İstanbul'un Fethi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(İstanbul'un fethi sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
İstanbul'un fethi
Zonaro GatesofConst.jpg
Fatih'in İstanbul'a girişi. Fausto Zonaro tarafından resmedilmiştir.
Tarih 6 Nisan - 29 Mayıs 1453
Bölge Konstantinopolis
Sonuç Osmanlı zaferi.
Taraflar
Osmanli-nisani.svg Osmanlı İmp. Bizans İmparatorluğu Doğu Roma İmp.
Komutanlar
Osmanli-nisani.svg Fatih Sultan Mehmed
Osmanli-nisani.svg Zağanos Paşa
Osmanli-nisani.svg Baltaoğlu Süleyman
Bizans İmparatorluğu XI. Konstantin Palaiologos 
Bizans İmparatorluğu Loukas Notaras İdam edildi
Ceneviz Cumhuriyeti Giovanni Giustiniani 
Güçler
70.000-80.000[2][3][4]

(başka kaynaklara göre daha az: 50.000)[5][6][7][8] 70 gemi[9]
20 Kadırga[10]
70 top[11] (14 büyük ve 56 küçük kalibre)[12]

7.000[13]-10.000[14][Not 1]
26 gemi[15]
Kayıplar
Bilinmiyor 4.000 ölü

Konstantinopolis'in Düşüşü veya Türkçe kaynaklarda yaygın kullanımıyla İstanbul'un Fethi (Yunanca: Άλωση της Κωνσταντινούπολης), 6 Nisan-29 Mayıs 1453 tarihleri arasındaki kuşatmanın sonucunda Osmanlı hükümdarı II. Mehmet komutasındaki birliklerin Bizans[Not 2] başkenti İstanbul'u ele geçirmesidir.[16][17] İstanbul, daha önce de defalarca kuşatılmıştı; VII.-VIII. asırlarda Emeviler ve Abbasiler tarafından İstanbul kuşatıldı ancak başarısız olundu.[18][19][20] Osmanlılar da şehri daha önce kuşatmıştı, Mateos Kantakuzinos'un Bizans tahtına geçmesini sağlamışlar ve ödül olarak Çimpe Kalesi'ni alarak Rumeli'ye geçmişlerdi.[21] Rumeli'ye geçişle beraber bölgede sınırları genişleyen Osmanlılar, ilk kez I. Bayezid komutasında 1395 yılında İstanbul'u kuşattı.[22][23] Bazı kaynaklarda ise 1391 tarihli farklı bir kuşatmadan söz edilmektedir.[24] I. Bayezid'in kuşatmasında mancınıklar kullanıldı, kuşatma üzerine Macar Krallığı günümüz Bulgaristan topraklarına taarruz etti ve İstanbul kuşatması sonlandırıldı. Ertesi yıl kuşatma tekrar başladı ve bu sefer deniz bağlantısını tümüyle koparmak için Anadolu Hisarı inşa edildi.[25] Bizans İmparatorunun ateşkes talebi üzerine kuşatma kaldırıldı.[26] Ankara Savaşı'yla beraber Osmanlı Devleti Fetret Devri'ne geçti, bu dönemde Bayezid'in oğullarından Musa Çelebi tarafından 1412 yılında İstanbul tekrar kuşatıldı.[27][Not 3] Musa Çelebi, kargaşanın Bizans yüzünden olduğuna ve bazı rakip şehzadelerin Bizans tarafından desteklendiğine inanıyordu.[28] Ancak rakip şehzadelerden Çelebi Mehmet'in harekete geçmesi sebebiyle bu kuşatma da kaldırıldı. Dördüncü kuşatma ise II. Murat döneminde oldu; II. Murat elçiler göndererek Düzmece Mustafa'nın desteklenmemesini talep etti ancak karşılık bulamadı. İsyan ile uğraşan II. Murat, Şehzade Mustafa'ya yardım ettiğine inandığı Bizans İmparatorluğu'nun üzerine yürüdü ve kuşatma başladı.[29][30] Bizans İmparatoru VII. Yoannis'in Karadeniz kıyılarındaki bazı toprakları ve haraç vermeyi teklif etmesiyle bu kuşatma da kaldırıldı.[30] II. Mehmet tahta geçtiğinde etrafı bütünüyle sarılmış bir şehirle karşı karşıyaydı.[16][18][31]

Kuşatma öncesi tarafların durumu[değiştir | kaynağı değiştir]

Bizans tarafı[değiştir | kaynağı değiştir]

Dördüncü Haçlı Seferi'nde de zincir kullanan Bizans İmparatorluğu, bu kuşatmada da Haliç'e zincir gerdi.[32] Dövme demirden imal edilen zincir, farklı biçimdeki baklalardan oluşmaktaydı.[33] Önceden farklı devletlerin saldırılarına maruz kalan Bizans, zincir kullanımıyla ilgili geçmişteki eksikleri giderebilmişti. 1204 yılındaki Haçlı saldırısında zincirin Galata'da bağlı olduğu kule Haçlılar tarafından ele geçirilmiş ve zincir safdışı bırakılmıştı.[34] Bundan dolayı Bizanslılar kuleyi güçlendirdi ve etrafını surlarla çevirdi.[34] 1453 yılındaki kuşatma için Bizans donanması takviye edildi, Şubat 1453'te limandaki gemilerin kalması rica edildi fakat birçoğu şehirden kaçtı; sonuç olarak 2 Nisan 1453'te Bartalomeo Soligo tarafından yaptırılan zincir Kastellion ile Eugenios kuleleri arasına çekilerek Haliç kapatıldı ve zincirin arkasında Bizans donanması nöbete başladı.[34][35][36][37] Zincir halkaları özdeş değildi, kalınlıkları 1,9 ilâ 6,2 cm arasında değişebilmekteydi.[38][39]

Bizans'ın bir başka savunma aracı ise grejuva idi. Grejuva, suda sönmüyordu ve hem kara hem deniz savaşında etkin şekilde kullanılacaktı.[40][41][42] Fakat Bizans başkenti mezhepsel iç sorunlarla uğraşmaktaydı; 1439 yılında Katolik-Ortodoks kiliselerinin birleşmesi kabul edildi ve olaya Bizans halkı tepki gösterdi.[18][43][44] Bazı kaynaklar, halkın "Konstantinapolis'de Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim!" düşüncesini paylaştığını belirtmektedir.[45][46][47][Not 4] İmparator Konstantin'in Avrupalı devletlerden istediği yardımlar da mezhepsel sorunlar sebebiyle aksamaktaydı.[48][49] Kuşatmadan önce Bizans halkına moral aşılamak için önünde Meryem Ana resmi bulunan bir kafile İstanbul sokaklarında dualar eşliğinde ilerlemeye başladı; resmin yere düşmesi ve ardından yağmur yağması sebebiyle Bizans halkı endişelendi.[50] Halk arasında olumsuz söylentiler dolaştı.[50] Kuşatmadan önce ortalıkta dolaşan bazı kehanet söylentileri şehrin düşeceği yönündeydi; bunun da halk üzerinde olumsuz etki yaptığı düşünülmektedir.[51] Kuşatma esnasında sıkıntı çekilmemesi için erzak, mühimmat depoları takviye edildi; çeşitli milletlerden askerlerle muhafızların sayısı arttırıldı ve şehir surları güçlendirildi.[52][53] Papalık tarafından üç kadırgayla beraber 200 asker ve mühimmat gönderildi, 30 geminin ise sefer için hazırlanmakta olduğunu bildirildi.[54] Ocak 1453'te iki gemiyle beraber Cenevizli komutan Giovanni Giustiniani yardıma geldi. Komutasında 700 asker vardı, imparator Konstantin tarafından Guistiniani başkomutan atandı.[16][55] Muharebe Bizans zaferiyle sonuçlanırsa Giustiniani'ye Limni adası verilecekti.[54]

