerinden Macide'nin Balıkesirli olmasından dolayı bu şehirden de kısaca söz edilmektedir. Balıkesir'de geçen olaylar genellikle Macide'nin gittiği okullarda geçer. Kürk Mantolu Madonna romanında ise mekan olarak Almanya'nın Berlin kenti seçilmiştir. Romanın sonlarına doğru ise olaylar Ankara'da geçmektedir. Ankara'da tren istasyonunda geçen kısımlar Maria Puder'in akıbeti hakkında bilgiler verir. Sabahattin Ali'nin ilk romanı olan Kuyucaklı Yusuf'ta olaylar Kuyucak köyünde başlayıp ve Edremit'te devam eder. Bu romanındaki diğer mekanlar ise Burhaniye ilçesi ve Yusuf'un tahsildarlık yaptığı köylerdir. Romandaki Yusuf karakteri zaruri olarak ayrıldığı Kuyucak köyüne büyük bir özlem duymaktadır fakat romanın ilerleyen bölümlerinde Yusuf'un bu özleminden daha az söz edilmektedir. Kuyucaklı Yusuf romanı bir köy kasabasında geçtiği için bu romandaki doğa kavramı, yazar tarafından mekan olarak da seçilmiştir. Yusuf doğaya, toprağa bağlı, bağa ve bahçeye çok meraklı bir köy insanıdır. Romanda bağ ve bahçeler karakterlerin toplu olarak bulunduğu yerlerdir.[6]

Öyküleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Sabahattin Ali büstü, Ardino, Bulgaristan

Sabahattin Ali' nin 1935'te çıkardığı ilk öykü kitabı Değirmen'de 16, 1936'daki Kağnı'da 13, 1937'deki Ses'te 5, 1943'teki Yeni Dünya'da 13 ve 1947'deki Sırça Köşk adlı yapıtında 13 öykü olmak üzere toplamda 60 öyküye sahiptir. Ardından da son kitaplarında 4 öykü daha yayınlayarak bu sayıyı 64'e çıkarmıştır. Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de dönemin siyasi ve sosyal özelliklerini görmek mümkündür. Öykülerindeki temel kavramlar sevgi, aşk ve kırsal kesim sorunlarıdır. Değirmen, Viyolonsel, Kırlangıçlar, Kurtarılamayan Şaheser, Bir Cinayetin Sebebi, Komik-i Şehir, Sarhoş, Arap Hayri, Gramofon Avrat, Köstence Güzellik Kraliçesi, Yeni Dünya, Hanende Melek, Hasanboğuldu, ve Sırça Köşk adlı öykülerinin genel konuları sevgi ve aşk olmuştur. Ayran, Asfalt Yol, Bir Orman Hikayesi, Candarma Bekir, Değirmen, Bir Firar, İki Kadın, Kafa Kağıdı, Kanal, Kamyon, Kazlar, Ses, Sıcak Su ve Sulfata adlı öykülerinde ise kırsal yaşam ve kırsal yaşamın sorunlarına değinmiştir. Kırsal kesimi işlediği öykülerinde çeşitli toprak ve miras kavgaları gibi nedenlerden dolayı işlenen cinayetlere de yer vermiştir.

Sabahattin Ali öykülerinde öne çıkan konulardan birisi de hapishaneler olmuştur. Çeşitli dönemlerde, farklı sebeplerden dolayı hapishaneye giren Sabahattin Ali; bu yaşantısını öykülerine de yansıtmıştır. Bir Şaka, Candarma Bekir, Duvar, Kazlar ve Katil Osman adlı öykülerinde hapishane yaşamı ve mahkumlar konusu üzerine durmuştur. Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi kişilerin başında gelen Sabahattin Ali, öykülerindeki karakterleri tasvir yoluyla anlatarak iyi veya kötü yanlarını ortaya koyar. Öykülerindeki tasvirler romanlarında olduğu gibi uzun ve ayrıntılı değildir.

