Balkanlar

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Balkanlar’ın sınırları
Balkanlar’ın uydu görüntüsü (NASA)
I. Kosova Savaşı'ndan(1389) bir sahne
Balkanlar

Avrupa kıtasının güneydoğusunda yer alan topraklara Balkanlar, Balkan Yarımadası ya da Balkan; ya da bu bölgenin ve dolaysıyla adının kötü ününden dolayı artık sıkça Güneydoğu Avrupa da deniliyor, ve kullanımı birçok (özellikle de resmi) alanda artıyor. Bunun başlıca nedeni (özellikle yakın geçmiş de dahil) Balkanların savaşlarla, katliamlara ve "etnik temizlikle" anılmasıdan ve hatırlanmasıdan kaynaklanıyor olması [en:Balkans]. Bölge Avrupa'nın en yoksul, geri kalmış ve sorunlu yerlerinin başında gelir. Osmanlı Devleti’nin bölgedeki hükümranlığının bitişinden itibaren Balkanlar’ın paylaşımına dair sıkıntılar günümüze dek sürmüştür. Bölgenin adı olan Balkan kelimesi Türkçedir ve dağ; dağ silsilesi anlamındadır. Osmanlı devrinde sıkça kullanılmıştır. (Örn: Golyak Balkanı, Bor Balkanı, Bababalkanı vb.)[1]

Türkiye Türkçesi literatüründe ayrıca Rumeli adlandırması da Balkanlar adlandırmasına denk bir kullanıma sahiptir. Rumeli ismi ise, Osmanlı Devleti’nin Doğu Roma İmparatorluğu’ndan aldığı topraklara verdiği Türkçe isimdir. Rum, Roma sözüdür.

Balkanlar'da bulunan başlıca devletler; Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Kosova[2], Sırbistan, Karadağ ve Bosna-Hersek'tir. Türkiye, Balkan Yarımadası'nda bir miktar toprağı olduğundan Romanya, Hırvatistan, Slovenya, Macaristan ve Moldova, tarihî bağlarından ötürü bazen Balkan ülkesi sayılırlar. Bölge, birçok ulusun, kültürün ve dinin yaşadığı bir yerdir.

Konu başlıkları

[değiştir] Tarih

Tarih boyunca Avrupa'nın hiçbir bölgesi Balkanlar kadar saldırı, istila ve işgale uğramamıştır. Uzun tarihi boyunca sık sık,özellikle kuzeyden ve batıdan gelen değişik orduların saldırısına uğrayıp ele geçirilen bölge, sırasıyla; Persler, Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar, Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Sırplar, Türkler, Avusturyalılar ve daha başka uluslar tarafından uzun yıllar boyunca yönetildi. Balkanlar'ın yerli halkı olan topluluklar kısa süreli dönemler hariç tarih boyunca hep başka milletlerin idaresi altında yaşadılar.

Eski devirlerde, bölgede kurulan güçlü bir devlet, dışarıdan gelen daha güçlü bir devletin saldırısı sonucu yıkılıyor, bölgeyi egemenliği altına alan bu yeni devletin de, bölgedeki egemenliği uzun süreli olmuyor ve dışarıdan gelen, kendisinden daha güçlü bir başka devletin saldırısı sonucu aynı akıbete uğruyordu. 10. yüzyılda bölgenin büyük bir kısmını ele geçiren Büyük Bulgar İmparatorluğu, 1018 yılında "Bulgar Kasabı" olarak bilinen Bizans İmparatoru II. Basileios tarafından yıkıldıktan sonra, bölgeye yerleşen Bizans İmparatorluğu, 14 yüzyıldaki Sırp saldırıları sonucu aynı akıbete uğramıştır.Stefan Duşan'ın(1331-1355) yönetimi döneminde Belgrad'dan Atina'ya kadar geniş bir alana yayılarak bölgede Doğu Roma’nın (Bizans) yerini alan kudretli Sırp İmparatorluğu ise; 14. yüzyılda doğudan gelen Osmanlı Devleti’nin saldırıları sonucu ortadan kaldırıldı.

