İran İslam Devrimi
| Bu maddenin bazı bölümlerindeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına bakabilirsiniz. Maddeye uygun biçimde kaynaklar ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. |
İran İslam Devrimi , 1979 yılında İran'ın Muhammed Rıza Pehlevi liderliğindeki bir anayasal monarşiden, Ayetullah Ruhullah Humeyni yönetiminde İslam hukuku ve Şii mezhebi görüşlerini esas alan şeriat benzeri bir İslam cumhuriyeti ve devamında şii diktatörlüğün kurulmasına dönüşen hareketin adıdır.
Devrimin nedenleri arasında Şah yönetiminin halk arasında popüler olmaması ve son zamanlarda Şah'ın özellikle ABD'li yetkililerle fazlaca içli dışlı olması sayılabilir. Aslında güç düşüncesi ve şeriat isteği mollalar tarafından güce kavuşmak için meşrutiyet döneminden beri sürüyordu. Meşrutiyet döneminde bir molla olan Şeyh Fazlullah Nuri açıkça meşrutiyetçiler ile muhalefete kalkışmış meşrutiyetin "meşru" olmadığını ve müslüman bir ülkede "meşruiyet" yani şeriat kurmanın gerekli olduğunu savunmuş mollaları ve şeriat yanlılarını meşrutiyetin aleyhine kışkırtmaya çalışmıştı. ancak kısa süren ikinci monarşi döneminin ardından Tebrizden gelen Sattar han ve Bagir Han komutasındaki Kuvayi milli Tahranı ele geçirdikten sonra şeriat yanlısı mollalar yargılanmış, Şeyh Fazlullah Nuri idam edilmiş ve şeriatçılar böylece bastırılmışlardı. bu baskı şiddetli bir şekilde Rıza şah döneminde de sürmüş oğlunun döneminde ise daha serbest kalmışlardı. 1902 doğumlu Humeyni, özellikle Ak devrimin ardından kadınlara oy hakkı verilmesiyle beraber ülke içindeki Batı nüfuzunu bahane ederek, Şah'ın politikalarına açıkça karşı çıktı ve İslam'ın uzlaşmaz bir şekilde devlet politikası olması gerektiğini belirtti. 1960'larda sürgüne gönderilen Humeyni önce Türkiye'de, sonra Irak'ta kaldı. 1978'de Saddam Hüseyin Humeyni'yi Irak'tan kovunca ABD tekeliyetinden çekinen Fransa ona sahip çıktı.
Humeyni devrimden önce Paris'te kaldı. 1 Şubat 1979'da İran'a milyonların katıldığı bir karşılamayla dönen Humeyni, cumhurbaşkanlığına getirildi ve ömür boyu devletin dini ve siyasi lideri olarak kaldı. Devrim sırasında ilk önce liberal, sol ve dini gruplar Şah'ı devirmek için birleşmiş, Şah'ın devrilmesinden sonra ise iktidara yükselen Ayetullah Humeyni, muhalif liderleri ve grupları ortadan kaldırmış veya sindirmiştir. Devrimin oluşum sürecinde rantiyeci devlet modelinin petrol krizleri sonucunda çökmesi etkili olmuştur. Muhammed Rıza Şah'ın İranın gereksinimleriyle örtüşmeyen tarım politikaları kırsaldan Tahran'a göçü hızlandırmış ve büyük kentlerde siyasi İslam'a yönelen bir alt sınıf yaratmıştır. İran Devrimi'nin oluşumunda Amerika'nın İnsan Hakları Politikası ivmeyi arttırıcı bir rol oynamıştır. Aydınlar yayınladıkları açık mektuplarla demokratikleşme isteklerini belirtirken, ABD'nin de bu süreçte Şah'a baskı yapacağını düşünmekteydiler. Devrim sürecinde farklı gruplar şahı devirme amacıyla birleşmiş, İslamcılar bu süreç içinde güçlenerek devrimi bir İslam Devrimi'ne ve demokrasi sloganıyla solcu, muhafazakar, aydın grup ve halkı birleştirerek zafere ulaştıkları diğer grupları saf dışı bırakarak sonunda dünyanın en acımasız diktatörlüklerinden birine dönüştürmüşlerdir. Devrim sonuucnda Iran bayrağından yüz yıllar ve kimi yazara göre binlerce yıldır Iranın simgesini oluşturan Aslan ve Güneş amblemi kaldırılmış yerine islam cumhuriyeti amblemi olan "Allah" yazısının logo şekli konmuş ve çeşitli itirazlara neden olmuş ancak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Devrim zafere ulaştığında 5yaşında küçük bir kız olan Marjane Satrapi kendi yaşadıklarını kitabının ardından Persepolis (film) adlı animasyon filmi olarak beyaz perdeye taşımış ve dünya çapında geniş yankıya neden olmuş Canes Film festivalinde Jüri özel ödülüne layık görülmüştür. [1] [2] [3]
Konu başlıkları |
[değiştir] Süreç
Ak Devrimin ardından memnun olmayan güce kavuşmak için yıllardır mücadele eden mollalardan biri olan Ayetullah Humeyni 1963'de Şahın aleyhine vaaz etmeye başladı. o dönemde kaynaklarını kullanarak ciddi bir ekonomik güce kavuşmaya başlayan Iran, SAVAK adında güçlü bir istihbarat örgütü kurdu ve Humeyni çeşitli dönemlerde Hapse atıldı. nihaytinde idam cezasına çarptırılan Humeyni Ayetullah-el uzma Shariatmadari tarafından idam edilmesin diye en büyük Ayetullah anlamına gelen ve şii mezhebinde idamı cayiz olmayan Ayetullah-el uzma makamına bir gecede getirildi. şah humeyniyi idam edemeyince onu ıraka sürdü. Saddam bir süre sonra onu ülkesinde istemedi ve sınır dışı etti. Humeyni önce Türkiye'de Bursaya daha sonra da Paris yakınlarına sürüldü. bu süre içinde Iran'da çeşitli gelişmeler yaşanıyordu. Iran şahı Iranı modern bir ülke haline getirmek için çabalıyordu. Farsça'da Kıyamet anlamına gelen Rastakhiz partisi Amir abbas Huveyda başkanlığında kuruldu ve Hüveyda başbakan oldu. onun başbakanlığı döneminde enflasyona karşı ciddi bir mücadele başladı. Ayrıca dövize doyan Iran hazinesi ingiltere dahil olmak üzere yabancı ülkelere borç vermeye başladı. (yabancı ülkelere verilen borç daha sonra Amir Abbas Hüveydanın göstermelik mahkemesinde vatana ihanet olarak tanınacak ve tek celsede idam cezası alması için işlediği suçlardan sayılacaktı). enflasyona karşı mücadeleden bazari denen Iran piyasasına hakim olan görüntüde küçük ama içeride büyük esnaf zararlı çıkınca onlardan aldıkları destekle şaha karşı çıkan mollalara daha çok destek olmaya başladılar öte yandan Ak devrimin sonucu olarak hızla şehirlere göçmüş eğitimsiz ve geleneksel dini inançların etkisiyle molaların etkisi altında kalan halk mollaların arkasında işçi tabakası da şaha mühalif sovyetler yanlısı Tude Partisinin arkasında durmaya başladı. 1961de bu iki kesim ihtilaf kurmaya ve şahın aleyhine çalışmaya başladılar. Rastakhiz partisinin iktidarı süresince milyonlarca dolar kardan mahrum kalmış ve özellikle yabancı sermayenin girişi ve büyük fabrikaların kurulmasıyla bu durumun artacağını düşünen Bazari(esnaf)ler Marksism ile muhalif olsalar da bu fikire destek verdi. 1961den beri sokak protestoları inişli çıkışlı devam etmekteydi. kimi zaman bu protestolar Jale meydanı protestosu gibi kanlı bastırılmış ancak günümüz Iran hakimiyetinin şah rejimine sorumluluğu yüklemesine rağmen hala açılan ateşin emrinin kimin verdiği gizemini korumaktadır. Şah yanlısı ordu komutanları kesinlikle bu sorumluluğu kabul etmemiş kayıtlarda da hiç bir şey görünmemektedir. kimi düşünürler ve yazarlar o dönemde orduya nüfuz etmiş Tude partisnin perde arkası faaliyetine ve kimi yazar da bu olayı humeyni yandaşlarının işi olduğunu idea etmektedir. 1971'den beri protestoların hızı gierek artmaya başladı. Üniversite öğrencileri zamanının popüler düşüncesi olan marksism-sosyalism ile tanışmış çoğu aydın olarak kabul ettikleri Tude partisine katılmış ve şah alyhine düzenlenen protestolara solcu cepheden aktılıyordu. 1979a doğru Tahran başta olmak üzere çoğu üniversite ders programına devam edemez durumuna gelmişti. Devrime Sol kanaddan katılan başta Hava kuvvetleri olmak üzere ordu subayları da katılıyordu subayların çoğu Hümafer denlilen yurtdışında ileri düzeyde eğitim almış dini marksism düşüncesini benimsemiş Hava kuvvetleri pilotları idi. Bu grup Devrimin zaferine doğru Silah depolarının kapılarını halka açacak ve devrimcilerin silahlanmasını sağlayacaktı anca devrimin zaferinin ardından bir çoğu ya hapse atılacak ya da idam edilecekti. Hava kuvvetleri 1979a doğru büyük grevlere sahne olmaya başlamıştı ve durum iyice şahın kontrolunden çıkmak üzereydi. Şah çeşitli aksiyonlarla protestocuları memnun etmeye çalıştı ancak başaramadı. Halkın kışkırtılmasında etkisi olan ana unsurlardan biri de şahın dindeki aşırılıklara çare bulmak ve halkı eğitmek için verdiği çabaya karşılık mollaların verdiği tepkiden ibaretti. Şah ve iktidardaki Rastakhiz Partisi özellikle köyler ve Kızların eğitimine ciddi önem veriyor ve bu durum dinci-Molla kesiminin tepkisini çekiyordu. Türkiyedeki Köy enistitülerine benzer enistitüler oluşturan Rastakhiz partisi köyleri eğitmeye ve dindeki Mollaların etkisini eğitim ile azaltmaya çalışıyor ancak bu durum mollaların etkisi altında olan çocuklar ve gençlerin ebeveynlerinin tepkisini çekiyordu. Şah 1970lerde batıyla ihtilaf kurmuş ortadoğunun süper gücü durumuna gelmişti iranın gücünün yanında seslerini çıkartamayan ezeli düşman arap dünyası bu duruma tepkiliydi. sol ekibi, şahı halka ait Petrol gelirinin silahlara ve Molla ekibi paranın dini değerlerin aleyhine çalışmak için Turistikleşmeye harcamayla suçluyordu ancak her iki ekip de birbirini destekliyrdu. 1972-76 arası Iran tüm politik çalkantılara rağmen neredeyse sıfır enflasyon ile gidiyordu ve bu durum bazarileri iyice kışkırtmaya yaramıştı. (bu durumu Amir-Abbas Hüveydanın göstermelik mahkemede yargılanırken onu yargılayan Molla savcının usulune uygun olmayan uslup ile suçlamasına yaptığı avukatsız savunmada cebindeki Iran yapımı tükenmez kalemi çıkararak söyledği "benim dönemimin başlangıcında bu kalem 1 Riyal idi iktidarım bittiğinde de 1 Riyal idi" sözünden iyice anlaşılabilir.) Nihayetinde 1979'da protestolar çığrından çıktı 16 Ocakta Şah Kahirye gitti ve 1 Şubat 1979'da Humeyni Irana döndü. Humeynin Air France'a ait Boenig 747'de bir gazetecinin "Irana dönüşte ne duygunuz var?" sorusuna "Hiç" cevabı vermesiyle[4] çoğu aydın onu desteklemekten vaz geçtiği idea edilir ve bir çok islam cumhuriyeti muhalifi hala o konuşmayı hatırlatarak iranın nasıl bir rejime emanet edildiğini hatırlatır. Humeyni Tahrana dönüşte yaptığı ilk konuşmada "ben hükümet tayin ederim, ben yumrukla mevcut hüketin ağzına vururum" cümlesiyle gerici bir monarşi oluşturacağının sinyallerini vermiştir. ancak 1şubat-11şubat arası kara kuvvetleri şaha bağlı kalarak dönemin Musaddik yanlısı liberal başbakanı Shapour Bakhtiar hükümeti resmi hükümet olarak kalmış, Mehdi Bazargan Humeyninin tayin ettiği hükümet olarak hakim olmaya çalışmıştır. nihayetinde 11 Şubat 1979'da Shapour Bakhtiyar istifa etmek zorunda kaldı ve üniversite yıllarını geçirdiği Fransaya kaçtı, 6 Ağustos 1991'de Islam cumhuriyeti istihbarat bakanlığı ajanlarınca evinde öldürüldü. Katili halen Fransada hapiste bulunmaktadır.[5] [6][7]
