İstanbul (il)
| İstanbul | |
| — İl — | |
| İlin Türkiye'deki konumu | |
| İstanbul haritası | |
| Ülke | Türkiye |
|---|---|
| Coğrafi bölge | Marmara Bölgesi |
| İlçe sayısı | 39 |
| Yönetim | |
| - Vali | Hüseyin Avni Mutlu |
| Yüz ölçümü | |
| - Toplam | 5.313 km² (2.051,4 sq mi) |
| Nüfus (2011)[1] | |
| - Toplam | 13,624,240 |
| - Yoğunluk | 2.551/km² (6.607,1/sq mi) |
| - Kır | 141,188 |
| - Şehir | 13,483,052 |
| Zaman dilimi | DAZD (+2) |
| - Yaz (YSU) | DAYZD (+3) |
| İl alan kodu | 212 (Avrupa) ve 0216 (Asya)[2] |
| İl plaka kodu | 34[2] |
| Website: T.C. İstanbul Valiliği | |
İstanbul ili, Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi sınırları içinde yer alan, ülkenin en kalabalık ilidir.[3]
Toprakları Asya ve Avrupa anakaralarına yayılan kıtalararası bir il olan İstanbul'un Çatalca Yarımadası üzerinde bulunan toprakları Avrupa yakası, Kocaeli Yarımadası üzerinde bulunan topraklarıysa Anadolu yakası olarak adlandırılır.[3] İlin iki yakasını birbirinden İstanbul Boğazı ayırır.[4] İstanbul ili kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi, batıda Tekirdağ, doğuda da Kocaeli ile komşudur. İl toprakları 39 ilçe belediyesine bölünmüş olup; bu belediyelerin tümü İstanbul Büyükşehir Belediyesi çatısı altında toplanmıştır. 10 Temmuz 2004 tarihinde çıkarılan bir yasayla İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları il mülkî sınırlarıyla eş hâle getirilmiştir.[5]
Son yıllarda birbiri ardına ortaya çıkartılan arkeolojik bulgularla il topraklarında insanlık tarihine ilişkin önemli bilgiler elde edilmiştir. İl sınırları içindeki Yarımburgaz Mağarası'ndan çıkarılan taş aletlerle, ilkel insan izlerinin 400.000 yıl öncesine dayandığı ortaya çıkmıştır.[6][7][8][9] Anadolu Yakası'nda yürütülen kazı çalışmaları ve bunlara bağlı araştırmalar, ilde tarım ve hayvancılığa dayalı ilk yerleşik insan topluluğunun İ.Ö. 5500'lere tarihlenen Fikirtepe Kültürü olduğunu göstermiştir.[10] Bu arkeolojik bulgular yalnızca İstanbul'un değil, tüm Marmara Bölgesi'nin en eski insan izleridir.[10] İstanbul ili sınırları içinde kent bazında ilk yerleşimler ise Anadolu Yakası'nda Kalkedon; Avrupa Yakası'nda Byzantion'dur. İlin bugünkü topraklarında tarih boyunca pek çok farklı güç egemenlik sürmüştür. Yunan şehir devletleriyle başlayan bu süreç Roma, Bizans, Latin ve Osmanlı imparatorluklarıyla sürmüş; il toprakları son olarak Türkiye Cumhuriyeti yönetimine girmiştir. Cumhuriyet dönemi öncesinde egemenliği altında olduğu devletlere binlerce yıl başlentlik yapan İstanbul, 13 Ekim 1923 tarihinde başkentin Ankara'ya taşınmasıyla bu özelliğini yitirmiş; ancak ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezi olma özelliğini sürdüregelmiştir.[11]
Karadeniz ile Marmara Denizi'ni bağlayan ve Asya ile Avrupa'yı ayıran İstanbul Boğazı'na ev sahipliği yapması nedeniyle, İstanbul ilinin jeopolitik önemi oldukça yüksektir.[12] Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır. Bu özellikleri yüzünden bölge toprakları üzerinde uzun süreli egemenlik anlaşmazlıkları ve savaşlar yaşanmıştır. Başlıca akarsular Riva, Kâğıthane ve Alibey dereleridir.[13] İl toprakları az engebelidir ve en yüksek noktası Kartal ilçesindeki Aydos Dağı'dır.[13] İldeki başlıca doğal göller Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleridir.[13] İl ve yakın çevresinde, Karadeniz ile Akdeniz makro iklimleri arasında geçiş özellikleri görülür.[13] Hava sıcaklıkları ve yağış ortalamaları düzensiz; bitki örtüsü dengesizdir.[13]
Konu başlıkları |
[değiştir] Adının kökeni
İstanbul ili adını, eskiden beri ilin merkezi konumunda olan İstanbul kentinden almaktadır. Tarih boyunca İstanbul kentine verilen onlarca ad içinde, Türkler tarafından yaygın biçimde benimseneni ve günümüzde kullanılanı İstanbul'dur. Bu adın "eis tin polin" (Yunanca: εις την πόλιν) tamlamasından geldiği sanılmaktadır.[14] Bu tamlama, o dönem Yunancasında "şehirde", "şehrin içinde", "şehiriçi" gibi anlamlara gelmekteydi.[14] Ayrıca halk dilinde "n" ünsüzüne bitişen "p" sesi "b" sesine dönüşüyordu.[14] Bu bağlamda İstanbul adının kökeni pek çok kaynakta bu tamlamayla ilişkilendirilmektedir. İ.S. 2'nci yüzyıldan kalma Ermeni kaynaklarında da Istanbol ya da Istınbol biçiminde anılan şehir adının, Türkçeye bu şekilde giriş yapmış olması olasıdır.[15] Halûk Tarcan araştırması ise İstanbul adının kökeninin Yunanca ya da Ermenice değil Türkçe olduğunu ve "astan bolıq"tan geldiğini göstermektedir. As, Ön-Türkçe'de "uzay", "Tanrı beldesi" gibi anlamlara gelmekteydi. As kökünden As/qan (Tanrı beldesinde asılı) doğup zamanla Astan olmuş ve Hitit diline İstan olarak geçmiştir. "Bolıq" ise kent demektir ve bu kelimenin günümüzde Bolu, Gelibolu, Safranbolu, Hayranbolu ve Tirebolu gibi yaşayan örnekleri vardır. Bu iki kelime, "Astan-bolıq" bize "cennetsel kent" anlamını vermektedir.[16] Osmanlı döneminde şehir merkezi için kullanılan adlar çeşitlilik gösterse de vilayet çapında adlandırma hemen hemen sabit kalmıştır. İstanbul kentine ev sahipliği yapan üst idari birimin, şehirle aynı adı taşıması Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma bir uygulamadır. Roma egemenliği altındayken ilin topraklarının bulunduğu eyalet ise Avrupa Yakasında Trakya (Latince: Tracia, Yunanca: Θράκη); Anadolu Yakası'nda Bitinya (Latince: Bithynia, Yunanca: Βιθυνία) eyaletiydi.[17]
[değiştir] Geçmişi
- Ana madde: İstanbul'un tarihi
| İstanbul'un tarihi |
| Byzantion |
| Byzantium |
| Augusta Antonina |
| Nova Roma |
| Konstantinopolis |
| Kostantiniyye |
| İstanbul |
| İstanbul'un fethi |
| İstanbul'un işgali |
Yapılan arkeolojik kazılar ve bunlara bağlı araştırmalar sonucunda İstanbul ilinin kapsadığı topraklarda ilk insan izlerinin günümüzden 300.000-400.000 yıl öncesine tarihlendiği ortaya çıkmıştır. Binlerce yıllık geçmişinde pek çok insan topluluğuna yurt olan İstanbul topraklarında tarım ve hayvancılığa dayalı ilk yerleşik düzense İ.Ö. 5.500'lerde olmuştur. Kent türü ilk yerleşim Megaralılar tarafından İ.Ö. 7'nci yüzyılda Anadolu Yakası'nda antik Kalkedon kentinin kurulmasıyla başlamış; Avrupa Yakası'nda ise yine başka bir Megaralı topluluk tarafından birkaç yıl sonra antik Byzantion kenti kurulmuştur. Özellikle Byzantion kenti stratejik konumu ve jeopolitik önemi nedeniyle tarih boyunca egemenlik savaşlarına sahne olmuş; İstanbul ve çevresi tarihin değişik dönemlerinde Roma, Bizans, Latin ve Osmanlı imparatorluklarının yönetimi altına girmiştir. Son olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklar içinde kalan İstanbul, hâlen ülke tarihine yön verecek olaylara sahne olmaktadır.
[değiştir] Tarihöncesi ve antik dönem
İstanbul'da en eski insan izleri Yarımburgaz Mağarası'nda bulunmuştur.[18][6] Mağaradaki bulgular Paleolitik, Neolitik, ve Kalkolitik dönemlere aittir.[18] Bugün İstanbul kent merkeziyle hemen hemen birleşmiş olan mağara Küçükçekmece Gölü kıyılarına oldukça yakın bir konumda; Marmara Denizi'ne ise 12 km uzaklıkta bulunmaktadır.[8] Mağaranın bilimsel açıdan keşfi 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiş ve ilk kapsamlı araştırma kazısı 1986 yılında başlatılmıştır.[8] Büyük ölçüde bozulmaya uğrayan mağarada, mağara insanlarının kullanmış olduğu taşıllaşmış araç-gereçler bulunmuştur.[9] Bu alan yalnızca İstanbul'da değil, Avrupa'da da insan izlerinin görüldüğü en eski yerlerdendir.[18] Mağara tarihin belirli dönemlerinde terk edilmiş olsa da, Helenistik dönem ve Bizans döneminde bile çeşitli amaçlarla kullanılmayı sürdürmüştür.[6] Bunun dışında Pendik ve Göksu Deresi kıyılarında da daha yeni tarihli olmakla birlikte benzer sitlere rastlanmıştır.[18]
İstanbul ili sınırları içinde ve hatta tüm Marmara Bölgesi'nde yerleşik yaşamın en eski bulgularıysa Fikirtepe Kültürü'ne aittir.[19] Kökenleri hakkında yeterli bilgiye sahip olunmadığı için, yerleşme alanı ve topluluğun kültürü, bölgenin çağdaş adıyla anılmaktadır. Bu kültüre ait kalıntılar, 1907 yılında İstanbul-Bağdat demiryolu hattının yapımı sırasında tesadüfen bulunmuştur.[10] Pendik'in Kaynarca mahallesinde de Fikirtepe Kültürü'nü yaşayan başka bir yerleşke ortaya çıkarılmıştır. Cumhuriyet döneminde çeşitli arkeolojik kazı çalışmaları yürütüldüyse de, bölge hızla kentleştiği için her iki yerleşkenin de üstü apartmanlarla kapanmıştır. Kazılarda elde edilen bulgulara göre Fikirtepe Kültürü son neolitik çağda ortaya çıkmıştır. Fikirtepe kültürü yalnızca İstanbul'a değil, tüm Trakya ve Anadolu'da Eskişehir'e kadar yayılma göstermişir.[10] Fikirtepe yerleşkesinde evler yuvarlak ya da söbe biçimlidir. Ahşap direkler, kuru dallar ve sazlar kullanılarak duvarlar oluşturulmuş; bu perde çamurla sıvanmıştır. Kemik, boynuz ve çakmaktaşından yapılan araçlar, hayvan beslemenin yanı sıra avcılığın da hâlen var olduğunu göstermektedir.[10]
Marmaray çalışmaları kapsamında yine tesadüfen karşılaşılan insan izleri, şehrin bilinen tarihini binlerce yıl eskiye taşımıştır. 8.500 yıl öncesine tarihlenen mezarların yanı sıra yakılmış ölülerin küllerinin saklandığı çömlekler günyüzüne çıkartılmıştır.[20][21] İstanbul ilinde daha yeni tarihli yerleşmelere bakıldığında, İ.Ö. 1200'lerde Trak, Frig ve Bitin kavimlerinin, günümüzde var olmayan Bayrampaşa Deresi çevresinde yerleşmiş oldukları görülmektedir.[18] Ancak bu kavimlerin henüz yazılı tarihe geçmemiş olmalarından ötürü haklarında bilinenler çok azdır.
