Türkçe

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Türkçe
Türk dili
Konuşulduğu ülkeler Bulgaristan, Irak, İran, Güney Azerbaycan, KKTC[1], Kosova, Bosna Hersek, Lübnan, Macaristan, Makedonya, Romanya,Sırbistan, Suriye, Türkiye, Ürdün, Yunanistan
ABD, Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, Kanada, Lihtenştayn, Norveç, Suudi Arabistan
Ahıska Türklerinin yaşadığı ülkeler.(Özbekistan, Kazakistan v.d.)
Konuşan kişi sayısı +83,000,000 (ana dili olarak)[2][3]
+88,000,000 (toplam)[2][3]
Sıralama 15 [4]
Dil grubu sınıflandırması Ural-Altay Dil Ailesi
Altay dilleri
Türk dilleri
Z-Ş Türk dilleri
Oğuz-Uygur
Oğuz-Türkmen
Batı Oğuz
Resmî durum
Resmî dil olduğu ülkeler Türkiye Bayrağı Türkiye
Kuzey Kıbrıs Kuzey Kıbrıs[1]
Kıbrıs Bayrağı Kıbrıs Cumhuriyeti
Kosova Kosova (bölgesel)
Makedonya Cumhuriyeti bayrağı Makedonya (bölgesel)
Romanya Bayrağı Romanya (bölgesel)
Irak Irak (bölgesel)
Dili düzenleyen kurum Türk Dil Kurumu, Dil Derneği
Alfabe Latin alfabesi
Eski alfabe: Arap alfabesi Kiril alfabesi Uygur alfabesi Göktürk alfabesi
Dil kodları
ISO 639-1 tr
ISO 639-2 tur
ISO 639-3 tur
SIL TRK
Not: Bu sayfa Unicode ile kodlanmış UFA fonetik sembolleri kullanıyor olabilir.
Yardım için VP:UFA sayfasına bakınız.
Ayrıca bakınız: DilDil aileleri
Kosova'da bölgesel dil olan Türkçenin tabelalarda Arnavutça ve Sırpça ile beraber kullanımı

Türkçe veya Türkiye Türkçesi, ortak Altay dil ailesine bağlı Türk dillerinin Oğuz öbeğine üye bir dildir. Türk dilleri ailesi bünyesindeki Oğuz öbeğinde bulunur.[5] Türkçe dünyada en fazla konuşulan 15. dildir.

Türkçe Türkiye, Kıbrıs, Irak, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Avrupa ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. Ayrıca bu dil, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti[1] ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmî; Romanya, Makedonya, Kosova ve Irak'ın ise tanınmış bölgesel dilidir. Balkanlarda konuşulur. [6] Bunun aynı öbekte (Oğuz Öbeğinde) bulunan Azerbaycanca ve Türkmence, İran, Güney Azerbaycan, Azerbaycan, Afganistan, Gürcistan ve Türkmenistan'da konuşulur. Türkçe birçok diyalekte sahip bir dildir.

"İstanbul şivesi" Türkçenin yazı dilidir. Bu yüzden Türk dillerinde ve Anadolu şivelerinde bulunan "açık e", "hırıltılı h" ve "öndamaksıl n" sesleri bulunmaz. Türk abecesinde, sekiz ünlü, 21 ünsüz harf bulunmaktadır, Azerbaycan alfabesinde 9 ünlü, 31 ünsüz harf bulunur.[7] Genel olarak Türk Dilleri çok daha fazla sesi olan bir dildir;[8] ancak Türkçede, diğer Türk dillerinde bulunan /ŋ/, /ɳ/, /q/, /w/, /ɛ/ gibi sesler de bulunmaz. Türkçe çok geniş kullanımıyla birlikte zengin bir dil olmasının yanı sıra, özne-nesne-yüklem biçimindeki tümce kuruluşlarıyla bilinmektedir. Ayrıca, Türkçe sondan eklemeli bir dildir.[9] Bu nedenle kullanılan herhangi bir eylem üzerinden istenildiği kadar sözcük türetilebilir.[10] Türkiye Türkçesi bu yönünden dolayı diğer Türk dilleri ortak ya da ayrık bulunan onlarca eke sahiptir. [11]

Konu başlıkları

[değiştir] Sınıflandırılması

Ana maddeler: Türk dilleri ve Altay dilleri
Tüm Türk dilleri konuşanların sayısının dillere göre paylaşımı

Türkçe önceden Ural Altay Dil Ailesi içerisinde değerlendiriliyordu. Günümüzde böyle bir dil ailesinin varlığı tartışma konusudur. Talat Tekin ve bazı dilbilimcilerin söylemiyle Türk dili; Kuzeydoğu Asya dillerinin Altay dilleri bölümünde, Türk dilleri kolunda, Oğuz öbeğinde kalır. Bazı dilbilimciler ise böyle bir sınıflandırmanın olmadığını, tüm Türk Dilleri'nin ayrı bir genel dil grubu olduğu görüşünde. Öyleyse Türkçe, Türk dilleri ailesinde, Oğuz kolunda, Batı Oğuz ya da Selçuklu öbeğinde yer alır.[12] Bunun yanında Türk Dilleri arasında en çok konuşulanı Türkçedir.

[değiştir] Kurumsal durumu

Türkçe, Türkiye'nin ve Türkiye Türkleri'nin kurumsal dilidir. Türkiye'de Türk Dil Kurumu, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti olarak bağımsız bir kurum olarak kurulmuştur. Türk Dil Kurumu dilin yalınlaşması, Türkçe ile ilgili bilimsel araştırmaların yapılması, yabancı kökenli sözcüklerin değiştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Ancak, 1983'te çıkarılan bir yasayla Türk Dil Kurumu, Atatürk'ün vasiyetine karşın kapatılarak aynı ad altında Başbakanlığa bağlı bir devlet dairesi kurulmuştur.[13]

1982 Anayasasına göre Türkçe, Türkiye Devleti'nin dilidir. Bu yasa anayasanın Birinci Kısımının, Genel Esaslar Bölümünde, 3. Maddede geçer. Aynı zamanda, aynı bölümde bulunan 4. Maddeye göre bu madde asla değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.[14]

Türkiye Türkçesi konuşanların dünya üzerinde yayılımı ██ Resmi Dil Türkiye, KKTC Kıbrıs, Makedonya (şehir seviyesinde), Kosova, Irak Bölgesel ██ 1,000,000 dan fazla konuşan Almanya,Irak ██ 500,000 - 1,000,000 arası konuşan Bulgaristan,Suriye ██ 100,000 - 500,000 arası konuşan Fransa, KKTC, Hollanda, Belçika, Birleşik Krallık, Avusturya, ABD, Özbekistan,Azerbaycan,Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Moldova, Avustralya, ██ 25,000 - 100,000 arası konuşan Yunanistan, Danimarka, Kanada, Meksika, Makedonya cumhuriyeti, İsveç, Danimarka, İsviçre, Romanya, ██ 25,000 az konuşan/ hiç konuşmayan Kalan ülkeler


« Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.- T.C. Anayasası[14] »

Türkçe Mart 2009'da yapılan bir düzenlemeyle Kosova’nın Prizren, Priştine, Mitroviça, Vıçıtırın ve Gilan belediyelerinde kurumsal statüye sahipken, diğer bölgelerdeki kurumsallığı kaldırılmıştır. Makedonya'da da bazı belediyeler düzeyinde kurumsaldır. [15] (Gostivar'da Makedon ve Arnavut dilleriyle birlikte.) Bulgaristan'ın %10 kadarının anadilidir ve Bulgar devlet televizyonunun Türkçe programları vardır. Kırcaali belediyesi ise iki dilde hizmet verir.[16] Deliorman ve Doğu Rumeli'de okullarda seçmeli anadil dersidir. Yunanistan'da ise İskeçe ve Gümülcine'de seçmeli anadil dersidir ve dinî işlerde de kullanılmaktadır. Rodos'taki 2500 kişilik Türk azınlığı ise bu haklardan yoksundur. Bununla birlikte Romanya'da yaşayan 35,000 Türk devletçe kurumsal olarak tanınmıştır ve parlamentoda 1 milletvekilliği ile temsil edilirler.[17]

Irak'ta Türkmenlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Türkçe kurumsal dildir. Irak Türkmenleri günlük hayatlarında Güney Azericeyi ve Urfa lehçesini kullanırlarken [18], kurumsal yazı ve eğitim dili olarak Türkiye Türkçesini kullanmaktadırlar. Dolayısıyla Türkçe; Kerkük ve Telafer gibi kentlerde kurumsal dildir. [19]Irak meclisinde 10 Türkmen vekille temsil edilmektedirler.

1960'larda işgücüne gereksinim duyan Avrupa, kapılarını Türklere büyük ölçüde açmış ve Türkiye'den Avrupa'ya yoğun bir göç yaşanmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında Balkanlar'da yaşamaya devam eden Türkler ile birlikte bu insanların sayısı günümüzde neredeyse 6 milyona ulaşmıştır ve büyük bir çoğunluğunun anadili Türkiye Türkçesidir. Amerika ve Avustralya'da ise yaklaşık 500 bin kişi Türkçe konuşmaktadır.

