Balkanlar

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Balkanlar’ın sınırları
Balkanlar’ın uydu görüntüsü (NASA)
I. Kosova Savaşı'ndan(1389) bir sahne
Balkanlar

Avrupa kıtasının güneydoğusunda yer alan topraklara Balkanlar, Balkan Yarımadası ya da Balkan denilir. Bazı yayınlarda Güneydoğu Avrupa olarak da adlandırılır. Bunlar içinde, “Balkan” sözünün kullanımı bütün dillerde vardır. Bölge Avrupa'nın yoksul, geri kalmış ve sorunlu yerlerinin başında gelir. Osmanlı Devleti’nin bölgedeki hükümranlığının bitişinden itibaren Balkanlar’ın paylaşımına dair sıkıntılar günümüze dek sürmüştür. Bölge, 55.000.000 civarında insanın yaşadığı bir toprak parçasıdır.

Konu başlıkları

[değiştir] Balkan sözü

Bölgenin adı olan Balkan sözü Türkçedir. ”Sarp ve ormanlık sıradağ; sazlık” anlamındadır.[1] Türkçe “-lAr” çokluk eki ile kurulan “Balkanlar” ismi, bu ekin “topluluk, grup” anlam işlevi ile “sarp ve ormanlık sıradağların olduğu yer” anlamında kalıplaşmıştır (Balkan-lar). Dünyadaki Türk şive ve lehçelerinde “Balkan” olarak kullanılan bu söz, bütün büyük dünya dillerinde de aynen yaşamaktadır. [2] Osmanlı devrinde sıkça kullanılmıştır. (Örn: Golyak Balkanı, Bor Balkanı, Bababalkanı vb.)[3]

Türkiye Türkçesi literatüründe ayrıca Rumeli adlandırması da Balkanlar adlandırmasına denk bir kullanıma sahiptir. Rumeli ismi ise, Osmanlı Devleti’nin Doğu Roma İmparatorluğu’ndan aldığı topraklara verdiği Türkçe isimdir. “Rum, Roma” sözünün bir biçimidir (Lat.) Roma > Rum (Osm.Tr.). Halk olan Rumlar ile ilgisi yoktur.

[değiştir] Balkanlar

Balkanlar veya coğrafik adla Balkan Yarımadası, güneybatıda Adriyatik Denizi ve İyon Denizi; güneyde Akdeniz; güneydoğuda Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz ile çevrili bir yarımadadır. Kuzey sınırlarını Tuna, Sava ve Kupa nehirleri oluşturur.[4]

Balkanlar’ın toplam yüzölçümü 524,701 km2’dir.

[değiştir] Ülkeler


Ülke ve Bayrağı Balkanlar’daki
Toprak Oranı
Balkanlar’daki
Yüzölçümü (km²)
Yüzölçümü
(km²)
Nüfus
(2002)
Nüfus Yoğunluğu
(km²)
Başkent
Balkan ülkeleri:
Flag of Albania.svg Arnavutluk  % 100 Tamamı 28,748 3,544,841 123.3 Tiran
Flag of Bosnia and Herzegovina.svg Bosna-Hersek  % 100 Tamamı 51,129 3,964,388 77.5 Saraybosna
Flag of Bulgaria.svg Bulgaristan  % 100 Tamamı 110,910 7,621,337 68.7 Sofya
Flag of Montenegro.svg Karadağ  % 100 Tamamı 13,812 616,258 44.6 Podgorica
Flag of Kosovo.svg Kosova  % 100 Tamamı 10,912 2,200,000 220 Priştine
Flag of Macedonia.svg Makedonya  % 100 Tamamı 25,333 2,054,800 81.1 Üsküp
Flag of Greece.svg Yunanistan  % 100 Tamamı 131,940 10,645,343 80.7 Atina
Flag of Croatia.svg Hırvatistan  % 49 27,705 56,542 4,390,751 77.7 Zagreb
Flag of Serbia.svg Sırbistan[5]  % 73 56,556 77,474 7,365,507 107.4 Belgrad
Balkanlar’da az miktarda toprağı olan ülkeler:
Flag of Slovenia.svg Slovenya  % 27 5,473 20,273 1,932,917 95.3 Ljubljana
Flag of Romania.svg Romanya  % 9 21,455 238,391 21,698,181 91.0 Bükreş
Türkiye Cumhuriyeti Türkiye[6]  % 5 40,728 814.576 70,044,932 85.9 Ankara


[değiştir] Milletler

Balkanlar, dünya üzerine çok uluslu yapı arz eden bölgelerin başında gelir. Burada birçok ırk ve etnik grupların yanı sıra birçok din de bulunmaktadır. Balkanlar’daki nüfusun milletlere göre dağılımının büyükten küçüğe doğru sıralanışı aşağıdaki gibidir:

[değiştir] Tarih

Balkanlar’ın tarihî süreci (siyasî)

Balkanlar, Cilalı Taş Devrinde Avrupa genelinden önce çiftçiliğin geliştiği bir bölgedir. Burada gelişen çiftçilik faaliyetleri kuzeye ve Orta Avrupa’ya geçmiştir.

Bölge, coğrafi konumu gereği birçok açıdan ikiliğin bulunduğu bir yer olmuştur. Tarihte Latin dünyası ile Grek dünyası arasında, sonraları ikiye ayrılan Roma kültüründe Katoliklikle Ortodoksluk arasında paylaşılmıştır. Bu devirden sonra bölgeye eklemlenen Müslümanlık da, Balkanlar’daki çok renkliliği şekillendirmiştir.

