Kurban
Kurban, ilah olarak kabul edilen ya da yüceltilmiş bir varlığa sunulmak üzere öldürülen canlı.[1] Bir dileğin gerçekleşmesi için sunulan kurbana ise adak denir.[2] Antik çağlardan beri tanrıları veya diğer yüce kabul edilen varlıkları memnun etmek, felaketlerden korunmak benzeri amaçlarla insanlar ve hayvanlar kurban edilmişlerdir. Ancak kurbanın, bazı dönem ve uygarlıklarda sadece tapılan ilaha değil aynı zamanda libasyon yani sıvı adağı ile ölülere de sunulduğu da bilinmektedir. Bu libasyon törenlerinde şarap ve çeşitli bira gibi sıvıların kullanılmasının yanı sıra taze insan kanı da kullanılmıştır.
Konu başlıkları |
[değiştir] Etimoloji
Türk Dili'nin en eski ve değerli sözlüklerinden Divânü Lûgati't-Türk'te kurban karşılığı olarak "yagış" kelimesi geçmektedir. "يغش Yagış, İslam'dan evvel Türkler'in adak için, yahut Tanrılara yakınlık elde etmek için putlara kestikleri kurban"[3] olarak anlamlandırılmıştır.
Yine aynı eserde ıdhuk (ıduk) kelimesi geçmektedir. "اذق Idhuk: Kutlu ve mübarek olan her nesne. Bırakılan her hayvana bu ad verilir. Bu hayvana yük vurulmaz, sütü sağılmaz, yünü kırkılmaz; sahibinin yaptığı bir adak için saklanır."[4] şeklinde tanımlanmıştır.
[değiştir] Antik Mısır'da Kurban
Herodot'a göre, Antik Mısır'da domuzun kötü kokması, hasatlara saldırması nedeniyle ne domuzlar ne de domuz çobanları sevilirdi. Nitekim, Antik Mısır'da domuz da kurban edilen hayvanlar arasındaydı. Antik Mısır'da en göze çarpan kurban etme eylemlerinden biri de insanların kurban edilmesiydi. Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteydi. Nil Nehri'ne bırakılan insanlar da aranan ortak özellik masumluktu; bu nedenle özellikle kadın ve çocuklar Nil Nehri'ne bırakılarak kurban edilirdi. Kurban edilecekler arasında bakirelik bir öncelik olarak sayılıyordu. Bakireliğin, saflık ve masumluk anlamı taşıması kurban olarak özellikle bakirelerin seçilmesine önemli bir etkendi.
[değiştir] Antik Yunanistan'da Kurban
Eski Çağ'da ölen kişinin eşyalarının yanı sıra eşi ve köleleri de kurban edilir ve onlarla birlikte gömülürdü. Antik Yunanistan'da ölülerin mezarlarında hâlâ yaşadıklarına inanılır ve onlara düzenli olarak sunu takdim edilirdi. Örneğin; bir kap içinde kan sunulurdu. Kan, hayat demek olduğu için ruhun kanı içince geçici bir canlılığa kavuşacağı fikri hakim idi. Eğer bu ihmal edilir ise, ölülerin çevreye ölüm ve çeşitli hastalıklar salarak intikam alacağı düşünülürdü.