Kosova, Bosna-Hersek, Yunanistan, Gürcistan gibi ülkelerde ana dili Türkçe olmadığı hâlde Türkçeyi bilen insanlar da eklendiğinde Türkçeyi konuşabilen insan sayısı 83 milyonu geçmektedir.[2]

[değiştir] Tarihsel gelişimi

[değiştir] Türkçenin doğuşu

Karamanoğlu Mehmet Bey'i, Türkçeyi resmî dil ilan ederken tasvir eden heykel

Uzman Türkologlar Türkçenin doğuşu hakkında çok fazla bilgiye sahip değildirler. Altay dilleri üzerinde çalışan Prof. Dr. Osman Nedim Tuna, Türkçenin Batı Altaycadan ayrılarak ayrı bir dil biçimini almasını M.Ö. 6700'lü yıllara dayandırır.[kaynak belirtilmeli] Bu az bilgiye sahip olunan ilk Türkçeye "Ana Türkçe" denir. Ayrıca bundan sonraki bazı yazılı kaynaklarda belirtilen dile "İlk Türkçe" denir. Türkçenin bilinen ilk abecesi Göktürk Alfabesidir. Bu abece Türkçenin yapısına tam olarak uymaktadır. Bundan önce de Türkçe yazılmaktaydı. Bu dil ise bazı Çin kaynaklarında ve Çin Yazıları ile geçer. Bazı uzmanlar Ana Türkçenin Hunca olduğunu söyler ve bütün Türk Dilleri bu dilden türemiştir. Türkçe ile ilgili kesin savlara ulaşılana kadar (MS 2. yy) Türkçe ile ilgili her bilgi Çin Kaynaklarından elde edilir. [20] Ancak Türkçe olarak ilk yazılı kaynak, M.Ö. 5. yy'dan kalma Issık Kurganı'dır.[kaynak belirtilmeli]

[değiştir] Eski Türkçe

Bilinen en eski Türk yazıtlarından biri olan Orhun Yazıtları bu dönem Türkçesi ile yazılmıştır. Eski Türkçe dönemi ile ilgili bilgiye Orhun Yazıtları ve Yenisey Yazıtları'ndan da ulaşılabilir. Bunların dışında Irk Bitig gibi kağıda yazılı eserler, Eski Uygur dönemi de Eski Türkçe dönemi içinde değerlendirilir. Bu dönem, çağdaş Türk lehçe ve şivelerinden ayrı bir dönem olarak düşünülemez.

[değiştir] Orta Asya'dan Anadolu'ya

Türkçe, onu kullanan göçer evli ve yerleşik kavimlerin doğuda Japonya'ya, batıda ise Avrupa'ya doğru hareketiyle yayılmıştır. Afganistan ve Batı Çin civarında Moğolca; Rusya, Güney ve Güneydoğu Çin bölgesinde Tunguz; eski Sovyetler Birliğinin batısında Türkiye'ye, güneyde ise İran'a yayılan bir alanda ise Türk dilleri olarak değişmiştir. Güneyde bulunan başlıca Türk dilleri Türkiye Türkçesi, Azeri Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir. Oğuz boylarının kullandığı Gagavuz lehçeleri ve İran kaynaklı Horasan lehçesi, Türkiye lehçesi ile birlikte bugünkü Türkçenin bölümlerini oluşturmaktadır.[21]

« Çıgany bodunug bay kıltım, az bodunug üküş kıltım - (Yoksul halkı zengin yaptım, az halkı çok yaptım) - Orhun Yazıtları[22] »
Türk yazısını taşıyan en eski belge Kızıl kentinde bulunuyor. Yazılış tarihi 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.

Türk Dili Yenisey yazıtları gibi tabletlerden yola çıkılarak 1300 yıl önceye kadar kaynaklanabildiği gibi yazıtlarda kullanılan abecenin gelişmişliği bu dilin daha eski tarihlere dayandığının en somut delilidir.[23] Bugünkü Moğolistan'da Orhun (öz adında Orkun[24]) ırmağı yakınlarında bulunan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından başka, dönemin tanınmış veziri Tonyukuk'un da kendisi için diktirdiği Ulan Bator kenti yakınlarındaki iki taş, Orhun Yazıtları'nın başlıca örnekleridir.[25]

Divanü Lügati't-Türk, Türk dilini anlatan ve bu dilin yetisini göstermek için yazılan ilk sözlük yapıtıdır ve Kaşgarlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072'de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074'te bitirilmiştir. Bu kitap içinde şu tümce bulunuyor: "Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur". Yapıt, Türkçenin varsıl dilbilgisi özelliklerini en çarpıcı biçimde yansıtan bir özelliktedir.

Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka kişi, Karahanlı Devleti'nin üyesi, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib'dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı yapıtı ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı. 1069-1070 yıllarında bu Türkçe yapıtı tamamladı.

Ahmed Yesevi 12 yüzyılda Türk dilinde yazdığı "hikmet" adlı şiirleri bir araya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap ile Türkçenin kullanımını etkiledi.

13/14.yy. yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle "Türkçe şiir dilinin" temel ustası ve abidesi olmuştur. Yunus Emre'nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu'da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın ve kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir; şiirinde, duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.

Hacı Bayram Veli 14/15. yüzyılda Anadolu'da yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak eserlerini Türkçe olarak yazdı ve Türkçenin kullanımını Anadolu’da önemli biçimde etkiledi. Hacı Bayram Veli, Anadolu'da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında Leme’at ve Gülşen-i Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş, kendisi de halkın anlayacağı dilden Ahmed Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır. Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram Veli’nin halk ile ilişki kurabileceği Türkçeyi tercih etmesi belli bir olgunluğa işaret eder. Bu olgunluk Anadolu’da dil birliğinin sağlanması ve Türk kültürünün egemen olmasıdır. Türkçecilik akımı yandaşlarını da etkilemiş, bu sufiler özellikle Türkçe yapıtlar vermişlerdir.

Yazıcıoğlu Muhammed, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencilerinin Envaru’l-Aşıkin, Muhammediye, Müzekkinü’n-Nüfus gibi eserleri Anadolu'da yıllarca kolaylıkla okunmuş, halkın elinden düşmemiştir. Ayrıca Akşemsettin, (1389/1390 - 1460), 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir ve Türkçe ile, (örnek olarak Hayatın Maddesi ve Tıp adında) çeşitli eserler ortaya koymuştur.

Türkçe ait olduğu Altay dil ailesinin en çok kişi tarafından kullanılan dilidir. 5500-8500 yıllık bir geçmişi olduğu sanılmaktadır. Genel Türkçenin Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Tataristan, Özbekistan, Başkurdistan, Nogay, Kırgızistan, Kazakistan, Yakutistan, Çuvaşistan, Güney Sibirya gibi bölgeleri vardır.

Yazılı Türkçe üzerine kaynaklarda (M.Ö. 1766 yılık Çin kroniğinde) ilk kez tutanaklarda tanrı, ordu, kılıç ve kut (mutluluk) sözcükleri bulunmaktadır.

Moğolca, Mançu-Tunguz, Korece ve Japonca ile yakın ilişkisi vardır. Bazı bilim adamları, ilişkinin ödünç alınmış sözcüklerden kaynaklandığını ve temelli olmadığını iddia etmiştir. Son zamanlarda yapılan karşılaştırmalı çalışmalar, bu tezin hatalı olduğunu, Türkçe ve Japoncanın temel ilişkilerinin bulunduğunu kanıtlamıştır.[26]

Dünyada Türkçe konuşanların dağılımı
Koyu renkle gösterilen ülkelerde Türkiye Türkçesi konuşanların nüfusu en fazladır.
Göktürkçe
Türük Oguz begleri, bodun eşidiŋ. Üze teŋiri basmasar, asra yer telinmeser, Türük bodun iliŋin törüŋin kim artatı udaçı erdi?[27]
Türkiye Türkçesi
Türk Oğuz beyleri, boyları işitin; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk boyları, ilini töreni kim bozabilecek idi?

[değiştir] Dil Devrimi

Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devrimi'nin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki, Cumhuriyet'in kuruluşundan 5 yıl sonra yapılan harf devrimi, ikincisi de Cumhuriyet'in kuruluşundan 9 yıl sonra yapılan Dil Devrimi'dir.

Dil Devrimi kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir.

Dil bilimci Kâmile İmer "Dil Devrimi nedir?" sorusunu şöyle yanıtlıyor:

Dili daha çok yerli öğelerin egemen olduğu bir kültür dili durumuna getirmek amacıyla yapılan ve devletin desteğini kazanmış olan ulus çapındaki dili geliştirme eylemine 'dil devrimi' adı verilmektedir.[28]

Her insan düşüncesini sözcükler arasında bağ kurarak oluşturduğu tümcelerle aktarır, bu açıdan bakınca Dil Devrimi aynı zamanda düşüncenin yenileşmesidir. "Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır. Uluslaşma etkeni dili yabancı öğelerden arındırma amacını, diğeri de kültür dili durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçların olumlu sonuçlar vermesi, ortaya çıkan ürünlerin toplumun malı olmasına bağlıdır. Devletin desteği olmaksızın dilde yapılan devrim, bireysel bir eylem olarak kalır; topluma mal olmaz. Dil Devrimi'nin hazırlık evresindeki çabalar, bunun en güzel örnekleridir. Türk Dil Devrimi'nin hazırlık evresi olarak nitelendirebileceğimiz ve Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemdeki dili yalınlaştırma istemi toplumu kapsayamamıştır. Ancak, Cumhuriyet'ten sonra, 1932 yılında devletin öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuyla dilde yapılan yenilikler, ulus çapında bir eylem olarak topluma mal olmaya başlayagelmiştir.."[29]

Türkçe, yapı bakımından çok varsıl bir dil olmakla birlikte, dünya üzerinde de hâlâ çok konuşulan bir dildir. Bu varsıllık her ne kadar içinde yabancı sözcükler bulundursa da, bu durum dilde hiçbir bozukluğa yol açmamıştır. Bunun nedeni de, Osmanlı'nın, zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır. Çünkü bu nedenle dilde çok fazla yabancı "sözcük alış-verişleri" olmuştur.