[değiştir] Bir Devrimci, Yargıç, Savcı ve Ayetullah Humeyninin Öğrencisi: Sadegh Khalkhali
Devrimin 11 Şubat 1979'da Shapour Bakhtiarın istifasıyla zafere ulaşmasını takiben, 24 Şubat 1979'da , Halkali Humeyni tarafından Şeriat Uygulayıcısı (حاکم شرع ) ve yeni kurulan Devrim Mahkemeleri Başkanı olarak seçildi. Devrimin ilk günlerinde yeryüzünde sapkınlığı yayma(Arapça: مفسد فی الارض) ve Allah'a karşı savaşma (Arapça: محارب) suçlamalarıyla "yüzlerce eski hükümet görevlisini" idama mahkum etti . Sanıkların çoğu avukat tutma hakları yoktu. Khalkhalinin mahkemelerde kullandığı uslup hukukçularca mahkeme kurallarına aykırı olarak nitelendirilmiştir. günümüze kadar gelen bazı görüntülerde Savcı, Hakim ve jüri görevini tek başına üstlendiği mahkemede Sanık hakaretlere maruz kalmaktadır. [8] Devrimden önce 13 yıl Iran başbakanlığı görevini yapan Amir Abbas Hüveydanın idam kararı onun başlıca yaptığı işlerdendir. Hüveyda herhangi bir avukat tutma hakkından yoksundu ve kendi başına göstermelik mahkemede yaptığı savunmaya rağmen idam kararını aldı ancak idamı diğerlerinden biraz farklı oldu. humeyninin arelacele idam edilmesiyle muhalif olmasına rağmen idam sahasına gelmeden önce o dönem güce kavuşan mollalardan biri olan Hadi Ghaffari tarafından boynuna sıkılan 2 tabanca kurşunu tarafından öldürülmüş daha sonra idam hükmü okunarak idam edilmiştir. Khalkhali 20yıl sonra yazdığı anılarda itiraf ettiği gibi en az 2000 kişiyi sadece 1979'da idama mahküm etmiştir. bazı yazarlar verdiği idam hükümlerini 8000e aşkın olduğunu yazmaktadır aynı zamanda birebir tanıklara göre sadece bir kişi ondan muabbet hapis hükümü giymiş geri kalan herkes idama mahküm olmuştur. [9]. 23 yıl sonra 2002'de Pervin dergisiyle röportajında şöyle demiştir: 1980'de imam (humeyni)nin yanında Solcuları nasıl durduracağımızı tartıştık ve daha sonra eve gitmek için çıktım eve giderken 15-16 yaşlarında iki çocuğun birşeyi gizlice birbirine verdiklerini gördüm onları yakalamalarını emrettim. hatırlıyorum yakalanan çocuğun soyadı "Şeriati" idi. hemen mahallinde sorguladım ve çocuk solcu gazeteleri birbirlerine verdiklerini itiraf etti. anında silahımı çıkardım, kafasına sıktım ve çevremdekilere dedim ki "işte bu hayvanlarla böyle mücadele edilir." [10] BBC ile yaptığı röportajda da hiç bir şekilde yaptığından pişman olmadığını ve aynı kişiler tekrar dünyaya gelseler tekrar onları idam edeceğini açıklamış kendi anılarında geriğe dönüp baktığında idama mahküm ettiklerinden bazılarının idam edilememesinden üzüntü duyduğunu ifade etmiştir.[11] verdiği sayısız idam hükmü ve tüm bunları böylesine soğuk kanlı karşılamasına karşılık Iran halkı ona "Devrim Kasabı" ve "Devrim Celladı" lakabı vermiştir.
Khalkhali 1979-80'de Mehdi Bazargan ve Ebu'l-Hasan Beni Sadr hükümetinin tek celsede verdiği idam kararlarına itirazı üzerine verdiği cevapta şöle demiştir: "Sorun değil hata yaptıysak cennete giderler". Khalkhalinin idamlarına itirazın artmasıyla birlikte Humeyni'de küçük bir itiraz sunmuş ve muhalefetini dile getirmiş ancak asla onu oturduğu koltuktan almamıştır. o dönemde muhaliflere verdiği cevapta şöyle demiştir: "Muhalifini aynen böyle yakasından tutup bir kenara atıyorsun. ben aynen bu himayelere sığınarak kendi işime devam edeceğim ve görevimi yerine getirmekten bir an bile geri çekilmeyeceğim". bu sözüyle aslında devrimin dinci kesiminde aslında devleti tek elden yönetmek için gizli ve eski bir anlaşma olduğunun anlaşıldığı iddea edilmektedir. Ayrıca Khalkhali Mehdi bazarganın Liberal bir devlet kurma çabalarını bir çok diplomat ve siyasetçinin idam kararıyla yıkmıştır. Sadegh Khalkhali devrimin ilk günlerinde devrik Iran şahı Muhammet Rıza Pehleviyi tek celsede idama mahküm etmiş ancak iranda bulunmadığı için mediadan Şahı öldürmek için Çakal Carlos ile anlaştıklarını duyurmuştu. 27.06.1979'da Çakal Carlosa bağlı teröristler o dönem meksikada bulunan şaha yönelik helikopter ile suikast düzenlemiş ancak başarılı olamamıştır başarısızlığın ardından kimi kaynağa göre milyonlarca dolar paraya konan Çakal Carlos tüm vaatlerine rağmen bir daha şaha karşı suikast düzenlememiştir. [13] ve takibinde Khalkhali Şahhın öldürülmesi için Hazine kaynaklarından 140.000$ ödül tayin ettiğini açıklamıştır. Khalkhali Aralık 1979'da aynı yöntem ancak kendi bünyelerinde yetişen teröristler(Islamın fedaileri) ile şahın yeğeni şehriyar şefiki Pariste terör ettirmiş ve bunu açıklamaktan çekinmemiştir.[14] Khalkhalinin idam kararları devlet büyükleriyle sınır kalmamış elbet. Khalkhali kendi kabul ettiği gibi ayrıca devrimden önce devlete bağlı genel evlerde çalışanlar ve ayrıca alkollu içecek satan ve devrim sonrası iranı terketmeyen kişilerin tamamını idama mahküm etmiştir.
Khlakhali ve yandaşları iran tarihine düşmanlık beslemekteydiler. Khalkhali devrimin ilk günlerinde başbakan Mehdi Bazarganın muhalefetine rağmen Pehlevi hanedanının kurucusu ve iranın modernizasyon lideri Rıza şah Pehlevinin mezarını yeni kurulan Devrim Muhafızları birlikleriyle beraber yok etmiş ve ardından Persepolisi yok etmek için Şiraza gitmiş ancak bu kez sadece hükümetin muhalefetiyle değil Fars Eyaletinin Liberal valisi Nusretullah Amini ve halkın tepkisiyle çatışmaya çekmiş o dönem Devrim Muhafızlarında silahlanma başlamadığından ve güçsüz olduklarından dolayı yıkımı gerçekleştirememeişlerdir. ancak Khalkhalinin islam öncesi iran tarihiyle olan düşmanlığı asla dinmemiş yıkımı gerçekleştirmek için devamlı başarısız girişmlerde bulunmuştur. nihayetinde bu düşmanlığını bir kitapta dile getirmiş ve iran imparatorluğu kurucusu Büyük Kirosu serseri, eşkiya ve zampara olarak tarif etmesiyle yetinmek zorunda kaldı. bu kitap dünya çapında tarihçiler ve edebiyatçıların tepkisini çekmiş, terihçi ve edebiyatçı aynı zamanda siyasetçi olan Ali-Akbar Sa'idi Sirjani röportajında onun bu kitabını resmi dil Farsçayı bilmediğinden dolayı olabileceğini söylemiştir. Iran tarihiyle olan düşmanlık aslında sadece Khlakhaliye özgü değildi. radikal dinciliği şiddetle yaşayan bir çok islam devrimi elemanı bu düşmanlığı besliyordu. örneğin Mahmut Ahmedinejad Cumhur başkanı olduğunda yaptığı reformlardan biri okullarda anlatılan islam öncesi Iran tarihini ders programlarından kaldırmış ve Tarih dersini islam sonrasına sınırlamıştır böylece Iranlıların gurur duyduğu islam öncesi tarihinden bilgisiz bir genç populasyon kurmayı hedeflemiştir. daha sonra 2010'da Tahranda yaşanan heykel hırsızlığı olaylarında Iran tarihinde büyük öneme sahip şahısların heykelleri çalınmış ve bu olay çeşitli kuşkulara neden olmuştur ta ki Mayıs 2010'da dini lider Hamenei Tahran Fuarından Iran imparatorluğunun en güçlü olduğu iki dönemden birincisi ve imparatorluğun kurucusu olan Ahameniş İparatorluğu ordusu askerinin heykelini kaldırmayı emretmiştir. Yaptıklarına gerekçe olarak da islam öncesi tarihin islamiyete ve allaha karşı bir savaş olduğunu söyleyip gençlerin beyninin yıkanmaması gerektiğini açıklamışlardır. ayrıca iran imparatorluğu kurucusu Büyük Kirosun mezarı (Ancak savaşta öldürüldüğünden dolayı orada yatmamaktadır) Pasargadı bnaraj oluşturarak su altında bırakma çabaları Ahmedinejad tarafından yapılmış ancak halk direnişi ve bazı devlet adamlarıın direnci neticesinde hala başarılı olamamıştır.[15] Khalkhali iki kitaba imzasını atmıştır ancak yazılarında röportajlarında ve kitaplarında hep çelişkili konular yazmaktadır. örneğin ilk meclisin itiraznamesinde muhalif bir din adamı olan büyük ayetullah Şeriatmadari için idam istediğini yazmış ancak daha sonra hayatının son yıllarında hem o hem de sevmediği ilk başbakan Mehdi Bazarganın medhini kitabında yazmış hatta Mehdi Bazarganın cenazesinde ağlamıştır.[16]
[değiştir] Kültürel Devrim