Öykülerindeki karakterler ilk zamanlar hayvanlar olurken daha sonra çeşitli insan tiplerini karakter olarak seçmiştir. Kırlangıçlar ve Bahtiyar köpek adlı öykülerinde karakter olarak hayvanlar daha ağır basmaktadır. Kırlangıçlar adlı öyküsünde hiçbir insan karakteri bulunmaz, Sabahattin Ali bu eserinde birbirine aşık olan iki kırlangıcın hikayesini anlatmıştır. Bahtiyar Köpek adlı eserinde insanlar bulunsa bile asıl önemli rolü köpek karakterine vermiştir. İnsanları ve insan ilişkilerini ön plana çıkardığı öykülerinde ağırlıklı olan karakterler; erkeklerdir. Eserlerindeki erkek karakterleri daha hırslı ve daha yoğun düşünen tiplerdir, ve genellikle işsizlerdir. Karakterlerde en fazla ortaya çıkan meslek grubu memurlardır. Köyde geçen öykülerinde daha çok ağa, imam, muhtar ve köylü insanı gibi karakterler öne çıkar. Kırsal kesimi anlattığı öykülerinde, halkın tarlasını ve mahsullerini yöneten köyün ağaları olmuştur. Ağalar gerekirse cinayet işletir ve suçu başka birisinin üzerine yıkar. Hapishane öykülerinde ise: cezaevi müdürü, jandarma ve gardiyan gibi karakterler ön plandadır.

Sabahattin Ali öykülerinde kadın karakter sayısı ise azdır ve genellikle kadınlar ikinci plandadır. Öykülerindeki kadınlar, tarlada ve bahçede çalışan; çamaşırla ve ev hizmetiyle uğraşan tiplerdir. Köy öykülerindeki kadınlar evlerine ve eşlerine bağlıdır. Sabahattin Ali "Kazlar" öyküsünde hapiste olan eşini rahat ettirebilmek için komşusunun kazını çalan kadının hapse düşmesi olayını anlatır. Öykülerinde güçlü ve çekici görünen kadın sayısı az da olsa vardır. Bu kadınlar genellikle toplumca yadırganan yönleriyle ele alınmaktadır. İstanbul'da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır. Öykülerindeki çocuklar ise genellikle bir fon değerindedir.

Öykülerindeki memur karakterleri genellikle yoksul, geçim sıkıntısı yaşayan, silik ve etrafınca fazla önemsenmeyen insanlardır. Her kademedeki memurlar adil değillerdir ve genellikle eli güçlü olanın yanında dururlar. Bir dönem Almanca öğretmenliği de yapan Sabahattin Ali, öykülerinde öğretmenlere de yer verir. Öğretmenlerin iyi yanlarını daha çok göstermekle beraber olumsuz yanlarına da değinmiştir. Doktor karakterleri ise genellikle çıkarcı ve duyarsız bir görünüm verirler. "Böbrek" adlı öyküsünde doktorların nasıl anlattığını görmek mümkündür.

Öykülerindeki mekanlar ağırlıklı olarak Anadolu ve İstanbul'dur. Yurt dışında geçen öykülerine örnek olarak "Köstence Güzellik Kraliçesi" adlı yapıtı verilebilir. Bu yapıt Romanya'da başlar ve Berlin'de devam eder. "Bir Gemici Hikayesi" adlı yapıtında ise makan olarak Kızıldeniz (Şap Denizi) ve Akdeniz kıyısında bulunan Port Said kentinin adı geçmektedir. "Viyolonsel" adlı öyküsü, bir gemi kazası sonucunda gelişir ve Afrika'nın sığ bir ormanında geçer.. Sabahattin Ali'nin Anadolu anlayışı genellikle Orta Anadolu ve Ege Bölgesi ile sınırlıdır. Bu sınırlamayı Kuyucaklı Yusuf adlı romanında da görmek mümkündür. Ayran, Bir Orman Hikayesi, Hasanboğuldu, Kırlangıçlar, Köpek ve Ses adlı öykülerinde ise makan olarak doğa kavramı öne çıkar. Kapalı mekanlara ise hastane, otel, han ve cezaevleri örnek gösterilebilir.

