Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî hayatı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî kariyeri sayfasından yönlendirildi)
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Paşa (Kasım 1918)
Doğum1881
Selanik, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm10 Kasım 1938
Dolmabahçe Sarayı, İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti
BağlılığıOsmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu
Türkiye Türkiye Cumhuriyeti
Hizmet yılları1893-8 Temmuz 1919,
5 Ağustos 1921 - 1927
Rütbesiİmparatorluk: Mirliva
Cumhuriyet: Mareşal
Çatışma/savaşları31 Mart Ayaklanması
Trablusgarp Savaşı
I. Dünya Savaşı
(Çanakkale Cephesi · Kafkasya Cephesi · Sina ve Filistin Cephesi)
Türk Kurtuluş Savaşı
(Batı Cephesi)
ÖdülleriÖdül Listesi
Sonraki işiTürkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Mustafa Kemal Atatürk'ün askerî kariyeri, İstanbul'daki Harp Okulundan 1905'te kurmay yüzbaşı olarak mezun olmasıyla başladı. 8 Temmuz 1919'da Osmanlı ordusundan istifa eden Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı boyunca askerî bir lider olarak yaşamını sürdürdü.

İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

Beşinci Ordu'da Kurmay Yüzbaşı (1905-1907)[değiştir | kaynağı değiştir]

Mustafa Kemal 1905 yılında, Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'den kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu ve Şam merkezli Beşinci Ordu'ya atandı. Kısa süre sonra "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti" adlı reformist subaylardan oluşan küçük bir gizli topluluğa katıldı ve II. Abdülhamid rejiminin aktif bir muhalifi oldu.

Üçüncü Ordu'da Kolağası (1907-1910)[değiştir | kaynağı değiştir]

1907'de Kolağası rütbesine terfi etti ve Manastır'daki (günümüzde Bitola, Kuzey Makedonya) Üçüncü Ordu'ya atandı. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne (İTT) katıldı.

31 Mart Vakası ve Hareket Ordusu (1909)[değiştir | kaynağı değiştir]

Nisan 1909'da cemiyete muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey'in Galata Köprüsü üzerinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından öldürülmesi üzerine çıkan olaylar, İTC iktidarına karşı "31 Mart Vakası" olarak bilinen ayaklanmaya yol açtı. Bu ayaklanma Selanik'ten gelen askerî birlikler tarafından bastırıldı. İsyanı bastırmak için toplanan bütün kuvvetlerin başına Selanik IX. Redif Fırkası (tümeni) Kumandanı Hüsnü Paşa getirildi, Kurmay Başkanlığına da Kolağası Mustafa Kemal Bey atandı. Mustafa Kemal Bey, Selanik’ten İstanbul’a hareket eden orduya “Hareket Ordusu” adını verdi.

Hareket Ordusu, 14 Nisan akşamı trenle İstanbul’a hareket etti. İstanbul önlerine geldikten sonra 19 Nisan’da İstanbul halkına ordunun amacını açıklayan bir beyanname yayımladı. Hüseyin Hüsnü Paşa’nın imzasıyla yayımlanan beyannameyi Mustafa Kemal kaleme almıştı. Beyanname, telgrafla Erkan-ı Harbiye-yi Umumîye'ye iletildi ve sokaklarda halka dağıtıldı.

31 Mart'ın sorumlusu olarak gösterilen II. Abdülhamid tahttan indirildi. Yerine getirilen V. Mehmed Reşad, iktidarın elinde bir kukla olmaktan ileri gidemedi. Ağustos 1909'da yapılan Kanun-ı Esasi değişikliğiyle siyasi güç, meclisin tekeline alındı.

Harbiye Nezareti (1910-1911)[değiştir | kaynağı değiştir]

1910'da Atatürk, Fransa'nın Picardy kentindeki ordu manevralarına katıldı ve 1911'de İstanbul'daki Harbiye Nezareti'nde hizmete girdi.

Trablusgarp Savaşı (1911-1912)[değiştir | kaynağı değiştir]

Trablusgarp Savaşı'nda Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal (solda), Mücahit Bedevi Kuvvetleri önünde emirlerini yazdırıyor.
Mustafa Kemal Trablus'ta. (1912)
Mustafa Kemal ve Nuri (Conker) Trablus'ta, 1912.

1911'de İtalyanlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki son toprakları olan Trablus vilayeti ile doğrudan merkeze bağlı olan ve müstakil sancak da denilen Bingazi'yi ele geçirmek amacıyla savaş ilan etti.[1][2] 29 Eylül 1911'de verilen bir nota ile bu savaşın belirli sebeplerle başlayacağı bildirildi.[1] Bunun üzerine İtalyan kuvvetleri herhangi bir müzakere olmaksızın[1] 4 Ekim 1911'de Trablus'a saldırdı.[3] Osmanlılar, başlayan Trablusgarp Savaşı'nda zor durumdaydı; Harbiye Nazırı olarak görevini sürdüren Mahmud Şevket Paşa, Mekteb-i Harbiye'de subaylarla yaptığı bir toplantıda kara ordusunun ve donanmanın zayıflığı sebebiyle Trablus'un savunulamayacağını itiraf etmişti.[4] İtalya tarafında da durum pek farklı değildi, onlar da yeterince gelişmiş olmadıkları için bu mücadeleye iyi hazırlanamamışlardı.[3] Mustafa Kemal bu esnada İstanbul'daki Genelkurmay'a atanmıştı ancak bu göreve başlamadan Trablusgarp'a doğru yola çıkacaktı.[5] Bunun üzerine Binbaşı Enver Bey, Fuat, Nuri ve Binbaşı Fethi gibi diğer İttihatçı subaylar gibi Kolağası Mustafa Kemal de Trablusgarp'a gitmeye karar verdi.[4] Mustafa Kemal İstanbul'dan ayrılmadan önce İttihat ve Terakki merkez komitesinden para istemiş, Enver'e katılması söylenip para verilmeyince kendi imzaladığı senetlerle 200 sterlin toplayarak Trablusgarp'a doğru yola çıkmıştı.[6]

