Nusayriler
| Bu maddenin tarafsızlığı konusunda kuşkular bulunmaktadır. Ayrıntılar için lütfen maddenin tartışma sayfasına bakınız. Şablonu maddeden çıkarmadan önce lütfen şablonun yardım sayfasını inceleyiniz. |
| Bu maddedeki bilgilerin kaynaklarının yetersiz olduğu yönünde kuşkular bulunmaktadır. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına bakabilirsiniz. Maddeye uygun bir biçimde kaynak ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. |
| Bu maddenin veya maddenin bir bölümünün gelişebilmesi için konuda uzman kişilere gereksinim duyulmaktadır. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız. Konu hakkında uzman birini bulmaya yardımcı olarak ya da maddeye gerekli bilgileri ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. |
| Bu madde Vikipedi standartlarına uygun değildir. Sayfayı Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyip Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. Not: Gerekli değişiklik yapılmadan bu şablon kaldırılmamalıdır. Bu madde Kasım 2011 tarihinden beri, düzenleme isteğiyle etiketlidir. |
Doğancı (II. Dünya Savaşı sırasında Baniyas). |
|||||||||||||||
| Toplam nüfus | |||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 3 milyon | |||||||||||||||
| Önemli nüfusa sahip bölgeler | |||||||||||||||
|
|||||||||||||||
| Diller | |||||||||||||||
| Din | |||||||||||||||
|
Şiilik |
Nusayriler; (Arapça: النصيرية Al-Nusayrīya ya da العلوية Al-Alawīya), Suriye'nin Lazkiye, Baniyas ve Tartus illeriyle Türkiye'nin Hatay, Adana ve Mersin illerinde yerleşmiş dini etnik gruptur.
Suriye yönetimindeki Esedlerin de mensubu olduğu Nusayriler, Suriye'de sayıca azınlık (Suriye'nin toplam nüfusunun %14'ü) olmalarına rağmen iktidardadırlar.
İnancın kurucusu Muhammed bin Nusayr (Muhammed bin Nusayrul Abdiyy'in Numayri)'dir. Ancak Nusayriliği sistemleştirip yayan kişi olarak Hamdam büyük saygı görür. Nusayrilerin kutsal kitabı Kitab el-Mecmu'dur. Nusayriler kendilerini Alevi kabul ederler. Aleviler de Nusayrileri kendilerinden tanırlar. Ancak Anadolu Aleviliği ile Nusayrilik farklıdır. Örneğin Nusayrîlerde cem yoktur. Kadınlar ibadetlere alınmaz. Kendi usullerine göre genellikle cami dışında namaz kılarlar, oruç tutarlar. 16 kutsal duaları vardır. Ali, Hasan, Hüseyin sevgisi ilahlaştıracak derecededir. Gökyüzünde Güneş Muhammed'i, Ay ise Ali'yi temsil eder. Ay'a kötü söz söylemek Ay'a gidildiğini inanmak birçok Nusayri için günahtır. Aleviler için kutsal olan Hacı Bektaş, Abdal Musa gibi yerlerle ilgilenmezler. Ali, Muhammed, Selman-ı Farisi isimlerinin baş harflerinden oluşan Ayn-Mim-Sin harfleri inanç şifreleridir. Ali, Hasan, Hüseyin dışındaki imamlara fazla ilgi göstermezler. Haydari ve Klazi olarak iki gruba ayrılırlar. Klaziler Türkiye'deki topluluğun %30'unu oluştururlar ve daha tutucudurlar. Suriye'de ise Klaziler çoğunluktadır. Nusayriler Suriye nüfusunun %11-15'ini oluşturular. Hafız Esed ve ailesi de Nusayridir.[5]
Nusayrîler'in birçoğu kökenlerini Horasan Türkler'ine dayandırır. Kendilerini, Harun Reşit'in yerine geçen oğlu Mutasım'ın Horasanlı bir Türk olan annesinin aşiretinin torunları olarak kabul ederler.[5] 700'li yıllardan başlayarak Türkiye sınırları içerisindeki topraklara yerleştirilmiş Oğuz Horasan Türkleri olduğu belirtilmektedir.[6] Adana ve Mersin'de yaşayan yerel halk tarafından Fellah (çiftçi) olarak adlandırılmasının Arap olmaları ile ilgilisi bulunmamaktadır. Fellah olarak adlandırılmalarının sebebi Çukurova'da sadece tarım yapmalarıdır, fellah Arapça çiftçi demektir.[6]
