Risale-i Nur

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Yeni Asya Neşriyat'ın 1994-2006 yılları arasında yayınladığı Risale-i Nur Külliyatı tarzı

Orijinal adı Risale-i Nur Külliyatıdır (Günümüz Türkçesi; Nur Kitapçıkları). Daha sık olarak sadece "Risale-i Nur" adıyla bilinmektedir. Risale-i Nur tek bir kitap olmayıp, konu sırası takip etmeyen bir kitaplar topluluğudur. Eserin yazarı, Bediüzzaman (Günümüz Türkçesi; Zaman'ın En İyisi), olarak da bilinen Said Nursi'dir. Yazarın ismi, dünyaya geldiği Bitlis'in Hizan ilçesinin Nurs köyüne ithafen bu şekilde söylenegelmiştir.

Konu başlıkları

[değiştir] Tarihçe

Osmanlı alfabesi ile telif edilmiştir. Yazılıp çoğaltılmasında Hüsrev Altınbaşak, Hafız Ali, Şamlı Hafız Tevfik, Tahiri Mutlu gibi Said Nursi'nin ilk talebeleri olarak bilinen kişiler yardımcı olmuştur. [1] Daha sonraları Said Nursi'nin izni ile başta Asa-yı Musa ve Şualar latin harfleri ile sınırlı sayıda basılmıştır.Daha sonra 1957 yılında ise bütün külliyat Said Nursi tarafından latince olarak bastırılmıştır. Yazar, Risale-i Nur'dan önce eser telif etmişse de, Risale-i Nur diye tabir ettiği eserlerden ilk olarak Nurun İlk Kapısı’nı yazmıştır. Ayrıca Kuran-ı Kerim'i baştan sona tefsir etmek amacıyla orijinal hali Arapça olan İşarat'ül İcaz isimli eseri yazmıştır. Bu eserin yazımı, I. Dünya Savaşı'na denk geldiği için ancak Fatiha Suresi'ni ve Bakara Suresi'nin ilk 32 ayetinin tefsirine kadar devam etmiştir. Yazar, Kuran'ın tamamını bu şekilde 60-70 cilt olarak tefsir etmeyi düşünürken, çeşitli sebeplerle Türkçe bir Kur'an tefsiri olan ve 130 temel konudan oluşan Risale-i Nur'u telif etme kararı almıştır.

Said Nursi, Risale-i Nur'un yazımına 1925 yılında başlamıştır. Yazıldığı süre boyunca çeşitli suç isnatları ortaya çıkmış ve davalar açılmıştı.2009 yılı itibariyle Risale-Nurlar hakkında 1000 den fazla beraat kararı verilmiştir.Yazarın aleyhindeki kovuşturmalar, davalar veya mahkûmiyetler devam ederken Barla, Kastamonu, Emirdağ, Eskişehir, Denizli ve Afyon’da 23 yıllık süre zarfında eserlerini yazmaya devam etmiştir. 1970'lere kadar uzanan davalarda Risale-i Nur'un avukatlığını Avukat Bekir Berk yapmıştır. Uzun süren davalar sonucunda, Avukat Bekir Berk tarafından yapılan savunmaların haklılığına mahkemece onay verilerek Risale-i Nur'ların yasaklanmasına dair kararın hükmü kaldırılmıştır. Avukat Bekir Berk, 1972'de yayımladığı Zafer Bizimdir adlı eserinde davalardaki başarılarını ifade etmiştir. [2]

[değiştir] İçerik

Said Nursî'nin Kur’an'ın kelam ayetlerini farklı bir bakış açısıyla yorumladığı eserlerdir. Risale-i Nur, Kuran'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imanî hakikatler (İslam terminolojisindeki karşılığı ile kelam) ile ilgili 1000 civarında ayetini açıklamaktadır. Yazar ayetlere getirilen bu açıklamaların, diğer ayetleri de yorumlayabilecek bir altyapı kazandırmasını hedeflemiştir. Risalelerde amellerin nasıl işleneceğinden ziyade amellerin niçin yapıldığına dair sorular cevaplanmaya çalışılır. Amellerin nasıl yapılacağına dair bilgi veren ayrıntılı çok az yazı bulunmaktadır. “Namaz niçin kılınır?”, “Niçin belli vakitlerde eda edilir?”, “Ahirete imanın delilleri nedir?”, “Allah'ın varlığının delilleri nedir?” türünden soruların cevabı verilmeye çalışılır. Teknik açıdan sınıflandırıldığında, Risale-i Nur'un bir fıkıh kitabı değil, bir kelam kitabı olduğu söylenebilir.

