Nur Cemaati

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Nurculuk, Said Nursî'nin [1][2] Risale-i Nur kitabında açıkladığı fikirlerine dayanan, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî hareket. Said Nursî kendisini izleyen talebelerini ifade etmek için Nur Talebeleri ve Nurcu kelimelerini kullanmıştır.[3]

İnanç ve ilkeler[değiştir | kaynağı değiştir]

Mensupları Said Nursî'nin risalelerinde yazdığı fikirlerine ve dünya görüşüne uyarlar, itikâdi ve fıkhi bakımdan Sünnî İslâm'a bağlıdırlar. Nur Cemaati, birtakım ritüellere sahip olmakla birlikte tasavvuf tarikatı değildir. Farklı gruplardan oluşan cemaatin ana uygulamaları yer yer ağır bir Osmanlıca ile yazılan Risale-i Nur'ların okunması, anlaşılması, yorumlanması ve çoğaltılıp insanlara ulaştırılmasıdır. Diğer kurum ve çalışmalar bu amaca hizmet etmek için yapılan faaliyetler olarak değerlendirilir.

İnanç ve teoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

Cemaatin inanç altyapısını oluşturan Said Nursi'ye göre dini konularda özeleştiriye yönelmek, fırtınalı bir gecede kale duvarlarında saldırganlara gedikler açmakla eşdeğerlidir. Bazı ilahiyat çevreleri ayrıca kendisinin seçici olmayan, hurafeli anlatımlarına dikkat çekerler.[4][5] Bu durum Said Nursi'nin yer yer belirli rasyonalizasyon çabalarının da görüldüğü Ahmediyye, Muhammediyye gibi siyer kaynaklarından aktardığı mistik-destansı unsurlarla süslenmiş İslam inançları ve mitolojisi ile ilgili inşikak-ı kamer mucizesini de anlattığı mucizat-ı Ahmediyyede, ayrıca Yunus, Eyyub ve benzeri peygamber kıssaları ile ilgili anlatımlarında gözlenebilmektedir..

Ayet ve dualara yüklenen anlamlar; Said Nursi sıklıkla cifr ve ebced kullanarak yaptığı tefsirlerde, ayetlerin değişik mana tabakaları bulunduğu iddiasındadır. Bu durum İslami ezoterizm ile kendisinin yakınlaştığı noktaları oluşturur.[6] Cevşenle ilgili olarak ta şu ifadeyi kullanır: "Münâfık düşmanlarımın maddî ve manevî zehirlerine karşı gerçi Cevşen ve Evrâd-ı Kudsiye-i Şâh-ı Nakşibend beni ölüm tehlikesinden, belki yirmi defa kudsiyetleriyle kurtardılar..."[7]

Kehanet; Said Nursi, "Ümmetimden bir grup kıyamet kopuncaya kadar hak uğrunda mücadele etmeye devam edecek" [8][9][10][11] hadisini ebced hesabına tabî tutmuş ve kıyametin yaklaşık tarihini hesaplamıştır. Buna göre hadisin "Hatta ye'tiyellahu biemrihi - Kıyamet kopuncaya kadar" kısmının ebced hesabı, Hicri 1545, Miladi 2120 senesi olup, kopacak Kıyametin vaktine işaret etmektedir.[12][13]

Kadın ve tesettür[değiştir | kaynağı değiştir]

Risalelerde şeriata göre kadınlara mirastan erkeğin yarısı kadar pay verilmesinin hak ve adalete uygunluğu anlatılır. Kadınların örtünme ihtiyacı ise; “Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın” Ancak taşralı ve soğuk memleketlerin kadınları bu hükmün dışında tutulabilirler. Çünkü onlar erkekleri tahrik etmezler."[14] sözleriyle anlatılmaktadır. Risalelerde, şehirli kadınların köylü, bedevi kadınlar gibi açılamayacağı, ifadelerinden [15] kendisinin şehirli kadınlar için, istisnası olmayan “mutlak tesettür öngördüğü sonucuna varılabilir. Cemaatin dualarında sabah-akşam üçer defa kadınların şer, fitne ve belalarından [16] Allah'a sığınılır.