Bizans'ın savunma planında ana unsur İstanbul surları idi. İlk olarak 410-442 yılları arasında, 1400 hektarlık alanı kapsayacak şekilde 19 km. uzunluğunda Konstantin surları inşa edilmişti.[56] Nüfusun artmasına bağlı olarak II. Theodosius, yaklaşık 1400 m açığa yeni surlar inşa ettirdi. Bu surların yüksekliği 11 m, genişliği ise 4,8 m idi.[56] Surlar tek sıradan oluşmuyordu, ana surun 14,5 m önünde 8 m yükseklikte ön surlar bulunuyordu. Bu surların genişliği ise 0,5 ila 1,5 m arasında değişmektedir. Ön surların da önü tahminen 1000'li yıllarda yapılan çalışmalarla 18 m genişlikteki hendeklerle çevrilmişti.[56] İstanbul surları, sadece karadan gelebilecek taarruza karşı tasarlanmamıştı; kentin deniz kıyısı da bütünüyle surlarla çevriliydi. Günümüzde Sarayburnu olarak bilinen bölge bütünüyle denizden izole edilmişti. 8,5 km uzunluktaki deniz surları yine II. Theodosius tarafından yaptırılmıştı.[57] 36 kapısı, 101 kulesi ve 27 burcu bulunmaktaydı.[57] Haliç kıyısını ören Galata surlarının yapımı ise 439'da başlamıştı. 5,2 km uzunluğa sahip bu surlar 2 ilâ 3 m genişlikteydi ve 20 kapısı, 172 kulesi bulunmaktaydı.[58] Rum Ortodoks Patrikhanesi'nun bulunduğu yerde bir iç kale bulunuyordu. XIV. yüzyılda yaşanan Bizans-Ceneviz Savaşı sebebiyle Galata surlarının da önü hendeklerle çevrilmiştir.[58] İstanbul'un su sistemi de geliştirilmişti. Yaklaşık 250 km uzaklıktaki Yıldız Dağları'ndan, civardaki derelerden kemerlerle su getirilmekteydi. Getirilen sular, sarnıçlara aktarılmaktaydı.[59]

Osmanlı tarafı[değiştir | kaynağı değiştir]

1444'te II. Murat, feragat etti ve tahtı kendi isteğiyle oğlu Mehmet'e bıraktı. II. Mehmet 12 yaşındaydı ve acemi görülüyordu, dönemin sadrazamı Çandarlı Halil Paşa bu kararı uygun bulmamıştı.[60][61] Bu taht değişikliği üzerine bir Haçlı ordusu kuruldu ve Osmanlı üzerine yürüdü, devlet adamlarının ricasıyla II. Murat geri geldi ve başkomutan olarak yönettiği Varna Muharebesi'ni kazandı.[62][63] Bu muharebeden sonra devlet adamlarının da telkinleriyle II. Murat tekrar tahta çıktı, tahttan indirilen veliaht Mehmet Manisa'ya gönderildi.[63] Kasım 1445'te II. Murat tekrar tahtı oğlu Mehmet'e bıraktı, Mehmet'in ikinci hükümdarlığında Edirne'de yangın ve yağma olayları yaşandı. Halil Paşa'nın ve diğer devlet adamlarının girişimleriyle Mehmet tekrar tahttan indirildi.[64] Hammer'a göre II. Mehmet'e tekrar tahttan inmesi rica edilemedi, Halil Paşa kendisine birlikte ava gitmeyi teklif etti ve Mehmet avdan geri döndüğünde babasını tahtta gördü.[64] 1444-46 arasında geçici olarak hükümdarlık yapan II. Mehmet, 1451'de babasının ölümü üzerine son defa tahta çıktı.[65] Azledilmeyen sadrazam Halil Paşa, rakibi Zağanos Paşa'yı sürgün etti fakat II. Mehmet'in müdahelesiyle Edirne'ye geri getirildi.[66] Halil ile Zağanos Paşaların arasındaki anlaşmazlık, kuşatmada da görülecekti: Halil Paşa kuşatmadan vazgeçilmesini, Zağanos Paşa ise tam aksine kuşatmanın sürdürülmesini isteyecekti.[16][67][68][69] Tahttan indirilmesine sebep olduğu ve kuşatmayı uygun görmediği için Halil Paşa'nın II. Mehmet tarafından düşman olarak algılandığı belirtilmektedir.[70][71][72]

Kuşatmada Osmanlılar tarafından kullanılmak üzere dökülen ağır toplardan biri.

İstanbul'un deniz bağlantısını tümüyle kesmek, kuşatma esnasında şehre herhangi bir yardımın gelmesi önlemek için II. Mehmet, Rumeli Hisarı'nın yapımını gerekli gördü.[73] Konumu I. Bayezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısıydı; 1452 yılının Nisan ayında inşa çalışmaları başladı.[74][75][76] Hisarın yapımında beş veya altı bin işçinin çalıştığı belirtilmektedir. II. Mehmet inşaat çalışmasıyla bizzat ilgileniyordu.[74][77] Ağustos ayında inşaat bitti; hisarın on üç burcu bulunmaktaydı. Üç büyük burcun üstü kurşun çatı ile örtüldü. 400 askerin ve hisarın komutası Firuz Ağa'ya verildi.[78][79][80][81] Rumeli hisarının inşası ve boğaz trafiğinin kapatılması, Bizans İmparatorluğunu endişelendirmiştir.[82][83] Hisarın yapımının durdurulması için gönderilen iki Bizans elçisi, II. Mehmet'in emriyle idam edildi.[48][84] Kasım 1452'de iki Venedik gemisi boğazdan geçme teşebbüsünde bulundu, iki hisardan da ateş açıldı ve Antonio Rizzo adlı kaptanın gemisi batırıldı.[74][78][85][86] Denize atlayarak kurtulan Rizzo, esir alındı ve Edirne'ye götürülerek kazığa oturtuldu. Kaptanın affedilmesi için İstanbul'dan ayrılan Venedik elçisi, infazın yapıldığını görünce geri döndü ve Osmanlıların Venedik'e de savaş açtığı kabul edildi.[86][87]