İtalyan kuvvetleri bir ay içerisinde Trablus'tan Bingazi'ye kadar olan kıyıları işgal etmişti.[7] Osmanlı kuvvetleri, bir saldırı beklenmediği için buradaki kuvvetlerini Yemen'e sevk etmiş ve bu nedenle İtalyanlara karşı savunmasız kalınmıştı.[8] O bölgede yalnızca 4.000 asker bulunuyordu.[9] Bunun üzerine, 15 Ekim 1911'de, Tanin gazetesi muhabiri Mustafa Şerif Bey[10] kimliğini kullanan Mustafa Kemal, Ömer Naci ile Sapancalı Hakkı ve Yakub Cemil adında iki fedai eşliğinde bir Rus gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı.[a][12] Mustafa Kemal ile grubu, Mısır'da Kahire ve İskenderiye üzerinden Bingazi'ye gitmeyi amaçlıyordu.[10] Mustafa Kemal 29 Ekim'de İskenderiye'den yola çıktıktan kısa bir süre sonra yaralandı ve geri dönerek iki hafta İskenderiye'de hastanede yatmak zorunda kaldı.[13] Çocukluk arkadaşları Nuri ve Fuat ile burada buluşup tekrar yola çıktı. 29 Kasım'da trenle İskenderiye'den ayrıldılar, aynı gün vardıkları son istasyondan 1 Aralık'ta develerle ayrılarak 8 günlük yolculuğun ardından Libya sınırına, 12 Aralık'ta ise sınırın 80 km batısındaki Resuldefne'ye vardılar.[14][15] Mustafa Kemal yoldayken Bingazi bölgesi komutanı olan Enver Bey'e 30 Kasım'da genelkurmay başkanlığı Mustafa Kemal'in binbaşılığa terfi ettiğini bildirdi. Mustafa Kemal 18 Aralık 1911 günü Enver'in Harbiye Nazırlığı'na çektiği bir telgrafa göre, "kendi isteğiyle" orduya katıldı.[14]

Mustafa Kemal ilk olarak 22 Aralık'ta Tobruk yakınında İtalyanlarla çarpıştı. İtalyanlar Tobruk'u 4 Ekim'de ele geçirmişti ancak tüm sahil boyunda olduğu gibi Tobruk bölgesinde de Osmanlı birlikleri ve Arap kabilelerinin gerilla savaşı sebebiyle ülkenin iç kesimlerine ilerleyememişlerdi.[16][5] Bununla birlikte, Türk subaylarındaki teşkilatlanmacılık[10] ve İtalya'nın tam anlamıyla gelişimini tamamlayamamış, geri kalmış olması da iç kesimlere kadar ilerleyememelerinin bir sebebi olarak görülmektedir.[3] Buna rağmen, İtalyanlar, Osmanlıları zorlamak için On İki Adalar'a da saldırdı.[17] İlk başta doğudaki birliği Mustafa Kemal, batıyı ise Enver komuta ediyordu; harekât hacmi büyüyünce Enver tüm cepheyi, Mustafa Kemal ise Derne bölgesini komuta etmeye başladı.[16] Derne'deki 16-17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralanıp bir ay hastanede tedavi gördü ve 6 Mart'ta Derne Komutanlığı'na getirildi.[18] Fakat daha sonra gözünden tekrar rahatsızlandı ve bir hafta boyunca yataktan kalkamadı.[19]

3 Mart 1912'deki Derne Muharebesi'nde Osmanlı kuvvetleri 63 ölü ve 168 yaralı verirken, İtalyanlar yaklaşık 200 ölü verdiler.[11] Bu esnada Mustafa Kemal Derne hattının tümünü komuta ediyordu ve komutası altında sekiz Osmanlı subayı, 160 asker, bazı gönüllüler, bir topçu bölüğü, İtalyanlardan ele geçirilen iki makineli tüfek ve 7.742 Arap askeri vardı.[20][11] Arap askerlerini Senusi zaviyeleri sağlıyordu ve başlarındaki şeyhleri Osmanlı subaylarına bağlıydı. Bu kuvvet 15.000-16.000 İtalyan askerini Ekim 1911-Eylül 1912 arasında Derne'de tutmayı başardı.[20][11] 11 Eylül 1912'de İtalyanlar, başarısızlıkların ardından yapılan komuta değişikliğinin ardından Derne'den çıkmak için güçlü bir hücum başlattılar ancak Mustafa Kemal komutasındaki Türk ve Araplar tarafından tekrar durduruldular.[21][2]

