Musa Çelebi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Musa Çelebi

Musa Çelebi, (ö. 5 Temmuz 1413) bir Osmanlı şehzadesidir. Sultan Yıldırım Bayezid'in ikinci oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Annesi Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın kızı Devlet Şah Hâtûn'dur ve Mustafa Çelebi'nin öz kardeşidir. Fetret Devri'nde Musa Çelebi kardeşleri İsa Çelebi, Emir Süleyman ( Çelebi ) ve Mehmet Çelebi ile taht mücadelelerine girişmiştir. 1403 ile 14 arasında Bursa'da Timur'dan beratlı emir olarak hüküm sürmüş ama kardeşi İsa Çelebi tarafından buradan uzaklaştırılmıştır. 1410 ile 1413 arasında Edirne'de Sultan olan kardeşi ( Emir ) Süleyman Çelebi'yi hükümdarlıktan attıktan sonra Osmanlı idaresindeki Rumeli bölgelerinde Osmanlı Hükümdarı olarak saltanat sürmüştür. Fakat kardeşi Mehmet Çelebi ile yaptığı mücadelesinin sonunda yenilip ve 1413'de öldürülmüştür.

Konu başlıkları

[değiştir] İlk emirlikten önceki yaşamı

Musa Çelebi'nin Ankara Savaşı'ndan önceki yaşamı hakkında şu anda elimizde kaynak bulunmamaktadır. Ama Çelebi lakabını taşıması onun bir medrese tahsiline eşit iyi bir eğitim aldığına ve okur yazar olduğuna işaret etmektedir. Yıldırım Beyazid'in oğullarını Anadolu'da yapılan savaşlara birlikte götürdüğü bilinmektedir ama Musa Çelebi'nin bu savaşlara katılıp katılmadığı açık değildir. Ancak Ankara Savaşı'nda Yıldırım Beyazıd yanında bulunduğu ve onunla birlikte esir düştüğü bilinmektedir.

Musa Çelebi Ankara Savaşı'nda Timur'a tutsak düşen babasının yanında esir olarak kaldı. Bu onun Timur tarafından kayrılmasına yol açtığı bildirilir. Bazı kaynaklara göre, Yıldırım esarette 1403de öldüğü zaman cenazesi Timur'un emri ile Musa Çelebi eşliği altında Bursa'ya gönderilmiştir.[1] [2]

[değiştir] Bursa'da emirlik

1403de Bursa'ya gelen Musa Çelebi Timur orduları tarafından talan edilmiş olan Bursa'da Timur'dan beratlı olan bir emir olarak hüküm sürmeye başladı. Ancak kardeşi İsa Çelebi Karesi civarlarına geldi ve Musa'nın emirliğini tehdide başladı. Musa Çelebi İsa Çelebi'ye karşı bir sıra hücumda bulundu ve bunlarda İsa Çelebi güçlerine üstün geldi ama onu elimine etmeyi başaramadı. Son çarpışma Balıkesir civarında oldu ve Musa Çelebi yenik düşüp kaçmak zorunda kaldı. Musa Çelebi buradan Germiyan'a kaçtı ve oradan da kuzeni olan Karamanoğlu Mehmed Bey'e sığındı.[1]

[değiştir] Rumeli'ye geçme

1409da Çelebi Mehmet Bursa'yı kardeşi Emir Süleyman'a kaptırmış ve tekrar kendi çabaları ile onu oradan sökememişti. Bu nedenle yeni bir strateji düşünüldü ve planlanması için Çelebi Mehmet Karamanoğlu Mehmed Bey'e sığınmış olan Musa Çelebi'ye onunla görüşme teklif eden bir mektup gönderdi. İki kardeş Kırşehir civarında Cemele Kalesinde buluştular. Burada bir ortak plan yapip bunu uzerine anlaştılar. Bu plana göre Çelebi Mehmet ve Musa Çelebi babalarından kalan Osmanlı devletini aralarında ikiye bölmeyi öngörmekte idiler. Plana göre önce Musa Çelebi Rumeli'ye Eflak'a geçecek orada civardan topladığı Türkmenler ve diğer ittifak yaptığı Hristiyan hükümdarlardan aldığı askerlerle Edirne üzerine yürüyecekti. Musa Çelebi galip geldiğinde, Emir Süleyman yerine Edirne'de Osmanlı Rumeli toprakları sultanı olacaktı. Ayni zamanda Amasya'dan Çelebi Mehmet Bursa üzerine yürüyecek ve Anadolu'daki Osmanlı arazilerinin Sultanı olacaktı.