Askeri hazırlıklarda dönemine göre büyük topların yapımına başlandı.[52] Bizans zindanlarından lağımcılar tarafından kaçırılan Urban adlı bir mühendisin yaptırdığı Şahi topu bunlardan biriydi, tek güllesi 1500 kiloya yakındı ve topun çevresi 3 metreden fazlaydı. Bu topun İstanbul'a götürülmesini Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Paşa üstlendi.[52][69][86][88][89][90][91] Osmanlı ordusunun mevcudu hakkında çeşitli düşünceler bulunmaktaydı, Hammer'a göre 250.000, Barbaro'ya göre 160.000, Ducas'a göre 200.000 idi.[16][92] Kuşatmada denizden destek için Osmanlı Donanması da hazırlanmıştı; Baltaoğlu Süleyman Paşa'nın komutasına verilen[16][93] filonun mevcudiyeti hakkında farklı düşünceler mevcuttur; Doukas 300, Yeorgios Francis ise 160 demektedir.[16]


Kuşatma[değiştir | kaynağı değiştir]

İstanbul surlarını ve kapılarını gösteren harita.

Kuşatmadan önce kentin çevresindeki bazı kaleler ve kasabalar Karaca Paşa komutasında 10.000 asker tarafından ele geçirildi.[94][95] Bizans imparatoru Konstantin, son diplomatik girişim olarak kent dışındaki Bizans köylerinin ve bu köylerde yaşayan sivillerin zarar görmemesini rica etti, ancak II. Mehmet tam aksini yaparak Bizans köylerinde hayvanların otlanmasını ve rastlanılan köylülerin derhal öldürülmesini emretti.[96] İmparator Konstantin'in tepkisi ise İstanbul kapılarını kapatmak ve kentteki Türkleri hapsetmek oldu.[96] Konstantin'in kardeşleri tarafından yönetilen Mora Despotluğu üzerine Osmanlı saldırıları başladı.[16][97][98]

6 Nisan 1453'te Osmanlı kara ordusu, Haliç'ten Marmara'ya uzanacak şekilde surların önüne mevzilendi.[16][92][99] Aynı gün, Bizans ve müttefikleri tarafından zayıf bulunan Adrianapolis Kapısına (Edirnekapı) imparator Konstantin ve askerleri konuşlandı. Megadük[Not 5] Loukas Notaras ise yüz süvariyle birlikte limanı ve çevresini korumakla görevliydi.[100] Bizans'ta tutulan şehzade Orhan Bey ise askerleriyle birlikte kıyıdaki mahalleleri korumaktaydı. 6 Nisan'da moralleri yükseltme amacıyla imparatorun emriyle zırhlı ve silahlı yaklaşık bin asker, Osmanlı ordusu görecek biçimde surlarda yürüyüş yaptı.[101] Bizans savunmasının biçimi şöyleydi; St. Romanos Kapısı (Topkapı) Giustiniani ve askerlerince tutulmaktaydı, St. Romanos ve Adrianapolis Kapıları arası genel olarak Bizans-Ceneviz kuvvetlerince muhafaza ediliyordu.[102] St. Romanos ile güneydeki Selymbria (Silivri) Kapısı arası savunmayı ise Bizans-Venedik kuvvetleri üstlendi.[102] Osmanlı ordusu, hücumdan önce kentin etrafındaki varoşları yıktı.[103] Topların konuşlanacağı yerleri seçmek için surların en zayıf kesimleri tespit edildi. Galata cephesinde Zağanos Paşa'nın kuvvetleri, surların güney kısmında Anadolu beylerbeyi İshak Paşa, kuzey kısmında da Rumeli beylerbeyi Karaca Paşa konuşlandı.[92][104][105] St. Romanos ile Adrianopolis kapıları arasındaki merkez cephesinde ise II. Mehmet, yeniçerileriyle birlikte konuşlandı.[92][105] Bu bölgede Bizans tarafının en zayıf bulduğu surlar bulunmaktaydı.[100] En zayıf kesimi tespit eden Osmanlılar, toplarını buna göre 11 Nisan'da konuşlandırdı;[16][37] üç top Blaherne Sarayı, üç top Piyi (Silivrikapı), iki top Adrianapolis (Edirnekapı), dört top da St. Romanos (Topkapı) Kapısı önüne yerleştirildi.[106] Osmanlıların döktürdüğü en büyük top, başta Kaligaria Kapısı (Eğri Kapı) önüne yerleştirildiyse de kapı dayanıklı bulundu ve daha zayıf görülen St. Romanos Kapısı önüne kaydırıldı, günümüzdeki "Topkapı" ismi bundan gelmektedir.[46][105]Topların konuşlanmasından iki gün sonra Baltaoğlu Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması Prinkipos'u (Büyükada) ve Antigoni'yi (Burgaz Adası), Tarabya'daki bir Bizans kalesini de Osmanlı ordusu ele geçirdi.[37][107]

Topların da konuşlanmasından sonra, II. Mehmet veziri Veli Mahmud Paşa'yı imparator Konstantin'e göndererek şehrin teslimini istedi. Konstantin, şehri korumaya yeminli olduğunu ancak istenilirse vergi verebileceğini söyledi.[16][37][108][109] 12 Nisan 1453'te Osmanlı topçu ateşi başladı. Dönemine göre kuvvetli görülen bu toplar, birçok kaynağa göre büyük gürültü çıkarmaktaydı ve şehri savunanların moralini bozmaktaydı.[16][110][111] Osmanlı topları yaklaşık iki saatte dolduruluyordu, bundan dolayı topçu ateşi sık değildi. II. Mehmet, topların daha sık ateşlenmesini istedi ve sonuç olarak bir top patlayarak parçalandı, topu döken usta Urban ve çevresindekiler öldü.[52][111][112] Topların bakımı için ordugahta bir tamirathane kurulmuş olsa da, tarihçi Hammer'a göre Urban'ın ölmesi sebebiyle parçalanan top tamir edilemedi.[52][112][Not 6] Macaristan Krallığı komutanı János Hunyadi'den mektup getiren bir elçi, Osmanlı topçularını acemi buldu ve topçular tarafından benimsenecek bir taktik öğretti; küçük toplarla sur üzerinde belirlenen bir hedef noktasının etrafı zayıflatılıyor, sonra büyük toplarla hedef noktasına gülle isabet ettirilerek surdan parçalar düşürülüyor ve gedik açılıyordu.[111][113] Cenevizli komutan Giustiniani ve askerleri, gediklere süratle demir kazıklar çakıyor ve üstlerini kayalarla, kum dolu varillerle dolduruyordu. Ayrıca şehirdeki ağaçlar da kesilerek bu gediklere yığılıyordu.[110] Venedikli askerler de bir yöntem keşfetti; surların şehre bakan kısmını asmalarla donatıyorlar ve asma dallarını ıslatarak surla kaynaşmalarını sağlıyorlardı, böylece surdan parçaların düşmesi zorlaşmaktaydı.[114] Osmanlı topçu ateşi, 18 Nisan gününe kadar devam etti.[16][52][111]