Tarih boyunca Avrupa'nın hiçbir bölgesi Balkanlar kadar saldırı, istila ve işgale uğramamıştır. Uzun tarihi boyunca sık sık, özellikle kuzeyden ve doğudan gelen değişik orduların saldırısına uğrayıp ele geçirilen bölge, küçüklü büyüklü birçok ulusun yaşam alanı olmuştur. Balkanlar, Persler, Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar, Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Sırplar, Türkler, Avusturyalılar ve daha başka uluslar tarafından uzun yıllar boyunca yönetildi. Balkanlar'ın yerli halkı olan topluluklar kısa süreli dönemler hariç tarih boyunca hep başka milletlerin idaresi altında yaşadılar.

[değiştir] Ortaçağ ve sonu

Eski devirlerde, bölgede kurulan güçlü bir devlet, dışarıdan gelen daha güçlü bir devletin saldırısı sonucu yıkılmış, bölgeyi egemenliği altına alan bu yeni devletin de, bölgedeki egemenliği uzun süreli olmamış ve dışarıdan gelen, kendisinden daha güçlü bir başka devletin saldırısı sonucu aynı akıbete uğramıştır.

10. yüzyılda bölgenin büyük bir kısmını ele geçiren Büyük Bulgar İmparatorluğu, 1014 yılında "Bulgar Kasabı" olarak bilinen Bizans İmparatoru II. Basileios tarafından yıkıldıktan sonra, bölgeye yerleşen Bizans İmparatorluğu, 14. yüzyılda, Stefan Duşan (1331-1355) dönemindeki Sırp saldırıları sonucu aynı akıbete uğramıştır. Belgrad'dan Atina'ya kadar geniş bir alana yayılarak bölgede Doğu Roma’nın (Bizans) yerini alan kudretli Sırp İmparatorluğu ise; 14. yüzyılda doğudan gelen Osmanlı Devleti’nin saldırıları sonucu ortadan kaldırıldı. Ortaçağ’ın son kısımları Doğu Roma Devleti, Sırp Krallığı ve Bulgar Krallığı’nın çekişmesine sahne olmuştur. Bu üç devlet yapılanmasının dışında bölgede bulunan diğer halklar (çeşitli Türk boyları, Slav grupları vb.), bu devletlerin egemenlikleri altında kalmışlardır.

[değiştir] Osmanlı Türk devri

14. yüzyıl ortalarında Müslüman Türklerin Çimpe Kalesi’ni alarak Rumeli'ye geçişi Balkanlar'ın tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Osmanlılar, Balkan Yarımadası'na ayak bastıklarında bölgede, kendilerine karşı gelebilecek ne güçlü bir siyasî birlik ne de güçlü bir devlet bulunmaktaydı. O dönem Balkanlar'ın en güçlü devleti olan Sırp İmparatorluğu bile Osmanlıların askerî gücüne dayanamayarak 15. yüzyıl ortalarında çöktü.

Osmanlı Türkleri, Trakya'ya ayak bastıktan sonra, 1361'de Edirne'yi ve 1363’te de Filibe'yi alarak bölgede ilerlemeye başlaması, aralarında çeşitli dinî, siyasî, askerî vb. sorunlar olan Balkan halklarının (Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar, Bosnalılar, Eflaklılar, Boğdanlılar, Hırvatlar, Slovenler) bu sorunlarını bir kenara bırakıp yaklaşan "Türk" tehlikesine karşı birleşerek savunma ve saldırılar yapmalarına sebep oldu. Bu seferlere, Balkan devletleri dışında zaman zaman, bölgenin hamiliği rolünü üstlenen Macar Krallığı doğrudan İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Lehistan ve İskoçya gibi çeşitli Avrupa ülkeleri de bir miktar asker göndererek dolaylı yönden iştirak ettiler.

Haçlı Orduları ile Osmanlılar arasında 14. yüzyıl ortalarında Sırpsındığı Savaşı (1364) ile başlayan çatışmalar I. Kosova Savaşı (1389), Niğbolu Savaşı (1396), Varna Savaşı (1444) ve son olarak da II. Kosova Savaşı (1448) ile 15. yüzyıl ortalarına kadar devam etti.

II. Kosova Savaşı’nın kaybedilmesi Balkan uluslarının Türklere karşı direnişinin kesin olarak sona ermesine neden oldu. Bölge, bu savaştan 17. yüzyıl sonlarındaki II. Viyana Kuşatması’na kadar, diğer dönemlere oranla göreceli de olsa sakin ve huzurlu bir dönem geçirdi. Bunda o dönemki Osmanlı yöneticilerinin bölgeden yalnızca bir miktar vergi almayı yeterli görmesi ve halkın gelenek, görenek, inanç ve ibadet olarak ifade edebileceğimiz yaşam tarzına karışmaması önemli bir yere sahiptir. Ayrıca, bundan önceki yerel yöneticilerin baskı, zulüm, adaletsizlik ve ağır vergileri altında ezilen bölge halkının Osmanlıların buraya getirdiği barış, huzur, adaleti ve oluşturdukları hoşgörü ortamını beğenmeleri ve benimsemeleri, yarımadada 15. yüzyıl ortalarından başlayıp 17. yüzyıl sonlarına kadar devam eden huzur ve sakinliği açıklamakta kullanılabilir.

