Aczmendi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Aczmendi, Elazığ Akşam Sanat Okulu mezunu Müslüm Gündüz'ün liderliğini yaptığı tarikat Kendine özgü giyim tarzı olan, 1985 yılında Elazığ'da kendi çevresinde bu kıyafetlerle din üzerine sohbet toplantıları yapan tarikat.Gündüz'e çevresinde itibar edip uyanlar çıkmıştır.

Özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Siyah sarık ve cübbe giyerler. Saçlarını ve sakallarını uzatırlar. Saçlarını ördükleri de görülür. Grubun tamamının elinde uzun bir asa bulunur. Cehri (sesli) zikirlerini ilahi eşliğinde def çalarak, adaba uygun serbest hareketli zikrederler.

Olaylar ve açıklamaları[değiştir | kaynağı değiştir]

1990'lı yıllarda Aczmendiler sivri fikirleri ile kamuoyunda çok ortaya çıkmışlar, liderleri televizyon kanalları ve gazetelerde açıklamalar yapmıştı. Cami çıkışlarında tef çalarak protesto eylemleri yaptılar. Devleti açıkça tehdit etmeleri, mevcut rejimi islami olmamakla suçlamaları ve bu uğurda mecbur kalmaları halinde şiddete başvuracaklarını açıklamaları ile diğer gruplardan ayrılırlar. Atatürk'e karşı duydukları düşmanca fikirleri de alenen açıklamaktan geri durmazlar.[1]

Müslüm Gündüz, 12 Haziran 1996 akşamı HBB televizyonunda laik demokratik rejime karşıtlığını açıklamıştı. Gündüz bu programda, "Kemalizm bir dindir. Allah'ı Mustafa Kemal, peygamberi İsmet İnönü'dür. Demokrasi dinsizliktir. Laiklik de öyledir. Geleceğiz Türkiye'yi alacağız. Hiç Merak etmeyin. demiştir. 5 Ekim 1996 tarihinde Milliyet'e verdiği mülakatta da Laik ve demokratik rejimin sonunda yıkılacağını ve şeriatın getirileceğini, ordunun günü geldiğinde bunu durdurmaya gücünün yetmeyeceğini, çok kan aksa da bir aşamadan sonra İran'da olduğu gibi istenilen sonucun elde edileceğini açıkladı.

Gündüz'e göre şeriatın gelmesi için üç aşama vardı: Kalple isteme, dille söyleme ve elle düzeltme. Milliyet'e 1996'da yaptığı açıklamada şeriata geçişte elle düzeltme aşamasına gelindiğini söylemişti.[2]

Gündüz'ün basılması ve tutuklanması[değiştir | kaynağı değiştir]

Gündüz, 29 Aralık 1996 tarihinde televiyon kanalları ve basın muhabirleri eşliğinde, iki yıl hüküm giydiği davada tutuklanması amacıyla Kadıköy'de bir evde polis tarafından basıldı. Akit ve Vakit gazeteleri yazarı Hüseyin Üzmez'e ait evde tutuklanması için basıldığında Fadime Şahin isimli bir kadın ile gayrı meşru bir ilişki içinde olduğu ortaya çıktı. Tutuklama esnasındaki uygunsuz kıyafetleriyle görüntüleri televizyon kanallarında yayınlandı. Basında ve televizyonlarda tutuklanması Fadime Şahin isimli kadınla basılması şeklinde duyuruldu. Bu konu basın yayında yayınlandı.[3]

Müslüm Gündüz'ün AİHM başvurusu[değiştir | kaynağı değiştir]

Müslüm Gündüz, Türkiye aleyhinde haksız yargılandığına dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtığı davayı kazandı. Mahkeme Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin askeri üyeleri bulunması nedeniyle başvuruyu haklı buldu. Müslüm Gündüz, ayrıca daha önce ifade özgürlüğü ihlali ile açtığı davayı da kazanmıştı.[4]

Veli Küçük bağlantısı iddiaları[değiştir | kaynağı değiştir]

Ali Kalkancı, 2009 yılında emniyet güçlerinin Haramidere bulunan fabrikasına yaptığı operasyonda 2 milyon adet captagon hap ele geçirilmesi ve tutuklanmasının ardından uyuşturucu operasyonu nedeniyle gözaltındayken Ergenekon soruşturması kapsamında da sorgulandı.[5][6] Ergenekon Davası Savcısı Fikret Seçen'e verdiği ifadesinde Kalkancı, Fatih'teki İsmailağa Cemaati'ne gidip geldiğini, 28 Şubat sürecinde borç batağında olduğunu bu dönemde tuğgeneral Veli Küçük'ün kendisine para yardımı yaptığını söyledi. Kalkancı ifadesinde, Küçük'ten gelen para nedeniyle istediklerini yapmak zorunda kaldığını ve bu nedenle Fadime Şahin'i nikahına aldığını iddia etti.[7]

Ergenekon davası kapsamında ifade veren bir gizli tanığa göre, Fadime Şahin'in 1995 yılına kadar Aksaray'daki bir pavyonda konsomatris olarak çalıştığı ve o dönem Strateji dergisi genel yayın yönetmenliği yapan Ergenekon sanığı Ümit Oğuztan ve Sisi lakaplı Seyhan Soylu tarafından erkeklere pazarlandığı ancak daha sonra tesettüre büründürülüp kısa bir dini eğitimden geçirildikten sonra kamuoyunda irtica korkusu oluşturarak askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla kullanılmıştır. Aynı haberlerde Ali Kalkancı'nın da alkolik olduğu iddia edildi.[5][8][9]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]