Musa Çelebi Candaroğlu İsfendiyar Bey'in sağladığı bir gemi ile Sinop'tan Rumeli'de Eflak'a geçti ve burada Eflak voyvodası olan Mirce tarafından çok iyi karşılandı. Musa Bey Eflak Voyvodası Mirce'nin kızı ile evlendi. Mirce'nin sağladığı çok sayıda Eflak askerleri ve Tuna boylarında ve Dobruca'da yerleşmiş Türkmenlerden bir ordu kurmaya başladı. Bunu Anadolu'da haber alan Emir Süleyman hemen Bizans desteği için Konstantinopolis'e ve oradan da Edirne'ye geçti. Amasya'dan yürüyen Çelebi Mehmet de Bursa'yı eline geçirmeyi başardı. Böylelikle Musa Çelebi ve Çelebi Mehmet planlarının birinci aşaması başarı ile gerçekleştirildi.

Planın ikinci aşaması Musa Çelebi'nin Rumeli'yi ve Edirne'yi ele geçirmesi idi. Musa Çelebi yeni topladığı ordusu ile 1410'da Balkanlardan güneye indi. Bizans'dan aldığı askerî desteklerle güçlenen Emir Süleyman ordusu ile Edirne ile Kosmidion (Eyüp) arasinda topraklarda arka arkaya bir dizi savaş ve baskınlara girişti. [1]Musa Çelebi ordusuyla en son olarak 17 Şubat 1411de bir kış havası altında Edirne'yi bastı. Emir Süleyman taraftarlarını çok gücendirmişti; birçoğu ona destek vermekten ayrılmış ve diğerleri ise demoralize olmuşlardı. Her ne sebeble olursa olsun Edirne'deki Emir Süleyman güçleri bu baskına karşı koyamadılar. Emir Süleyman o sırada bir hamam alemindeydi ve kendine durumu bildirenlere önce inanmayıp onlara hakaretli hareketlerde bulundu. Fakat durumu sonunda anlayan Emir Süleyman geceleyin yanında çok az sayıda adamıyla ancak kaçmayı başardı. Emir Suleyman Döğenciler köyüne geldiği zaman kılavuzu ihanet edip köyluler tarafından öldürüldü ve başı kesilerek Edirne'ye Musa Çelebi huzuruna götürüldü.

Fakat Musa Çelebi'nin bahşiş isteyen köylülere karşı davranışı onun haşin tabiatı ve siyasetine bir gösterge olmaktadır. Musa Çelebi eski bir Türk geleneğini harfi harfine uygulamaya koyuldu. Saltanat soyundan kim olursa olsun; bir saltanat üyesi, diğer bir saltanat üyesini kendi emri üzerine öldürtülürdü. Başkalarının olaya izinsiz müdehalesine, kişi ise idam, devlet ise savaşla yok etmek cezasını verilir ve intikamını mutlakâ alırdı. Musa Çelebi de bu geleneği uygulayarak köyü içindekilerle beraber yok etti. Buna karşılık 1406da Mehmet Çelebi adamları Eskişehir'de İsa Çelebi'yi kıstırıp öldürdükleri zaman bu gelenekten hiç bahis eden olmamıştı.

[değiştir] Edirne'de hükümdarlık

1410'da Edirne'ye döndü ve tahta geçti. Böylece kardeşi Mehmet Çelebi ile birlikte yaptığı stratejik plan başarılı oldu. 1411da tekrar Osmanlı Devleti Çelebi Mehmet Anadolu'da ve Musa Çelebi Avrupa'da hükümdar olarak ikiye bölünmüş oldu. Rumeli yakasında Edirne'de hükümet sürmeye başlayan Musa Çelebi, yerine geçtiği ağabeyi Emir Süleyman'dan, daha etkin politikalar uygulamaya başladı.

Musa Çelebi kendine tahta geçmekte yardımı dokunan sınır gazilerine karşılık sağlamak için önce Balkanları sindirme politikasına girişti. Osmanlı devletinin elinde bulunup Ankara Savaşı'ndan sonra Sırplar tarafından işgal edilmiş bölgeleri geri almak hedefiyle Sırbistan güneyindeki bölgeleri, Köprülü ve Provadi (bugünkü Bulgaristan'da Provadiya) ve kalelerini ve Nobırda'da bulunan gümüş madenleri merkezini eline geçirdi. Mihaloğlu ve akıncıları Makedonya'nın içlerine akınlar yaptılar.[3]