Nur Cemaatinde medeni yaklaşım ve politik tutumlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Said Nursi giyim, evlenme, sakal bırakma vb. genel eğilimleri itibariyle klasik medrese tipi mollalardan ayrılan eğilimlere sahiptir. Bununla birlikte yoğun İslami aidiyet her noktada kendini hissettirir ve şeriat gibi kendisi tarafından içeriği tanımlanmayan İslami kavramlara kuvvetli vurgular yapılmasıyla kendini gösterir. Klasik İslamcılara benzer şekilde batıdan Fen ve sanatın alınması, ancak batılı yaşam tarzı ve batı kültürünün reddedilmesi taraftarıdır. Nursi, kapitalizm karşısında sosyalizmi halkın medeniyeti olarak niteler ve bunun daha adaletli olduğunu söyler. Ona göre mutlak adalet şeriatla mümkündür. "Şeriatın bir hakikatına, bin ruhum olsa feda etmeğe hazırım! Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adâlet-i mahz ve fazilettir."[17] Said Nursi değişik yerlerde Komünizm ve Bolşevizm'in insanlık üzerindeki yıkımları üzerinde durur ve onları ahir zamanın büyük deccalı olarak niteler.[18][19]

Tarihçe-i Hayat'a göre Said Nursi Cumhuriyet öncesi ve sonrasında siyasi otoritelerle problemlidir. Cumhuriyete karşı olmamakla birlikte devrimler, özellikle de tekke ve zaviyelerin kapatılması, kılık kıyafet devrimi, ve şeriat kanunlarının ilgası anlamına gelen laiklik kendisinin öfkesini çekmektedir.[20] Ahir zaman fitnesi olarak gördüğü bu durum karşısında imanı kuvvetlendirmeye dönük eserler yazmaya ve bu konuda çalışmaya yönelir.

Said Nursi'nin tek parti dönemindeki muhalif çizgisi, çok partili hayatla birlikte Demokrat parti yönünde eğilim belirlemesi sonucunu doğurmuştur.[21] Ölümü sonrasında nurcuların değişik gruplarının farklılaşan siyasi eğilimler belirlediği, solcu, İslamcı ve milliyetçi partilerden uzak durdukları ve genelde Demokrat partinin ideolojik devamı niteliğinde gördükleri merkez-sağda yer alan partileri destekledikleri, gevşek bir bağlanma ifade eden bu yakınlaşmanın bazı gruplarda açıkça ifade edilmesi ve taraftarlık boyutuna ulaşmasının cemaat değerleri açısından hoşgörülmediği [22] söylenebilir.

Yapılanma ve örgütlülük[değiştir | kaynağı değiştir]

Said Nursi tarafından yazılan 130 kısım ve yaklaşık 6000 sayfadan oluşan Nur Risaleleri'ni okuyan ve Risale-i Nur hizmetini birinci önceliği olarak kabul eden kişilere Nurcu (Nur Talebesi) denilmektedir. Tasavvuf tarikatlarında olduğu gibi şeyhten el alma, şeyhin postuna oturmanın olmadığı, bir şeyhin mutlak hakimiyeti yerine şûraya, kararların danışmayla alınmasına önem verildiği izlenimi edinilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Tarikatlardaki şeyhe mutlak bağlılık akîdesi yerine Risale-i Nur Külliyatındaki düsturlara ve meşveret kararlarına hürmet etmeyi gerektiren yazılı olmayan bir anlayışın öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Nur Risaleleri'ndeki konuların başkalarına anlatılması ve eserlerde bahsedilen düsturlara uyulmasıyla ortaya çıkan organizasyonlara ise Hizmet denilmektedir. Bu açılardan klasik tarikat bünyesinden farklılıklar gösterirler. Nurculuk aslında bir tarikat olmaktan çok bir tefsir ekolüdür.[23]

Tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

Said Nursî, 1960 yılında vefat ettiğinde cemaatin liderliğine Zübeyir Gündüzalp devam etmiştir. Ancak sonra reformist bir hareketle, şu an "ağabeyler" denilen grup ile, Said Nursi'nin "Benim yerimde ve Nur’un şahs-ı manevisinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir." iltifatına mazhar olan Ahmet Hüsrev Altınbaşak arasında bir ayrılık meydana gelmiştir. Bu kişiler Zübeyir Gündüzalp'i kendilerine yol gösterici olarak belirlediler. Ancak, Nur Cemaatinin tarihi yapılanması konusunda önemli incelemeler içeren "karakalem" web sitesi başta olmak üzere bu konuda tarihsel inceleme yapanlar tarafından, Said Nursi'nin vefatından sonra Nurculuğun önderliğini Zübeyir Gündüzalp'in yaptığını ifade etmek gerekir. Son şahitler olarak anılan Said Nursi ile beraber olan Nurculuğun ustaları, cemaatin dışa açılımını, sosyal iletişimini ve tutuklanan nurcuların avukatlığını Bekir Berk'in, iç yönelim ve dini bilgilerin ve Said Nursi esaslı önceki kuşak birikiminin aktarımının yetkilisinin ise Zübeyir Gündüzalp olduğu belirtilmektedir. Bununla beraber klasik ekolden olmak üzere, Said-i Nursi'nin vasiyetince Ahmet Hüsrev Altınbaşak ve talebeleri de etkinlikte bulunmuşlardır. Bu grup daha sonra İstanbul Cemaati olarak adlandırılmıştır. Aşağıdaki Diyanet İşleri Başkanlığı'nın altı bölümlü ayrımında yer alan guruplar bu cemaatten çıkmıştır. Ancak bu cemaat halen devam etmektedir. Siyasal literatürde, 1971 sıkıyönetim yargılamalarında İzmir Sıkıyönetim Mahkemelerindeki Nurcular yargılanması; Bekir Berk ve arkadaşları (53 sanık) davası olarak adlandırılmıştır. Bu dönem; 1940'lı yılların sağ gençlik önderi ve baskın önder kişiliği ile döneme mahkeme salonlarından gelerek mührünü vuran ve 1960 darbesi ortamında bazan tek başına bir yürüyüş sürdüren Av. Bekir Berk Nurculuğa bu zor dönemlerinde dünyevi bir sırat köprüsü geçirten önderdir. Ana cemaatin liderliğini Zübeyir Gündüzalp yürütmektedir. Kalanlar ise Memet Fırıncı'ya tâbî oldu. Hüsrev Altınbaşak ve çevresindeki grup, risalelerin sadece latin harfleriyle basılmasına karşıydı, bunun yerine el ile ve İslam harfleri ile yazılması ve okunması taraftarıydı. Kendilerine delil olarak da 18. Lem'a'da bahsedilen Ali'nin sözleri, şeker mektubu, yazı mektubu ve Risale-i Nur'da bulunan başka bölümleri gösteriyorlardı. Böylece Nurculuk, halk arasında Yazıcılar ve Okuyucular diye tabir olunan iki gruba ayrıldı.[24] Yazıcılar İslam harflerini ibadet görerek, risaleleri İslam harfleri ile yazdıklarından dolayı halk arasında yazıcılar ismini almışlardır. Okuyucular grubu latin harfleri ile matbaada risalelerin seri olarak çoğaltılıp yayılmasından yanaydı. Okuyucular 1973 yılında Meşveret ve Kurdoğlu Cemaati olarak, Meşveret'in siyasete girmek istemesi nedeni ile ayrıldı. Meşveret Cemaati ise 1982 yılında anayasa referandumunda Okuyucular arasında bir bölünme daha oldu. Anayasa'ya evet diyen gruba Şûrâcılar,82 Anayasasına hayır diyen ve Yeni Asya gazetesi ile temsil edildiği söylenen gruba ise Gazeteciler denildi. Fethullah Gülen önceleri Okuyucular grubuyla ilişki içindeyken sonraları bağımsız bir ekolle hareket etmeye başlamıştır.[kaynak belirtilmeli]

Nurculuk, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 20 Eylül 1965 tarihinde alınan kararda ceza yasasının 163. maddesine göre suç kabul edilmiştir.[25] Bununla beraber Risale-i Nur ve Nur talebeleri birçok defa yargılanmış ve beraet etmişlerdir. Örneğin 1971 yılına kadar Risale-i Nur ve Nur talebeleri hakkında verilen beraet ve iade kararlarının sayısı 706'dır. 1991 yılında 47. Yıldırım Akbulut hükümeti döneminde karara esas teşkil eden Türk Ceza Yasası'nın 163. maddesi kaldırıldığı için Yargıtay kararının da işlerliğini yitirdiği savunulmuştur. Artık risalelerin okunması, yayınlanması, satılması ve ücretsiz dağıtımı serbestçe yapılmaktadır.