Aslında İslam devrimi iki bölümden oluşuyor: 1. Pehlevi rejiminin düşüşüyle sonuçlanan Solcu-islami devrimci gruplarının katıldığı dünya çapında daha çok bilinen devrim ve 2. 1980-83 arası Humeyni ve yandaşlarınca gerçekleşen Kültürel devrim. 1979-80 arası solcuların güç sahibi olmaları mollalar ve özellikle batıyı endişelendiriyordu. Humeyni dini lider olarak irana dönüp Shapour Bakhtiyarı istifaya zorladığında çeşitli vaatlerle gelmişti örneğin Humeyni konuşmalarında Su, Elektrik ve Otobüsün bedava olacağını vaat etmişti ve devamında sürekli olarak "özgür ülkenin mediasının ve siyasi parti kurmanın özgür olması gerektiği"ni vurgulamıştı. bu vaatler devrimin ana çekirdeğini oluşturan yoksul ve eğitimsiz halk tarafından olumlu karşılanıyor ve Humeyninin etrafında daha fazla toplanmalarına neden oluyordu zira mollaların konuşşmalarında yer alan bilgiler çocukluktan beri kulaktan dolma bilgilerle kökten uuyuyor ve kulaklarına hoş geliyordu. Şahın uzun dönem yatırımları, Turist çekmek için yaptığı köklü yatırımlar, bölgenin en büyük gücü olmak için harcadığı döviz ve halkı çalışmaya sevketmesi de halkı kışkırtmaya yarıyordu. [20] Humeyni irana döner dönmez de konuşmalarında Su, Elektrik ve Otobüsün bedava olacağının vurgulamıştı. Ona göre şah halkın parasını silahlanmaya ve dine karşı gelmek için Tursit çekmeye harcamıştı hal bu ki petrolden gelen paraların halka aitti ve bu paranın halak verilmesi gerekiyordu böylece halk yoksulluktan kurtulacak rahat bir yaşam sürecek ve insanlık makamına ulaşmak için ibadet edebilecekti ancak Humeyninin Irana dönüşünde işler pek de anlatıldığı gibi gitmedi Humeyni Irana döner dönmez verdiği emirlerden birinde "Kadınların tam giyinip kapanmasını" emrediyordu. Humeyninin bu emrini takiben 8Mart 1979'da Tahranda ve büyükşehirlerde Kadınlar tarafından büyük protestolar düzenlendi ve özgürlüklerini asla feda etmeyecekleri kadınlar tarafından bildirildi.[21] Kadınlar ve siyasi grupların tepkisiyle karşılaşan Humeyni bu emrini hemen yalanladı ve örtünmenin hiç bir zorunluluğunun olmayacağını bildirdi. ancak diğer taraftan humeyni yandaşları muhalif grupları bastırmayla uğraşıyor güçsüz kalan idam ediliyor güçlü olan da terör ediliyordu. Ağustos 1979'da Humeyninin sözlerinin tam tersi olan ilk bulgu ortaya çıktı: "Ayandegan" adında bir gazete kapatıldı. bu aksiyon devamı gelecek bir koyımın ilkiydi. 1980'in sonlarına doğru Humeyni cuma namazında Kültürel devrimin sinyalini verdi. o güne kadar katı şeriat kuralları ve mollaların tek elden ülkeyi yönetmesine direnen üniversiteler Mesij denen milislerin hamlesiyle kana bğuldu devamında olayları bahane eden mollalar üniversiteleri "batılı görüşlüler dine karşı geliyor" bahanesiyle kapattı. 1983'e kadar süren bu süreçte bir taraftan da halkın Iran-Irak savaşıyla meşgul olması neticesinde bir çok üniversite ve okul hocası ve devlet çalışanı tasfiye edilmiştir. tasfiyenin bahanesi Laik - Batılı-Modern kültür yandaşı olmak veya Dini lider modelini kabul etmemek idi. bu süreçte Iran üniversitelerini yurtdışı üniversiteler maksadıyla bir çok öğretim görevlisi terketmiş ve üniversiteler bilimden yoksun üniversiteler halini almışlardır. Ayrıca boşalan kadroları rahatlıkla humeyni yandaşları doldurmuşlardır. sürecin sonunda tüm devlet daireleri ve üniversiteler Humeyni yandaşlarının eline geçmiştir. Devrim zaferinin ilk günlerinde geçen yasaya göre Polis üniversitelere giremeyecekti onun için de bir çare düşünülmüştü elbet: istihbarat bakanlığına bağlı Haraset birimleri tüm devlet daireleri ve devlet fabrikalarının yanısıra üniversitelerde de olacaktı. diğer yandan bu olaylar ile beraber Humeyni kadınları örtünmeye mecbur kılmıştır. Kadınların direncine karşı tanıkların ifadesine göre örtünmeyen kadınların saçlarına Besij milisleri tarafından kimi yerde yağlı boya kimi yerde de Asit serpilip zor kullanarak kadınları örtünme zorunda bırakmışlardır. ayrıca bu süreçten Humeyninin emriyle Askeri marşlar dışında tüm müzik türleri haram ilan edilip yasaklanmıştır. Yaşanan bu süreçte üniversitelerden çıkan dünyaca ünlü öğretim üyelerinin yerini dolduran humeyni yandaşlarının verdiği eğitimin sonucu olarak iran üniversiteleri gün be gün gerilemiş ve dünyada tanınmaz hale gelmişlerdir. kimi zaman yapılan uluslar arası kongrelere katılım neredeyse yok sayılabilir. örneğin bir zamanlar ülkede ve dünyada, bir ortadoğuda yer alan üniversite için büyük üne sahip 1929'da kurulmuş olan Khaje Nasaireddin Tusi teknik üniversitesinde yapılan iletişim kongresine toplam 30 kişilik katılım olmuş hal bu ki devlet desteği ile bu kongreye büyük yatırımlar yapıştı. Dışarı sızan görüntülerde ülkenin devlet Televizyonu muhabirinin sorularına kızan Kongre başkanı, muhabiri şöyle tehdit etmektedir: "Sen buryaa bu konuyu düzeltmeye mi geldin yoksa daha da kötüleştirmeye mi? sen işini bilmiyordun; burası Iran ben şimdi "Haraset" birimine seni tutuklatacağım". [22] [23] [24] Kültürel Devrim ikinci kez Ahmedinejadın ikinci cumhurbaşkanlığı döneminde tekrar gündeme gelmiş tekrardan üniversite hocaları ve devlet çalışanları tasfiye edilmeye başlamıştı ancak devrimin ilk günlerindeki bahaneleri bulamadıklarından dolayı bu kez artık üniversite hocaları ve devlet çalışanları zorla emekli ediliyor ve boşalan yerlerine by kez Devrim Muhafızlarına mensup kişiler getiriliyordu. 2. Kültürel Devrimin bir parçası olarak artık üniversitelere kızlar kimi yerde "Megnia" denen koyu renkli torba tarzında türbanlar ile gelmek zorunda bırakılıyor ve mantolarının da koyu renkte olması isteniyordu. Radikal islamcı, muhafazakar ve Ahmedinejadın sıkı destekçisi, nazırlar meclisi başkanı Ayetullah Cenneti 21.05.2010 tarihindeki Tahran Cuma namazında şöle diyerek artık üniverstelere kızların eşarp ile girişinin mümkün kılınmayacağının ve ülkeyi sıkı yönetime alacakları sinyalini letmişti: "Üniversite öğrencileri geçme puanı almak için örtünme kurallarına uymak zorunda kalacaklardır"[25] bu dönemde artık yavaş yavaş devlet dairelerinden kadınlar "kadının yeri evinde çocuklarına bakmak ve kocasına hizmet etmektir" bahanesiyle tasfiye ediliyor ve ya evde çalışmak zorunda bıraklıyordu. çalışmaya devam edecek olanlara ise sıkı örtünme kuralları getirilmiş ve uymayanların tasfiye edileceği tehdidinde bulunulmuştur ancak bu sözleri sarfedenlerin Ahmedinejadın "Kadın İşleri" müşaviri olduğu ve kendisinin Müşsavrlik makamında çalışan bir kadın olduğu halde kadınların çalışmasıyla muhalif olduğu ve islamda kadının çalışmasının cayiz olmadığını söylemesi dikkati çekmektedir. Ahmedinejad devrinde devam eden Kültürel devrim bunlarla sınırlı kalmadı. Devrimin sonucu olarak ortaya çıkan 30 yıllık islam cumhuriyetinin iktidarında gün be gün artan şeriat baskısıyla gençler devamlı olarak hıristiyanlığa ilgi duymaya başlamış devamlı olarak din değişerek hıristiyan olmaya başlamışlardır.[26] islam cumhuriyeti yetkilileri karşı atağa geçere din değişimin islamda cezasının idam olduğunu söyleyerek din değişenlere baskı uygulamaya ve dünyanın tepkisini çekmeye başlamışlardı. 2. Kültürel Devrim olarak değişm rüzgarı gündeme gelmeden önce aslında daha radikal bir şii baskının oluşacağı önceden belli olmaya başlamıştı. Ahmedinejad'ın ilk cumhurbaşkanlığı döneminden itibaren hıristiyan ve yahudi azınlıkların okudukları okullarda Kuran okutulmaya başlanmış ve Hıristiyan okullarında dahil Kuran dersini geçmek sınıfı geçmek için zorunlu kılınmıştı. elbet Ahmedinejad bununla da yetinmedi. onun döneminde Sünni müslümanların baskın oldukları şehirlerde ve onların gittikleri okullarda şii mezhebine ait din dersleri okulda okutulmaya başlamış ve sınavını geçmek sınıfı geçmek için zorunlu kılınmıştı. Sünni imamlara git gide baskı artıyor kimi yerde cuma namazı kılmalarına izin verilmiyordu.[27] [28]
[değiştir] Devrimin Zaferiini Takiben Iran
Devrim solcu-islamcı koalisyonu olarak zafere ulaştı yalnız tek başlarına iktidar özlemini yıllardır sürdüren mollalar yönetimden solcu-liberal kesimi uzaklaştırmak için çeşitli oyunlar oynamaya başladı. ilk oyun geçici hükümet başbakanı ve devrimin zaferinde etkin bir rolu olan Bazarganı safdışı bırakmaktı bu oyunda başarılı olan mollalar küçük bir yenilgiye uğrasalar da yollarına devam ettiler. ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Liberal Ebu'l-Hasan Beni Sadr ezici çoğunlukla seçimleri kazandı ancak mollalar bu durumdn pek memnun değillerdi. Ahetullah Humeyni ve yandaşlarına rağmen parlamentodan bir çok liberal yasa geçiyordu ancak ayentullahlar bu durumdan pek de memnun değillerdi. Beni sadr ve ekibi hapishanelerde devrimin zaferini takip eden ilk günden itibaren yapılan gelişigüzel idam ve işkenceler ile mücadele ediyordu bu durum Ayetullahları daha da sinirlendiriyordu. yıllar sonra 2009 olaylarından sonra ortaya çıkan hapishanelerde tecavüz skandalına Beni sadr Fransadan yaptığı söyleşide "devrimin ilk yıllarında Ayetullah Humeyninin işkencecileri halk arasında korkuyu oluşturmak için hapishanelerde bu işkence yöntemi uygulanıyordu" demiştir. 1980 yazında Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak Irana saldırmaya başladı. Cumhurbaşkanı Ebu'l-Hasan Beni Sadr kargaşa içersindeki ülkesini savaşa sokmadan durumu politik yöntemlerle çözmeye çalışıyordu ancak başarılı olamadı. Ayetullahlar bu durumdan yararlanarak Ebu'l-Hasan Beni Sadri saf dışı bırakmak için yeterli bahaneyi ele geçirdi ve Ayetullah Humeyni dünyada geniş yankı uyandıran ünlü cümlesini kurdu "Eğer 20 Milyon ona evet dese de ben ona hayır diyorum" (Iran'ın o dönemde 34 Milyon kişi nüfusu vardı) Ebu'l-Hasan Beni Sadr göstermelik mahkemelerden idam kararı çıkacağı kesin olaraj gördüğünden canını kurtarmak için yurtdışına kaçtı ve fransaya gitti. Fransadan yaptığı açıklamalarda çeşitli mahkemelerde islam cumhuriyetinin aleyhine tanıklık yaptı ve bir çok idam ve işkence olayının aydınlanmasına aracılık etti. Beni Sadr'ın kaçışıyla beraber Liberallerin etkinliği sıfıra inmiş oldu ve Ayetullahlar tam olarak ülke yönetimini tekelden ele geçirmiş oldular. Ayetullahlar ilk günden beri ülkede göstermelik mahkemeler kurarak çeşitli bahanelerle onlara engel olabilecek veya şahlık döneminde makam sahibi olanları idama mahküm edip hiç bir onay almadan çöllerde kurşuna dizdiler.