Savaşta Osmanlıların haricinde Rumların da ateşli silahlara sahip olduğu bilinmektedir. 12-18 Nisan arasında süren Osmanlı topçu ateşi esnasında Rumların bir ağır topu parçalandı; olaya öfkelenen Rumlar topçu kumandanını hain olmakla suçladı ve öldürmek istedi.[115] Ancak yeterli delil bulunamadığından kumandan serbest bırakıldı; bu sırada şehirde mahsur kalanlardan biri olan Jean Grant, grejuvanın kullanım inceliklerini askerlerlere öğretmekteydi. Grejuvayı artık daha iyi kullanan askerler, St. Romanos kapısı önündeki bir Osmanlı topunu imha etmeyi başardı.[115]

18 Nisan günü Osmanlı merkez orduğunun bulunduğu noktada, Bayrampaşa Deresi taraflarında birinci ve ikinci surlarda gedik açıldı. II. Mehmet'in emriyle surların önündeki hendek taşlarla, kum torbalarıyla dolduruldu.[110] Osmanlı ordusu, gece taarruzu başlattı. Taarruzu desteklemek için II. Mehmet'in emriyle savaş kuleleri inşa edilmişti. Ancak Osmanlılar gece taarruzundan bir sonuç alamadı; yürüyen kuleler grejuvayla tutuştu ve surlara çıkmayı başaran Osmanlı askerleri de inatçı bir savunmayla karşılaştı.[16][116][117] Aynı günlerde Osmanlılar deniz taarruzu da başlatmıştı; 15 Nisan 1453 tarihinde Haliç önlerine yığılan Osmanlı donanması, Bizans ve müttefik donanmalarının savunması sebebiyle zinciri kıramayarak geri çekilmek zorunda kaldı.[16][115][118] Her iki taarruzun da başarısızlığa uğraması Bizans tarafında moralleri yükseltti.[117]

Yenilgiden iki gün sonra, 20 Nisan'da yardım taşıyan bir Bizans ve üç Ceneviz kalyonu İstanbul'a yaklaştı.[Not 7] II. Mehmet, Baltaoğlu Süleyman Bey'i 18 gemi ile yardım filosunun üstüne gönderdi.[118] Rüzgarı arkasına alan yardım filosu daha hızlı ilerlemekteydi ve Osmanlı gemileri bir türlü yanaşamamaktaydı. Günümüzde Yeşilköy adını taşıyan bölgenin açıklarında rüzgar kesildi ve dört kalyon hareketsiz kaldı; Osmanlı gemileri kürek çekerek kalyonlara yetişti. Çarpışmaların uzaması sebebiyle arkadan gelen Osmanlı gemileri de yetişti ve dört gemiden oluşan Ceneviz-Bizans filosunun etrafını yaklaşık 150 Osmanlı gemisi sardı.[119] Ancak kalyonların Osmanlı kadırgalarından daha yüksek olması ve en öndeki Osmanlı gemilerindeki tayfaların acemiliği sebebiyle üstünlük kurulamadı.[37][120][121] Ağır kayıp verildiğini gören Baltaoğlu Süleyman Bey, donanmaya geri çekilme emri verdi. Hakim bir tepeden yenilgiyi gören II. Mehmet sinirlendi ve atını denize sürerek Baltaoğlu Süleyman'a emirlerini duyurmaya çalıştı.[16][52][121] Ancak Osmanlı donanması yenilmişti, yardım filosu yoluna devam etti ve karanlık bastırınca Haliç'i kapatan zincirin gevşetilmesiyle iki Venedik gemisinin eşliğinde limana sığınarak Konstantinopolis'e yardımını başarıyla ulaştırdı.[121] Ertesi gün II. Mehmet, on bin atlıyla beraber yenilginin hesabını sormak için donanma komutanlığına gitti. Baltaoğlu Süleyman Bey'i idam etmek isteyen öfkeli padişah, diğer devlet adamlarının yalvarması sonucu idamdan vazgeçti ancak Baltaoğlu'nu topuzuyla döverek azletti; boşalan Kaptan-ı Deryalı'ğa Çalıbeyoğlu Hamza Bey getirildi.[68][117][120][122]

Gemilerin karadan yürütülmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Fausto Zonaro'nun "Osmanlı Donanması'nın Haliç'e indirilmesi" adlı tablosu.

Şehre yapılan hücumların başarısızlığından sonra yardım getiren kalyonların Osmanlı donanmasını yarıp geçmesi üzerine II. Mehmet, devlet adamlarıyla ve komutanlarla toplantı yaptı. Toplantıda Avrupa devletlerinin yardıma geleceğini tekrarlayan Çandarlı Halil Paşa, kuşatmanın kaldırılmasını ve Bizans'ın 70.000 duka altın vergiye bağlanmasını önerdi.[16][123][124] Ancak aralarında II. Mehmet'in eniştesi Zağanos Paşa ile hocası Molla Gürani'nin de bulunduğu diğer kişiler bu öneriye itiraz etti.[68][124] Buna rağmen toplantıda Haliç'e nasıl girileceği konusunda kimse teklifte bulunamıyordu. Mehmet tahta geçmeden 14 yıl önce Venedikliler, Adige'den Garda Gölü'ne gemilerini karadan götürmüştü. Gemilerin karadan yürütülmesinde bu olayın örnek alındığı tahmin edilmektedir.[125]