Adana ve Mersin'deki Arapların kökeni üzerine iki ayrı görüş vardır:
Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde 19. yüzyılın başında Mısır'ın Anadolu'ya saldırısından sonra Mısır ordusundaki askerlerin bir bölümünün dönmeyip Anadolu'da kaldığı ilk önermedir.[6]
Ancak daha kuvvetli olan erken Hıristiyanlık döneminde zaten burada olmaları ve daha sonra yaklaşık İS. 7. - 8. yüzyılda bölgenin İslam-Arap ordusunun istilasına uğramasıyla Arapların yerleşmesi şeklindedir.[6]
Berberi kökenli oldukları kesinlikle iddia edilemez; çünkü Berberiler zaten sadece Cezayir'de yaşar, Mısır'da yaşamazlar.[6] Bölgedeki Türkmenler onlar için "kesinlikle hizmetçi anlamında değil, sadece Arab oğlu" anlamında "Arab uşağı" tabirini kullanırlar.[6] Antakya ve İskenderun Nusayri Arapları ve Sünni Arapları bölgenin yerli meskûnlarıdır ve erken dönemlerden beri burada ikamet ederler. Adana ve Mersin'deki Arap Alevilerinin de gerçek Nusayri kökenli olduklarını öğrenebilmek için Osmanlı döneminin vilayet müfettişlerinden Emin Galib Et-Tavil'in Nusayriler adlı kitabına bakılması yeterlidir.[6]
Konu başlıkları
|
[değiştir] Etimoloji
Nusayrî halkı, kendini adlandırma konusunda çeşitlilik gösterir. Mezhebin kurucusu Muhammed bin Nusayr'in isminden türeyen Nusayrî sözcüğünün kendileri için kullanılmasını istemediklerinden Türkiye'de genelde Arap Alevisi denir.[kaynak belirtilmeli] Mezhebin kurucusu Muhammed bin Nusayr'in isminden türeyen Nusayrî tanımlaması kullanılmaktadır. 11. İmam Hasan El Askeri'nin öğrencisi Muhammed bin Nusayr'ı (ö. 883) otorite kabul ettikleri için bu adı alırlar. Ancak Nusayrîler bu ismi kendileri için asla kullanmazlar.[kaynak belirtilmeli]
[değiştir] Nusayri İsmi Nereden Geliyor?
Nusayri ismi ile ilgili olarak doğu bilimcisi Fransız etnolog Massignon, temelde beş kaynak öne sürer:
1) Massignon diyor ki: Nusayri adı, tahkir amacıyla Nasranî adının küçültme kalıbı olabilir.
Nasranî, Hıristiyan demektir. Sünniler, Alevileri Hıristiyan olmakla suçlarlardı.
Nasranî kelimesinin Arapça'ya göre küçültme kalıbı olsaydı bu ismin Nusayrani şeklinde olması gerekirdi.
2) Kufe'deki Nasuraya köyünden gelmiş olabilir.
3) Nazerini kelimesinin bozması olabilir. Bu sözcük Latince'dir ve Haçlılar tarafından oradaki dağa bu isim verildi. Aynı zamanda Romalılar zamanında Suriye'de bir eyaletin ismiydi.
4) Uydurma Şii şehitlerinden biri olan Nuşayr isminden geliyor olabilir.
5) İddiaların en sağlamı, mezhebin kurucusu Muhammed bin Nusayr adındaki kişinin adıyla ilgili olmasıdır.
Bu arada, kimi ılımlı ve dost kılığına girmek isteyen bazı yazarlar, Muhammed bin Nusayr kötü bir isim kazanmış diye Alevilere (Nusayriler) acıyarak, ona intisap etmesini uygunsuz sayıyor ve ismin başka kaynaktan geldiğini iddia ediyorlar. Kimileri Aleviler 5-6 ve 7. yüzyıl'da Sünni iktidarın zulüm ve baskısından kaçarak Nusre denilen dağa tırmanıp yerleştiler, daha sonra dağın adını alıp, Nusayri adıyla tanınmaya başladılar diyor. Zira Nusre ile bağlantılı olsaydı, yine Arapça'nın kurallarına göre Nusrevi olması gerekirdi.
[değiştir] Nüfus ve Dağılımı
Dünya genelinde yaklaşık 3,000,000 Nusayri vardır.
