Alevilik

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Alevi sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara

Allah-eser-green.png
İslam

İnançlar

Allah

Allah'ın varlığı ve birliği
Melekler
Kutsal kitaplar
Muhammed bin Abdullah ve
diğer İslam peygamberleri
Ahiret
Kader

Temel ibadetler

Şehadet etmek
Namaz kılmak
Zekât vermek
Oruç tutmak
Hacca gitmek

Özel günler

Ramazan Bayramı
Kurban Bayramı

Metin ve tüzeler

Kur'an

Sünnet · Hadis
Fıkıh · Şeriat · Kelam
Tasavvuf

Tarih ve kişiler

İslam'ın zaman dizini
Ehli Beyt · Sahabe
Sünnilik · Şiilik · Haricîlik
Dört Halife · On İki İmam

Kültür ve toplum

Abdest · Bayramlar · Bilim
Camiler · Felsefe · Fitre
Kurban · Mezhepler
Nüfus · Sadaka · Sanat
Takvim · Tarikatlar

Diğer İbrahimî dinler

Musevilik · Hristiyanlık

İslam Portalı
 g  t  d 

Alevîlik, (Arapça: عَلَوِیُّون‎) Türkiye’de Sünnilik’ten sonra en fazla mensubu olan ikinci İslâmî inanıştır. Alevîlerde, Muhammed bin Abdullah’ın son peygamber olduğu, Ali’nin ise Velî'liği (imamlığı) esastır. Sünnilikteki Allah-Muhammed tamamlamasından farklı olarak Hak-Muhammed-Ali ile tamamlanan ve Ehl-i Beyt, On iki İmamları esas alan bir inançtır. Alevîlik içinde çeşitli tarikatlar bulunur. Bunlardan en tanınmışı Anadolu kaynaklı olan Bektaşîliktir. Bektaşîlik, Alevîlik içinde bir tarikât olması nedeniyle Alevîliğin bütününü tanımlamaz. Günümüzde bazı Alevîler inançlarını sadece insaniyet ve sevgi bazlı bir felsefe olarak kabul etmekte ve inançlarının doğrudan bir dinle alakalı olmadığını ifade etmektedir. [1]

İran'dan 19. yüzyıla ait temsili bir Ali çizimi.
Asadullah.gif

Konu başlıkları

[değiştir] İnanç

[değiştir] Temel inanç

Alevîlik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik mezhebi ile ortak noktalara sahip bir yoldur.[kaynak belirtilmeli] Alevîlikte incelenmesi gereken asıl inanç Vahdet-i Vücud veya Varlık birliği'dir. Ayrıca, tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inancı da vardır. (Kamusaltanrıcılık)

Alevîlik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kur'an-ı Kerîm'in şeklini değil özünü kabul ettiklerini belirten (Bâtınîlik), amacı ruhsal olgunlaşma (Seyr-ü süluk) olan bir tasavvuf yoludur.[kaynak belirtilmeli] Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.[kaynak belirtilmeli]

Yaşamın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır.[kaynak belirtilmeli]Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir. Alevî ibâdetinin uygulandığı mekân Cemevi-Pîrevidir.

[değiştir] Tarihsel gelişimi

Anadolu'nun Müslümanlaşması sürecinde önemli izler bırakan Hoca Ahmed Yesevi, Ebu'l Vefâ, Ahi Evran, Hacı Bektaş-ı Veli, Taptuk Emre, Yunus Emre, Abdal Musa gibi önemli dînî şahsiyetlerle birlikte, Şah İsmail (Hatai) ve Hubyar Sultan'ı da önemser. Şah İsmail'in Alevîlik inancının yayılmasında büyük etkisi olmuştur[2]. Alevîlik inancının, Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr sayesinde ve ozanların nefesleriyle hayat bulduğuna inanılmaktadır.

[değiştir] Dört Kapı Kırk Makam İnancı

Ali bin Ebu Talib betimlemesi. Alevî İslâm inancında Ali’nin çok özel bir yeri vardır ve Alevî-Şiî amentüsünde bulunan imâmet anlayışına göre Muhammed öldüğünde yerine imam olması gereken kişi Ali'dir ve imâmet Ali bin Ebu Talib’in soyundan devam eder.

Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektâş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir. [kaynak belirtilmeli]

Alevîlik’te ve Şiîlik’te önemli bir yere sahip olan Ali'nin Zülfikar isimli kılıcın temsîlî bir resmi.

Dört Kapı şunlardır:

Her kapının on makâmı vardır.

