II. Murad

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(II. Murat sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Osmanli-nisani.svg    II. Murad
II. Murat.jpg
II. Murad
Tughra of Murad II.JPG
Saltanatı 1421- 1444 (23 yıl)
2. Saltanatı 1446- 3 Şubat 1451 (5 yıl)
Padişahlık Sırası 6
Doğum Tarihi 1404, Amasya
Ölüm Tarihi 3 Şubat 1451, Edirne (47 yaşında)
Önce I. Mehmed
Sonra II. Mehmed
Soyu Osmanlı Hanedanı
Babası I. Mehmed
Annesi Emine Hatun
Dini İslam

II. Murat veya Koca Murad (Osmanlı Türkçesi:مراد ثاني, Murād-ı sānī; Divan Edebiyatı'ndaki adıyla Muradî; d. 1404, Amasya – ö. 3 Şubat 1451, Edirne), altıncı Osmanlı padişahıdır.

Babası I. Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden beyi Suli Bey'in kizi Emine Hatun'dur. Bazı kaynaklar annesinin Amasyalı Divittar Ahmed Paşa'nın kızı Şehzade Hatun olabileceğini de belirtirler.[1][2] Fatih Sultan Mehmed'in babasıdır.

Konu başlıkları

Şehzadeliği [değiştir]

II. Murad; bazı kaynaklara göre 1402'de,[3] bazılarına göre ise 1404'te [1] Amasya'da dünyaya geldi. İlk çocukluk yılları Amasya'da geçti. 1410'da babasıyla Bursa'ya gelerek orada saray eğitimi aldı. 1415'de lalası Yörgüç Paşa gözetimi altında merkezi Amasya'da bulunan devletin doğu sınırınada olması dolayısıyla büyük stratejik önemi olan Rum ve Danışmendiye eyaleti valisi olarak görevlendirildi. Tahta çıkıncaya kadar 6 yıl bu görevi yaptı. Amasya aynı zamanda çok önemli bir Anadolu kültür merkeziydi ve bu merkezde bilim ve din alimleri sairler ve mutasaffiflarla meclisler tertip edip şehrin kültür hayatına destek sağlayıp katıldı. 1416'da bölgesi askeri başında Börklüce Mustafa'nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. 1418'de Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun'u aldı. [1]

Babası I. Mehmet Edirne'de bir av kazası sonunda ağır yaralanınca ölüm yatağında devletin idaresinin biran evvel oğlu Murat'a devrini vasiyete etti ve Murat Amasya'dan tahta geçme töreni yapılacak Bursa'ya gelinceye kadar devlet adamları babasının ölümünü sakladılar. Murat 25 Haziran 1421'de Bursa'da gelip culûs ve biat törenleri yapılıp devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 17 yaşındayken tahta çıktı.[1]

Sultan II. Murad, soyunun Kayı boyuna mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur.Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgası, Kanunî’ye kadar çeşitli eşya ve silâhlar üzerine konulmasına devam edilmiştir.[3]

Saltanatı [değiştir]

İlk yılları [değiştir]

Sultan II. Murad

Murat'ın babası Mehmet'in ölümünden sonra saltanat davası güden şehzedeler dolayısıyla üç yıl süren büyük bir bunalım izlendi.

Yıldırım Beyazid'in oğlu ve II. Murad'ın amcası olan Mustafa Çelebi Bizanslılarca Limni'de gözaltında tutulmaktaydı. Babası İ. Mehmed çocuk yaşlarında olan küçük oğulları olan Mustafa, Yusuf ve Mahmud'un ağabeyleri olan yeni Sultan II. Murad tarafından "siyaset" icabı dolayısıyla öldürülmelerini önlemek için de onların Konstantinopolis'de yaşayıp Bizans Imparatoru Manuel'in koruması için imparatorla anlaşma yapmıştı.[1]

Fakat I. Mehmed'in ölümünden hemen sonra bu anlaşmaya uymayan Doğu Roma İmparatoru Manuel Limni'de gözaltında tutulan Murat'ın amcası Mustafa Çelebi'yi, Gelibolu'yu Bizans'a bırakması karşılığında, serbest bıraktı. İmparator İİ. Manuel Mustafa Çelebi'yi meşru padişah kabul edip, bir Bizans donanma filosu ile Limni'den Rumeli'ye geçmesini sağladı. Mustafa Çelebi, özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey'in yardımcılığı ile Rumeli beylerinin de desteğini aldı. II. Murat'ın veziriazamı olan Amasyalı Beyazıt Paşa Edirne'deki ordu ile Mustafa Çelebi'nin yeni topladığı orduya karşı gitti. Yapılan Sazlıdere Muharebesi sonucunda sadrazamın ordusunun büyük bir kısmı taraf değiştirdi ve II. Murad'ın veziriazamı teslim oldu. İzmiroğlu Cüneyd Bey'in ısrarı üzerine Mustafa Çelebi esir aldığı Amasya'lı Beyazıt Paşa'yı idam ettirdi. Mustafa Çelebi'yi ikinci başkent olan Edirne halkı tezahüratla karşıladı. Mustafa Çelebi Edirne'de hükümdarlığını ilan edip kendi adına hutbe okutup sıkke bastırdı.[3]

Bir padişah gibi hareket eden Mustafa Çelebi siyasetinde bazı büyük hatalar yaptı. Bizans'a vaad ettiği Gelibolu'yu vermeyerek ilk ve bas destekçisini kaybetti. Sonra 12 bin sipahi ve 5 bin yaya ordusuyla Galata Cenevizlilerinin gemileri ile Gelibolu'dan Anadolu'ya geçti ve Bursa'yı kuşatmaya koyuldu. Fakat Anadolu'da savaşa girişmek istemeyen Rumeli asıllı ordu bu sefere pek gönüllü değildi. Diğer taraftan II. Murad'ın Mustafa Çelebi'nin Beyazıt'ın oğlu olmayıp Düzmece olduğuna dair menfi propagandalarının inandırıcı olması Mustafa Çelebi'nin ordusunun dağılmasına neden oldu. Özellikle II. Murad tarafından kendisine İzmir ve Aydın beyliği teklif edilen İzmirlioğlu Cüneyd Bey bu teklifi kabul edip, yandaşları ile Mustafa Çelebi'nin ordusundan ayrıldı. Mustafa ordusunda kalanlarla geri çekilirken Ulubat civarında bir köprüde Hacı Ivaz Paşa'nın birliği ile tutuştuğu çarpışmada büyük zararlar verdi. [1]