Dünya genelinde yaşayan Nusayrilerin büyük bir kısmı Suriye'dedir. (2,500,000)
Dünya genelinde yaşayan Nusayriler; Suriye, Lübnan (100,000) ve Türkiye'dedir. (350,000)
Ancak Dünya'nın farklı bölgelerinde de özellikle Almanya ve Fransa'da da Nusayriler yaşamaktadır.
Nusayrilerin Hatay ilin genel nüfusu içindeki oranı ise il merkezdeki oranın altındadır (%50'ye yakın).
[değiştir] Türkiye Nusayrileri
Türkiye'de 350,000 civarında Nusayrî olduğu tahmin edilmektedir. Nusayrîler'in Hatay ili genel nüfusu içindeki oranı %50'ye yakındır. Osmanlı döneminin vilayet müfettişlerinden Emin Galib Et-Tavil'in "Nusayriler" adlı kitabına göre Adana ve Mersin'deki Arap Alevileri de Nusayri kökenlidir.[kaynak belirtilmeli] Ancak bu yörede yaşayan ve yerel halk tarafından Fellah (çiftçi) olarak adlandırılan Arap halkıyla etnik köken ve dini inanç bakımından ilgileri bulunmamaktadır.[kaynak belirtilmeli]
[değiştir] Nusayrilerin Etnik Kökeni
Nusayrilerin etnik kökeni üzerinde duranların başında Tankut gelir. Tankut eski Türk topluluklarının inançlarından iz taşıdıklarından hareketle Nusayrilerin Türk olduklarını iddia eder. Bu görüşü Önder de destekler. Önder, yerli ve yabancı antropologların Nusayrilerden elde ettikleri kafa endisi, dil ve kültürel özelliklerine dayanarak, bu gurubun Türk olduğunu savunur.
Andrews, Aringberg Laonatza ve Olsson gibi araştırmacılar, Nusayrilerin Arap etnik kökene sahip olduklarını savunmaktadırlar. Nusayrilerin büyük çoğunluğu da (% 99,5) kendilerini Arap Alevisi olarak tanımlarlar. Güler, Sönmez, Rande ve Reyhanî gibi araştırmacılar da bu görüştedir. Çünkü Hüseyin Türk'ün Hatay'da yaptığı alan çalışmasında Nusayrilere kendinizi ne olarak tanımlıyorsunuz? sorusuna verilen yanıtlarda da bu sonuç çıkmıştır. Ama az da olsa Arap Aleviliğine Türk, Kürt ve Çerkez halktan da karışan olmuştur.
[değiştir] Dil
Ana dilleri Arapça'dır. Suriye'deki Gebel ve Ansari'ye bağlı Süryani / Lübnan lehçesi.
Yaşlı nesil hâlâ Arapça konuşmaktadır. (Andrews, 1992: 215)
Türkiye'de ise Hatay'ın katılmasından (1939) sonra doğmuş olan daha genç nesil tarafından Türkçe konuşulmaktadır.
Bugün Arapça ile Türkçe’nin bir karışımı konuşulur. (Andrews, 1992: 216)
[değiştir] Din
[değiştir] İnanç
İsmailiyye, Dürzîlik, Hıristiyanlık ve Suriye'nin yerel inançların birleştirildiği düşünülmektedir.[kaynak belirtilmeli]
Sadece kendilerinin Ehl-i Beyt inancında olduğunu söylerler. Anadolu Aleviliği ve Caferiyye Şiiliğine itikadi yönden kesinlikle benzememektedir.[kaynak belirtilmeli]
Bu sebeple Nusayrilerin itikadi inanışları erkeklerden oluşan topluluk içindeki sırlardan ibarettir.[kaynak belirtilmeli]
Nusayrilere göre Kur'an'ın iki manası vardır.[kaynak belirtilmeli] Gizliliği anlayamayanlar için zahiri (yani yüzünden okunan mana) geçerlidir. Ancak Nusayriler, İsmailiyye öğretisi gereği bâtıni tevillere göre hareket ederler.[kaynak belirtilmeli]
Dolayısıyla Kuran-ı Kerim'e bir Sünni ya da Şii din adamının hiçbir zaman yükleyemeyeceği manaları verebilirler.[kaynak belirtilmeli]
}} Bu sır, Nusayriler tarafından, Hıristiyanlıktaki “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” sistemiyle açıklanır. Ayrıca Bab’dan yani Selman’dan sonra beş “Eytam” vardır. Bunlar, Bab’ın manevi çocukları olup, Bab tarafından yaratılmışlardır. Bunlar; Mikdad b. el-Esved (Tabiat olayları ve zelzeleyi yürütür.), Ebû Zer-el Gifâri (Yıldızların hareketini idare eder.), Abdullah b. Revâha (Canlıların hayatlarıyla uğraşır.), Osman b. Maz'un (Rızık ve hastalıklarla uğraşır.) ve Kanber b. Kadân ed-Devrî (Ruhları cesetlere gönderir). Bu beş eytam, aynı zamanda beş büyük yıldızdır.[7]