[29] bu durum dünya çapında geniş yankı uyandırırken 1984'te bu duruma son vermek zorunda kaldılar ama o güne kadar muhaliflerin önde gelenleri -devrimde onlara yardım etmiş olan hatta Humeyninin Parsiteki danışmanı, geçici devletin dış işleri bakanı ve seçimlerde Beni sadr'ın rakibi olan Sadık Kutbizade gibi kişiler dahil- idam edilmişti. Ancak Iran-Irak savaşı bittikten sonra 1988'de Ayetullah Humeyninin ani bir emriyle çoğu solcu-Komunist olan siyasi suçlardan hüküm giymiş hapishanede bulunan mahkumlara mahkemesiz idam kararı çıkardılar. bu olayın kurbanları çeşitli yerlerde farklı sayılarda anlatılmaktadır. ancak bu yöntem ile Temuuz-Aralık 1988'de Islam Cumhuriyeti hapishanelerinde idam edilmiş mahkumların sayısının 1600'den fazla olduğu bilinmektedir. dönemin dış işleri bakanı yardımcısı, günümüzde islam cumhuriyeti yargı kurumu insan hakları komsiyon başkanı Mohammad Javad Larijani BBC muhabirin konuyla ilgili sorusuna verdiği cevapta bu konu hakkında bilgi sahibi olmaığını ancak konuyu yalanlayamadığını söylemiş ve eklemiş: biz günlük 2miliyon Afgan ve yarım milyon Iraklıya yemek veriyoruz. bir kaç bin kişi büyük bir rakam değildir ve islam cumhuriyeti bünyesindeki idamların artmasından korkmadıklarını da konuşmasına eklemiştir.(13 Şubat 1989) aynı kişi günümüzde Obamanı irandaki cumhur başkanlığı seçimlerini takip eden olaylarda insan hakları ihlaline verdiği cevapta şöyle demiştir: "Bu siyahi işin başına geçtiğinde iran ile müzakerelerden bahsediyordu nasıl olur da şimdi Iranda rejim değişiminden söz ediyor?"[30] [31] [32]
Devrimden sonra yıllardır merkez devlete karşı herhangi bir eylemde bulunmayan Kürt azınlık devrim sonrası sünni oldukları gerekçesiyle onlara karşı yapılan kıyımdan dolayı ayaklanmış isviçrenin aracılığıyla müzakere yoluyla sorunun çözülmesi öngörülmüştür. Eylül 1992'de islam cumhuriyeti ve kürt liderler arasında yapılması planlanan müzakere için Berline giden Kürt Liderler Sadegh Sharafkandi, Homayoun Ardalan, Fallah Abdli, Nuri Dehkurdi 17 Eylül 1992'de gittikleri Berlin Mykonos restaurant assassinations'de lübnan asıllı terörist tarafından makineli tüfek ile taranarak terör edilmişlerdir. olayı takiben Mykonos'da Islam Cumhuriyetine suç duyurusunda bulunulmuş mahkemelerde çeşitli tanıklar dinlenmiştir. Tanıklardan biri ilk cumhur başkanı Ebu'l-Hasan Beni Sadr idi. Islam Cumhuriyeti çeşitli politik yöntemlerle Almanyaya baskı yapıp süreci durdurma çabası sonuca ulaşamamış islam cumhuriyeti şiddetli bir yenilgiye uğrayarak ilk kez Terörist olarak tanınmış dönemin Cumhur Başkanı Hashimi Rafsanjani, Dini Lider Ali Hamenei, Dış işleri bakanı Ali Akbar Velayati, devlet istihbarat bakanı Ali Fallahiyan suçlanmış Interpol tarafından arama emri çıkartılmıştır. Mahkeme sonucu 4 islam cumhuriyeti diplomatı almanyadan sınır dışı edilmiş, bir çok Avrupa ülkesi büyükelçilerini ülkeden geri çağırmıştır. kriz Reformcu Mohammad Hateminin ezici çoğunlukla cumhurbaşkanlığı seçimini kazanana kadar sürmüştür. günümüzde Kendini Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi olarak ilan edip cumhurbaşkanı olan Mahmud Ahmedinejad o dönemde Tahran belediye başkanlığı görevinde olduğundan, Almanyanın Mykonos restaurant assassinations'ın önünde terörü bir anıt ile temsil etmesine karşılık olarak Saddam Hüseyinin Iraklı kürtlere karşı Iran-Irak savaşı döneminde kullanmış olduğu kimyasal bombaların orijininin Almanya olduğu belirtecek bir anıtı Alman Büyük elçiliği önüne dikmiştir. Yeni cumhurbaşkanı Hateminin aracılığıyla olaylara son verilirken aralarında Ahmedinejad'ın da bulunduğu Radikal dinci grup halen olayı canlı tutup mahkeme sonuçlarını kabul etmemekteler ve tüm olayı batı ülkelerine ait bir komplo olduğunu öne sürmekteler. Ayrıca daha önce 1989'da devrim muhafızlarının kürt köylerinde yaptıkları, sivilleri de kapsayan katliamdan sonra Kurdistan demokrat partsi başkanı Abdul Rahman Ghassemlou ve diğer lidelerin isviçre ve avusturyanın aracılığıyla silah bırakma müzakerelerine gittiklerinde, Ahmedinejad islam cumhuriyeti diplomatlarının kormuasından sorumluydu, liderlerin müzakereden önce otel odalarında feci şekilde katledilmiş olduğu ortaya çıktığından Ahmedinejad karanlık geçmişi gözönünde tutulduğunda zan altında kaldı. bir çok istihbarat örgütü verdiği raporda Ahmedinejad cinayeti bizzat kendi elleriyle işlemişti. ancak ülke dışına bir daha en azından yasal yollarından çıkmayan ahmedinejad cumhurbaşkanı seçildikten sonra islam cumhuriyetiyle batı arasında yapılan müzakerelerin devamına bir umut ışığı olması niyetiyle tekrardan gündeme gelmemesine rağmen örtbas edilmiş, CIA raporunda bu durumu kanıtlayacak bir belgenin olmadığına dikat çekmiştir. [34] [35] Devrim ilk günlerinden beri sürekli yandaşlarını kaybetmiş ancak Devrimin getirdiği islam cumhuriyetinin sert sopasına karşı gelenlerin kadarei 2009'a kadar çoğu zman belli olmuyordu. Devrimden sonra islam cumhuriyetini yıkmaya yönelik tek büyük girişim mevcuttur ve başarısızlığı 30 yıldır belirsizliğini korumaktadır. "Noje" Hava karargahında bir takım asker tarafından planlanan bir darbede Humeyni tahtından indirlecek ve devrim gerçek sahipleri yani liberallere geri verilecekti. islam cumhuriyeti kaynaklarına göre bu darbenin amacı Shapour Bakhtiyarı geri getirmekti ve dini lider olarak da Ayetullah-il uzma Shariatmadarii seçilmişti ancak bu iki isim daima islam cumhuriyeti tarafından karalanmak istenen isimlerdendi ve ikisi de hiç bir zaman bunu kabul etmemiş ve bunu gösterecek hiç bir gerçek belge sunulamamıştır. Plana göre Ayetullah Humeyninin evi uçaklar ile bombalanacak ardından Komandolar diğer Mollaları tutuklayacak devrim muhafızlarını etkisiz kılacaktı. senrayo son 48saate kadar yolunda gitmiş ancak islam cumhuriyetinin bildirisine göre Allahın gaybi yadımları ama diğer bazı kaynaklara göre 2 iddia ortaya atılmıştır: 1. Humeyninin evini bombalayacak olan pilotun tereddüde düşmesi 2. bu olaydan haberi olan bir takım asker darbeyi bildirmişlerdir. ancak hiç bir zaman gerçek açıklanmamıştır. Devrim Muhafızlarından oluşan bir kriz yönetim merkezi oluşturulmuş ve ani baskınla tüm darbeci askerler yakalanmış ve istisnasız tamamı "vatana ihanet", "Allah ile savaşma", "Allahın seçtiği lider ile savaşma" suçlarından idama mahküm edilmiş kurşuna dizilmişlerdir. bu olayın son bulmasıyla son umutlar da sönmüş 30yıla aşkın sürecek bir diktatörlüğün muhalif cephesi ciddi kan kaybına uğrayacaktı zira aynı sene patlak veren Iran-Irak savaşı ordunun gün be gün kan kaybetmesi ve Devrim Muhafızlarının günden güne güç kazanmasına sebep olacaktı.[36]
Devrim sonucu Aydın kesim zengin kesim ile beraber yurtdışına kaçmıştır. özellikle aydın kesimin yurtdışına kaçması Kültürel devrim ile beraber ivme kaznamıştır. hızla Aydın ve okumuş kesimini elinden kaçıran islam cumhuriyeti yönetimindeki iranda bu durum defalarca meclis gündemine gelmiştir. en son 2010'da bu durumu tartışan meclise verilen raporda hergün 3 yüksek lisans/doktora sahibi gencin yurtdışına kaçtığı rapor edilmiştir. ancak mollalar devamlı kaçışın yolunu açık bırakarak aydın kesimin muhalefet yapmasını engellemek siyasetini benimsemişlerdir. bu durumu Ayetullah Humeyninin devrim sonrası Liberalleri tasfiye edip şeriat benzeri hükümet kurma çabası olan kültür devrimi sırasında yaptığı konuşmadan iyice anlaşılmaktadır: "Münafıklar(aslında ilk yıllarda mollalardan olmayan herkes ancak daha sonra sadece Halkın mücahitlerine verilen ad) da beyinlerin ülkeden kaçtığını idea ediyorlar, defolsunlar gitsinler. bu üniversiteye gitmişler, bunlar ki bilimden kültürden batılı inançtan konuşuyorlar bırakın gitsinler. biz bu batılı bilimi istemiyoruz eğer ki siz de yerinizin burası olmadığını biliyorsanız gidin yolunuz açıktır.". Durumu açıklayan bir rapor daha Kanadadan 1999'da çıkmıştır. 