Euripides'in İphigenia Tauris'te adlı tragedyasında rahibe, kralın kurban etmek istediği iki yabancının kanla lekeli olduklarını ve arınmaları gerektiğini söyler. Çeşme suyundan mı, yoksa okyanus dalgalarından mı? diye sorar kral. "Tuzlu deniz" diye cevap verir rahibe, bütün pislikleri temizler. Sadece kurban olunanın değil, kurban edilenin de temizlenmesi gerekir. Eğer yakarıcı, tanrıdan birşey elde etmek istiyorsa yere kapanarak ya da ellerini göğe doğru kaldırarak ona, törelere uygun biçimde yakarır, belli kelimeler kullanırdı; çünkü büyüden pek az farkı olan duanın, büyülü bir gücü vardı. Genel olarak büyüyle birlikte adak adanırdı; çünkü herşeye rağmen insan olan tanrıların gönülleri armağanlarla alınabilirdi. Zeus İlyada'da "Hektor bana, çok kıvrımlı İda tepelerinde ve büyük kentte birçok yanık öküz armağan etti; bu yüzden yüreğim ona acıyor" diyerek, Hektor'u yaklaşmakta olan ölümden kurtarmayı düşünür. Dolayısıyla, karşılaştığında lütuflar elde etmeyi uman insanlar tanrılara yiyecek ve içecek ya da kurbanın hoş kokusunu sunmak durumundaydılar. [5]
[değiştir] Mikenlerde Kurban
Mikenlerin günlük yaşamlarında kullandıkları gıda maddeleri ve hayvanları kurban sunusu olarak kullandığı bilinmektedir. Metinsel veri niteliğindeki Pylos'ta ele geçen tabletler neticesinde, denizlerin hakimi tanrı Poseidon'a yapılan sunuların listesi bunu göstermektedir. Kurban olarak sunulan boğa ve keçinin yanı sıra libasyon sunuları sırasında un, şarap ve bal gibi gıdalarında kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle ritüeller arasında önemli bir yer tutan libasyon törenlerinde bir kap içindeki kan ya da sıvı yere doğru akıtılmaktadır. Bu sunular arasında koyu postları da göze çarpmaktadır. Diğer tabletlerden anlaşıldığı üzere kurbanlar arasında inek, dişi evcil domuz ve yaban domuzları bulunmaktadır; özellikle dişi hayvanlar kurban olarak seçilmişlerdir. Lineer B metinlerinde sunulan sıvılar bir altın kapların içerisindedir. Bu törenler sırasında elinde altın kaplarla tanrıya yaklaşan insanlar da kurban olarak tanrılara sunulmuştur. Mikenlerdeki cenaze törenlerinde ise günümüzde bazı toplumlardaki cenaze sonrası kurban kesme adetine benzer bir biçimde gerçekleştirilmiş sunularda çok sayıda hayvan da kurban edilmiştir. Kült merkezlerinde bulunan sunak ve hayvan kemikleri kurban törenlerinin yaygınlığını açıkça ortaya koymaktadır. Hagia Triada lahdinin üzerindeki sahneler, özellikle kadınların ön planda olduğu libasyon törenlerinde ellerinde kan dolu bir kapı tutan kadının sıvıyı akıtışını göstermektedir.
[değiştir] Eski Mezopotamya'da Kurban
Eski Mezopotamya'da kurban ritüelinin sıklıkla yapıldığı bilinmektedir. İnsanların, başlarına bir uğursuzluk gelme ihtimaline karşı tedbir olarak hayvanları adak olarak adadıkları bilinmektedir. Kimi zamansa kestikleri kurban sayesinde günahlarının temizleneceğine dair olan inanışları sebebiyle çeşitli hayvanları kurban etmişlerdir. Mezopotamya'da gerek tanrının azabından korkma, gerekse hayvanların tanrının birer besini olarak algılanması dolayısıyla, tanrıyı doyurmak amaçlı kurban kesilmiştir. Bu ve benzeri korkuların Mezopotamya'daki kurban kesme ritüelinin daha ciddi bir hâl almasına neden olmuştur.
[değiştir] Sümerlerde Kurban
Sümerlerde en değerli kurban olarak görülen kuzunun yanı sıra yabani ve evcil domuz dahil olmak üzere diğer hayvanlar da kurban edilirdi. Ancak yabani ve evcil domuz daha çok, bir hastanın iyileşebilmesi maksadıyla kurban edilirdi. Sümerlerde günümüze benzer bir şekilde kurban kesiminden hemen önce kesilecek hayvanın kulağına doğru yaklaşılıp dua okunurdu. Uruk'taki Anu tapınağında bir tabletteki kayıtlar, Sümerlerde bazı hayvanların bazı tanrıların sofrasında yer almasının yasak olduğunu göstermektedir.
| « Şamaş tapınağında Tanrı Şakkan’a koyun eti sunulmayacak; Tanrı Sin’in tapınağında Tanrı Harru’ya inek eti sunulmayacak; Tanrıça Belet-şeri’ye kuş eti sunulmayacak; Tanrıça Ereş-kigal’e inek ve kuş eti sunulmayacak. » |
[değiştir] Eski Anadolu Uygarlıklarında Kurban
[değiştir] Hititlerde Kurban
Hititlerde insanlar tanrılara kurban kesip yalvarır, karşılında da tanrıların onları düşmanlardan, hastalıktan koruduğuna inanılırdı.[6]
[değiştir] İslamda Kurban
İslam'da kurban, Kurban Bayramı'nda belirli nitelikleri taşıyan hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Hanefi mezhebine göre kurban kesmek vaciptir. Diğer mezheplerde ise sünnettir. Kurban'da Allah için kan akıtmak önemlidir. Kurban etinin tümü kesen aile tarafından tüketilebilir. Ancak kurban etinin fakirlere dağıtılması ayrı bir sevap olacaktır.