Nusayriler, insanlık tarihinin yedi kademesini gerçekleştiren "Sâmet" (susan)'i "Nâtık" (konuşan)'ın üstünde tutarak Ali'yi "Sâmet", Muhammed'i "Nâtık" ve sahabelerden Selman-ı Farısi'yi "kapı" olarak tanırlar. Bunların baş harfleri Ayn ع, Mim م ve Sin س i önemserler. Ayrıca bu üçlü Ay, Güneş ve gökyüzü olarak da bilinir.[kaynak belirtilmeli]
Nusayrilere göre, ilk üç halife ile birlikte bir kısım sahabe (Ayşe, Talha, Zübeyr vb...), Muaviye, Yezid ve Haccac da Şeytanın sembolleridir ve lanetlidirler.[7]
[değiştir] Reenkarnasyon İnancı
Sadece erkekler için söz konusu olan tenasüh inancı dinin temel inancını oluşturur. Önceki hayatta sevap kazananların insan olarak ve kötülükleri işleyenlerin ise hayvan olarak tekrar Dünya'ya geleceğine inanırlar.[kaynak belirtilmeli] Nusayrilere göre Cennet ve Cehennem bu Dünya'dadır, yedi defa Nusayri inancıyla Dünya'ya gelen inançlı bir Nusayri gökyüzünde yıldız olarak mutlak iyiliğe (rahmete) kavuşacaktır.[kaynak belirtilmeli]
Nusayrilere göre kendileri Ali'nin ulûhiyetine inanmak ve onun yüceliğinin nimetine ermek şerefine ulaşan kişilerdir. Ali'ye inanan ukkâl (Nusayriler ulularının) Nusayrilerin ruhları, öldükten sonra hareket yoluyla yıldızlar haline dönüşerek nurlar âlemine yükselir, cuhhâl (sıradan Nusayriler) Nusayrilerinki de Güneş’in etrafında dönen gezegenlere intikal eder. Nusayri olmayanların ruhları ise hayvan bedenlerine girer.[7]
[değiştir] Sır İnancı
Dinin şekillendiricisi olarak ashabdan Selman-ı Farisi kabul edilir. Din, temelinin ne zaman ortaya çıktığı belli olmayan bir sır üzerine şekillenir. Arap alfabesindeki üç harfle simgelenen sır, genel halk tarafından dahi bilinmez. Bu sırrı bilmek için ermek, "eve giden yola" gitmek gerekir. Bu sırrın yanı sıra, ibadetde gizlilik içinde yapılır.[kaynak belirtilmeli] Hatay bölgesinde eski çağda yaygın bir "sır dini" olan Mithras öğretisinden günümüze ulaştığı düşünülebilecek bir saklı öğreti üzerine inanç biçimlenmiştir.[kaynak belirtilmeli]
[değiştir] Nusayrî Mezhepleri
Diğer birçok itikadî fırkada olduğu gibi Nusayrilik de kendi arasında çeşitli fırkalara ayrılmıştır. Bunlar genel olarak dört kola ayrılmışlardır ki, bunlar; Haydariyye, Şimaliyye (veya Şemsiyye) Kilaziyye (veya Kameriyye) ve Gaybiyye'dir. Ancak bunlar, esas itibariyle, Şimaliyye ve Kilaziyye olmak üzere iki ana kol halinde yaygınlık kazanmışlardır.[7]
Ali'nin bulunduğu yer konusunda üç gruba ayrılırlar. Haydariler'e göre Ali, göktedir. Güneş Muhammed'i, Ay da Selman'ı temsil eder. Şimalilere göre Ali, Güneş’te oturmaktadır. Bu yüzden bunlara "Şemsiler" de denilmektedir. Semadaki büyük yıldızlar da Nusayrîlerin ukkâli’nin ruhlarıdır. Bu nedenle Nusayrîler, Güneş’in doğuşu ve batışı zamanında Güneş’e ve yıldızlara hürmet gösterirler. Dualarında ihtiyaçlarını, görünen yıldızlar hürmetine en iyisinden isterler. İkinci kol olan Kilazilere göre ise Ali'nin yeri Ay'dır. Bu yüzden bunlara da "Kameriler" ismi verilmektedir.[7]
[değiştir] Nusayrîlik'te İbadet
Nusayriliğin görüşleri incelendiğinde, inançlarının İslâm’dan kaynaklanmakla beraber tamamen batınî yorumlara dayandığı görülmektedir. Hatta görüşlerinde zaman zaman Hıristiyan kültürünün izleri görülebilir. Bu sebeple ibadet anlayışları bakımından fırka temel İslamî ibadetleri, genel kabulden farklı olarak, kendi batınî anlayışlarına paralel biçimde tevil eder.