II. Viyana Kuşatması'nda Osmanlı ordusunun uğradığı ağır yenilgi hem Türkler, hem Avrupalılar, hem de Balkan ulusları için önemli bir dönüm noktası oldu. Avrupalılar artık, Türkleri yenilmez korkunç bir güç olarak görmemeye başladılar. Aralarında kutsal bir ittifak kurarak Osmanlılara karşı saldırıya geçtiler. Avrupalı müttefiklerle Türkler arasındaki çok kanlı ve uzun savaşlar (1683-1699), Türklerin 1699 Karlofça Antlaşması'nı imzalayarak pes etmesiyle sona erdi.

Karlofça Antlaşması sonrası Osmanlı Devleti’nden kopardığı toprak parçalarıyla Balkanlar'a komşu olan Avusturya ve Doğu Avrupa'da Deli Petro tarafından gerçekleştirilen reformlarla büyük bir güç olarak ortaya çıkan Rusya, 18.yüzyıldan itibaren Balkanlar'daki halkları kendi çıkarları doğrultusunda ve Osmanlı Devleti'ni zayıflatmak amacıyla kışkırtmaya ve ayaklandırmaya başladılar. 18. yüzyılda meydana gelen isyanlar 19. yüzyılda meydana gelen ayaklanmalara nazaran daha küçük çapta ve kısa süreli olmalarına rağmen, 18. yüzyıl isyanlarını, 19. yüzyılda meydana gelecek daha büyük çapta, uzun süreli ve sistematik ayaklanmalara hazırlık niteliğinde görülebilir.

[değiştir] Osmanlı egemenliği sonları ve isyanlar

19. yüzyılı Osmanlı Devleti için ayaklanmalar yüzyılı olarak kabul edilebilir. Özellikle Balkan topraklarında meydana gelen isyanlar, devletin günden güne zayıflamasına ve sonunda parçalanmaya kadar varan bir sürece götürmüştür. 1789'da meydana gelen Fransız İhtilali Avrupa'da eşitlik, adalet, özgürlük, bağımsızlık, anayasacılık vb. birçok yeni düşüncenin ortaya çıkmasına sebep oldu. Ortaya çıkan bu yeni düşünceler kısa sürede, bütün dünyada olduğu gibi Balkanlar’da da hızla yayıldı.

Yukarıda da belirtildiği gibi, 19. yüzyıldaki sistematik ayaklanmalardan önce 18. yüzyılda da Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan gibi bazı Osmanlı Balkan eyaletlerinde daha çok, vergilerin toplanması ve birtakım ekonomik sebeplerden ötürü ufak çaplı köylü ayaklanmaları olmuştu. Ancak ilk büyük ayaklanma 19. yüzyılın hemen başında Sırbistan'da patlak verdi.

Sırpların isyanında; Fransız İhtilali'nin getirdiği milliyetçilik fikirlerinin yanı sıra, büyük devletlerin kışkırtmaları, Sırp topraklarının 18 yüzyıldaki Osmanlı-Avusturya Savaşları sebebiyle harabeye dönmesi, Osmanlı yönetiminin eski gücünde olmaması ve cazibesini yitirmesi, Yeniçeri ileri gelenlerinden bazılarının halka zulmetmesi gibi birtakım sebepler sayılabilir.

Yeniçeriler 1801 yılında Sırbistan'da, Osmanlı padişahının temsilcisi olan Belgrad paşasını öldürdüler. Bölgede kendilerine karşı koyacak bir güç olmayan yeniçeriler, âdeta bölgeyi keyfî bir askerî yönetimle idare ediyorlardı. Yeniçeriler, birtakım gerekçeler ileri sürerek 72 Sırp ileri gelenini idama mahkûm ettiler. Bu olay 1804 yılında Sırp halkının, bir domuz tüccarı olan Kara Yorgi'nin başkanlığında ayaklanarak tepki vermesine sebep oldu.

Başlangıçta birtakım haksızlıklara karşı bir tepki olarak başlayan mücadelenin yönü, Sırp kuvvetlerinin İvankovaç Savaşı, Mişar Savaşı ve Deligrad Savaşı'nda Osmanlı kuvvetlerini arka arkaya yenmesi üzerine Kara Yorgi tarafından bağımsızlık olarak değiştirildi. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın tam bu döneme denk gelmesi de İsyanın bir türlü kontrol altına alınamamasına neden oldu. Ancak Osmanlılar 1809'da yaklaşık 20.000 kişilik bir kuvvetle tekrar Sırbistan'a girdi ve Çegar Savaşı'nda asi Sırp ordusu isyanın başından beri ilk defa ciddi olarak yenilgiye uğratıldı. Ancak Kara Yorgi Rusların da desteği ile isyanını 1812'ye kadar aralıklarla devam ettirdi. 1812 Bükreş Antlaşması'nda Rusların da baskısıyla Sırplara birtakım haklar verildi. Fakat bu verilen haklardan tatmin olmayan ve yukarıda da açıkladığımız gibi tam bağımsızlığı hedefleyen Kara Yorgi tekrar ayaklandı. Tam bu sırada Napolyon'un Rusya Seferi'ni başlatmasından da faydalanan Osmanlı Devleti, Ruslardan yardım alma ümidi olmayan Sırplar üzerine bir ordu gönderdi. Türk kuvvetleri karşısında tutunamayan Kara Yorgi yenilerek Avusturya'ya kaçmak zorunda kaldı. Bunun üzerine isyanın liderliğini 3 yıl sonra,1815'de Miloş Obrenoviç aldı. Bu ayaklanmaya müdahale etmesi hâlinde Rusya'nın müdahalesinden çekinen Osmanlı Devleti, Miloş'la anlaşma yoluna gitti. Onu Sırpların prensi olarak tanıdı ve Sırbistan'a kısmî özerklik verdi.

