Said Nursî

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Said Nursî

Birinci Dünya Savaşı esnasında gönüllü alay komutanı iken çekilen fotoğrafı[1]
Doğumu 5 Ocak 1878
Nurs Köyü, Hizan, Bitlis, Vilâyet-î Bitlis, Osmanlı İmparatorluğu
Ölümü 23 Şubat 1960 (82 yaşında)
Şanlıurfa, Türkiye
Çağı 19., 20. yüzyıl
Bölgesi İslam felsefesi
Okulu Şafii
Önemli fikirleri Risale-i Nur Külliyatı

Bediüzzaman Said Nursî[2][3] (5 Ocak 1878; Nurs, Hizan[4] - 23 Mart 1960), İslam âlimi ve tefsir yazar.[5][6][7][8][9] Risale-i Nur Külliyatı'nın müellifi.

15 yaşında bir medrese öğrencisi iken hocası tarafından verilen Bedîuz-zamân (zamanın harikası veya eşsizi) lakabı ismiyle birlikte kullanılır.[10][11] Kendisinin "Bediüzzaman" isminin yanı sıra "Molla Said", "Molla Said-i Meşhur", "Said-i Nursî", Kürt asıllı olması dolayısıyla "Said-i Kürdî" gibi isimler kullandığı da bilinmektedir.

Hayatı[değiştir | kaynağı değiştir]

Said Nursî, 1878[4] yılında Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriye'dir.

Van'da Medresetü’z-Zehra isimli bir okul kurma fikrini gerçekleştirebilmek için 1907 yılında İstanbul'a geldi.[12] Daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyetiyle irtibata geçmek için Selanik'e gitti. Said Nursî, 31 Mart İsyanı sonrasında tutuklandı, yargılandı ve suçsuz bulunarak serbest bırakıldı. 1916'da Osmanlı-Rus savaşı sırasında esir düştü, bir yıl Rusya'da esir kamplarında kaldıktan sonra kaçarak ülkeye döndü.[12][13][14]

1922 yılı sonlarında, Mustafa Kemal'in daveti üzerine Ankara'ya giderek kendisiyle görüştü. Bir süre Ankara'da kaldıysa da, Mustafa Kemal ile dini konularda ters düşmeleri üzerine ilişkileri koptu. Said Nursî'ye göre, Atatürk İslamiyet karşıtı görüşlere sahipti.[15][16][17][18] Daha sonra Van'a yerleşti. Şeyh Said'e isyan etmemesini telkin etmesine rağmen [19] Şeyh Said İsyanı sonrasında takibe alındı ve Barla'ya sürgün edildi. 1925 ile 1952 yılları arasında çeşitli sürgün ve hapis cezaları dolayısıyla Burdur, Isparta, Kastamonu ve Emirdağ'da kaldı. Kitaplarından dolayı yargılandığı dönemlerde aylarca Eskişehir, Denizli, Afyon hapishanelerinde tutuklu kaldı ancak beraat etti.

Said Nursî, hayatının "Eski Said", "Yeni Said" ve "Üçüncü Said" olmak üzere üç dönemden oluştuğunu ifade eder. Eserlerinde, 45 yaşına kadar olan hayatını "Eski Said" dönemi olarak ifade etmiştir. Eski Said, imani yöntemlerle birlikte İslamiyete siyaset yoluyla da hizmet edilebileceği fikriyle hareket etmiştir. Daha sonra, zamanın gelişen olayları onun bu fikrini değiştirmiş ve siyasetten tamamiyle çekilmiştir.[20].

Eski Said'in "Yeni Said"'e geçişinde, Said Nursî'nin, Abdulkadir Geylani'nin Fütuh'ul Gayb isimli kitabından aldığı ders önemli rol oynamıştır.[21] Risale-i Nur Külliyatı'nın büyük kısmı Yeni Said döneminde yazılmıştır. Said Nursî, Eski Said ile Yeni Said dönemlerini "Eski Said, daha ziyade akli gidiyordu, Yeni Said ise ilhama da mazhardır, akıl-kalp ittifakıyla hareket eder." diye özetlemektedir:

1948'deki Afyon hapsinden sonraki hayatını ise "Üçüncü Said" dönemi olarak ifade etmiştir.[22] 23 Mart 1960'da Şanlıurfa’da vefat etti. Urfa'daki Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi. Ancak 12 Temmuz 1960'da 27 Mayıs Darbesi hükümetinin emriyle mezarı yıktırıldı ve bilinmeyen bir yere nakledildi.[23]