Bu politikaların bir başkası Bizans İmparatoru ile Emir Süleyman arasındaki anlaşmayı feshetmek oldu. Sonra da Emir Süleyman'a verdiği destek dolayısıyla Bizans İmparatoru II. Manuel'i cezalandırmak gerektiği kabul edildi. Bu hedefle Musa Çelebi 1412de yeni bir Konstantinopolis kuşatmasına başladı. Bu kuşatma Konstantinopolis halkının son 10 yılda acısını çektiği Yıldırım Beyazıd'in 1402de kaldırmış olduğu abluka kuşatmasndan sonra ikinci kuşatma oluyordu ve bu Bizans halkının moralinin çok aşağıya düşmesine neden oldu. Musa Çelebi'nin ufak deniz gücünün yenilgiye uğratılması ve Konstantinopolis kara surlarının aşılmaz olarak görülmesine rağmen Musa Çelebi karadan kuşatmaya devamda israr etmekteydi. 1411 Bizans İmparatoru İstanbul'da rehin olarak tutulan Emir Suleyman'in oğlu Orhan Çelebi'yi serbest bıraktı ve Orhan Çelebi kendine asker toplayarak Selanik'te isyan çıkartı. Fakat Musa Çelebi, Konstantinopolis kuşatmasını bırakmadan, bazı Osmanlı birliklerini Selanik'e gönderip bu isyanı bastırmayı başardı. Bu birlikler sonra da Bizans'a ait olan Teselya bölgesine akınlar yaptılar.[3]

Musa uyguladığı politika ve bunu uygulamak için aldığı haşin tedbirler ve yaptığı eylemler askerlerinin kendinden hoşlanmamalarına ve ona gücenmelerine yol açtı. Bu sırada Musa Çelebi Balkanlarda bulunan Gazi akıncıların kazanmış oldukları güç, ganimet ve onlara verilen timarları kıskanmaya başlamıştı. Akıncıların bu özel imtiyazlarını azaltmak amacıyla akıncılara yıllık akınlarını durdurmalarını emretti. Bu ise sınırlardaki gazi emirleri gücendirdi. Mihaloğlu, Musa Çelebi'ye olan bağlarını koparttı ve o yıl Makedonya'ya Edirne'den izinsiz, hatta merkeze hiç haber bile vermeden, akın yaptı ve bu izinsiz akında kazandığı toprakların timarlarını ve ganimeti merkeze bildirmeden kendisi dağıttı. Diğer taraftan Edirne'de Musa Çelebi tarafından şeyhülislam olarak atanan Şeyh Bedreddin, fakirlere dağıtım yapılmasını öngören doktiriner fikirleri ile, hem medreseli Sûnnileri hem de ülkenin zengin ileri gelenlerini kızdırdı ve Şeyh Bedreddin aleyhinde birçok komplolar kurulmaya başlandı. Tutucu hocalar ve medreseliler açıkca Şeyh Bedreddin'in bir kafir olduğunu söylemeye başlayıp onun azledilmesini istediler. Bu gelişmelerden devletin idaresini elinde tutan Candarlı vezirleri hoşlanmayıp Bizans'la ve Anadolu'da bulan Mehmed Çelebi ile Musa Çelebi'yi iktidardan atmak için gizli müzakerelere giriştiler. Aynen yerini aldığı Emir Süleyman'a yapıldığı gibi, Musa Çelebi askerleri de onun yanından ayrılmaya ve yanında kalanlarda demoralize olmaya başladılar. Buna karşılık Anadolu'da Bursa'da hüküm süren kardeşi Mehmet Çelebi'nin kendisine sadakat, askerlik becerisi ve secaat gösterenlere karşı gösterdiği adil davranışları ve askerlerini seven ve öven tutumları hakkında söylentiler Edirne'de gittikçe yaygınlaşmaya başladı. [3]

Bizans İmparatoru Manuel Mehmet Çelebi ile yakın ilişkiye geçti. 1412 başlarında Manuel Bursa'ya bir gizli elçi gönderdi ve onu İstanbul'a davet etti. Mehmed Çelebi 15.000 kişilik ordusu refakatinde Üsküdar'a geldi. Onu burada karşılayan Bizans İmparatoru, onu İstanbul'a geçirdi ve orada 3 gün süren ve Bizanslıların çok iyi yaptıkları şaasalı bir ağırlama töreni yapıldı. Bu törende Mehmet Çelebi kardesiyle şavasa ikna edildi ve hemen Mehmed Çelebi'nin refakat ordusunu Boğaz üzerinde Rumeli'ye geçirmeye başladılar. Ekim 1412de iki kardeş ordularıyla Çatalca yakınlarında İnceğiz Muharebesi'ne giriştiler. Bu muharebede Mehmet Çelebi yaralandı; yenik düşdü ve önce İstanbul'a sonra Bursa'ya çekilmek zorunda kaldı. Musa Celebi'nin bu galibiyeti Mehmet Çelebi'yi yıldırmadı. Yine o yılın sonlarında yine Bursa'dan bir ordu ile gelip Boğazı geçti ve Bizans İmparatoru ve Sırp Despotunun verdiği takviyelerle yine Musa Çelebi üzerine yürüdü ve bir seri çatışmalara tutuştular. Ama bu ikinci seferki çatısmalardan da Mehmet Çelebi yenik düştü ve yine Bursa'ya çekildi. [4]