Şeriat Kapısının makamları:

  1. İman etmek,
  2. İlim öğrenmek,
  3. İbâdet etmek,
  4. Haramdan uzaklaşmak,
  5. Ailesine faydalı olmak,
  6. Çevreye zarar vermemek,
  7. Peygamberin emirlerine uymak,
  8. Şefkatli olmak,
  9. Temiz olmak ve
  10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarikat Kapısının makamları:

  1. Tövbe etmek,
  2. Mürşidin ögütlerine uymak,
  3. Temiz giyinmek,
  4. İyilik yolunda savaşmak,
  5. Hizmet etmeyi sevmek,
  6. Haksızlıktan korkmak,
  7. Ümitsizliğe düşmemek,
  8. İbret almak,
  9. Nîmet dağıtmak,
  10. Özünü fakir görmek

Marifet Kapısının makamları:

  1. Edepli olmak,
  2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,
  3. Perhizkârlık,
  4. Sabır ve kanaat,
  5. Haya,
  6. Cömertlik,
  7. İlim,
  8. Hoşgörü,
  9. Özünü bilmek,
  10. Âriflik.

Hakikat Kapısının makamları:

  1. Alçakgönüllü olmak,
  2. Kimsenin ayıbını görmemek,
  3. Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,
  4. Allah’ın her yarattığını sevmek,
  5. Tüm insanları bir görmek,
  6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek,
  7. Gerçeği gizlememek,
  8. Mânâyı bilmek,
  9. Tanrısal sırrı öğrenmek ve
  10. Tanrısal varlığa ulaşmak.

[değiştir] Alevîlikte İbâdet

Basmala.svg

İslâm

ALEVÎLİK

 g  t  d 

Alevîler, Muhammed bin Abdullah’ın son Peygamber olduğuna, Ali bin Ebu Talib’nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar. Alevîleri, ibâdetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi'ni bağlayan günlerde üç gün ve Muharrem ayında ise 12 gün oruç tutarlar. Muharrem'den sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel üç gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.[kaynak belirtilmeli]

Alevîler kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "talip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevîlik’te "Yol" denen deyimin temelini "Dört Kapı Kırk Makam" anlayışı oluşturmaktadır. Bunlar sırasıyla Şeriât, Tarikât, Marifet ve Hakikât kapılarıdır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz On'ar tane makamı vardır. Bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat Kapısı ise tarikâta hizmet etmek, Alevîliğin kurallarına özen göstermektir. Marifet Kapısı ise bir nev'î kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakar olabilmektir. Hakikat Kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı ile arasındaki sırra nail olması demektir.[kaynak belirtilmeli]

[değiştir] Cem

Ana madde: Cem

Cem toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Alevîlerde cemde bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan ceme başlanmaz. Alevîlerin toplu anlamda temel ibâdeti olan Cem, bir Dede'nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

[değiştir] Cemevi

Ana madde: Cemevi

Alevîlerin ibâdet ettiği yere “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamındadır. Cem herhangi bir yerde yapılabilir. Evde ya da temiz olan her yerde yapılabilir. Önemli olan Allah'a sığınmak ve ibadet etmektir. Cemevi ise sadece ibâdet amaçlı kullanılmıyor, Cemevleri, salt tapınma maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevî topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir

[değiştir] Duaz ve deyiş

Duaz, Duazdeh’in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bazen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Peygamber Muhammed ve Hacı Bektaş-ı Veli olmak üzere Alevî ulularının adları geçmektedir.

Alevîlik ve Alevîler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir. Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Alevîlikte Duaz ve Deyişlerin ibâdet dili Türkçe'dir.

[değiştir] Mersiye

Ana madde: Mersiye

Mersiye, bir edebiyat terimidir. Dîvân edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini, iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üstüne yazdığı Kanûni Mersiyesi, bu türün önde gelen örneklerindendir. [kaynak belirtilmeli] Sekiz beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçüsüyle yazılmıştır.

[değiştir] Semah

Ana madde: Semah

Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilâhî bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir". Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Hazreti Muhammed’e Salmân-ı Fârisî tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmân-ı Fârisî kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Peygamber Muhammed, Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.[kaynak belirtilmeli]

Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir. Günümüzde en özgün semah Hubyarlılarca icra edilmektedir.