Osmanlı Türkçesi Türkiye Türkçesi İngilizce Açıklama
müselles üçgen triangle Üç (“3”) ve çok eski klasik Türkçe gen ("yan") sözcüğünden türetiliyor.
tayyare uçak airplane Uçmak eyleminden türetilerek yapılıyor.
nispet oran ratio Modern oran sözcüğü klasik Türkçe or- “kesmek” sözcüğünden türetiliyor.
şimal kuzey north “Soğuk, karanlık, gölge” anlamındaki kuz sözünden türetiliyor.
teşrinievvel ekim October Ek- eylemi; ekim hareketinden türetiliyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde sonbaharda ekim yapılıyor.
asel bal honey Arapça asel sözcüğü, Türkçe bal sözcüğü ile düzenleniyor.

[değiştir] Türkçenin alfabeleri

Atatürk 29 harfli Yeni Türk alfabesi, Sinop. 20.09.1928. (Fransız L'Illustration dergisi)
Ana madde: Türk dil alfabesi

Türkler, dünyada en çok alfabe değiştiren kavimlerdendir. Bunun nedenlerinin başında, Türklerin Miladın çok öncesinden beri, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşamaları ve çeşitli kültür çevrelerini oluşturmalarıdır. Türkiye Türkçesi için 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilen Latin esaslı yeni Türk alfabesine gelinceye dek, Türkçe çeşitli alfabelerle yazıya geçirilmiştir. En yaygın kullanıma sahip Türk abeceleri şunlardır:

[değiştir] Orhun abecesi

Türkçenin bilinen ilk abecesi Orhun yazıtları'nda da kullanılan ve yaygın adıyla Göktürk Alfabesi olarak bilinen abecedir (Köktürk işaretleri, Runik alfabe vb.). Bu alfabe doğu ve batıdaki Hun Kağanlığı’nın devrinden, 1. yüzyıldan beri Göktürkler devrine ve kullanım sıklığı düşse de, Uygur devleti devrine dek (MS. 10. yüzyıl) kullanılmıştır. Örnek: Tunga tigin.JPG

[değiştir] Uygur alfabesi

Türkçenin bütün yazı çeşitleri içinde en çok kullanılmış olanıdır. Soğut yazısının yakın akrabası olan ve Uygur Türkleri tarafından Türkçeye uyarlanıp yüzyıllarca kullanılan bir alfabedir. Divanü Lügati’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud, Uygur alfabesini, “Türk alfabesi” adıyla anmaktadır.[30]

[değiştir] Arap asıllı Türk alfabesi

9. yüzyıl civarlarından günümüze dek (Uygur Türkleri hâlen bu alfabeden kaynaklanan bir alfabe kullanmaktadırlar) bu alfabe kullanılmıştır. Müslümanlığı kabul etmeye başlayan Türk boyları, bu yüzyıllar içinde, ardı sıra bu alfabeyi kullanmaya başlamış ve 13. yüzyıl dolaylarında artık bu alfabe, Türk boyları arasında ortak bir alfabe özelliği kazanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu, bu alfabeyi en yaygınlıkla kullanan Türk devletidir. Üzerinde bir takım düzenlemeler ve eklemeler yapılarak Osmanlı alfabesi de denilen alfabe kullanıldı.

Türkçe için kullanılan bu alfabeye Arap alfabesi denmemesinin sebebi, Arapçada bulunmayan “j, ç, ŋ, p” gibi sesleri içermesidir.

[değiştir] Latin asıllı Türk alfabesi

1 Kasım 1928 tarihinde, eski Arap asıllı Türk alfabesinin yerine, Latin yazısından Türkçe için uyarlanan bu 29 harfli alfabe kabul edilmiştir.

Alfabede 29 harf bulunur. Ancak 1990'lı yıllarda toplanan bir uluslararası Türkçe kurultayında Türkiye abecesi /ŋ/ (genizcil n sesi), /ɛ/ (açık e sesi), /q/ (kalın k sesi), /w/ (sert g, v sesi), /x/ (sert h sesi), /ɳ/ (ön damaksıl, ny sesi) gibi harflerin de katılması ile oluşacak Ortak Türk Abecesinden, diğer Türk Ülkelerinin kendi abecelerini oluşturması ile karara bağlanmıştır.[31] [32] [33]Şu an, Türk Dünyası içinde, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kosova, Makedonya ve genel Balkanlar’daki Türkçe kullanımları, Latin esaslı alfabelerle yapılmaktadır. Bunlar içinde Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Balkanlar’da aynı alfabe kullanılır. Azerbaycan Türk alfabesinde 29 harfin yanında ayrıca x, q, ə harfleri bulunur. Türkmenistan, Özbekistan alfabelerinde de kendi içlerinde bazı eklemeler ve farklı tercihler bulunmaktadır. Temel olarak bu Türk devletlerinin hepsi Latin asıllı alfabeye geçmişlerdir.

Bağımsız Kazakistan ve Kırgızistan ile Rusya Federasyonu'ndaki Türk boyları, Kiril asıllı alfabeler kullanmaktadırlar.

Türk Alfabesi :

a - A
b - B
c - C
ç - Ç
d - D
e - E
f - F
g - G
ğ - Ğ
h - H
ı - I
i - İ
j - J
k - K
l - L
m - M
n - N
o - O
ö - Ö
p - P
r - R
s - S
ş - Ş
t - T
u - U
ü - Ü
v - V
y - Y
z - Z

¹→ Türkçede, İ harfi I harfinden önce gelir ancak yaygın kullanım şekli, I harfinden sonra İ harfidir.

[değiştir] Türkiye Türkçesi Ağızları

[değiştir] Ağız Bölgeleri

Türkiye Türkçesi, tarihî Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında günümüzde konuşulmaya devam eden Türk ağızları bakımından bazı gruplara ayrılır. Söz konusu gruplandırma için Anadolu ve Rumeli ağız bölgelerinden söz edilir.

[değiştir] Anadolu Ağız Bölgesi

Türkiye Türkçesinin kollarından Anadolu kolu ana ağız grupları bakımından Doğu Grubu, Kuzeydoğu Grubu ve Batı Grubu olarak üçe ayrılır.[34] Prof. Dr. Leylâ Karahan'ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalışması Anadolu ağızları üzerine yapılmış en geniş akademik çalışmadır.

Anadolu ağız bölgesi, Türkiye’nin Anadolu topraklarını içerir.[34] İlk aşamada sınır bu şekilde belirtilmiş ve incelenmiştir.

[değiştir] Doğu Grubu

1. Grup: Ağrı, Van, Muş, Bitlis, Bingöl, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Hakkâri, Urfa (Birecik, Halfeti hariç), Palu, Karakoçan ağızları.[35]

2. Grup: Kars (Ardahan, Posof hariç), Erzurum, Aşkale, Ovacık, Narman, Pasinler, Horasan, Hınıs, Tekman, Karayazı, Erzincan, Tercan, Çayırlı, Kemah, Refahiye, Gümüşhane ağızları.[35]

3. Grup: Ardahan, Posof (Kars), Artvin, Şavşat, Yusufeli, Ardanuç, Oltu, Tortum, Olur, Şenkaya, İspir ağızları.[35]

4. Grup: Kemaliye, İliç (Erzurum), Elazığ, Keban, Baskil, Ağın, Harput, Tunceli ağızları.[35]

[değiştir] Kuzeydoğu Grubu

1. Grup: Trabzon, Rize, Kalkandere, İkizdere, Gündoğdu, Büyükköy ağızları.[36]

2. Grup: Çayeli, Çamlıhemşin, Pazar, Ardeşen, Fındıklı ağızları[36]

3. Grup: Arhavi, Hopa, Borçka, Kemalpaşa, Muratlı, Ortacalar, Göktaş, Camili, Meydancık, Ortaköy ağızları.[36]

[değiştir] Batı Grubu

1. Grup: Afyonkarahisar, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak, Nallıhan ağızları.[37]

2. Grup: İzmir, Sakarya ağızları.[37]

3. Grup: Bolu (Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık hariç), Zonguldak, Bartın, Kastamonu (Tosya hariç), Ovacık, Eskipazar ağızları.[37],

4. Grup: Beypazarı, Çamlıdere, Kızılcahamam, Güdül, Ayaş, Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrısçık, Çankırı (Ovacık, Eskipazar, Kızılırmak hariç), Tosya (Kastamonu), Boyabat, Çorum, İskilip (dağ köyleri hariç), Bayat, Kargı, Osmancık ağızları.[37]

5. Grup: Sinop (Boyabat hariç), Samsun (Havza, Ladik hariç), Ordu (Mesudiye hariç), Giresun (Şebinkarahisar ve Alucra hariç), Şalpazarı ağızları.[37]

6. Grup: Havza, Ladik, Amasya, Tokat, Sivas (Şarkışla ve Gemerek hariç), Mesudiye, Şebinkarahisar, Alucra, Malatya, Hekimhan, Arapkir ağızları.[37]

7. Grup: Tarsus, Ereğli, Konya merkez ilçesinin bazı köyleri, Adana, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Darende, Akçadağ, Doğanşehir, Birecik, Halfeti ağızları.[37]

8. Grup: Ankara, Haymana, Balâ, Şereflikoçhisar, Çubuk, Kırıkkale, Keskin, Kalecik, Kızılırmak, Çorum (merkez ilçe ile güneyindeki ilçeler), Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Şarkışla, Gemerek, Yozgat ağızları.[37]

9. Grup: Konya (merkez ilçesinin bazı yöreleri ve Ereğli hariç), İçel (Tarsus hariç) ağızları.[37]

[değiştir] Rumeli Ağız Bölgesi

Türkiye Türkçesinin kollarından Rumeli kolu ana ağız grupları bakımından Doğu Rumeli ve Batı Rumeli olarak ikiye ayrılır.[38]

[değiştir] Batı Rumeli

Batı Rumeli kolunun özellikleri Gyula Németh’in “Bulgaristan Türk Ağızlarının Sınıflandırılması Üzerine” adlı makalesinde, 8 maddede gösterilmiştir. Sonrasında birçok çalışmada da bu madde açıklaması benimsenmiş, uygulanmıştır. Batı Rumeli sahasının coğrafi sınırları Bulgaristan’da Tuna’nın hemen güneyindeki Lom’dan doğuya doğru Vraça, Sofya, Samokov’dan doğuya doğru ilerleyip Köstendil’e uzanır. Ayrıca Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Sırbistan’da Adakale’yi uç olarak kapsar.[38] Kosova da Batı Rumeli Türkçesinin içinde yer alır.