Öykülerindeki dilin sade bir görünümü vardır. Romanlarında sık rastlanan ve günümüzde çok kullanılmayan ifadelere öykülerinde daha az rastlanır. Karakterleri konuştururken yerel ifadeler ve şive özelliklerini vermeyi zaman zaman tercih etmiştir. İçimizdeki Şeytan romanındaki Türkçe'yi iyi düzeyde konuşamayan ev sahibi Rum kadında bunu görmek mümkündür. Karakterlerin yerel ağızlarını yansıtırken ölçülü bir üslubu tercih etmiştir. Öykülerine yerel olarak ifade edilebilecek argo sözcüklerde vardır. Çakıcının İlk Kurşunu adlı yapıtında Ege Bölgesi'ne ait yerel izlenimler görmek mümkündür. Yapıtlarında sade ve yalın bir dili seçen Sabahattin Ali, kendi yazın döneminde Türkiye'de harf inkılabı gerçekleşmiştir. Türk dilindeki değişimler onun eserlerine zamanla yansımıştır. Günümüzde Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan Sabahattin Ali eserlerinde, kullanımı azalmış olan kelimelerin bugünkü karşılıkları okurlara verilmiştir. Müddeiumumi (savcı), esbab- ı muhaffefe, istihfaf etmek, istiğna, münferit, zaviye, aksata, nefis itikadı, hamakat, taalluk etmek, iktifa, zevat, atalet, hicap müdafaa, mayii, yeis, silsile, irtikap, mütalaa, tesellüm, tecessüs, mağmum, muvasalat, mükaleme ve kaime gibi sözcükler, Sabahattin Ali eserlerinde geçen yaygınlığını yitirmiş sözcüklere örnek verilebilir.[6][18] Sabahattin Ali kendi şiir ve öykücülüğü hakkında şu ifadeleri kullanmıştır:

“Şiir ve hikayelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek bir yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların, benim san'at hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki, bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz. (...) Bir kere okuyucuyu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim: ama böylece belkide eski bir hatayı devem ettirmekten başka bir şey yapmıyorum. İyiden kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.”.[19][20]

Şiirleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Sabahattin Ali'nin toplamda 70'den fazla şiiri vardır. Bu şiirlerinden 28 tanesini "Dağlar ve Rüzgar" adlı kitapta yayınlamıştır. Bu kitap Sabahattin Ali'nin 1931-1934 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşmaktadır ayrıca kitabın ön sözü de ona aittir. Kitapta bulunan: Dağlar, Rüzgar, Kara Yazı, Mayıs ve Unutamadım adlı şiirler daha önceden dergilerde yayımlanmış olan şiirleridir, diğer şiirler ise ilk kez bu kitapta yayınlanmıştır. 1926-1928 yılları arasında yazdığı şiirlerden 21 tanesini ise "Kurbağanın Serenadı" adlı defterde toplamıştır. Almanya'da eski harflerle yazılan bu defter, zamanla el değiştirmiş olup son olarak da Asım Bezirci tarafından muhafaza edilmiştir. Bu defterdeki 8 şiir daha önceden yayınlanmamış olan şiirlerdir.

Yedi Meşaleciler topluluğundan Yaşar Nabi Nayır, Sabahattin Ali'nin Dağlar ve Rüzgar adlı şiir kitabı için Hakimiyeti Milliye gazetesinde: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." ifadelerini kullanmıştır.[kaynak belirtilmeli]

Şiirlerindeki temalar ise tıpkı romanlarında olduğu gibi sevgi ve aşk kavramları olmuştur. Şiirlerinde sosyal ve toplumsal konulara ise çok fazla yer vermemiştir. Hapishaneleri konu edinen şiirlerinde, hapishane yaşamının zorluğu üzerinde dururken aşk temasına ise tekrardan değinmiştir. Karamsarlık, bireysel yalnızlık, bunalma ve kaçış gibi konular da şiirlerinin diğer temalarıdır. Kişileri konu edinen şiirlere de sahiptir, bu kişiler: Babası Selahattin Bey, Mustafa Kemal Atatürk, Abdülkâdir Geylânî ve Ziya Gökalp'dir