Sahil şeridinde sıkışan İtalyan kuvvetleri, Osmanlıları barışa zorlamak için Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'e saldırılar düzenlemeye karar verdi. 1912 Mart ayında Beyrut, Nisan ayında Çanakkale Boğazı, Mayıs ayında ise Rodos ve ve On İki Adalar'a saldırdılar.[22] Bu nedenlerle Orta Doğu'da Berlin Konferansı ile sağlanan barış ortamının bozulacağından endişe eden Rusya, İngiltere ve Fransa ara buluculuk faaliyetlerine başladı. Fakat Libya'nın İtalyanlara verilmesine yönelik şartların konuşulduğu bu girişimler, İttihatçılar tarafından kabul görmedi.[22]

Savaş devam ederken, Mustafa Kemal Temmuz 1912'de savaşın ilerleyen zamanda daha iyi incelenmesine olanak sağlayan[23] iki emir verdi. Emirlerden 13/14 Temmuz'da verdiği birincisi, tüm subayların iki askeri gazeteyi okumaları ve dünyadaki gelişmeler ile Osmanlı ordusunun başarılarından haberdar olmalarını içeriyordu.[23] İkinci emir ise 22 Temmuz'da verdiği, tüm subayların savaştaki tecrübelerini tarih, bulunulan şartlar, komutanın emirleri, yapılan harekât ve sonuçları ve askerlerin psikolojik durumunu da içerecek şekilde bir ay içerisinde yazmaları konusundaki emirdi.[23] Bu sayede Batılı bir düşmana karşı savaşta edinilen tecrübeleri yazılı hâle getirmeyi amaçladı.[24] Mustafa Kemal bu savaşta özellikle gerilla savaşı, derme çatma birlikleri yönetme, istihbarat toplama, lojistik destek gibi askeri tecrübenin yanı sıra, Arap kabile liderleriyle yaptığı görüşmeler ve pazarlıklar ile diplomasi alanında da önemli tecrübe kazandı.[24][25] Nitekim buradaki başarısı kendinin de adının yayılmasını sağladı.[26]

Aynı yılın eylül ayında başlayan barış görüşmelerine rağmen çatışmalar sürerken, Karadağ'ın 8 Ekim'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesi ile I. Balkan Savaşı başladı.[27][25] Karadağ'ı takiben, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan da Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.[28] İlk başta Enver'in İstanbul'a dönmesi ve Mustafa Kemal'in cepheyi devralmasına karar verilmişti ancak Osmanlıların karşılaştığı tehlikenin boyutları ortaya çıkınca çoğu subay İstanbul'a geri döndü ve cephe Enver'in kardeşi Nuri komutasına girdi.[29] Bu esnada Balkan Savaşı nedeniyle Osmanlı hükûmeti İtalyanlarla barışa razı oldu. Balkan Savaşları başladığında Trablusgarp'ta görev yapan Derne Komutanı Mustafa Kemal ve Binbaşı Nuri Bey, bu savaşlarda görev almak istediler.[30] Mustafa Kemal, dönemin Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Bey'in de izni ile 24 Ekim 1912'de Trablusgarp'tan ayrıldı.[30] Viyana, Macaristan ve Romanya üzerinden İstanbul'a döndü. Bunu tercih etme nedeni ise gözlerini Avusturya'da tedavi ettirebilmekti.[31]

Bununla birlikte, bölgede direnişe devam eden subaylar da vardı. Şehzade Osman Fuad Efendi de bu isimlerden biriydi.[32] Diğer subaylarla beraber Trablusgarp'ı terk eden Mustafa Kemal, Kasım 1912'de İstanbul'a vardı.[27] Osmanlı hükûmeti ile İtalya arasında 18 Ekim 1912'de Uşi Antlaşması imzalandı.[28] Bu antlaşma ile, Trablus İtalyanlara verilirken İtalya da savaş tazminatı olarak 90 bin altın ödeyecek ve sahip olduğu kapitülasyonlar da ilga edilecekti.[25] Ayrıca savaş sırasında İtalyanlarca işgal edilen On İki Adalar da geçici olarak İtalyanlara bırakıldı.[17] İtalyanlar, Osmanlı güçleri Trablus'u boşalttıktan sonra adalardan ayrılacaktı.[22] Padişah naibi olarak vezir rütbeli bir memur Trablus'a gönderilecek,[9] vakıflar ile halkın dini haklarına uyulup uyulmadığı denetlenecek, din görevlerinin tayini ise İstanbul'dan Şeyhülislamlık tarafından yapılacaktı.[25] Halk ise Senusi tarikatı şeyhi Ahmed eş-Şerif es-Senusi önderliğinde Trablus'ta Mondros Mütarekesi'ne kadar direnmeye devam etti.[9]

Balkan Savaşları (1912-1913)[değiştir | kaynağı değiştir]

Ekim 1912'de Balkan Savaşları'nın patlak vermesinin ardından İstanbul'a döndü. Birinci Balkan Savaşı'nda Mustafa Kemal, Gelibolu'da ve Trakya kıyısındaki Bolayır'da Bulgar ordusuna karşı savaştı. İkinci Balkan Savaşı sırasında Edirne ve Dimetoka'nın geri alınmasında da önemli bir rol oynadı.