[değiştir] Doğu Rumeli

Batı Rumeli’nin doğusunda kalan bütün alandır. Bulgaristan’da Lom, Vraça, Sofya, Samokov ve Köstendil şehirlerinin doğusundan itibaren ülkenin tamamı, Yunanistan, Makedonya’nın güney kesimleri ve Türkiye’nin Trakya’sı (Doğu Trakya) bu sahanın içindedir.

[değiştir] Örnek Metinler

[değiştir] Temsilî Şekiller

Yazı Dili Batı Rumeli
Kuzey Makedonya-Kosova
Doğu Rumeli
Rodoplar (Bulgaristan-Yunanistan)
Karadeniz Güneydoğu Anadolu Ege
gidiyorum gideym/cideym gityirin kitéyrım/cideyrum gidirem gidivereyom
ağladığım kadar agladıgım ka' ağladığım gıda(nı) āladuğum kadar ağladıgım gadar ağladığım gadā
görmüş gürmiş/cürmiş gȫmüş körmiş görmiş görmüş/gȫmüş
güzel kız güzel/cüzel kız güzel gız küzel kiz gözel gız güzel gız
ne yapacakmış? n’yapacak imiş? ni yapçāmış? n'ābaçāmiş? ne yapcahmış? n’apıvēcēmiş?
yağmura mı bakıyorsun? yagmura mi bakaysın yağmıra mı bakyısın? yāmora mi pakayisun? yagmıra mı bagıyorsun yağmıra mı bakıyoñ
koşacağım koşacim/koşacagım kaşçan koşacağum/koşeceem goşacağam goşçen

Not: Şekiller temsilîdir. Seslerde değişiklik olabilir.

[değiştir] Türkçenin Dil Bilgisi

[değiştir] Türkçenin Özellikleri

  • Türkçe söz varlığının bir bölümü; Türkçe asıllı sözcükler, Arapça ve Farsçadan geçmiş sözcüklerden oluşmaktadır. Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcüklerin bir bölümü o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki durumundan oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı da farklılaşmıştır.
  • Türkçede doğru tümce yapısı, özne, tümleç, yüklem biçimindedir. Ancak Türkçe esnek bir dildir.[39] Bu yüzden günlük yaşamda devrik tümceler sıklıkla kullanılır. Örneğin, "Bugün yazılı sınav olacağız." tümcesine eşdeğer "Yazılı sınav olacağız, bugün. tümcesi kurulabilir. Bu tür tümceler daha şiirsel anlatıma sahiptir.
  • Türkçede kısa yoldan anlatım ön plandadır. Örneğin, "sobayı yak" derken "sobanın içindeki odun ve kömürleri yak" anlamındadır. Bunun dilbilgisindeki adı "ad aktarması"dır.[40]
  • Türkçede kişi adılları dört tanedir. Örneğin Türkiye Türkçesinde, ben, sen, o, biz, siz, onlar biçimindedir. Türkçedeki önemli bir başka özellik, "siz" adılının kibar olarak 2. tekil kişiyi (sen) belirtmesidir.

[değiştir] Türkçede ses evrimi

Türk dillerinde zaman içinde değişen belli başlı sesler vardır. İlk Türkçeden bu yana değişimi olağan olan evrimler olduğu gibi, değişimi olağan olmayanları da vardır. [41]

  • Eski Türkçede ilk ve son sesteki -b- ve -b sesleri -w- ve -w seslerine dönüşür. Buna bir örnek: eb (Göktürkçe) → ew (Uygurca → ev (Oğuzca) Ayrıca burada görüldüğü gibi, -b sesinden gelen -w sesleri zamanla -v seslerine dönüşebilir. Baştaki b- sesleri w- sesine dönüşmez.
  • Türkçedeki en büyük ses değişimlerinden biri d>y değişimidir. Eski Türkçede bulunan neredeyse bütün -d- ve -d sesleri, -y- ve -y seslerine dönüşmüştür, buna rağmen d- sesleri kalmıştır. Bu değişme birçok Türk diyalektinde gerçekleşmiştir. Buna örnek: édgü (Eski Türkçe) → éyü → iyi, adrı (Eski Türkçe) → ayrı (Oğuzca) [41]
  • Türkiye Türkçesinde ŋ>n dönüşümü vardır. Ancak bu dönüşüm yalnızca Batı Türkçeleri içindir. Balkan Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi ve diğer batı lehçeler dışında /ŋ/ sesleri korunmuştur ve hala kullanılmaktadır. (örneğin: geliniz (Türkiye Türkçesi), geliŋiz Türkmence) Bu evrime örnekler: biŋ- → bin-, soŋ → son, beŋiz → beniz... Aynı zamanda, yine batı lehçeleri için olan ŋ>m dönüşümü vardır, ancak bu evrim asla kökte olmaz. her zaman türemiş veya birleşik sözcüklerde olur. Örneğin: koŋşu → komşu, toŋuz → domuz, köŋlek → gömlek [41]
  • Türkiye Türkçesinde é>i, i>é, é>e, e>i sesleri birbirine dönüşür. Bu üç ses arasında en açık olanı /é/ (/ɛ/), en kapalı olanı ise /i/ (/i/) Bu dönüşümlerden e>i dönüşümü direkt değildir. Yani ses direkt e>i biçiminde olmaz. Buradaki /e/ sesi önce /é/ daha sonra /i/ sesine dönüşür. Ancak bu evrim çok hızlı olduğundan yazılı kaynaklarda belirtilmez. Bu yüzden böyle geçer. Bu evrime örnekler: éyi → iyi; bir- → ver-; béş → beş; eşit- → işit- [41]
  • Türkiye Türkçesinde k- sesleri g- seslerine dönüşür. Örneğin: kel- → gel- , kit- → git- , kök → gök [41]
  • Türkiye Türkçesinde t- sesleri d- seslerine dönüşür. Örneğin: tag → dağ, til → dil, tök- → dök- [41]
  • Türkiye Türkçesinde b- sesleri v- seslerine dönüşür. Örneğin: bar- → var, bir- → vir- → ver- , bar → var [41]
  • Türkiye Türkçesinde b- sesleri p- seslerine dönüşür. Örneğin: barmak → parmak, büre → pire, buŋar → pınar [41]
  • Türkiye Türkçesinde -g sesleri -ğ seslerine, sonra -v seslerine dönüşür. Örneğin: kog- → koğ- kov-, tög- → döğ- → döv- [41]
  • Türkiye Türkçesinde ü sesleri i seslerine dönüşür. Örneğin: düz- → diz- , büre → pire [41]
  • Türkiye Türkçesinde o sesleri u seslerine dönüşür. Örneğin: oyan- → uyan- , yokaru → yukarı, bodun → budun → buyun [41]
  • Türkiye Türkçesinde ö sesleri ü seslerine dönüşür. Örneğin: közel → güzel, kökerçin → güvercin [41]
  • Türkiye Türkçesinde ü sesleri e seslerine dönüşür. Örneğin: törü → töre, töpü → tepe [41]
  • Türkiye Türkçesinde u sesleri a seslerine dönüşür. Örneğin: boguz → boğaz [41]

[değiştir] Dilbilgisi

Bir dili doğuş, gelişme, yapılış özellikleri vb. gibi tüm yönleriyle inceleyen ve bağlı olduğu kuralları ortaya koyan bilim. Dilbilgisi, sesten tümceye kadar tüm dilbirliklerini yapı, anlam ve görev bakımından inceler.

Dilbilgisi, çeşitlerine göre bazı gruplara ayrılır: Bütün dillerdeki ortak ilkeleri ortaya koyan kısmına “genel dilbilgisi”, dil olaylarının aslını ve dilin tarihî durumunu araştıranına “tarihî dilbilgisi”, diller ve lehçeler arasındaki benzerlikleri inceleyerek bu diller ve lehçeler arasında ilgi kuranına “karşılaştırmalı dilbilgisi” denir.

Dilbilgisi, en eski bilimlerdendir. Grekçeden Lâtinceye ve oradan da diğer dillere yayılmıştır. En eski dilbilgisi bilginlerinin İ.Ö. 4. yüzyılda Hintliler olduğu bilinir. Ancak Batı'da dilbilgisinin kurucusu olarak Aristoteles kabul edilir. İlk dilbilgisi kitabını yazan ise İ.Ö. 1. yüzyılda “Dilbilgisi Sanatı” adlı yapıtıyla filolog Dionisos'tur.

Daha sonra Romalı Donatus'un (İ.S. 4. yüzyıl) yazdığı dilbilgisi kitabı yıllarca Batı’da kaynak kitap olmuştur. Türkçenin ilk dilbilgisi kitabı olarak Kaşgarlı Mahmut'un (11. yüzyıl), bugün elimizde bulunmayan “Kitâbu Cevâhirü’n-nahv” adlı yapıtı gösterilmektedir.