Gençlik çağı ve eğitimi (Eski Said)[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk eğitimini ağabeyi Molla Abdullah'tan almıştır. Dokuz yaşında (1887) Tağ Köyü’ndeki Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesinde öğrenim hayatına başladı. 1888'de medrese eğitimi bırakarak köyüne döndü. Tarihçe-i Hayat'ta izzetine çok önem verdiği, âmirane söylenen en küçük bir söze bile tahammül edemediği, bu sebeble köyüne geri döndüğü yazılmıştır.[24] Köyüne döndükten sonra, medrese öğrencisi olan ağabeyi Molla Abdullah'ın derslerini takip ederek kendini ilerletmiştir. Beş yıl süren tahsil hayatı boyunca Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi, Mir Said Veli Medresesi, Molla Fethullah Efendi Medreselerinde eğitim aldı. Risalelerinde, bu süre zarfında Kur’an’ı hatmettiğini, sarf ve nahiv kitaplarını İzhar’a kadar okuduğunu, Doğu Beyazıt’ta bulunan Şeyh Mehmet Celali’nin medresesinde üç ay süren bir eğitim gördüğünü, bu eğitimi sırasında her gün günde üç saat meşgul olarak yüze yakın kitabı okuyup ezberine aldığını, medreselerde eğitimi yapılan kitaplar dışında pek çok başka kitabı da okuduğunu yazmıştır.[25][26][27][28][29][30] Nakşibendî tarikine intisabı, Halidî şeyhlerin sosyal aktivitelerine katılımıyla olmuştur.[31] Daha sonra icazetini aldığı ve sonra Doğubeyazıt’tan ayrıldığı bildirilmektedir.[32] Bu sırada arkadaşları ve bazı hocalarıyla olan tartışmaları ve kavgaları sebebiyle medrese eğitiminde aksamalar olmuştur.[33] Köyüne döner ve kışı köyünde geçirir.

Said Nursi gördüğü bir rüyadan etkilenerek eğitime dönerek Müküs ocağındaki Mir Hasan Veli Medresesine gider.[34] Zor konularda gösterdiği anlayış, okuduğu kitapları kolaylıkla ezberine alması ve ilmi tartışmalardan galip ayrılması gibi özellikleri Molla Fethullah Efendi tarafından "Bediüzzaman" şeklinde isimlendirilmesine yol açar.[30][35][36][37]

Risalelerinde, bu dönemden sonra Bitlis’e gelen Said Nursî'nin ilmi alt yapısı ve farklı kişiliğinin, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çektiği ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis edildiği yazılmıştır.[38] Burada iki yıl kalan Nursî daha sonra Van Valisi Hasan Paşa tarafından Van'a davet edilmiş, valilik konağında, Hasan Paşa ve sonrasında İşkodralı Tahir Paşa zamanlarında konağın kendisine ayrılan bölümünde yaklaşık olarak 10 yıl çalışmalarına devam etmiştir.[39] Bu dönemde Horhor Medresesi'nde de talebelerine ders vermekte olduğu da eserlerinde anlatılmaktadır.[40][41][42]

Said Nursî, idealinde Van'da kurulmasını arzu ettiği, fen bilimleriyle İslami ilimlerin birlikte okutulacağı, Medresetüz-Zehra ismini verdiği üniversite düşüncesini hükümete iletmek için 1907 yılında İstanbul'a gelir. El Ezher Üniversitesine kardeş olarak tarif ettiği bu üniversitede Arapça, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere üç dilde eğitim yapacağını belirtmektedir.[43] İstanbul’da Ferik Ahmed Paşa’nın evine yerleşmiş,[44] idealindeki üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişahın özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun’a sunmuş, ancak Said Nursî'nin bu talebi için hükümet bir teşebbüste bulunmamıştır. Gelişinden iki ay sonra Fatih'te bulunan Şekerci Hanı'na yerleşen [45] Said Nursî, odasının kapısına “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” şeklinde bir yazı asmıştır.[46]