Said Nursi'ye göre devir, islamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikatların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikattan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Geçmiş asırlarda tasavvuf yoluyla islama hizmet eden Abdulkadir Geylani, Şah-ı Nakşibendi ve İmam Rabbani gibi alimlerin bu zamanda bulunmuş olmaları durumunda bütün çabalarını iman esaslarının ve islam akidelerinin kuvvetlendirilmesine sarfedeceklerini ifade etmiştir. "İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır."[3] sözleriyle iman hakikatlarına verdiği önemi dile getirmiştir.

"Mevlana benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Hz. Mevlana zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" [4] sözüyle Risale-i Nur'un bu zamandaki insanların ihtiyaçlarına cevap verdiğini ifade etmiştir.

[değiştir] Eleştiriler

Said Nursi ve eserleri hakkında çeşitli tartışmalar meydana gelmiştir. Gerek eserlerindeki imani, sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımı; gerekse eğitimini ve bilgisini ilgilendiren konularda farklı yorumlar ve karşıt fikirler söz konusu olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı Nurculuk Hakkında isimli eserde [5][6], risalelerin içeriğinin "müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı" ifade edilmiştir. Risale-i Nur'un ilhamla yazıldığı, müellifince gaybden ihtarlar alındığı, Kuran tefsirine "mananın tahammül edemeyeceği tarzda batıni ve indi manalar" verildiği ilmi değeri olmadığı hatta sapkınlık olduğu eleştirilerini ortaya çıkarmıştır.[7][8] Bu gibi tartışmalar günümüzde de devam etmektedir.

Risalelerin içeriği basında ve bazı yayınlarda tenkit edilmiş ve mahkemelere yansımıştır. Said Nursi şahsı ve Risale i Nur hakkındaki bütün eleştirileri kitaplarında tek tek yazıp Şualar kitabının 14. Şuasında eleştirilere cevap vermiştir. Söz konusu eserde mahkemelerde idamla yargılanırken[kaynak belirtilmeli] yaptığı müdafaalara yer verilmiş devamında ise bütünü mahkeme heyetince de reddedilip kabul edilmeyen[kaynak belirtilmeli] savcının 100den fazla iddiaları yazılıp cevabı verilmiştir. Diyanet işleri müşavere kurulunun 23.5.1956 gün ve ehl-i vukuf raporlarına istinaden Afyon Ağır Ceza mahkemesince Said Nursinin kitap ve sair evraklarının kanuni mevzuata muhalif siyasi ve idari hiçbir mahzuru görülmemiştir kararına varılmıştır.[kaynak belirtilmeli]

[değiştir] Külliyat'taki Kitaplar

[değiştir] Kaynaklar

  1. ^ Talebelerinin yazma konusundaki yardımları Külliyat'ın çeşitli yerlerinde ve Son Şahitler isimli eserde ayrıntılı bilgiler bulunabilir.
  2. ^ Berk, Bekir (1973). ', Güryay Matbaası (Türkçe dilinde), İstanbul: Yeni Asya Yayınları.
  3. ^ Mektubat, Said Nursi , Envar Neşriyat s.27
  4. ^ Necmettin Şahiner, Son Şahitler, C.1, s.318 ISBN 975-4082-359
  5. ^ (1964) Nurculuk Hakkında. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı.Milli Kütüphane 1965 AD 95 yer numarasıyla kayıtlı
  6. ^ Fethullah Gülen Savcılık İddianamesi
  7. ^ Çağatay, Neşet (1972). Türkiye’de Gerici Eylemler. Ankara: Ankara İlahiyat Fakültesi. “Eserlerinde kendisini peygamber taklitçisi görür. Kendisine gaipten sesler geldiğini, kuşlarla konuştuğunu söyler. Kur'an'da kendi yaşantısı ile ilgili haberler olduğunu söyleyecek derecede sapık fikirlidir. Birkaç eseri vardır ve bunlar ne dediğini bilmeyen akli dengesi bozuk bir kimsenin anlamsız söz boğuntuları gibi laflar ile doludur. Taraftarları bu acayip kitaplardan pasajlar alarak yenikitaplar çıkarmışlar ve risalelerin sayılarını 136'ya çıkarmışlardır. Bir araya getirilen risalelerin çoğundan Said Nursi'nin bile haberi yoktur ve taraftarları bunları parayla satarak çıkar sağlarlar.
  8. ^ Meydan Larousse, Büyük Lügat ve Ansiklopedi, Said Nursi maddesi

[değiştir] Dış bağlantılar

Diğer diller