Kurban yalnızca Kurban Bayramı'nda kesilmez. Adak amacıyla veya Allah'ın yardımını gördükten sonra şükretmek için de kurban kesilebilir. Adak kurbaının eti birinci dereceden akrabalar tarafından yenilemez.
[değiştir] Yahudilikte Kurban
Antik İsrail'de kurbanların merkeziyeti açıktır; Tora'nın genelinde ve özellikle Levililer kitabının başlangıç konularında kurban sunuları metotlarıyla ilgili detaylı bilgiler aktarılır. Kurbanlar ya kanlı kurbanlardır (hayvan) ya da kansız sunulardır (tahıl ve şarap). Kanlı kurbanlar, hayvanın tamamının yakıldığı "yakımlık sunular" (İbranice: עלה קרבנות), hayvanın bir kısmının yakıldığı ve bir kısmının rahibe verildiği "kusur sunuları", ve yine sadece hayvanın bir kısmının yakıldığı "barış sunuları" olarak kategorilere ayrılır. Peygamberlerin dile getirdiğine göre, kurban etme eylemine kişinin dahili ahlak ve iyiliği eşlik etmelidir.
Kudüs Tapınağı yıkıldıktan sonra, Samiriler dışındaki Yahudiler ayinsel kurban sunmayı bıraktı.[7] Ortaçağ Yahudi rasyonalisti Rambam, Tanrı'nın gözünde kurbanın, dua ve felsefi meditasyon kadar değeri olmadığını dile getirir. Tanrı, komşu pagan kabilelerin tanrılarıyla iletişime geçmek için kurban yöntemi kullandığından, İsrailoğulları'nın hayvan kurban edilmesine alışık olduğunu bilmektedir; dolayısıyla Rambam'ın görüşüne göre Tanrı ile insan arasında iletişim kurmanın İsrailoğulları tarafından kurban kesmekten geçtiğinin düşünülmesi doğaldır. Rambam'a göre, Tanrı'nın kurban kesilmesine izin vermesi, insanın psikolojik sınırlarına ayrıcalık tanımasından kaynaklanmaktadır. İsrailoğullarının pagan ibadetlerinden dua ve meditasyona bir kerede sıçramasını beklemek gerçekçi olamazdı. Bu konuyla ilgili görüşlerini Şaşkınlara Kılavuz isimli eserinde de dile getirmektedir.[8]
Nahmanides gibi[9] çoğu kişi Rambam'ın görüşüne katılmamaktadır ve kurban kesiminin Yahudiliğin merkezi ve ülküsel ibadetlerinden olduğunu dile getirmektedir.
Tora ve Tanah'ta İsrailoğullarının insan kurbanına aşina olduğu anlatılır ve buna en önemli örnek İbrahim'in oğlu İshak'ı neredeyse kurban etmesidir.[10] Bunun yanı sıra, Yiftah'ın kızını kurban ettiği,[11] Moav kralının varisi olan oğlunu yakmalık sunu olarak sunduğu,[12] Mika kitabında birinin 'günahlarım için ilk doğan oğlumu kurban edeyim mi?' diye sorduğu[13] anlatılır. Yeremya kitabında çocuk kurbanının tiksinilecek birşey olduğundan bahsedilir.[14]
[değiştir] Ayrıca bakınız
[değiştir] Kaynakça
- ^ "sacrifice." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
- ^ adak DilDernegi.org.tr. Erişim: 17 Ağustos 2011
- ^ Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt III, sayfa 80.
- ^ Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. ISBN 975-16-0405-2, Cilt I, sayfa 65.
- ^ Bettany, Georges Thomas (2005) Dünya Dinleri Ansiklopedisi, Say Yayınları. ISBN 975-46-8512-6
- ^ Aydın, Ufuk. Uygarlık tarihi, sayfa 6.
- ^ The Samaritans .com
- ^ Book III, Chapter 32. Translated by M. Friedlander, 1904, The Guide for the Perplexed, Dover Publications, 1956 edition.
- ^ Torah commentary on Levililer 1:9
- ^ Tekvin 22:1-24
- ^ Hakimler 11:31-40
- ^ 2. Krallar 3:27
- ^ Mika 6:7-8
- ^ Yeremya 7:30-32