Türkçe yazılmış ilk dilbilgisi kitabı Bergamalı Kadri'nin “Müyessiretü’l-Ulûm” (1559) adlı yapıtıdır. Yapıtta örnekler Türkçedir, fakat dil kuralları Arapçanın kurallarına uydurulmuştur. Tanzimat döneminde başta Ahmet Cevdet (1851) ve Fuat paşaların (1865) kitaplarında Osmanlıcanın yapısı gözönünde tutulmuştur. Meşrutiyet'ten (1908) sonra, Hüseyin Cahit’in “Sarf ve Nahiv” adlı eserinin dilbilgisi konusunda önemli bir yeri vardır. Bu kitapta Fransızca dilbilgisinin etkisi görülür. Cumhuriyet döneminin ilk esaslı dilbilgisi kitabı, İbrahim Necmi Dilmen’in “Türkçe Gramer” (1939) adlı yapıtıdır. 1940′tan sonra pek çok Türkçe dilbilgisi kitapları yazılmıştır. Bunlardan önemli olanları: Tahsin Banguoğlu’nun “Ana Hatlarıyla Türk Grameri” (1940), Tahir Nejat Gencan’ın “Dilbilgisi” (1950-1954) ve Muharrem Ergin’in “Türkçe Dil Bilgisi”dir (1958).

[değiştir] Sözcük türeme farkı

Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür. Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır.

Türkiye Türkçesi İngilizce Almanca İspanyolca
Göz eye Auge ojo
Gözlük eyeglasses Brille gafas
Gözlükçü optician: someone who sells glasses Augenoptiker, Brillenverkäufer óptico, vendedor de gafas
Gözlükçülük the business of selling glasses Das Geschäft des Brillenverkaufes,
Der Beruf des Augenoptikers
óptica, tienda donde se venden gafas

Ve eylemden türeme:

Türkiye Türkçesi İngilizce Almanca İspanyolca
yat- lie down lege (dich) hin, schlafe! acostarse
yatır- lay down [that is, cause to lie down] lege an acostar [a alguien]
yatırım instance of laying down: investment Investition inversión
yatırımcı depositor, investor Kapitalanleger, Investor spónsor, inversor
yatırımcılık to be an investor ein Investor sein ser un inversor

Yeni sözcükler ayrıca var olan iki eski sözcüğün birleşmesi ile de yaratılır. Bu, Türkçe ve Almanca ile İngilizcenin paylaştığı bir ayrıklık benzerliği oluşturur. Altta bazı örnekler:

[değiştir] Eklerle tümce oluşturma

Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümce oluşturulabilir.

Türkiye Türkçesi İngilizce yeni sözcükleri oluşturan temel sözcükler Açıklama
Pazartesi Monday Pazar ("Sunday") ve ertesi ("after") Pazar'dan sonra
bilgisayar computer bilgi ("information") ve say- ("to count") bilgi sayıcı
gökdelen skyscraper gök ("sky") ve del- ("to pierce") gök delici
başparmak thumb baş ("prime") ve parmak ("finger") birincil parmak
önyargı prejudice ön ("pre/proto") ve yargı ("splitting; judgement") ön yargı
kahvaltı breakfast kahve ("coffée") ve alt
Türkiye Türkçesi İngilizce Almanca İspanyolca Hollandaca
ev house Haus casa huis
evde at home, within the house zu Hause en casa thuis
eviniz your house Ihr Haus vuestra casa jullie huis
evinizde at your house zu Ihrem Hause en vuestra casa in jullie huis
evinizdeyiz we are at your house wir sind zu Ihrem Hause estamos en vuestra casa wij zijn in jullie huis

[değiştir] Büyük ve küçük ünlü uyumu

Türkiye Türkçesinde Büyük Ünlü Uyumu ve Küçük Ünlü Uyumu olarak bilinen iki ünlü uyumu vardır. En yaygın ve kapsamlı olan, Büyük Ünlü Uyumudur. Küçük Ünlü Uyumu, Türkiye Türkçesinde genelde geçerli iken, diğer Türk şive ve lehçelerinde bu uyum pek aranmaz zira Küçük Ünlü Uyumu, ileri ve keyfî bir uyum düzeyidir.

Büyük Ünlü Uyumu konusunda kural dışı kalan çok az söz mevcuttur ki, bunların büyük bir kısmı yabancı kökenli sözcüklerdir. İstisna oluşturan birkaç söz de, köken bakımıyla Türkçe olup uyum dışına çıkan sözlerdir: elma (<< alma); ücra (<< uçra) gibi. Bu kurala göre Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, izleyen hecelerde de kalın heceler; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) varsa, izleyen hecelerde de ince ünlüler yer alır. Küçük ünlü uyumunda sözcüğün ilk hecesi düz ünlüyle başlamışsa (a,e,ı,i) diğer hecelerde düz ünlüyle devam eder.

Örnek:

  • büyük ünlü uyumu : balta - baltalar ; arı - arılar ; top - toplar ; uçak - uçaklar
  • küçük ünlü uyumu : ev - evler ; istek - istekler ; örtü - örtüler ; ünlü - ünlüler

Türkiye Türkçesinde en çok kullanılan deyimlerden örnekler;

  • Kulak misafiri olmak.
  • Yangına körükle gitmek.
  • Yumurta kapıda.
  • Etekleri zil çalmak.
  • Yerin kulağı vardır.

Türkiye Türkçesinde en çok kullanılan atasözlerinden örnekler;

  • Damlaya damlaya göl olur.
  • Bugünün işini yarına bırakma.
  • İşleyen demir ışıldar.
  • Gün doğmadan neler doğar.
  • Sakla samanı gelir zamanı.

Türkiye Türkçesinde bulunan ilginç deyim ve atasözleri;

  • Fakirin parmağına bir kaşık bal bulanmış, yemeden duramamış.
  • Deveye sormuşlar, senin boynun neden eğri diye. Nerem doğru ki demiş.
  • Çingeneye beylik vermişler, önce babasını kesmiş.

[değiştir] Türkçe Sesbilimi (fonolojisi)

Türk Dili'nde iki adet ses ya da fonem grubu vardır. Bunlardan ilki ağızdan sürekli ve engelsiz çıkan ünlü seslerdir. Türkçede dokuz adet ünlü ses bulunur. Bunlar /ä/, /e/, /ɛ/, /i/, /ɯ/, /o/, /ø/, /u/, /y/ sesleridir. Bunlardan beşi ince, dördü kalındır. Bunlardan, /ɛ/, /e/, /i/, /ø/ ve /y/ sesler, ince seslerdir. Diğer /ä/, /ɯ/, /o/ ve /u/ sesleri ise kalın seslerdir. Türkçede bulunan diğer bir ses grubu ise ünsüz seslerdir.

[değiştir] Ünsüz sesler

Türkçe Standart Ünsüz Sesler
Dudaksı Dişcil Yarı Dişcil Ön Damaksıl Arka Damaksıl Gırtlaksıl
Genizcil m n ɳ ŋ
Süreksiz p b t d t͡ʃ d͡ʒ ɡʲ k ɡ
Sürtünmeli f v s z ʃ ʒ ɟ ʝ q ɰ h
Sürekli w ɫ l j
Titrek ɾ

Türk dilleri arasında bazı ses farklılıkları vardır. Örneğin Arka Damaksıl Genizcil n sesi olan [ŋ] sesi Türkiye Türkçesinde, Azerbaycancada ve bazı diğer Türk dillerinde yoktur. Buna rağmen [ŋ] Öz Türkçe bir sestir. İlk Türkçede bu ses /nk/ olarak geçer. Bazı örnekleri şunlardır: menke (baŋa), bunk (buŋ), Tenkri (taŋrı), -nink (-niŋ)... Zaman içinde düşen [g] sesi [ŋ] sesinin de yok olmasını sağlamıştır. Bir başka farklılık ise [ʒ] sesidir. Öz Türkçe ve diğer Türk dillerinde bu ses bulunmaz; ancak Kazakçada bu durum farklıdır. Öz Türkçe /j/ sesleri, yani "y" sesleri [ʒ] yani "j" seslerine dönüşür. Örneğin: yok → joq, yıl → jıl, yay → jay... Aynı durum Kırgızca için de geçerlidir. Öz Türkçe'de [d͡ʒ] yani "c" sesi olmamasına rağmen Kırgızcada baştaki [j] yani "y" sesleri bu sese dönüşmüştür. Örneğin: yol → col, yıldız → cıldız... Bunun dışında bazı sesler ise yalnızca Türkiye Türkçesi ve Azerbaycanca, Türkmence gibi daha batıda ve Oğuz öbeği içerisindeki dillere özgü sesler vardır. Örneğin ince ünlülerle kullanılan "ğ" sesi /ʝ/ ve kalın ünlülerle kullanılan "ğ" sesi /ɣ/ Öz Türkçede bulunmaz. Buna rağmen Oğuz grubu dillerde bulunur. Bu seslerin tümü "g" yani /ɟ/ sesinden gelir.

[değiştir] Ünlü sesler

Türkçe Standart Ünlü Sesler
İnce Kalın
Düz Yuvarlak Düz Yuvarlak
Açık i ü ı u
Kapalı e ö a o

[değiştir] Türkiye Türkçesinde basit zamanlar

[değiştir] Geçmiş zaman

Türkiye Türkçesindeki geçmiş zaman işlevi iki ayrı ek ile yapılır. Bunlardan birisi öğrenilen geçmiş zaman olarak belirtilen yapıdır ve -mIş ekinin -mış, -miş, -muş, -müş şekilleriyle yapılır. Diğer yapı, görülen geçmiş zaman olarak belirtilir ve -DI ekinin -dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü şekilleriyle yapılır. Bu şekil çokluğunun nedeni Türkiye Türkçesinde ileri düzeydeki ünlü ve ünsüz uyumudur. (Örneğin, gel- eylemine -di eklenip geldi oluşturulurken, aynı eylemin geliş- şekline -ti eklenip gelişti kurulur. Bu örneklerin ilkindeki “l” ünsüzü “d”yi kabul ederken, “e” ünlüsü de “i”yi kabul etmiştir. İkinci örnekteki “ş” ünsüzü ise d yerine “t”yi kabul etmekte ve o şekilde eklenmektedir.)