İlk olarak Zağanos Paşa'ya Galata ile Konstantinopolis surları arasında kara bağlantısı kurmak için Haliç üzerine köprü kurması emredildi. Fakat bu köprünün Haliç'teki Bizans ve müttefik gemilerine karşı savunmasız olacağı düşünüldü. Bunun üzerine II. Mehmet, Diplonsion (Günümüz adı Beşiktaş) önlerindeki Osmanlı donanmasının Galata surları önünden kaydıralarak Haliç'e indirilmesini emretti.[16][68][126][127][128] Ek olarak, Haliç surlarını ve Haliç'teki donanmayı vurmak için Galata civarında hakim tepelere toplar yerleştirildi. Gemilerin geçeceği mesafe 2 ilâ 4 kilometreydi ve ormanlıktı; güzergâh üzerindeki ağaçlar kesiliyor sonra da Cenevizlilerin verdiği zeytinyağı ile kayganlaştırılarak yere sabitleniyordu. Cenevizliler, savaş boyunca denge politikası izlemiş ve hem Bizans hem Osmanlı tarafına yardım etmiştir.[16][52][126] Gemiler yürütülmeden önce, Galata taraflarına mevzilenen Osmanlı topçuları Haliç'teki gemileri topa tuttu.[52][129] Bizanslıların farketmemesi için gemiler 21-22 Nisan gecesi yürütüldü. Bu sırada dikkatlerini başka yöne çekecek biçimde, St. Romanos Kapısı civarında büyük bir gedik açıldı. O gece şehirde bulunanlar, bu gediği kapatmakla meşgul oldu.[68][130] Sabah olduğunda 72 Osmanlı savaş gemisi başarıyla indirilmiş ve Haliç'i kapatan zincir işlevsiz kalmıştı. Osmanlılar, planın ikinci aşaması olan ahşap köprünün yapımına başladı. 24 Nisan'da Giustiniani'nin bir kadırgası gemileri yakmak üzere yaklaştıysa da Osmanlı topçuları tarafından batırıldı.[131][132] Olayın ardından Bizans tarafındakiler St. Maria Kilisesi'nde toplandı ve ikinci bir saldırı yaparak gemileri yakmayı gerekli gördü.[132][133] Saldırı, Venedikli kaptan Jacomo Coco'nun komutasında gece vakti yapılacaktı. Galata Cenevizlileri, destek vermek istediklerini bunun için saldırının bir gün ertelenmesini istedi. Saldırı ertelendi, oysa Cenevizliler vakit kazanmak için bunu istemişti ve planı Osmanlı tarafına iletmişti.[132][134] Planı öğrenen II. Mehmet, Haliç'teki gemilerin takviye edilmesini ve kıyılara iki top daha yerleştirilmesini emretti. 28 Nisan gecesi Jacomo Coco komutasında grejuvayla yüklü iki[135] veya üç[132] gemi, Osmanlı gemilerine yaklaştı. Fakat saldırıdan haberdar olan Osmanlı donanması ateş açtı; Coco'nun gemisi batırıldı. Cabriel Trivixan komutasındaki diğer kadırga, topların gürültüsü sebebiyle Coco'nun gemisine olanları farketmedi ve ilerlemeye devam etti. Osmanlı topçuları bu kadırgayı da vurdu; gövdesinde delik açıldı, ancak iki mürettebatın pelerinlerini deliğe sıkıştırması sayesinde kadırganın su almasını önlendi.[135] Buna karşılık Osmanlıların bir gemisi yanmıştı, esir alınan denizciler şehirden görülecek biçimde öldürüldü.[136] Misilleme olarak Bizanslılar da ellerinde bulunan 260 esiri infaz etti ve kesik başlarını surlara dikti.[16][131][136]

Haliç surlarının dövülmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı gemilerinin Haliç'teki Bizans karşı taarruzlarını savuşturmasından sonra Galata'da mevzilenen topçular Haliç'teki gemilerle birlikte surları da bombalamaya başladı.[52][137] Bunun üzerine Bizanslılar, Haliç surlarına asker kaydırmak zorunda kaldı.[127] Yine de Osmanlı topçusu uzun mesafeden dolayı surları yıkamıyordu; 150 atıştan sadece 1 tanesi isabet etmiş ve bir kadın ölmüştü.[136] Bombardımanda batan gemiler arasında Osmanlı'ya gizlice yardım eden Cenevizlilerin de gemileri vardı; Cenevizlilerin şikayetlerine cevaben II. Mehmet, Haliç'teki bütün gemilerin korsanlık yaptığını ve düşmanlık gösterdiğini söyledi.[136] Haliç surlarının hasar görmemesinden dolayı rahatlayan Bizanslılar, yoğun ateş altındaki gemilerini korumak için 3 Mayıs'ta Haliç surlarına iki adet top yerleştirdi. Açılan ateş sonucunda iki Osmanlı gemisi batırıldı.[137] Osmanlıların tepkisi ise karşı kıyıya üç top getirerek bu iki topu ateş altına almak oldu, gece gündüz devam eden çatışmaya rağmen iki taraf da birbirinin toplarını imha edemedi.[16][138]

Haliç'te karşılıklı bombardıman devam ederken, St. Romanos civarındaki surlar da bombalanmaktaydı. Sayısı arttırılan yürüyen kuleler şehir surlarından yüksekti ve içlerine küçük toplar yerleştirilmişti, bu kuleler vasıtasıyla Osmanlı askerleri açılan gediklerin kapatılmasına mani oluyordu.[139] Surlardan düşen parçalarla dolan hendekler, Osmanlı ordusuna taarruz yapma fırsatı veriyordu.[136] Bizans savunması Osmanlılara kayıp verdirmeye devam ediyordu; dört yürüyen kule yakılmıştı.[136] Surların yeterince yıprandığını düşünen II. Mehmet, 6 Mayıs akşamı taarruz başlattı. Fakat sonuç alınamadı ve ağır kayıp veren ordu geri çekildi. Bu taarruzun ardından surların en yıpranmış bölgesi olan St. Romanos, 400 kadar Venedikli denizciyle takviye edildi.[16][137] Bundan sonra topçu ateşi Kaligaria Kapısı (Eğri Kapı) ile Blakernai Sarayı arasındaki surlara yoğunlaştı. 12 Mayıs günü açılan gediklere giren Osmanlı ordusu, başlarda üstün geldiyse de Bizans ihtiyat güçlerinin yetişmesi sonucu püskürtüldü. Ardından tekrar taarruz yapıldı; bunda da Kaligaria'dan yardıma gelen bin kişilik Bizans kuvveti sebebiyle Osmanlılar sonuç alamadan geri çekildi.[16][137]

Şehir savunması son taarruzları da püskürtmüştü ancak kıtlık başlamıştı.[140] Papa Nicholas'ın söz verdiği Jacomo Loredan komutasındaki 30 kalyonluk filodan haber yoktu, İmparator Konstantin filonun ne zaman yetişeceğini öğrenmek üzere bir tekneyi gönüllü 10 kişiyle birlikte Euboea Adası'na (Eğriboz Adası) gönderdi.[141] Osmanlı bayrağı çeken tekne, hiç kimseye yakalanmadan adaya ulaştı ve filonun gelmediğini gördü. Döndüklerinde şehrin düşmüş olmasından endişelenen gönüllüler, imparatora haberi ulaştırmayı gerekli gördü ve şehre geri döndü. Kuşatma sırasında şehirde bulunan Venedikli tacir Barbaro, filonun gelmediğini öğrenen Konstantin'in ümitlerini yitirdiğini ve ağladığını yazmaktadır.[142]


Bilgisayarla hazırlamış, Bizans zamanında Konstantinopolis'e ait bir görünüm
Kuşatma ve fethin oluşumuna dair harita
İngiltere'de sergilenen Şahi topları
Fausto Zonaro'nun II. Mehmed komutasındaki Osmanlı Ordusu'nu İstanbul'u kuşatmaya giderken resmettiği bir eseri.

Bizans Elçileriyle Görüşme[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Mehmed'e Bizans İmparatoru tarafından elçiler gönderildi. İmparator teklifte bulunarak:

Kuşatma kaldırılırsa padişahın istediği kadar vergi vermeye hazırım. Konstantinopolis surlarına kadar olan bütün topraklar da kendilerinin olsun. Ayrıca şehrin güvenliğinden sorumlu, padişah tarafından tayinine hazırım.

dedi.