[değiştir] Osmanlı Türk Devri

14. yüzyıl ortalarında Müslüman Türklerin Çimpe Kalesi’ni alarak Rumeli'ye geçişi Balkanlar'ın tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Osmanlılar, Balkan Yarımadası'na ayak bastıklarında bölgede, kendilerine karşı gelebilecek ne güçlü bir siyasî birlik ne de güçlü bir devlet bulunmaktaydı. O dönem Balkanlar'ın en güçlü devleti olan Sırp Krallığı bile Osmanlıların askerî gücüne dayanamayarak 15. yüzyıl ortalarında çöktü.

Osmanlı Türkleri, Trakya'ya ayak bastıktan sonra, 1361'de Edirne'yi ve 1363’te de Filibe'yi alarak bölgede ilerlemeye başlaması, aralarında çeşitli dinî, siyasî, askerî vb. sorunlar olan Balkan halklarının (Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar,Bosnalılar, Eflaklılar, Boğdanlılar, Hırvatlar, Slovenler) bu sorunlarını bir kenara bırakıp yaklaşan "Türk" tehlikesine karşı birleşerek savunma ve saldırılar yapmalarına sebep oldu. Bu seferlere, Balkan devletleri dışında zaman zaman, bölgenin hamiliği rolünü üstlenen Macar Krallığı doğrudan İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Lehistan ve İskoçya gibi çeşitli Avrupa ülkeleri de bir miktar asker göndererek dolaylı yönden iştirak ettiler.

Haçlı Orduları ile Osmanlılar arasında 14. yüzyıl ortalarında Sırpsındığı Savaşı (1364) başlayan çatışmalar I. Kosova Savaşı (1389), Niğbolu Savaşı (1396), Varna Savaşı (1444) ve son olarak da II. Kosova Savaşı (1448) ile 15.yüzyıl ortalarına kadar devam etti.

II. Kosova Savaşı'nın kaybedilmesi Balkan uluslarının Türklere karşı direnişinin kesin olarak sona ermesine neden oldu. Bölge bu savaştan 17. yüzyıl sonlarındaki II. Viyana Kuşatması’na kadar diğer dönemlere oranla göreceli de olsa sakin ve huzurlu bir dönem geçirdi. Bunda o dönemki Osmanlı yöneticilerinin bölgeden yalnızca bir miktar vergi almayı yeterli görmesi ve halkın gelenek,görenek,inanç ve ibadet olarak ifade edebileceğimiz yaşam tarzına karışmaması önemli bir yere sahiptir. Ayrıca, bundan önceki yerel yöneticilerin baskı,zulüm,adaletsizlik ve ağır vergileri altında ezilen bölge halkının Osmanlıların buraya getirdiği barış,huzur,adaleti ve oluşturdukları hoşgörü ortamını beğenmeleri ve benimsemeleri, yarımadada 15. yüzyıl ortalarından başlayıp 17. yüzyıl sonlarına kadar devam eden huzur ve sakinliği açıklamakta kullanılabilir.

II. Viyana Kuşatması'nda Osmanlı ordusunun uğradığı ağır yenilgi hem Türkler, hem Avrupalılar, hem de Balkan ulusları için önemli bir dönüm noktası oldu. Avrupalılar artık, Türkleri yenilmez korkunç bir güç olarak görmemeye başladılar. Aralarında kutsal bir ittifak kurarak Osmanlılara karşı saldırıya geçtiler. Avrupalı müttefiklerle Türkler arasındaki çok kanlı ve uzun savaşlar (1683-1699), Türklerin 1699 Karlofça Antlaşması'nı imzalayarak pes etmesiyle sona erdi.