Mustafa Çelebi Gelibolu'ya kaçmayı başardı. Oradan iken Boğaz trafiğini durdurup Bizanslıları kendine destek vermeye zorlamaya çalıştı. Fakat II. Murad Cenevizli Foça Podestaşı Adorno'dan kiraladığı gemi ve askerlerle birlikte Rumeli'ye geçmeyi başardı. Mustafa Çelebi Gelibolu'da durmayıp Edirne'ye kaçtı. II. Murat 2 bin zırhlı Foça Podestaşı askeriyle takviyeli orduyla Edirne üzerine yürüdü. Edirne'liler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler. Mustafa Çelebi devlet hazinesinde alarak Edirne'den kaçtı. Fakat Tunca Vadisindeki Kızılağaç Yenicesi'inde yakalanıp Edirne'ye gönderildi. Mustafa Çelebi gailesi Mustafa'nın Edirne kale burcundan aşılması ile böylece 1422'de son buldu. [1]Fakat tarihçiler hala Mustafa Çelebi'nin düzmece mi yoksa gerçekten padişah oğlu olup olmadığı sorusunu tartışmaktadırlar. Elimizde bulunan Mustafa Çelebi adına basılan sıkkelerde 1422 tarihi ve "Mustafa bin Beyazid Han" ismi bulunmaktadır. [3]

Bu olayın ardından Mustafa Çelebi'yi destekleyen Bizanslılar yeni bir oyun sergileyerek bu desteğin o zaman güç kazanan bir saray kliği tarafından uygulandığını ve gerçekten imparator İİ. Manuel'in II. Murat'a karşı dost olduğunu beyan ettiler. Fakat yeni veziriazam Çandarlı İbrahim Paşa, Vezir Hacı Ivaz Paşa ve Lala Yorguç Paşa'nın görüşlerini alan Murat Bizans'a sert tepki gösterdi ve 2 Haziran 1422'dan Eylül başına kadar Konstantinopolis'i karadan kuşatmaya aldı. Bu kuşatma Bizans ıcın büyük asker ve bina hasarına yol açtı. Bu kuşatmadan kurtulmak için Bizans'lılara bu sefer kuşatma sürerken Ağustos ayında II. Murat'ın kardeşi Küçük Mustafa'yı ayaklandırmaya başardılar. .[1]

Karaman ve Germiyan beyleri ile birlikte Hamid-İli'nden hareket eden Küçük Mustafa Bursa'ya gelip bu şehri kuşattı. Bursa Ahileri Şehzade Küçük Mustafa'nın lalası olan Şarapdar İlyas'a heyet göndererek şehrin kendini savunacak personel ve ikmal maddesi olduğunu ve Ahilerin bu savunmayı destekleyeceğini bildirdiler. Bunun üzerine Şehzade Küçük Mustafa İznik üzerine yönelip 40 günlük kuşatmadan sonra bu şehri eline geçirdi. Şehzade Küçük Mustafa burada İbrahim Paşa sarayına yerleşip padişahlığını ilan ettirdi.[1]

Bunun üzerine Murat 6 Eylül'de Konstantinopolis kuşatmasını kaldırıp Anadolu yakasına geçti. Mihaloğlu Mehmet Bey'i sipahilerle İznik üzerine gönderdi. Şehzadenin lalası Şarapdar İlyas ise beylerbeylik verme vaadleri ile elde edildi. Şubat 1423de Mihaloğlu İznik'i bastığı zaman Şehzade Küçük Mustafa hamamda idi; yandaşları onu savunup kaçırmaya çalışırken Mihaloğlu yaralandı. Fakat lala Şarapdar İlyas Şehzadeyi atina kendi bindirip götürüp II. Murat'a teslim etti. Şehzade Küçük Mustafa boğulup idam edildi; ceseti İznik dışında bir incir ağacına asıldı ve sonra Bursa'ya götürülüp Yeşil Türbe'ye gömüldü.[1]

1423'de II. Murat Şehzade Küçük Mustafa olayını gizliden destekleyen Candaroğulları beyi İsfendiyar Bey üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü ve özellikle Taraklıboru (Safranbolu) şehrini Osmanlı ülkesine kattı. Karamanoğlu Mehmet Bey Antakya'yı kuşatması sırasında ölmesi yerine geçebilecekler arasında bir çatışmaya neden oldu. II. Murat II. Mehmet Bey'in (1423-1426) hükümdar olmasına yardımcı oldu ve bunun sonucu bir anlaşma ile Karamanlıların ellerine geçirmiş oldukları Göller Bölgesi Osmanlılar tarafından geri alındı.

Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar püskürtüldü ve akıncıların yıldırıcı hücumlarını durdurmak için Eflak Voyvodası yine bağımlılığı kabul etti.

Venedik'le savaş ve Selanik'in fethi [değiştir]

Konstantinopolis kuşatması sırasında Venedikliler Selanik ve Mora'yı kendi denetimleri altına almak için Bizans ıle görüşmeler başlatmışlardı. 1423'te Osmanlı ordusu Selanik'i kuşatmakta iken Bizanslılara Selanik'i Venedik Cumhuriyeti'ne teslim etmeye anlaştılar ve Venedik Selanik'e sahip oldu. 1424'de Venedikliler Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldılar.

Bunun üzerine Konstantinopolis'in de Venediklilere bırakılabileceği endişesiyle Murat 1424 yılında Cenevizliler aracılığıyla Bizans ıle bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 düka altın vermeyi ve Ankara Savaşı'nın ardından tekrar Bizanslıların eline geçmiş olan Ege ve Karadeniz kıyılarındaki toprakları Osmanlılar'a iade etmeyi kabul etti.

Aynı yıl Evranosoğlu İshak Bey idaresindeki akıncılar Arnavutluk'a ve yerel beylere bir sıra hücuma geçti. Gjion Kastrioti ve Atariti adlı arnavut beyleri II. Murat'ın üst egemenleigini kabul edip bu akınlarain önüne geçtiler. Kaştırioti 4 oğlunun Osmanlı sarayaine rehin ve eğitim almak için göndermek zorunda kaldı. Bu çocuklardan en küçüğü olan İskender Bey sonradan Osmanlı devleti basına büyük gaile çıkartmıştır.[1]

1424'de Edirne sarayında, bir büyük düğün merasimi ile II. Murat Candaroğulları beyi İsfandiyar Bey'in torunu Tacunnisa Hatice Halime Hatun ile evlendi. Aynı merasimde kız kardeşleri de evlendirildi. Sultan Hatun, İsfendiyaroğlu Kasım Bey'le; Ayşe Hatun Osmanlı komutanlarından Karaca Bey'le ve Hafsa Hatun Çandarlı Halil Paşa'nın oğlu olan Mahmud Bey ile evlendiler.[1]

Anadolu'da ve Rumeli'de tekrar savaş [değiştir]

