Alevilik
Vikipedi, özgür ansiklopedi
| Bu maddedeki veya maddenin bir bölümündeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız. Maddeye uygun bir biçimde kaynak ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. |
|
Alevilik |
|
Alevilikte önderler
Alevi mutasavvıflar
Gruplar
|
Alevîlik (Arapça: عَلَوِیُّون), Türkiye’de Sünnîlikten sonra en fazla mensubu olan ikinci İslâmî mezheptir. Türkiye’de en çok Alevî köyü yaklaşık 560 Alevî köyüyle Sivas ilindendir. En yoğun nüfus Tunceli ilindedir. Ardından da Erzincan, Malatya, Tokat, Amasya, Çorum illeri gelmektedir.
Konu başlıkları |
[değiştir] İnanç
[değiştir] Temel inanç
Alevîlik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiîliğin Onikicilik’le ortak noktalara sâhip bir yoldur.[kaynak belirtilmeli]
Alevîlik’te incelenmesi gereken asıl inanç, varlığın birliğidir.
Alevîlik’te tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.[kaynak belirtilmeli] Bu, Batı felsefesi'nde görülen panteizme benzemektedir.
Alevîlik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kur’ân’ın şekline değil, özünü kabul ettiklerini belirten, amacı "Seyr-ü sülûk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.[kaynak belirtilmeli] Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecellî ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibâdetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icrâ etme biçimine denir.[kaynak belirtilmeli] En-el Hak (Arapça: أَنَاْ الْحَق, Anal Haq, Türkçe: „Ben Hakkım“), "Haktan gayrı değilim" demektir, "Tanrı’yım" anlamına gelmez. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, "Ben Haktan ibâretim, ancak Hak benden ibâret değil" denebilir.
Hayâtın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır.[kaynak belirtilmeli]
Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir. Alevî ibâdetinin uygulandığı mekân cemevidir.
[değiştir] „Dört Kapı Kırk Makam“ inancı
Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektâş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir.[kaynak belirtilmeli]
Bu Dört Kapı şunlardır:
Her kapının on makâmı vardır.
[değiştir] Şeriat kapısının makamları
- İnanmak,
- İlim öğrenmek,
- İbâdet etmek,
- Haramdan uzaklaşmak,
- Ailesine faydalı olmak,
- Çevreye zarar vermemek,
- Peygamberin emirlerine uymak,
- Şefkatli olmak,
- Temiz olmak ve
- Yaramaz işlerden sakınmak.
[değiştir] Tarîkat kapısının makamları
- Tövbe etmek,
- Mürşidin ögütlerine uymak,
- Temiz giyinmek,
- İyilik yolunda savaşmak,
- Hizmet etmeyi sevmek,
- Haksızlıktan korkmak,
- Ümitsizliğe düşmemek,
- İbret almak,
- Nîmet dağıtmak,
- Özünü fakir görmek
[değiştir] Mârifet kapısının makamları
- Edepli olmak,
- Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,
- Perhizkârlık,
- Sabır ve kanaat,
- Hayâ,
- Cömertlik,
- İlim,
- Hoşgörü,
- Özünü bilmek,
- Âriflik.
[değiştir] Hakîkat kapısının makamları
- Alçakgönüllü olmak,
- Kimsenin ayıbını görmemek,
- Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,
- Allah’ın her yarattığını sevmek,
- Tüm insanları bir görmek,
- Birliğe yönelmek ve yöneltmek,
- Gerçeği gizlememek,
- Mânâyı bilmek,
- Tanrısal sırrı öğrenmek ve
- Tanrısal varlığa ulaşmak.