[değiştir] Alevilikte Kutsal Günler ve Anma Günleri

[değiştir] Kutsal Günler

[değiştir] Anma Günleri

[değiştir] Nüfus dağılımı

Türkiye'deki Aleviler - koyu kırmızı renkli bölgeler Arap Alevi yerleşimlerini gösteriyor. (Hatay-Adana-Mersin yörelerinde)

Türkiye’de en çok Alevi köyü yaklaşık 534 ile Sivas ilindendir. Ardından da, Erzincan, Tokat, Çorum, Malatya, Kahramanmaraş, Hatay, Tunceli, Amasya, Yozgat, Adıyaman, Bingöl, Erzurum, Balıkesir, Kars, Manisa, Aydın, Adana, Mersin, Ordu illeri gelmektedir. Anadolu dışında ise Rumeli, Balkanlar, batı İran ve Kuzey Irak'taki Yârsân, Kakai ve Ehli Hak gibi isimlerle bilinen benzer gruplar bulunmaktadır. Bugün İran'ın doğusunda Horasan'da küçük bir Alevi topluluğu vardır. Genelde daha dağlık merkezi otoritelerin baskısının ulaşamadığı bölgelerde yaygındır.

Üçte biri İstanbul bölgesinde yaşayan Alevilerin daha sonra en yoğun olarak bulundukları iller Ankara, Adana, Balıkesir, Eskişehir, Bursa, Antalya, Aydın, Damal, Ardahan ayrıca Orta ve Doğu Anadolu (Erzincan, Sivas, Malatya, Tunceli, Kahramanmaraş.

[değiştir] Çepniler

Ana madde: Çepniler

Alevîliği seçen Türkmen boylarından biridir ama Alevîlikle alâkaları yoktur. Eski bir Çepni yerleşimi olan Görele’nin eski adı ise Eleviye'dir. Günümüzde ise Karadeniz Çepnilerinin Önemli bir bölümü Sünnidir. Çepniler Trabzon, Ordu ve Giresun'dan başlayarak bu bölge ve çevresinde yerleşiktirler. Ordu ve Giresun'da yeni açılmış cem evleri mevcuttur.

Alevi Çepniler ise daha çok Ordu, Giresun Balıkesir, Manisa, İzmir, Çanakkale, Burdur, Gaziantep gibi illerde yerleşiktirler. Çepniler Hacı Bektaş-ı Veli'nin ilk müritliğini yapan Türkmen Aşiretidir. Balkanlara İslâmı ve Alevîliği ilk götüren Oğuz boyudur, Hacı Bektaş-ı Veli'nin halifesi Sarı Saltuk 12.000 Çepni ile birlikte Dobruca ve Deliorman yörelerine gitmiştir.[kaynak belirtilmeli] Buradaki Çepnilerin bir kısmı Osmanlıların ilk dönemlerinde Balıkesir yöresine yerleşerek, burada Balıkesir Alevîlerini oluşturmuşlardır. Diğer bir kısmı da Hristiyan olup Gagavuz adıyla anılmıştır. Geri kalanları ise bugün hala Deliorman yöresinde Alevî olarak hayatlarını sürdürmektedirler. Fakat bunlar Çepniliklerini yitirmişlerdir, özellikle 16.yy'da sürgün olarak gelen Alevî Avşar boylarıyla karışarak günümüz Kuzey Bulgaristan Alevîlerini oluşturmuşlardır.[kaynak belirtilmeli]

[değiştir] Balkan Alevileri

Osmanlı devletinin kuruluşundan önce Deliorman ve Dobruca bölgelerine Seyyid Sarı Saltuk önderliğinde Alevî-Türkmenler yerleşmişlerdir, Osmanlı devletinin kuruluşundan sonrada yine aynı bölgelere gönüllü Alevî yerleşimleri ve isyana katılan Alevîlerin sürgünleri gerçekleşmiştir. Deliorman ve Dobruca’da II. Mahmud’dan önce hemen hemen tüm Türk köyleri Alevî-Bektaşî ve Bedreddinî iken, II. Mahmud’un Bektaşî tekkelerine Nakşibendi şeyhleri atamasıyla ve kuzeyden gelen Sünni-Tatar göçleriyle Sünnilik yayılmıştır. Günümüzde Bulgaristan’ın bu iki bölgesinde Alevîler halen oldukça etkindirler. Balkanlarda yaşayan ve kendilerini Kızılbaş olarak tanımlayan insanların tamamı Türkçe konuşur. Bugün resmi rakamlara göre Bulgaristan'da yaşayan Türklerin %13'ü kendini Alevî olarak nitelendirmektedir.(1992), gayriresmi araştırmalarda oran %18 civarında çıkmaktadır. Şeyh Bedreddin isyanının merkezi olan Deliorman yöresinde çok yoğundurlar. Bulgaristan'da yaşayan Türkmen Alevîler, Bektaşîliğin Çelebi kolunu sürdürürmektedir. Bir kısmıda Hacı Bektaş-ı Veli'ye saygı duymakla birlikte Bâbâîliği sürdürmektedir. Bunlar deyişlerinde Demir Baba, Akyazılı Baba gibi uluların isimlerini okurlar, onları anarlar. Güney ve orta Bulgaristanda Alevî yoğunluğu çok seyrek olup, tamamı Seyyid Ali Sultan tekkesine bağlı Bektaşidirler. Kuzeydeki Deliorman yöresinde çok yoğundurlar bunlarında bir kısmı Seyyid Ali Sultan'a bağlıdır bunlar Bektaşî olduklarını söylerler ama çoğu Bektaşîliğe bağlı değildir, kendilerinin Kızılbaş olduklarını söylerler.[kaynak belirtilmeli]

Ayrıca Makedonya ve Kosova taraflarında da Arnavut kökenli Bektaşî inancına ait gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’daki Alevîlerle aynı geçmişe sahip değildirler, Arnavut, Sırp, ve Makedon devşirmesi olan yeniçeriler Hristiyan ailelerinden toplanıp Bektaşî tekkelerinde yetişiyorlardı, emekli olup memleketlerine döndüklerinde ise buralarda Bektaşîliği yaydılar ve tekkelerin başında bulundular. Arnavut ve Boşnak Bektaşîleri, Türkmen kökenli olmadıklarından Alevî-Bektaşî değil yalnızca Bektaşîdirler. Yani Beloğlu diye tarif edilmezler, Bektaşîliğin Dedebabacı (Babagan) kolunu sürdürürler. Bosna-Hersek, Balagay Şehrinde Buna Irmağı'nın Gözesinde Bulunan Sarı Saltuk dergâhı halen ziyaret ve ibâdete açıktır.

[değiştir] Diyarbakır Alevileri

Ağırlıklı olarak Bismil ilçesinin köylerinde(Seyithasan, Ulutürk (eski adı Darlı), Türkmenhacı, Şükürlü) ve Diyarbakır merkez köylerinde (Kadıköy, Şarabi) yaşarlar. Bu Aleviler kendilerini Türkmen, Kızılbaş olarak adlandırılar. Ana dilleri Türkçedir. Horasan'dan geldikleri bilinir. Kimi köylerin bugün bile Irak'ta (Musul) akrabaları vardır. 1990'lı yıllarda birçokları batı illerine (İzmir, Antalya, Mersin...) göçmüştür. Yakın dönemde asimile olan köyler de vardır. Köselli köyü aslen Alevi Türkmenken bugün Şafi-Kürt bir kimlik taşımaktadır.

[değiştir] Sivas Alevileri

Sivas, Türkiye’de en çok Alevi köyü bulunan ilidir. Sivas Alevileri ekseriyetle Türkmen'dir. Ancak Kürt ve Zaza kökenli Sivas Alevîleri de vardır.

[değiştir] Vilayeti Çepni Alevileri

Ordu-Giresun-Gümüşhane-Bayburt-Vakfıkebir arasındaki bölgede genellikle yüksek köylerde yaşayan Türkmen/Çepni kökenli Güvenç Abdal Ocağına bağlı Alevilerdir. Son yıllarde bazı köylere yeni Cem evleri kurulmuştur.

[değiştir] Erzurum Alevileri

Bir bolümü köken olark yerli olup, diğer bölümü ise Tunceli’den (Dersim) göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. Erzurum’un, Tekman, Hınıs, Aşkale, Şenkaya, Pasinler ve Çat ilçelerinde orta yoğunlukta bulunmakla beraber Erzurum merkez ve diğer ilçelerinde de azınsanmayacak ölçüde Alevi nüfusu mevcuttur.

[değiştir] Tokat Alevileri

Tamamına yakını Türkmen (Oğuz) soylu olan Alevîlerdir. Öyle ki Tokat'ta -Dodurga'dan, Salur'a; Avşar'dan Kınık'a- neredeyse 24 Oğuz boyunun tamamından Alevîler yaşamaktadır. Bunların içinde Türkmen-Alevîliğini en orijinal hâliyle yaşayan Sıraçlardır. Sıraçlar Begtili boyuna mensuptur ve kat'iyen bozulmamış bir topluluktur. Sıraçların önderi Hubyarlu oymağından Beydili Türkmeni olan Hubyar Sultan'dır.Tokat'ın belirli bölgelirinde özellikle Almus ilçesinde Tunceli kökenli Aleviler de vardır.

Tengricilikten kalma âdetler en çok Sivas ve Tokat Alevîlerinde canlıdır. Meselâ Tokat'ın Alevî-Türkmen köylerinde dağlardaki taş yığıntıları, adak yeri olarak kutsal kabul olunmaktadır. Aynı şekilde üzerlik otu tüttürme, ateşe suya küfretmeme, ağaca çaput bağlama, turnayı kutsal olarak görme (ongunculuk-totemizm), cöfer (kutsal toprak) alma ve saz eşliğinde yapılan cem törenleri de buna örnek olarak gösterilebilir.

[değiştir] Tarihçe

[değiştir] Erenler

Alevilik tarihinde yer edinmiş bilgili kişiler.

[değiştir] Ahilik ve Alevilik

Ana madde: Âhiler

Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. "Ahîlik Teşkilatı" ile, Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinde Anadolu'da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulundu.

[değiştir] Bâbâî İsyanı

Baba İlyas ve müridi Baba İshak'ın çıkardığı bugünkü Alevî yerleşim yerlerini belirleyen isyandır. İsyan Alevîlerin çoğunlukta olduğu bölgeler başta olmak üzere, Anadolu'da etkili olmuştur.

[değiştir] Kızılbaş ve Safeviler

Ana maddeler: Kızılbaş ve Safevi Devleti

Safevi ordusundaki alevi askerlerin başlarına giymiş olduğu kızıl renkli mihverin etrafına Oniki İmam inancını simgeleyen oniki kıvrımlı kumaş ile sarılmış bandı taktıkları için Kızılbaş olarak adlandırılmışlardır. Alevîler Çaldıran Savaşı zamanında Safevileri desteklemiştir. Şah İsmail ise Anadolu'daki alevileri himayesine almak istiyordu. Bu yüzden alevîler Kızılbaş askerlerini safevi ordusuna yollamıştır.

[değiştir] Osmanlı Dönemindeki Sorunlar

Tarihi İpek Yolunun kara bölümünü kontrol eden ve bu ticareti elinde bulunduran Türkmenlerin gittikçe güçlenerek Karadeniz ve Akdenizdeki limanlara inmeleri başta Osmanlı'lar olmak üzere Ceneviz ve Venediklileri telaşlandırmıştır. Safavi Şahı İsmail'in daha fazla batıya gelmemesini isteyen Osmanlılar Çaldıranda Şah İsmail'in ordusunu bozguna ugratarak bölgede kesin hakimiyet sağlamıştır. Yükselme, Varlık döneminde sessiz kalan Aleviler duraklama zamanında çiftçilerin vergi sorunu (ekonomik), Tımar sisteminin bozulması (askeri) ve iyice teokratikleşen yönetim nedeni ile Celali ayaklanmaları ile ayaklanmaya başladılar. Bu ayaklanmalar Kuyucu Murat Paşa, IV. Murat gibi padişah ve sadrazamlar tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Gerileme döneminde Pir Sultan Abdalın bir vali tarafından asılması ile sorunlar yeniden baş gösterdi ve Sivas bölgesi ayaklanmaya başladı. Sonra Amasya Tokat bölgelerinde de başlayıp süren baş kaldırmalara Dağılma döneminde Tanzimat sonrası Tunceli de katıldı. Dağılma döneminde Dersim ayaklanmaları ile süren Celali ayaklanmaları Türkiye devletinin kurulmasıyla bitmiştir.

[değiştir] Kaynakça

  1. ^ http://www.milliyet.com.tr/2005/07/05/guncel/gun01.html
  2. ^ Jurdi Abisaab, Converting Persia: Religion and Power in the Safavid Empire, London, 2004
  3. ^ 10 Ekim 680 (Hicri: 10 Muharrem 61) yılında Ali bin Ebu Talib’nin oğlu ve Muhammed bin Abdullah’ın torunu Hüseyin bin Ali ile ailesi ve takipçileri (toplam 72 kişi) Kerbela’da Ali bin Ebu Talib’nin ordusundan ayrılan ve kendilerine Hariciler adı verilen bir grup tarafından şehit edildi. Alevîler bu olayı anmak için, her yıl Muharrem ayında 12 gün mâtem orucu tutarlar. Muharrem orucu ile Hüseyin bin Ali’in şahsında Ehl-i beyt'e olan bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zâlimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lânetlerler. Orucun sonunda, İmam Zeynel Abidin'in Kerbela'dan sağ kurtulması nedeniyle şükran olarak Aşûre çorbası pişirilip dağıtılır.)

[değiştir] Dış bağlantılar

Alevi Konseyi

Kişisel araçlar
Ad alanları
Türevler
Eylemler
Gezinti
Katılım
Yazdır/dışa aktar
Araçlar
Diğer diller