1999'da Kanada kabul edilecek Göç talebi sayısını 180.000 olarak açıklamış hal buki sadece irandan 220.000 kişi göç talebinde bulunmuştur. Yıllardır yurtdışındaki iranlıların sayısını 200.000 olduğunu idea eden islam cumhuriyeti hükümeti ilk kez 2010'da dış işleri bakanının yaptığı bir konuşmadan 2milyon kişi olduğunu kabul etmiştir ancak günümüzde bu rakamın 5milyonu aştığı ve sade Los Angelestaki Iranlı populasyonun 2 milyona aşkın olduğu idea edilmektedir. günümüzde bakıdan ve işsizlikten yakınan Iranlı gençler iş ve özgür yaşam özlemiyle yurtdışına kaçmaktadır. ancak Islam cumhuriyeti cumhur başkanı Mahmut Ahmedinejad bu göçün önemsiz olduğunu ve kimsenin irandan kaçmak istemediğini klasik yanıltıcı konuşmalarında idea etmiştir ancak IMF'nin raporuna göre dünyanın 91 gelişmekte olan ülkesi arasında okumuş gençlerinin göçü, en fazla irandan gerçekleşmektedir. Mahmut Ahmedinejad 2006'da yeni bir politika oluşturarak gözden kaçmış liberal - laik düşüncelere sahip üniversite hocalarının tasfiyesi adlı aksiyonda bir çok üniversite hocasını zorla emekli etmiş yerine devrim muhafızlarına mensup bir gecede doktora almış hocalar atamaya başlamıştır. bu durum da kaçışların hızlanmasına neden olmuştur. Mahmut ahmedinejad ile hız kazanan diktatörlüğün sonucu bunlarla sınırlı değil özellikle onun Cumhur başkanlığının ikinci döneminde islam cumhuriyeti tam anlamıyla eski günlerine geri dönmüş ve devlet mafyası halinme dönüşmüştür. bu dönemde muhalifler eski sovyetler gibi kaçırılıyor, belirsiz yerlerde tutuluyor kimi zaman hiç bir zaman eve geri dönmüyorlardır. kimi zaman da işkencelere dayanan muhalifleri ailelerine zarar vererek tehditte bulunup itirafa zorlanıyorlardır. Mahmut Ahmedinejad devrim muhafızlarına mensup grubuyla bir kaç kez meclisi basmış ve koruma ekibiyle konuşma yapmış meclise istediği yasaları kabul ettirmek için tehditte bulunmuştur. ayrıca onun döneminde devrimin ilk yıllarından sonra idamlar tekrar hız kaznmış nüfusuna göre idam sayısı dünyada tekrar ilk sırada toplam idama göre ise çinden sonra ikinci sırada yer almıştır. onun döneminde yıllar sonra iran tekrar birleşmiş milletlerden defalarca uyarı almış, insan hakları ihlaliyle suçlanmıştır tüm ihlallere rağmen Ahmedinejad geleneksel tavrıyla Birleşmiş Milletler insan hakları konseyinde yer almak için talepte bulunmuş, bu telabei dünyada ve Iranda muhalefet tarafından geniş çaplı itirazlara sebep olmuş o da cevap olarak Kanadayı Kadın hakları ihlaliyle suçlamıştır. aynı zamanda onun döneminde yıllar önce Ayetullah Humeyninin en büyük arzularından olan ancak o dönemde halen az da olsa liberallerin halen gücü bulunduğu için yapamadığı kadınları iş ortamından uzaklaştırmak ve dışarıda Kara çarşaf veya Magnea denen koyu renkli türban benzeri bir örtüye örtme ve ayrıca üniversitelerde dahil tamamıyla toplumda kadın-erkek temasını engelleme arzusunu gerçekleştirmeye yönelik girişimlerde bulunmuş muhalefet tarafından ciddi protestolara uğramıştır. ayrıca onun döneminde bir çok muhalifin uyuşturucu kaçakçısı damgasıyla idam edildiği idea edilmektedir. ayrıca haber kanallarının raporuna göre 2009'dan sonra patlak veren itirazlara istihbarat bakanlığı ve Devrim muhafızları birliğinin cevabı cep telefonlarında SMS servisinin kesilmesi veya GSM şebekelerinin çalışmaması, internetlerin kesilmesi, yavaşlatılması ve kimi zaman sabit telefonların da kesilmesi ile iletişimi engellemeye çalışmak olmuş ve bu durum istihbarat bakanlığının bire bir Rus gizli servisi FSB ve çin Devlet Güvenlik bakanlığı ve olağan üstü gizli ve adı dahil duyulmamış gizli servisinin uyguladığı yöntemleri akla getirmektedir. özellikle Mayıs 2010'da Kürtlerin yaşadığı eyaletlerde ortaya çıkan genel grevlerde, grevin yaşandığı şehirde sabit telefonlar dahil kesilmiştir. Ayrıca Devimin ilk yıllarından beri muhalifler tutuklanmış ve hemen daima işkence tiplerinden biri ailenin tehdidi ve özellikle ailenin kız üyelerinden birinin tacize uğrayacağı olmuştur. 2010'da Ahmedinejad ile muhalefet suçuyla tutuklanan ünlü yönetmen Cafer Penahi 70 gün hükümsüz ve avukatıyla görüşmeden mahrum tutuklu tutulduktan sınra açlık grevine girmiş ve ailesinin tehditlerle karşı karşıya kaldığını o yüzden röportaj veremediklerini açıklamış ve Avukatı ve ailesiyle görüşme talebinde bulunmuştur. Yargı gücünü de bünbyesinde bulunduran islam cumhuriyeti yargıçları hemen daima islam cumhuriyeti lehine yasal olmasa da hükümler vermekte ve devrimin ilk günlerinden sonra dahil muhaliflerin idama götrümekteler. bu davranış bir çok kez muhalif grupların tepkisini çekmiş ve kimi zaman kabarık bir geçmişi bulunan yargıçların öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. örneğin Tahran savcı yardımcısı ve benzeri idamlar ile kabarık bir sicili olan Gazi Mukaddes(Yargıç Mukaddes) 2005'de Majid Kavousifar ve Hüseyin Kavousifar adlı iki genç tarafından adliye çıkışı öldürülmüş ve Dubai'ye kaçan katiller Dubai polisi tarafından yakalanıp Islam Cumhuriyetine iade edilmiş takibinde Mahkemey çıkarılmışlardır. öncelikle para cezası hükmü aldırttığı için onu öldürdüklerini ifade etseler de daha sonra savcı tarafından işlemedikleri suçlar (silahlı soygun, gasp vs.) ile suçlandıklarında Majid Kavousifar şöyle demiştir: "Ben ve arkadaşlarım zulmun kökünü kurutmaya yemin ettik" idam cezası cinayetin yaşandığı mahalde umum gözü önünde gerçekleşmiş Reuter's muhabirinin Mecit Kavusiferin yeğeni Hüseyin'e idam ipi boynuna atılmış ve elleri arkadan bağlı güler yüzle el salammaya çalışırken ve ardından ikisinin de cansız bedeni havada sallanırken çektiği fotoğraf "yılın fotoğrafına layık görülmüştür.[37][38] [39] Yargı sistemindeki bu olaylar 2010'da 2009-10 arası halk protestolarında yakalanan proterstocuların mahkemelerinde tekrardan şiddetlenmiş ve 2010 Mayısta 150 milletvekilinin imzasıyla Tahran İslam Devrimi Mahkemesi Başsavcılığına gönderlen muhalefet lideri Mir hüseyin Musevi ve Kerrubinin yargılanma talebine Yargı sisteminin başkanı tarafından verilen cevapta şöyle gelmiştir: "Bzim birimimiz dini lider Hameneinin emrindedir. biz neyi ne zaman yapacağımızı Dini liderimizle beraber çok iyi biliyoruz. lütfen bize neyi ne zaman yapacağımızı öğretmeyin" [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49]
[değiştir] Ekonomik boyutu
Devrim öncesi Iran hızla sanayileşmeye doğru gitmekteydi, solcu akınının bir ürünü olarak ortaya çıktığı düşünülen ve 1963'de tamamlanmış Mohammad Reza Shah Pahlavi'nin Ak Devrimi, köy ağasının zoruyla da olsa bir araya toplanıp çalışan çiftçilere köyağasının arazisinin bölünüp verilmesiyle beraber baskı altından kurtulan köylüler büyükşehirlere akmaya başladı böylece Iranda çiftçilik sektöre sürekli gerileyerek buğday ihracatçısı durumunda olan iran hızla ithalatçı durumuna düştü. şehirlerde hızla işsiz-günlük işçi popülasyonu artarken bir taraftan devrimin alt gruplarını oluşturdu diğer yandan da sanayileşmeyi halkı memnun etmeyi ön planda tutup Ak Devrim deneyiminden yenilgiye uğrayan devlet için vaz geçilmez kılmıştı. siyasi istikrar ve ortadoğunun en özgür ve en güvenilir ülkesi olmasuyla beraber işçinin bol ve ucuz olması yabancı sermayeyi cezbediyordu. hızla araba fabrikaları kuruluyor hükümetin desteği ile küçük yerel sanayiler kendilerini geliştiriyordu. ihracatın önünün açık olmasıyla beraber hızla sanayileşme yaşanıyordu. o dönemde 34Milyon kişi civarından nüfusu olan bir ortadoğu ülkesi için oldukça iyi bir başarıydı. ancak yabancı sermayenin gelmesi solcuları Turistlerin gelmesi ise dincileri rahatsız ediyordu. Irana gelen turistler, o dönemde halen zamanımızdaki gibi umuma açık iletişim teknolojisinin sağlanamadığı topluma kendileriyle beraber yeni dünyanın kültürünü getiriyor gençleri dinci ve mollaların emirlerinden uzaklaştırıyordu. Iranın ne denli turistik bir ülkeye dönüşmek üzere olduğu günümüzde halen ününü koruyan dönemin ünlü çizgi filmi Pembe Panter filmlerindeki bir bölümde Iran sahillerine yaptığı gezide anlaşılabilir. ayrıca sanayileşme ve zenginleşme gençleri üniversitelere ve okullara yönlendiriyor topllumu iyice medreselerden uzaklaştırıyordu bu durum Dinci kesimi iyice rahtsız ediyor gençler ve bir nesil öncesi arasındaki kültürel açıktan yararlanarak insanları şaha karşı kışkırtıyorlardı. Solcu düşüncenin popularite kazndığı o dönemde gençler hızla sol fikrini benimsiyor ve gençler de solcu gruba katılarak şaha karşı nefret besliyorlardı. [51]
Humeyni'den sonra erki ve ekonomiyei elinde bulunduran zengin zümre yurt dışına kaçmış, yabancı yatırımcılar ülkeyi terk ettirilmiştir. Küçük işletmeler ve "Çarşı" (Bazari) denilen grup yönetime hakim olmuştur.[52] Bankalar %100 devletleştirilmiştir. bu durumdan memnun olan küçük ve büyük esnaf ayrıca diğer taraftan da solcu ekip kısa sürede hüsrana uğramışlardır. ziraki 4 Kasım 1979 tarihinde ABD büyükelçiliğini basan islamcı/komunist grup diplomatik dokunulmazlığı bulunan Amerikalı diplomatları rehin tutarak dünya çapında ciddi bir krize neden olarak kurulan yeni rejimin güvenilmezliğine göstererek ambargoların konmasına ve daha sonra Iran-Irak savaşı başlamasıyla beraber ticaretin iyice kısıtlanmasına ve birden bire ortadoğunun en zengin ülkelerinden biri olan ve ayrıca ortadoğunun en özgür ve en yaşanılır ülkesi olan Iranı borç batağında sürüklenen gereksizce 8 yıl sürecek yıprandırıcı bir savaşın ortasında bulmuşlardır. savaşın bitiminde ise bu memnuniyetsizlik içinden çıkılmaz bir sürecin başlangıcına girmiş günümüze kadar uzanmaktadır. özellikle Mahmut Ahmedinejadın cumhurbaşkanı olmasıyla beraber 1979'da Ayetullah Humeyninin bizzat emriyle kurulan ve devrimi karşıdevrime koruma amacını güden Devrim Muhafızları ordusu kendini ülkenin yegane gücü olarak perde arkasında da olsa ilan etmiş ve yarı devlet mafyasına dönüşerek iyice ülkeye hakim olmuştur. bu olay ülke genelinde önceden askeri hapishane olarak kurulan Devrim Muhafızları hapishanelerinin sivil halka açılarak muhaliflerin işkence edildiği yere dönüştürülmesine kadar gitmiştir. devrim muhafızları bu süreç içerisinde muazzam bir yarı askeri