Medresetü’z-Zehra ile ilgili dilekçesini II. Abdülhamid'e vermek amacıyla, selamlıkta düzenlenen törene üzerinde yöresel kıyafetleri, başında sarığı ve hançeri ile katıldı. Bu hareketi neticesinde önce tutuklandı daha sonra akıl hastahanesine kapatıldı.[12] Serbest kaldıktan sonra keskin bir Abdülhamit muhalifi olarak İttihat ve Terakki Cemiyetiyle irtibata geçmek için Selanik'e gitti. Selanik'te cemiyetin önde gelen isimlerinden daha sonra Selanik Mebusu olacak olan Emanuel Karasso ile ve cemiyetin diğer önderleri ile görüştü. Selanik'te Meşrutiyetin İlanı'ndaki kutlamalarda II. Abdülhamit idaresine karşı hürriyet nutukları söyledi. Nutuklarında hürriyet'in gelmesinden önce Gebermiş İstibdadı muhafaza için şeriat meselesinden geri adım atılmış olduğunu söylemişti. Bu dönemde Osmanlı Devletinin güvenlik ve istihbarat kurumu olan Teşkilat-ı Mahsusa'da görev aldığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olduğu yazılmıştır.[12][13][14] Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 1915 yılında Bitlis'te Rus Cephesinde görevlendirildiği, Libya'ya gönderildiği tarihçi Cemal Kutay tarafından yazılmış ancak bu görevlendirilme bilgisinin doğru olmadığı yönünde itirazlar olmuştur.[47]

Abdülhamid sonrasında, eğitimle ilgili düşüncelerini Sultan V. Mehmet'e sunmak üzere İstanbul’a geldi. Van'da kurmayı planladığı Medresetü'z Zehra padişah tarafından kabul gördü ve 19 bin altın ödenek ayrıldı.[48]

1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldi. İstanbul'da Derviş Vahdeti'nin Volkan Gazetesi'nde yazdı. İslamcı bir siyasal parti olan İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın (Fırka-i Muhammediye) kurucuları arasında yer aldı. Volkan Gazetesi bu fırkanın yayın organıydı. 13 Nisan 1909 (Rumi 31 Mart 1323) tarihinde 31 Mart Vakası patlak verdi. Selanik'ten gelen Hareket Ordusu aradan 11 gün geçtikten sonra isyanı bastırabildi. Bazıları İttihad-ı Muhammedi Fırkası'nın ileri gelenleri olmak üzere isyanı çıkaranlar ve Derviş Vahdeti ile birlikte Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı, Derviş Vahdeti ve 16 kişi idam edildi, Said Nursî davadan beraat etti. Serbest kaldıktan sonra Serbesti Gazetesi'nde "ordunun ruhu ve ülküsünün okullu subaylar olduğunu, bunlara isyan etmenin cinayet olduğunu" yazmıştır.[49] İsyanın ardından Batum üzerinden Van'a gitti. 1911 yılında tekrar İstanbul’a döndü.

1911'de Şam, Emevîye Camii'nde okuduğu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.

1915-1917 arasında Osmanlı-Rus Savaşında Kafkas Cephesinde albay rütbesiyle gönüllü alay komutanı olarak Birinci Dünya Savaşı'na katıldı.[50] 1916'da Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü. Sibirya esir kamplarında bir yıl geçiren Nursî 1917'de Kostroma Esir Kampından kaçarak İstanbul'a döndü ve Osmanlıda en üst fetva kurulu olan Dar-ül Hikmet-ül İslamiye'ye atandı.

Rusya'daki esaretinden İstanbul'a dönerken Alman resmi makamları tarafından çekilen fotoğrafı

Nursî I. Dünya Savaşı sonlarında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması mütareke günlerinde, Çamlıca’daki evinde yeğeni Abdurrahman ile birlikte kalmıştır. Bazı araştırmalar bu dönemde Kürdistan Teali Cemiyeti’ni ve Kürt Neşriyat Cemiyeti gibi cemiyetlere katıldığı yönünde olmasına rağmen [51] Kürt Teali Cemiyeti'nin üyeleri [52][53][54] nin Said Nursî'yi cemiyetlerine davet ettikleri, ancak Nursînin bu teklifi cemiyete gönderdiği bir mektupla reddetttiği diğer yazarlar tarafından ifade edilmektedir.[55][56][57] İngiliz Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Bağdat’tan yazılan gizli raporda, Kürtleri Türklere karşı kışkırtarak ayaklandırmak amacıyla kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucuları arasında Said-i Kürdî (Nursî)’nin de adı geçer.[51] 15 Şubat 1919 tarihinde sonradan Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alan Cemiyet-i Müderrisîn'in Mustafa Sabri, İskilipli Mehmet Atıf Hoca, Ermenekli Saffet Efendi gibi din ve eğitimcilerle birlikte kurucu azaları arasında yer aldı.[58][59] 1919'da Mesnevî-i Nuriye adlı eserini yazmaya başladı. Bu günlerde Said-i Nursî “Sünûhât” (1920), “Hakikat Çekirdekleri” (1920), “Nokta” (1921), “Rumûz” (1922) gibi bazı kitapçıkları kaleme almıştır.[51]

