Vichy Fransası

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
Fransız Devleti
État Français
—  Almanya'nın bağımlı (1940–42) ve kukla devleti (1942–44)  —

1940–1944
Bayrak Arma
Koyu mavi: De jure Vichy Fransası
Teal: De jure Vichy Fransası, Alman işgali altında
Açık mavi: Vichy Fransası kontrolündeki kalıcı sömürgeler
Toz mavi: Vichy Fransası kontrolündeki sömürgeler, erken kaybedildi
Başkent Vichy (de facto)
Paris (de jure)
Sigmaringen (sürgünde 1944-1945)
Sürgündeki başkent Sigmaringen (1944-1945)
Yönetim Otoriter devlet
Devlet Başkanı
 - 1940 — 1944 Philippe Pétain
Konsey Başkanı
 - 1940 — 1942 Philippe Pétain
 - 1942 — 1944 Pierre Laval
Yasama organı Ulusal Meclis
Tarihi
 - Fransa Seferi 22 Haziran 1940
 - Paris'in Kurtuluşu 25 Ağustos 1944
Para birimi Fransız frangı
Kırmızı: Alman işgali ve kontrolündeki bölge
Mor: Vichy Fransası
Sarı: İtalyan işgali ve kontrolündeki bölge
Pierre Laval (27 Nisan 1942 tarihli Time dergisi kapağı)

Vichy Fransası (resmi adı Fransız Devleti, Fransızca: État français), İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'nın Fransa'yı mağlup etmesinden sonra Fransa'nın Vichy kentinde kurulan, Almanya'nın kuklası devlet (Temmuz 1940 – Eylül 1944). Devlet başkanlığına Birinci Dünya Savaşı'nın Fransız kahramanlarından Mareşal Philippe Pétain getirilmişti. 1940'tan 1942'ye kadar, Vichy rejimi bir bütün olarak Fransa'nın nominal hükümeti iken, Almanya askeri olarak Kuzey Fransa'yı işgal etti. Böylece Paris, Fransa'nın de jure başkenti olarak kaldı, fiili başkent ise oranın 360 ​​km güneyindeki Vichy kentiydi. Kasım 1942'de Müttefikler'in Fransız Kuzey Afrikası'ndaki çıkarmalarını takiben, Güney Fransa da Almanya ve İtalya tarafından askeri alanda işgal edildi. Vichy hükümeti varlığını sürdürdü ancak Almanya'nın fiili bir kukla devleti olarak kaldı. 1944 sonlarında Müttefikler'in tüm Fransa'yı işgal altına almasıyla birlikte yok oldu.

Tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

Fransa ile Almanya arasında 22 Haziran 1940'ta imzalanan ateşkes antlaşmasıyla Fransa iki bölgeye ayrıldı. Antlaşmaya göre bölgelerden biri Alman işgali altında, öbürü ise kâğıt üzerinde de olsa Fransızların tam egemenliği altında kalıyordu. İşgal dışı bırakılan bölge ülkenin yüzde 40'lık bölümünü kapsıyordu. Güneydoğuya düşen bu topraklar Cenevre yakınlarında, Tours'un 21 km doğusunda İsviçre sınırından başlayarak Biscay Körfezinden 51 km içeride, güneybatıdaki İspanya sınırına kadar uzanıyordu.

Ateşkes imzalandığı sırada hükümet üyesi olmayan Pierre Laval imzadan sonraki gün hükümete katılarak Vichy rejiminin baş mimarı durumuna geldi. Laval, ateşkesi onaylamak üzere 10 Temmuz 1940'te Vichy'de toplanan Ulusal Meclise, Laval'ın çabalarıyla Pétain'e yeni bir anayasa çıkarma yetkisi verdi. Böylece Pétain 569 lehte, 80 aleyhte ve 18 çekimser oyla "Fransız Devleti"nin bütün yasama ve yürütme yetkilerini elinde topladı. Daha sonra kurulan çeşitli Vichy hükümetleri yeni bir anayasa çıkarmaksızın dört yıl boyunca başta kaldı. Bu hükümetlerin izledikleri politikalar savaşın seyrine göre zaman zaman değişikliklere uğradı. Almanlarla sıkı iş birliğinin gerçekleştirilemeyeceği ortaya çıkınca Laval bir komployla Aralık 1940'ta iktidardan düşürüldü. Yerine kısa sürelerle başbakan olarak önce Pierre Etienne Flandin, ardından Amiral Jean Darlan (şubat 1941 - nisan 1942) getirildi. Charles Maurras'ın Vichy'de yayımladığı gelenekçi L'Action Française gazetesinin desteğini alan Pétain ve Darlan, Almanya'yla ilişkilerde "bekle gör" politikasına yöneldiler.