Karlofça Antlaşması sonrası Osmanlı Devleti’nden kopardığı toprak parçalarıyla Balkanlar'a komşu olan Avusturya ve Doğu Avrupa'da Deli Petro tarafından gerçekleştirilen reformlarla büyük bir güç olarak ortaya çıkan Rusya 18.yüzyıldan itibaren Balkanlar'daki halkları kendi çıkarları doğrultusunda ve Osmanlı Devleti'ni zayıflatmak amacıyla kışkırtmaya ve ayaklandırmaya başladılar. 18.yüzyılda meydana gelen isyanlar 19.yüzyılda meydana gelen ayaklanmalara nazaran daha küçük çapta ve kısa süreli olmalarına rağmen, 18.yüzyıl isyanlarını, 19.yüzyılda meydana gelecek daha büyük çapta, uzun süreli ve sistematik ayaklanmalara hazırlık niteliğinde görülebilir.

19.yüzyılı Osmanlı Devleti için ayaklanmalar yüzyılı olarak kabul edilebilir. Özellikle Balkan topraklarında meydana gelen isyanlar, devletin günden güne zayıflamasına ve sonunda parçalanmaya kadar varan bir sürece götürmüştür. 1789'da meydana gelen Fransız İhtilali Avrupa'da eşitlik, adalet, özgürlük, bağımsızlık, anayasacılık vb. birçok yeni düşüncenin ortaya çıkmasına sebep oldu. Ortaya çıkan bu yeni düşünceler kısa sürede, bütün dünyada olduğu gibi Balkanlar’da da hızla yayıldı.

Yukarıda da belirtildiği gibi, 19. yüzyıldaki sistematik ayaklanmalardan önce 18. yüzyılda da Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan gibi bazı Osmanlı Balkan eyaletlerinde daha çok, vergilerin toplanması ve birtakım ekonomik sebeplerden ötürü ufak çaplı köylü ayaklanmaları olmuştu. Ancak ilk büyük ayaklanma 19. yüzyılın hemen başında Sırbistan'da patlak verdi.

Sırpların isyanında; Fransız İhtilali'nin getirdiği milliyetçilik fikirlerinin yanı sıra, büyük devletlerin kışkırtmaları, Sırp topraklarının 18 yüzyıldaki Osmanlı-Avusturya Savaşları sebebiyle harabeye dönmesi, Osmanlı yönetiminin eski gücünde olmaması ve cazibesini yitirmesi, Yeniçeri ileri gelenlerinden bazılarının halka zulmetmesi gibi birtakım sebepler sayılabilir.

Yeniçeriler 1801 yılında Sırbistan'da, Osmanlı padişahının temsilcisi olan Belgrad paşasını öldürdüler. Bölgede kendilerine karşı koyacak bir güç olmayan yeniçeriler, âdeta bölgeyi keyfî bir askerî yönetimle idare ediyorlardı. Yeniçeriler, birtakım gerekçeler ileri sürerek 72 Sırp ileri gelenini idama mahkûm ettiler. Bu olay 1804 yılında Sırp halkının, bir domuz tüccarı olan Kara Yorgi'nin başkanlığında ayaklanarak tepki vermesine sebep oldu.Başlangıçta bir takım haksızlıklara karşı bir tepki olarak başlayan mücadelenin yönü,Sırp kuvvetlerinin İvankovaç Savaşı,Mişar Savaşı ve Deligrad Savaşı'nda Osmanlı kuvvetlerini arka arkaya yenmesi üzerine Kara Yorgi tarafından bağımsızlık olarak değiştirildi.1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın tam bu döneme denk gelmesi de İsyanın bir türlü kontrol altına alınamamasına neden oldu.Ancak Osmanlılar 1809'da 10.000 kişilik bir kuvvetle tekrar Sırbistan'a girdi ve Çegar Savaşı'nda asi Sırp ordusu isyanın başından beri ilk defa ciddi olarak yenilgiye uğratıldı.Ancak Kara Yorgi Ruslar'ında desteği ile isyanını 1812'ye kadar aralıklarla devam ettirdi.1812 Bükreş Antlaşması'nda Ruslar'ında baskısıyla Sırplar'a bir takım haklar verildi.Fakat bu verilen haklardan tatmin olmayan ve yukarıda da açıkladığımız gibi tam bağımsızlığı hedefleyen Kara Yorgi tekrar ayaklandı.Tam bu sırada Napolyon'un Rusya Seferi'ni başlatmasından da faydalanan Osmanlı Devleti,Ruslardan yardım alam ümidi olmayan Sırplar üzerine bir ordu gönderdi.Türk kuvvetleri karşısında tutunamıyan Kara Yorgi yenilerek Avusturya'ya kaçmak zorunda kaldı.Bunun üzerine isyanın liderliğini 3 yıl sonra,1815'de Miloş Obrenoviç aldı.Bu ayaklanmaya müdahele etmesi halinde Rusya'nın müdahelesinden çekinen Osmanlı devleti Miloş'la antlaşma yoluna gitti onu Sırpların prensi olarak tanıdı ve Sırbistan'a kısmi özerklik verdi.