Mehmet Çelebi 15 Haziran 1413 yeni bir orduyla bu sefer Karadeniz üzerinden Trakya'ya asker çıkararak Rumeli'ye geçti. Musa Çelebi'nin askerleri bu sıralarda gittikçe demoralize olmuşlardı ve Edirne'deki ümera da Musa Çelebi'ye yüz çevirmişti. Bu sefer iki kardeş ordusu Vize Muharebesi'ne giriştiler. Muharebenin başında Mehmed Çelebi'ye bağlı yeniçeriler ağası Hasan Ağa birbirine karşı savaşmaya hazır ordu saflarının önüne geçerek her yeniçeri ocaklıyı Mehmed Çelebi ile birlikte olmaya çağırdı. Musa Celebi saflarında olanlara kendilerine devamlı kızgınlık gösteren ve devamlı onları küçük düşüren bir çılgının yanında savaşmamalarını ve Osmanlı hanedanının en adil ve en erdemli hükümdarıyla birlikte olmalarını önerdi. Kendi ordu mensuplarını bu şekilde kendinden ayartma girişimine çok kızan Musa Çelebi sahsen Hasan Ağa'ya karşı hücuma geçti; ama Hasan Ağa'nın yanında bulunan bir yeniçeri subayı tarafından yaralandı. Kan revan içinde askerlerinin safına dönen Musa Çelebi'nin bu durumunu gören askerleri paniğe kapıldılar ve dağılıp kaçışmaya başladılar. Böylece muharebe sonunda Mehmet Çelebi galip geldi ve kardeşi Musa Çelebi'yi muharebe meydanından kaçmaya zorladı.

[değiştir] Kaçış ve ölümü

Mehmed Çelebi ordusuyla Edirne önüne geldi ise Edirne halkı Musa Çelebi'nin dönebileceğinden korkarak Mehmed Çelebi ve ordusuna şehrin kapılarını kapadı. Bunun üzerine Mehmed Çelebi uzun bir sure, kaçan kardesi Musa Çelebi'yi yakalamak için uğraşıya geçti. 5 Temmuz 1413de Musa Çelebi küçük bir ordusu ile Sofya yakınlarında Samkov civarında bulunan Çamurlu Derbendi'nde kıstırıldı. Küçük çaplı bir muharebede Musa Çelebi büyük bir direniş gösterdi ama ağır yaralandı; yaralı olarak kaçmaya çalışırken bir çeltik arığına düştü. Burada kendisini yakalayan Mehmed Çelebi askerleri Musa Çelebi'yi hemen boğup öldürdüler. Musa Çelebi'nin cenazesi Bursa'ya gönderilerek kardeşleri İsa Çelebi ve Emir Suleyman yanında Yıldırım'ın türbesine gömüldü. [1]

Böylece Osmanlı Devleti'nin ikiye bölünüp, tek devlet olarak ileride yaşamasını tehdit eden çok büyük tehlikeli dönem olan Fetret Devri'nin son safhası sona ermiş oldu.

[değiştir] Dipnotları

  1. ^ a b c d Sakaoğlu, Necdet (1999), Bu Mülkün Sultanları, İstanbul: Oğlak Yayınları. ISBN 875-329-299-6. say.63
  2. ^ Diğer kaynaklar Musa Çelebi'nin babasının mumyalanmış cenazesini Bursa'ya götürmediğini ve Balıkesir'de bıraktığını bildirirler.
  3. ^ a b c Shaw, Stanford J. (1975), Histiry of the Ottoman Empire and Modern Turkey Vol 1:Empire of Gazis, Cambridge: Cambridge University Press, ISBN 0525292631 (İngilizce) say.39
  4. ^ Norwich, John Julius (1991) ,Byzantium: The Decline and Fall, Londra:Penguin ISBN 0-14-011449-1 (İngilizce) say. 571

[değiştir] Ayrıca bakınız

[değiştir] Dışsal kaynaklar

  • İnalcık, Halil (2008), Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. ISBN 975-08-0588-7.
  • Sakaoğlu, Necdet (1999), Bu Mülkün Sultanları, İstanbul: Oğlak Yayınları. say. 63-68 ISBN 8-753292-99-6.
  • Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1961), Osmanlı Tarihi Cilt.1 Anadolu Selçukluları ve Anadolu beylikleri hakkında bir mukaddime ile Osmanlı Devletinin kuruluşundan İstabul'un fethine kadar 2. ed., Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. (1998) ISBN 975-16-0011-1.
  • Kastritsis, Dimitris (2007), The Sons of Bayezid: Empire Building and Representation in the Ottoman. Civil War of 1402-1413, Brill, (İngilizce) ISBN 978-90-04-15836-8
Kişisel araçlar
Ad alanları

Türevler
Eylemler
Gezinti
Katılım
Yazdır/dışa aktar
Araçlar
Diğer diller