İçeriğe atla

"Antikomünizm" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
Düzenleme, değiştirildi: askerî harekat → askerî harekât, harekat → harekât
(Sovyet karşıtlığı ekleniyor)
k (Düzenleme, değiştirildi: askerî harekat → askerî harekât, harekat → harekât)
[[Arjantin]]'de [[Nazi]] yanlısı [[Tacuara Milliyetçi Hareketi]], 1950'li ve 60'lı yollarda birçok antikomünist faaliyette bulunmuştur.<ref>Gutman, Daniel ''Tacuara: Historia de la Primera Guerrilla Urbana Argentina'', {{es icon}} Sudamericana, 2012.</ref>
 
Ardından 1973 yılında genelkurmay başkanı olan [[Jorge Rafael Videla]]; [[Emilio Eduardo Massera]], [[Guillermo Suárez Mason]] gibi isimlerle birlikte marksist eylemcilere karşı askerî harekatlarharekâtlar düzenlemiş ve bu operasyonlarda yüzlerce komünist öldürülmüştür. Ardından 24 Mart 1976'da ordu ülke yönetimine el koymuş, [[Isabel Peron]] cumhurbaşkanlığından uzaklaştırılmış ve oluşan yeni askerî cunta mahkemelerin, siyasi partilerin ve sendikaların çalışmaları durdurmuştur.<ref>Mikaberidze, Alexander. ''Atrocities, Massacres, and War Crimes: An Encyclopedia'', {{İng}} ABC-CLIO, 2013, s. 28, ISBN 1598849255.</ref>
 
Bununla birlikte aynı yıllarda kurulan [[Arjantin Antikomünist İttifakı]], 1970'li yıllarda yüzlerce kişinin ölümüne yol açan eylemler ve suikastlar gerçekleştirmiştir.<ref>[http://www.hurriyet.com.tr/eski-arjantin-devlet-baskani-perona-yeniden-tutuklama-karari-5788953 ''Eski Arjantin Devlet Başkanı Peron'a yeniden tutuklama kararı''], [[Hürriyet (gazete)|Hürriyet gazetesi]], 16 Ocak 2007, Erişim tarihi: 20 Kasım 2015.</ref><ref>[http://www.ipsnews.net/2007/02/rights-argentina-hunting-down-the-triple-a-death-squad/ ''Rights: Argentina: Hunting Down the Triple A Death Squad''] {{İng}}, IPSNews, 23 Şubat 2007, Erişim tarihi: 20 Kasım 2015.</ref> [[Kirli Savaş]] olarak bilinen bu yıllarda birçok kaçırma, işkence ve [[devlet terörü]] yaşanmış ve olaylar sırasında birçok kişi hayatını kaybetmiştir. Öldürülen ya da kaçırılan kişilerin aileleri çocuklarını bulmak için on yıllarca süren mücadeleler vermişlerdir.<ref>Chomsky, Noam ''Chomsky ile barış yolculuğu'', Duvar dergisi, Mart-Nisan 2013, s. 4.</ref>
 
Savaş devam ettiği dönemde Nazi Almanyası büyükelçisi [[Franz von Papen]] aracılığıyla diplomatik ilişkiler geliştiren Türkiye, Nazi Almanyası ile 18 Haziran 1941'de [[Türk-Alman Dostluk Paktı]]'nı imzaladı<ref>Özçelik, M. [http://sbedergi.erciyes.edu.tr/sayi_29/14.pdf İkinci Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikası], Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı 19, s. 259, Erişim tarihi: 12 Eylül 2016.</ref><ref>Çelik, A. [http://docplayer.biz.tr/259130-Ikinci-dunya-savasi-surecinde-1939-1945-muhalif-basin.html İkinci Dünya Savaşı Sürecinde (1939-1945) Muhalif Basın], Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, s. 55, Erişim tarihi: 12 Eylül 2016.</ref>
ve Nazilere 90.000 ton krom madeninin satımı başladı. Bunun karşılığında ise Türkiye'nin silah ve araç ihtiyacı Naziler tarafından karşılanacaktı.<ref>[[Uğur Mumcu]], Kırkların Cadı Kazanı, 1994, s. 43. ISBN 975-478-059-5</ref> İmzalanan antlaşmadan dört gün sonra [[Barbarossa Harekâtı]] başladı. Bu harekatınharekâtın ardından Nazi Dışişleri Bakanı [[Joachim von Ribbentrop]], büyükelçi aracılığıyla Nazi kuvvetlerinin Türkiye üzerinden [[Kafkaslar]]a ve [[Irak]]'a sevkiyatı için Türkiye'ye baskı yapmaya başladı, bu isteğin yerine getirilmesi hâlinde Türkiye'ye [[Balkanlar]]da bazı toprakların ve Ege'de bir adanın teslim edileceği taahhüt edildi.<ref>Mumcu, s. 51-52.</ref> Ancak Türkiye temkinli davranarak açıkça savaşa girmekten kaçındı.
 
[[Nazi Almanyası]]'nın Haziran 1941'de [[Barbarossa Harekâtı]] kapsamında [[Sovyetler Birliği]]'ne saldırmasından sonra, [[Türkiye]] bu savaşa dair tarafsızlığını ilan etmiştir. Sovyet kaynakları bu tarafsızlığın daha çok Hitler Almanyası'na yaradığını belirtmiş ve bu zaman zarfında dönemim Türkiye gazetelerinin, Nazilerin kısa zamanda zaferi kazanacağını yazdığını ifade etmiştir. Bununla birlikte Nazilerin saldırısından 5 gün sonra Sovyetler, [[Adolf Hitler]]'in "[[Sovyetler Birliği|SSCB]]'nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerindeki talepleri ve [[Sovyetler Birliği|SSCB]]'nin Bulgaristan'ı işgal etme niyeti" konulu deklarasyonuna manşetlerine taşıyan Türkiye gazetelerinin iddialarını da yalanlayıcı açıklama yapmıştır. Ardından 10 Ağustos 1941 tarihli notasıyla Sovyet Dışişleri Halk Komiserliği, [[Sovyetler Birliği|SSCB]]'nin Türkiye'ye karşı hiçbir toprak talebi olmadığını ve [[Montrö Boğazlar Sözleşmesi]]'nin hükümlerini sıkı sıkıya izlemeye hazır olduğunu belirtmiştir.<ref name=Akademi>SSCB Bilimler Akademisi - Asya Halkları Enstitüsü, Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi, ''İkinci Dünya Savaşı Döneminde Türk-Sovyet İlişkileri'', Bilim Yayınları, Cilt-I, s. 280-283,</ref>
24.858

değişiklik