Birinci Dünya Savaşı[değiştir | kaynağı değiştir]

Sofya'da Askeri Ataşe (1913-1914)[değiştir | kaynağı değiştir]

Mustafa Kemal 1913 yılında Sofya'ya askeri ataşe olarak atandı. Mart 1914'te Sofya'da görev yaparken yarbay rütbesine terfi etti. 16 Temmuz 1914'te, savaş durumunda tarafsızlık politikasının izlenmesini gerektiğini belirten resmi bir yazıyı Harbiye Nezareti'ne gönderdi.[33] Ancak Harbiye Nazırı Enver Paşa, Almanya ile ittifak kurmaktan yana oldu ve iki hükümet arasında bir ittifak anlaşması imzalandı. Osmanlı İmparatorluğu sonunda Birinci Dünya Savaşı'na Almanya'nın yanında girdi.

Çanakkale Savaşı, 1914-1915[değiştir | kaynağı değiştir]

Alman Mareşal Otto Liman von Sanders, Çanakkale Cephesi'nde Beşinci Ordu'nun komutanlığına getirildi. Mustafa Kemal'e Beşinci Ordu'ya bağlı 19. Tümeni örgütleme ve komuta etme görevi verildi. 8 Ocak 1915'te İngiliz Savaş Konseyi, "Gelibolu yarımadasını ve ardından İstanbul'u bombalamak ve almak" için askeri bir operasyon başlattı.

Birinci Dünya Savaşı öncesi
Beyrut'ta Beşinci Ordu'daki Osmanlı subayları. Mustafa Kemal Atatürk ön sırada solda oturuyor.
İtalyan işgaline karşı Libyalı savaşçılara komuta ediyor, 1911

Ancak denizden gelen İngiliz saldırıları Çanakkale Boğazı'nı geçmeyi başaramadı ve İngilizler kara saldırı başlatmaya karar verdi. Kara saldırıları 25 Nisan 1915 ile 9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşti. Tümeni Gelibolu'da konuşlanmış olan Mustafa Kemal, kendisini Müttefikler'in yarımadaya girme çabalarının merkezinde buldu.

25 Nisan 1915'te Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu (ANZAK) kuvvetleri birliklerini Arıburnu Çıkarması'nın ardından iç bölgelere hareket etmeyi planlıyordu, ancak kısa süre sonra Mustafa Kemal komutasındaki bir Türk karşı saldırısıyla karşılaştılar. Mustafa Kemal tepelerde düşman kuvvetleriyle çatıştı, onları tuttu ve yüksek bölgeyi geri aldı. Onun ve komutanlık yeteneklerinin sayesinde, ANZAK kuvvetleri kontrol altına alındı ve hedeflerine ulaşamadı.[34]

İki güç arasındaki çatışmadan önce Mustafa Kemal askerlerine şunları söyledi:

Akşama kadar ANZAK'lar 2.000 zayiat verdi ve sahilde kalabilmek için savaştılar.[35] Devam eden iki hafta boyunca Müttefikler ilerleme kaydedemediler ve güçlerinin üçte birini kaybettiler.[35] Mustafa Kemal, Conk Bayırı'nda Müttefik kuvvetlerini başarılı bir şekilde püskürttüğü için kara harekâtının daha ilk safhalarında albaylığa terfi etti. 6 Ağustos'ta başlayan Gelibolu seferinin ikinci aşamasında, Mustafa Kemal ateş hattından sadece üç yüz metre (yaklaşık 330 yard) uzağındaydı. Çanakkale Savaşı boyunca Conk Bayırı, Tekketepe Muharebesi ve Sarı Bayır Muharebesi gibi birçok büyük muharebeye atandı.

Çanakkale harekâtı Müttefikler için feci bir yenilgiyle sonuçlandı.[35] Müttefikler sonunda taarruza son verme kararı aldılar ve birliklerini tahliye ettiler. Osmanlı İmparatorluğu tarafında, Otto Liman von Sanders ve diğer Türk komutanları boğazların savunulmasında önemli başarılar elde ettiler. Ancak, Mustafa Kemal seçkin bir cephe komutanı oldu ve zaferdeki cesareti nedeniyle eski düşmanlarından büyük bir saygı gördü. Mustafa Kemal Atatürk Anıtı, Avustralya'nın Canberra kentinde düzenlenen ANZAC Günü geçit törenlerinde onurlu bir role sahiptir. Mustafa Kemal'in Çanakkale Savaşı'nda şehit olan yüzbinlerce Türk askerinin ve ölen Anzak askerlerinin anısına yaptığı konuşma Anzak Koyu'ndaki bir anıtta yer alır:

Kafkas Seferi, 1915-1917[değiştir | kaynağı değiştir]

Çanakkale Savaşı'nın ardından Mustafa Kemal, 14 Ocak 1916'ya kadar Edirne'de görev yaptı. İkinci Ordu'daki 16. Kolordu komutanlığına atanarak Kafkas Seferi'ne katılmak üzere Diyarbakır'a[36] gönderildi. 1 Nisan'da tuğgeneral rütbesine terfi etti.