Said-i Nursî, İstanbul’da “Darül-Hikmet’ül İslamiye”de çalışmakta iken, Mustafa Kemal, Doğu Anadolu’da, Kuzey Irak’ta ve Suriye’de İslamı anlatabilecek, bölgedeki insanları Kurtuluş Savaşı’na katılmaya çağıracak din adamlarına ihtiyaç duymaktaydı. Emirdağ Lahikası’nın bir bölümünde Said-i Nursî'nin Kürt bölgelerinde tanınmış ve hatırı sayılan bir din adamı olması dolayısıyla Mustafa Kemal'in O'nu Güney Doğu Anadolu’ya vaiz olarak göndermek istediği kaydedilir. Mustafa Kemal böylece bir ittifak oluşturacak ve doğulu halkın da bu ittifakta toplanmasını sağlayacaktı. Ancak Said-i Nursî bu dönemde Anadolu’ya geçmeye yanaşmamış, Kurtuluş savaşının bitimine rastlayan 1922 senesinde Anadolu'ya geçmiştir.

Said Nurs-i, İstanbulda İngiliz politikalarına karşı bir risale ve Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını “dinsiz” ve “zındık” ilan eden hıyanet fetvasına karşı, “bu fetvanın ilmen geçersiz olduğunu” beyan eden “Hutuvat-ı Sitte” adlı bir bildiri hazırlamıştır. Bu eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.[60] Said Nurs-i bu bildiriyi yayınlamadan önce 3 müftü tarafından imzalanan ve 64 müftünün de onayladığı “düşmana karşı mücadele etmenin din gereği olduğu”nu anlatan bir karşı fetva yayınlanmış bulunmaktaydı.[51][51]

Eski Van Valisi Tahsin Bey gibi dostlarının ve Mustafa Kemal'in davetleri sonucu, 9 Kasım 1922'de Ankara’ya gitmiş [61] ve Milli Meclis'in 2. oturumuna dinleyici olarak katılmıştır.[62] Ancak, milletvekillerine yaptığı, on maddelik, "Türkiye'nin şekillenmesinde mânevî dinamiklerin ihmal edilmemesini" de içeren çağrısı sert tepkiler aldı.[63][64] Said Nursî, Medreset-üz Zehra ideali için, II. Meşrutiyet döneminde Van’da temelini attığı fakat savaş yüzünden inşaatı başlatılamayan üniversitenin kurulması için Mebuslara bir kanun teklifi hazırlattırdı. Bu teklif mecliste iki yüz milletvekilinden 163’ünün imzasıyla kanunlaştı. 7 Nisan 1923'de talebe yetiştirmek ve münzevi bir yaşam sürmek üzere Van’a gitti, Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.[65][66]

Yeni Said[değiştir | kaynağı değiştir]

1925 yılında ortaya çıkan Şeyh Said Ayaklanması'na destek verdiği iddiasıyla Burdur'a sürgün edilen Said Nursî,[67][68] yargılandığı mahkemede, Şeyh Saide yazdığı mektupta "Yaptığınız mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Türk milleti İslâmiyete bayraktarlık etmiş, dini uğrunda yüz binlerle, milyonlarla şehid vermiş ve milyonlar veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh kahraman ve fedakar İslam müdafiilerinin olan Türk milletine kılınç çekilmez ve ben de çekmem."[69] şeklinde görüşünü bildirdiğini söyleyerek kendisini savunmuştur. Said Nursî Burdur’da Nur’un İlk Kapısını, 1926'da sürüldüğü Barla'da ise Sözler, Mektûbat ve Lem'alar’ın da büyük bölümünü yazmıştır.

Buradaki faaliyetleri şüpheli bulunarak 1934'te Isparta’ya sürüldü. 1935 yılında “gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve Tesettür Risalesi’nden dolayı kendisi on bir ay, on altı öğrencisi de altı ay hapse mahkûm edildi.[70] 1936'da Hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu’ya sürüldü.