Öğrenilen geçmiş zaman (-mış, -miş, -muş, -müş) tümceye öğrenilmişlik, duyulmuşluk anlamı katmaktadır. Görülen geçmiş zamanda (-dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü) ise tümceye görülen bir bilgiyi vermektedir. Zaman ekinden sonra kişi eki gelir: de-di-m, yetiş-ti-k, sor-du-lar vb. [42]
Türkçe'de Geçmiş Zaman Tablosu: (-dı)

Kişi git- gel- ara-
1. Tekil Kişi (Ben) git-ti-m gel-di-m ara--m
2. Tekil Kişi (Sen) git-ti-n gel-di-n ara--n
3. Tekil Kişi (O) git-ti gel-di ara-
1. Çoğul Kişi (Biz) git-ti-k gel-di-k ara--k
2. Çoğul Kişi (Siz) git-ti-niz gel-di-niz ara--nız
3. Çoğul Kişi (Onlar) git-ti-ler gel-di-ler ara--lar

[değiştir] Şimdiki zaman

Türkiye Türkçesinde şimdiki zamanlı bir tümce kurabilmek için eylem kökünün sonuna “-yor” eki getirilir. Geniş Türkçe coğrafyası içinde yalnızca Türkiye Türkçesinde bulunan bu ek, tarihî nedenlerden ötürü tek şekillidir (sadece -yor): geliyor, bakıyor, düşüyor, soruyor vb.

Bu ek aslında bir ek değildir. İlk Türkçe bu ek "yörü-" eyleminden gelir. Örneğin "geliyorum" demek için "kel yörür men" derdiler. Burada "kel-", "gel-" anlamında "men" ise "ben" anlamındadır. Zaman için çok kullanılan bu yapı Türkçenin sondan eklemeli olması nedeniyle ekleşmiştir. Ancak her zaman "-yor" biçiminde kalır.[24]

“-yor” eki, ünsüzle biten eylemlerden sonra gelirken, ekle eylem arasına, kalın-ince durumuna göre bir yardımcı ses alır: gel-i-yor, dur-u-yor vb. Ünlü ile biten eylemlerde, yardımcı sese gerek kalmaz. Bu tür durumda yalnızca ek daralabilir: de-yor > di-yor, başla-yor > başlı-yor vb.

Bu şimdiki zaman eki, hem şekli hem kullanım tarzı açısından, Türkiye Türkçesinde ayrıklı bir özelliğe sahiptir. Zaman ekinden sonra kişi eki gelir: seslen-i-yor-uz, dur-u-yor-um vb.[42]

-mekte -makta ekleri de tümceye şimdiki zaman anlamını kazandırır. Ders çalışmaktayım. Seni düşünmekteyim.
Türkçe'de Şimdiki Zaman Tablosu (-yor):

Kişi git- gel- ara-
1. Tekil Kişi (Ben) gid-i-yor-um gel-i-yor-um arı-yor-um
2. Tekil Kişi (Sen) gid-iyor-sun gel-i-yor-sun arı-yor-sun
3. Tekil Kişi (O) gid-iyor gel-i-yor arı-yor
1. Çoğul Kişi (Biz) gid-iyor-uz gel-i-yor-uz arı-yor-uz
2. Çoğul Kişi (Siz) gid-iyor-sunuz gel-i-yor-sunuz arı-yor-sunuz
3. Çoğul Kişi (Onlar) gid-iyor-lar gel-i-yor-lar arı-yor-lar


Türkçe'de Şimdiki Zaman Tablosu (-makta):

Kişi git- gel- ara-
1. Tekil Kişi (Ben) git-mekte-y-im gel-mekte-y-im ara-makta-y-ım
2. Tekil Kişi (Sen) git-mekte-sin gel-mekte-sin ara-makta-sın
3. Tekil Kişi (O) git-mekte gel-mekte ara-makta
1. Çoğul Kişi (Biz) git-mekte-y-iz gel-mekte-y-iz ara-makta-y-ız
2. Çoğul Kişi (Siz) git-mekte-siniz gel-mekte-siniz ara-makta-sınız
3. Çoğul Kişi (Onlar) git-mekte-ler gel-mekte-ler ara-makta-lar

[değiştir] Gelecek zaman

-AcAk -ecek,-acak ek şekilleri ile yapılır. Ünsüzden sonra ek doğrudan gelirken, ünlü ile biten eylemlere eklenmeden önce, yardımcı ünsüz gelir.[42]
Türkçe'de Gelecek Zaman Tablosu (-acak):

Kişi git- gel- ara-
1. Tekil Kişi (Ben) gid-eceğ-im gel-eceğ-im ara-y-acağ-ım
2. Tekil Kişi (Sen) gid-ecek-sin gel-ecek-sin ara-y-acak-sın
3. Tekil Kişi (O) gid-ecek gel-eceğ ara-y-acak
1. Çoğul Kişi (Biz) gid-eceğ-iz gel-eceğ-iz ara-y-acağ-ız
2. Çoğul Kişi (Siz) gid-ecek-siniz gel-ecek-siniz ara-y-acak-sınız
3. Çoğul Kişi (Onlar) gid-ecek-ler gel-ecek-ler ara-y-acak-lar

[değiştir] Geniş zaman

Türkiye Türkçesinde geniş zaman eylem sonuna -r, -er, -ar ek şekillerinden biri getirilerek oluşturulur. [42]
Türkçe'de Geniş Zaman Tablosu (-r):

Kişi git- gel- ara-
1. Tekil Kişi (Ben) gid-e-r-im gel-i-r-im ara-r-ım
2. Tekil Kişi (Sen) gid-e-r-sin gel-i-r-sin ara-r-sın
3. Tekil Kişi (O) gid-e-r gel-i-r ara-r
1. Çoğul Kişi (Biz) gid-e-r-iz gel-i-r-iz ara-r-ız
2. Çoğul Kişi (Siz) gid-e-r-siniz gel-i-r-siniz ara-r-sınız
3. Çoğul Kişi (Onlar) gid-e-r-ler gel-i-r-ler ara-r-lar

[değiştir] Türkiye Türkçesinde birleşik zamanlar

Türkçede zamanlar çok çeşitlidir ve varlıklıdır. Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız. Türkçede bunun için ek eylem yapısı vardır. Türkçede ek eylem dört ayrı çekimlidir. Bunlardan biri ek olarak kullanılan "-dir" diğerleri ise "idi", "imiş", "ise" olmaktadır. Bunların dördü de olmak (İlk Türkçede bolmak) anlamına gelen i- eyleminden gelir. Bu eylemin İlk Türkçe'de durumu "er-" biçimindedir, zamanla "i-" biçiminde kalmıştır. Türkçede ek eylem için "olmak" eylemi kullanılmaz. Çünkü bu eylem, yardımcı eylem olarak kullanılır, bunun yerine "er-" eylemi ek eylem olarak kullanılır. Bu yüzden kullanılmaz ancak kullanılmazsı anlamsız kalmaz.[43]

[değiştir] Geniş Zaman

Türkçede herhangi bir zamanın genişini (-dir) eki yapar.
Türkçede Geniş Zaman Tablosu (yaz-):

Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-um-dur yaz-dı-m-dır yaz-mış-ım-dır yaz-acağ-ım-dır yaz-a-r-ım-dır
2. Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-sun-dur yaz-dı-n-dır yaz-mış-sın-dır yaz-acak-sın-dır yaz-a-r-sın-dır
3. Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-dur yaz-dı-dır yaz-mış-dır yaz-acak-dır yaz-a-r-dır
1. Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-uz-dur yaz-dı-k-dır yaz-mış-ız-dır yaz-acağ-ız-dır yaz-a-r-ız-dır
2. Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-sunuz-dur yaz-dı-nız-dır yaz-mış-sınız-dır yaz-acak-sınız-dır yaz-a-r-sınız-dır
3. Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-lar-dır yaz-dı-lar-dır yaz-mış-lar-dır yaz-acak-lar-dır yaz-a-r-lar-dır

[değiştir] Görülen geçmiş zaman

Türkçe'de herhangi bir zamanın görülen geçmişini "idi" yapar. Ancak bu ekleşebilir de. Örneğin "yazmış idi" yerine "yazmıştı" kullanılabilir. Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde "idi" biçiminde geçebilir.
Türkçede Görülen Geçmiş Zaman Tablosu (yaz-):

Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-(du-m) (idi-m) yaz-dı(-y--m) (idi-m) yaz-mış-(-m) (idi-m) yaz-acak-(-m) (idi-m) yaz-a-r-(-m) (idi-m)
2. Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-(du-n) (idi-n) yaz-dı(-y--n) (idi-n) yaz-mış-(-n) (idi-n) yaz-acak-(-n) (idi-n) yaz-a-r-(-n) (idi-n)
3. Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-(du) (idi) yaz-dı(-y-) (idi) yaz-mış-() (idi) yaz-acak-() (idi) yaz-a-r-() (idi)
1. Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-(du-k) (idi-k) yaz-dı(-y--k) (idi-k) yaz-mış-(-k) (idi-k) yaz-acak-(-k) (idi-k) yaz-a-r-(-k) (idi-k)
2. Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-(du-nuz) (idi-niz) yaz-dı(-y--nız) (idi-niz) yaz-mış-(-nız) (idi-niz) yaz-acak-(-nız) (idi-niz) yaz-a-r-(-nız) (idi-niz)
3. Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-(lar-) (-lar idi) yaz-dı(-y--lar) (-lar idi) yaz-mış-(lar-) (-lar idi) yaz-acak-(lar-) (-laridi) yaz-a-r-(lar-) (-lar idi)