İstanbul ili sınırları içinde ilk kent türü yerleşke, İ.Ö. 680'li yıllarda Megara'dan gelen Yunan kolonistler tarafından kurulmuştur.[19] Çamlıca Tepesi'nin eteklerinde kurulan kent, Kalkedon adını almıştı.[22][23] (Yunanca: Χαλκηδών) Günümüzde bu kent, Kadıköy ilçesi ile ilişkilendirilse de aslında ilk kent Haydarpaşa ile Doğancılar Parkı arasında bulunyordu. Günümüze ulaşamayan ve doğal bir yapı olan Üsküdar limanın kıyılarında kuruluydu.[19] Üsküdar'da Kalkedon'a komşu Skutari ya da Hrisopolis kenti ve Silivri'deki antik Selymbria kenti hemen hemen aynı yüzyıl içinde Yunan kolonistlerin İstanbul'da kurduğu diğer şehirlerdir.[24][25]
Yunan kolonistlerin İstanbul'da kurduğu en önemli kentse, bugün ilin merkezi olan İstanbul kentini nüvesini oluşturan Byzantion'dur.[6] (Yunanca: Βυζάντιον) Kentin kuruluşu ile ilgili bilgiler mitolojik söylencelerle karışmış olsa da, Antik Yunan ve Roma kaynaklarının birleştiği görüş, kentin İ.Ö. 660-657 yıllarında Komutan Byzas önderliğinde Megaralı kolonistlerce kurulduğudur.[19][6] Kent adını kurucusu Byzas'tan almaktadır. İlk kent günümüzde Sarayburnu olarak anılan, tarihî yarımadanın en doğu ucunda kurulmuştu. Su kaynaklarının yetersizliğine karşın, Haliç gibi büyük bir doğal limanın varlığı sayesinde bu kent hızla büyümüş ve bugün il topraklarının bulunduğu bölgenin tarihine yön vermiştir.[19] Bağımsız bir şehir devleti olarak hızla gelişen Byzantion ve çevresinin egemenliği için çetin mücadeler yapıldığı görülmektedir. Kenti belirli dönemlerde egemenliği altına alan güçler arasında Persler, İskitler ve Makedonlar vardır.[26]
Byzantion kenti uzun süren çalkantılı bağımsızlık ve boyunduruk dönemlerinin ardından, İ.S. 196 yılında Roma İmparatoru Septimus Severus tarafından imparatorluğa ilhak edilmiştir.[6] Roma döneminde günümüz İstanbul'unun Avrupa Yakası'nı oluşturan bölüm Trakya olarak geçmekteydi. İlin, Anadolu Yakası'ndaki toprakları ise Bitinya eyaleti sınırlarındaydı. Aynı dönemde kentin adı da Latinleştirilerek Byzantium olarak anılmaya başlamıştı.[15]
Stratejik konumu nedeniyle Roma İmparatorluğu'nun başkentinin İstanbul'a taşınmasıyla şehir hızla bir değişim ve gelişim süreci içine girdi. Başkenti Roma'dan İstanbul'a taşıyan imparator I. Konstantin, kentte kapsamlı bir imar hareketi başlattığı için şehir Konstanin'in kenti anlamına gelen Konstantinopolis olarak anılmaya başlandı.[27] (Yunanca: Κωνσταντινούπολη, Konstantinupoli)
[değiştir] Bizans dönemi
Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında Doğu Roma ve Batı Roma olarak ikiye bölünmesiyle il toprakları Doğu Roma egemenliğine girdi.[28] Doğu Roma adı tarihî kaynaklarda sık sık görece yeni bir kullanım olan Bizans İmparatorluğu adıyla anılmaktadır. Büyük imparatorluğun ikiye ayrılmasının ardından, Bizans İmparatorluğu 1000 yılı aşkın süreyle bölgenin en etkin güçlerinden biri olmayı sürdürdü. Özellikle son dönemlerinde yaşanan güç ve toprak kayıplarına karşın şehir Byzantion adıyla kurulmasından günümüze dek hiç terk edilmeden gelmiştir. Kent surlarının nüfun artmasına paralel olarak 4 kez batıya kaydırılması suretiyle kent büyütülmüştür.[12] Tarihî yarımada olarak adlandırılan Suriçi'ndeki bu yerleşim günümüz İstanbul ilinin de merkezi konumundadır.
Bizans egemenliğinde İstanbul toprakları onlarca istilaya ve kuşatmaya maruz kalmıştır. Tarih boyunca kente akınlar düzenleyen ya da kenti kuşatan kavimler arasında İskitler, Türkler, Bulgarlar, Macarlar, Ruslar, Araplar, Sasaniler ve Katolik Hristiyanlar vardır.[26] Bunlar içinde başarıya ulaşan ilki, Avrupalı Katolik devletlerin oluşturduğu Haçlı ordusunun beklenmedik istilasıdır.[26] Haçlı Ordusu olarak anılan bu karma ordu, dördüncü seferinde Konstantinopolis üzerine yürümüş ve şehri yağmalayarak Ortodoks kültürüne ait pek çok yapıtı yıkmışlardır.[29] 1204 yılında gerçekleşen bu olay sonucunda İstanbul çevresindeki topraklar Latin İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiştir. Sözkonusu topraklar 21 Temmuz 1261 yılında, Bizans İmparatoru VIII. Mikhail Palaiologos tarafından yeniden ele geçirilince Latin İmparatorluğu tarihe karışmış ve bölge, imparatorluğun son dönemlerinde yoğunlaşan Türk akınlarına değin Bizans yönetiminde kalmıştır.[29] İmparatorluğun son zamanlarında Türklerin Suriçi dışında İstanbul ili sınırları içinde kalan hemen hemen her yeri topraklarına katmasıyla Bizans İmparatorluğu yalnızca Suriçi'ne sıkışmış hâlde kalmıştır.
[değiştir] Osmanlı dönemi
Osmanlıların, Konstantinopolis şehirini ilk kuşatmaları 11'üncü yüzyılın sonlarına rastlamaktadır.[26] Ancak bu yüzyıl boyunca pek çok kez, çeşiti nedenlerle Osmanlılar İstanbul topraklarına akınlar düzenlemişlerdir. Bu akınlar sonucunda İstanbul'daki toprakları birkaç şehirden ibaret kalan Bizans'ın bu şehirleri, Osmanlılar tarafından haraca bağlanmıştır. Ancak Osmanlıların şehre ilk sistemli ve organize seferi, II. Murad döneminde gerçekleştirilen 1422 kuşatmasıdır.[26][30] Başarıya ulaşamayan bu kuşatma öncesinde ve sonrasında İstanbul topraklarındaki Bizans şehirlerini çevreleyen tüm topraklar alınmış, Bizans'ın karadan bağlantısı kesilmiştir. II. Murad'ın hükümdarlığı süresince sonuç alınamayan kuşatmalar; I. Bayezid döneminde de sürmüş; II. Mehmed döneminde başarıya ulaşmıştır.[30] Kuşatmaya hazırlık olarak, daha önce I. Bayezid tarafından yaptırılan Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı yaptırılmıştır.[31] Böylece tüm İstanbul topraklarında egemenlik kurulmuş; büyük bir donanma ve etkili silahların da yardımıyla 53 gün süren kuşatma sonucu 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul topraklarının tamamı, Osmanlı yönetimi altına girmiştir.
İstanbul topraklarında yer alan en büyük şehir olan Konstantinopolis'in Müslüman Türklerin eline geçmesiyle, bölgenin kültüründe ve nüfus profilinde de değişiklikler olmuştur. Suriçi başta olmak üzere İstanbul genelindeki tüm şehir ve köylere Türkler yerleştirilmiş; bir süre Konstantinopolis'in Arapça uyarlaması olan Konstantiniyye kullanılsa da, bu ad terk edilerek şehre İstanbul denmeye başlanmıştır.[15] Birtakım idari düzenlemeker sonucunda İstanbul ve çevresindeki tüm köyler ile sancaklar; oluşturulan İstanbul Vilayeti'ne bağlanmıştır.[32] Günümüzde İstanbul ilinin idari sınırları, bu dönem İstanbul Vilayeti'nin nispeten daralmış hâlidir.
Şehrin 1453 yılında Türklerce ele geçirilmesinin ardından 1900'lü yıllara değin şehre karşı herhangi bir saldırı ya da akın gerçekleşmemiştir. 20'nci yüzyılın başlarında eski gücünü giderek yitirmeye başlayan ve giderek dışa daha bağımlı hâle gelen Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğraması ise şehrin itilaf devletlerince işgal edilmesine neden olmuştur.[33] 13 Kasım 1918 tarihinden başlayarak dönemin İstanbul Vilayeti'ndeki tüm önemli merkezlere ve İstanbul Boğazı'na askerî birimler konuşlandırılmış, şehrin hâkimiyeti Avrupalı itilaf devletlerine geçmiştir.[33]
[değiştir] Cumhuriyet dönemi
İstanbul'da 5 yıl süren işgalin ardından İtilaf Devletleri, 2 Ekim 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması uyarınca İstanbul'u terk ettiler. Böylece bölgenin egemenliği kısa süre sonra kurulduğu ilan edilen Türkiye Cumhuuriyeti'ne geçmiş oldu. Ancak Çanakkale Boğazı ile birlikte İstanbul Boğazı'nın yönetimi uluslararası bir komisyona bağlandı. Boğazlar, 20 Temmuz 1936 tarihine dek bu şekilde yönetildi. İkinci Dünya Savaşı öncesinde gerilmeye başlayan siyasi ortamda, Türkiye güvenlik kaygıları olduğunu dile getirerek Boğazlar üzerinde yetkisini arttırmak için harekete geçti.[34] Konuya hâkim bir heyet tarafından bir taslak hazırlandı ve Türk tarafının bastırması sonucu İsviçre'nin Montrö kentinde Boğazların durumu için Karadeniz'e kıyıdaş olan ya da Boğazlarla ilgili olan devletler arasında görüşmeler başlatıldı.[34] İmzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye güvenlik konularında Boğaz üzerinde tam yetkili oldu.[34]
Cumhuriyet'le birlikte iki binyıla yakın süredir kesintisiz başkentlik yapan İstanbul'dan bu niteliği 13 Ekim 1923 tarihinde kaldırılmış ve yeni ülkenin başkenti Ankara iline taşınmıştır. Ancak buna karşın İstanbul ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezi olma özelliğini sürdürmüştür.[11] İstanbul özellikle 1950'li yıllardan başlayarak sanayileşmenin sonucu olarak yoğun iç göçe maruz kalmıştır. İlin, o tarihe değin, küçük köyler olan pek çok ilçesi bu göç dalgarıyla hızla düzensiz büyümüş ve şehrin merkeziyle birleşmiştir. İstanbul ilinde şehir merkezi batıda Büyükçekmece'den doğuda Tuzla'ya kadar kesintisiz uzanmaktadır.
[değiştir] Coğrafya
İstanbul ili toplamda 5.343 kilometrekarelik bir alanda, iki büyük yarımada (Çatalca ve Kocaeli) ve irili ufaklı adalar üstünde kuruludur.Not 1 [›] İlin komşuları kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi, batıda Tekirdağ ve doğuda Kocaeli'dir. 12.5 milyonu aşan nüfusuyla ülkenin en kalabalık ilidir. Ülke nüfusunun %17.8'i İstanbul ilinde yaşamaktadır.[35][36] İstanbul Boğazı ile kabaca ikiye bölünen ilin toplam kıyı uzunluğu 647 kilometredir.[37][12] Bulunduğu konum itibarıyla Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş bölgesidir. Bu nedenle yağış, hava sıcaklığı, bitki örtüsü gibi coğrafi ögelerin dağılımı il çapında düzensizdir.[38][12]
[değiştir] İklim
Konumu ve fizikî coğrafyası nedeniyle İstanbul ili belirli bir iklim türü içinde değerlendirilememektedir.[12] İlin kuzey kesimleri Karadeniz, güney kesimleri Akdeniz, iç kesimleriyse karasal iklimin etki alanı içindedir.[38] İlin iklimsel yapılanmasında, yükseltinin ve engebeli toprakların az olmasının ve tam ortasından geçen İstanbul Boğazı ile ilin içlerine kadar sokulan Haliç gibi su kütlelerin büyük etkisi vardır. Bu nedenle İstanbul ilinin iklimi kendisiyle aynı enlemde bulunan diğer merkezlerden de oldukça farklıdır.[12] İldeki iklimsel olaylar kendi içinde bile değişiklik gösterebilir. Anadolu Yakası'nda güneşli bir hava hâkimken, Avrupa Yakası'nda yağmurlu, hatta karlı bir gün yaşanıyor olabilir.[38]
İstanbul ili en çok kuzeyden ve güneyden gelen hava akımlarının etkisi altına girer. Kuzeyli hava akımları İstanbul'da havayı soğutur ve Karadeniz üzerinden nemlenerek geldiyse kar yağışı bırakır.[38] Güneyden gelen sıcak hava akımlarıysa Marmara üzerinden geçerken nemlendiği için pek etkili olmaz. Bu akım lodos rüzgârlarının oluşmasına neden olur. Güneyli hava akımları İstanbul Boğazı'nın akıntı rejimini de ters yönde değiştirir.[38] Orkoz adı verilen bu olayda gemiciler ve balıkçılar Boğaz'da zor anlar yaşarlar.