1817'ye gelindiğinde Sırp isyanı yatışmış gibi görünüyordu. Ama kısa bir süre sonra bu sefer de, imparatorluk içerisindeki başka bir Ortodoks halk olan Rumlar, 1821'de Eflak'ta Aleksandr İpsilanti(Alexander Ypsilanti) başkanlığında ayaklandılar. Rumların isyanlarını burada başlatmasının sebebi bölgenin Rusya yakın olması sebebiyle ruslardan da yardım alacaklarını ummaları ve ayrıca Eflak halkının da kendilerine destek vereceğini düşünmeleriydi. Ancak Bab-ı Ali tarafından, uzun bir süreden beri bölgeye yönetici olarak atanan Fenerli Rum idarecilerin kötü yönetiminden çok çekmiş olan Eflaklılar'ın isyana destek vermemesi ve İpsilanti'nin çok güvendiği Rus yardımının da bir türlü gelmemesi nedeniyle ayaklanma kısa sürede bastırıldı.Bunun üzerine Avusturya'ya kaçan İpsilanti orada tutuklandı.Romanya'daki ayaklanmanın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Rumlar bu sefer de Mora’da yeni bir isyan başlatarak bağımsız Yunan devletinin kurulduğunu ilan ettiler. Ayaklanma kısa sürede Yunan anakarasının başka yerlerine ve Girit'e de sıçrayarak bölgedeki Türklere karşı bir katliama dönüştü. Ayrıca, Osmanlı ordusunun kara ve deniz kuvvetlerinin isyanı bastıracak yeterliliğe sahip olmaması ayaklanmanın bir türlü kontrol altına alınamamasına sebep oluyordu. Bunun üzerine Sultan II. Mahmut, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya İsyanı bastırması hâlinde Mora valiliği vaadinde bulunarak onun desteğini istedi. Teklife olumlu yanıt verilmesinden sonra, Osmanlı birliklerinin de desteklediği Mısır kuvvetleri, kara ve denizden Mora yarımadasına, Yunanlara karşı saldırıya geçti. Yunanları kısa sürede yenilgiye uğratan Mısır ordusu 1827'de Atina'yı ele geçirerek asi Yunan hükümetini ortadan kaldırdı.

Balkanlar’da 19. yüzyılda başlayan isyanlar, etnik karşıtlıklardan kaynaklı çatışmalar sonrasında patlak veren Balkan Savaşları, bölgedeki Osmanlı egemenliğini sarsmıştır. 1. Balkan Savaşı’nda çok sayıda cephede, büyük birliklere karşı savaşmak zorunda kalan Osmanlı ordusu, birkaç savaş hariç, geri kalan bütün savaşlardan yenilgiyle ayrılmıştır. Bu savaşlar sonrasında sınırları bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin batı sınırlarının bile gerisine gitmiştir. Akabinde gerçekleşen 2. Balkan Savaşı’nda bir nebze dahi olsa toparlanan Osmanlı ordusu, kaybettiği küçük birkaç toprak parçasını ve Edirne’sini geri almıştır.[12]

1878’de dağılmanın eşiğine gelen Osmanlı İmparatorluğu’nun kesin çöküşüne giden yolun dönüm noktası Balkan Harbi oldu. Onun ardından başlayan Birinci Dünya Savaşı bu süreci tamamladı. Esasen Balkan Harbi, âdeta Avrupa’daki karşıt ittifakların aralarındaki hesaplaşmaya ve paylaşım savaşına hazır olmak amacıyla ürettikleri modern silahların denendiği “kostümlü” bir prova olmuştu. Birinci Dünya Savaşı’nın halledemediği sorunlar bir şekilde İkinci Dünya Savaşı ile çözüldü. Tüm bu süreçte 150.000.000’dan fazla insan yaşamını kaybetti.[13]

[değiştir] 1. Dünya Savaşı’nda Balkanlar

1912-1913 Balkan Savaşları sonrasında Balkanlar’da yeni devletler tesis edilmeye başlanmıştır. Tam da bu dönemde, 1914’te Saraybosna’da Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand’ın öldürülmesi 1. Dünya Savaşı’nın patlamasında son sebep olmuştur. Savaş sonrasında Balkanlar’da, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Bulgaristan, Yunanistan ve (küçük kısmında) Türkiye devletleri mevcut idi. Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, bir zaman sonra Yugoslavya Krallığı hâlini almıştır.

[değiştir] 2. Dünya Savaşı’nda Balkanlar

Balkanlar’da 2. Dünya Savaşı, İtalya’nın büyük İtalya topraklarını oluşturma fikri sonucunda giriştiği çalışmalarla başladı. 1939’da Arnavutluk’u ele geçiren İtalya, 1940’ta Yunanistan’a yöneldi. 28 Ekim 1940’ta Yunan-İtalyan savaşı baş gösterdi. Sonrasında 1941 yılında Almanya orduları, Yugoslavya topraklarına girdi.

[değiştir] Soğuk Savaş döneminde Balkanlar

Soğuk savaş döneminde Balkanlar’daki ülkeler, Sovyetler destekli komünist yönetimlerin hâkimiyetinde olmuştur.