[değiştir] Nusayrilik'te Şehadet Kelimesi
Nusayriliğe girişte şehadet kelimesi; "Nusayri dininden, Cundebî görüşünden, Cunbulanî tarikatından, Hasibî akidesinden, Cillî inancından, Meymunî fıkhından olduğuma şehadet ederim." şeklinde söz söylenerek yerine getirilir. [8]
[değiştir] Namaz
Nusayriler, namazlarını kılmak için bir camide toplanırlar.[kaynak belirtilmeli] Burası, günümüz anlamıyla bir cami de olabilir, bir türbe de, hatta birinin evi dahi olabilir.[kaynak belirtilmeli] "Namaz" Sünni ya da Şia anlayışındaki namazla ilgisizdir.[kaynak belirtilmeli] Soyla babadan oğula geçen "şeyh"lerin önderliğinde erkeklerin toplanıp dua ettikleri bir törendir.[kaynak belirtilmeli] Secde ya da rükû gibi namaz biçimleri bulunmaz.[kaynak belirtilmeli] Namazdan önce abdest alınmaz.[kaynak belirtilmeli] Kâbe'ye dönmek gibi bir şart da bulunmaz. [kaynak belirtilmeli]"Namaz" için camide toplanma şartı da yoktur.[kaynak belirtilmeli] Namaz kılınacak yer bir ev ya da temiz olan herhangi bir yer olabilir.[kaynak belirtilmeli]
Bu fırkaya göre ibadetleri başında "batınî namaz" yahut kısaca "namaz" adı verilen ibadet gelmektedir. Bu da ferdi ve kolektif olarak iki şekilde yerine getirilir. Namaz; Ali'ye açılan kalbin niyazı anlamında anlaşıldığından, özel bir mekâna, camiye ihtiyaç duyulmadığı gibi, her hangi bir tarafa yönelme yahut özel bir duruş da söz konusu değildir. Namazdan önce abdest alınmaz. Namaz sesle yapılan bir ibadet olup, sadece duadır. Namazın başında "Ali, Muhammed ve Selman'ı yüceltiriz." demek, namazı eda etmek olarak anlaşılır. Ayrıca Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatır (Fatıma) isimlerini anmak da beş vakit namaz sayılır. Namazın temel şartları beş seçkini (Muhammed, Fâtır (Fâtıma), Hasan, Hüseyin ve Muhassin) bilmek, dua esnasında gülmemek ve konuşmamak, Abbasi rengi olduğu için siyah takke giymemek, gizliliğe riayet etmek ve namazı "Ey yüce, büyük ve arıların efendisi Ali, bize merhamet et." diyerek bitirmektir. Namazın sayısı yine beştir ve beş masuma tahsis edilmiştir. Namazda Mekke'ye dönmek şart değildir. Öğleye kadar Güneş’in doğuş yönüne, öğleden sonra ise batıya doğru yönelinir. Bu namazın kılınması, mahiyet itibariyle, Kur'an-ı Kerim'den Fatiha ve İhlâs sureleri ile öteki bazı kısa sureler, Kitâbü'l-Mecmû'daki sureler ve kuddâs adı verilen özel bazı duaları okumaktan ibarettir.[8]
Toplu olarak kılınan namaz ise büyük bir şeyhin ziyareti, bayramlar ve fırkaya giriş merasimleri gibi vesilelerle yerine getirilir. Kadınların ve topluma kabul edilmemişlerin alınmadığı bu ibadette, ferdi yapılandan farklı olarak ezan okunur, kutsallığına inanılarak şeyhlerden başlanarak cemaat kadehten birer yudum alır, bazı surelerin okunması sırasında secde edilir. Merasimin ilgii yerlerinde kuddâsu'l-buhûr, kuddâsü't-tîb, kuddâsü't-teberri ve kuddâsu's-sin gibi dualar okunur ve selam verilerek ibadet tamamlanır.[9][10]
[değiştir] Oruç
Namaz gibi İslam'ın diğer temel ibadetlerini de tevil eden Nusayrîlik'te, söz gelimi oruç, İslam peygamberi Muhammed'in babası Abdullah'ın sessizliğini temsil eder ve fırkaca kutsal sayılan sırları başkalarından gizlemek anlamına gelir.