[değiştir] Yer şekilleri
İstanbul ilinin kurulu olduğu Çatalca ve Kocaeli yarımadaları aşınmış birer platodur. Bu platoların ortasından kabaca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda İstanbul Boğazı geçer. İstanbul Boğazı'nın oluşumu ile ilgili bilimsel olarak kesin kabul görmüş bir açıklama yoksa da, açıklamalar içinde en yaygın olanı; jeolojik açıdan İstanbul Boğazı'nın deniz suları ile dolmuş bir fay çöküntüsü olduğudur. Buna göre, İ.Ö. 20.000 ilâ 18.000 yılları arasında, Buzul Çağı sonlanmış ve dünyanın büyük bölümünü kaplayan buz kütlelerinin erimeye başlamıştır. Binyıllarca süren bir erime sürecinin sonucunda, İ.Ö. 8.000 ilâ 7.000'lerde Akdeniz'in suları ilk hâlinden yaklaşık 150 metre daha yukarı çıkmıştır.[39] Deniz seviyesindeki bu büyük ölçekli artış nedeniyle Akdeniz'in suları Marmara'yı basmış; Marmara Denizi'nin suları da devam eden yükselmeler sonucunda da Karadeniz ile birleşmiştir. Boğaz'ın derinliğinin kuzeyden güneye azalma göstermesi, geçmişte kuzeydeki bu yükseltilerin Marmara'nın sularına karşı bir set görevi gördüğü ve bunların deniz seviyesindeki yükselmeyle aşıldığı savını güçlendirmektedir.[39]
İstanbul ili genelinde kayda değer yükseltilere de rastlanmaz. İldeki en yüksek üç nokta sırasıyla 537 metrelik Aydos Dağı, 438 metrelik Kayışdağı, 442 metrelik Alemdağ'dır. İl topraklarının %74'ünü platolar, %9,5'ini ovalar, %16,1'ini ise alçak dağ ve tepeler kaplamaktadır.[40] İlin en önemli gölleri olan Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleri birer lagündür.[40] İstanbul Boğazı'ndaki Haliç, Tarabya ve İstinye koyları ise ilde ria tipi kıyının en iyi örnekleridir.[40] İstanbul kıyıları son biçimini 10.000 yıl önce gerçekleşen su yükselimleriyle almıştır. İlde, Marmara Denizi ve Boğaz'da irili ufaklı 11 adanın yanısıra, Karadeniz'de ufak kayalıklar ve Haliç'de Bahariye Adaları yer alır.
[değiştir] Bitki örtüsü
İstanbul ilinin coğrafi özellikleri ve toprak koşulları orman oluşumlarına olanak verir niteliktedir. Ancak il içinde ormanların ve ormanlarda görülen ağaç türlerinin dağılımı düzensizdir. Karadeniz'e yakın kuzey kesimlerde ve tepelerin kuzeye bakan yamaçlarında humuslu toprakların varlığı nedeniyle buralarda nemcil ormanlar gelişmiştir.[41] Güney bölgelerde ve güneye bakan yamaçlarda ise kuraklığa dayanıklı ormanlar görülür. İstanbul'un en önemli ormanları Belgrad Ormanı, Aydos Ormanı ve Kayışdağı Ormanı'dır. İstanbul ilindeki orman arazilerinin yüzölçümü 240, 960 hektar ağaçlıklı; 294,299 hektar da açıklık olmak üzere toplam 535,259 hektardır.[42] Genel olarak İstanbul ilinin her iki yakasında da görülen ağaç ve çalı türleri arasında adi gürgen, adi kızılağaç, adi fındık, doğu kayını, mor çiçekli ormangülü, akçaağaç, muşmula ve ıstranca meşesi sayılabilir.[41]
Doğal ormanların bozulduğu ya da tahrip edildiği bölgelerde psödomaki oluşumları gözlenir. Kuzeyde, Karadeniz yakınlarında görülen psödomakiler, bölgenin toprak yapısı ve iklim özellikleri nedeniyle olağandan çok daha boylu ve gürdür.[41] Son yarım yüzyılda ildeki orman varlığı nüfus artışıyla paralel olarak gerilemiştir. Boğaz'a yapılan köprüler nedeniyle şehrin öngörülen doğu-batı doğrultusundaki genişlemesi kuzeye kaymış; bu nedenle orman arazileri yeni yerleşim bölgeleri oluşturmak adına tahrip olmuştur.[43] İle yapılması planlanan üçüncü boğaz köprüsü çevreci gruplar tarafından ildeki orman varlığına zarar vereceği gerekçesiyle eleştirilmektedir.
Kent büyüdükçe merkezden gitgide uzaklaşan ormanlardan geriye bugün kent koruları kalmıştır.[44] Etrafı çevirilmek suretiyle koruma altına alınan bu yeşil alanların pek çoğu günümüzde kamuya ait olup, halka açık rekreasyon alanı olarak hizmet vermektedir. Özellikle Boğaziçi sırtlarında yoğunlaşan kent koruları İstanbulluların en uğrak mekânlarındandır. Avrupa Yakası'nda Yıldız, Naile Sultan, Naciye Sultan, Prens Sabahattin, Emirgân ve Ayazağa koruları; Anadolu Yakası'nda Abraham Paşa, Beykoz Kasrı, Mihrabad, Küçükçamlıca ve Validebağ koruları İstanbul'da en bilinen korulardır.[44]
[değiştir] Depremsellik
İstanbul ili deprem kuşağında yer alır.[45] İl topraklarının Marmara Denizi'ne kıyısı olan ilçeleri birinci derece deprem bölgesi olarak değerlendirilmekte olup, risk kuzeye gidildikçe dördüncü dereceye kadar düşmektedir. Kuzey Anadolu Kırığı'nın etkisi altında olan İstanbul ilinde tarihin belirli dönemlerinde büyük ve yıkıcı depremler kaydedilmiştir. Günümüzde İstanbul ili sınırları içinde kalan bölgede yazılı olarak kayıtlara geçirilen ilk deprem, İ.S. 358 yılında gerçekleşmiştir.[45] Daha sonraki yüzyıllarda gerçekleşen depremler ise yazılı kaynakların daha zengin olması nedeniyle daha iyi bilinmektedir. Özellikle Osmanlı döneminde yaşanan 1506, 1556 ve 1766 depremleri ilin tarihindeki en büyük doğal afetlerdendir.[45] İlde son dönemlerde hissedilen en şiddetli yer sarsıntısı; 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük depremidir. Bu depremde kıyı ilçelerde, özellikle Avcılar ilçesinde pek çok yapı yıkılmış, il genelinde toplam 981 kişi yaşamını yitirmiştir.[46] Kuzey Anadolu Kırığı'nın Adalar-Tekirdağ arasında kalan bölümünün kırılmasıyla meydana gelecek yeni bir sarsıntı, deprem uzmanlarınca her an beklenmektedir. Bu nedenle İstanbul ilinde belediyeler, valilik ve 3. Kolordu Komutanlığı afet öncesi önlemler ve afet sonrası kooridinasyon konusunda işbirliği içinde çalışmalar düzenlemektedir.[47]
[değiştir] Çevre
İstanbul ilinin yüksek nüfusu ve ileri sanayi sektörü çevresel konularda pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. Hava, su ve toprak kirliliği gibi ana sorunların yanı sıra, çarpık kentleşme ve denetimsizlikten kaynaklanan görüntü ve gürültü kirliği gibi ikincil sorunlar da göze çarpmaktadır. İl genelinde bu sorunlarla birlikte hafriyat, atık yağ, kömür, kimyevî madde ve tıbbî atık denetimleri de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Çevre Koruma Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
İstanbul'da bugüne dek birkaç çevre faciası yaşanmıştır. 1966, 1979, 1982, 1994, 1999 ve 2004 tarihlerinde İstanbul Boğazı'nda gelen tanker kazalarında on binlerce ton akaryakıt Boğaz sularına karışmıştır.[48] 1979 yılından bu yana İstanbul Boğazı'nda kaza ya da arıza sonucu sulara gömülen 28 geminin 11'i akaryakıt taşıyan tankerleredir.[49] Deniz tabanındaki bu batıkların kimilerinden hâlâ akaryakıt sızması olduğu ve bunların Boğaz suyuna karıştığı sanılmaktadır.[49]İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nün yaptığı araştırmaya göre Boğaz'da insan sağlığı açısından denize girmeye elverişli nokta bulunmazken, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarında halka açık plajlar bulunmaktadır.[50]
Cumhuriyet döneminin ilk elli yılında hızla fabrikalarla dolan Haliç kıyılarıysa yakın geçmişte büyük çabalarla temizlenmiş kent içine yaydığı kötü kokudan kurtarılmıştır. İstanbul'da hava kirliliği ise doğalgazın il genelinde yaygınlaştırılmasıyla büyük ölçüde azalma göstermekle birlikte hâlen büyük bir sorundur.[51] İstanbul'da doğalgaz abonesi sayısı 2008 yılında 3.5 milyona yaklaşırken; bunun sonucu olarak 1997 yılında 88 mcg/m3 olan kükürdioksit miktarı, 2007-2008 yıllarında 13-14mcg/m3a kadar düşmüştür.[51] 2004 yılı verilerine göre çevreyi deniz, gürültü ve hava kategorilerinde, Türkiye'de çevreyi en fazla kirleten il İstanbul'dur.[52]
[değiştir] Bitey
İstanbul ili, iklimsel ve coğrafi bakımından sahip olduğu özel konum sayesinde zengin bir doğal yaşam geliştirmiştir. İstanbul ili genelinde 2.500 bitki türü yaşadığı saptanmıştır.[53] Bu sayı Türkiye genelinde rastlanan türlerin 1/4'ine denk gelmektedir. İstanbul ilindeki bitki türlerinin 200 kadarı çiçekli bitkiler sınıfına dâhil olup bunlardan yaklaşık 40'ı endemik türlerdir. İstanbul'un endemik bitki türleri doğal alanların kentleşmesi, ormansızlaştırma, yanlış ağaçlandırma, hava-su-toprak kirliliği, bilinçsizlik ve yasadışı alım-satım gibi nedenlerle büyük tehlike altındadır.[53] İstanbul'da yetişen 270 bitki türü ise Türkiye'nin Tehlike Altındaki Nadir ve Endemik Bitkiler Listesi bünyesinde koruma altına alınmıştır.[54] İstanbul'un tehlike altında olan ender endemik bitkileri arasında İstanbul çiğdemi, (Crocus olivieri) İstanbul kardeleni, (Galanthus plicatus) Çatalca peygamber çiçeği,(Centaurea hermannii) Kilyos peygamber çiçeği,(Centaurea kilaea) Pendik sarıotu (Buplerum pendikum) ve Boğaziçi keteni (Linum tauricum) sayılabilir.[53][54] İstanbul'un ağaç ve çalı türleri arasında en yaygın görülenlerse adi gürgen, adi kızılağaç, adi fındık, doğu kayını, mor çiçekli ormangülü, akçaağaç, muşmula ve Istranca meşesidir.[41]
[değiştir] Direy
İstanbul ili, sahip olduğu yeşila alanlar ve su havzaları nedeniyle önemli bir yaban hayvan nüfusu barındırmaktadır. Karadeniz ve Ege gibi iki zengin ekosistemi birbirine bağlayan İstanbul Boğazı, göçücü pelajik balıklar için en önemli rotalardan biridir.[55] 70'li yıllara değin İstanbul'u çevreleyen denizlerde 76'ın üzerinde balık türüne rastlanırken, bugün bu sayı 20'li hanelere kadar gerilemiştir. Yakın tarihli kayıtlara bakıldığında İstanbul'da Boğaz, Adalar ve Anadolu Yakası kıyılarında foklara sıkça rastlandığı görülmektedir. Ancak bugün bu canlılar İstanbul direyinden bütünüyle silinmiş durumdadır. İstanbul açıklarında ve bazen Boğaz'da rastlanan tek deniz memelisi yunuslardır.[56]
Kuşlar için de önemli bir göç rotası üzerinde bulunan İstanbul'da, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri, çevreleri büyük oranda kentleşmiş olamasına karşın, hâlen kuşlar için önemli birer durak konumundadır.[57] İstanbul'a uğrayan göçücü kuşlar arasında, leylek, alaca balıkçıl, ak pelikan, aynak, boz kaz, atmaca, delice doğan ve Mısır akbabası sayılabilir. İstanbul'un yerli kuşları içinde en yaygın olanlarsa güvercinler, martılar, kargalar, serçeler ve kanaryalardır.[57]
Bunun dışında İstanbul'un özellikle ormanlık kesimlerinde pek çok memeli türü de yaşar. Bunlar arasında yırtıcılara da rastlanır. Başlıca yırtıcılar: yaban domuzu, kurt, çakal, tilki, sansar, gelincik, boz ayı gibi etoburlardır.[57] Diğer yabani hayvan türleri arasında porsuk, ağaç sansarı, kokarca, kirpi, kızıl sincap ve tavşan sayılabilir. Özellikle Ada tavşanı İstanbul'a özgü yabani hayvanlardandır. Belgrad Ormanı ve Çatalca'daki merkezlerdeyse geyik ve karacalar için koruma alanları oluşturulmuştur.[57] Ayrıca kent içinde yaygın olarak başıboş sokak kedileri ve köpekleriyle karşılaşılabilir.