[değiştir] Duyulan geçmiş zaman

Türkçe'de herhangi bir zamanın görülen geçmişini "imiş" yapar. Ancak bu ekleşebilir de. Örneğin "yazmış imiş" yerine "yazmışmış" kullanılabilir. Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde "imiş" biçiminde geçebilir.
Türkçe'de Duyulan Geçmiş Zaman Tablosu (yaz-):

Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-(muş-um) (imiş-im) yaz-dı(-y-mış-ım) (imiş-im) yaz-mış-(mış-ım) (imiş-im) yaz-acak-(mış-ım) (imiş-im) yaz-a-r-(mış-ım) (imiş-im)
2. Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-(muş-sun) (imiş-sin) yaz-dı(-y-mış-sın) (imiş-sin) yaz-mış-(mış-sın) (imiş-sin) yaz-acak-(mış-sın) (imiş-sin) yaz-a-r-(mış-sın) (imiş-sin)
3. Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-(muş) (imiş) yaz-dı(-y-mış) (imiş) yaz-mış-(mış) (imiş) yaz-acak-(mış) (imiş) yaz-a-r-(mış) (imiş)
1. Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-(muş-uz) (imiş-iz) yaz-dı(-y-mış-ız) (imiş-iz) yaz-mış-(mış-ız) (imiş-iz) yaz-acak-(mış-ız) (imiş-iz) yaz-a-r-(mış-ız) (imiş-iz)
2. Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-(muş-sunuz) (imiş-siniz) yaz-dı(-y-mış-sınız) (imiş-siniz) yaz-mış-(mış-sınız) (imiş-siniz) yaz-acak-(mış-sınız) (imiş-siniz) yaz-a-r-(mış-sınız) (imiş-siniz)
3. Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-(lar- mış) (-lar imiş) yaz-dı(-lar-mış) (-lar imiş) yaz-mış-(mış-lar) (imiş-ler) yaz-acak-(mış-lar) (imiş-ler) yaz-a-r-(mış-lar) (imiş-ler)

[değiştir] Şart

Türkçe'de herhangi bir zamanın görülen geçmişini "ise" yapar. Ancak bu ekleşebilir de. Örneğin "yazmış ise" yerine "yazmışsa" kullanılabilir. Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde "ise" biçiminde geçebilir.
Türkçe'de Şart Tablosu (yaz-):

Kişi Şimdiki Zaman Görülen Geçmiş Zaman Duyulan Geçmiş Zaman Gelecek Zaman Geniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor-(sa-m) (ise-m) yaz-dı(-y-sa-m) (ise-m) yaz-mış-(sa-m) (ise-m) yaz-acak-(sa-m) (ise-m) yaz-a-r-(sa-m) (ise-m)
2. Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor-(sa-n) (ise-n) yaz-dı(-y-sa-n) (ise-n) yaz-mış-(sa-n) (ise-n) yaz-acak-(sa-n) (ise-n) yaz-a-r-(sa-n) (ise-n)
3. Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor-(sa) (ise) yaz-dı(-y-sa) (ise) yaz-mış-(sa) (ise) yaz-acak-(sa) (ise) yaz-a-r-(sa) (ise)
1. Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor-(sa-k) (ise-k) yaz-dı(-y-sa-k) (ise-k) yaz-mış-(sa-k) (ise-k) yaz-acak-(sa-k) (ise-k) yaz-a-r-(sa-k) (ise-k)
2. Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor-(sa-nız) (ise-niz) yaz-dı(-y-sa-nız) (ise-niz) yaz-mış-(sa-nız) (ise-niz) yaz-acak-(sa-nız) (ise-niz) yaz-a-r-(sa-nız) (ise-niz)
3. Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor-(lar-sa) (-lar ise) yaz-dı(-lar-sa) (-lar ise) yaz-mış-(lar-sa) (-lar ise) yaz-acak-(sa-lar) (ise-ler) yaz-a-r-(sa-lar) (ise-ler)

[değiştir] Diğer birleşik zamanlar

Türkçe'de birleşik zamanlı yapan yapan "i-" eyleminin yanında aynı anlamda "ol-" eylemi de görev yapar. Hiçbir zaman "-yor" ve "-acak" eklerini almayan "i-" eyleminin bu eksikliğini "ol-" eylemi doldurur. Örneğin "gitmiş iyorlar" yerine "gitmiş oluyorlar" kullanılır.[44]

[değiştir] -mış olacak

Türkçe'de birleşik zaman yapan "ol-" eyleminin görevlerinden biri "-mış olmak" yapmaktır. Buna göre eylem duyulan geçmiş zamana göre çekimlenir, daha sonra olacak eylemini alır, ki bu yüklem olur, sonra kişi eki koyulur.
Türkçe'de -mış olacak Tablosu (yaz-):

Kişi Olumlu Olumsuz Soru
1. Tekil Kişi (Ben) yaz-mış ol-acağ-ım yaz-ma-mış ol-acağ-ım yaz-mış ol-acak mı-y-ım?
2. Tekil Kişi (Sen) yaz-mış ol-acak-sın yaz-ma-mış ol-acak-sın yaz-mış ol-acak mı-sın?
3. Tekil Kişi (O) yaz-mış ol-acak yaz-ma-mış ol-acak yaz-mış ol-acak mı?
1. Çoğul Kişi (Biz) yaz-mış ol-acağ-ız yaz-ma-mış ol-acağ-ız yaz-mış ol-acak mı-y-ız?
2. Çoğul Kişi (Siz) yaz-mış ol-acak-sınız yaz-ma-mış ol-acak-sınız yaz-mış ol-acak mı-sınız?
3. Çoğul Kişi (Onlar) yaz-mış ol-acak-lar yaz-ma-mış ol-acak-lar yaz-mış ol-acak-lar mı?

[değiştir] -yor olacak

Türkçe'de birleşik zaman yapan "ol-" eyleminin görevlerinden bir diğeri "-yor olmak" yapmaktır. Buna göre eylem şimdiki geçmiş zamana göre çekimlenir, daha sonra olacak eylemini alır, ki bu yüklem olur, sonra kişi eki koyulur. Bu biçimde çekimlenen eylemler "gelecek zaman" anlamı vermezler; ancak gelecek zaman içerisinde yapılıyor olacağını belirtir. Bu da bir iş kılışın, oluşun veya durumun gelecekte yapılıyor olacağını gösterir.
Türkçe'de -mış olacak Tablosu (yaz-):

Kişi Olumlu Olumsuz Soru
1. Tekil Kişi (Ben) yaz-ı-yor ol-acağ-ım yaz-mı-yor ol-acağ-ım yaz-ı-yor ol-acak mı-y-ım?
2. Tekil Kişi (Sen) yaz-ı-yor ol-acak-sın yaz-mı-yor ol-acak-sın yaz-ı-yor ol-acak mı-sın?
3. Tekil Kişi (O) yaz-ı-yor ol-acak yaz-mı-yor ol-acak yaz-ı-yor ol-acak mı?
1. Çoğul Kişi (Biz) yaz-ı-yor ol-acağ-ız yaz-mı-yor ol-acağ-ız yaz-ı-yor ol-acak mı-y-ız?
2. Çoğul Kişi (Siz) yaz-ı-yor ol-acak-sınız yaz-mı-yor ol-acak-sınız yaz-ı-yor ol-acak mı-sınız?
3. Çoğul Kişi (Onlar) yaz-ı-yor ol-acak-lar yaz-mı-yor ol-acak-lar yaz-ı-yor ol-acak-lar mı?

[değiştir] Yabancı dillerle etkileşimi

[değiştir] Türkçe sözcük varlığı

2005'te yayınlanan Güncel Türkçe Sözlük 104.481 sözcük içerir. Sonraki yeni çalışmalarla 616.767 söz kapsar duruma gelen sözcük ile birlikte yabancı söz oranı da değişmiştir. Bu sözcüklerin %14'ünün yabancı kökenli olduğu TDK tarafından tespit edilmiştir. Ötüken Neşriyat'ın hazırladığı Türkçe Sözlük'te 246.000 kelime bulunmaktadır.[45]

2005'te Almanya’da yaygın olarak kullanılan Almanca "Duden Sözlüğü" 120.000 Almanca sözcük içermektedir.

Şu an için, Türkiye Türkçesinin en gelişmiş sözlüğü Büyük Türkçe Sözlük’te söz, deyim, terim ve isim olmak üzere toplam 616.767 söz varlığı bulunmaktadır. Türkiye Türkçesinin bütün söz varlığını bir araya getiren ve ortak bir veri tabanında kullanıma sunulan Büyük Türkçe Sözlük (TDK), yazı dilinin söz varlığının yanı sıra bütün bilim, sanat ve spor terimlerini, yer adlarını, kişi adlarını, Türkiye bölge ağızlarındaki ve kaynaklardaki sözcükleri, deyimleri içermektedir.[46]

[değiştir] Türkiye Türkçesine geçen yabancı sözcükler

Her ne kadar Atatürk'ün dil devrimi ile Türkiye Türkçesi, kökeni Arapça ve Farsça olup da dilde eğreti duran sözcüklerden arındırılmaya çalışıldıysa da, dil devriminin politik etkenlerle aksamasından ötürü bu iki dilden sözcükler, Fransızca sözcüklerle birlikte Türkçe sözlüğün önemli bir bölümünü oluşturmayı sürdürmektedir.