Mustafa Kemal yeni görevine atandığında, İkinci Ordu; General Tovmas Nazarbekyan komutasındaki Rus ordusu, Andranik Ozanyan komutasındaki Ermeni gönüllü birlikleri ve Ermeni çeteleri ile çatışma halindeydi. Van İsyanı'nın ardından, Aram Manukyan'ın önderliğinde bir Ermeni geçici hükümeti kurulmuştu.[37] Batı Ermeni Yönetimi, Van Gölü çevresinde kurulmuştu ve gittikçe büyümekteydi.[38] Bitlis Muharebesi ve Muş Muharebesi'nin ilk aşamaları zaten meydana gelmişti. Vardığında Mustafa Kemal kaotik koşullarla karşı karşıya kaldı. Bölge en iyi zamanlarında bile yaşanması zor bir bölgeydi.[39] İletişim hatları isyancıların saldırılarına maruz kalmıştı. Ermeni birlikleriyle sert ilişkiler içinde olan ve çoğu Kürt olan yüzbinlerce mülteci, ilerleyen Rus ordularının önüne akın etti.[40] Mustafa Kemal'in ilk görevi, korkmuş halka bir düzen getirmekti.

Büyük Rus taarruzu Anadolu'nun önemli şehirleri olan Erzurum, Bitlis ve Muş'a ulaştı. 7 Ağustos'ta Mustafa Kemal birliklerini topladı ve karşı taarruza geçti.[41] Daha önceki yenilginin ardından kuvvetlerin moralini o kadar sağlamlaştırmıştı ki, iki tümen beş gün içinde sadece Bitlis'i değil, aynı zamanda Muş şehrini de tekrar ele geçirdi ve Rusların hesapların büyük ölçüde bozuldu.[42] Emil Lengyel şöyle yazmıştı: "Doğru bir lidere sahip olduğunda Türklerin iyi bir asker olduğunu bir kez daha kanıtladı. Türkler, adı 'Mükemmellik' olan bir generalin sıra dışı yetkinliğini bir kez daha fark ettiler."[41]

Ancak cephenin diğer taraflarında İzzet Paşa aynı başarıları yakalayamadı. Eylül ayında Mustafa Kemal, Rus Ordusu ve Ermeni gönüllü birliklerinin ağır ilerleyişi altında Muş'tan çekildi. Bununla birlikte, Mustafa Kemal bir dizi yenilginin arasındaki tek Türk zaferini elde etmişti.[42] Ayrıca düşmanı dağlık bölge içinde tutma hedefine odaklandı. Aynı yıl, askeri başarılarını takdir etmek için kendisine "İmtiyaz Nişanı" verildi. Kasım 1916'da İkinci Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa'nın İstanbul'da olması nedeniyle komutan yardımcılığına terfi etti.[43]

7 Mart 1917'de Mustafa Kemal, 16. Kolordu komutanlığından İkinci Ordu genel komutanlığına atandı. Bu arada Rus Devrimi patlak verdi ve Çar'ın Kafkas orduları dağıtıldı.[41] Mustafa Kemal, başka bir cepheye atanarak bölgeyi çoktan terk etmişti.

Sina ve Filistin Cephesi, 1917-1918[değiştir | kaynağı değiştir]

Sina ve Filistin Cephesi'ne nakledildiği için Mustafa Kemal'in İkinci Ordu komutanlığı kısa sürdü. Burada Yedinci Ordu komutanlığına atandı. Yedinci Ordu karargahına yaptığı kısa bir ziyaretten sonra 7 Ekim'de İstanbul'a döndü. Veliaht Mehmed Vahdettin'in Almanya ziyaretinde yer aldı. Bu yolculuk sırasında hastalandı ve tedavi amacıyla Viyana'da kaldı.

28 Ağustos 1918'de Halep'e geri döndü ve Yedinci Ordu komutanlığı görevine devam etti. Karargahı Filistin'in Nablus kentindeydi. Çanakkale'de olduğu gibi, Nasıra'da bulunan General Liman von Sanders'in komutasındaydı. Mustafa Kemal Suriye'yi bir kez daha iyice inceledi ve cephe hattını ziyaret etti. Vardığı sonuç, Suriye'nin zavallı bir durumda olduğuydu.[44] Bölgede herhangi bir Osmanlı valisi veya komutanı yoktu. Bol miktarda İngiliz propagandası vardı ve İngiliz ajanları her yerdeydi. Yerel halk Osmanlı hükûmetinden nefret ediyor ve İngiliz birliklerinin bir an önce gelmesini dört gözle bekliyordu. Düşman, asker ve teçhizat bakımından kendi kuvvetlerinden daha güçlüydü. Çaresiz durumu anlatmak için "Onların karşısında biz pamuk ipliği gibiyiz" dedi.[45]

Mustafa Kemal, Büyük Britanya tarafından organize edilen ve yerel Arapları Türk yönetimine karşı ayaklanmaya teşvik eden Arap İsyanı ile de uğraşmak zorunda kaldı. Liman von Sanders, Megiddo Muharebesi'ni kaybetti ve sadece ilk gün 75.000 Türk savaş esiri oldu. Artık General Allenby'nin kuvvetleri ile Mustafa Kemal'in Yedinci Ordusu arasında hiçbir şey durmuyordu. İngiliz kuvvetleriyle karşılaşacak kadar askerî gücü olmadığı sonucuna varan Mustafa Kemal, daha güçlü bir savunma hattı kurmak için Ürdün'e doğru çekildi. Birkaç gün içinde, kaçakların toplam sayısı 300.000'e ulaştı.[46] Mustafa Kemal, Müttefikler'e karşı savaşmaktan ziyade kendi güçlerinin dağılmasına engel olmaya çalışıyordu. Sultan'a öfkeli bir telgraf gönderdi:

Mustafa Kemal, Liman von Sanders'in yerine Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığına atandı. Kudüs'ü ele geçiren Müttefik kuvvetler, 1918 sonbaharında, Filistin cephesinde General Allenby komutasında son yıldırım taarruzuna hazırlandılar Türkleri yendiler.[47] Mustafa Kemal Katma'da karargâhını kurdu ve durumun kontrolünü yeniden ele geçirmeyi başardı. Askerlerini Halep'in güneyine konuşlandırarak yeni bir savunma hattı oluşturdu ve dağlarda direnmeyi başardı. İlerleyen İngiliz kuvvetlerini durdurdu (seferin son angajmanlarını). Kinross şöyle yazdı:

Mustafa Kemal'in bulunduğu konum, Mondros Mütarekesi'ne temel sınır oldu. Mütareke sırasında hala Osmanlı kontrolünde olan Yemen gibi bölgeler vardı. Mustafa Kemal'in Osmanlı Ordusu'ndaki son aktif hizmeti, hattının güneyinde kalan birliklerin geri dönüşünü organize etme göreviydi.

Harbiye Nezareti (1918-1919)[değiştir | kaynağı değiştir]

30 Ekim 1918'de Osmanlılar, Mondros Mütarekesi ile Müttefikler'e teslim oldular. Savaşın sonunda Mustafa Kemal 37 yaşındaydı. Birinci Dünya Savaşı'nın son aşamalarında, geriye kalan en büyük Osmanlı tümeni olan Yıldırım Ordular Grup Komutanlığı'nı komuta etmekle görevlendirildi. Ancak ateşkesten sonra Yıldırım Ordular Grubu feshedildi ve Mustafa Kemal 13 Kasım 1918'de işgal altındaki İstanbul'a döndü.

İstanbul'un işgali, Mustafa Kemal, Kazım Karabekir ve İsmet İnönü gibi Osmanlı Ordusu'nun önde gelen subaylarının İstanbul'a dönmesinden önce başlamıştı.[48][49] Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Sadrazam Ahmet İzzet Paşa ile görüştü. Ordudan istifa etmek istedi.[50] Ahmet İzzet Paşa onu kalmaya ikna etti. Harbiye Nezareti'nde yöneticilik yaptı. Ahmet İzzet Paşa'nın görev süresi sona erdi ve yerine 18 Kasım'da Tevfik Paşa getirildi. Amiral Somerset Arthur Gough-Calthorpe, İstanbul'a Müttefiklerin askeri danışmanı olarak atandı. İlk görevi, 29/30 Ocak 1919'da İttihat ve Terakki'nin otuz kadar eski üyesini tutuklamaktı. Askeri gözaltı merkezi olan Bekirağa Boğazı'na götürüldüler. Mustafa Kemal onlardan biri değildi. Osmanlı hükûmeti, orduyu kontrol etmek için saygın subaylara ihtiyaç duyuyordu. Abdullah Paşa gibi daha yaşlı generaller orduyu kontrol edemiyorlardı.

Osmanlı Ordusundan istifa (8 Temmuz 1919)[değiştir | kaynağı değiştir]

İngilizler, Mustafa Kemal'in faaliyetlerini öğrenince paniğe kapılarak Osmanlı hükûmetiyle temasa geçtiler. İstanbul'daki sadrazam, İngiliz beklentilerini reddettiği için görevden alındı. Yeni bir hükûmet kuruldu. Osmanlı hükûmeti, Sultan'ın Anadolu'da kalan Osmanlı güçlerini dağıtma emrine uymadığı suçlamasıyla Mustafa Kemal'i tutuklama emri çıkardı ve daha sonra ölüm emri çıkardı. Buna karşılık Mustafa Kemal, Erzurum'da bulunduğu sırada 8 Temmuz'da Osmanlı Ordusu'ndan istifa etti. Mustafa Kemal, Ankara'da yer alacak yeni bir Türk Meclisi kurma amacıyla ulusal bir seçim çağrısında bulundu.[51] Seçim çağrısı başarılı oldu. 12 Şubat 1920'de son Osmanlı Meclisi İstanbul'da toplandı ve Misak-ı Milli'yi ilan etti. Ardından meclis işgalci İngiliz kuvvetleri tarafından feshedildi.

Türk Kurtuluş Savaşı[değiştir | kaynağı değiştir]

İngiliz, İtalyan, Fransız ve Yunan kuvvetleri Anadolu'yu işgal etmeye başladılar. İstanbul'un ve İzmir'in işgali, Türk millî hareketinin kurulmasını ve Türk Kurtuluş Savaşı'nı harekete geçirdi.[52] Osmanlı İmparatorluğu'nun bölünmesine tepki olarak Türkler, sonunda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına yol açacak olan Kurtuluş Savaşı'nı başlattılar.