[değiştir] Su kaynakları
İstanbul'da su kaynaklarının, şehirlerin kurulu olduğu kıyı kesimlerine uzaklığı, tarih boyunca yönetimler için sıkıntı olmuştur.[58][59] İstanbul'da özellikle Avrupa Yakası'nda kurulan ilk kent olan Byzantion'da da, su kaynaklarının kente uzaklığı büyük sorundu. Bu nedenle kente içilebilir su sağlamak için çeşitli yollara başvurulurdu. Kentin suyu Osmanlı döneminde de başka kaynak bulunmadığı için dışarıdan getirilirdi. İstanbul kent merkezinde ve dışında sıkça karşılaşılan sarnıç ve su kemerleri kentin o dönemdeki su kültürünün en önemli göstergeleridir. Osmanlı döneminde bent adı verilen küçük barajlarla tatlı su göletleri oluşturulurken, günümüzde gelişen teknonolojinin yardımıyla il genelinde büyük baraj gölleri oluşturulabilmektedir. Günümüzde İstanbul'da hizmet veren 9 adet baraj bulunmaktadır.[60] Bunlar içinde en büyükleri, Ömerli, Terkos, Büyükçekmece, Darlık ve Sazlıdere barajlarıdır.[61]
İstanbul'da akarsu bazında kayda değer bir su kaynağı bulunmamaktadır. İstanbul'un akarsuları içinde başlıcaları Riva, Kâğıthane, Alibey, Göksu, Kurbağalı ve Ayamama dereleridir.[62] İstanbul derelerinin büyük çoğunluğu sularını Küçükçekmece ve Büyükçekmece gölleriyle Haliç'e boşaltırlar. İstanbul derelerinin büyük bir bölümü ıslah edilerek yer altına alınmış olup, kimileri kanalizasyon aktarımında kullanılmaktadırlar. Beşiktaş, Ortaköy, Sarıyer, Bayrampaşa ve Mecidiyeköy (Büyükdere) dereleri yeraltına alınan İstanbul derelerindendir. Düzensiz ve kayıt dışı yapılaşmanın yanı sıra, dere yataklarının gereğinden fazla küçültülerek ıslah edilmesi nedeniyle İstanbul ilinde sık sık su taşkınları olmakta, can ve mal kaybı yaşanmaktadır.[62]
[değiştir] Ekonomi
İstanbul, kurulduğu dönemden başlayarak bulunduğu bölgenin ve ait olduğu devletin ekonomik merkezi olma niteliğini korumuştur. Cumhuriyet döneminde de İstanbul ülkenin ekonomik anlamda en ileri merkezi olma merkezi özelliğini korumaktadır.[63] İlin ülke gayrisafi millî hasılası içindeki payı %27, devlet bütçesine katkısıysa %40 düzeyindedir. Yıllık döviz girdisi 3.820.386.391 TL'ye ulaşmıştır. İstanbul ili genelinde ekonomik etkinlikler çok büyük çeşitlilik göstermektedir.[64]
[değiştir] Ticaret ve sanayi
Ticaret, İstanbul'un gelirinde en büyük paya sahip olan sektördür.[64] İlde bu sektörün gelişmesinde Boğaz köprülerinin, Asya ve Avrupa gibi merkezler arasında uzanan otoyolların hiç kuşkusuz büyük katkısı vardır. Aynı şekilde demiryoluyla da Asya ve Avrupa'ya bağlanması ve büyük limanları olması da bu konuda etkilidir. İstanbul ticaret sektörü ülke toplamının %27'sini oluşturur. Dışalım ve dışsatım konusunda da İstanbul ili Türkiye çapında birinci sıradadır.[64] Türkiye'de hizmet veren özel bankaların tümünün, ulusal çapta yayın yapan gazetelerin, televizyon kanallarının, ulaşım firmalarının ve yayınevlerinin ise tümüne yakınının genel merkezleri İstanbul'dadır.[64] Nitekim, İstanbul ili ekonomisinde bankacılıkla birlikte ulaştırma-haberleşme sektörü %15'i aşan bir paya sahiptir.[65]
Türkiye'nin büyük sanayi kuruluşlarından pek çoğunun genel merkezi ve fabrikası İstanbul ilinde bulunmaktadır. İlde madeni eşya, makine, otomotiv, gemi yapımı, kimya, dokuma, konfeksiyon, hazır gıda, cam, porselen ve çimento sanayii gelişkindir.[66] 2000'li yılların başında payı %30'a yakın olan sanayi, ticaretten sonra ildeki ikinci büyük sektördür.[65] Cumhuriyet'in kurulmasıyla hızla sanayileşen İstanbul'da ilk fabrikalar Haliç kıyılarına kurulmuş; ancak şehirde yarattıkları kirlilik ve kargaşadan ötürü birer birer tasfiye edilerek şehrin dışında oluşturulan organize sanayi bölgelerine taşınmışlardır. Atatürk Oto Sanayi Sitesi ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesi İstanbul'un en büyük sanayi bölgeleridir. Ancak yerleşim yerlerinin önlenemez genişlemeleri nedeniyle buralar da günümüzde yerleşim yerlerinin arasında kalmışlardır.
[değiştir] Tarım ve hayvancılık
İstanbul ili, tarih boyunca bir tarım merkezi olmamıştır. İstanbul ili üretiminde, tarım hep son sıralarda yer almış; il daima üretim merkezi olmaktan çok, tüketimle ön plana çıkmıştır.[67] Buna karşın İstanbul, geçmişte ürettiği az miktarda tarımsal ürünle, kendi gereksiniminin bir bölümünü karşılayabiliyorken; günümüzde tarım alanlarının hızla kentleşmesi ve kırsalda yaşayan halkın daha yüksek yaşam standardı için merkeze yönelmesi nedeniyle, ilde tarımın payı en geri düzeylerine ulaşmıştır.[66]
Günümüzde İstanbul ili topraklarının %30'u tarıma elverişli olmasına karşın bu alanlar tam değerlendirilmemektedir. 390.150 dekarla, ekim alanlarının yarısından fazlası buğdaya ayrılmış durumdadır.[68] Bunu 159.500 dekarla ayçiçeği izler. Üretimde sebze olarak 4.964 dekarla taze fasülye, meyve olarak 26.617 dekarla fındık birinci sıradadır.[68] Tarımsal üretimde ön plana çıkan ilçeler arasında Çatalca, Silivri, Şile, Eyüp, Beykoz ve Kartal bulunmaktadır.[68]
İstanbul ilinde hayvancılık da yapılmaktadır. Genel olarak kentin günlük tüketimine yönelik yapılan bu üretim çiftlik, mandıra ve ağıllarda, sığır besiciliği, tavukçuluk ve balıkçılık üzerine yoğunlaşmıştır.[67] Özellikle çevre illerdeki balıkçıların, İstanbul dışında avladıkları balıkları İstanbul'da piyasaya sürmeleri nedeniyle, balıkçılığın hayvancılık alanındaki payı olması gerekenden yüksek görünmektedir.[67] Hayvancılık sektörüyle ilin günlük süt ve yumurta gereksinimi bir miktar karşılanmaktadır. Ancak İstanbul ili bu hâliyle kendine yetemediği için, ürettiği miktarın çok daha fazlasını dış illerden satın almaktadır. İstanbul'da sınırlı miktarda arıcılık, ipekböcekçiliği de yapılmakta olup[67], geçmişte Ayazağa, Kemerburgaz, Hacımaşlı gibi yerlerde domuz çiftlikleri de bulunmaktaydı.
[değiştir] Ormancılık ve madencilik
İstanbul ili genelinde kayda değer maden oluşumları yoktur.[69] Avrupa Yakası'nın kuzeydoğusunda yer alan Sarıyer ilçesine bağlı Maden mahallesinde altın, gümüş ve bakır damarları olduğu Bizans döneminden bu yana bilinmesine karşın, işletilmeye değmeyecek derecede küçüklerdir. Bu nedenle buralar maden yatağı olarak değerlendirilmezler.[69] İlde metal cevheri olarak çıkartılan tek maden manganezdir. Manganez madenleri ilin batısında Çatalca ve Silivri ilçelerinde bulunmaktadır[69][66]. İlin batısında, kuzeyinde ve kuzeybatısında kömür ve linyit ocakları vardır.[66] Jeolojik yapısının uygunluğu nedeniyle İstanbul ilinin pek çok yerinde taş ocakları bulunur. Bu ocaklar Karadeniz kıyılarından Adalar'a kadar hemen her yerde görülebilir. İstanbul'da geçmişte çıkarılan mermer, kalker, kuvarsit, perlit, kaolen, kil ve kum gibi kaynaklardan bazıları inşaat sektöründen gelen yüksek talep sonucunda bugün tükenmiş; ya da tükenme noktasına gelmiştir. Özellikle çıkartılan kuvarsit ve kaolen sayesinde İstanbul'da cam ve seramik sanayii gelişmiştir.[69]
İstanbul ili genelinde tüm orman alanları koruma altına alınmış olmakla birlikte sınırlı miktarda ormancılık faaliyeti yürütülmektedir. Geçmişte doğal oluşumlu ormanların büyük bir bölümünden kente yakacak odun sağlamak için yararlanılmışsa da, son yıllarda kentin dört bir yanına uzatılan doğalgaz ağıyla bu gereksinim azalma göstermiştir. İstanbul'daki bu baltalık ormanların bir bölümü günümüzde bozuk ormanlara dönüşmüştür.[41]
[değiştir] Turizm
| İstanbul'daki Tarihi Yerler* | |
|---|---|
| UNESCO Dünya Miras Listesi | |
|
|
|
| Ülke | |
| Tür | Kültürel |
| Kriter | i, ii, iii, iv |
| Referans | 356 |
| Bölge** | Avrupa ve Kuzey Amerika |
| Tescil bilgisi | |
| Tescil | 1985 (9. Oturum) |
| * Dünya Mirası resmi listesi. ** UNESCO resmi sınıflandırması. |
|
Binlerce yıldır, değişik insan topluluklarına yurt olan İstanbul topraklarının hemen her yöresinde, tarihin çeşitli dönemlerinden kalma tarihî eserlerle karşılaşmak mümkündür. Envanterlerde kayıtlı binlerce tarihî eser arasında, kent duvarları, saraylar, kasırlar, camiler, kiliseler, sinagoglar, çeşmeler ve konaklar bulunur.
2009 yılı istatistiklerine göre İstanbul, Antalya'dan sonra en çok turist ağırlayan ildir.[70] 2009 yılı içinde ile hava, kara ve deniz yoluyla giriş yapan turist sayısı 7,5 milyonun biraz üzerindedir.[70] Bunlar içinde %13,1'lik payla Almanlar birinci, 6,7'lik payla Ruslar ikinci sırada bulunur.[71] İstanbul'un ağırladığı ilk turist kafilesi, 1863 yılında Sergi-i Umumi-i Osmani'yi ziyaret için gelmişti.[72][73] Daha sonra İstanbul'un demiryoluyla Avrupa'ya bağlanmasıyla turist sayısı daha da artmış, artan konaklama talebini karşılamak için İstanbul'un ilk oteli Pera Palas kurulmuştur.[73]
İstanbul ilinde 2009 verilerine göre işletme belgeli 371 konaklama ve 405 eğlence tesisi bulunmaktadır.[74][71] İstanbul'da pek çok müze bulunmaktadır ve bunlar içinde özel müzeler de vardır. 2009 yılında yalnızca devlet müzelerini 6,179,556 kişi ziyaret etmiştir.[75] Ziyaret edilen mekânlar arasında 2,932,429 kişi ile Topkapı Sarayı başı çekerken, onu 2,444,956 kişiyle Ayasofya Müzesi izlemiştir.[75] İstanbul'un tarihsel merkezi konumundaki Fatih ilçesi (Tarihî yarımada), Haliç çevresi yerleşimleri Beyoğlu ve Eyüp; Boğaziçi'nde Beşiktaş ve Sarıyer; Anadolu Yakası'nda Kadıköy, Üsküdar ve Adalar ilçeleri İstanbul'un tarih turizmi açısından zengin merkezleri arasında yer almaktadır. Doğa turizmi içinse Beykoz, Şile, Adalar ve Sarıyer'de ilgi çekici adresler vardır.[76]
[değiştir] Nüfus
İstanbul'un toplam 39 ilçesi vardır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hazırlamış olduğu 2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Nüfus Sayımı Sonuçlarına göre İstanbul'un Toplam Nüfusu 12.915.158 kişidir. Toplam nüfus içerisinde 12.782.960 kent nüfusu, 132.198 de köy nüfusudur.[77] Avrupa Yakası'nda 8,156,969; Anadolu Yakası'nda 4.416,867 kişi yaşamaktadır.[78] İstanbul'un 39 ilçesi nüfus sayısı bakımından 2009 yılı verilerine göre incelendiğinde en çok nüfuslu ilçesi Bağcılar, en az nüfuslu ilçesi de Adalar olmuştur.[77]
İstanbul nüfusunun 6.498.997'sini erkekler, 6.416.161'ini kadınlar oluşturmaktadır. İlin nüfus profiliyse oldukça karmaşıktır. Sunduğu ekonomik olanaklar nedeniyle nüfus günümüzde bile hızlı artış göstermektedir. İstanbul'da yaşayıp, İstanbul dışı kütüklere kayıtlı olanlar arasında 681.214 kişiyle Sivas, 516.556 kişiyle Kastamonu, 455.393 kişiyle Giresun başı çekmektedir.[79] İstanbul kütüğüne bağlı olanların sayısı 2.167.572'dir. İstanbul 'da yaşayan Sivas, Sinop, Bayburt, Ardahan, Erzincan, Giresun ve Kastamonuluların sayısının, kendi illerinin toplam nüfusundan daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.[79]
1950'lerden itibaren hızla tırmaman nüfus İstanbul'da büyük sorunlara neden oldu. Önceleri birer köyken çarpık kentleşerek büyüyen merkezler günümüzde şehir merkeziyle bitişti. Çarpık kentleşme gecekondulaşma ve altyapısızlık gibi sorunları beraberinde getirdi. Sultanbeyli, Ümraniye, Esenler, Şişli gibi ilçeler, İstanbul'da düzensiz yapılaşmanın en yoğun görüldüğü örneklerdendir.[80] Hâlen artmakta olan nüfusu barındırabilmek için il genelinde, genellikle şehir dışında toplukonut projeleri başlatılmaktadır. Bugün, Türkiye'nin ilk uydukentlerinden olan Ataköy, şehir merkezi içinde kalmış; Başakşehir, Bahçeşehir, Ataşehir gibi yerlerse ilçe büyüklüğüne eriştikleri için bağlı bulundukları yerlerden kopartılarak bağımsız ilçe yapılmışlardır.Not 2 [›]
İstanbul'un nüfus yoğunluğu özellikle Beyoğlu, Beyazıt, Mahmutpaşa, Kadıköy, Üsküdar, Maslak, Beşiktaş, Mecidiyeköy, Bakırköy ve Levent gibi merkezlerde hissedilmektedir. Buralar İstanbul'da ticaret ve hizmet sektörleriyle, şehiriçi ulaşımın merkezi konumundadır.