Bu dönemde Balkanlar’da komünist-sosyalist idareler altındaki ülkelerde milliyetçilik ortadan kalkmamıştı. 1984 yılında Todor Jivkov’un idaresindeki komünist Bulgaristan’da Türkler üzerine çok sert asimilasyon ve caydırma politikaları uygulanmıştır. O dönemde Bulgaristan nüfusunun çok ciddi bir bölümünü oluşturan Türklere, isim değiştirme, din değiştirme, zorunlu göç ettirme, işkence vb. yöntemlerle asimilasyon politikalarına girişilmiştir. Jivkov yönetimine karşı gelen Türkler, işlerini, eğitim haklarını ve hatta yaşamlarını kaybetmişlerdir. Bu dönemde baskılardan kaçmak için çeşitli yollarla Türkiye’ye doğru milyonları oluşturan bir Türk göçü yaşanmıştır. Diğer birçok Balkan ülkesinde olduğu gibi, Bulgaristan’da da camiler kapatılmış, İslamî gereklerin yaşanmasına izin verilmemiştir. 1989’da devletin ağır politikalarına karşı koyan Türkler içinde 300.000’in çok üzerinde bir kesim ülkeden sürgün edilmiştir.[14]

Soğuk Savaş döneminde Josip Broz Tito yönetimindeki Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti (1948) ve Arnavutluk (1961) devletleri Sovyetler Birliği ile ayrı düştü. Bulgaristan ile birleşme fikirlerini geri çeviren Yugoslavya yönetimi, kısa bir zaman sonra kurulan Bağlantısızlar Hareketi’ne katılmıştır. Arnavutluk ise Komünist Çin ile kurulan ilişkilerin de etkisiyle dünyadan soyutlanmış, içe kapanık bir ülke hâlini almıştır. Bu dönemde Arnavutluk, Enver Hoca idaresinde katı bir rejim altında olmuştur.

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti de, Soğuk Savaş döneminde ciddi miktarda Türk nüfusu barındıran bir Balkan ülkesi idi. Bu ülkede, özellikle Kosova Özerk Sosyalist Cumhuriyeti, Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti ve Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti içindeki Sancak bölgesinde Türkler yaşamaktaydılar. Ayrıca, Kosova Özerk Sosyalist Cumhuriyeti, Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti’nde Arnavutlar da önemli bir nüfus oranına sahip idiler. Sosyalist sistemle yönetilen Yugoslavya’da bu iki halk üzerinde çoklukla devletin özel bir dikkati olmuştur. Devletin hakkaniyetle yönetildiği dönemde, dil, eğitim gibi hakları verilen bu halklar, ülkenin bütünlüğünde yer almışlardır. 1990’larla beraber çatırdayıp çöküşe giden Yugoslavya sistemiyle beraber halkların da kısmî tepkileri başlamıştır.

Balkanlar’da her zaman komünizmin dışında kalan iki ülke Türkiye ve Yunanistan olmuştur.

19. yüzyıl sonunda Balkanlar

[değiştir] Yugoslavya’nın Dağılması

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti, 1990’ların başıyla beraber birçok iç çatışma ve tartışmalara sahne olmuştur. Ülkenin federal yapısındaki dengesizleşme, bu ülkede kendi özerk cumhuriyetlerinde yaşayan halkların seslerini azar azar yükseltmelerine sebebiyet vermiştir. Yugoslavya’nın olumsuz gidişi ve yükselen Sırp milliyetçiliği karşısında diğer halklarda kıpırdanmalar görülmüştür.

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde özerk cumhuriyet liderleri ve yöneticileri arasındaki anlaşmazlıklar, çeşitli bölgelerde küçüklü büyüklü çatışma ve savaşların çıkmasına sebep olmuştur. Bu çatışma ve savaşların sonrasında Federal Cumhuriyeti oluşturan Slovenya Sosyalist Cumhuriyeti; Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti; Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti (1991’den 1995 sürecine dek) bağlı oldukları Yugoslavya federasyon yapısından ayrılıp bağımsız devletler olmuşlardır. Bu ilk ayrılma dalgasında en büyük acıyı nüfusunun büyük kısmı Müslüman olan Bosna-Hersek görmüştür. Eski Yugoslavya Millî Ordusu’nun (JNA) teçhizatıyla donatılmış Sırbistan ordusu ve milis güçlerinin saldırıları ve bunların yanında küçük çaplı Hırvat saldırıları ile Bosna-Hersek, insanlık dışı olaylara sahne olmuştur.

İlk kopuş dalgası sonrasında eski Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti küçülerek Sırbistan-Karadağ adıyla mevcudiyetini sürdürmüştür. Yeni federasyon, Sırbistan ve Karadağ özerk cumhuriyetleri ve Sırbistan’a bağlı Kosova ve Voyvodina özerk bölgelerinin bütünlüğüyle oluşmuştur. Söz konusu devlet de, 3 Haziran 2006’da Karadağ’ın referandum sonucunda bağımsızlık ilan etmesiyle dağılmıştır.

Eski Yugoslavya topraklarındaki son parçalanma ise Kosova Cumhuriyeti’nin Sırbistan’dan kopması ile gerçekleşmiştir.

[değiştir] 20. yüzyıl sonları

20. yüzyılda Balkanlar’daki devletlerin gelişimleri kısım kısım farklı bir süreç izlemiştir. Yunanistan, 1952’den beri NATO’nun ve 1981’den beri de Avrupa Birliği’nin üyesidir. Yunanistan ayrıca, Eurozone ve Batı Avrupa Birliği’nin de üyesidir. Slovenya ve Kıbrıs Cumhuriyeti 2004’ten beri Avrupa Birliği’ne üyedirler. Bulgaristan ve Romanya da 2007’de Avrupa Birliği bünyesine katılmışlardır. Türkiye, 1963’te Avrupa Birliği üyeliği için başvurmuş, 2005’te de üyelik görüşmelerine başlama hakkı elde etmiştir. Hırvatistan ve Makedonya, 2005 yılında Avrupa Birliği üyeliğine adaylık statüsü kazanmıştır. Karadağ ve Sırbistan da Avrupa Birliği üyeliği konusunda girişimleri olan diğer Balkan ülkelerinden biridir.