1943 yılında 126 talebesiyle birlikte "rejimin temel düzenini yıkmak" iddiasıyla tutuklanarak Denizli hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı. Beraat etti. Daha sonra Emirdağ’a götürülerek burada zorunlu ikâmete mahkûm edildi. 1947 yılında aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.

Said Nursî'nin Barla'ya ilk geldikleri zaman hükümetin isteği üzerine çekilen ve Ankara'ya gönderilen fotoğraf [71]

Üçüncü Said[değiştir | kaynağı değiştir]

1952'de Gençlik Rehberi isimli eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu davadan beraat etti. 1953'te Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.

Bu dönemde, yazımı tamamlanmış olan Risale-i Nur'un farklı kesimlerden insanlara ulaştırılmasıyla ilgilenmiştir. Bu amaçla birçok şehir ve köylerde el ile yazılan risalelerin okunması, okutulması, bazı merkezlerde risalelerin daktilo ile çoğaltılması; Ankara, İstanbul ve doğu illerini de kapsayacak şekilde risalelerin bütün toplumsal tabakalara ulaştırılması işleri ile ilgilenmiştir. Yine bu dönemde mahkemelerden iade edilen Nur Risaleleri ve bazı illerde bir kısım Nur Talebelerine dava açılması sebepleriyle resmi makamlarla görüşmeleri olmuştur. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti hükümetinin Risale-i Nur hareketine olumsuz bakmaması ve yayımlanmasına engel olmaması sebebiyle, risaleler bu dönemde matbaalarda basılmış Anadolu'nun yanında Mısır, Pakistan, ABD, İtalya gibi çeşitli ülkelere de gönderilmiştir.[72]

Ölümü ve mezar yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti. Urfa Halil-ur Rahman Dergahı'na defnedildi. 27 Mayıs Darbesi sonrasında 12 Temmuz 1960'ta cuntanın emriyle mezarı yıktırıldı.[23] Naaşı konusunda yapılan iddialara göre Isparta’ya götürülerek şehir mezarlığına gizlice defnedilmiş, bu mezar ise 1969'da bir-iki talebesi tarafından açılarak, cesedi kendileri dışında kimsenin bilmediği bir yere gömülmüştür.[23] Soner Yalçın ise Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı Efendi 2 adlı kitabında naaşın Urfa'dan alındıktan sonra cesedin Kıbrıs açıklarında denize atıldığını iddia etti.[73] Son iddia ise naaşın taşındığı uçakta yer alan Erol Türegün tarafından ortaya atıldı. Buna göre Said Nursî'nin naaşı Isparta-Afyon arasında bir yere gömülmüştür.[74]

İnanç ve ideoloji[değiştir | kaynağı değiştir]

Medeniyet; Said Nursî klasik İslamcılara benzer şekilde batıdan Fen ve sanatın alınması, ancak batılı yaşam tarzı ve batı kültürünün reddedilmesi taraftarıdır. Ona göre mutlak adalet şeriatla mümkündür. "Şeriatın bir hakikatına, bin ruhum olsa feda etmeğe hazırım! Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adâlet-i mahz ve fazilettir."[75] Said Nursî değişik yerlerde Komünizm ve Bolşevizm'in insanlık üzerindeki yıkımları üzerinde durur ve onları ahir zamanın büyük deccalı olarak niteler.[76][77]

Cumhuriyet ve Atatürk Devrimleri; Tarihçe-i Hayat'a göre Said Nursî Cumhuriyet öncesi ve sonrasında siyasi otoritelerle problemlidir. Cumhuriyete karşı olmamakla birlikte devrimler, özellikle de tekke ve zaviyelerin kapatılması, kılık kıyafet devrimi, ve şeriat kanunlarının ilgası anlamına gelen laiklik kendisinin öfkesini çekmektedir.[78] Ahir zaman fitnesi olarak gördüğü bu durum karşısında imanı kuvvetlendirmeye dönük eserler yazmaya ve bu konuda çalışmaya yönelir. Said Nursi devrimlerin lideri olan Mustafa Kemal'i Yahudi ve süfyan olarak nitelendirmekten de çekinmez.[79]