[değiştir] Zekât
Zekât, Selmân-ı Farisî'yi temsil eder ve dini öğrenip aktarma anlamına gelir. Bununla birlikte fırkanın iç işleyişinde zekât çeşitli vesilelerle merasim sonrası şeyhe verilen paradır.
[değiştir] Hac
Haccın manası ise, fırkaca kutsal sayılan kişi ve yerleri ziyaret etmeyi sembolize eder ve bilinen hac ibadetiyle bir ilgisi yoktur. Nusayrîlik'te ziyaret yerleri çok önemlidir. Buralar beyaza boyanır ve aynı zamanda ibadet yerleridir. Ziyaret yerleri ya su kenarlarında ya da ağaçlık yerlerdedir. Bu anlayışları eski Fenikeliler'den kalan bir inançtır.[7]
[değiştir] Nusayrîlik'te Şeyhler
Nusayrîler'de, şeyhler tabir edilen din işlerini organize eden dört ayrı sınıf vardır ki, bunlar onlara göre büyük önem arz etmektedir. Bunları da sırasıyla şöyle sıralayabiliriz:
[değiştir] Büyük Şeyh
Ali'nin yeryüzündeki gölgesi durumunda olup, geniş ve büyük bir otoritesi vardır. İnsanüstü gücü bulunduğuna inanılır, bu yüzden büyük itibar görür. Vazifesi, şeyh ve imam adaylarını seçmektir. Her bölgede ancak bir büyük şeyh bulunur.[7]
[değiştir] Şeyh
Cemaatin manevi önderleri durumunda bulunan şeyhlerin sayıları çoktur ve atalarının melekler olduğuna inanılır. Melekler onlara hulul etmiştir. Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler. Merasim ve ziyaretleri idare edip, hastalara dua ederler, onlardan izinsiz doktora bile gidilmez. En güzel ve zengin kızlarla evlenirler ve evleri herkese açıktır. Şeyh olabilmek için şeyh ailesinden gelmek şart olduğu gibi geniş bir kültüre de sahip olmak zorunludur.[7]
[değiştir] Nüvvab
Bir nevi şeyh yardımcısı durumundadırlar. Şeyh olabilmeleri büyük şeyhin kararına bağlıdır. Bunun için geniş bir tecrübeden geçmesi gereklidir, şeyh olabileceği kanaati oluşuğunda bir başka bölgeye şeyh olarak atanır.[7]
[değiştir] İmam
Daha alt tabakadan görevlilerdir.[7]
[değiştir] Nusayrilik'e Giriş Şartları
Kadınlar bu mezhebe giremezler, çünkü onlar sır saklayamazlar. Bu sebeple Nusayriler inançlarını kadınlara bildirmezler. Erkekler ise mezhebe girmekle yükümlüdürler. Erkeklere bu inançlar, 19 yaşında öğretilir. Bundan sonra öldürülseler bile bu sırrı kimseye söylemeyeceklerine yemin ederler. Giriş için, esas şart ana-babanın Nusayri olmasıdır. Erkek, sağlığı yerinde, 8-10 yaşından büyük ve ölümle karşı karşıya kalsa bile sır saklayabilecek kabiliyet ve olgunlukta olmak da Nusayriliğe giriş için gerekli şartlardandır. Nusayriliğe girmenin şartlarına haiz olup, Nusayri inanç ve sırlarını öğrenen ve Nusayri ibadetlerini yerine getiren Nusayrilere ukkâl (akıllı) Nusayriler denir. Nusayri soyundan gelip de Nusayri inanç ve sırlarını öğrenmeye haiz olmayan veya haiz olup da bu sırlar kendisine öğretilmeyen ya da bu inanç ve sırları bilmeyen Nusayrilere ise cuhhâl (cahil) Nusayriler denir.[7]
[değiştir] Nusayrilik'e Girişte Şehadet Kelimesi
Nusayrilik'e girişte şehadet kelimesi; ibadet bölümünde de belirtildiği gibi "Nusayri dininden, Cundebî görüşünden, Cunbulanî tarikatından, Hasibî akidesinden, Cillî inancından, Meymunî fıkhından olduğuma şehadet ederim." veya kısaca "Ben, Ali’den başka ilâh bulunmadığına şehâdet ederim." şeklinde söz söylenerek yerine getirilir. Böylelikle kişi Nusayrilik'e girmiş olur. Ardından da törene geçilir.[8]
[değiştir] Nusayrilik'e Giriş Töreni
Nusayriliğe giriş birkaç merhaleden oluşmaktadır. Nusayriliğe giriş töreni genel olarak aşağıda sıralanan dört merhaleden oluşmaktadır.