[değiştir] Alevîlik’te İbâdet
Alevîler, Muhammed’in son Peygamber olduğuna, Ali’ninse Velî’liğine (ya da İmamlığına) inanırlar. Türk Alevîleri ibâdetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi’ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayındaysa 12 gün oruç tutarlar. Muharrem’den sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel üç gün Mâsum-u Pâklar orucunu tutarlar.[kaynak belirtilmeli]
Türk Alevîleri kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "tâlip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevîlik’te "yol" denen deyimin temelini dört kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Sırasıyla şeriat, tarîkat, mârifet ve hakîkat dört kapıyı oluşturmaktadır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz on’ar tane makamı vardır. Bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat kapısıysa tarikata hizmet etmek, Alevîlik’in kurallarına özen göstermektir. Mârifet kapısıysa bir nevi kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakâr olabilmektir. Hakikat kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı'yla arasındaki sırra nâil olması demektir.[kaynak belirtilmeli]
[değiştir] Cem
Cem toplu halde ettikleri ibâdetin adıdır. (Arapça: جَم, cem, Türkçe: „toplanma, birikme, bir araya gelme“).
Türk Alevîlerinde cemde bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan ceme başlanmaz.
Alevîlerin toplu anlamda temel ibâdeti olan cem, bir dedenin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir,
[değiştir] Cemevi
Alevîlerin ibâdet ettiği yere “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamındadır. Cem, herhangi bir yerde yapılabilir. Evde ya da temiz olan her yerde yapılabilir. Önemli olan Allah’a sığınmak ve ibâdet etmektir. Cemevi ise sâdece ibâdet amaçlı kullanılmıyor, cemevleri, salt tapınma maksadıyla kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Türk Alevî topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir.
[değiştir] Duaz ve deyiş
Duaz, Duazdeh’in kısaltılmış halidir. (Farsça: دُوازْدَه, Türkçe: „oniki“).
Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar’ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bâzen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar’ın yanı sıra başta Muhammed ve Hacı Bektaş Velî olmak üzere ulularının adları geçmektedir.
Alevîlik ve ler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sâhiptir. Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş liği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır.
Alevîlik’te Duaz ve Deyişlerin ibâdet dili Türkçe’dir.
[değiştir] Mersiye
Mersiye, bir edebiyat terimidir. Divan edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini, iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir. 8 beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır.
[değiştir] Semah
Semah, cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Velî, bu konuda şöyle söyler: "Semah, âriflerin âleti, muhiplerin ibâdeti, tâliplerin maksûdudur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir".
Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrâil’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Yâ Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.
Geçmişte sâdece cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icrâ edilmektedir.
[değiştir] Muharrem Orucu
- Daha çok bilgi için: Kerbelâ Savaşı
10 Ekim 680’de Ali’nin oğlu ve Muhammed’in torunu Hüseyin'le ailesi ve tâkipçileri (toplam 72 kişi) Kerbelâ’da şehit edildiler.
Alevîler bu olayı anmak için, her yıl Muharrem Ayında 12 gün oruç tutarak yas tutarlar. Alevîler Muharrem orucuyla Hüseyin (RA)`in şahsında Ehlibeyt’e bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zâlimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lânetlerler.
[değiştir] Alevîlik’te Kutsal Günler ve Anma Günleri[kaynak belirtilmeli]
- Muharrem Orucu
- Aşure Günü
- Hızır Orucu
- Hüseyin’in katledilmesi (Kerbelâ Olayı)
- 21 Mart- Ali’nin doğum günü ve Nevruz
- Gadırhum
- 5-6 Mayıs: Hıdırellez
- 6-7 Haziran: Abdal Musa Anma Törenleri
- 16-18 Ağustos: Hacı Bektâş-ı Velî’yi anma törenleri
[değiştir] Târihsel Gelişimi
Anadolu’nun İslâm'laşmasını sağlayan Hacı Bektâş-ı Velî’yi, Yunus Emre’yi, Abdal Mûsâ’yı, Ebu'l Vefâ’yı, Hoca Ahmed Yesevî’yi Şah İsmâil (Hatâî)’yi önemser. Şah İsmâil'in Alevîlik inancının Türkmenler arasında yayılmasında büyük etkisi olmuştur.[1]. Öncelikli hedef Doğu Anadolu olduğundan buradaysaözellikle Zazaların büyük bir çoğunluğu ve bir kısım Kürt topluluklarınında Alevî inancını kabul etmelerinde büyük etkileri olmuştur.[1]
Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le ve ozanların nefesleriyle hayat bulduğuna inanılmaktadır.