Kur'an tefsiri; Said Nursî Risale-i Nur'un Kur'anın bir nevi tefsiri olduğunu söyler. Nursi ayetlerin değişik mana tabakaları bulunduğunu söyler ve bu mana tabakalarından bazılarına ulaşmada Cifr ve ebced yöntemlerini kullanır. Örneğin bu yorumlardan birisine göre fil suresinde Ebrehe ordusuna atılan "pişirilmiş taşlar" ifadesi ikinci dünya savaşında atılan bombalara işaret etmektedir.[80] Yine Muhammed'in, "Ümmetimden bir grup kıyamet kopuncaya kadar hak uğrunda mücadele etmeye devam edecek" [81][82][83][84] hadisini ebced hesabına tabî tutmuş ve kıyametin yaklaşık tarihini hesaplamıştır.[85][86]

Kadın; Risalelerde şeriata göre kadınlara mirastan erkeğin yarısı kadar pay verilmesinin hak ve adalete uygunluğu anlatılır. Kadınların örtünme ihtiyacı ise; “Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın” sözleriyle anlatılmaktadır.

Metafizik anlayışı; Sadettin Merdin'e göre Said Nursi’nin tüm ontolojisi “âyan-ı sabite” üzerine, tüm kozmolojisi de “Âlem-i misal” üzerine kurulmuştur ve bu görüşler tamamen Said Nursi'nin aşağıladığı Yunan filozoflarından alıntıdır. "Said Nursi, zındık diye öldürülen Şeyhü’l-İşrak Sühreverdî kadar felsefeye göbeğinden bağlı olduğu görülmektedir. Gerçekten bunlar tümüyle safsatadır. Cafcaflı laflarla örülmüş tasavvufî demagojilerdir."[87]

Nur Cemaati[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: Nur Cemaati

Nur Cemaati, Said Nursî'nin [3][88] risalelerinde açıkladığı fikirlerine dayanan, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî harekettir. Said Nursi takipçilerini ifade etmek için Nur talebeleri ve Nurcu kelimelerini kullanmıştır.[89]

İnanç ve sosyo-kültürel yapı; Cemaat Nur risalelerinde yazılan görüşler çerçevesinde, itikâdi ve fıkhi bakımdan Sünnî İslâm'a bağlıdırlar. Nurculuk belirli dua ve zikirleri olmakla birlikte tasavvufi bir tarikat değildir.

"Mehdilik ve ahirzaman inancı"; Nur cemaatinin temel inanç parametrelerinden birisi de yaşanılan zaman diliminin ahirzaman olduğu, bu zamanda komünist-materyalist felsefenin (maddiyyunluk) ilmi de arkasına alarak imana karşı büyük bir yıkım (deccaliyet) faaliyeti içerisinde olduğu, bu zamanda en önemli görevin "hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" adı verilen Risalei-nur yoluyla iman kurtarma olduğuna ve bu hizmetin Mehdinin birinci ve en büyük görevi olduğuna inanılır. Mehdinin diğer görevleri ise imanın hayata geçirilmesi, hilafet'in ihyası ve şeriat'tır.[90][91]

Mehdinin kim olduğu konusu ise nurcular açısından karışıktır.[92] Nurcuların bir kısmı "ahirzaman'ın büyük mehdisi" olarak Said Nursi'ye inanırlarken[93] bir kısmı ise mehdinin Said Nursi'den sonra gelecek ve yaşayacak bir şahıs olduğuna inanmaktadırlar.[94][95]

Cemaatin ana faaliyeti "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" adını verdikleri Risale-i Nur'ların okunması, yorumlanması ve çoğaltılıp yayılmasıdır. Cemaatte abi, kardeş gibi kavramlar kullanılır. Çoğunlukla emir-komuta gibi, kesin bağlılık gerektiren kurallar olmamakla birlikte meşveret kararlarına hürmet etmeyi gerektiren bir anlayışın hakim olduğu söylenebilir. Nur Risaleleri'ndeki konuların başkalarına anlatılması olayı ve bunun için oluşturulan ev, yurt, yayın faaliyeti gibi kurumsal yapı ve faaliyetlere ise Hizmet denilmektedir.

Said Nursî'den sonra Nur Talebeleri farklı eğilim ve liderlikler etrafında toplanan değişik gruplar oluşturmuşlardır.