Genel olarak Balkanlar’da, devlet yönetimlerinin niyetleri Avrupa Birliği’nden yana imiş gibi görünmektedir.

17 Ekim 2007 tarihinde Hırvatistan, 2008-2009 süreci için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine kabul edilmiştir.

2004 yılında Bulgaristan, Romanya ve Slovenya devletleri NATO’ya üye olmuşlardır.

2006 yılında Karadağ, Sırbistan-Karadağ federasyonundan ayrılmıştır. Bu ayrılık, birçok dünya devletinde Balkanlar’da yeni siyasî ve sosyal sıkıntıların sebebi olarak düşünülmüş olsa da herhangi bir sıkıntı yaratmamıştır.

Kosova, 17 Şubat 2008 tarihinde tek taraflı olarak Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan etmiştir.

Arnavutluk ve Hırvatistan, 1 Nisan 2009 tarihinde NATO’ya katılmışlardır.

[değiştir] Balkanlar’ın bugünü

Balkanlar’ın 19. yüzyıldaki son dalgalanmalar devrine girmesi, 1. ve 2. Balkan Savaşları’nı hazırlamış ve bu savaşlar sonucunda, Osmanlı Devleti’nin egemenliği ortadan kalkmış, Balkanlar için günümüze dek süren gelişmeler yaşanmıştır. Bu süreçlerde en büyük zararlardan birini Balkan Türkleri yaşamışlardır. Balkan Savaşları’nın üstünden daha 100 yıl geçmeden (2009), Balkanlar’daki Türk nüfusu çok ciddi bir kayba uğramış, Türkleri azınlık hâline getiren süreçler yaşanmıştır. Bugün Türkler Balkanlar’da (Türkiye toprakları hariç tutulursa); Sırbistan’da % 0,2; Kosova’da % 8-9’luk; Makedonya’da %11; Yunanistan’da (Batı Trakya ve Ege Adaları’nda) % 3-4; Bulgaristan’da % 20; Balkanlar’ın hemen yanındaki Romanya’da (Tatar Türkleriyle beraber) % 3 civarlarında bir nüfus oranlarındadırlar. Osmanlı devrinde birçok bölgede nüfus oranı olarak üstün olan Türk nüfusu, 1912 yılı civarıyla beraber hızla Türkiye’ye akmıştır.

Bosna Hersek, Osmanlı Devleti’nden 19. yüzyıl sonlarında ani bir ilhakla koparılıp Avusturya-Macaristan’a dâhil edilmişti. Bu süreçten günümüze dek Bosna Hersek ve Boşnaklar, oturmuş bir sisteme ve düzene sahip olamamışlardır. Son Yugoslavya savaşındaki katliamların yaralarını bugün bile sarmaya çalışan ülke, yasal olarak iki; fiilen üç parçalı bir idarî yapıdadır. Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatların kamplaşmasının artma ihtimali, ülkede yeni sıkıntıları doğurabilme potansiyeli taşımaktadır.

Sırbistan, Yugoslavya kurulana dek, Osmanlı devrinden beri büyüyegelen bir yapı arz etmişti. Yugoslavya’nın parçalanması ile yaşanan süreçler sonucunda kendi içinde yaşanan son çatışmalar ve savaşlarla şu an, en küçük sınırlarına yaklaşmıştır. Kuzeyindeki Voyvodina adlı özerk bölge de bağımsızlığa kavuşur ise, Sırbistan tarihinin en küçük sınırlarına kavuşmuş olacaktır.

Karadağ, Yugoslavya’nın parçalanması akabinde Sırbistan ile hareket etmişti. Son süreçte bağımsızlığına kavuşarak yeni bir devlet oldu. Hâlihazırda, ülke olarak oturma evresindedir.

Son bağımsız ülke Kosova Cumhuriyeti, dünya siyaset arenasında lobiler arası çalışmalarla kalıcı bir konum elde etme çabasındadır. Bu son süreçte Sırbistan ve onun ardındaki Ortodoks camia ile Batı dünyası ve Türkiye, iki ayrı kutup gibidirler.

Yunanistan, kuzeybatı kısımlarındaki Arnavut azınlık ve kuzeydoğusuyla adalarındaki Türk azınlık ile, kuruluşundan itibaren mücadele içindedir. Kuruluşundan itibaren Türkleri sürekli baskı altında tutmakta ve anayasal olarak da kabul etmemektedir (Türk yerine Müslüman Helen tabiri). Ülke, devlet politikaları ile ciddi ve hızlı bir asimilasyona zorlayarak veya yurt dışına göçe sebep ettirerek Yunanistan’daki Türk nüfusunun hızla azalmasına sebep olmuştur. Ayrıca, eğitim hakkı konusunda da yaşanan sıkıntılarla, Yunanistan’daki Türklerin kültürel gelişkinlikleri, olması gereken düzeyin altındadır. Aynı şekilde, Kuzeybatıda Arnavutluk sınırlarındaki Arnavut nüfusun hak taleplerine her yöntemle karşı gelmekte ve Yunanistan Arnavutlarını yok saymaktadır.