Yabancı kökenli sözcüklerden bazı örnekler:

  • Arapçadan: insan, asker, hain
  • Farsçadan: ateş, rüzgar, düşman,
  • Fransızcadan: kuzen, kuaför, hoperlör, detay, anten, tuvalet, polis
  • İtalyancadan: politika, fanila, kundura
  • İngilizceden: pikap, video, çita, medya, sandviç
  • Yunancadan: liman, kiraz
  • Almancadan: şalter, general, panzer

[değiştir] Türkçeden diğer dillere geçen sözcük sayısı

Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerden bazı örnekler:

  • bıçak: Macarca "bicska"
  • cacık: Yunanca "tzatziki"
  • çaprak: Almanca "Schabracke"
  • dilmaç (çevirmen): Almanca "Dolmetscher"
  • dolma: İngilizce "dolma", Yunanca "dolmadaki"
  • köşk: Slavca, Almanca "Kiosk"
  • ordu: Almanca, İngilizce ve Fransızca "Horde"
  • yelek: İngilizce ve Fransızca "gilet", İspanyolca "gileco, jaleco, chaleco", Arapça "jalikah"
  • yoğurt: İngilizce "yoghurt", Fransızca "yaourt", Almanca "Joghurt", İspanyolca "yogur"

Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu dönemi veya öncesinden şekillenmiş, Türkçe-Ermenice ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Yunanca ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Bulgarca ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Arnavutça ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Boşnakça ortak sözcük dağarcığı, Türkçe-Romence ortak sözcük dağarcığı mevcuttur.

[değiştir] Türkçe sanılan yabancı kökenli sözcükler

Bazı Türkçe kökenli kabul edilen sözcük, Sevan Nişanyan gibi çeşitli kişiler tarafından yabancı kökenli oldukları iddia ediliyor. Özellikle Soğdcadan bir takım alıntı gerçekleştiği sanılıyor ya da tersine Türkçeden Soğdcaya. Bu durumda kimin kimden alıntı yaptığı kesinlik kazanmamıştır, başka bir olasılık ise karşılıklı etkilenme de söz konusu olduğudur. Bu durum, Eski Türkler ve Soğdların iç içe yaşadıklarından kaynaklanabilir. Bunun yanında Toharca, Orta Farsça ve Türkçe karşılıklı etkilenme olduğu tahmin ediliyor. Çin’in Uygur Türklerin yaşadığı ve özerkliğe sahip oldukları Sincan (Doğu Türkistan) bölgesinde İranî olan Partça, Orta Farsça, Soğdca ve Sakça dillerinden yazı buluntuları [47] tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Hint-Avrupa dil ailesinin içinde ayrı gruba ait olan Toharcadan da yazılar bulunmuştur.

Türkçe olmadığı sanılan sözcüklerin kökleri hakkında yaklaşımlar:

 Sözcük  Köken  Etimolojik Kaynak
akşam Soğdca: χşām Sevan Nişanyan Süer Eker (sayfa 244)
acun Soğdca: ajūn (oku: acūn) Sevan Nişanyan
bağış Yeni Farsça / Orta Farsça: baχş Sevan Nişanyan
bayram Orta Farsça: paδrām, Soğdca: patrām Sevan Nişanyan
borç Soğdca: pūrç Sevan Nişanyan
esen Yeni Farsça / Orta Farsça: āsān Sevan Nişanyan
kadın Soğdca: χwatēn Sevan Nişanyan (1) Sevan Nişanyan (2) Süer Eker (sayfa 260)
pis Yeni Farsça: pīs, Avesta: paesa- Sevan Nişanyan
öküz Toharca: okso/okäs Sevan Nişanyan
yardım Türkçe[48][49], Yeni Farsça: yārīdan Sevan Nişanyan

Bu sözcüklerin kökenleri hakkında farklı değerlendirmeler için Hasan Eren'in kökenbilimi çalışmalarına da bakılabilir.

[değiştir] Unutulmuş sözcükler

Türkiye Türkçesinde çok sayıda unutulan ve daha günlük hayatta kullanılmayan ya da yalnızca özel terimlerde kullanılan saf Türkçe sözcükler vardır. Bu sözcükler TDK tarafından sonradan türetilmiş sözcüklerle karıştırılmamalı. Bunlar Orta Çağda da kullanılmaktadı ve bugünkü yabancı uyruklu sözcükler için karşılık olarak alınabilir. TDK bu sözcükleri eskimiş olarak tanımlar. Bazı örnekler:

 Yabancılaşmış Türkçe  Öz Türkçe  Etimolojik Kaynak
ateş (Farsça) od TDK Sevan Nişanyan
ayna (Farsça) gözgü TDK
cam (Farsça) sırça TDK Sevan Nişanyan
damat (Farsça) güvey Sevan Nişanyan
hasta (Farsça) sayrı TDK Sevan Nişanyan
hoş (Farsça) yahşi TDK Sevan Nişanyan
rüzgâr (Farsça) yel TDK Sevan Nişanyan
sonbahar (bahar Farsça) güz TDK Sevan Nişanyan

[değiştir] Ayrıca bakınız

[değiştir] Kaynakça

  1. ^ a b c http://www.mfa.gov.tr/yerlesik-diplomatik-ve-konsuler-misyonlar.tr.mfa
  2. ^ a b c http://ec.europa.eu/public_opinion/archives/ebs/ebs_243_en.pdf
  3. ^ a b Katzner
  4. ^ http://www.photius.com/rankings/languages2.html
  5. ^ Türk Dilleri
  6. ^ http://www.balkangunlugu.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=2422:balkan-uelkelerinde-tuerk-dili&Itemid=443
  7. ^ Azəbaycan Əlifbası, Vikipediya
  8. ^ Vikipedi UFA, Türkçe'de bulunan sesler
  9. ^ Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını - Prof. Dr. Doğan Aksan - Bilgi - s. 68
  10. ^ Türkçe Sözcük Biçimlenmesinde Düzlemler ve Türetmeler
  11. ^ Sevan Nişanyan, Sözlerin Soyağacı, EK I:Türkçe Yapım Ekleri
  12. ^ Varken Yazışmalığı, Türk Dilleri Arasındaki Añlaşabilirlik, 3. ileti, Mehmet Alp Beylikli
  13. ^ http://www.dildernegi.org.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF503C745FE48C7FDA
  14. ^ a b T.C. Anayasası, Birinci Kısım, Genel Esaslar, Madde 3, Devletin Resmî Dili
  15. ^ http://www.milliyet.com.tr/2005/06/12/dunya/dun07.html Gostivar'da Türkçe kurumsal dil
  16. ^ http://www.kardjali.bg/tr/?pid=5,1
  17. ^ http://conventions.coe.int/treaty/Commun/ListeDeclarations.asp?NT=148&CM=&DF=&CL=ENG&VL=1 Recognized Minority Languages of Romania
  18. ^ http://www.kirkuk.us/index.php?action=Language
  19. ^ http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=61200 Kerkük`te Türkçe artık resmi dil!
  20. ^ Türkçe'nin Tarihi Gelişimi, EdebiyatPortal.com
  21. ^ Türkiye'de Dil Planlaması: Türk Dil Devrimi - Kâmile İmer - s. 35
  22. ^ Türkiye'de Dil Planlaması: Türk Dil Devrimi - Kâmile İmer - s. 36
  23. ^ Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını - Prof. Dr. Doğan Aksan - Bilgi - s.28
  24. ^ a b Türkçesi Varken Göktürkçe
  25. ^ Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını - Prof. Dr. Doğan Aksan - Bilgi - s.29
  26. ^ Talat Tekin, Japonca ve Altay Dilleri, Doruk, 1993.
  27. ^ Prof. Dr. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Kül Tigin Abidesi, Doğu Yüzü, 18-19. Satır, Boğaziçi Yayınları, s. 16
  28. ^ (Dilde Değişme ve Gelişme Açısından Türk Dil Devrimi, TDK Yayınları, Ankara, 1976, s. 31 ve ötesi)
  29. ^ (Agy, s. 32)
  30. ^ Besim Atalay, Divanü Lügati't-Türk. Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2006: ISBN 975-16-0405-2
  31. ^ 2008, Olağan Uluslararası Türkçe Kurultayı
  32. ^ Uluslararası Türkçe Kurultayı Bildirileri Özeti
  33. ^ Dilbilim Kurultayı Oturumlar, Açıklama ve Özetleri
  34. ^ a b Leylâ Karahan, Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1996, s. 1-2.
  35. ^ a b c d Leylâ Karahan, Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1996, s. 57-58.
  36. ^ a b c Leylâ Karahan, Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1996, s. 99-110.
  37. ^ a b c d e f g h i Leylâ Karahan, Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1996, s. 116-157.
  38. ^ a b Gyula Németh, “Bulgaristan Türk Ağızlarının Sınıflandırılması Üzerine”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1981-1982, Ankara 1983, s. 119.
  39. ^ Asya Kök Dili Kuralları
  40. ^ Ad Aktarması Yapısındaki Öfke Göstergeleri
  41. ^ a b c d e f g h i j k l m n Ses Değişikliği Geçiren Sözcüklerin Yazı Dilindeki Eski Şekilleri, Dr. Jale Öztürk, PDF
  42. ^ a b c d Prof. Dr. Muharrem Ergin, Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yayını, İstanbul, 2002
  43. ^ Süleyman Efendioğlu, Birleşik Zamanlar Üzerine, PDF
  44. ^ Süleyman Efendioğlu, Birleşik Zamanlar Üzerine, -yor olacak, -miş olacak bölümleri
  45. ^ Ötüken Türkçe Sözlük KitapAmbarı
  46. ^ Büyük Türkçe Sözlük
  47. ^ http://pom.bbaw.de/turfan/start.php?aufl=1280
  48. ^ Güncel TÜrkçe Sözlük "yardım" TDK
  49. ^ Türkçe Sözlük "yardım" Ötüken Neşriyat

[değiştir] Dış bağlantılar

Wiktionary-logo-tr.png
Vikisözlük'te Kategori:Türkçe sözcükler ile ilgili tanım bulabilirsiniz.
Commons-logo.svg
Wikimedia Commons'ta
Türkçe ile ilgili çoklu ortam kategorisi bulunur.

Kişisel araçlar
Ad alanları
Türevler
Eylemler
Gezinti
Katılım
Yazdır/dışa aktar
Araçlar
Diğer diller