II. Murad 1425 Anadolu'da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Düzmece Mustafa vakasında Aydınoğlu Beyliği verilen İzmiroğlu Cüneyd Bey ile uğraşıldı. Cüneyd Bey ardı ardına gerçek ve sahte şehzade ayaklanmalarına destek vermişti. Önce Şehzade İsmail'e isyanında yardım etmiş ve 1425'de ise Selanik'te Venedik desteği ile isyan çıkaran kimliği bilinmeyen yeni bir Düzmece Mustafa'ya destek vermişti. II. Murat Cenevizlilere tekrar Karadeniz'de bulunan liman kolonilerini geri verip onlarla anlaşarak Mıdıllı ve Sakız'dan getirilen Ceneviz filolarını kullanarak Cüneyt Bey'in denizden destek sağlamasına engel oldu. Sonra İzmiroglarının kökünü kazımak hedefiyle, bir kara ordusuyla uzun süren bir uğraştan sonra 1426'da Cüneyd Bey, ailesi ve hanedanının diğer mensupları yakalanarak hepsi idam edildi. [1]

1426'da II. Murad Rumeli'de birkaç koldan ordular gönderek Rumeli ve Balkanlarda bir askeri harekata başladı. Bu harekatın bir hedefi Venedik desteği verilen ne olduğu belirsiz yeni bir "Düzmece Mustafa"'nun Selanik ve civarında çıkardığı isyan idi. Diğer hedef ise Macarların desteği ile Balkanlarda çıkan karışıklık=lar idi. II. Murad şahsen bir ordu basınada Sofya'dan Vidin'e gitti. Osmanlı akıncılarai Bosna'ya hücum edip talan ettiler ve Hırvatistan'a kadar ilerlediler.[1]

Sonra Menteşe ve Teke beylikleri Osmanlı topraklarına katıldı. Fakat daha doğuda bulunan Karaman ve Çandarlı beyliklerin egemenliklerine son verilmedi. Buna bir neden bu siyasetin Timur'un yerine geçen Şahruh'un bir zamanlar Selçuklular ve İlhanlılar'ın hükümdarlığı altında bulunan bütün arazilerin üstünde hak etmesi ve bir istila hareketine girişmesi tehdidin ortaya çıkması idi.

1428-1429'da Osmanlı ülkesinde veba salgını başladı. Bu veba salgınında Bursa'da İslam ve tasavvuf dünyasında tanınmış düşünce adamı Emir Sultan, devlet adamı , asker, mimar Hacı İvaz Paşa, Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa ve II. Murad'ın gözlerine mil çektirdiği küçük kardeşleri Mahmud Çelebi ve Yusuf Çelebi hayatlarını kaybettiler.[1]

1429'da erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II. Yakup Bey'in ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.

Murat Anadolu'da barışı sağladıktan ve veba salgını atlatıldıktan sonra tüm gücünü Venediklilere yöneltti. Venedik Cumhuriyeti bu zamana kadar Selanik'i elinde tutarak Çanakkale Boğazı'nda abluka uygulamaktaydı. 29 Mart 1430'da Selanik'i, ardından da "Yuvan-ili" ve sonra Yanya'yı ele geçirdi. Bir Osmanlı-Venedik Antlaşması imzalandı.[1]

1430'da Rumeli'de toprak tahriri başlamıştı. Bu sayımlardan sonra bu arazilere timar sistemi uygunlanmaya geçildi. Selanik Osmanlılara elne geçtikten sonra Üsküp valisi olan Everenosoğlu İshak Bey yerel isyancı Arnavut beyi Gjon Kastrioti'nin elindeki arazilere hücumlear uygulayıp onun elindeki tahkimli mevkileri eline geçrıdı ve iki tanesi hariç didger hepsişni yıktırdı. Zaten devamlı yerel isyancı olan Arnavutlar timar sisteminin uygulanması aleyhtarı olarak 1432-1434 döneminde devam eden Arnavutluk isyanını çıkardılar. Edirne'de bulunan Arnavut beyi Gjergj Ariani buradan kaçarak bu isyanın idaresini üzerine aldı. Bu isyanın başında 1432-33 kişinda II. Murad kişi Serez'de geçirdi ve Arnavut isyancılar üzerine Evernosoğlu Ali Bey komutası altında bir akıncı ordusu gönderildi. Bu kış döneminde dar bir vadi olan Shkumbin'de Arnavutlar bu akıncı ordusunu pusuya düşürdüler ve akıncılar büyük zayiat verdiler.[1] 1433 yine Evernosoğlu Ali Bey'e karşı ve 1434'de Arnavutlar çete ve pusu savaşları ile Osmanlı akıncılarına karşı bazı başarılar kazandılar. Fakat 1435 ve 1436 Evrenosoğlu Ali Bey ve diğer akıncı beyi Turahan Bey Arnavutluk isyanını bastırmayı başardılar.

Sırbistan'ın ilhaki [değiştir]

Sultan II. Murad'ın John Young tarafından yapılmış resmi

Osmanlı iç savaşı sırasında Balkanlarda Macar etkisi artmış ve 1427 yılında Sırp Despotu Stefan Lazareviç'in ölümü üzerine Macaristan ile Osmanlılar arasında Sırbistan tahtı üzerinde çekişme çıkmıştı.

1428'de Sırbistan’ın kuzeydoğu kesiminde Tuna Nehri üzerinde bulunan Güvercinlik kalesi Osmanlılara eline geçti.

1428'de Macarlarla Osmanlılar arasında yapılan üç yıl süreli bir anlaşma sonucunda Yorgo Brankoviç Sırp Despotu olarak tanındı. Bu üç yıllık anlaşma bir defa daha yenilendi.

Buna karşılık II. Murat Rumeli'de uğraşmakta iken Anadolu'da Karamanoğulları Goller Bölgesi'ndeki eski Hamidoğulları arazilerini tekrar eline geçirdi ve II. Murad buna seyirci olarak kalmak zorunda kaldı.

Yenilenen sntlaşmanın süresi dolunca 1434'de Macar Kralı Sigismund II. Murat'a bir elçi göndererek Bosna, Sırbistan ve Bulgaristan üzerindeki Macaristan yüksek egemenliğini tanınmasını resmen istedi. Bu hareketle Macaristan savaş ilan etmiş oluyordu. Osmanlı devleti aleyhinde olanlar Macaristan Kralı çevresinde toplanmaya başladılar. Bunlar arasında Bosna Kralı II. Tvrtko, kızı Mara'yı II. Murad'la evlenmiş olan Sırp Despotu Yorgo Brankoviç, Eflak prensliğini Sigismund desteği ile eline geçiren I. Vlad Drakul, Savcı Bey'in oğlu Şehzade Davut, taht hakkı arayan birçok Balkan soylusu ve pek çok şenyor bulunmaktaydı. Fakat bu çok karmaşık ittifak arama süreci gayet yavaş gelişti ve atak bir birleşme gelişmesi ortaya çıkmadı. Buna karşılık Macarların artan etkisi karşısında Murat 1434'ten itibaren Balkanlar'da daha saldırgan bir tutum izlemeye başladı.