|
|
|
|
| İstanbul il nüfus bilgileri | ||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Yıl | Toplam | Değişim | Sıra | Yüzde | Kır - Şehir | Erkek - Kadın | ||||||||
| 1965[82] | 2.293.823 | — | 1 | %7.31 | 501.752 |
%22
%78
|
1.792.071 | 1.243.900 | %54.2 | %45.8 | 1.049.923 | |||
| 1970[83] | 3.019.032 | %32 |
1 | %8.48 | 815.695 |
%27
%73
|
2.203.337 | 1.624.658 | %53.8 | %46.2 | 1.394.374 | |||
| 1975[84] | 3.904.588 | %29 |
1 | %9.68 | 1.256.582 |
%32
%68
|
2.648.006 | 2.064.250 | %52.9 | %47.1 | 1.840.338 | |||
| 1980[85] | 4.741.890 | %21 |
1 | %10.6 | 1.832.435 |
%39
%61
|
2.909.455 | 2.482.247 | %52.4 | %47.7 | 2.259.643 | |||
| 1985[86] | 5.842.985 | %23 |
1 | %11.53 | 282.077 |
%5
%95
|
5.560.908 | 3.041.847 | %52.1 | %47.9 | 2.801.138 | |||
| 1990[87] | 7.309.190 | %25 |
1 | %12.94 | 555.261 |
%8
%92
|
6.753.929 | 3.798.761 | %52 | %48 | 3.510.429 | |||
| 2000[88] | 10.018.735 | %37 |
1 | %14.78 | 933.136 |
%9
%91
|
9.085.599 | 5.088.535 | %50.8 | %49.2 | 4.930.200 | |||
| 2007[89] | 12.573.836 | %26 |
1 | %17.81 | 1.399.579 |
%11
%89
|
11.174.257 | 6.291.763 | %50 | %50 | 6.282.073 | |||
| 2008[90] | 12.697.164 | %1 |
1 | %17.75 | 128.123 |
%1
%99
|
12.569.041 | 6.386.772 | %50.3 | %49.7 | 6.310.392 | |||
| 2009[91] | 12.915.158 | %2 |
1 | %17.8 | 132.198 |
%1
%99
|
12.782.960 | 6.498.997 | %50.3 | %49.7 | 6.416.161 | |||
| 2010[92] | 13.255.685 | %3 |
1 | %17.98 | 135.089 |
%1
%99
|
13.120.596 | 6.655.094 | %50.2 | %49.8 | 6.600.591 | |||
| 2011[93] | 13.624.240 | %3 |
1 | %18.23 | 141.188 |
%1
%99
|
13.483.052 | 6.845.981 | %50.3 | %49.8 | 6.778.259 | |||
Değişim, bir önceki nüfus sayımına göre değişimin yüzde olarak oranıdır. Sıra, İstanbul il nüfusunun Türkiye illeri arasındaki sıralamasıdır. Yüzde, İstanbul il nüfusunun, Türkiye nüfusuna oranıdır.
[değiştir] Altyapı
İstanbul ili, 13 milyona yaklaşan nüfusuyla yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da en büyük şehirlerindendir. Yüksek nüfus ve bu nüfusun sorunları nedeniyle İstanbul ilinin altyapısı zaman zaman yetersiz kalmaktadır. Şehrin düzensiz ve kayıt dışı büyümesi, kimi bölgelerde altyapı yetersizliğini de beraberinde getirmiştir.[94]
İstanbul'da ilk sistemli altyapı ve imar hareketinin görülmesi ancak 19'uncu yüzyılda olmuştur.[95] 1839'da, II. Mahmud döneminde hazırlatılan imar planlarında yol genişletmeleri ve kent parkları geniş yer tutuyordu.[95] Bu planlar büyük ölçüde kâğıt üstünde kalmış olsa da, Osmanlı döneminde yapılan altyapı hizmetlerinin pek çoğu günümüzde hâlen kullanılmaktadır. Kent mezarlıkları ve İstanbul demiryolu hattı bunlardan bazılarıdır.
Cumhuriyet dönemi sonrasındaysa İstanbul imar planları nüfus patlaması ve buna bağlı olarak kaçak yapılaşma nedeniyle tümüyle şaştı. Surdışı'ndan başlamak üzere, İstanbul'un dört bir yanında gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı. Bu mahalleler günümüzde İstanbul ilinin merkezini oluşturan ilçelere evrilmişlerdir.[96] Yol darlığı, araç fazlalığı, kanalizasyon yetersizliği, hatalı kent planlamaları nedeniyle günümüzde İstanbul'da krizler yaşanabilmektedir.[94] Akakları küçültüldüğü için taşan derelerin yarattığı can ve mal kayıpları, araç uzunluklarının kilometreleri bulduğu trafik sıkışmaları bunlara örnektir.[97]
[değiştir] Ulaşım
İstanbul'da ulaşım kara, hava, deniz ve demiryolu gibi farklı şekillerde yapılmaktadır. Şehiriçi, şehirlerarası ve uluslararası taşımacılığın yapıldığı büyük merkezlere sahiptir. İlde havayolu ulaşımının yapıldığı iki sivil havalimanı vardır.[98][99] Yurtiçi ve yurtdışı pek çok merkeze aktarma yapmaksızın uçmak mümkündür. İldeki havalimanlarından Atatürk Havalimanı, Avrupa Yakası'nda Bakırköy ilçesinde;[100] Sabiha Gökçen Havalimanı ise Anadolu Yakası'nda Pendik ilçesinde yer alır.[101] Atarürk Havalimanı ilde alanında ilk olup, hava ulaşımında en büyük paya sahiptir. Havalimanından günde ortalama 650-700 uçak havalanmaktadır.[102] Kent merkezine metro hattı ve otoyollarla bağlıdır.
Karayoluyla ulaşımı ise İstanbul'da özellikle şehirlerarası yolculukta büyük bir paya sahiptir. Türkiye'nin her iline ve ayrıca Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan gibi komşu ülkelere İstanbul'dan doğrudan seferler vardır.[103] Anadolu Yakası'nda Harem Otogarı, Avrupa Yakası'ndaysa Büyük İstanbul Otogarı hizmet vermektedir.[104][105] İstanbul Otogarı da metroyla kent merkezine bağlanmaktadır. Bunun dışında ilin değişik bölgelerinde, kimi büyük seyahat firmalarının işletmesini yaptığı cep otogarları vardır.[106]
Demiryolu ise bu iki ulaşım yoluna oranla daha az tercih edilen bir başka hizmettir. İstanbul'dan Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Bitlis, Van gibi yurtiçi merkezlerle;[107] Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Macaristan, İran, Suriye ve Irak gibi dış merkezlere tren seferleri vardır.[108][109] Yüksek Hızlı Tren projesinin yakın gelecekte İstanbul'a uzatılması öngörülmekedir. Demiryolu ilde ayrıca şehiriçi halk taşımacılığında da kullanılmaktadır.[110]
Deniz yoluyla ise ilde düzenli ulaşım yalnızca yurtiçinde gerçekleştirilir. İstanbul'dan Yalova'ya, Balıkesir'e ve Bursa'ya feribot ve araba vapuru seferleri vardır.[111] İstanbul Limanı'na turistik amaçlarla gelen münferit gemiler dışında yurtdışı varışlı gemi seferi yoktur.
İlin merkezinde, şehiriçi ulaşım ise büyük bir sektördür. Otobüslerle ulaşım sağlayan İETT; şehirhatları vapurlarını ve deniztaksi işleten İDO; tramvay, metro, füniküler ve teleferik hatlarının sahibi İstanbul Ulaşım A.Ş.; banliyö hizmeti sağlayan TCDD; dolmuşlar, yolcu motorları ve ticari taksilerle İstanbul ili kompleks bir ulaşım ağına sahiptir. İstanbul'da şehiriçi raylı sistem uzunluğu 75.5 km olup, 51.5 kilometrelik raylı sistem inşaatı sürmektedir.[112] İETT, 5.000 otobüslük filoyla, İDO, 89 gemiden oluşan filosuyla ile 33 hatta, 82 noktaya hizmet vermektedir.Not 3 [›][111][113][114]
İlden O-1, O-2, O-3 ve O-4 otoyolları geçer. Otoyollar Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile birbirlerine bağlanır. Köprüler şehiriçi ulaşımda da kilit noktalardır. Pik saatlerde köprülerde sık sık tıkanmalar oluşmaktadır. İstanbul'a bağlı köylerle ve Silivri, Çatalca, Şile gibi uzak ilçelere İETT'nin hatlarına ek olarak özel firmalar da ulaşım sağlamaktadır.
[değiştir] Sağlık
İstanbul ili genelinde sağlık hizmetleri devlete bağlı ve özel sağlık kuruluşlarınca yürütülmektedir.[115] İl genelinde, tüm ilçelere yayılmış 52 devlet hastanesi vardır. Semt poliklinikleri de buna eklenince bu sayı 111'e çıkmaktadır.[115][116] Her ilçede, bir ya da birkaç sağlık ocağı da yer almaktadır. Toplam sağlık ocağı sayısı 2004'te 337 olarak belirlenmiştir. İldeki özel sağlık kuruluşlarının sayısı ise 138'dir.[115][116] Devlete ait, askerî ve özel sağlık kuruluşlarında toplam yatak sayısı 18,375'dir.[116] Gelişkin sağlık olanakları ve ülke dışına göre daha uygun fiyatları nedeniyle şehirde sağlık turizmi gelişmiştir.[117] İngiltere ve Almanya gibi Batı Avrupa ülkeleri, dar gelirli hastalarını yüksek teknolojik tıbbî tedavi ve operasyonlar için İstanbul'a göndermektedir.[118] İstanbul özellikle lazer Oftalmoloji (göz cerrahisi) ve plastik cerrahi için küresel bir durak hâline gelmiştir.[117] İldeki toplam eczane sayısı 3,852'dir.[74]
[değiştir] Eğitim
İstanbul, ülkenin en önde gelen eğitim kurumlarına ev sahipliği yapar. Osmanlı Dönemi'nde, Fetih sonrasından başlayarak açılan pek çok okul günümüze de ulaşmıştır ve gerek İstanbul'da, gerekse Türkiye'de en çok tercih edilen okullardır. İstanbul'da kurulan ilk eğitim kurumu, 1453 yılında II. Mehmed tarafından temelleri atılan İstanbul Üniversitesi'dir.[119] İlk teknik üniversitenin 1773'de Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn adıyla kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi olduğu bilinmektedir.[120] Bu ve daha yakın tarihlerde kurulan İstanbul üniversiteleri, ülkenin en yüksek puanlı eğitim kurumları arasında yer alır. İstanbul'da 7 devlet üniversitesi, 23 vakıf üniversitesi bulunmaktadır.[74] Bunlar:
- Devlet: Boğaziçi Üniversitesi,[121] Galatasaray Üniversitesi,[122] İstanbul Üniversitesi,[123] İstanbul Teknik Üniversitesi,[124] Marmara Üniversitesi,[125] Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,[126] Yıldız Teknik Üniversitesi.[127]
- Vakıf: Acıbadem Üniversitesi,[128] Bahçeşehir Üniversitesi,[129] Beykent Üniversitesi,[130] Doğuş Üniversitesi,[131] Fatih Üniversitesi,[132] Haliç Üniversitesi,[133] Işık Üniversitesi,[134] İstanbul Arel Üniversitesi,[135] İstanbul Aydın Üniversitesi,[136] İstanbul Bilgi Üniversitesi,[137] İstanbul Bilim Üniversitesi,[138] İstanbul Kültür Üniversitesi,[139] İstanbul Şehir Üniversitesi,[140] İstanbul Ticaret Üniversitesi,[141] Kadir Has Üniversitesi,[142] Koç Üniversitesi,[143] Maltepe Üniversitesi,[144] Okan Üniversitesi,[145] Özyeğin Üniversitesi,[146] Piri Reis Üniversitesi,[147] Sabancı Üniversitesi,[148] Yeditepe Üniversitesi,[149] Yeni Yüzyıl Üniversitesi.[150]
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin verilerine göre il genelinde toplam 2,707 ilk ve ortaöğretim kurumu bulunmaktadır.[74] Bunların büyük bölümü devlet okulu olmasına karşın, İstanbul'da önemli sayıda özel okul da bulunmaktadır. Bunlar içinde özellikle Osmanlı döneminde kurulan özel yabancı liseler önemli bir yer tutmaktadır. Çoğunluğu Fransızlar tarafından kurulan bu okullarda Fransızca eğitim yapılmaktadır. Bunun yanında kendi dillerinde eğitim veren İtalyan, Alman ve Avusturya liseleri de vardır. Bunlar içinde İtalyan Lisesi ve Fransız Pierre Loti Lisesi dışında hepsi T.C. Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlıdır.[151][152] Türkiye'deki azınlıkların çocuklarının gittiği Rum, Ermeni ve Musevi okulları ise son yıllarda öğrenci azlığından ötürü birer birer kapanmaktadırlar.[153]
İlde bulunan tek askerî lise Çengelköy'de yer alan Kulesi Askerî Lisesi'dir. Deniz Harp Okulu ve Hava Harp Okulu ise üniversite düzeyinde askerî eğitim veren iki eğitim kurumudur.