[değiştir] Kökeni konusunda farklı görüşler
Alevîlik’in İslâm’a âit olup olmadığı, bâzı Alevîlerce bile cevaplandırılamamakta, İslâm’dan ayrı olduğu öne sürülmektedir.[2]Hattâ İslâm öncesi kaynakları olan bir din olduğu, 20. yüzyılda İslâm’a dâhil edilmeye çalışıldığı, sosyolog Dr. İsmail Beşikçi gibileri tarafından öne sürülmektedir.[3][4]
[değiştir] Nüfus dağılımı
Alevîler Türkmenler, Arnavutlar, Boşnaklar, Araplar ve Zazalar gelen kişilerden oluşuyor.[5].
Üçte biri İstanbul bölgesinde yaşayan Alevîlerin daha sonra en yoğun olarak bulundukları iller Ankara, İzmir, Adana, Balıkesir, Bursa, Antalya, Aydın ayrıca Orta ve Doğu Anadolu (Erzincan, Sivas, Malatya, Tunceli, Kahramanmaraş. Milliyet gazetesine göre "Alevîyim" diyenlerin sayısı 4,5 milyon (23/03/2007).[5]. Başka kaynaklar, Alevîlerin 15 ilâ 25 milyon arasında bir rakamda olduğunu savunurlar.[6]
[değiştir] Balkan Alevîleri
Osmanlı İmparatorluğu’nin kuruluşundan önce Deliorman ve Dobruca bölgelerine Seyyid Sarı Saltuk önderliğinde Alevî-Türkmenler yerleşmişlerdir, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan sonrada yine aynı bölgelere gönüllü Alevî yerleşimleri ve isyâna katılan Alevîlerin sürgünleri gerçekleşmiştir. Deliorman ve Dobruca’da II. Mahmud’dan önce hemen hemen tüm Türk köyleri Alevî-Bektâşî ve Bedreddinî’yiken, II. Mahmud’un Bektâşî tekkelerine Nakşibendî şeyhleri atamasıyla ve Kuzeyden gelen Sünnî-Tatar göçleriyle Sünnîlik yayılmıştır. Günümüzde Bulgaristanın bu iki bölgesinde Alevîler halen oldukça etkindirler, bölge Sünnîleri de Nakşi-Bektâşîsi olduklarından kültürel bir ayrışma ve farklılık görülmemektedir. Hattâ Sünnîler ve Bektâşîler sorunsuz bir şekilde yaşarken, Hacı Bektâş-ı Velî’nin yoluna bağlanmayan ve kendilerini diğer Türklerden ayrı gören, kendilerine Kızılbaş diyen birkaç köy vardır. Yâni Anadoludaki Kızılbaş-Bektâşî özdeşleşmesi Bulgaristan ve Romanya’da yoktur, hattâ Bektâşî ve Kızılbaşların aralarında hiçbir ilişki bulunmaz. Balkanlarda yasayan ve kendilerini Kızılbaş olarak tanımlayan insanların tamamı Türkce konusur ve kendilerini Türk sayarlar.
Ayrıca Makedonya ve Kosova taraflarında da Arnavut kökenli Bektâşî inancına ait gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya daki Alevîlerle aynı geçmişe sâhip değildirler, Arnavut, Sırp, Makedon devşirmesi olan Yeniçeriler Hristiyan ailelerinden toplanıp Bektâşî tekkelerinde yetişiyorlardı, emekli olup memleketlerine döndüklerindeyse buralarda Bektâşîliği yaydılar ve tekkelerin başında bulundular. Ar navut, Boşnak ve Makedon Bektâşîleri, Türkmen kökenli olmadıklarından Alevî-Bektâşî değil yalnızca Bektâşîdirler yâni Beloğlu diye târif edilmezler.
[değiştir] Çepniler
Çepniler Alevîlik’i seçen ilk Türkmen boylarından biridir. Eski bir çepni yerleşimi olan Görelenin eski adıysa Eleviye’dir. Karadeniz çepnileri bugün ezici olarak Sünnîdirler, Sünnîleşmişlerdir târihi süreç içerisinde. Sünnî çepniler Trabzon, Ordu ve Giresundan başlayarak bu bölge ve çevresinde yerleşiktirler. Sünnîleşmeleri Osmanlı-Alevî çatışmalarıyla başlamıştır. Cumhuriyetten sonra da pek çok çepni köyü Sünnîleşmiştir.