19. yüzyıl sonunda Balkanlar

[değiştir] Balkanlar’ın Bugünü

Balkanlar’ın 19. yüzyıldaki son dalgalanmalar devrine girmesi, 1. ve 2. Balkan Savaşları’nı hazırlamış ve bu savaşlar sonucunda, Osmanlı Devleti’nin egemenliği ortadan kalkmış, Balkanlar için günümüze dek süren çok acı, trajik gelişmeler yaşanmıştır. Bu süreçlerde en büyük zararı Balkan Türkleri yaşamışlardır. Balkan Savaşları’nın üstünden daha 100 yıl geçmeden (2009), Balkanlar’daki Türk nüfusu çok ciddi bir kayba uğramış, Türkleri azınlık haline getiren süreçler yaşanmıştır. Bugün Türkler Balkanlar’da (Türkiye toprakları hariç tutulursa); Sırbistan’da % 0,2; Kosova’da % 8-9’luk; Makedonya’da %11; Yunanistan’da (Batı Trakya ve Ege Adaları’nda) % 3-4; Bulgaristan’da % 20; Balkanlar’ın hemen yanındaki Romanya’da (Tatar Türkleriyle beraber) % 3 civarlarında bir nüfus oranlarındadırlar. Osmanlı devrinde birçok bölgede nüfus oranı olarak üstün olan Türk nüfusu, 1912 yılı civarıyla beraber hızla Türkiye’ye akmıştır.

Bosna Hersek, Osmanlı Devleti’nden 19. yüzyıl sonlarında ani bir ilhakla koparılıp Avusturya-Macaristan’a dâhil edilmişti. Bu süreçten günümüze dek Bosna Hersek ve Boşnaklar, oturmuş bir sisteme ve düzene sahip olamamışlardır. Son Yugoslavya savaşındaki katliamların yaralarını bugün bile sarmaya çalışan ülke, yasal olarak iki; fiilen üç parçalı bir idarî yapıdadır. Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatların kamplaşmasının artma ihtimali, ülkede yeni sıkıntıları doğurabilme potansiyeli taşımaktadır.

Sırbistan, Yugoslavya kurulana dek, Osmanlı devrinden beri büyüyegelen bir yapı arz etmişti. Yugoslavya’nın parçalanması ile yaşanan süreçler sonucunda kendi içinde yaşanan son çatışmalar ve savaşlarla şu an, en küçük sınırlarına yaklaşmıştır. Kuzeyindeki Voyvodina adlı özerk bölge de bağımsızlığa kavuşur ise, Sırbistan tarihinin en küçük sınırlarına kavuşmuş olacaktır.

Karadağ, Yugoslavya’nın parçalanması akabinde Sırbistan ile hareket etmişti. Son süreçte bağımsızlığına kavuşarak yeni bir devlet oldu. Hâlihazırda, ülke olarak oturma evresindedir.

Son bağımsız ülke Kosova Cumhuriyeti, dünya siyaset arenasında lobiler arası çalışmalarla kalıcı bir konum elde etme çabasındadır. Bu son süreçte Sırbistan ve onun ardındaki Ortodoks camia ile Batı dünyası ve Türkiye, iki ayrı kutup gibidirler.