[değiştir] Basın-yayın
Osmanlı döneminde ilk gazeteler İstanbul'da basılmıştır.[154] Bunlar içinde en eskisi, 1795 yılında Fransızlar tarafından çıkartılan Bulletin de Nouvelles (Türkçe: Haber Bülteni) adlı Fransızca gazetedir.[154] Ömrü kısa olan bu gazetenin yanı sıra Ermeni, Rum ve Musevi azınlıklar da kendi gazetelerini yayımlamışlardır.[154] İlk Türkçe gazete, 1 Kasım 1831 tarihinde, dönemin padişahı II. Mahmud'un girişimiyle çıkartılan Takvim-i Vekayi'dir.[155] İstanbul'un ilk özel Türkçe gazetesiyse, İngilizler tarafından 1840 yılında kurulan Ceride-i Havadis'tir.[156] İlk günlük yayın yapan gazete önceleri Ceride-i Havadis'in ekiyken, bağımsız gazete hâline gelen Ruzname-i Ceride-i Havadis;[157] ilk resimli gazete Servet-i Fünun;[158] ilk mizah dergisi Namık Kemal ve Teodor Kasap'ın birlikte çıkardığı Diyojen;[159] ilk bilim dergisi Mecmua-i Fünun'dur.[160]
Yüksek nüfusuna bağlı olarak, yüksek tiraj potansiyeline sahip olan İstanbul Türk gazeteciliğinin merkezi olmuştur. Basın-yayın organları için Cağaloğlu semti bir tür merkez görevi görmüş; semt, 20'nci yüzyılın sonlarına değin hemen hemen tüm ulusal gazetelerin genel merkez ve basımevlerine ev sahipliği yapmıştır.[161] Gazeteler, Bâbıâli çevresinde yoğunlaştığından, Bâbıâli terimi, Türk basını için simgesel bir ad olmuştur.[161] Ancak bölgenin turizm merkezi ilan edilmesi ve giderek büyüyen gazetelerin, bölgeye sığamaması nedeniyle basın kuruluşları birer birer bölgeden taşınmışlar ve şehir dışında geniş genel merkezlere yerleşmişlerdir.[162] Günümüzde ulusal gazeteler ve ulusal televizyon kanalları Güneşli-İkitelli bölgelerinde yoğunlaşmış durumdadır.[161] Bir dönem kentin işlek meydan ve caddelerinde ücretsiz dağıtılan günlük yerel gazeteler kısa sürede fenomen olmuş; ancak 2008'de başlayan küresel ekonomin bunalım nedeniyle yayınlarına son vermişlerdir.[163]
İstanbul'da görsel ve işitsel yayınlarsa 20'nci yüzyılda başlamıştır. Gerçekleşen ilk radyo yayını, 19 Mart 1923'te İstanbul Üniversitesi'ne yapılmış; ilk genel yayınsa 1927 yılında başlamıştır.[164] İstanbul, 1927'de dünyadaki 123, Türkiye'deki 2 radyo istasyonundan birine ev sahipliği yapmaktaydı.[164] Televizyonculuk, hem İstanbul'da hem Türkiye'de İstanbul Teknik Üniversitesi'nin girişimleriyle 1952 yılındaki deneme yayınıyla başladı.[165] Taşkışla'dan yapılan yayınlar Avrupa Yakası'nda Yeşilköy'den, Anadolu Yakası'nda Suadiye'ye kadar ulaşabiliyordu.[165] Daha sonra 90'lara değin TRT'nin tekelinde Ankara'dan yayınlar yapıldı. İstanbul'da özel televizyon kanallarının açılmasıyla İstanbul televizyonculuğun da merkezi konumuna geldi. Günümüzde ulusal çapta yayın yapan hemen hemen tüm televizyonların da merkezleri İstanbul'dadır.
[değiştir] Rekreasyon alanları
İstanbul sakinlerinin serbest zamanlarını geçirebilecekleri alanlar oluşturmaları geleneği Lâle Devri'ne kadar gitmektedir. Haliç kıyılarında ve Boğaziçi'nde yaptırılan kasırlar ve yalılarla başlayan bu süreç günümüze dek ulaşamamıştır. Bugün, şehiriçi rekreasyon alanları parklar, korular ve sahillerden oluşmaktadır. Ancak bu ögeler de çarpık ve kaçak kentleşme nedeniyle İstanbul'un her yanına dengeli bir biçimde dağılım gösterememiştir.[166] İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin oranlarına göre ilde kişibaşına düşen yeşil alan 6.4m2dir.[166]
İstanbul'da kent merkezinde öne çıkan rekreasyon alanları arasında en köklüleri Gülhane Parkı, Yıldız Parkı, Taksim Gezi Parkı, korular ve Caddebostan ile Florya sahilleri gibi yerlerdir. Belgrad Ormanları, Ağva, Riva, Kilyos, Karaburun gibi doğal oluşumlu, şehirdışı alanlar da İstanbulluların sıkça tercih ettiği dinlence alanları arasında yer alır. Kuruçeşme'den Sarıyer'e kadar hemen hemen denizden hiç kopmadan ilerleyen bir sahilyolu vardır. Yaz mevsimlerinde buralarda denize girenlere rastlanabilir.
Kent merkezinden batıya gidildikçe, yerleşimin seyrekleşmeye başladığı Büyükçekmece sahillerinden başlayarak, il sınırına kadar sıralanan onlarca yazlık site bulunur. Bu sitelerdeki evler de genelde İstanbullularca tercih edilmektedir. İstanbul'un güneyinde yer alan Adalar ilçesi de, ormanları ve temiz plajlarıyla gerek uzun süreli yazlıkçıların, gerekse günübirlik ziyaretçilerin sıkça uğradığı yerlerdendir.
Osmanlı döneminde günlük yaşama egemen olan katı kültürel anlayış nedeniyle plaj kültürü İstanbul'a görece geç girmiştir.[167] Plajlar yerine, özellikle Boğaz'ın kuzeyinde, denizhamamları oluşturulmuştur. Osmanlı döneminin ilk plajı Moda'da açılmış; Cumhuriyet döneminde bunu Florya, Suadiye ve Caddesbostan gibi yerler izlemiştir.[167] Plajların yanı sıra Osmanlı döneminde Göksu Deresi ve çevresinde düzenlenen eğlencelerle Boğaz'da yapılan mehtap turları moda olmuştur.[168]
Açıkhava alanları dışında son yıllarda sayıları hızla artan alışveriş merkezleri de, sundukları olanaklarla dinlence ve rekreasyon alanı olarak sınıflandırılabilmektedirler. Alışveriş merkezi olarak, ilde açılan ilk işletme, 1988'de hizmete giren ve Ataköy'de yer alan Galleria'dır.[169] Daha sonraları İstanbul'un hemen her ilçesinde bu tür merkezler açılmıştır. Bunlar içinde kimileri işlevsellik ve özgün mimarileri nedeniyle ödüller almıştır. İlin önde gelen alışveriş merkezleri arasında Cevahir,[170] Capitol,[171] Metrocity,[172] Kanyon,[173] Forum İstanbul[174] Akmerkez[175] ve İstinye Park[176] gibi mekânlar yer almaktadır.
[değiştir] İdari yapılanma
İstanbul ilinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, 6 Mart 2008 tarihinde kabul edilen ve 22 Mart 2008 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 5747 sayılı yasa uyarınca 39 ilçesi vardır.[177][178] Bunlardan 25'i Avrupa Yakası'nda; 14'ü ise Anadolu Yakası'nda bulunur.[179] İlçe belediyeleri bünyesinde toplam 782 mahalle, 152 köy vardır.[180] Tüm ilçeler, 22 Temmuz 2004 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan yasayla İstanbul Büyükşehir Belediyesi hizmet alanı içine dâhil edilmiştir.[5] Yapılan düzenlemeyle il sınırları içindeki tüm belde belediyeleri de feshedilmiştir. [178]
Osmanlı İmparatorluğu'nda İstanbul Vilayeti'nde idari bölünme oldukça karmaşık ve düzensizdi. Kimi önemli şehirler sınırları içinde olduğu eyalete değil, doğrudan başkent İstanbul'a bağlı olurlardı. İstanbul Vilayeti ise Kandıra, Adapazarı, İznik, Mudanya, Gemlik, Yalova, Orhaneli, Bandırma, Çorlu ve Kıyıköy gibi yerleri de kapsamaktaydı.[181] Yüzyıllar boyunca bu sistemle yönetilen İstanbul'da merkezî yönetimin bölünmesi için ilk girişim 1839 yılında yayınlanan Gülhane Hatt-ı Hümayunu'ndan sonra oldu. Bu dönemde ilk kez Fransa idari bölünme sistemi örnek alınarak İstanbul'da reformlar yapıldı.[181]
İlin belediyeler bazında idari bölünmesi, imparatorluk yıkılana dek pek çok kez değişikliğe uğradı. Vilayet dönem dönem günümüzde ilçe belediyeleri olarak adlandırılabilecek dairelere ayrıldı. Bu dairelerin sayısı ve sınırları, ekonomik nedenlerle zaman zaman kapatılmak ya da yeni oluşturulmak suretiyle değişti.[181] Cumhuriyet dönemindeyse, yapılan ilk düzenlemelerde Anadolu Yakası'nda Üsküdar adında yeni bir il oluşturularak, İstanbul ili günümüz Avrupa Yakası topraklarıyla sınırlandırıldı.Daha sonra Üsküdar ve kendisine bağlı birimler İstanbul iline katıldı.[182]
1950'lere gelindiğinde İstanbul'un iki yakada toplam 16 ilçesi vardı. Bunlardan merkeze bağlı olarak yönetilenler: Eminönü, Fatih, Bakırköy, Beyoğlu, Beşiktaş, Sarıyer, Beykoz, Üsküdar, Kadıköy ve Adalar; il belediye sınırı dışında kalanlarsa Çatalca, Silivri, Şile, Kartal ve Yalova'ydı.[183] Bu düzen, 1980 yılına dek fazla değişiklik göstermeden sürdü. Bu tarihten sonra 3030 sayılı yasayla İstanbul'da yeni ilçeler oluşturulmaya başlandı. 1990'a gelindiğinde İstanbul'un 25 ilçesi bulunuyordu. Yıllar içinde yeni ilçeler oluşturulmaya devam ederken, hızla gelişen ve İstanbul'la kara sınırı bulunmayan Yalova, merkeze uzaklığının sorun olması nedeniyle 1995 yılında Kocaeli ve Bursa illerinden de toprak alınarak ayrı bir il hâline getirildi.[184] İstanbul'un ilçe sayısı 2008 yılında 32'ydi.
Nüfusu 13 milyona yaklaşan İstanbul'da var olan ilçeleri bölerek yeni belediyeler oluşturma fikri yeniden ortaya atıldı. Bunun sonucunda, Büyükşehir Belediyesi sınırıları içinde yeni ilçeler oluşturmak için hazırlanan 5747 sayılı yasayla, 2008 yılında İstanbul'un Anadolu Yakasında 3, Avrupa Yakası'ndaysa 5 olmak üzere toplam 8 yeni ilçe kurulurken, Eminönü ilçesi feshedilerek Fatih'e katıldı. İstanbul'da kurulan son ilçeler: Arnavutköy, Ataşehir, Başakşehir, Beylikdüzü, Çekmeköy, Esenyurt, Sancaktepe ve Sultangazi'dir.