Fakat Anadolu'da ve Asya'da önemli gelişmeler yani Timur torunu Şahruh'un Anadolu'ya yönelmesi olasılığı ve Karamanoğulları'nın mütecaviz bir atakla eski Hamideli arazilerini geri almaları II. Murat'ın Balkan sorunlarına dikkatini çekmesini önledi. Şahruh Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey'i desteklemekteydi. İskender Bey Akkoyunlu hükümdarı Karayoluk Osman'ı yenerek Doğu Anadolu'ynun tamamını eline geçirmişti. 1434'te Timurlu hükümdarı Şahruh Karakoyunlu Devleti üzerine bir tedip harekatı düzenledi. 1435-36'da İskender Bey'in üzerine yürüyerek onu Karakoyunlular tahtından indirdi. Yerine kendine sadık Cihan Şah'ı getirerek onu Tebriz valisi tayin etti. İskender Han da Osmanlı Devleti'ne sığındı ve 1435-36 kişinda Tokat'ta kaldı. İşte doğuda bu gelişmeler II. Murad ve Osmanlıları çok kuşkulandırmıştı. Fakat 1436'dda Şahruh Horasan'a geri döndü ve Anadolu'ya bir sefer yapmasa olasığı çok azaldı.

Bunu firast bilen II. Murad 1437'de bir Anadolu seferine çıkarak Karamanaoğulları eline geçmiş olan Konya, Beyşehir ve Hamideli topraklarını tekrar Osmanlı devleti idaresine aldı.[1]

9 Aralık 1437'de Sigismund'un bir erkek çocuk varış bırakmadan ölmesi üzerine Macaristan'da işbaşına gelecek hanedan sorunları Macaristan'da epey kargaşalık yarattı. Sigismund'un kurmaya çalıştığı cephe de dağıldı. II. Murat bu fırsatı iyi değerlendirerek üç yıl Rumeli'de kalarak, özellikle Sırbistan ve Eflak sorunları üzerine eğildi. Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarını sağladıktan sonra 1438'de II. Murat ilk Macaristan Seferi'ne çıktı. Tuna'yı geçerek Severin, Demirkapı, Orşova ve Şebeş kalelerini topa tutup yıkarak Erdel'in merkezi Zeybin (sonradan Hermannstadt ve şimdi Sibiu) kalesini kuşattı. Bu kaleyi eline geçirip Karpat Dağları geçitlerini aşıp Eflak topraklarına girdikten sonra Yergöğü üzerinden Edirne'ye geri döndü. Bu bir Osmanlı sultanının ilk büyük kapsamlı seferi oldu.[1]

1438'de ise II. Murat Sırbistan üzerine yöneldi. Brankoviç tarafından yaptırmasına izin verilen yeni önemli savunma kalesi ve başkenti Semendire'yi fethederek Sırp Despotluğu'nu işgal etti ve burasını Osmanlı eyaleti ilan etti. Üsküp Sancak Beyi Evranosoğlu İshak Bey komutasındaki akıncılara Bosna Karallığı başkenti olan Yayçe önlerine kadar ilerlediler. O sırada Bosna Kralı II. Tvrtko'nun ölmesi Bosna Krallığı'nın iki varis arasında paylaşılması ve güneyde bulunan Hersek'in de ayrı bağımsız bir idare kazanması sonucunu doğurdu. II. Murat bundan istifade edip her üç idareyi de haraca bağladı.

Macarlar yeni Macaristan Kralı olarak o zaman Polonya Kralı olan III. Ladıslas'ı seçtiler ve Polonya ve Macaristan krallıkları aynı kişinin idaresi altına geçti. Ladislas Transilvanya voyvodalığına Yanos Hünyadı Corvinus adlı, ailesi pek gizemli olan fakat Eflak soylusu olduğunu iddia eden, bir kişiyi atadı. Böylelikle 20 yıl Osmanlılarla devamlı olarak bir Haçlı ruhu ile mücadele eden, Macarlar tarafından bir milli kahraman sayılan ve sonunda Macaristan Krallığına gelen bir kişi Balkanlar siyaset sahnesine girmiş oldu. 1441'de Yanos Hunyadi Semendire'yi Osmanlılar elinden geri aldı ve Transilvanya'ya gönderilen Osmanlı birliklerine karşı birkaç galibiyet kazandı.

Yanos Hünyadı'nin Balkanlar'ı istilası [değiştir]

Murat 1440'ta Stefan Lazaroviç'in ölümünden beri Macar işgali altında olan Belgrad'ı altı ay süreyle kuşattı ancak başarısız oldu. Bazı tarihçiler "Belgrad Ricati" adını verdikleri bu başarısızlığı II. Murad dönemininde bir dönüm noktası olduğunu iddia etmektedirler. [4]Bundan sonra Macarlar Osmanlı güçlerini Bosna'dan çıkardılar. Yeni Macar Kralı Ladışlas iki komutanını, Yanos Hünyadı ve Nicholas Ujlaki'yi Osmanlı tehdidi altındaki sınırları korumakla görevlendirdi. Bunlardan Yanos Hünyadı Belgrad'daki karargahından Osmanlı topraklarına karşı taaruzlar yapmaya başladı. 1441'de Erdel'i işgal eden ve Sibiu'yu kuşatan Mezid beyi öldürüp ordusunu bozguna uğrattı. Kaçış yolları kapatılan Mezid Bey'in Osmanlı birlikleri tamamen imha edildi. Ertesi yılın Eylül ayında Mezid beyin intikamını almak isteyen Sahabeddin Paşa da Vazag Muharebesinde aynı akıbete uğradı. Büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı.

Bizanslılara bir konsil toplayarak yeni bir Haçlı seferi açılması için diplomtik araştımalara geçtiler. Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu'da Akşehir ve Beyşehir üzerine saldırıya geçti ancak Murat, oğlu Aleaddin Ali Çelebi ile birlikte İbrahim beyi durdurdu.

1443'un sonbaharında Yanos Hünyadı Macar Kralı Ladışlas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç ile birlikte karşı taaruza geçti. Tuna'yı geçerek hızlı bir ilerleyişle Niş Muharebesini kazanıp Niş ve Sofya'yı ele geçirerek Balkan geçitlerine dayandılar.