mafyaya dönüşerek kendilerinden olmayanlara ekonomik boyutta iş şansı tanımamakta ve ülkenin ekonomik kalbini yapılanmasının ortasında tutmaktadır. tüm sansürlere rağmen çeşitli skandalla neden olan bu süreçte Mahmut Ahmedinejad hükümeti devlet ihalelerini dini gerekçeleri bahane göstererek tek elden Devrim Muhafızlarına bağlı şirketlere devretmiş ve nadiren açılan davalar da dini lider Hamenei tarafından geri çekilmiş örtbas edilmiştir. Aynı zamanda petrol zengini olarak tanınan ve dünyanın Rusyadan sonra en büyük ikinci doğal gaz rezervlerine sahip olan Iran 1979 öncesi Şahlık rejiminde yaşadığı zengin yaşamın aksine vatandaşlarına tam bir sağlık sigortası ve emeklilik dahil sunamamaktadır. ülke genelinde işsizlik resmi kanallardan %12 olarak açıklanmış olsa da bu rakam Mahmut Ahmedinejad hükümeti tarafından ücret karşılığı haftalık bir saat çalışan kişiye "Çalışan" olarak tanınarak sağlanmıştır ve gerçek rakamın %25in üzerinde olduğu söylenmektedir. Ayrıca Mahmut Ahmedinejad iknci kez kendini cumhurbaşkanı ilan ettikten sonra Kadınları en azında devlet daireleri ve fabrikalarından çıkarmaya yönelik başlattığı çabada çeşitli senaryolar ile kadınların devlet memurluğundan çıkarılmasına yönelik çalışma başlatılmıştır. dini ve kültürel gerekçeleri bahane göstererek kadınların evde oturarak çocukların yetişmesi için çalışması gerektiğini söyleyen ahmedinejad ülkeyi şimdiye kadar görülmemiş bir ekonomik, siyasal ve kültürel batağa sürüklediği konuşulmaktadır. Islam devrimi sonucu devleti ve hükümeti her ikisini birden elinde tutan rejim Petrol gelirlerinden elde edilen dövizin önemli bir kısmını Hamas gibi örgütlere devrimi ihraç etme amacıyla aktarmaktadır ve bunu da medyadan gizleme gereği dahil duymamaktadır. Iran, Afganistandan Avrupa ve Amerikaya giden uyuşturucunun 3 güzergahından birinin başlangıç rotasıdır. devrimden önce özellikle Gizli servis SAVAK'ın kapalı perdeler arkasında yaptığı anlaşmalar gereği uyuşturucu parselleri iranda açılmama şartıyla Iranı transit geçiyor özellikle Türkiye üzerinden Avrupaya geçiyordu. Devrim ile beraber güzergah büyük sorunlar ile karşılaştı zira güç dengeleri iyice sarsılmış yeni hükümet bu işe pek sıcak bakmıyordu. ancak Liberallerin tasfiyesiyle beraber para kokusuna mest olmuş mollalar hızlıca rotayı tekrar kurmuş hatta Avrupa ve Türk Mafyası uyuşturucuyu artık daha ucuza ve daha kolay temin ediyordu. uyuşturucu işinde iyice pişen kökten dinci grup daha sonraki yıllarda yani savaş sonrası halkı uyutup muhalif gençleri güçsüz bırakma amacıyla aynı uyuşturucuyu yurt içinde büyük miktarda ve çok ucuza gençlerin ulaşabileceği şekilde el altından satmaya başlamışlardır. günüzmüde Iran uyuşturucu piyasasında uyuşturucu komşu Türkiyeden onlarca kat ucuza temin edilebilmektedir. bu durumun neticesinde Birleşmiş Milletler raporunda gençler arsında uyuşturucu kullanımının yaygunlığı açısından Iranın dünyada ilk sırada yer aldığını rapor etmişlerdir. Muhalefetin ender olarak yaptığı konuşmalar ve çıkardığı gazetelere manşet olan bu konuda yer alan cümlelerde Ayetullah humeynin devrim sırasında şahın kardeşi Eşref Pahleviyi uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlamasına istinaden "o zamanlar ülkedeki az mikatardaki uyuşturucu kullanımı için suçlanacak biri bulunuyordu ancak günümüzde bu rekorlar için suçlanacak hiç bir makam bulunmamaktadır" deseler de Mahmut Ahmedinejad klasik olarak onun için de batıyı ve uydu televizyonlarını suçlamıştır. [53] [46]
Tüm olaylar göz önünde bulundurulduğunda sadece Merkez Bankası verilerine bakılarak vervrimin ekonomik boyutu şöyle değerlendirilebilir: 1976'da yani devrimden 3 yıl önce kişi başına düşen milli gelir 8847100 Riyal (iran parası) tüm enflasyon ve devulasyonlara rağmen 1997'de kişi başına düşen milli gelir ise 2497790 Riyal bu rakam 2005'e gelindiğinde 5878110 Riyal'e çıkmıştır. Ahmedinejad dönemi geldikten sonra sağlıklı kayıtlar tutulmamış veya bu rakamlar yayınlanmamıştır. yapılan eleştirilerin 2009'da maksimuma ulaşmasıyla beraber Ahmedinejad hükümetinin tayin ettiği Merkez Bankası müdürü, eleştirilerin yapıldığı kaynakları kurutma amacıyla hiç bir açıklama getirmeden geçmiş kayıtları dahil Web Sitesinden kaldırtmıştır.
Devrimi takiben devletleştirilen kurumların bir çoğu ahmedinejad döneminde hızla özelleştirilmiştir. özelleştirmelerin bir çoğunun Devrim Muhafızlarına bağlı şirketlere veya Devrim muhafızları komutanlarının sahibi olduğu şirketlere verilmesi üzerine devlet mafyası iddeaları güçlenmiş bir çok sklandala neden olmuştur ancak Ahmedinejad ve dini lider Hamenei durumu örtbas etmeye çalışmış ve kimi zaman da açık açık dini gerekçeleri bahane ederek islamın geleceğei için şirketlerin devrim muhafızlarına bağlı olmasında yarar var demiştir. Günümüzde iddealara göre iran piyasası 3 grup tarafından yönetilmektedir: 1. Mahmut Ahmednejad ve devrim muhafızları en büyük maddi rant ekibi olarak, 2. Hakkında uluslararası interpol arama kararı bulunan eski cumhur başkanı Hashimi Rafsanjani, çocukları ve ekibi, 3. Müslüman olmuş bir Musevinin oğlu olan devrim döneminde Bazarilerin başkanı olan "Transfer Hacı" lakaplı Asgaroladi ve ekibi. idealara göre bunlar devlet/özel bankalardan büyük krediler çekmiş ve geri ödememiştir.
[değiştir] Politik Boyutu
Bu devrimle ABD, Ortadoğu'daki müttefikini kaybetmiştir. Devrim sonrası İran Fransa'ya dolayısı ile Avrupa'ya yakın bir anlayışa dönüşmüş ABD'den uzaklaşmıştığı sanılmış ancak devrimden sadece bir yıl sonra bu anlayışın temelli yanlış olduğu kesinlik kazanmıştır. Devrimden önce politik ve askeri anlamda ortadoğunun en güçlü ülkesi, Devrim öncesi şah tarafından satın alınan 202 adet "F-14 Tom cat"ler ile dünyanın en güçlü hava kuvvetleri arasında 5. sırada yer alan hava kuvveti durumuna gelen ve aynı zamanda ortadoğunun en eski devleti ve dünyanın en eski devletlerinden biri olan Iran, uluslararası arenada giderek güç kaybetmiş ve terorü destekleyen ülkeler arasında yer almıştır. Terör devletine dönüşeceği ABD büyük elçiliği baskını ve 444 günlük rehine krizi döneminden belli olan islam cumhuriyeti terör olaylarını vatandaşlarından da esirgemeyip çeşitli dönemlerde muhaliflerini göstermelik mahkemeler yerine yetiştirdiği teröristlerce öldürmüştür. 2009 Cumhur başkanlığı seçimlerinde, seçimlere hile karıştırıldığı gerekçesiyle çıkan olaylarda rejim yetiştirdiği kökten dinci ajanlar ve milislerini çeşitli olaylarda kullanmış ve ayaklanmış halkı sokaklarda öldürmüştür. söz konusu ajanlar polis arabasıyla protestocuları ezerek öldürmekten dahi çekinmemişlerdir.[60] bu konu çeşitli haberajanslarında halkın cep telefonlarıyla çekmiş olduğu filmler vasıtasıyla haber konusu olmuş ve dünya çapında yankı uyandırmıştır. ancak islam cumhuriyeti polisi konuyu tamamıyla yalanlamış ve tekrar olayın yabancı ajanlar taraından yapılmış olduğunu öne sürmüştür. Ahmedinejad Cumhur başkanı olmadan önce Tahran belediye meclisi ve millet vekili olmaya da yelkenmiş seçimleri kaybetmiştir, ancak o dönemlere ait hile idealarıyla da karşılaşmış durum örtbas edilmiştir. Pehlevi rejiminin son yıllarında özellikle ABDnin desteği ile SSCB ve Arap dünyası özellikle Iraka karşı silahlanan Iran son dönemde satın aldığı 202 adet F-14 Tomcatler ile dünyanın en güçlü 5. hava kuvvetine sahip olmuş ve elindeki güç ile SSCBnin çok yüksek irtifalarda Iran üzerinde uçurduğu bir adet insansız casus uçağını düşürmeyi başarmıştı. olayın ardından SSCB bir daha Iran üzerinde uçak uçurmayacağını açıklamak zorunda kalmıştı. ancak SSCB tarafından destek gören solcular mollalar gibi silahlanmaya harcanan paraya verdikleri tepkiye bu olaydan sonra şiddet vermeye başlamışlardı. Humeyniye göre silahlanmaya harcanan para yoksul halka nakit aylık olarak verilebilirdi ayrıca aynı paradan elektrik ve su bedava yapılabilirdi. bu vaatler anlatıldığı gibi yoksul halkın ilgisini çekiyor Humeyninin çevresinde kitlelerin toplanmasına neden oluyordu. ancak verilen bedava elektrik ve su vaadi sadece Humeyninin irana dönüşündeki ilk gün Beheşt-i Zehra mezarlığında yaptığı konuşmada bir daha dile getirildi ve bir daha açılmamak üzere dosyası kapatıldı. devrim sonrası Şah rejimine satılmış olan inanılmaz güçteki askeri malzeme başta ABD olmak üzere batı ülkelerini ayrıca komşu ülkeleri de korkutuyordu. Devrimin zaferini takiben geçici hükümet başkanı olan Mehdi Bazargana ABD tarafından sunulan teklifte F-14 Tomcatler ve AIM-54 Phoenix füzeleri başta olmak üzere bir çok güçlü ve pahalı silah ABDye iade edilecek ve ABD irana ödediği parayı iade edecekti. orduya ihtiyacı olmadığını söyleyen ve ortadoğunun en güçlü ordusuna sahip olmayı istemeyen bir rejim için iyi bir fırsat olarak değerlendirilen plana verilen olumlu yanıta rağmen iki taraf üzerinde fiyat üzerindeki anlaşmazlık nedeniyle asla bu değiş tokuş gerçekleştirilemedi ancak ABD teslim etmesi gereken son F-14 Tomcati Irana teslim etmedi.[61] Aslında değiş tokuşun gerçekleşmemesi Iran için çok büyük bir şansın habercisiydi zira bütçesinin %85ini silahlanmaya ayıran Irak gelecek sene karışık ve savunmasız kalan Irana saldıracak ve bu silahlar saldırı karşısında şaşkın kalan ülkeyi kurtarmakta çok önemli bir rolü üstleneceklerdi.