[değiştir] Kültür ve sanat
Bizans döneminden başlayarak, Cumhuriyet'e değin ait olduğu devletlere başkentlik yapan İstanbul'da devlet erkânının varlığı ve buna bağlı olarak yoğun bir nüfusun barınması nedeniyle kültürel etkinlikler yoğun biçimde yürütülmüştür. Başkent Ankara'ya taşındıktan sonra da, geçmişte sahip olduğu kültürel birikimi korumayı başarmıştır. İstanbul, Osmanlı döneminde ülke için ilk olan pek çok olaya sahne olmuştur. Ülkede günümüz anlamında tiyatronun azınlıklar arasında başladığı bilinmektedir.[185] Ancak ilk Türkçe oyun, 1861 yılında Güllü Agop'un kurduğu Gedikpaşa Tiyatrosu'nda oynanmıştır. Daha sonra Agop, kumpanyasının adını devletten aldığı desteğe atfen Tiyatro-yı Osmani olarak değiştirmiştir.[186] İstanbul'un ilk operaevi ise Galatasaray'da 1840 yılında Dikran Çuhacıyan tarafından açılmıştır.[187] İlk sinema filmi, Fuat Uzkınay'ın çektiği Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adlı filmdir. Bu filmin kopyaları günümüze ulaşamamıştır.[187] Günümüzde de İstanbul sinema, tiyatro, müzik, sergiler ve çeşitli sahne sanatları konusunda Türkiye'nin en önde gelen şehridir. Ülkedeki müzik, film ve seslendirme stüdyolarının hemen hemen tümü İstanbul'dadır. Bu nedenle ulusal çapta tanınan sanatçıların pek çoğu İstanbul'da ikâmet etmektedir.
İstanbul ili başta Suriçi'nde olmak üzere, gerek ülkenin gerekse dünyanın seçkin müzelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan, Topkapı Sarayı Türk ve İslam eserleri; İstanbul Arkeoloji Müzeleri ise Anadolu'da insan uygarlığı konusunda ün salmıştır. İstanbul'da müzecilik 1846 yılında Tophane Müşiri Ahmet Fethi Paşa'nın Aya İrini'de kurduğu ve silahların sergilendiği müzedir.[188] İstanbul'da dünyaca ünlü sanatçıların yapıtlarının sergilendiği sanat galerileri ve 40 kadar özel müze de vardır.[189] Bunlar arasında en önde gelenler Sakıp Sabancı Müzesi, Pera Müzesi ve İstanbul Modern Sanat Müzesi'dir.
İstanbul'da pek çok kültürü içinde barındıran bir şehir olduğundan, halk gelenek ve görenekleri de oldukça çeşitlidir. Müslümanların çoğunlukta olduğu İstanbul'da günlük yaşamın İslamî ögelerle harmanlandığı bilinmektedir. Günümüze de ulaşan pek çok geleneğin kökeni Osmanlı İstanbul'una doğmuştur. Müslümanlıkta kutsal sayılan gecelerde minarelerin kandillerle aydınlatılması bunun ilk örneklerindendir. Yüzyıllardır süren bu gelenek sonucunda "kandil gecesi" tanımı genelleşerek tüm kutsal geceler için kullanılmaya başlanmıştır.[190] Yine Ramazan aylarında minareler arasına mahya gerilmesi bir Osmanlı dönemi İstanbul geleneğidir. 18'inci yüzyılda tüm iki minareli camilerin mahyalarla aydınlatılması padişah fermanıyla buyrulmuştur. Bir tür görsel şölen yaratan bu gelenek, daha sonra ülke geneline yayılmıştır.[191] Ramazan aylarında iftar vaktinin geldiği top atarak ahaliye duyurmak da İstanbul'da doğan bir gelenektir.[192]
İstanbul'un toplumsal yaşamında en büyük etkiyi bırakan ögelerden biri de vakıflardır. (Çoğulu: Evkaf) Belediyecilik kültürünün görece geç yerleştiği İstanbul'da şehrin gereksinimleri büyük ölçüde bu vakıflarca karşılanıyordu. Yol ve su gibi temel sorunların yanı sıra, yoksullara yardım, çocukları sevindirme ve hayvanları koruma gibi amaçlarla kurulmuş pek çok vakfın varlığı bilinmektedir.[193]
İstanbul şehir efsanelerinin çok sık görüldüğü bir merkezdir. Bunların bir bölümü Bizans dönemine dayanmaktadır. Şehrin kuruluşundan başlayarak onlarca efsane anlatılmaktadır. Nitekim şehrin kuruluşunu anlatan gerçek tarihî belgelerle, şehir efsaneleri ve mitik ögeler birbirine karışmış durumdadır. Evliya Çelebi'nin Osmanlı dönemi coğrafyasını anlattığı gezi güncesi Seyahatname'de, yazar bu efsanelerden birkaçına yer vermiştir. İstanbul kurulurken kentin çeşitli yerlerine 15 büyülü tılsımın yerleştirilmesi, Ayasofya ve Topkapı sarayı arasında bir tünelin olduğu,[194] İsa'nın gerildiği çarmıhın bir parçasının Çemberlitaş Sütunu'nun temeline karıştırıldığı,[195] Bizanslıların Osmanlılara bırakmamak için tüm hazinelerini Haliç'e dökmesi[196] ve mezardaki metfun annesinden canlı doğan çocuk gibi pek çok efsane İstanbul'da kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Şehrin pek çok noktasında kutsallık atfedilmiş yatır ve türbeler vardır.
İl genelinde yaygın din İslam olmakla birlikte, İstanbul Türkiye'de gayrimüslim nüfusun en fazla olduğu ildir. Bunların büyük bölümünü Anadolu yerlisi Ermeni ve Rum kökenli yurttaşlarla, göçmen Museviler oluşturmaktadır. İlde toplam 3028 cami, 40 kilise, 16 sinagog vardır.[74] İstanbul'a özgü yöresel bir giyim tarzı bulunmamaktadır. Kullanılan giyim eşyaları yasal düzenlemelere ve dönemin moda akımlarına göre değişiklikler göstermiştir.[197][198]
[değiştir] Folklor
|
|
|
| Dinlemekte sorun yaşıyorsanız medya yardımı sayfasına bakınız. | |
İstanbul, özellikle Cumhuriyet öncesi çok kültürlü bir kimlik geliştirmiştir.[199][200] Bu çok renklilik nedeniyle İstanbul iline ya da yöresine özgü kesin çizgileri olan bir folklorden söz etmek olanaklı değildir. Rum, Ermeni, Yahudi, Roman ve Levanten azınlıkların varlığı İstanbul'da karma bir kültür gelişmesine neden olmuştur. İstanbul'da müzik, halkoyunları, masallar ve söylenceler düzeyinde kültürlerarası yoğun etkileşimler sözkonusudur. Pek çok anonim eserin Türkçelerinin yanı sıra Rumca ve Ermenicelerinin görülmesi bu etkileşime örnektir.[201] Müzikle uğraşmış gayrimüslim İstanbullular arasında Kemani Serkis Efendi, Hamparsum Limonciyan, Aleksan Ağa, Tatyos Efendi, Lavtacı Andon, Kemençeci Vasilaki sayılabilir. İstanbul'da müziğin şekillendiği mekânların başında sayılabilecek yer ise Saray'dır. Saray'da Sultan huzurunda ve haremde yapılan eğlenceler İstanbul'un müzik kültürü olarak değerlendirilebilir.
İstanbul'da dansın merkezindeyse kadın dansçı çengiler ve erkek dansçı köçekler görülmektedir.[202] III. Ahmed döneminden kalma Surname-i Vehbi adlı yapıtta, şehzadelerin sünnet töreninde raks eden köçeklerin görülmesi, bu dansçılara yalnızca meyhanelerde, halk eğlencelerinde ve hamamlarda değil, aynı zamanda saray eğlencelerinde ve haremde de rağbet edildiğini göstermektedir. Günümüzde müzik ve dans gibi kültürel ögeler, eskisinden çok daha çeşitli durumdadır. Gerek İstanbul'un Türkiye'nin her ilinden aldığı yoğun göç, gerekse gelişen görsel-işitsel yayınlarla değişik kültürlere ait pek çok dans ve müzik türü toplumda kendine yer edebilmektedir.
[değiştir] Mutfak
Bizans dönemi İstanbul mutfağında deniz kültürünün etkileri yoğun biçimde görülüyordu.[203] Balık Bizans mutfağında en çok kullanılan etsel besindi. Domuz, tavşan ve sığır etinin de tüketildiği; çeşitle soslarla terbiye edildiği ve haşlama ya da kızartma suretiyle hazırlandığı gezginlerin notlarında sabittir.[203] Şarabın, ekmeğin ve baharatların bolca kullanılıp tüketildiği de bilinmektedir. Ancak şehir Türkllerin eline geçtiğinde mutfak kültürü konusunda büyük bir etkileşim gerçekleşmemiştir. Bunun nedeni iki kültür arasındaki dinsel farklılıklardır.
Osmanlı dönemi İstanbul mutfağını günümüz anlamında yöresel mutfaklarla karşılaştırmak da mümkün değildir. Genel olarak sarayda şekillenen İstanbul mutfağı, Osmanlı ülkesinin her yanından esintiler taşıyordu. Bunun nedeni tüm yörelerden en yetenkli aşçıların ve en kaliteli ürünlerin İstanbul'a, bilhassa Saray'a getirilmesiydi. Doğu'dan ve Batı'dan gelen aşçılar farklı yörelerden tarifler kullanarak Saray mutfağını geliştiriyorlardı.[203]
İstanbul çeşitli ürün ve yemekleriyle ünlenen semt ve yöreleri vardır. Bunlar içinde kimileri adını günümüze dek ulaştırmış; kimileriyse yitmiştir. Yedikule'nin marulu, Mecidiyeköy'ün dutu, Sarıyer'in kirazı ve böreği, Çengelköy'ün hıyarı, Eyüp'ün kaymağı, Kanlıca'nın yoğurdu, Vefa'nın bozası, Beykoz'un paçası, Bebek'in badem ezmesi, Sultanahmet'in köftesi İstanbul'un bir dönem en çok aranan tatlarındandı.[203][204] Osmanlı'da hemen hemen her dönem içki içilmiştir. İçki sofraları ise, zengin bir meze kültürü doğurmuş ve balık kültürüyle içiçe geçmiştir. 19'uncu yüzyılın sonlarından itibarense genel olarak Saray mutfağıyla kısıtlı kalmak üzere mutfak kültüründe Batı etkileri kendini göstermiştir. Bu dönemde ilk kez mayonezli yemekler, kremalı tatlılar görülmüştür.[203]
[değiştir] Şenlik ve kutlamalar
İstanbul'da ulusal ve dinî bayramların yanı sıra, şehrin tarihine yön veren kimi olaylar da kutlanmakatdır. Her yıl şehrin Türklerin eline geçişinin yıldönümü 29 Mayıs günü törenlerle kutlanır. "Fetih Bayramı" adı altında yapılan gösterilerde, İstanbullu öğrencilerin şiir, yazı ve temsilleri yer alır. Şehrin çeşitli noktalarında yerli sanatçılar halk konserleri verir.
Ramazan aylarında Haliç kıyılarında bulunan Feshane'ye gitmek köklü geleneklerdendir. Daha çok Doğu kökenli İstanbul sakinlerinin katıldığı Nevruz bayramlarındaysa kutlamaların Kazlıçeşme'de yapılması geleneği yerleşmiştir. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkentlerinden biri olarak seçilen İstanbul'da, bu olay da konserler ve çeşitli kültürel etkinliklerle kutlanmıştır.
Ulusal bayramlardan olan Cumhuriyet Bayramı'ysa, İstanbul'da önemli bir yere sahiptir. Daha önce bir Cumhuriyet Bayramı'nda açılarak hizmete giren Boğaziçi Köprüsü, günümüzde İstanbul'da Cumhuriyet kutlamalarının merkezi olmuş durumdadır. Köprüye yerleştirilen havaî fişek ve lazer düzenekleriyle, İstanbullulara görsel bir şölen sunulur.
Bunlar dışında İstanbul'da geleneksel hâle gelen pek çok kültür-sanat etkinliği bulunur. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Bienali, Rumeli Hisarı Konserleri ve Rock'n Coke gibi etkinliklere İstanbul'da uluslararası düzeyde katılım gerçekleşir.
[değiştir] Görüntüler
-
Polonezköy'de korular
-
Çatalca'da tarlalar
[değiştir] Coğrafi konum
| Tekirdağ ve Karadeniz | Karadeniz | Kocaeli ve Karadeniz |
|
||||
| Tekirdağ | Kocaeli | ||||||
| Marmara Denizi ve Tekirdağ | Marmara Denizi | Marmara Denizi ve Kocaeli |
[değiştir] Kaynakça
- Kaya, Önder (2010). Cihan Payitahtı İstanbul (Türkçe). İstanbul: Timaş. ISBN 978-605-114-165-5.
- Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe). İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- "İstanbul". Temel Britannica IX: sf. 114-122. (1993). İstanbul: Ana Yayıncılık. 28 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- "Muhtelif maddeler". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
[değiştir] Notlar
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2011 genel nüfus sayımı verileri" 25 Nisan 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b "T.C. İstanbul Valiliği il plaka ve telefon kodları". T.C. İstanbul Valiliği. 28 Haziran 2010 tarihinde erişildi.(WebCite®)
- ^ a b "İstanbul". Temel Britannica IX: sf. 114. (1993). İstanbul: Ana Yayıncılık. 28 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Bosphorus (strait, Turkey)". Encyclopædia Britannica. 28 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (İngilizce) (WebCite®)
- ^ a b "İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetki alanı". 7 Aralık 2009 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d e f Kaya, Önder (2010). “Byzas'ın yerinden Konstantin'in şehrine: İstanbul”, Cihan Payitahtı İstanbul (Türkçe), sf. 15-23, İstanbul: Timaş. ISBN 978-605-114-165-5.