Ancak Sultan bu teklifi kabul etmeyerek:

Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora'nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz! Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak peygamber müjdesi peşindeyiz.

dedi.[143]

Meryem Tasvirinin Yere Düşmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Konstantinopolis'i koruduğuna inanılan Meryem'in Ayasofya’daki bir tasviri

25 Mayıs günü, Meryem'in tasvirinin Konstantinopolis'te dolaştırılacağı bildirildi. 26 Mayıs Cumartesi günü de Meryem'in tasviri şehir boyu dolaştırılmaya başladı. Eğrikapı'ya girerken tasvir yüz üstü yere düştü. Hıristiyanlar korkuya kapıldı. O sırada ani bir fırtına koptu, sağanak yağmur başladı. Halk bu olayı kötüye yorarak:

Meryem Ana da Osmanlılar'dan yana! Artık şehrimizi korumuyor.

dediler.[144]

Fetih sonlanıyor[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı Donanması'nın Haliç'e indirilmesi ile birlikte savaşın seyri Osmanlılara döndü. İstanbul'a 19 Nisan, 6 Mayıs ve 12 Mayıs'ta büyük hücumlar düzenlendi fakat şehir ele geçirilmedi. Kuşatma oldukça uzun sürmüş, Osmanlı askerleri moral ve fizikî açıdan kötü duruma düşmüştü. Bu gelişmeler üzerine II. Mehmed, 29 Mayıs'ta büyük taaruz için emir verdi. 29 Mayıs'ta günün ilk ışıkları ile başlayan taaruz sonucu, Ulubatlı Hasan'ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusu moral kazandı ve savaşa topyekün karşılık verdi. Açılan gediklerin kapatılamaması ve Osmanlı ordusunun topyekün saldırısı karşısında Konstantinopolis, 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed'in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim oldu. Konstantinopolis'in alınması ile birlikte topların deldiği surlardan içeri giren II. Mehmed, halkın sevgi gösterisi ile karşılandı. Bu fetihten sonra II. Mehmed, Fatih unvanını aldı ve Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başladı.

Son Gece ve Fetih[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Mehmed, 28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan gece Akşemseddin'e Konstantinopolis hakkındaki görüşlerini öğrenmek için Ahmet Paşa'yı gönderdi. Akşemseddin ise şehrin yarın fethedileceğini söyledi. Konstantinopolis'te ise XI. Konstantin, Ayasofya'dan çıkınca, atına binip askeri mevkileri dolaştı. Halkı ve askerleri heyecandıracak konuşmalar yaptı. Osmanlı tarafının kesin hücuma kalkacağı Galata'daki Cenevizliler ile Osmanlı Rumları tarafından XI. Konstantin'e bildirilmişti. II. Mehmed ise 29 Mayıs günü şehrin fethedileceğini belirterek:

Ya ben Konstantiniyye'yi alırım ya da Konstantiniyye beni!

demişti.

Çemberlitaş Sütunu'nun günümüzdeki durumu.
1454 yılında Konstantinopolis Ortodoks Patrikhanesi Lideri II. Gennadios ile II. Mehmed'i görüşürken tasvir eden bir tablo

29 Mayıs sabahı, namazını kıldıktan sonra atına binen II. Mehmed, maiyetiyle birlikte ön safa geldi. Verilen emirle toplar ateşlendi. Osmanlı Ordusu hücuma başladı. Lağımcılar kaleyi patlatmaya çalışırken, Bizans askeri de kaynar katranları surların üzerinden Osmanlı askerlerine döküyordu. Padişah ise Topkapı önlerinde demir topuz ile savaşıyordu. Bu sırada Giovanni Giustiniani ağır yaralandı. Konstantin'den tedavi için izin istediği zaman Konstantin:

Yaranız ağır değildir; bununla beraber, buradan nasıl çıkacaksınız?

diye sordu. Giovanni ise:

Cenab-ı Hakk'ın Türklere açmış olduğu yolu takip edeceğim.

dedi. Ardından da Galata'ya sığındı ve orada öldü.

700 kişilik birliğiyle gelen Giovanni, bölgeyi terk edince Bizans ordusu iyice bozulmaya başladı. Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri ise 30 arkadaşı ile kaleye tırmanıyordu. Bizanslılar sekizini ok ve top atışlarıyla vurmuş olsalar da 22 kişi surlara tırmandı ama kısa sürede ok ve top atışlarında yaralandı. Ulubatlı Hasan ise sancağı kaleye dikti. Ancak ok darbeleri ve açılan ateşlerle orada vefat etti. Söylediği son söz ise:

Allah'ım bu sancağı buradan indirme!

idi.[kaynak belirtilmeli]

Bir Yeniçeri müfrezesi Ulubatlı Hasan'ın naaşını II. Mehmed'in huzuruna getirir. Padişah, cenazeyi gözlerinden öperek:

Eğer Sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim!

demiştir.[145]

Bu sırada imparator öldü. İmparatorun ölümü ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Aynı zamanda veliahtlardan Kantakuzen de ölmüştü. Şehzade Orhan ise intihar etmişti. Bu sırada II. Mehmed, Topkapı'dan şehre girdi. Böylece şehir fethedildi. II. Mehmed, Fatih ünvanını aldı. Bu sırada Giritli askerler bahçede halen çatışma içindeydi. Fatih bunları görünce, silahlarıyla beraber Girit'e dönmelerine izin vermiştir. Daha sonra Bizans Patriği'ni telkin ederek:

Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.

dedi ve sancağı burçlarda gördüğüne sevinerek:

Aciz, fakir kulun Mehmed'e bu günleri gösterdiğin için sana şükürler olsun Rabbim!

dedi. Konstantinopolis halkının bir kısmı ise hala umutluydu. Çünkü Çemberlitaş Sütunu inançlarına göre Türklerin şehre girmesini önleyecekti. Ancak Çemberlitaş da geçildi ve Ayasofya'ya varıldı. Fatih Sultan Mehmed Ayasofya'nın camiye çevrilmesi emrini verdi.