Kitapları[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: Risale-i Nur

Uluslararası arenada düzenlenen Risale-i Nur ve Said Nursî konulu sempozyumlarda yayınlanan bildirilerde[96][97], Said Nursî'nin risalelerindeki fikirlerin, felsefik ve alegorik anlamlar taşıyan Kuran Tefsirleri olduğu ifadelerine yer verilmiştir.[98]

Eski Said Dönemi Eserleri

İlgili film ve biyografiler[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Hür Adam
  • Allah'ın Sadık Kulu
  • Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursi
  • Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
  • [2] Said Nursi belgeseli, eleştirel
  • çizgilerin Diliyle Bediüzzaman Sait Nursi

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/saidnursi/photos/html/photos.asp?num=12
  2. ^ Said Nursi'nin, Said Nursi ifadesi hakkında Risale-i Nur külliyatındaki ifadesi
  3. ^ a b Said Nursi'nin imzasının (isminin bulunduğu bir mektubu
  4. ^ a b Köprü dergisinde doğum tarihiyle ilgili makale,
  5. ^ Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, s.407
  6. ^ Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, s.410
  7. ^ Divan-ı Harb-i Örfî, s.20
  8. ^ Divan-ı Harb-i Örfî, s.161
  9. ^ Divan-ı Harb-i Örfî, s.169
  10. ^ "Bediüzzaman Said Nursi (Ocak-Mart 1878 - 23 Mart 1960)" Köprü dergisi- Bahar 2000-70. Sayı URL erişim tarihi: 19 Temmuz 2011
  11. ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 23; Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C. 1, s. 76.
  12. ^ a b c d Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
  13. ^ a b Tempo Dergisi, 8 Nisan 2003
  14. ^ a b haber5 internet sitesi, Taha Kurutlu
  15. ^ Beyanat ve Tenvirler
  16. ^ Emirdağ Lâhikası
  17. ^ Emirdağ Lâhikası
  18. ^ Emirdağ Lâhikası
  19. ^ Tarihçe-i Hayat sf. 150
  20. ^ Said Nursi, Şualar - On Dördüncü Şua s.426
  21. ^ Lem'alar - 8.Lem'a - Envar Neşriyat s.49
  22. ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı - Isparta Hayatı - Envar Neşriyat s.525
  23. ^ a b c Konuşan yalnız hakikattir
  24. ^ Said Nursi Tarıhçe-i Hayatı, Envar Neşriyat, sh.32
  25. ^ Risale-i Nur Külliyatı, Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı
  26. ^ Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Germany 1994, s. 68.
  27. ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 10.
  28. ^ Bediüzzaman Tarihçesi, Abdurrahman, İstanbul 1919, s.10-12
  29. ^ Sikke-i Tasdik-i Gaybi Osmanlıca, s.62
  30. ^ a b Emre Aköz, Bir rüya gördü hayatı değişti, Sabah
  31. ^ Bediüzzaman Said Nursi ve Şeyh Ahmed Sirhindi
  32. ^ 4. Sadık Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, İstanbul 1972, s. 198.
  33. ^ Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü, Said Nursi biyografisi
  34. ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 30
  35. ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 41
  36. ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 23
  37. ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.1, s.76
  38. ^ Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s.229
  39. ^ Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.41
  40. ^ Horhor Medresesi'nin varlığı hakkında
  41. ^ Horhor Medresesi hakkında
  42. ^ Horhor Medresesi
  43. ^ Abdurrahman Nursi, Bediüzzaman’ın Hayatı, 1993, s. 45
  44. ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 1990, C.1, s. 142
  45. ^ Said Nursi, Asar-ı Bediyyât, s.331.
  46. ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 45
  47. ^ Latif Salihoğlu, Yeni Asya, Teşkilât-ı Mahsusa yalancıları
  48. ^ http://www.radikal.com.tr/yazarlar/oral_calislar/said_i_nursi_ataturk_ve_vana_universite-1113904.
  49. ^ Mevzuat Dergisi, 1998-08-02
  50. ^ Said Nursi Tarıhçe-i Hayatı, Envar Neşriyat, sh.107