Alevîlik’ini bırakmayan çepnileryse daha çok Balıkesir, Manisa, İzmir, Çanakkale, Burdur, Gâziantep gibi illerde yerleşiktirler. Çepniler Hacı Bektâş-ı Velî’nin ilk müritliğini yapan Türkmen Aşiretidir. Tokat, Çorum, Amasya gibi illerdeki Alevî köyleri de Çepnidir.
[değiştir] Erzurum Alevîleri
Bir bolümü Horasan bir bölümü de Tunceli’den göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. Erzurumun, Tekman, Hınıs, Aşkale, Şenkaya, Pasinler ve Çat ilçelerinde orta yoğunlukta bulunmakla beraber Erzurum merkez ve diğer ilçelerinde de azınsanmayacak ölçüde Alevî nüfusu mevcuttur.
[değiştir] Malatya Alevîleri
Malatya’nın yaklaşık %30'u Alevî nüfûsa sâhiptir. Şu ana kadar resmi kaynak olmadığını düşünerek, Malatya ilinde yaşayan Alevîlerin nüfusu sâdece oy dağılımına bakarak rakam çıkartılır. Malatya’da oyların %90’i üç partiye bölünür: Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi[kaynak belirtilmeli].
Malatya yöresinin dağlık kesiminde yaşayan Alevîlerin köken olarak bakıldığında Horasan’dan geldikleri söylenebilir[kaynak belirtilmeli]. Malatyanın yeşilyurt ve merkez ilçelerinde Türk kökenli Alevî vatandaşlarımızda yaşamaktadırlar.
[değiştir] Sivas Alevîleri
Sivas, Türkiye’de çok Alevî köyü bulunan ildir. 638.585 kişilik Sivas ilinde Alevîler Sünnîlere göre daha azdır. Bunun nedeni de Alevî köyleri Sünnî köylere göre çok yoğun göç vermiştir. Bu göçlerde Sivas’ın merkezi ve ilçelerine değil büyükşehirlere ve yurtdışına olmuştur. Gerek İstanbul gerek Ankara, İzmir ve yurtdışında Almanya, Hollanda, Fransa gibi yerlerde Alevî Sivaslılar, Sünnî Sivaslılardan daha fazladır.[kaynak belirtilmeli]
[değiştir] Târihçe
[değiştir] Âhilik (ya da Ahîlik) ve Alevîlik
Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Âhilik iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. "Âhilik Teşkîlâtı" ile, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş devrinde Anadolu’da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulndu.
[değiştir] Babâî İsyânı
Baba İshak ve Baba İlyas’ın çıkardığı bugünkü Alevî yerleşim yerlerini belirleyen isyandır. İsyan, Alevîlerin çoğunlukta olduğu bölgeler başta olmak üzere Anadolu’da etkili olmuştur.
[değiştir] Erenler
Alevîlik târihinde yer edinmiş bilgili kişiler.
[değiştir] Kızılbaş ve Safeviler
Safevi ordusunda ki Alevî askerlerin başlarına giymiş olduğu kızıl renkli mihverin etrafına Oniki İmam inancını simgeleyen oniki kıvrımlı kumaşla sarılmış bandı taktıkları için kızılbaş olarak adlandırılmışlardır. Alevîler Çaldıran Savaşı zamanında Safevileri desteklemiştir. Şah İsmail’se Anadoludaki Alevîleri himayesine almak istiyordu. Bu yüzden Alevîler kızılbaş askerlerini safevi ordusuna yollamıştır.