2008 yılı itibariyle bölünmüş grup mensuplarının şahsi sorunu olanlar hariç diğer gruplarla iyi geçinme çabası içinde olduğu görülmektedir. Karşılıklı ev ziyaretleri yapılabilmekte, İslâmî birlikteliğin esaslarını anlatan 20. ve 21. Lem'aları (İhlas Risalelerini) birlikte okuma yönünde girişimler olmaktadır.

Genellikle gençler arasında farklı bir grupta bulunmanın sebebi "önce o grupla tanışmış olmak"tan öteye gitmemektedir. Bir grubun düzenlediği konferans vb. etkinliğe diğer gruplardan herkes katılabilmekte ve üst düzeyde temsilciler de gönderilerek birliktelik pekiştirilmeye çalışılmaktadır. Aynı anda birden çok cemaati takip edenler de bulunmaktadır.

Ancak çoğunluk kendi grubu asıl olmak üzere diğer gruplarla da ilişkilerini sürdürmektedir. Bunun sebebi okunulan Risale-i Nur külliyatı eserinin her yerde birinci esas olarak okunması ve tahrif edilmemiş bir eser olarak bütün gruplarda bulunmasıdır.

Risale-i Nur derslerinin okunduğu yerlere "dersane" veya "medrese-i nûriye" denir. Said Nursi hapishanelere "medrese-i yusufiye" demiştir. Ayrıca risalelerin kendilerine de medrese-i nuriye denilebilmektedir.

Nurcu gurupları[değiştir | kaynağı değiştir]

1996 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklanan raporda Nur cemaatinin kolları ve faaliyetleri şu şekilde açıklanmıştır[26]:

  1. Yazıcılar Gurubu (Ahmet Hüsrev Altınbaşak)
  2. Sözler Gurubu (Mustafa Sungur)
  3. Suffe Gurubu (Mehmet Kırkıncı)
  4. İhlas Nur Gurubu (M.Said Özdemir)
  5. Nesil Gurubu (Mehmet Fırıncı),
  6. Yeni Asya Gurubu (Yeni Asya Gazetesi, Mehmet Kutlular)
  7. Zehra Gurubu (İzzettin Yıldırım)
  8. Med-Zehra Gurubu (Muhammed Sıddık Dursun)

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Said Nursi'nin kendi eserlerindeki isminin doğru yazılışı
  2. ^ Said Nursi'nin imzasının (isminin bulunduğu bir mektubu
  3. ^ Bu şuhur-u mübarekede, Nurcuların şirket-i mâneviyesine inşaallah pek çok kudsî servet girecek. Herbir Nurcu, binler lisanla ve yüzer kalemle çalışacak gibi kâr kazanacak. Emirdağ Lahikası 1, Mektup No: 108, s.1747
  4. ^ http://www.yeniaktuel.com.tr/tur108,221@2100.html
  5. ^ http://fecr.de.tl/-R%26%23304%3BSALE_%26%23304%3B-NUR%26%238217%3BDAK%26%23304%3B-HURAFELER.htm
  6. ^ http://www.tesbihat.asia/joomla/index.php/risale-i-nur-lar/risale-i-nurun-icyuezue/843-batiniyenin-ve-sianin-etkileri.html
  7. ^ http://www.scribd.com/doc/26592341/
  8. ^ Buhari, İ'tisam:10
  9. ^ Müslim, İman: 247
  10. ^ İbni Mace, Mukaddime:1
  11. ^ Tirmizi, Fiten: 51
  12. ^ Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, s. 23
  13. ^ Mehdi ve Deccal, Şaban Döğen, Gençlik Yayınları, s 164
  14. ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1420
  15. ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1422
  16. ^ http://www.nurpenceresi.com/1143/aksam_namazi_tesbihati
  17. ^ [1] Divanı harbi örfi
  18. ^ Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, s.353
  19. ^ http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=882
  20. ^ http://www.fikirbahcesi.org/muceddidler/deccal-sufyan-ve-rejimi.html
  21. ^ http://www.as-add.de/Dosya/rtca/fgd/410-sn1.html
  22. ^ http://www.risalehaber.com/cemaatler-siyasetle-arasina-mesafe-koymali-107475h.htm
  23. ^ Ayşe Hür, Radikal, 22 Şubat 2007, Mustafa Kemal ve muhalifleri (5)
  24. ^ Emre Aköz, Nevzat Atal, Sabah gazetesindeki yazı dizisi, 21 Aralık 2004
  25. ^ Yargıtay arşivi, 1966-1967
  26. ^ Diyanet İşleri Başkanlığı raporu, 1996

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]