II. Murad çok ivedi bir haerketle Balkanlara döndü. Yanos Hünyadı önderliğindeki Macar ve Bosna ordusunun, Osmanlı topraklarını istila etmekte olduğunu II. Murat Karaman seferi dönüşünde öğrendi. Macar, Sırp, Eflak ve Bulgar birliklerinden oluşan Janos Hünyadi ordusuyla önüne çıkar her Osmanlı kuvvetini yenip, İzladi Derbendi'ye kadar ilerledi. Osmanlılar için Machiavelli'nin "Prens" adlı eserinde belirttiği gibi (16.yyda Machiavelli Osmanlı ordusunun saldırı gücü çok yüksek olsada,zor durumda kaldığında düzenli geri çekilme kabiliyetinin çok zayıf olduğu ve bunun ordunun en zayıf noktası olduğunu zira bir kere büyük yenilgiye uğrarsa bir daha toparlanmasının zor olduğu iddiasındadır)geri çekilme esnasındaki koordinasyonsuzluk ve askerin paniği bu yenilgileri daha da kötü duruma sokmuş ve Osmanlılar bu kuvvetleri tekrar zorlukla toplayıp, direniş yapabilecek hale getirebilmiştir. II.Murat, 25 Aralık 1443'te İzladı Geçidi'nde yapılan İzladı Muharebesi'nde bu ordu ile tekrar karşılaştı. Bu muharebenin akıbeti ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüş bu muharebeyi de Macar ordusunun kazanıp Filibe ovasına kadar ilerlediği ve buradaki Osmanlı direnişini kırdığı ancak çetin kış koşulları ve direnişler sebebiyle geri dönmek zorunda kaldığını iddia etmektedir.[5] Diğer bir görüş ise bu muharebeyi Osmanlı Ordusunun aşırı derece de ağır kayıplar vererek zorlukla kazanabildiği yönündedir.[6] Osmanlıların bu kadar zorlanmalarında ve hatta yenilginin eşiğine gelmelerindeki temel faktör Macar ordularında bulunan arabalar üzerindeki tüfekli ve oklu askerler (Wagenburg, tabur sistemi) yüzündendi. Bunlar seri hareket edebiliyorlardı. Osmanlılar arabalar üzerindeki ateşli silah kullanan askerler ve okçular nedeniyle çok sıkıntıya düştüler ve İzladi Muharebesine kadar geri çekilmeye zorlandılar.[6] Sonuçta her ne olursa olsun İzladı Muharebesi çok büyük sayıda ve Osmanlıları barışa zorlayacak kadar zayiat doğurmuştu.

Bu günlerde Amasya Valisi olan çok sevdiği oğlu Aleaddin Ali Çelebi'nin ölüm haberini de aldı.

Birçok tarihçi zaten çok hissi bir kişi olan II. Murad'ın bu isyan, yenilgi, büyük askeri zayiatla devam eden hükümdarlıktan ve oğlunu kaybından dolayı büyük bir depresyona girdiğini iddia ederler. Eşi Mara Hatun'un ve sadrazam Çandarlı (2.) Halil Paşa'nın önerdikleri, uğranılan büyük kayıplar rağmen bir barış yapılmasını gereğini kabul etmek zorunda kaldı.

Segedin Antlaşması ve Yenişehir Sevgendnamesi, tahttan çekilmesi, 1444 buhranı ve Varna Muharebesi [değiştir]

Yanos Hunyadı önderliğindeki ordunun İzladi'de durdurulmasının ardından Murat Macarlar ile barış görüşmeleri için girişimlerde bulundu.

1444'un Haziran ayında taraflar arasında tarihte Edirne-Segedin olarak bilinen bir 100 yil sureli bir baris antlaşmana varıldı. Bu antlasmayi Murad Edirne'de Macar Krali Ladislas ise Segedin'de Kutsal Kitap uzerine yemin vererek imzalandi. Anlaşmaya göre Sırp Despotluğu 1427'deki sınırlarıyla Brankoviç'e iade edilecek, Macarlar Bulgaristan üzerindeki iddialarından vazgeçecekler, Osmanlılar ve Macarlar Tuna'yı geçmemeyi taahüt edecekti.

Bu antlaşmanın ardından Murat, oğlu Mehmet'i Edirne'ye getirtti ve onu başkentte "kaymakam" olarak bıraktıktan sonra Karamanlılar ile ilgilenmek üzere Anadolu'ya geçti. Karamanoğlu İbrahim Bey Ankara'ya kadar ilerlemiş bulunuyordu. II. Murad Karamanoğlu İbrahim Bey ile görüşerek bir sulh anlaşmasi yapılmasını kabul etti. Bu anlaşma için Goller bölgesini Karamanlılara bırakmayı kabul etmişti. Temmuz 1444'de iki taraf arasında bir anlaşmaya yapıldı ve Karamanoğlu İbrahim Bey II. Murad'a barışı koruyacağı hakkında "sevgendname (yemin belgesi)" adı verilen bir ciddi belge verdi. Bu "Yenişehir Sevgendnamesi" ile Goller bölgesi özellikle Akşehir ve Beyşehir'i Karamanlılara bırakıldı.[1]

Segedin Antlaşması ve Yenişehir Sevgendnamesi ile o zsmana kadar 23 yıl süren hükümdarlığı sırasında Osmanlı Devletine katmış olduğu arazilerin büyük bir kısmı tekrar elden çıkmaktaydı. Fakat bu şekilde II. Murad hem batıda hem doğuda barışı sağladığını düşünüyordu. Yaşlı, yorgun ve hatta bir depresyon geçirdiği kabul edilen II. Murad bu antlaşmaların ardından Osmanlı tarihinde daha önce (ne de daha sonra) hiç eşi görülmemeis bir karar alarak tahtından çekildi. Ağustos 1444'de Mihalliç'de (Karacabey'de bulunan hanedan çiftliğinde devletin ilerigelen idarecilerini ve askeri komutanlarını; yüksek ulemayı, kapıkulu (yeniçeri ve sipahi) subaylarını bir toplantiya çağırdı. Bu toplantıda kendisinin bir köşeye çekilip dünya işlerinden ve eğlenceden uzaklaştığını Tanrı'ya yöneleceğini bildirdi. Edirne'den gettirtiği oğlu II. Mehmet'in bu nedenle tahta geçeciğini ilan etti. Bu kararı hakkında bir şiiri elimize geçmiştir.[1]