islam devirmi sonucu olarak iş başına gelen ilk hükümet liberal-islami bir hükümet olsa da mollaların çeşitli oyunlarıyla saf dışı bırakılan liberal kesimden kalan son yasalar ise Mahmut Ahmedinejad hükümeti tarafından yok edilmiş, ülke diplomatları tasfieye edilmeye başlanmıştır. Dini lidere bağlı olamayan kimse kamu personeli olarak çalışamayacak sloganıyla harekete geçen Ahmedinejad tarafından tasfiye edilmeden önce yurtdışındaki bir çok diplomat elçiliklerden kaçmış ve sığınma talebinde buylunmuştur. haberajanslarına verdikleri demeçlerle yankı uyandıran diplomatların kaçışını hiç bir zaman Ahmedinejad hükümeti kabul etmemiştir. dünya çapında 2009 Kasım aynında yapılan nükleer pazarlık olayı iranın son diplomatik çabasının yıkımı olarak kabul edilen oalyda diplomatların yaptığı anlaşma dini lider tarafından protestosuyla sonuçlanmış ülke geniş çaplı bir ambargoya sürüklenmiştir. devrim sürecinin sonucunda 1979'dan sonra ilkenin politik geçmişine bakıldığında ülke bir ortadoğu ülkesi olarak zirveden düşüşe geçmiş teröre verdiği destekle uluslararası arenada aciz bir ülke halkının gözünde düşman olarak benimsenen, neredeyse politikacı olarak tepede bulunanların tamamı Devrim muhafızlarına mensup askerlerden oluşan karanlık geçmişlere sahip kimi zaman devletin tepesinde yer alan kişilerin isimlerinin dahil sahte olduğu (örn. humeyninin gerçek soyadı Mustafevi Hashimi Rafsanjanininki ise Behbahani olduğu ortaya çıkmıştır.) kişilerce yönetilen bir devlet durumuna gelmiştir. Mahmud Ahmedinejadın ise devrim muhafızlarına mensup bir asker olarak Iran Irak savaşında cepheye gidip gitmediği, istihbarat teşkilatına mensup olup olmadığı, yurt dışı operasyonlarda tetikçi olarak görev alıp almadığı halen mechul olsa da bir kısmı kendi tarafından diğerleri ise istihabarat örgütleri ve muhalifler tarafından iddea edilmektedir.
Şu anda Ahmedinejad'ın 21 bakanından 16sının Devrim muhafızı askeri oldukları iddea edilse de 5'inin durumu kesindir. Savunma bakanı olarak atanan Ahmad Vahidi Arjantin'de Musevilerin derneğinde 85kişinin ölümüne neden olan bombalama olayından zanlı olarak incelemeye alınıp mahkemede suçlu bulunmuş interpol tarafından kırmızı bültenle arama kararı bulunan eski devrim muhafızları yurt dışı operasyon birimi olan Kudus ordusu komutanı. bu olayda Vahidi ile beraber 2 kez cumhur bşakanlığı yapmış dünyanın en zenginleri arasında çeşitli idealar olasa da ilk 50'de bulunan Ali Ekber Hashimi Rafsanjani, dönemin Dış işleri bakanı Ali Akbar Velayati, Istihbarat bakanı Ali Fallahiyan, Devrim muhafızları komutanı Mohsen Rezai, Iran Arjantin büyükelçiliği görevlileri Ahmad Reza Asghari ve Mohsen Rabbani ve bir de Hamas operasyon komutanı İmad Mughniyah'ye arama emri çıkartıldı ancak politik baskılarla beraber Cumhur başkanı Hashimi Rafsanjani ve dış işleri bakanı Velayati'nin arama emri kaldırılmıştır. ancak yıllar sonra Kasım 2009'da konuyla ilgilenen Arjantin yargıçlarından Carlos M. islam cumhuriyetiyle iş birliği yaparak söz konusu kişilerin olayla bağlantılarını kanıtlayan belgelerin gizlenmesinde ve olayın aydınlanmasını engellenmesinde rolu olduğu ideasıyla yargılanmıştır. Iran interpol ülkesi olmasına rağmen günümüze kadar diğer 5 kişi tutuklanamamıştır.[63] [64] [64]
[değiştir] Sonuç
Islam Devrimi sonucu anlatıldığı gibi Iranda yaşam koşulları iyice zorlaşmış ve giderek diktatörlüğün şiddeti artan hükümetin halka baskısı artmaktadır. bu baskının sonucu 2009'da bir halk isyanına dönüşmüş ancak bu isyan da kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışılmıştır.[69] Devrimden önce monarşik bir hükmete sahip olsa da halkın temel geçimini sağlayan hükümetin yerini devrime destek veren eğitimsiz halkı arttırmaya çabalayan bir hükümet almıştır. Devrimin ilk yıllarında Humeyni tarafından doğum kontrol yöntemlerinin haram ilan edilmesiyle başlayan nüfus arttırma politikası Ahmednejad tarafından yenilenmiş 2010'da Ahmedinejadın açıklamasına göre her yeni çocuğa 10.000.000 Riyal (~1.500 TL) para ödeneceği bildirilmiş sürgündeki muhalifler tarafından sert bir şekilde eleştirlmiştir. Devrim öncesi 34.000.000 nüfusa sahip olan bir ülke olarak iranda sağlık hizmetleri devlet bünyesinde gerçekleşip sağlık hizmeti için hiç bir şekilde sigorta primi dahil alınmaz iken günümüzden ülkede sigorta primini ödeyen vergi mükelleflerine dahil tam bir sağlık hizmeti verilememektedir. ayrıca devrimden önce piyasada gençler ve özellikle üniversite mezunu gençler için bol iş bulunur iken günümüzde Ahmedinejad hükümetinin haftada bir saat ücret karşılığı çalışan kişiyi çalışan hesaplamasıyla dahil işsizlik oranı %25i aşmaktadır. Ahmedinajda yönlendirilen eleştirlere yanıt olarak şöle demiştir: "herkes bizim %25lik işsizlik oranımızı görüyor ama hiç kimse kalan %75i islam cumhuriyeti çalıştırıyor demiyor". ayrıca fabrikaların kapanması veya maaş vermemesini takiben oluşan protestolar özellikle onun döneminde kanlı bastırılmış ve aylarca bir çok fabrika maaş ödememeiştir. [70] Devrimi takiben yaşanan ABD büyük elçiliğini basıp rehine olayının yaşanmasıyla beraber Amerika tarafından Ambargo uygulanan Islam Cumhuriyetine uygulanan ambargo yasaları devamında gelen muahliflerin ve Shapour Bakhtiyar gibi eski devlet büyüklerinin Iran dışında terör edilmesi, Arjantin Museviler mekezi bombalama olayı, Austuryada bizzat Ahmedinejad tarafından yapıldığı iddia edilem Kürt liderlerinin terörü ve özellikle Myconos olayı ile beraber Ambargo Avrupaya sıçramış, Ahmedinejadın nükleer politikalarıyla beraber Birleşmiş Milletler tarafından artarda sıkı ambargo planları uygulanmıştır. bu ambargolar her nekadar hükümet tarafından önemsiz tasvir edilse de şüphesiz ki ülkede geniş ticari kayıplara neden olmuştur. ayrıca bu ambargolar ve özellikle Devrim muhafızlarının yoksusllaştırıp sahiplenme politikası olarak bilinen aksiyonlarıyla fabrikalar artarda kapanmış petrol dışı ülke ihracatı 2009'da 1978'in 3te birini dahil görememiştir. Özgürlük yönünden değerlendirildiğinde islam devrimi Medianın özgürleşeceği sloganıyla zafere ulaşmış ancak Ağustos 1979'dan günümüze kadar yüzlerce gazete kapatılmış hiç bir özel TV/Radio yayınına izin verilmemiştir. Besij adı verilen Devrim Muhafızlarının sivil kolu kurulduğu günden beri islam cumhuriyetinin gaayri resmi baskı kolunu oluşturmuş muhalifleri bastırmakta baş rolü oynamıştır. Örneğin 1998'de ilk kez sesini yükselten Tahran üniversitesi öğrencileri kaldıkları yurtta baskına uğramış baskın 3 gencin ölümüyle sonuçlanmıştır. başka bir örnek dünyanın tepkisini çeken 2009'da Ahmedinejadın seçimi kazandığını ilan etmesi üzerine çıkan protestocular da Besij tarafından kanlı bastırılmaya çalışılmıştır. olaylar halkın tepkisini çekmiş ve Besij Karargahı önünde toplanmışlardır. Besaij yasal olarak Devrim muhafızlarına bağlı olsalar da sivil kol olduklarından barış zamanında silah bulundurma yetkisi olamayan bir kurum olmasına rağmen karargahın çatısına çıkan milisler halka direk kurşun yağdırmaya başlamışlar ve bir çok kişinin ölümüne neden olmuşlardır. Besij komutanı Ayetullah Talib, Shapour Bakhtiyarın 1979'da verdiği bir röportajda, muhabirin "neden karakola giren devrimcilere ateş açıldı?" sorusuna verdiği "eğer devrimciler askeri bir alanı basarlarsa asker silahını korumak zorundadır" cevaba istinaden "orası askeri bir alandır BEsij silahını korumak zorundadır]] demiştir. Hal bu ki Besijin silah bulundurma yetkisi yok ayrıca protestolar Besij karargahının önünde sessiz bir şekilde sürüyordu bu olay dünya çapında geniş bir tepkiye neden olmuştur. [71] Tabi besij bununla yetinmedi, özellikle 2009dan itibaren uyguladığı baskıya hız veren milisler özellikle Ahmedinejada tepkisini ilan etmek için çareyi her akşam çatıdan "Allah-u Ekber" demekte bulan halkın -Allahu ekberin duyulduğu evleri- basıp tüm evi dağıtmaışlardır. olayın yansıması Birleşmiş milletler insan hakları konseyi ve dünya af örgütüne kadar gitmiş Besij komutanı Ayetullah Talib Besijin sivil bir kuruluş olup her hangi bir üniformaya sahip olmadığını unutarak şöyle açıklama getirmiştir: "onlar yabancı güçlere bağlı kimseler ve Besijin adını bozmak için Besij üniforması giyerek bu işleri yapıyorlar"[72] [73] olaylar bunlarla sınırlı kalmamış Ayetullah Talibin sözlerinin devaı diğer devlet büyüklerinden de gelmiştir ve bir çok tutsak TV'da yabancı güçler ile irtibatta olduklarını itiraf etme zorunda bırakılmış olay trajik komik bir hal almıştır zira adayların bir çoğu bir biriyle uyuşmayan ve sadece islam cumhuriyeti yararına olam komik itiraflara imzalarını atmak zorunda kalmış devamında kimi idama mahküm edilmiştir. Aslında bu itiraflar yeni bir olay değildi Devrimin ilk yıllarından beri muhalifleri Televizyona çıkarıp bu itiraflar tarzında cümleleri onların ağzından umuma yayınlıyorlardı hapisten bir türlü kurtulup kaçan muhalifler yurtdışında röportajlarında bu itirafları ailelerine dokunulmasın diye söylediklerini ve imzaladıklarını anlatmışlardır. 