Sinop hapishanesindeyken Hapishane Şarkısı adını taşıyan 5 parçalık bir şiir bütünü oluşturmuştur. Bu şiirler birden beşe kadar numaralandırılmış şekildedir ve ilerleyen yıllarda ise Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli ve Edip Akbayram gibi isimler tarafından bestelenmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Sabahattin Ali şiirleri üçlük, dörtlük ve daha değişik sayıda dizeden oluşan bentlerden oluşur. Rüzgar, Köprünün Çocukları, Köprünün Geceleri, Serserinin Ölümü, Kümeste Sabah adlı şiirler düz uyak biçiminde yazılmıştır. Gazel Naziresi, Terkib-i Bend Risalesi, Mesnevi başlıklı şiirlerinde Divan şiiri gelenekleri görülür. Üçlüklerle kurulan şiir sayısı 9, dörtlüklerle kurulan şiir sayısı 50, serbest tarzdaki şiirlerinin sayısı 9'dur fakat bu 9 şiirden sadece Sokakta Kalan Adam adlı şiir ölçüsüz ve uyaksız olarak yazılmıştır.

Gazel Naziresi, Terkib-i Benci Risalesi ve Mesnevi adlı şiirlerinde aruz ölçüsü kullanırken diğer 72 şiirinde ise hece ölçüsünü tercih etmiştir. Genellikle hecenin 8'li kalıbıyla şiirler yazmıştır. Dağlar ve Rüzgar adlı kitapta bulunan şiirlerden biri hariç geriye kalan şiirlerin çoğu hecenin 8'li kalıbıyla yazılmıştır. Sabahattin Ali'nin tercih ettiği şiir kalıplarından bir diğeri ise 14'lü kalıptır, bu tarzda ise 20 şiir yazmıştır. Bu kalıpların dışında bazı şiirlerinde 7'1i, 11'li, 13'lü kalıpları kullanmıştır. Kurbağa adlı iki dizeden oluşan şiirde ise 17'li kalıbı tercih etmiştir. Öksüz Kız Masalı adlı şiirde ise 13'lü ve 8'li kalıpları beraber kullanmıştır.[6]

Oyunları[değiştir | kaynağı değiştir]

Sabahattin Ali'ye ait "Esirler" adında yayımlanmış tek bir oyun mevcuttur. Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı İhlal'e yazdığı mektuplarda bu oyundan sıkça söz etmiştir. Mektuplarında oyunu bitirdiğini ve Ayşe Sıtkı İhlal'e okuması için göndereceğini belirtmiştir. Bir başka mektubunda Esirler oyununu, Pertev Naili Boratov aracılığı ile Muhsin Ertuğrul'a verilmesini istemiştir. 15 Ocak 1934 tarihli bir mektubunda ise oyunun Ulvi Cemal Erkin tarafından bestelendiğini ve "Musiki Muallim" öğrencileri ile oynanmasının kararlaştırıldığı yazmaktadır.

Esirler oyunu bir tablo ve üç perdeden oluşmaktadır. Bu oyun Türk tarihindeki Kürşad İhtilali'nden esinlenilerek yazılmıştır. [6]

Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Roman
Öykü
  • Değirmen (1935)
  • Kağnı (1936)
  • Ses (1937)
  • Yeni Dünya (1943)
  • Sırça Köşk (1947)

Dipnot: Sabahattin Ali'ye ait 64 adet öykü bulunmaktadır, bu başlıkta ise sadece YKY'de bulunan toplama öykülerinin bulunduğu eser adları verilmiştir.

Şiir
  • Dağlar ve Rüzgâr (1934)
  • Kurbağanın Serenadı (1937)
  • Öteki Şiirler (1937)
Oyun
Derleme
  • Markopaşa Yazıları ve Ötekiler(1998)
  • Çakıcı'nın İlk Kurşunu (2002)
  • Mahkemelerde (2004)
  • Hep Genç Kalacağım (2008)
  • Canım Aliye, Ruhum Filiz (2013)
Çeviri
  • Tarihte Garip Vakalar, Max Mimmerich, Ulus Basımevi, Ankara 1936.
  • Antigone, Sophokles, Maarif Vekilliği, İstanbul 1941
  • Üç Romantik Hikaye, MEB, Ankara 1943
  • Fontamara, İgnazio Silone, Akba Kitabevi, Ankara 1943.
  • Gyges ve Yüzüğü, Christian F. Hebbel, MEB. Ankara 1944