  51. ^ a b c d e Sinan Meydan (31.12.2010). "İŞTE HÜR ADAMIN GERÇEK ÖYKÜSÜ" (Türkçe). odatv.com. http://www.odatv.com/n.php?n=iste-hur-adamin-gercek-oykusu-3112101200. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2011. 
  52. ^ Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler
  53. ^ F.Gülen Davası, Savcılık iddianamesi, Nurculuğu Tarihsel Gelişimi
  54. ^ Kürtçülük, 1787-1923, Bilal Şimşir
  55. ^ Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34
  56. ^ Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, İstanbul 1979, s. 214-216.
  57. ^ Yanlış tanıtılmaya çalışılan bir dahi: Said Nursi, Ahmet Akgündüz
  58. ^ Tunaya, Tarık Zafer, Türkiye'de Siyasal Partiler, Hürriyet Vakfı Yay., İstanbul, 1988, cilt 2, s.182.
  59. ^ Köprü Dergisi, 72. Sayı, İslâm'ın Siyasallaşma Sürecinde Cemiyet-i Müderrisin'den Teâli-i İslâm'a
  60. ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı, Envar Neşriyat, sh.138
  61. ^ 45. Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1994
  62. ^ Vahdettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, yalanlar, yanlışlar ve yutturmacalar
  63. ^ TBMM Zabıt Ceridesi'nin 9 Kasım 1338/1922 Perşembe tarihli nüshası
  64. ^ Ilk hayati
  65. ^ Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, 1994, s. 439.
  66. ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C. 1, s. 457
  67. ^ Din Işığı Altında Nurculuğun İçyüzü, Faruk Güventürk, Okat Yayınevi, İstanbul 1964.
  68. ^ - Beyanat ve Tenvirler s. 19
  69. ^ - Osmanlıca teksir Asa-yı Mûsa, s. 250
  70. ^ Mevzuat Dergisi, Sayı:8, Ağustos 1998
  71. ^ http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/saidnursi/photos/html/photos.asp?num=19
  72. ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı - Isparta Hayatı - Envar Neşriyat s.527
  73. ^ Nursi'nin ilk mezarını böyle parçaladılar, http://www.haber7.com, Erişim: 21.02.2013
  74. ^ 52 Yıl Sonra Said Nursi’nin Mezarında Flaş Gelişme, http://www.bitlisnews.com, Erişim: 21.02.2013
  75. ^ [1] Divanı harbi örfi
  76. ^ Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, s.353
  77. ^ http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=882
  78. ^ http://www.fikirbahcesi.org/muceddidler/deccal-sufyan-ve-rejimi.html
  79. ^ http://www.el-aziz.com/Said_Nursiye_Gore_Mustafa_Kemal_Yahudidir_haber8918.html
  80. ^ http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Enstitu&SubSection=EnstituSayfasi&Date=11/8/2002&TextID=502
  81. ^ Buhari, İ'tisam:10
  82. ^ Müslim, İman: 247
  83. ^ İbni Mace, Mukaddime:1
  84. ^ Tirmizi, Fiten: 51
  85. ^ Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası, s. 23
  86. ^ Mehdi ve Deccal, Şaban Döğen, Gençlik Yayınları, s 164
  87. ^ http://www.saadettinmerdin.com/genel/112-sufilerin-alemleri-alem-i-misal-ve-alem-i-berzah-platonun-felsefesi-ve-bize-tesirleri.html
  88. ^ Said Nursî'nin kendi eserlerindeki isminin doğru yazılışı
  89. ^ Bu şuhur-u mübarekede, Nurcuların şirket-i mâneviyesine inşaallah pek çok kudsî servet girecek. Her bir Nurcu, binler lisanla ve yüzer kalemle çalışacak gibi kâr kazanacak. Emirdağ Lahikası 1, Mektup No: 108, s.1747
  90. ^ http://www.sorularlarisale.com/makale/12365/bediuzzaman_mehdi_midir.html
  91. ^ http://www.bediuzzamansaidnursi.org/merakedilenler/mehdi-ve-mehdiyet-ger%C3%A7e%C4%9Finin-risalelerdeki-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1
  92. ^ http://www.risaleajans.com/nurettin-huyut/said-nursi-mehdi-midir
  93. ^ http://www.saidnursi.de/dosyalar/97-dosyalar/176-mehdi-uzerine.html?start=13
  94. ^ http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/3779/bediuzzaman-said-nursi-kendisinin-mehdi
  95. ^ http://www.gazeteport.com.tr/yazar/16/metin-bosnak/4076/said-nursi-ve-simulacra-_4_
  96. ^ Köprü Dergisi, Said Nursî’nin Felsefeye Bakışı
  97. ^ Risale-inur internet sitesi
  98. ^ İnsanlık onuru için "Adalet" arayışında Risale-i Nur modeli konuşuldu

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]