Çandarlı Halil Paşa'nın İdamı[değiştir | kaynağı değiştir]

Çandarlı ailesi öteden beri Osmanlı İmparatorluğu'na büyük hizmetler vermişti. Ancak, Çandarlı Halil Paşa'nın Bizans ile uzlaştığı söylentileri yayılıyordu. Ayrıca Çandarlı Halil Paşa'nın kuşatma sırasında "Kuşatmanın Kaldırılması" yolunda teklifleri de olmuştu. Fatih, o zaman için olayın üzerine yürümemişti. Bizans'ın son megadükü Lukas Notaras'a niye bu kadar direndiklerini sorduklarında da:

Çandarlı imparatorumuzdan gizlice dayanmasını istemişti.

demesi üzerine soruşturma büyüdü. Ve Çandarlı önce tutuklanıp, sonra da 10 Temmuz 1453'te idam edildi. Edirne'deki idamına kadar, Yedikule Zindanları'na kapatıldı. Çandarlı Halil Paşa, ilk günler bir başvezirin ağırlığına yakışır şekilde zindandaki hücresinde ağırlandı. Son ana kadar idam edileceğine inanmamakta direndi, çünkü kendisinden önce idam edilmiş başka bir vezir yoktu. Üstelik ailesi, kısa aralıklarla tam 154 yıldır iktidardaydı.[146]

İdamından önce gözlerine mil çekilirken, cellat:

- Padişahın yüzüne dik bakanların akıbeti işte budur.

dediğinde,

- Zağanos'un bayramı olsun, ahrette iki elim yakasındadır.

diye mukabele etmeyi başardı.[146]

Gerçekten de zindanda bulunduğu bir buçuk ay boyunca, Zağanos Paşa, aleni olarak Çandarlı ve etrafındaki tüm Türk beylerinin hain oldukları propagandasını başarıyla yaymış, kilit noktalardaki diğer Türk paşaları ve beylerini de benzer akıbetlere sürüklemişti. Çandarlı'nın 120.000 dükalık hazinesi ve tüm mal varlığı müsadere edildi. Böylelikle, Osmanlı devletinde devşirmelerin hakimiyet kuracağı dönem açılmış oldu.[146] Sadrazamlığa Zağanos Paşa getirildi.

Fethin Avrupa'daki Yankıları[değiştir | kaynağı değiştir]

İstanbul'un fethi Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Başta Vatikan ve Sırbistan Prensliği sıranın kendilerine geldiğini düşünmekteydi. Papa'nın önderliğinde bir Haçlı Ordusu toplanmak istendiyse de Avrupa'nın o dönemki iç siyaset karışıklıklarından ötürü bu gerçekleştirilemedi. Yunanlar, Doğu Roma'nın mirasçısı olduklarını iddia ettiler. Bu iddialar üzerine Doğu Roma’nın yaşayan son prensleri Mora Yarımadası'nda Fatih'in emri ile öldürüldü. İstanbul'un fethi ile birçok bilim adamının İstanbul'dan Avrupa'ya kaçarak Rönesans hareketini başlatmışlardır.

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Bizans kuvvetleri Batılı kaynaklarda oldukça az gösterilir ve 8.000-9.000 gibi sayılar verilir. Osmanlı kaynaklarında Bizans ordusunun 50.000 civarında olduğundan bahsedilir. Bizans ordusu içinde ayrıca 3.000 Cenevezli ve İtalyan, bir miktar da Katalan, Venedikli, İspanyol ve Giritli bulunuyordu. Muharebenin başındaki ilk hücumda, Bizanslılardan 7.450 kişinin öldüğü ve geride şehri savunmaya yetecek kadar Bizans kuvveti kaldığı düşünülür ve fetihten önce İstanbul'un 60.000-70.000 kadar nüfusu olduğu göz önüne alınırsa- bazı kaynaklar ise şehirde 30.000 sivilin kaldığını kaydeder- şehri müdafaa edenlerin sayısının daha çok olması gerekir. (Kaynak: Ali Çimen, Göknur Göğebakan: Tarihi Değiştiren Savaşlar, ISBN 975-263-486-9, 2. Baskı, sayfa 166.)
  2. ^ Esasen o dönemde "Bizans" terimi kullanılmamaktaydı, fakat XVI. yüzyılda Hieronymus Wolf'un bu kelimeyi ilk kez kullanmasıyla beraber "Bizans" terimi yaygınlaştı; bu maddede yazımda kolaylık açısından Bizans tercih edilecektir.
  3. ^ Bazı kaynaklarda bu tarih 1411 diye geçmektedir.
  4. ^ O dönemde yaşayan Doukas'ın belirttiği bir ifadedir.
  5. ^ Konstantinapolis'de imparatordan sonraki en yüksek mevki olarak görülmekteydi, başkomutanlığa tekabül eder.
  6. ^ İsmail Hakkı Uzunçarşılı, topun tamir edildiğini ve tekrar kullanıldığını yazmıştır.
  7. ^ Gemilerin sayısı hakkında belirsizlik bulunmaktadır. Bazı kaynaklar üç veya beş kalyon olduğunu belirtmektedir. Olayın tanığı Barbaro'nun verdiği sayı referans alınmıştır.