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Ansiklopedik Türk Filmleri Sözlüğü. Agah Özgüç. s. 237. ISBN 9786056172250. 
  2. ^ "Feyzi Tuna: Kuyucaklı Yusuf". SinemaTürk. 6 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150506151951/http://www.sinematurk.com:80/film/4875-kuyucakli-yusuf/. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  3. ^ "Gramofon avrat (1987)". IMDb. 15 Ocak 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150115135518/http://www.imdb.com/title/tt0263369/. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  4. ^ "Sinemada Sabahattin Ali uyarlamaları". edebiyathaber.net. 13 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150913090714/http://www.edebiyathaber.net:80/sinemada-sabahattin-ali-uyarlamalari-riza-oylum/. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  5. ^ a b "Sabahattin Ali’s Madonna in a Fur Coat – The Surprise Turkish Bestseller". The Guardian. 30 Mayıs 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160530054348/https://www.theguardian.com/books/2016/may/21/sabahattin-ali-madonna-fur-coat-rereading. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  6. ^ a b c d e f "Sabahattin Ali'nin yaşamı ve yapıtlarına genel bakış". Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi. 4 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160604170445/http://turkoloji.cu.edu.tr/mehmet_ozmen_armagani/mozmen_armagan_parca7.pdf. Erişim tarihi: 26 Mayıs 2016. 
  7. ^ "Sabahattin Ali’yi kim öldürdü?". 10 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150710112900/http://www.sabah.com.tr:80/kultur_sanat/2012/02/10/sabahattin-aliyi-kim-oldurdu. Erişim tarihi: 31 Temmuz 2016. 
  8. ^ Gövsa, İbrahim Alaattin. Türk Meşhurları Ansiklopedisi (1946 bas.). s. 332. 
  9. ^ Filiz Ali - Atilla Öz Kırımlı (1979). Sabahattin Ali. İstanbul. s. 320. 
  10. ^ a b c d Ramazan Korkmaz (1991 tarihli ve 17224 numaralı tez.). "Sabahattin Ali - İnsan ve Eser" (Türkçe). Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. 29 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160129220608/https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp. 
  11. ^ Atsız, Nihal. İçimizdeki Şeytanlar (1940 bas.). İstanbul. s. 4-5. 
  12. ^ Filiz Ali; Atilla Özkırımlı. Sabahattin Ali'nin Mehpare Taşduman'a yazdığı mektup. s. 323. 
  13. ^ Filiz Ali; Atilla Özkırımlı. Sabahattin Ali'nin Mehpare Taşduman'a yazdığı mektup. s. 321. 
  14. ^ "Sabahattin Ali'nin kızı Ulus'a konuştu". Hürriyet. 16 Temmuz 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160716030036/http://www.hurriyet.com.tr/sabahattin-alinin-kizi-ulusa-konustu-40084011. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  15. ^ a b "Sabahattin Ali cinayeti". Cumhuriyet Ansiklopedisi 1923-2000. 2. Cilt (3. bas.). İstanbul: YKY. Mayıs 2002. ss. 138. 
  16. ^ Sönmez, Sevengül (2009) (Türkçe). A'dan Z'ye Sabahattin Ali. YKY. ISBN 978-975-08-1644-4. 
  17. ^ "Kürk Mantolu’yu neden çok sevdik?". Radikal. 4 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160804203922/http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/kurk-mantoluyu-neden-cok-sevdik-351700. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  18. ^ "Sabahattin Ali'nin Öykülerinde Toplumsal Konular". Alâattin Karaca. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/12/850/10758.pdf. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016. 
  19. ^ Ali, Sabahattin (Türkçe). Değirmen. YKY. s. 9. 
  20. ^ "Öyküler Şiirler ve Oyun". kitapyurdu.com. 19 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160419062738/http://www.kitapyurdu.com/kitap/oykuler-siirler-ve-oyun/66094.html. Erişim tarihi: 7 Ağustos 2016.