[değiştir] Osmanlı Dönemi'ndeki Sorunlar
Çaldıran Savaşı’yla Osmanlı himâyesine giren Alevîler, ilk önce huzursuz olsa da Yavuz Sultan Selim'in bölgedeki Türkmenlerin bir kısmını öldürmesi, huzursuzluğa son verdi. Yükselme döneminde sessiz kalan Alevîler, duraklama zamanında çiftçilerin vergi sorunu (ekonomik), Tımar sisteminin bozulması (askerî) ve iyice teokratikleşen yönetim nedenyile Celâlî ayaklanmalarıyla ayaklanmaya başladılar. Bu ayaklanmalar Kuyucu Murat Paşa, IV. Murat gibi padişah ve sadrazamlar tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Gerileme döneminde Pîr Sultan Abdal’ın bir vali tarafından asılmasıyla sorunlar yeniden baş gösterdi ve Sivas bölgesi ayaklanmaya başladı. Sonra Amasya Tokat bölgelerinde de başlayıp süren baş kaldırmalara Dağılma döneminde Tanzimat sonrası Tuncelide katıldı. Dağılma döneminde Dersim ayaklanmalarıyla süren Celâlî ayaklanmaları Türkiye devletinin kurulmasıyla bitmiştir.
[değiştir] Kaynakça
- ^ a b Jurdi Abisaab, Converting Persia: Religion and Power in the Safavid Empire, London, 2004
- ^ Alevîlik, İslâm’ın ne tam içi, ne tam dışı
- ^ [http://www.alevileriz.biz/archive/index.php/t-45107.html Alevîliğin, İslâm’la, İslâmiyet’le hiçbir ilişkisi yoktur. İslâmiyet’ten çok önceleri oluşmuş, Mezopotamya kökenli, Zerdüşt kökenli bir inançtır. İslâmiyet’le, Müslümanlık’la, Dördüncü Halîfe Ali’yle, 12 İmamlarla hiçbir ilişkisi, hiçbir bağı yoktur. Alevîlerin, 12 İmamlar adına, Ali adına yalvarış-yakarış içinde olması, duâlar etmesi, kendisi olmamasının, kendisine empoze edilmiş bir ritüeli yaşıyor olmasının dikkate değer bir görüntüsüdür. […] İttihat ve Terakkî yönetiminden beri başlıca iki grup üzerinde yoğun bir asimilasyon uygulanmıştır. Kürtleri Türklük'e asimile etmek, Alevîleri Müslümanlık’a asimile etmek, yüz yıla yakın bir zamandır temel bir devlet politikasıdır. Bu, sistematik bir şekilde uygulanan bir devlet politikasıdır.]
- ^ O halde sonuç olarak Alevîlik ve Bektâşîliği doğuran İslâm-Türk heterodoksunun, gerçekten de Orta Asya'daki eski Türk inançlarıyla başladığı, Şamanizm, Maniheizm ve Budizm ile mistik bir niteliğe büründüğünü, Zerdüştilik ile beslendiğini, Yesevîlik ile İslâm’ın ve İslâm sûfîliğinin damgasını yediğini, buna Horasan Melametîliğinin Kalenderâne tavrının eklenip önce Hurûfîlik, hemen arkasından da İmamiye Şiası motifleriyle yeniden şekillendiğini kabul etmemiz gerekecektir. İşte çok kısa ve kaba hatlarıyla Alevîlik ve Bektâşî senkretizmimn gerçek hikâyesi budur.
- ^ a b http://www.milliyet.com.tr/2007/03/21/guncel/agun.html
- ^ Millî Güvenlik Komitesi (06/06/2008)
[değiştir] Dış bağlantılar
- Köprü dergisi, Sayı: 62 (98 Bahar) Alevîlik
- Ahmet Yaşar Ocak, 'Türkiye’de Alevîlik-Bektâşîlik araştırmalarında târihi bozma, yaklaşım ve perspektif yanlışları', Pîr Sultan Abdal, Sayı:32, Mayıs 1999, s. 2-8.
- David Zeidan, 'The Alevi of Anatolia', Middle East Review of International Affairs, Vol. 3, No. 4 (December 1999)
- "Alevîliğin Târihsel-Sosyal Temelleri", Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu, Gâzi Üniversitesi
|
|
|||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Dini gruplardaki etnik dağılım. | |||||||||||||
| İslam Mezhepleri |
|
||||||||||||
| Hıristiyan Mezhepleri |
|
||||||||||||
| Musevi | Yahudi | ||||||||||||
| Yezidi | Yezidi, Kürt | ||||||||||||