- ^ "Çağlar boyu İstanbul". 29 Haziran 2010 tarihinde erişildi.
- ^ a b c "History of sedimentary infilling of Yarimburgaz Cave, Turkey". 29 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (İngilizce) (WebCite®)
- ^ a b "İstanbul'un en eski yerleşimi: Yarımburgaz Mağaraları". 29 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d e "Fikirtepe Kültürü". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi III: sf. 315, 316, 317. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b "İstanbul". Temel Britannica IX: sf. 115. (1993). İstanbul: Ana Yayıncılık. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c d e f "Coğrafi konum ve stratejik önem". 29 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d e "İstanbul". Temel Britannica IX: sf. 116. (1993). İstanbul: Ana Yayıncılık. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c "Kelimebaz: İstanbul". Sevan Nişanyan. 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi.(WebCite®)
- ^ a b c Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “En çok ismi olan şehir”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 233, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Tarcan, Halûk (Temmuz 2010). "İstanbul'un Kökü Tartışması". Aydınlık: 62,63. ISSN 1301-6679.
- ^ "The Bithynian cities under the later empire". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (İngilizce) (WebCite®)
- ^ a b c d e Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'da ilk izler”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 25, 26, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ a b c d e Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'un ilk kuruluşu”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 26, 27, 28, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "Istanbul's ancient past unearthed". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (İngilizce) (WebCite®)
- ^ "İlk insanın külleri kampta". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Chalcedon". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (İngilizce) (WebCite®)
- ^ "Chalcedon". Encyclopædia Britannica. 28 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (İngilizce) (WebCite®)
- ^ "Üsküdar". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Silivri'nin tarihçesi". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d e "Kuşatmalar". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi IX: sf. 135-139. İstanbul: Arkın. 30 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ Kaya, Önder (2010). “Yenilenen imparatorluğun yeni başkenti: Konstantinopolis”, Cihan Payitahtı İstanbul (Türkçe), sf. 23-36, İstanbul: Timaş. ISBN 978-605-114-165-5.
- ^ "Roma İmparatorluğu". Yeni Cumhuriyet Ansiklopedisi IX: sf. 114. (1993). İstanbul: Ana Yayıncılık. 28 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b Kaya, Önder (2010). “1204 Haçlı İstilası ve Konstantinopolis”, Cihan Payitahtı İstanbul (Türkçe), sf. 71-81, İstanbul: Timaş. ISBN 978-605-114-165-5.
- ^ a b "Fetih". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi III: sf. 302-305. İstanbul: Arkın. 30 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Rumeli Hisarı hakkında genel bilgi". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul Vilayeti : Çatalca ve İzmid sancakları haritası". 30 Haziran 2010 tarihinde erişildi.
- ^ a b "Düşman filoları İstanbul'da". 20. yüzyıl ansiklopedisi (?) I: sf. 97. (1990). Ed. ?. İstanbul: Tercüman Gazetesi. 22 Kasım 2009 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c "Montrö Boğazlar Sözleşmesi - Boğazlar Sorunu'nda son aşama". 22 Kasım 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Nüfusun Yüzde 17.8`i İstanbul`da Yaşıyor!". 1 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İşte Türkiye'nin nüfusu". 1 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul kıyı alanlarının planlanması ve yönetimi". 1 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d e "İklim". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi IV: sf. 148, 149. İstanbul: Arkın. 30 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b "Nasıl oluştu". 3 Kasım 2009 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c "Doğal yapı". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi III: sf. 76, 77, 78, 79. İstanbul: Arkın. 2 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c d e "Ormanlar". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi VI: sf. 138, 139, 140. İstanbul: Arkın. 2 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "İstanbul ormanları". Atlas dergisi 107. sayı: sf. 105. İstanbul: Doğan. 2 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "İstanbul Boğazı". Aylık coğrafya ve keşif dergisi Atlas Sayı 180: Sayfa 106. (2008). İstanbul: Doğan Burda. 1 Kasım 2009 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b "Korular". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi V: sf. 71, 72, 73, 74, 75. İstanbul: Arkın. 2 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'un en büyük afetleri”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 233, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "Cumhuriyet gazetesi arşivi: 17 Ağustos 1999 depreminin 1. yılı". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "17 Ağustos'un İstanbul bilançosu". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Boğaz’daki büyük deniz kazaları". 24 Kasım 2009 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "Pisboğaz!". 24 Kasım 2009 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İşte Boğaz'ın en temiz sahili". 24 Kasım 2009 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "Hava kalitesi izleme çalışmaları". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Çevreyi en fazla kirleten il İstanbul". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c "İstanbul ormanlarında ilkbahar". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "İstanbul'un endemik bitki türleri". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi Genel Bilgileri". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Balıklar". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi II. İstanbul: Tarih Vakfı. 3 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c d "İstanbul'un yaban hayatı". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul'da suyun tarihçesi". 29 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Kemerler: Suyun yolları". 29 Haziran 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Su havzalarının durumu". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "DSİ, 14'üncü Bölge Müdürlüğü". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "İstanbul'un dereleri". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Ekonomi". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi III: sf. 147. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 3 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c d "Ekonomi". 3 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "İller itibari ile iktisadi faaliyet kollarına göre Gayri Safi Yurtiçi Hasıla". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d "İstanbul, Ekonomi". Temel Britannica IX: sf. 118. (1993). İstanbul: Ana Yayıncılık. 4 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c d "Tarım". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi VII: sf. 210, 211, 212. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 3 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c "İstanbul ili bitkisel üretim durumu : 2009". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d "Madenler". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi V: sf. 238. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b "Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçilerin geldikleri destinasyona göre sıralaması". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "Milliyetlerine göre İstanbul'a gelen yabancılar". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk fuar”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 134, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ a b "Turizm". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi VII: sf. 304-305. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b c d e "Sayılarla İstanbul". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "İstanbul müzeleri ilgi görüyor". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Doğal güzellikler". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ Kaynak hatası: Geçersiz
<ref>etiketi;T.C3.9C.C4.B0Kisimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme) - ^ "İstanbuli il ve ilçe alan bilgileri". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "Nüfus ve demografik yapı". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal refah hizmetlerinin eleştirel bir gözle incelenmesi". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ [1] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 ADNKS İstanbul Nüfus Bilgileri
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 1965 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 1970 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 1975 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 1980 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 1985 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 1990 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2000 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2007 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2008 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2009 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2010 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Türkiye İstatistik Kurumu 2011 genel nüfus sayımı verileri" 8 Mart 2012 tarihinde erişilmiştir.
- ^ a b "İstanbul'un trafik çilesi bitmiyor". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'da Osmanlı dönemi sistemli imarında bazı ilkler”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 195, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "Gecekondu yıkımları ve konut sorunu". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul'da sel felaketi : 31 ölü". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul Atatürk Havalimanı". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Sabiha Gökçen Havalimanı". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Atatürk Havalimanı : Konum". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Sabiha Gökçen Havalimanı : Konum". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Her gün yaklaşık 70 bin yolcu, 670 uçak". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Yurtdışı sefer yapan firmalar". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Büyük İstanbul Otogarı". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Anadolu Otogarı için ilk adım". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Harem Otogarı ne zaman kalkacak". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Tüm anahat trenleri hakkında genel bilgi". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Avrupa yönlü trenler". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Ortadoğu yönlü trenler". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Banliyö trenleri". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b "İstanbul Deniz Otobüsleri : Tarihçe". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Raylı Sistem Müdürlüğü". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İETT toplu taşıma araçları". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İETT Özel Halk Otobüsleri". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c "İstanbul Sağlık Müdürlüğü". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c "Sağlık platformu". 5 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (2006). Emerging Turkey. Oxford Business Group. ISBN 1902339479.
- ^ Briggs, Helen, "Health - Personal story: IVF in Istanbul", BBC News, 2006-12-19. 2009-07-27 tarihinde erişilmiştir. (WebCite®)
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'da ilk medreseler”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 57, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İşl mühendishane”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 113, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "Boğaziçi Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Galatasaray Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü (İngilizce)". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Teknik Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Marmara Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Yıldız Teknik Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Üniversitesi resmî sitesi". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Bahçeşehir Üniversitesi resmî sitesi, Ulaşım bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Beykent Üniversitesi resmî sitesi". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Doğuş Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Fatih Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Haliç Üniversitesi resmî sitesi, Yerleşke bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Işık Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Arel Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Aydın Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Bilgi Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Bilim Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Kültür Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Şehir Üniversitesi resmî sitesi". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul Ticaret Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Kadir Has Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Koç Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Maltepe Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Okan Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Özyeğin Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Piris Reis Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Sabancı Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Yeditepe Üniversitesi resmî sitesi, İletişim bölümü". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "tumgazeteler.com, İki yeni vakıf üniversitesi yolda haberi". 4 Haziran 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Liceo Italiano". Liceoitaliano.net. 2009-07-27 tarihinde erişildi.
- ^ "Lycée français Pierre Loti". Liceoitaliano.net. 2009-07-27 tarihinde erişildi.
- ^ "13 azınlık okulu öğrencisizlikten kapandı", 6 Temmuz 2010. 2009-07-27 tarihinde erişilmiştir. (WebCite®)
- ^ a b c Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk gazeteler”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 105, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk Türkçe gazeteler”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 105, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'un ilk özel Türk sermayeli gazetesi”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 106, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk günlük gazete”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 106, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk resimli gazete”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 107, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk mizah dergisi”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 108, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk bilim mecmuası”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 109, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ a b c "Kaybolan Babıali'nin Ardından: Anılar, Portreler, Anektodlar", 6 Temmuz 2010. 2009-07-27 tarihinde erişilmiştir. (WebCite®)
- ^ "Babıâli’de renkli kapanış", 6 Temmuz 2010. 2009-07-27 tarihinde erişilmiştir. (WebCite®)
- ^ "Gaste gazetesi: Bedava gazete", 6 Temmuz 2010. 2009-07-27 tarihinde erişilmiştir. (WebCite®)
- ^ a b Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk gazeteler”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 180, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ a b "İlk TV yayını", 6 Temmuz 2010. 2009-07-27 tarihinde erişilmiştir. (WebCite®)
- ^ a b "Beton yığını çok yeşil alan yok". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'un ilk plajları”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 224, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "Bir Boğaziçi Ebrusu Kayık Sefaları". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Galleria alışveriş Merkezi". 4 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Cevahir Alışveriş Merkezi". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Capitol Alışveriş Merkezi". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Metrocity Alışveriş Merkezi". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Kanyon Alışveriş Merkezi". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Forum İstanbul Aışveriş Merkezi". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. )
- ^ "Akmerkez". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "İstinye Park Alışveriş Merkezi". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun". 7 Aralık 2009 tarihinde erişildi.
- ^ a b "İstanbul’un yeni 'İlçe' haritası çizildi". 7 Aralık 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul ilinin yeni haritası". 7 Aralık 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "İstanbul il ve ilçe alan bilgileri". 7 Aralık 2009 tarihinde erişildi.
- ^ a b c "İBB'ye yapılan Bilgi Edinme Başvurusu'nun taranmış yanıtı". 21 Ocak 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Üsküdar ilçesinin tanıtımı". 6 Temmuz 2010 tarihinde erişildi.
- ^ "Üsküdar'dan ayrılıarak ilçe yapılan yerler". 13 Şubat 2009 tarihinde erişildi.
- ^ "Yalova'nın tarihçesi". 13 Şubat 2009 tarihinde erişildi.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'a gelen ilk tiyatrocular”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 161, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'da ilk Türkçe tiyatro”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 162, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ a b Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'da ilk opera”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 167, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İstanbul'da ilk müze”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 154, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "TC Kültür ve Turizm Bakanlığı: Özel Müzeler". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk kandil”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 187, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk mahya”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 187, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ Göncüoğlu, Süleyman Faruk (2010). “İlk iftar topu”, İstanbul'un İlkleri Enleri (Türkçe), 188, İstanbul: Ötüken. ISBN 978-975-437-753-8.
- ^ "İstanbul Himayei-i Hayvanat Cemiyeti". 23 Kasım 2009 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Ayasofya'nın gizemli tünelleri". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Hazret-i İsa'nın çivileri Çemberlitaş'ta mı?". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Bu şehirde ne dehlizler var". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Devrim". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "kadın kıyafetleri". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul'un çok kültürlü mirası". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "Mozayiğin renkleri şarkılarla, danslarla biraraya geldi". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "En keyifli şarkılar". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ "İstanbul'un kadınları ve müzikal kimlikleri". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
- ^ a b c d e "Mutfak". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi VII: sf. 1, 2, 3. (1993). İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları. 29 Haziran 2010 tarihinde erişilmiştir.
- ^ "Lezzet ülkesinin lezzet durakları". 7 Temmuz 2010 tarihinde erişildi. (WebCite®)
[değiştir] Açıklamalar
[değiştir] Dış bağlantılar
|
|||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||
|
|||||
Koordinatlar: 41°09′27″N 28°52′06″E / 41.1575°N 28.86833°E