İcma

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

İcmâ (Arapça: إجماع), bir İslam hukuku terimi.

İcmâ İslam hukukuna göre, herhangi bir çağ veya dönemde yaşamış İslam bilgini ve müctehidlerin Kitap (Kur'an), Sünnet ve bazı mezheplere göre kıyasın delillerinden birine dayanarak, şeriatın (İslami hükümlerin) bir meselesi konusunda aynı hükmü vermeleri, aynı hükümde birleşmeleridir.

İcmâ; lügatte toplama, ittifak etme manalarına gelir. Terim anlamı ise; ümmet-i Muhammed'den bir asırda gelen müçtehitlerin dinî bir hüküm üzerinde birleşmeleridir. Görülüyor ki tıpkı sözlük anlamında olduğu gibi icmanın terim anlamında da bir birlik söz konusudur. Yalnız bu ittifaktan maksat müçtehitlerin ittifakıdır. Çünkü bunlar ilim ve irfan noktasında ümmet-i Muhammed'in en büyükleridir. İcmanın şartı da, içtihada ehil olanların ittifakıdır. Artık müçtehitlerin ittifak ettikleri şey şer'i bir hüküm olur. İcmanın gerçekleşmesi bütün müçtehitlerin ittifakına bağlıdır. Bu müçtehitlerden birisi dahi muhalefet etse, icma gerçekleşmez. Zira, ihtimaldir ki hak, o muhalefet eden müçtehidin elinde olsun. Bundan anlaşılıyor ki icmanın en büyük şartı ittifak yani birliktir.

Bir asırda bulunan müçtehitlerin bir hâdisede ittifakları ve bu ittifaktan müslümanların haberdar olması aklen mümkin ve vakidir. Nitekim Ashab-ı Kiramın bazı meselelerde ittifak etmiş olması kesinlikle sabittir. Ümmet-i Muhammed'in en kudretli temsilcileri olan müçtehitlerin bir meselede ittifak etmeleri bir hüccettir. Böyle bir ittifakın şer'an bir hüccet sayılması bu ümmete İlâhi bir ikramdır.

İcma-i ümmet için birçok deliller getirilmiştir. Bunların en meşhurları; "Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygambere muhalefet ederse, mü'minlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü o yolda bırakırız. (Fakat ahirette de) kendisini cehenneme koyarız. O, ne kötü bir yerdir." âyet-i kerimesiyle "Ümmetim dalalet üzerine toplanmaz" hadis-i şerifleridir. Diğer bir hadis-i şerifte de "Müslümanların güzel gördüğü şey Allah'ın indi manevisinde de güzel görülmüştür." buyurulmaktadır.


(Alıntı: Mehmet Kırkıncı)