Yunanistan, kuzeybatı kısımlarındaki Arnavut azınlık ve kuzeydoğusuyla adalarındaki Türk azınlık ile, kuruluşundan itibaren mücadele içindedir. Kuruluşundan itibaren Türkleri sürekli baskı altında tutmakta ve anayasal olarak da kabul etmemektedir (Türk yerine Müslüman Helen tabiri). Ülke, devlet politikaları ile ciddi ve hızlı bir asimilasyona zorlayarak veya yurt dışına göçe sebep ettirerek Yunanistan’daki Türk nüfusunun hızla azalmasına sebep olmuştur. Ayrıca, eğitim hakkı konusunda da yaşanan sıkıntılarla, Yunanistan’daki Türklerin kültürel gelişkinlikleri, olması gereken düzeyin altındadır. Aynı şekilde, Kuzeybatıda Arnavutluk sınırlarındaki Arnavut nüfusun hak taleplerine her yöntemle karşı gelmekte ve Yunanistan Arnavutlarını yok saymaktadır.

Bulgaristan, 1980’lerde ülkede azımsanmayacak bir nüfus oranına sahip Türklerle şiddet, asimilasyon gibi yöntemlerle uğraşmış, bu nüfusun haklardan mahrumiyetine veya göç etmesine (Türkiye’ye) sebep olmuştur. Avrupa Birliği tam üyeliği gibi 2000’li yılların süreciyle beraber, ülkedeki Türk nüfus biraz rahatlamış gibidir.

[değiştir] Balkanlar'da Bugünkü Türkçe Yerleşke İsimleri

Sırbistan: Ada, Adakale, Alibunar, Bor, Kula, Majdanpek, Novi Pazar (Yeni Pazar).

Makedonya: Demir Hisar, Demir Kapija, Kumanova.

Bosna-Hersek: Sarajevo (Saraybosna), Tuzla.

Hırvatistan: Bakar.

Arnavutluk: Bajram Curri, Kepenek, Ahmetaj.

Bulgaristan: Harmanli (Harmanlı), Kırcaali, Kazanlak, Kula, Pazardzhik (Pazarcık), Durankulak, Pamukci.

Karadağ: Mahala, Virpazar, Kazanci, Timar, Han, Kula.

Kosova: İpek, Elezhan, Yakova, Firuzağa, Mamuşa.

Romanya:Teleorman, Baba Ana, Azaplar, Tuzla

[değiştir] Balkanlar’ın Siyasî Süreci

[değiştir] Osmanlı Devleti'nin Çöküşü

Balkanlar’ın tarihî süreci (siyasî)
Ülke Özerklik Tarihi Bağımsızlık Tarihi Kimden
Yunanistan 1829 1830 Osmanlı Devleti
Sırbistan Krallığı 1829 1878 Osmanlı Devleti
Karadağ Krallığı - 1878 Osmanlı Devleti
Romanya 1856 1878 Osmanlı Devleti
Bulgaristan 1878 1908 Osmanlı Devleti
Arnavutluk - 1912 Osmanlı Devleti

[değiştir] Yugoslavya’nın Parçalanması

Ülke Bağımsızlık Tarihi Kimden
Slovenya 1991 Yugoslavya Yugoslavya
Hırvatistan 1991 Yugoslavya Yugoslavya
Makedonya 1991 Yugoslavya Yugoslavya
Bosna-Hersek 1992 Yugoslavya Yugoslavya

[değiştir] Sırbistan-Karadağ’ın İlgası

Ülke Bağımsızlık Tarihi Kimden
Karadağ 2006 Sırbistan-Karadağ
Sırbistan 2006 Sırbistan-Karadağ

[değiştir] Kosova’nın Bağımsızlığı

Ülke Bağımsızlık Tarihi Kimden
Kosova 2008 Sırbistan


[değiştir] Kaynak

  1. ^ Osmanlı Atlası – XX. Yüzyıl Başları, Binbaşı M.Nasrullah; Kolağası M.Rüşdi; Mülazım M.Eşref, OSAV, İstanbul, 2003
  2. ^ Kosova, 17 Şubat 2008 Türkiye saati ile saat 16:39'da tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir.