Nur Cemaati

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Nurculuk, Said Nursî'nin [1][2] risalelerinde açıkladığı fikirlerine dayanan, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî hareket. Said Nursî kendisini izleyen talebelerini ifade etmek için Nur Talebeleri ve Nurcu kelimelerini kullanmıştır.[3]

Mensupları Said Nursî'nin risalelerinde yazdığı fikirlerine ve dünya görüşüne uyarlar, itikâdi ve fıkhi bakımdan Sünnî İslâm'a bağlıdırlar. Nur Cemaati, birtakım ritüellere sahip olmakla birlikte tasavvuf tarikatı değildir. Farklı gruplardan oluşan cemaatin ana uygulamaları Osmanlıca ile yazılan Risale-i Nur'ların okunması, anlaşılması, yorumlanması ve çoğaltılıp insanlara ulaştırılmasıdır. Diğer kurum ve çalışmalar bu amaca hizmet etmek için yapılan faaliyetler olarak değerlendirilir.

Said Nursi tarafından yazılan 130 kısım ve yaklaşık 6000 sayfadan oluşan Nur Risaleleri'ni okuyan ve Risale-i Nur hizmetini birinci önceliği olarak kabul eden kişilere Nurcu (Nur Talebesi) denilmektedir. Tasavvuf tarikatlarında olduğu gibi şeyhten el alma, şeyhin postuna oturmanın olmadığı, bir şeyhin mutlak hakimiyeti yerine şûraya, kararların danışmayla alınmasına önem verilir. Tarikatlardaki şeyhe mutlak bağlılık akîdesi yerine Risale-i Nur Külliyatındaki düsturlara ve meşveret kararlarına uyulması esas alınır. Nur Risaleleri'ndeki konuların başkalarına anlatılması ve eserlerde bahsedilen düsturlara uyulmasıyla ortaya çıkan yöntemlere ise Hizmet denilmektedir. Bu açılardan klasik tarikat bünyesinden farklılıklar gösterirler. Nurculuk aslında bir tarikat olmaktan çok bir tefsir ekolüdür. [4]

Tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

Said Nursî, 1960 yılında vefat ettiğinde cemaatin liderliğine Ahmet Hüsrev Altınbaşak devam etmiştir. Ancak sonra reformist bir hareketle, şu an "ağabeyler" denilen grup ile, Said Nursi'nin "Benim yerimde ve Nur’un şahs-ı manevisinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir." iltifatına mazhar olan Ahmet Hüsrev Altınbaşak arasında bir ayrılık meydana gelmiştir. Bu kişiler Zübeyir Gündüzalp'i kendilerine yol gösterici olarak belirlediler. Ancak, Nur Cemaatinin tarihi yapılanması konusunda önemli incelemeler içeren "karakalem" web sitesi başta olmak üzere bu konuda tarihsel inceleme yapanlar tarafından, Said Nursi'nin vefatından sonra Nurculuğun önderliğinin bir süre ikili kollektif önderliğe dönüştüğü ifade edilmektedir. Bu ikili önderliği Zübeyir Gündüzalp - Bekir Berk ikilisi olarak ifade edebiliriz. Son şahitler olarak anılan Said Nursi ile beraber olan Nurculuğun ustaları, cemaatin dışa açılımını ve sosyal iletişimini Bekir Berk'in, iç yönelim ve dini bilgilerin ve Said Nursi esaslı önceki kuşak birikiminin aktarımının yetkilisinin ise Zübeyir Gündüzalp olduğu belirtilmektedir. Bununla beraber klasik ekolden olmak üzere, Said-i Nursi'nin vasiyetince Ahmet Hüsrev Altınabaşak ve talebeleri de etkinlikte bulunmuşlardır. Bu grup daha sonra İstanbul Cemaati olarak adlandırılmıştır. Aşağıdaki Diyanet İşleri Başkanlığı'nın altı bölümlü ayrımında yer alan guruplar bu cemaatten çıkmıştır. Ancak bu cemaat halen devam etmektedir. Siyasal literatürde, 1971 sıkıyönetim yargılamalarında İzmir Sıkıyönetim Mahkemelerindeki Nurcular yargılanması; Bekir Berk ve arkadaşları (53 sanık) davası olarak adlandırılmıştır. Fethullah Gülen ise bu davada ve iddianamede iki numaralı sanıktır. Bu dönem; 1940'lı yılların sağ gençlik önderi ve baskın önder kişiliği ile döneme mahkeme salonlarından gelerek mührünü vuran ve 1960 darbesi ortamında bazan tek başına bir yürüyüş sürdüren Av. Bekir Berk 1973 yılında hakkında çıkan bazı şayialardan dolayı Suudi Arabistan'a yerleşmek zorunda kalır. Ana cemaatin liderliğini Hüsrev Altınbaşak yürütmektedir. Kalanlar ise Memet Fırıncı'ya tâbî oldu. Hüsrev Altınbaşak ve çevresindeki grup, risalelerin sadece Latin harfleriyle basılmasına karşıydı, bunun yerine el ile ve İslam harfleri ile yazılması ve okunması taraftarıydı. Kendilerine delil olarak da 18. Lem'a'da bahsedilen Ali'nin sözleri, şeker mektubu, yazı mektubu ve Risale-i Nur'da bulunan başka bölümleri gösteriyorlardı. Böylece Nurculuk, halk arasında Yazıcılar ve Okuyucular diye tabir olunan iki gruba ayrıldı.[5] Yazıcılar İslam harflerini korumayı bir ibadet görerek, risaleleri İslam harfleri ile yazdıklarından, okuduklarından ve neşrettiklerinden dolayı halk arasında yazıcılar ismini almışlardır. Okuyucular grubu latin harfleri ile matbaada risalelerin seri olarak çoğaltılıp yayılmasından yanaydı. Okuyucular 1973 yılında Meşveret ve Kurdoğlu Cemaati olarak, Meşveret'in siyasete girmek istemesi nedeni ile ayrıldı. Meşveret Cemaati ise 1982 yılında anayasa referandumunda Okuyucular arasında bir bölünme daha oldu. Anayasa'ya evet diyen gruba Şûrâcılar, hayır diyen ve Yeni Asya gazetesi ile temsil edildiği söylenen gruba ise Gazeteciler denildi. Fethullah Gülen önceleri Okuyucular grubuyla ilişki içindeyken sonraları bağımsız hareket etmeye başlamıştır.[kaynak belirtilmeli]