Bulgaristan, 1980’lerde ülkede azımsanmayacak bir nüfus oranına sahip Türklerle şiddet, asimilasyon gibi yöntemlerle uğraşmış, bu nüfusun haklardan mahrumiyetine veya göç etmesine (Türkiye’ye) sebep olmuştur. Avrupa Birliği tam üyeliği gibi 2000’li yılların süreciyle beraber, ülkedeki Türk nüfus biraz rahatlamış gibidir.

[değiştir] Balkanlar'da bugünkü Türkçe yerleşke isimleri

Balkanlar’da Miladın öncesindeki yıllardan başlayıp çeşitli yoğunluklarla gelişen, Osmanlı devri ile beraber de kökleşen Türk özellikleri, bugün Balkan Türkleri dışında, Balkanlar’da yaşayan diğer halklarda da çeşitli şekillerde görülmektedir. Söz konusu Balkan dilinde (Türkçede değil) kullanılacak kadar içselleşen bu Türkçe yer adları, bu izlerden birisi sayılır. Balkanlar’da yerleşim birimleri ve yerlerin adlarının Türkçe isimleri, 600 yıl civarındaki siyasî ve sosyal gelişimler olarak oluşmuştur. Burada sözü edilen durum ise, Türkçede kullanılan şekillerden bağımsız olarak, ilgili dilde yaşıyor olmasıdır.

Söz konusu Balkan dilindeki şekilleri ile yer adları:

Sırbistan: Ada, Adakale, Alibunar, Bor, Kula, Majdanpek, Novi Pazar, Ćuprija, Surduk

Makedonya: Demir Hisar, Demir Kapija, Kumanovo.

Bosna-Hersek: Sarajevo, Tuzla, Odžak, Čardak.

Hırvatistan: Bakar.

Arnavutluk: Bajram Curri, Kepenek, Ahmetaj.

Bulgaristan: Harmanli, Kırcali, Kazanlık, Kula, Pazardzik, Durankulak, Pamukci.

Karadağ: Mahala, Virpazar, Kazanci, Timar, Han, Kula.

Kosova: İpek, Elezhan, Yakova, Firuzağa, Mamuşa.

Romanya: Teleorman, Baba Ana, Azaplar, Tuzla, Topalu, Saraiu, Techirghiol, Babadag, Beştepe

[değiştir] Türkçeden Balkan dillerine geçen sözler

İlgili dildeki imla şekli ile:

(İlgili dildeki bazı harflerin Türkiye Türkçesi alfabesindeki karşılığı: j= y, č/ć = ç, š = ş, q = ç/k arası, ë = ı, ll = l, ă = uzun a, đ = c, dž = c, ž = j)


Sırpça: böbrek (bubreg), bakır (bakar), börek (burek), çekiç (čekić), pamuk, kule (kula), nar, sabun (sapun), alet (alat), sac (sač), tepsi (tepsija), çelik (čelik), boya (boja), başıbozuk (bašibozuk), çadır (šator), akşam(akšam), boğaz(bogaz), damar, bolluk(buljuk), sucuk(sudžuk), gümrük(đumruk), çardak(čardak), saat kulesi(sahat kula), lokum,Türk lokumu(ratluk, rahatlokum), binbaşı(bimbaša), kese(kesa), delibaş(delibaša), başlık(bašlik), kuyumcu(kujundžija),oluk.

Bulgarca: böbrek (bıbrek), halı (kilim), boya, kayısı (kaysiya), cıva (jivak), badem, kerpiç (kirpiç), pamuk, pazar, kova (kofa), kestane (kesten), kahve (kafe), katır, kalay, kule(kula), aba, kasap (kasapin), aptal, çorap, tütün (tyutyun).

Arnavutça: çarşaf (çarçaf), bakır (bakri), pamuk (pambuku), bahçıvan (bahçevan), yorgan (jorgan), kalay (kallaj), yelek (jelek), çekiç, boza (bozë), fincan (filxhan), direk, kaymak (kajmak), teneke (teneqe), mahalle (mëhallë), dolap (dollap), usta, deve, çadır(çadër), çelik, kafes(kafaz).

Rumence: kayısı (caisă), çizme (cizma), yoğurt (iaurt), çarşaf (cearşaful), tütün (tutun), ibrik (ibricul), pamuk (bumbac), raf (raft), sabun (săpunul), tarife (tariful), kapak (capac), dolap (dulapul), yeniçeri (ıenicer), bre, çorap (ciorapul), maymun (maimuţa), kaldırım(caldarăm), karagöz(caraghios), fildişi(fildeş), soba.

Makedonca: para (pari), lale, saat, böbrek (bubreg), cezve (đezve), boya (boja), bakır (bakar), biber (piper), tütün (tutun), çay(čaj), kule (kula), maymun (majmun), kerevet (krevat), kalay (kalaj), bayrak (bajrak), kapak, budala, darçın(darčin), törpü(turpija), çoban(čoban).

Boşnakça: kaşık (kašika), çakal (šakal), döşek (dušek), barut (barut), bakır (bakar), çeşme (česma), şeker (šećer), kilim (ćilim), köfte (ćufte), kebap (ćebab (ćevab) çelik (čelik), sandık (sanduk), kireç (kreč), bayraktar (bajraktar), peşkir (peškir), kantar (kantar), nene(nena), aralık(araluk), zehirli(zeherli), kapı(kapija), mezarlık(mezarluk),kalıp(kalup), saksı(saksija), beşik(bešika), avlu(avlija), oklava(oklagija), yular(ular), taban(), turşu(turšija), ambar(hambar), meydan(megdan).