Gerekdir-kim idem âheng-i üzlet
Koyub gayri tutam nefsi ülfet

Bu feragat ve devir törenin neden devlet başkentleri olan Edirne veya Bursa'da değil de hanedan çiftliği olan Mihaliç'de yapıldığınin nedenlerini açığa çıkartabilecek bilgiler ve törenin ayrıntıları hakkında tarihçilerin elinde hiç bir belge bulunmamaktadır. Bu sırada (belirsiz doğum tarihi dolayısıyla} 12-15 yaşları arasında bulunan bir çocuğa, (II. Mehmet'e) bu kadar ağır bir devlet yükünün verilmesinin nedeni de açıkça bilmemektedirler. II.Mehmet'in tahta getirilmesi icin tarihçiler çeşitli nedenler ileri sürmüşlerdir. Bunların başında Başvezir olan Çandarlı Hali Paşa'nın entirikaları gelmektedir. Diğer bir neden olarak vezirler arasında (özellikle başvezir ve Fatih'in lalaları olan vezirler arasındaki) iktidar çatışmaları verilmektedir. Diğer neden ise Konstantinopolis'te Doğu Roma'nın himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi'ye karşı oğlunun tahta yerleşmesini sağlamlaştırmak istemesi ileri sürülmüştür.[1]

Roma'daki İtalyan asıllı Papa IV. Eugene yeni bir Haçlı seferi hazırlama hevesine kapılmıştı. Konstantinopolis'den 1437'de Avrupa'ya, İtalya'ya gelen Bizans Imparatoru VIII. Yannis Palaiologos'in Floransa Konseyi'nin iştirak edip Hristiyan Ortodoks ve Hristiyan Katolik mezheplerinin birbirine uzlaştırıp Papalık altında, kısa bir süre için de olsa birlik sağlanmasini kabul etmesi; bu birlik icin Konseyde "Laetentor Corele" adli bir birlik belgesin kabul edip ilan etmesi Papa'nin bu Hacli seferi hevesine kapilmasinda başrolü oynamıştı. Papa IV. Eugene kendini, Hristiyanlığı birleştiren, Osmanlıları Balkanlardan atıp tek mezhepli Katolik Hristiyanlığının bu yöreye geri getirilmesi sağlıyan bir şampiyon olarak görmeye başlamıştı. Sefere askerlerin çoğunluğunu saglayan Polonya Krali/Macaristan Kralı Ladıslas ve onun ünlü generali o zaman Transilvanya Voyvodası olan Janos Hünyadi'yi bu yeni Hacli seferi komutanlari olarak görmekteydi. En yakın politika danışmanı olan ve Floransa Konseyi'nde başrolü oynamış olan Kardinal Gialiano Cesarini'yi Polonya/Macaristan Kralı huzuruna papa temsilcisi olarak gönderdi. Kardinal Cesarini Segedin Antlaşması'nın tümüyle aleyhinde idi. Genç Polonya/Macaristan kralına bir gayri-hristiyanla yapılan bir anlaşmanın Hristiyan ilkelerine göre geçersiz sayılacağını; kutsal kitap üzerine bir gayri-hristiyana verilen yemininin aksinin yapmanın Katolik hristiyanlarca günah ssyılmıyacağını ve eğer kral bu yeminini tutmayıp güneh işlediğini düşünmekte ise en yüksek Katolik papazı olan papanın bir günah çıkartıcı olarak Kralın işlediği bu türlü günahıni cikartarak kral yaşarken bile dinsel olarak aftedilmesini sağlayacağını Ladislas'a devamlı telkinle inandırdı. II. Murad'ın beklenmedik tahttan feragati de zaten çok zorlukla ve danışmanlarının tüm tavsiyelerinin aksine Segedin Antlaşması'nı imzalayan Macaristan Kralı üzerinde büyük bir aksi etkisi oldu. II. Murat'ın tahttan feragat edip yerine oğlu II. Mehmed'in Osmanlı tahtına geçmesi ile yeni Osmanli sultan Segedin Antlaşması'na şahsen imzalayıcı bir taraf olmamakta idi ve boylece bu antlasmanın geçersiz olmakta idi ve bu antlaşmayı devam için verilen yeminin yeni sultana karşı olmadığını ilan etmeye bir bahane sayıldı. Bu telkinler ve bahanelerle Macar Kralı Ladıslas Ağustos ayında Osmanlılar'la yaptığı antlaşmayı geçersiz sayarak yeni bir haçlı seferine çıkacağını duyurdu.[7]

Aralarında Arnavutluk'ta babasının mirasında hak iddia eden İskender Bey'in de bulunduğu Rumeli'deki eski yerel hanedanlar Osmanlılar'a karşı silahlandı. 1443'un yazının sonlarında çoğunluğunu Macar Kirallığı ve Eflak ordularının oluşturduğu 25.000 kişilik Haçlı ordusu Balkanlardan güneye sarkmaya başladı. Bu ordunun geliş haberi Balkanlara yerleşmiş olan müslüman halkı gayet korkutup bir paniğe kapılmalarına ve bir göçün başlamasına neden oldu. Ta güneyde Edirne'deki halkın bile bir bölümünün Anadolu'ya kaçmasına neden oldu. Aynı dönemde Orhan Çelebi de Dobruca'ya giderek bir isyan girişiminde bulundu ancak bu girişim Rumeli beylerbeyi Sahabeddin Paşa tarafından önlendi. Fakat Rumeli Beylerbeyi Sahabeddin Paşa Nis önünde Haçlı ordusuna yeniliip geri çekilmek zorunda kaldı. Burgundi Duku ve Papalik Devleti gemileriyle takviye edilmis Venedik donanması Çanakkale boğazını kapatmıştı ve büyük bir filo da Marmara Deniz'inden Boğaz üzerinden çıkıp Haçlı ordusunu beklemek üzere batı Karadeniz kıyılarina geçmeye hazırlanmakta idi. Haçlı ordusu Niş'den doğuya yönelerek Bulgaristan ve Sofya'yı işgal etti ve Varna'ya kadar ilerledi.[1].

Eylül ortalarında Edirne'de bir din anlaşmazlığı çıkmış; Hurufi akımı bir sıra eylemle başkentteki sosyal barışa aksi etkiler yapmıştı ve sonunda Edirne uleması, softaları ve halkı tarafından Hurafilere karşı bir kanlı yoketme kampanyası sürdürülmeye başlanmıştı. Tam bu sırada Edirne'de bir korkunç bir yangın çıktı. Edirne çarşıları ve ve yedi bin kadar ev yandı ve olasılıkla kentin büyük bir kısmı harabeye döndü.[8]

Murad tahttan feragatten sonra Manisa'ya çekilmişti. Macar ordusunun Tuna'yı aştığı haberi üzerine vezirlerin kararı ile Murat Edirne'ye geri çağrıldı. Murad ruh haletinin kırgınlığı yüzünden gelmek istemiyordu. Fakat oğlu II. Mehmet ağzından veya kendisi tarafından Çandarlı Halil Paşa'nın tavsiyesiyle bir ferman yazıldığı ve eğer Murad sultansa gelip ordusu başına geçmesi eğer Mehmed sultansa babasına kati emir vererek ordunun komutanlığını yapmaya geri gelmesi istendiği ve böylece II. Murad'ın geri gelmesini sağladığı bildirilmektedir.[1] Diğer bir rivayete göre ise Başvezir Çandarlı Halil Paşa, II. Mehmet'i uzun süren bir sürek avına göndermiş; genç Sultan avda iken onun ağzı ile II. Murad'a onu Edirne'ye geri çağıran bir mektup yazmıştır.[8]