Nurculuk, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 20 Eylül 1965 tarihinde alınan kararda ceza yasasının 163. maddesine göre suç kabul edilmiştir.[6] Bununla beraber Risale-i Nur ve Nur talebeleri bir çok defa yargılanmış ve beraet etmişlerdir. Örneğin 1971 yılına kadar Risale-i Nur ve Nur talebeleri hakkında verilen beraet ve iade kararlarının sayısı 706'dır. 1991 yılında 47. Yıldırım Akbulut hükümeti döneminde karara esas teşkil eden Türk Ceza Yasası'nın 163. maddesi kaldırıldığı için Yargıtay kararının da işlerliğini yitirdiği savunulmuştur. Artık risalelerin okunması, yayınlanması, satılması ve ücretsiz dağıtımı serbestçe yapılmaktadır.

2008 yılı itibariyle bölünmüş grup mensuplarının şahsi sorunu olanlar hariç diğer gruplarla iyi geçinme çabası içinde olduğu görülmektedir. Karşılıklı ev ziyaretleri yapılabilmekte, İslâmî birlikteliğin esaslarını anlatan 20. ve 21. Lem'aları (İhlas Risalelerini) birlikte okuma yönünde girişimler olmaktadır.

Genellikle gençler arasında farklı bir grupta bulunmanın sebebi "önce o grupla tanışmış olmak"tan öteye gitmemektedir. Bir grubun düzenlediği konferans vb. etkinliğe diğer gruplardan herkes katılabilmekte ve üst düzeyde temsilciler de gönderilerek birliktelik pekiştirilmeye çalışılmaktadır. Aynı anda birden çok cemaati takip edenler de bulunmaktadır.

Ancak çoğunluk kendi grubu asıl olmak üzere diğer gruplarla da ilişkilerini sürdürmektedir. Bunun sebebi okunulan Risale-i Nur külliyatı eserinin her yerde birinci esas olarak okunması ve tahrif edilmemiş bir eser olarak bütün gruplarda bulunmasıdır.

Risale-i Nur derslerinin okunduğu yerlere "dersane" veya "medrese-i nûriye" denir. Said Nursi hapishanelere "medrese-i yusufiye" demiştir. Ayrıca risalelerin kendilerine de medrese-i nuriye denilebilmektedir.

Nurcu gurupları[değiştir | kaynağı değiştir]

1996 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan raporda Nur cemaatinin kolları ve faaliyetleri şu şekilde açıklanmıştır[7]:

  1. Yazıcılar Grubu (Ahmet Hüsrev Altınbaşak)
  2. İhlas Nur Grubu (Said Özdemir)
  3. Kurdoğlu Grubu (Mehmet Kurdoğlu)
  4. Med-Zehra Grubu (Muhammed Sıddık Dursun)
  5. Nesil Grubu (Mehmet Fırıncı), (Mehmet Emin Birinci), (Zübeyir Gündüzalp)
  6. Şûrâ Grubu (Mehmet Kırkıncı)
  7. Yeni Asya Grubu (Yeni Asya Gazetesi, Mehmet Kutlular)
  8. Zehra Grubu (İzzettin Yıldırım)

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]