2003'de Medhi Bazarganın da içinde bulunduğu bir ekip Mehdi Bazarganın kurucusu olduğu "Iran halkının özerklik veÖzgürlüğü savunucuları topluluğu"na mensup olma suçuyla tutuklanmış ve TV'da buna benzer itiraflarda bulunmuşlardı. bu olay ile ilgili yazılan "Hacının ziyafetinde" kitabında yurtdışına kaçan bu kişiler onları itirafları imzalamaya zorlayan işkencecilerin içinde günümüzde radikal bir islam cumhuriyeti, dini lider hamenei ve Ahmedinejad yanlısı olan ve devamlı protestocuların yargılanıp idama mahküm edilmesi gerektiğini vurgulayan devlet gazetesi Keyhanın genel yayın yönetmeni Hüseyin Şeriatmedarinin de bulunduğunu ifade etmişlerdir.bu grupta hapisten kurtulanların çoğu kısa süre sonra ölmüşlerdir. [74] Devrim ile beraber Irana dönen Humeyninin yanında oturan ve yabancı muhabirlerin sorularını Humeyni için farsçaya çeviren Humeyninin Paristeki danışmanı (ve hakkında KGB ajanı olduğuna dahil iddialar da bulunan) Sadık Kutbzade seçimleri Beni sadr'e kaybettikten sonra iktidara ulaşmaya çalışan mollalar tarafından inzivaya sürüklenmiş ve 1982'de Humeyninin evini bombalamaya çalıştığı gerekçesiyle tutuklanmış devamında televizyonda benzer şekilde itiraflarda bulunmuş idama mahküm eidlmişti. daha sonraki Kutpzadenin CBC muhabiri olan eski nişanlısı tarafından yazılan "Aynadaki Adam" adlı kitapta şöyle yazmaktadır: "olaylar çığrından çıkmıştı, Sadığa artık bu ülkenin onun yeri olmadığını ve devrimin onların amacından fazlaca saptığını söyledim ve iranı terketme teklifinde bulundum ancak sadık aynen şöyle cevap verdi: bu devrim iran için bir kabusu armağana getiri ve ben bu kabusun iran getirilmesi için büyük bir rolü üstlendim o yüzden cezamı çekmem gerekiyor ve iranda kalıp kaderimle yüzleşeceğim". [75] ce daha sonra Ayetullah Hüseyin Ali Müntaziri kendi anılarında idamıyla ilgili şöyle yazmaktadır: "Duydum ki hacı Ahmet (Humeyninin oğlu) hapiste Kutbzadeye sen bunu kendi iyiliğin için söyle ben babamı seni affetmesi için ikna edeceğim demiş ve devamın kutbzade ona güvenerek bu itirafları etmiş ve kurşuna dizilmişti. yine de olayın takibinde aldığım haberlere göre humeyninin evindeki kuyuya patlayıcı dökme olayı tamamen yalan olup Ayetullah-il uzma Shariatmadarinin gücünü elinden almak için bir bahaneymiş." (çünkü hükümet kutbzadenin amacını humeyniyi öldürüp Shariatmadariyi yerine geçirmek olduğunu iddea etmişti).[76] [77]
[değiştir] Kaynakça
- ^ Robin Wright: The Last Great Revolution/ Turmoil and Transformation in Iran;2000 ABD, Çeviri: Şeniz Türkömer, Son Büyük Devrim;2001, Doğan Yayıncılık ISBN: 975-6612-05-3
- ^ The Shah and the Ayatollah: Iranian Mythology and Islamic Revolution; ISBN 0-275-97858-3: Fereydoun Hoveyda(Devrim öncesi 13yıl başbakanlık görevinde bulunmuş devrim sonrası idam edilen Amir Abbas Hoveydanın kardeşi)
- ^ Khomeinism: Essays on the Islamic Republic. University of California Press;1993, ISBN 978-0-520-08503-9
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=7cLzQn3g3dM
- ^ Abrahamian, Iran Between Two Revolutions;1982
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=STwNHnk95tA
- ^ Tortured Confessions: Prisons and Public Recantations in Modern Iran. University of California Press; 1 edition, 1999, ISBN 978-0-520-21866-6
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=JUq2ek2eZ78&feature=related
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=Qn7EoeJSzUo
- ^ http://news.gooya.com/politics/archives/002728.php
- ^ http://www.ettelaat.net/03-11/a_k_az_e_g_t_e.htm
- ^ Ayetullah Khalkhalinin Anıları(خاطرات آیت الله خلخالی), Sadegh Khlakhali, 11. baskı;ISBN: 9645918049
- ^ http://www.etemaad.ir/Released/86-04-07/228.htm
- ^ Ayetullah Khalkhalinin Anıları(خاطرات آیت الله خلخالی), Sadegh Khlakhali, 11. baskı;ISBN: 9645918049
- ^ http://shahrvandemroz.blogfa.com/post-396.aspx
- ^ Ayetullah Khalkhalinin Anıları(خاطرات آیت الله خلخالی), Sadegh Khlakhali, 11. baskı;ISBN: 9645918049
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/11/091103_si_montazeri_usembassy.shtml
- ^ http://www.rahesabz.net/story/9117
- ^ http://www.rahesabz.net/story/9017
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=vEh_T1Ooq2o
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=ZzvWLp6pfWU
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=C5-5qRxMGPY&feature=related
- ^ http://www.nytimes.com/1998/02/08/weekinreview/correspondence-iran-explain-it-again-please-who-says-i-can-t-wear-a-hat.html?sec=&spon=&pagewanted=all
- ^ http://www.time.com/time/subscriber/personoftheyear/archive/stories/1979.html
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2010/05/100521_l07_iran89_fridaypraying_janati_hejab.shtml
- ^ http://www.if-id.de/New/index.php?option=com_content&task=view&id=5436&Itemid=52
- ^ http://20news.wordpress.com/2009/04/12/گزارش-بی-بی-سی-از-فشار-بر-مذاهب-در-ایران/
- ^ http://www.dw-world.de/dw/article/0,,5275347,00.html
- ^ Hatta Ayetullah Khalkhalinin Anıları(Farsça: خاطرات آیت الله خلخالی) kitabında "nasıl şah ve çevresindekileri idama mahküm ettim?!" adında bir bölüm var.
- ^ Ayetullah Hüseyin Ali Münteziri'nin Anıları. Avrupa Iranlı Yayıncılar derneği basımı.
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=rvYrdhkzGGE&feature=related
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=55KmiocRslo&feature=related
- ^ http://www.radiofarda.com/content/F8_LIST_KILLED_PEOPLE_POST_ELECTION_NOROUZ/1814704.html?page=2&x=1
- ^ http://edition.cnn.com/WORLD/9704/10/germany.iran/
- ^ http://iranhrdc.org/english/pdfs/Reports/murder_at_mykonos_report.pdf
- ^ http://www.iranian.com/Pesar/2004/July/Nojeh/index.html
- ^ http://www.stuff.co.nz/world/photos/3166558/Top-100-Reuters-photos-of-the-decade
- ^ http://www.stuff.co.nz/world/photos/3166558/Top-100-Reuters-photos-of-the-decade
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=DbhK2xPWH80
- ^ http://www.iranpressnews.com/source/076756.htm
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/story/2005/08/050802_sm-moghadasi.shtml
- ^ http://www.aftabnews.ir/vdcao0n49unwi.html
- ^ http://www.rahesabz.net/story/11061/
- ^ http://www.rfi.fr/actufa/articles/113/article_6661.asp
- ^ http://www.scidev.net/en/news/irans-scientific-brain-drain-reaching-critical-m.html
- ^ a b http://www.rahesabz.net/story/3057/
- ^ http://www.iranpressnews.com/
- ^ http://www.iranpressnews.com/source/076431.htm
- ^ http://www.iranpressnews.com/source/076427.htm
- ^ http://www.irannewsnow.com/2009/09/rafsanjani/
- ^ The Unthinkable Revolution in Iran, Kurzman;2004
- ^ İran Devlet Yapılanmasında İç Dinamiklerin Etkisi
- ^ Behçet Cantürkün anıları, Soner Yalçın 7. baskı;2000 ISBN: 975 - 6709 -11 -1
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=bsXQWLY1yrw&feature=related
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=7Kyyflwzcko&feature=player_embedded#at=548
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=1hq3T6B_q4o&feature=related
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=4Ukq8supTWs&feature=PlayList&p=9CF6FF7BA46BFB43&playnext_from=PL&playnext=1&index=89
- ^ Abrahamian, History of Modern Iran, (2008)
- ^ Molavi, Afsin (2005). The Soul of Iran. Norton
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=UJrCiMb7q4s&feature=PlayList&p=2D600657DB5742B8&playnext_from=PL&playnext=1&index=94
- ^ Norman Kempster. "Iran ready to Come Back F-14 Fighters", The Los Angeles Times;29.03.1979
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=1hq3T6B_q4o&feature=related
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/story/2007/11/071107_mf_interpol.shtml
- ^ a b http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/10/091001_wmt-menem-charged.shtml
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=gd3CEUJxxR0
- ^ http://www.rferl.org/content/article/1061805.html
- ^ http://www.dwelle.de/dw/article/0,,5146428,00.html
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=GHpsH1JnvNg&feature=related
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=dDcicm0_yZU&feature=related
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/story/2006/08/060827_mv-workers-sanandaj.shtml
- ^ http://www.youtube.com/watch?v=QSskeMRejLI
- ^ http://www.radiofarda.com/content/f10_Taef_Basij_Commander/1764974.html
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090614_si_election_worldreax.shtml
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/arts/030904_la-cy-hajagha.shtml
- ^ Jerome, Carole, The Man In The Mirror. A True Inside Story Of Revolution, Love And Treachery In Iran;ISBN: 978-1550130485
- ^ http://amontazeri.com/farsi/frame3.asp
- ^ http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/07/090701_vd_ir88_confessions.shtml?bw=nb&mp=wm&news=1&ms3=18&ms_javascript=true&bbcws=2