Bunun üzerine II. Murad kendine erişen Anadolu eyalet askerleri ordusu ile Venedik ablukası altında olan İstanbul Boğazı'nı geçip Edirne'ye ulaştı. Burada hiçbir sıfat taşımazken tüm Osmanlı ordusunun başına geçti ve Varna'ya yürüdü. Bu tarihlerde eşi benzeri olmayan bir olay oldu. 19 Aralık 1444'de Osmanlı ordusu ile Haçlı ordusu Varna Muharebesi'ne giriştiler. Bu savaşın başında Haçlı ordusu çok baskı yapıp Osmanlı ordusunu yenme alemetleri gösterdi; fakat Karaca Bey taktiğiyle sonuç değişti. Kral Ladislas ülkesine büyük zaferle dönmek için atıyla harekete geçmekte iken bir yeniçeri tarafından atından düşürülüp öldürüldü. Kral Ladıslas'ın kesilen başı ve yemini bozduğu Segedin Antlaşması metinin kopyası bir mızrağa asılarak Osmanlı ve Haçlı ordusuna gösterilip kutsal yeminini kıran hükümdarlarin sonucu olarak gösterilmeye başladı. Bunun üzerine Osmanlı ordusu bir daha hamle yaptı ve Haçlı ordusu morali kırılmış olarak müthiş bir yenilgiye uğradı.[1] Bununla birlikte Osmanlı ordusunun tüfekli askerlerin önemini anlayıp kısmende olsa Macarların (Wagenburg, tabur sistemi)sistemini kopyalamalarının zaferde payı olduğu iddia edilmektedir.Bir süre sonra II.Kosova Muharebesinde Osmanlılar daha da çok tüfekli askeri savaşta kullanmış ve orduda ateşli silah,top kullanımı giderek yayılmıştır.Bu savaşta papalık danışmanı Kardinal Cesarini'de öldürüldü. Haçlı ordusuna büyük zayiat verdirilip yenilgiye uğratıldı. Macarların kahraman saydığı Transilvanya Voyvodası Janos Hünyadi ise çok kūçük bir birlik başında Transilvanya'ya kaçmayı başardı. Böylece Avrupa'da Türkler aleyhine hazırlanıp hücuma geçmiş olan son Haçlı seferi, Haçlılar için bir felakatle sonuçlandı. [7].

Savaşın ardından Murat Edirne'de bir süre kaldıktan sonra tekrar Manisa'ya çekildi. Kendisinin mi ve yoksa oğlu II. Mehmet'in mi Osmanlı hükümdarı olduğu konusuna bir açıklık getirilemedi. Müslüman devletlere II. Mehmet adına fetihnama gönderildi. Buna rağmen bundan sonraki bir buçuk yıl bir baba-oğul fetret dönemine girildiği iddia edilir.[8]

Tahta dönüşü, Kosova Savaşı ve ölümü [değiştir]

Murat'ın Manisa'ya çekildiği dönemde başkent Edirne'de barış yanlısı Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile dış siyasette daha saldırgan tutum içinde olan Şahabettin ve Zağanos paşalar arasında çekişme sürmekteydi. Sadrazam Halil Paşa bu dönemde Murat'a hâlen gerçek padişah muamelesi yapıyordu. Öte yandan Sahabeddin ve Zaganos paşalar ise genç padişah Mehmet'i Doğu Roma'ya karşı saldırmaya teşvik ediyorlardı.

1445'de Janos Hünyadi Tuna üzerinden Osmanlı topraklarına bir sıra akına başladı. Eflak Voyvodası Vlad Drakiul ise Yergogu kalesini kuşatıp ele geçirdi. Saltanat davası süren şehzade Davut Çelebi Dobruca'da isyan bayrağını açtı. 1446 ilkbaharında ise Edirne'de "Buçuktepe" adlı bir tepede başlayan ve buna izafeten Buçuktepe İsyanı adı verilen bir kapıkulu yeniçeri askeri isyanı başladı olarak adlandırılmıştır. Buna neden kapıkulu askerinin ulufelerinin düşük vezinli akçelerle verilmesi idi ve bir "buçuk akçe terakki" verilerek bu isyan yatıştırıldı. Bir iddiaya göre Çandarlı Halil Paşa'nın,II.Murat'ı tahta geçmeye zorlamak için düzenlediği bu isyan durumu iyice zora soktu. Ayaklanan yeniçeriler Konstantinopolis'te rehine bulunan Orhan Çelebi'nin yanına gitme tehdidinde bulununca, Sadrazam Halil Paşa, Murat'ı Edirne'ye geri davet etti. Murad İstanbul'a gitmek üzere 5 Mayıs'ta Manisa'dan ayrıldı ama çok yavaş ilerleyerek Ağustos ayının sonlarında Edirne'ye ulaştı. II. Murad böylece ikinci defa tahta çıktı. Oğlu II. Mehmed yanına lala olarak verilen Zaganos Paşa ve Sahabeddin Paşa ile Manisa'ya sancak beyi olarak gönderildi. II. Murad'ın çok yavaş hareketle gelişi ve oğlunun özel lalalar ile Manisa'ya gönderilmesi Osmanlı tarihinin, nedeni gizli kalmış ve incelenmemiş olaylarının başında gelmektedir.[8]

Murat beş yıl süren ikinci saltanatında 1444 buhranında isyan eden Balkanlar'daki yerel hanedanları boyun eğdirmekle uğraştı. Bunların arasında özellikle Arnavutluk'ta İskender Bey ile meşgul olmuştur.

1446 yılında sonbaharında Osmanlı devletinin himayesi altında bulunan Atina Dukası'ın şikayeti üzerine Mora despotuna karşı sefere çıktı. Mora yarımadasını ana karadan ayıran Körent kıstak üzerinde bulunan ve yeniden yapılan Heksimillian Duvarı Surları'nı ateşli silahlar kullarak yerle bir ederek Mora'ya girdi. Mevsim dolayışyla hava şartlarının iyi olmamasındna dolayı yarımdanın tümünün ele geçirilmesi imkansız görülmekte idi. Bunun için bu akıncı hücumunlarına dönüştü. Osmanlı ordusu ikiye ayrılıp bir ordu grubu Turahan Bey Patras'a kadar ilerlediler. Mora içerilerine akınlar yapıldı; Mora'da yerleşkeler yakıldı ve ganimet toplandı ve Mora Despotu da vergiye bağladı. Edirne'ye 6.000 kadar esirle dönüldü. [7]

1447'de II. Murad'da bağlılık sunmak isteyen Eflak Voyvodası Vlad Drakul Yanos Hünyadi tarafından öldürtüldü.[8]

1448'de İskender Bey'e karşı birinci seferini yaptı. Janos Hünyadı'nın Varna Muharebesi'nden sonra yeniden toplamış olduğu bir Macar ordusu ile Eflak ordusu ile birlikte harekete geçtiği haberi alınınca Sofya'ya döndü.