Bu dönemde Vichy rejimi yüzeysel de olsa korporatist bir temelde düzenlendi. Cumhuriyetçilerin "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" (Liberté, égalité, fraternité) sloganının yerini "İş, Aile, Vatan" (Travail, Famille, Patrie) aldı. Ulusal marşı ise La Marseillaise idi. Yeni bir iş yasası çıkarıldı ve her yerde Pétainci bir "ulusal devrim"den söz edilmeye başladı. Maurras'ın görüşlerinden etkilenen Vichy rejimi bir yandan ulusal geleneklere dönmeyi önerirken, bir yandan da, demokrasiye ve parlamentarizme düşmanlığı ve otoriter devlet anlayışıyla faşizme yaklaştı. Vichy hükümeti kamu özgürlüklerini sınırladı, olağanüstü yetkilere sahip mahkemeler (Riom Davası) kurdu ve Yahudilere karşı ırk ayrımı güttü. İktisadi düzeydeyse, sendikaları kaldırdı, onun yerine devletçe denetlenen korporatif bir sistem (İş Yasası, 1941) kurdu ve toprağa dönüşü özendirdi.

Nisan 1942'de Laval yeniden iktidara geldi ve Almanları kendisinin daha etkin bir işbirlikçi olabileceğine inandırmak için çaba gösterdi. O sırada Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri'ni de karşısına almış olan Almanya, Batı'da daha çok güvenlik gereksinimi içindeydi. Ama altı ay geçmeden Vichy Fransası'nın konumu temelden değişti. ABD ve Britanya kuvvetleri Kuzey Afrika'ya çıktı; Fransız donanmasına bağlı filolar Toulon'da kendi mürettebatları tarafından batırıldı. Bunun üzerine Almanya 11 Kasım 1942'de Fransa'nın tümünü işgal ederek Vichy'deki "mütareke ordusu"nu dağıttı. Giderek Alman politikasının basit bir kuklası durumuna düşen Vichy hükümeti, Ocak 1944'te nasyonal sosyalist Marcel Déat gibi aşırı işbirlikçileri de bünyesine aldı. Bu arada Darlan Aralık 1942'de Cezayir'de öldürüldü.

Aynı dönemde gençlerin Alman zorunlu çalışma kamplarından kurtulmak için dağlara ve kırlara çıkmasıyla direniş hareketlerinin gücü hızla artmaya başladı. Makilerde köylülerden aldıkları yardımlar ve İngilizlerin havadan attıkları erzakla kaçak olarak yaşamlarını sürdüren direnişçiler (bkz. Maquis), Britanya-ABD çıkarmasına hazırlık olmak üzere Alman haberleşme ve ulaşımını baltalıyorlardı. Çıkarma öncesindeki altı ay, Maquis direnişçileriyle Alman Gestapo kuvvetlerinin desteklediği Vichy milisleri arasında bir iç savaşa sahne oldu. Müttefiklerin Normandiya Çıkarması'ndan (Haziran 1944) sonra Fransa'ya geçen Charles de Gaulle başkanlığındaki geçici hükümet, bütünüyle çökmüş faşist rejimin yerini aldı. Eylül 1944'te Paris'in bağımsızlığına kavuşmasından sonra yeni hükümet Pétain'in Fransız Devleti'nin bütün yasalarıyla birlikte ortadan kaldırıldığını ilan etti.

Laval önce Almanya'ya, ardından Avusturya'ya kaçtı, ama yakalanarak Fransa'ya getirildi ve 1945'te yargılanarak idam edildi. Almanya'ya kaçırılmış olan Pétain ise yargılanmak üzere kendi isteğiyle Fransa'ya döndü. Mahkeme sonunda idam cezasına mahkûm edildiyse de ölüm cezası de Gaulle tarafından ömür boyu hücre hapsine çevrildi ve 1951'de hapiste öldü.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]