Çatışmalar, Mart 1920 – Mart 1922[değiştir | kaynağı değiştir]

Sakarya Muharebesi Duatepe gözetleme tepesinde. Mustafa Kemal Atatürk, Fevzi Çakmak, Kazım Özalp, İsmet İnönü ve Hayrullah Fişek, 10 Eylül 1921

Mustafa Kemal, İstanbul'daki Osmanlı Meclisinin feshedilmesini Ankara'da yeni bir Millet Meclisi kurmak için bir fırsat olarak kullandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) ilk oturumu 23 Nisan 1920'de Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı.

10 Ağustos 1920'de Sadrazam Damat Ferid Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun bölünmesini kesinleştiren Sevr Antlaşması'nı imzaladı. Mustafa Kemal ve arkadaşları Sevr Antlaşması'nı Türk bağımsızlığının sonunu getireceği için kabul edilemez buldular. İngiliz himayesi önerisi de reddedildi. Mustafa Kemal, tam bağımsızlık fikrinde ısrar etti. Antlaşmanın kabulü ve sonrasında yaşanan olaylar, İstanbul'daki padişahın ve hükûmetinin meşruiyetini zayıflatmıştır.

Mustafa Kemal, egemenliğin millette ve milletin temsilcisi olarak mecliste olduğunu kabul etmeye meclisi ikna etti.[53] 1921'deki yeni anayasa ile bir halk egemenliği yasası çıkarıldı. Kemal daha sonra meclisi bir Ulusal Ordu toplamaya ikna etti. Yürütme gücü bir kabineye ve onun başkanı olan Mustafa Kemal'e devredildi. Milli Ordu, Müttefik işgal kuvvetleriyle karşı karşıya geldi ve üç cephede savaştı: Güney, Batı ve Doğu.

1920 sonbaharının başlarında, Türkler ile Ermeni ordusu arasında Türk-Ermeni Savaşı yapıldı. Aralık 1920'de Ermenistan barış çağrısında bulundu ve Gümrü Antlaşması imzalandı. Ermenistan, bir Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak Transkafkasya SFSC'ye dahil edildikten sonra, Kars Antlaşması yapıldı.

Sakarya Meydan Muharebesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Batı Cephesi'ndeki bir dizi muharebeden sonra, Yunan ordusu Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin sadece seksen kilometre batısında bulunan Sakarya Nehri'ne kadar ilerledi. 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal, Türk ordusununbaşkomutanlığına getirildi.[54] 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri Sakarya Meydan Muharebesi Yunanların yenilgisiyle sonuçlandı. Mustafa Kemal'e Ordu Mareşali rütbesinin yanı sıra Gazi unvanı verildi.[55] Londra Konferansında başka toplantı Mart 1922'de yapıldı. Müttefikler, Ankara'nın başarıları dikkate almadan, değiştirilmiş Sevr'i Ankara'ya bir barış anlaşması olarak dayatmayı umuyorlardı. Müttefikler, Türk ordusu üzerindeki sınırı 85.000 kişiye çıkarmayı teklif ederek, Türk hükûmeti üzerindeki mali kontrolleri ortadan kaldırdı, ancak Kapitülasyonları ve Kamu Borç Komisyonunu kaldırmadı. Mustafa Kemal bu teklifi reddetti.

Dumlupınar Meydan Muharebesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Başarısız Londra Konferansı'ndan sonra, son muharebe olan Dumlupınar Muharebesi, Ağustos-Eylül 1922 arasında yapıldı. Mustafa Kemal, Yunan savunmasında bir delik açmak, Yunan ikmal hatlarını kesmek ve İzmir'e ve denize giden yolu açmak için Afyonkarahisar'daki Yunan hatlarına topyekün bir saldırı başlattı. Yunan savunma mevzileri 26 Ağustos'ta aşıldı. 30 Ağustos'ta Yunan ordusu kesin bir yenilgiye uğradı.[56] 1 Eylül'de Mustafa Kemal, Türk ordusuna ünlü emrini verdi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz, İleri!"[56] Yunanlar 6 Eylül'de ateşkes istedi.[54] Yunan kuvvetlerinin geri kalan kısmı 10 Eylül'e kadar Anadolu'yu terk etmişti. Mustafa Kemal'in askeri yeteneklerini öven Noel Barber, H. C. Armstrong'un Grey Wolf, Mustafa Kemal: An Intimate Study of a Dictator (1932) kitabından[57] şu alıntıyı nakletti:

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Andrew Mango'ya göre "Bu tarih (15 Ekim 1911) Mustafa Kemal'in İzmir yakınındaki Urla karantina istasyonundan Salih'e (Bozok) gönderdiği 17 Ekim 1911 tarihli mektubunda belirtiliyor. Ayrıca 22 Mayıs 1912 tarihinde Ayn Mansur, Bingazi'den (Abdül) Kerim'e gönderilen başka bir mektupta tekrarlanıyor, (ATASE, 1911-1912 Osmanlı-İtalyan Harbi, s. 134)." George W. Gawrych ise ayrılma tarihini 4 Ekim 1911 olarak belirtmiştir.[11]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c Ortaylı 2018, s. 79.
  2. ^ a b Roux 2018, s. 439.
  3. ^ a b c Ortaylı 2018, s. 80.
  4. ^ a b Mango 1999, s. 101.
  5. ^ a b Zürcher 2010, s. 127.
  6. ^ Mango 1999, s. 103.
  7. ^ Ortaylı 2018, s. 84.
  8. ^ Ortaylı 2014, s. 128.
  9. ^ a b c Ekinci 2014, s. 235.
  10. ^ a b c Ortaylı 2018, s. 86.
  11. ^ a b c d Gawrych 2013, s. 25.
  12. ^ Tuğlacı, Pars. Çağdaş Türkiye, 1. cilt (1987), Cem Yayınevi, s. 14
  13. ^ Mango 1999, s. 104.
  14. ^ a b Mango 1999, ss. 104-105.
  15. ^ Bozok, Salih (Nisan 2001). Dündar, Can (Ed.). Yaveri Atatürk'ü Anlatıyor. İstanbul: Doğan Kitapçılık. 21 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2020. 
  16. ^ a b Mango 1999, s. 105.
  17. ^ a b Ortaylı 2014, s. 129.
  18. ^ Turco-Italian War 1911-12, The Encyclopedia Americana (1954). cilt 27, s. 175-177.
  19. ^ Mango 1999, s. 106.
  20. ^ a b Mango 1999, s. 107.
  21. ^ Gawrych 2013, s. 26.
  22. ^ a b c Mango 1999, s. 109.
  23. ^ a b c Gawrych 2013, s. 28.
  24. ^ a b Gawrych 2013, ss. 27-29.
  25. ^ a b c d Ortaylı 2018, s. 87.
  26. ^ Roux 2018, s. 448.
  27. ^ a b Mango 1999, s. 111.
  28. ^ a b Ortaylı 2014, s. 127.
  29. ^ Zürcher 2010, s. 128.
  30. ^ a b Şıvgın, Hale. "Mustafa Kemal'in İlk Savaşı". Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. IV (10). Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. 4 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Temmuz 2015. 
  31. ^ Mango 1999, s. 110.
  32. ^ Ortaylı 2014, s. 130.
  33. ^ Kinross, Atatürk: The Rebirth of a Nation, 60
  34. ^ a b Australian Government (2007). "The dawn of the legend: Mustafa Kemal". Avustralian Government. 9 Haziran 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Mart 2007. 
  35. ^ a b c "Gallipoli: Heat and thirst". BBC News. 3 Kasım 1998. 8 Nisan 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ağustos 2007. 
  36. ^ Mango, Andrew (1999). "Atatürk and the Kurds". Middle Eastern Studies. 35 (4): 1-2. ISSN 0026-3206. 16 Kasım 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Temmuz 2022. 
  37. ^ "Section:Western Armenia". 21 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ağustos 2007. 
  38. ^ "Section:Transcaucasia". 5 Mayıs 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ağustos 2007. 
  39. ^ Mango, Atatürk, 160
  40. ^ Mango, Atatürk, 161
  41. ^ a b c Lengyel, They called him Atatürk, 68
  42. ^ a b Kinross, Atatürk: The Rebirth of a Nation, 100
  43. ^ Mango, Andrew (1999). "Atatürk and the Kurds", p. 2
  44. ^ Spangnolo, The modern Middle East in historical perspective : essays in honour of Albert Hourani, 234-254
  45. ^ Mango, Atatürk, 179
  46. ^ Mango, Atatürk, 180
  47. ^ a b Kinross, Ottoman centuries, 608
  48. ^ Mango, Andrew. (1999) Atatürk– The Biography of the Founder of Modern Turkey, chap. 10.
  49. ^ Lord Kinross. The Rebirth of a Nation, chap. 20.
  50. ^ Mango, Atatürk, 198
  51. ^ Ahmad, The Making of Modern Turkey, 50
  52. ^ Mustafa Kemal Pasha's speech on his arrival in Angora (Ankara) in November 1919
  53. ^ Yapp, The making of the modern Near East, 1792–1923, 314
  54. ^ a b editorial staff. "A short history of AA". Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü. 9 Ocak 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ocak 2008. Ikdam newspaper dated 9 August 1921, reproducing the dispatches of AA dated 5 and 6 August 1921, announced that Mustafa Kemal Pasha was promoted as Chief Commander 
  55. ^ Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, 357
  56. ^ a b Stanford Jay Shaw, History of the Ottoman Empire and Modern Turkey, s. 362
  57. ^ Harold Courtenay Armstrong, Grey Wolf: Mustafa Kemal – An intimate study of a dictator (beşinci ucuz baskı, Temmuz 1935), s. 333: "O, steplerde yaşayan Tatarların bir geri dönüşü, bir anakronizm, ilkel ve vahşi güce sahip biri, dünyaya gelmesi gerektiği çağdan çok geç doğmuş bir liderdir. Tüm Orta Asya'nın göçü sırasında doğmuş olsaydı, Bozkurt sancağı altında ve bir Bozkurt'un yüreği ve içgüdüleriyle Süleyman Şah'ın yanında at koşturuyor olurdu. Askerî dehâsı ile duyguların, bağlılık ve ahlâkî değerlerin zayıflatamadığı acımasız kararlarıyla; ülkeleri fetheden, kentleri yakıp yıkan ve seferleri arasındaki barış dönemlerini zevk ve safâ âlemleriyle dolduran, vahşî akıncıların başında bir Timurlenk veya Cengiz Han olabilirdi."
  58. ^ Noel Barber, Lords of the Golden Horn : from Suleiman the Magnificent to Kamal Ataturk, s. 265