[değiştir] Ön Merhale
Mezhebe girecek yaşa gelen çocuğu babası, güvendiği bir Nusayri’ye götürür ve ona tavassut etmesini ister. O şahıs onun manevi babası haline gelerek onu iyice tanır. Çocuğun durumu hakkında şahitler ve şeyhin huzurunda teminat alınır, çocuk eğer sır verirse öldürülür. Daha sonra o kişi çocuğun eğitimini sağlar. Nusayrilerin gözünde iyi bir Nusayri intibası bırakmak için namaz kılıp, oruç tutmasına özen göstermesi istenir. Zira bu safhada o çocuk bir nevi ilk imtihandan geçmektedir.[7]
[değiştir] Birinci Merhale
Bu ön hazırlık safhasından sonra çocuk, "Meşveret Cemiyeti" adı verilen bir toplantıya alınır ki, bu toplantı şeyhin veya ileri gelen bir Nusayri’nin evinde yapılır. Çocuk içeri alınır ve nefsini alçaltma, itaatkâr olmanın bir nişanesi olarak, şeyhin ve orada bulunanların ayakkabılarını başına koyar. Ulûhiyet sembolü olan bir kadeh şarabı içtikten sonra, o, "Abdu'n-Nur" (Nurun kulu) adını alır. Bu arada ع (ayn), م (mim), س (sin) harfleri, manaları anlatılmadan bir mühür şeklinde tekrar ettirilir, tekrar el ve ayaklar öpülür. Sonunda da bu merasimin ay, gün ve senesi kaydedilir.[7]
[değiştir] İkinci Merhale
İlk merhaleden kırk gün sonra yapılan bu toplantının adı "Melik Cemiyeti"dir. Çok zengin ve görkemli bir toplantıdır. Nakip, çocuğa tekrar bir kadeh içki sunar ve ع (ayn), م (mim), س (sin) harflerinin sırrını öğreterek bunları her gün 500 defa tekrar etmesini emreder. Bu arada "Kitâbül-Mecmu"dan da bazı bölümler kendisine öğretilir.[7]
[değiştir] Üçüncü Merhale
Bu ikinciden daha görkemlidir. Nusayriliğe giren çocuk eğer ileri gelen bir aileden veya şeyh ailesinden birisi ise ikinciden yedi ay, eğer halktan birisi ise dokuz ay sonra icra edilir. Geniş bir salonda yapılan bu merasim bir hayli kurallara bağlıdır. Salonda ortada büyük şeyhi temsilen bir imam oturur, sağında nakip, solunda ise necip vardır. Bu şekil aynı zamanda ع (ayn), م (mim), س (sin) harflerini yani Ali, Muhammed ve Selman üçlüsünü temsil etmektedir. Bu üçlü sembolize sistem Hıristiyanlıktaki "Baba-Oğul-Ruhul-Kudüs" sistemiyle açıklanır. Ayrıca Selman'dan sonra beş tane de eytam vardır ki, bunlar; Mikdad b. el-Esved (Tabiat olayları ve zelzeleyi yürütür.), Ebû Zerril-Gifâril-Gifâri (Yıldızların hareketini idare eder.), Abdullah b. Revâha (Canlıların hayatlarıyla uğraşır.), Osman b. Maz'un (Rızık ve hastalıklarla uğraşır.) ve Kanber b. Kadân ed-Devrî (Ruhları cesetlere gönderir). Bu beş eytam, aynı zamanda beş büyük yıldızdır. Nakibin sağında da havarileri temsilen on iki kişi bulunur. Necibin solunda ise yirmi dört kişi yer almaktadır. Bu kişiler Kitabul-Mecmu'nun beş defa tekrar edildiğine şahitlik ederler. Merasimin başında imam tekrar, sır saklayacağına dair söz ister, havariler de onun sözüne şahitlik ederler. Bu sırada on iki havari önlerindeki on iki bardaktan birer yudum içki alırlar, aday da alır ve böylece ulûhiyete erilmiş olur. Nusayriliğe göre, gök gürültüsü ve şimşek çakması Ali’nin adının anılmasıdır. Üzüm çubuğu kutsaldır. Nusayriler onu bir nur gibi görürler. Ayrıca Nusayrilere göre şarap, ulûhiyetin sembolüdür ve kutsaldır. Bundan dolayı şarabı ve şarabın aslı olan üzüm asmalarını aşırı bir şekilde yüceltirler.[7]