Hırvatça: bakır (bakar), baklava, civa (živa), alet (alat), helva (halva), boya (boja), nar, kaymak (kajmak), böbrek (bubreg), yoğurt (jogurt), džep (cep), çorap (čarapa), bakraç (bakrač), katran, karanfil(karanfilić), çırak(cirak), balta, makas(makaze), ada, burgu(burgija).

[değiştir] Balkanlar’ın siyasî süreci

[değiştir] Osmanlı Devleti'nin çöküşü

Ülke Özerklik Tarihi Bağımsızlık Tarihi Kimden
Flag of Greece (1828-1978).svg Yunanistan 1829 1830 Ottoman flag.svg Osmanlı Devleti
Flaf of Serbia (1882-1918).png Sırbistan Krallığı 1829 1878 Ottoman flag.svg Osmanlı Devleti
Karadağ Krallığı - 1878 Ottoman flag.svg Osmanlı Devleti
Romanian Army Flag - 1897 used model.svg Romanya 1856 1878 Ottoman flag.svg Osmanlı Devleti
Naval Ensign of Bulgaria (1878-1944).svg Bulgaristan 1878 1908 Ottoman flag.svg Osmanlı Devleti
Flag of Albanian Provisional Government 1912-1914.gif Arnavutluk - 1912 Ottoman flag.svg Osmanlı Devleti

[değiştir] Yugoslavya’nın parçalanması

Ülke Bağımsızlık Tarihi Kimden
Flag of Slovenia.svg Slovenya 1991 Yugoslavya Yugoslavya
Flag of Croatia.svg Hırvatistan 1991 Yugoslavya Yugoslavya
Flag of the Republic of Macedonia 1991-1995.svg Makedonya 1991 Yugoslavya Yugoslavya
Flag of Bosnia and Herzegovina (1992-1998).svg Bosna-Hersek 1992 Yugoslavya Yugoslavya

[değiştir] Sırbistan-Karadağ’ın ilgası

Ülke Bağımsızlık Tarihi Kimden
Flag of Montenegro.svg Karadağ 2006 Flag of Serbia and Montenegro.svg Sırbistan-Karadağ
Flag of Serbia.svg Sırbistan 2006 Flag of Serbia and Montenegro.svg Sırbistan-Karadağ

[değiştir] Kosova’nın bağımsızlığı

Ülke Bağımsızlık Tarihi Kimden
Flag of Kosovo.svg Kosova 2008 Flag of Serbia.svg Sırbistan


[değiştir] Kaynak

  1. ^ Türk Dil Kurumu “Balkan” sözünün anlamları ve köken bilgisi
  2. ^ Arapça “البلقان / El-Balkan”; Boşnakça “Balkan”; Katalanca “Balcans”; Çekçe “Balkán”; Amanca “Balkanhalbinsel”; Yunanca “Βαλκάνια / Balkania”; İngilizce “Balkans”; İspanyolca “Balcánica”; Farsça “بالکان / Balkan”; Fince “Balkan”; Fransızca “Balkans”; Hırvatça “Balkan”; İtalyanca “Balcanica”; Litvanca “Balkanai”; Makedonca “Балкан / Balkan”; Norveççe “Balkan”; Rusça “Балканский полуостров / Balkanskiy Poluostrov” Balkan Yarımadası; Sırpça “Балкан / Balkan”; İsveççe “Balkanhalvön”; Vietnamca “Balkan” vb.
  3. ^ Osmanlı Atlası – XX. Yüzyıl Başları, Binbaşı M.Nasrullah; Kolağası M.Rüşdi; Mülazım M.Eşref, OSAV, İstanbul, 2003
  4. ^ Barbara Jelavich, History of the Balkans: Eighteenth and nineteenth centuries, 1983, Cambridge University Press, s.1, ISBN 978-0-521-27458-6
  5. ^ Bağımsızlığını ilan eden Kosova, bilgilere dahil değildir.
  6. ^ Nüfus ve yüzölçümü bilgileri bütün Türkiye'yi kapsar.
  7. ^ Türkiye’nin Balkan topraklarındaki illerinin (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale {Avr.}, İstanbul {Avr.}) 9.6 milyon civarındaki nüfusuyla beraber Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Romanya gibi devletlerde yaşayan Türklerin yaklaşık nüfus sayısıdır
  8. ^ 2001 census, Yunanistan’ın toplam nüfusu olan (10.964.020)’nin %93 (10.196.539)’u Yunan’dır.
  9. ^ Balkanlar’da Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Karadağ ve Yunanistan’da yaşayan Arnavutların yaklaşık nüfus ayısıdır.
  10. ^ Romanya’nın Balkanlar’daki topraklarında yaşayan tahminî Romen sayısıdır.
  11. ^ Slovenya’nın Balkanlar’daki topraklarında yaşayan tahminî Sloven sayısıdır.
  12. ^ İbrahim Artuç, Balkan Savaşı, KASTAŞ Yayınları, 1988, İstanbul
  13. ^ Sacit Kutlu, Milliyetçilik ve Emperyalizm Yüzyılında Balkanlar ve Osmanlı Devleti, İstanbul Bilgi Üniv. Yayınları, 2007, İstanbul, önsöz
  14. ^ 20. Yüzyıldaki İkincil Savaş ve Zulüm (İngilizce)

http://bg.wikipedia.org/wiki/%D0%A4%D0%B0%D0%B9%D0%BB:Balkans_Animation_1800-2006.gif