Ayrıca Bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Genel
Özel
  1. ^ "Middle Ages." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
  2. ^ Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Baskı Yılı: 2008, Yapı Kredi Yayınları.
  3. ^ Paul K. Davis: Besieged: 100 Great Seiges from Jericho to Sarajevo, Oxford University Press, 2003, ISBN 0-19-521930-9, sayfa 80 (İngilizce)
  4. ^ George Childs Kohn: Dictionary of Wars, Infobase Publishing, 2006 , ISBN 1-4381-2916-5, sayfa 136 (İngilizce)
  5. ^ Ikram ul-Majeed Sehgal: Defence Journal (Sayı 8), 2005, sayfa 49 (İngilizce)
  6. ^ Daniel Goffman: The Ottoman Empire and Early Modern Europe, Cambridge University Press, 2002, ISBN 0-521-45908-7, sayfa 52 (İngilizce)
  7. ^ J. E. Kaufmann, Hanna W. Kaufmann: The Medieval Fortress: Castles, Forts, and Walled Cities of the Middle Ages, Da Capo Press, 2004, ISBN 0-306-81358-0, sayfa 101 (İngilizce)
  8. ^ James Patrick: Renaissance And Reformation, Marshall Cavendish, 2007, ISBN 0-7614-7650-4, sayfa 618 (İngilizce)
  9. ^ David Nicolle, Constantinople 1453: The end of Byzantium, Osprey Publishing, ISBN 1-84176-091-9, sayfa 44
  10. ^ Mesut Uyar,Edward J. Erickson, A military history of the Ottomans: from Osman to Atatürk, ISBN 978-0-275-98876-0, sayfa 37
  11. ^ Michael Lee Lanning: The Battle 100: The Stories Behind History's Most Influential Battles, Sourcebooks, Inc., 2005, ISBN 1-4022-2475-3, sayfa 139-140 (İngilizce)
  12. ^ Saul S. Friedman: A history of the Middle East, McFarland, 2006, ISBN 0-7864-5134-3, sayfa 179 (İngilizce)
  13. ^ Runciman, Steven (1965). The Conquest of Constantinople, 1453. Cambridge: Cambridge University Press. ss. 85. ISBN 0-521-39832-0. 
  14. ^ Spencer C. Tucker: A Global Chronology of Conflict: From the Ancient World to the Modern Middle East: From the Ancient World to the Modern Middle East, ABC-CLIO, 2009, ISBN 1-85109-672-8, sayfa 343 (İngilizce)
  15. ^ Atilla Şahiner (2008). "Osmanlı Tarihi". Lacivert Yayınları. ss. s. 81. 
  16. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w "İstanbul Üzerine Hareket" başlıklı metin, Türk Tarih Kurumu.
  17. ^ Gündüz, s. 53
  18. ^ a b c "Fetih ve İstanbul" başlıklı metin, İBB.
  19. ^ Tahavi, s. 16-18
  20. ^ Hammer, s. 276-277
  21. ^ Eroğlu, s. 91
  22. ^ Eroğlu, s. 92
  23. ^ Özdek, s. 341
  24. ^ Eroğlu, s. 94
  25. ^ Eroğlu, s. 96
  26. ^ Eroğlu, s. 96
  27. ^ Özdek, s. 359
  28. ^ Eroğlu, s. 97
  29. ^ Özdek, s. 387-388
  30. ^ a b Eroğlu, s. 99
  31. ^ Eroğlu, s. 100
  32. ^ Genç, s. 27
  33. ^ Genç, s. 65
  34. ^ a b c Genç, s. 189
  35. ^ Barbaro, s. 122
  36. ^ Genç, s. 192
  37. ^ a b c d e Özdek, s. 411
  38. ^ Genç, s. 101
  39. ^ Genç, s. 147
  40. ^ Algül, s. 49/64
  41. ^ Şimşirgil, s. 29/138/145
  42. ^ Özdek, s. 410
  43. ^ Tahavi, s. 43
  44. ^ "Fetihten Önce İstanbul" başlıklı metin, İBB
  45. ^ Tahavi, s. 43-44
  46. ^ a b Hammer, s. 279
  47. ^ Uzunçarşılılı, s. 407
  48. ^ a b Tahavi, s. 43
  49. ^ Uzunçarşılı, s. 406
  50. ^ a b Emeksiz, s. 152
  51. ^ Hammer, s. 275-276
  52. ^ a b c d e f g h i j "İstanbul'un Fethi", bizimsahife.org sitesi
  53. ^ Özdek, s. 410-411
  54. ^ a b Uzunçarşılı, s. 412
  55. ^ Barbaro, s. 120-121
  56. ^ a b c Altaş, s. 82
  57. ^ a b Altaş, s. 83
  58. ^ a b Altaş, s. 84
  59. ^ TC Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü: 19. Araştırma Sonuçları Toplantısı, Cilt II / s. 29-33. James Crow & Richard Bayliss & Paolo Bono.
  60. ^ Tektaş, s. 37
  61. ^ Özdek, s. 396
  62. ^ Tektaş, s. 38
  63. ^ a b Özdek, s. 399
  64. ^ a b Tektaş, s. 39
  65. ^ Özdek, s. 403
  66. ^ Tektaş, s. 40
  67. ^ Tektaş, s. 43
  68. ^ a b c d e Özdek, s. 412
  69. ^ a b Uzunçarşılı, s. 404-405
  70. ^ Tektaş, s. 44
  71. ^ Özdek, s. 423-424
  72. ^ Tahavi, s. 77
  73. ^ Uzunçarşılı, s. 401-402 / 405
  74. ^ a b c "Boğazkesen Hisarı" başlıklı metin, Tayyip Gökbilgin
  75. ^ Özdek, s. 407
  76. ^ Hammer, s. 263
  77. ^ Şimşirgil, s. 122
  78. ^ a b "Rumeli Hisarı" başlıklı metin, bizimsahife.org (29.06.2014 tarihinde görüntülendi)
  79. ^ "Rumeli Hisarı" başlıklı metin, mimarlikmuzesi.org (29.06.2014 tarihinde görüntülendi)
  80. ^ Uzunçarşılı, s. 403
  81. ^ Hammer, s. 264
  82. ^ Şimşirgil, s. 128
  83. ^ Hammer, s. 262
  84. ^ Barbaro, s. 101
  85. ^ Barbaro, s. 101
  86. ^ a b c Hammer, s. 267-268
  87. ^ Barbaro, s. 102
  88. ^ Tahavi, s. 45
  89. ^ Algül, s. 42
  90. ^ Şimşirgil, s. 126
  91. ^ Özdek, s. 409
  92. ^ a b c d Özdek, s. 410
  93. ^ Tahavi, s. 47
  94. ^ Hammer, s. 278
  95. ^ Uzunçarşılı, s. 408
  96. ^ a b Hammer, s. 265
  97. ^ Uzunçarşılı, s. 409
  98. ^ Hammer, s. 266-267
  99. ^ Barbaro, s. 129-130
  100. ^ a b Barbaro, s. 131
  101. ^ Barbaro, s. 133
  102. ^ a b Tahavi, s. 47
  103. ^ Tahavi, s. 46
  104. ^ Tahavi, s. 46-47
  105. ^ a b c Uzunçarşılı, s. 413
  106. ^ Barbaro, s. 134
  107. ^ Uzunçarşılı, s. 414
  108. ^ Tektaş, s. 45
  109. ^ Uzunçarşılı, s. 415
  110. ^ a b c Tahavi, s. 48
  111. ^ a b c d Uzunçarşılı, s. 416
  112. ^ a b Hammer, s. 279-280
  113. ^ Hammer, s. 280
  114. ^ Barbaro, s. 145-146
  115. ^ a b c Hammer, s. 283
  116. ^ Barbaro, s. 139
  117. ^ a b c Tahavi, s. 49
  118. ^ a b Uzunçarşılı, s. 417
  119. ^ Barbaro, s. 140-141
  120. ^ a b Hammer, s. 284
  121. ^ a b c Uzunçarşılı, s. 418
  122. ^ Barbaro, s. 143
  123. ^ Uzunçarşılı, s. 418-419
  124. ^ a b Hammer, s. 285
  125. ^ Hammer, s. 286
  126. ^ a b Barbaro, s. 147
  127. ^ a b Tahavi, s. 50
  128. ^ Hammer, s. 286
  129. ^ Uzunçarşılı, s. 421-422
  130. ^ Barbaro, s. 146
  131. ^ a b Özdek, s. 413
  132. ^ a b c d Hammer, s. 287
  133. ^ Barbaro, s. 149
  134. ^ Barbaro, s. 150-152
  135. ^ a b Barbaro, s. 153
  136. ^ a b c d e f Hammer, s. 288
  137. ^ a b c d Uzunçarşılı, s. 422
  138. ^ Barbaro, s. 158
  139. ^ Özdek, s. 416
  140. ^ Barbaro, s. 157
  141. ^ Barbaro, s. 158-159
  142. ^ Barbaro, s. 160
  143. ^ İnalcık, Halil (1995) Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I s.56-57
  144. ^ İnalcık, Halil (2008), Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600) s.27
  145. ^ Tiryakioğlu, Okyay, Kuşatma 1453, Timaş Yayınları, 2010,İstanbul
  146. ^ a b c Tiryakioğlu, Oktay, Kuşatma 1453, Timaş Yayınları, 2010, İstanbul, Sf.280