[değiştir] Nusayrilikte Kutsal Kabul Edilen Bayram ve Merasimler (Gün ve Geceler)
3. Gadîr (18 Zilhicce; Hz. Peygamberin Hz. Ali'yi imam tayin ettiğine inanılan gün) [7][8][9]
4. Mubahale (21 Zilhicce, Necranlı Hıristiyanlarla Hz. Muhammed arasındaki lânetleşme olayı) [7][8][9]
5. Firaş (29 Zilhicce; Hz. Peygamberin Medine'ye hicret ettiği gece Hz. Ali'nin O'nun yatağına yatması) [7][8][9]
6. Aşure (10 Muharrem; Nusayrilere göre Hz. Hüseyin, Kerbela'da ölmemiş, Hz. İsa gibi göğe çekilmiştir) [7][8][9]
7. 9 Rebiulevvel (Hz. Ömer'in şehit edildiği gün) [7][8][9]
8. 15 Şaban (Selman'ın ölümü) [7][8][9]
9. Nevruz ve Mihrican Bayramları [7][8][9]
10. 24/25 Aralık gecesi Hz. İsa'nın doğumu ve "son yemek" ayini. [7][8][9]
11. Ayrıca Nusayriler, Hıristiyanların bayramlarında da bayram yaparlar. [7][8][9]
[değiştir] Alavi Özerk Bölgesi
- Ana madde: Alavi Devleti
Fransız mandası altında 1920'de Alavi Özerk Bölgesi (Fransızca: Le territoire autonome des Alaouites) kurulmuş ve 5 Aralık 1936'da Suriye'ye ilhak edilmiştir.
[değiştir] Ayrıca Bakınız
- Şiilik
- Caferilik
- Alevilik
- Babailik
- İsmaililik
- Nizarîlik
- Hurufilik
- Bektaşilik
- Dürzîlik
- Babilik
- Bahailik
- Yarsanilik
- Yezidilik
- Sâbiîlik
- Işıkçılık
[değiştir] Resimler
-
Yaşlı adam (20.yüzyıl başlarında Lazkiye'de)
-
Bayram günlerinde çocuklar (Birinci Dünya Savaşı döneminde, Baniyas'ta)
-
Bayanlar (20.yüzyıl başlarında, Suriye)
[değiştir] Kaynakça
- Andrews, Alford Peter, Türkiye'de Etnik Gruplar, (Çev. Mustafa Küpüşoğlu), 1. basım, Ant Yayınları, İstanbul, 1999.
- Sertel, Ergin, Dini ve Etnik Kimlikleriyle Nusayriler, 1. baskı, Ütopya Yayınevi, Ankara, 2005.
- ^ http://www.tharwaproject.com/node/2127
- ^ http://www.psakd.org/dunyada_turkiyede_nusayrilik1.html
- ^ CIA - The World Factbook - Syria
- ^ Globalsecurity
- ^ a b Önder, Ali Tayyar, Türkiye'nin Etnik Yapısı, sf.303
- ^ a b c d e f g Önder, Ali Tayyar, Türkiye'nin Etnik Yapısı, sf.314
- ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z Fığlalı, s.186
- ^ a b c d e f g h i j k l m n Büyükkara, Prof. Dr. Mehmet Ali: "İslam Mezhepleri Tarihi" sayfa 156. Anadolu Üniversitesi Yayınları Eskişehir, Eylül 2010 ISBN:978-975-06-0738-7
- ^ a b c d e f g h i j k l Büyükkara, Prof. Dr. Mehmet Ali: "İslam Mezhepleri Tarihi" sayfa 157. Anadolu Üniversitesi Yayınları Eskişehir, Eylül 2010 ISBN:978-975-06-0738-7
- ^ Keser,2002