Janos Hünyadı Macar ordusu ve Eflak, Bohemyalı ve Alman asıllı ordu birlikleri ile Bronkoviç 'in kralı olduğu Sırbistan'a hücuma geçmiştti. Bir ay Sırbistan başkenti olan Semendire kalesi önünde Kovin'de durakaldı. Sırbistan'ın ordusuna katılmayacağı açığa çıkınca Macar ordusu Sırbistan'ini yakıp yıkıp yağma etti. Sonra Kosova'ya indi. II. Murad ordusu ile Kosova'ya geldi. 17-20 Ekim ayında Kosova Savaşı'nda Hünyadı'nın ordusu arasında muharebe başladı. Bu muharebede II. Murad toplar;ara ve yeniçeri askeri ile orta kanatda idi ve oğlu II. Mehmed Anadolu eyalet askeleri ile sağ kanadda bulunmakta idi. Bu arada Osmanlılar yanlarında Macarların yaptığı gibi çok sayıda tüfekli asker getirmişlerdi.Macar kuvvetleri önce sağ ve sol kanadda yenilmeye başlayınca ağır süvarileriyle Osmanlı orta kanadına yüklendiler ama çok geçmeden Osmanli piyade ve topçularının gayretleri ile geri itildiler ve bir kere daha yenilgiye uğradılar. Macar ordusunun yarısından çoğu ve özellikle Macar asilleri ya öldürüldü veya eseri edildi. Kaçanlardan çoğu da talan ettikleri Sırbistan'da sırplara tarafından öldürüldüler. Ama Hünyadı Janos yine de kaçıp Macaristan'a dönmeyi başardı.

1449'da Osmanlı akıncı güçleri Eflak üzerine hücuma gönderildiler. ,

1450'de oğlu II. Mehmet ile birlikte İskender Bey'e karşı Arnavutluk üzerine ikinci seferini düzenledi. Sefer dönüşü Edirne sarayda oğlu II. Mehmed, Dülkadir oğlu Süleyman Bey'in kızı Sitti Hanım'la evlendi ve bunun üzerine şaşalı düğün eğlenceleri yapıldı ve bundan sonra çift Manisa'ya gönderildi.

Bu düğünden kısa bir müddet sonra 1451'de II. Murad dinlenmek üzere çekildiği Edirne'deki Tunca'daki bir adada felç geçirdi ve 3 Şubat 1451'de günü oldu. Öldüğünde Cenazesi Bursa'ya götürüldü. Bursa'da Muradiye Camii'ndeki oğlu Alaaddin'in yanında gömülmesi vasiyeti üzerine onun yanına gömüldü ve sonradan üstü açık türbe yapıldı.

Öldüğünde Osmanlı Devleti 1402 yılında aldığı darbeden tamamıyla kurtulmuştu.

Ailesi [değiştir]

Eşleri [değiştir]

  1. Dulkadiroğlu Alime Hatun.
  2. Yeni Hatun - Amasyalı Mahmud Bey'in kızı.
  3. Hüma Hâtûn - Abdullah kızı, Fatih Sultan Mehmed'in annesi.
  4. Tacünnisa Hatice Halime Hatun - Candaroğlu İsfendiyar Bey'in torunu
  5. Mara Hâtûn - Sırbistan Despotu Corc Bronkoviç'in kızı, Fatih'in üvey annesi

Erkek çocukları [değiştir]

  1. Alaaddin
  2. Büyük Ahmed
  3. Mehmed
  4. Orhan
  5. Hasan
  6. Küçük Ahmed

Kız çocukları [değiştir]

  1. Hatice Hatun
  2. Fatma Hatun
  3. Şehzâde Hatun

Ayrıca bakınız [değiştir]

Referanslar [değiştir]

  1. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y Sakaoğlu, Necdet "Murad II", (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, C.2 s.235-238 İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, ISBN:975-08-0073-7.
  2. ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1995). Büyük Osmanlı Tarihi I. Cilt: Anadolu Selçukluları ve Anadolu Beylikleri Hakkında bir Mukaddime ile Osmanlı Devleti'nin Kuruluşundan İstanbul'un Fethine Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ISBN 975-16-0011-1. 
  3. ^ a b c d http://www.osmanliparalari.com/06-2murat-824/06c1-2murat-hayat.htm
  4. ^ Babinger a.g.e. s.38
  5. ^ Filozof.net
  6. ^ a b Prof. Dr. Feridun M. Emecen ile Osmanlı Savaş Tarihi Üzerine...
  7. ^ a b c Norwich, John Julius (1991), Byzantium: Decline and Fall, Londra:Penguin ISBN:9-14-011449-5 s.404-406
  8. ^ a b c d e Sakaoğlu, Necdet (1999), Bu Mülkün Sultanları, İstanbul:Oğlak Yayınları ISBN:975-329-299-6

Dış bağlantılar [değiştir]

  • Babinger, Franz (2003). Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. İstanbul: Oğlak Yayınevi. ISBN 975-329-417-4. 
  • Gökbilgin, Tayyip (1993). "Osmanlı-Macar Mücadeleleri Esnasına Edirne". Edirne (2 bas.). Ankara: Türk Tarih Kurumu. ISBN 975-16-0562-8. 
  • İnalcık, Halil (1995). Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I. Ankara: Türk Tarih Kurumu. ISBN 975-16-0749-3. 
  • İnalcık, Halil (2003 (8. Baskı)). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. ISBN 978-975-08-0588-7. 
  • Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1995). Büyük Osmanlı Tarihi I. Cilt: Anadolu Selçukluları ve Anadolu Beylikleri Hakkında bir Mukaddime ile Osmanlı Devleti'nin Kuruluşundan İstanbul'un Fethine Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ISBN 975-16-0011-1. 
  • Sakaoğlu, Necdet "Murad II", (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, C.2 s.235-238 İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, ISBN:975-08-0073-7.<
II. Murad
Doğumu: 1404 Ölümü 3 Şubat 1451
Resmî olarak sahip olunan unvanlar
Önce gelen
I. Mehmed
Osmanlı Sultanı
26 Mayıs 1421 - 1444
Sonra gelen
II. Mehmed
Önce gelen
II. Mehmed
Osmanlı Sultanı
1446 - 3 Şubat 1451
Sonra gelen
II. Mehmed