Germiyanoğulları Beyliği

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Germiyanoğulları Beyliği

1283-1428
 

Başkent Kütahya
Dil(ler) Türkçe
Din İslamiyet
Yönetim Monarşi
Türk tarihi
Kashgari map.jpg

Germiyanoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çökmesi ve dağılmasıyla başlayan Anadolu Beylikleri döneminde Batı Anadolu’da Kütahya merkezli olarak kurulmuş bir beyliktir. Musul şehri Germiyan aşiretinin lakabının anlamı Farsça dillerinde "sıcak" anlamına gelen germâ sözcüğünden, yine Farsçadaki çoğul üretme takısı -yân ile türetilmiştir. "Ilıcalar" anlamına gelir.

I. Murat döneminde bazı toprakları (Tavşanlı ve Kütahya) çeyiz olarak Osmanlılara verildi. Ankara Savaşı’ndan sonra yeniden kurulurken, II. Murat 1428 yılında son verdi. Böylece Germiyanoğulları beyliği, Osmanlılara katıldı.[1]

Kütahya ve civarına yerleşmeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Germiyanoğuları’nın kesin olarak hangi tarihte Kütahya ve civarına yerleştikleri bilinmemektedir. Ancak Baba İshak ayaklanmasının 1241’de bastırılmasından sonra, II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından bölgeye yerleştirildikleri ileri sürülmektedir. Ayrıca, Selçuklu şehzadesi olduğu iddiasıyla Karamanoğlu Mehmed Bey’in ortaya çıkardığı Cimri (Gıyaseddin Siyavuş)’nin yakalanması hadisesinde (1277) rol aldıklarına göre bu tarihte Kütahya, Afyon ve Denizli taraflarında yerlesmiş oldukları tahmin edilmektedir. Baba İshak'ın Babai isyânı sırasında Malatya’da olan Germiyanlılar’ın Cimri hadisesi esnasında Batı Anadolu’da bulunmaları, muhtemelen Moğol istilası sebebi ile bu bölgeye göç ettiklerine delâlet etmektedir.

Germiyanoğulları Beyliği’nin Kuruluşu[değiştir | kaynağı değiştir]

Cimri olayı sırasında (1277) Batı Anadolu’da bulunan ve Anadolu Selçukluları’nın hizmetinde hareket eden Germiyanlılara bu hizmetleri karşılığında Kütahya ve civari iktâ, yani timar olarak verilmiştir. Bu hadise sırasında Sâhipataoğulları Beyliği emrinde oldugu görülen Germiyanlılar, bu tarihten itibaren güçlü bir beylik haline gelmeye başladılar. Nitekim Batı Anadolu’daki Aydın, Menteşe, Saruhan, Denizli beyleri ilk zamanlarında Germiyanoğulları’na tâbi idiler.

Moğollar’ın Anadolu’yu işgali ve Selçuklu Devleti üzerinde hakimiyet kurmalarından sonra XIII. yüzyılın sonları ile XIV. yüzyılın başlarında uçlardaki beyler bağımsızlıklarını almaya başladılar. Germiyanlılar da Selçuklu-Moğol idaresine karşı çıkarak 1283’ten itibaren bir beylik olarak teşkilatlanarak II. Mesud’a karşı mücadeleye giriştiler. 1286-1291 yılları arasında meydana gelen bu olaylarda bazen Germiyanlılar, bazen da Selçuklu sultanı II. Mesud galip geldiler. Bu tarihlerde Germiyan kuvvetlerinin başında Hüsameddin I. Ali Şîr bulunuyordu. XIII. asrın sonlarında ise beyliğin başında Hüsameddin Bey’in kardeşi Yakup Bey bulunuyordu. Bu sırada Germiyanlılar, Selçuklular’a tâbi olarak iyi ilişkiler içindeydiler.

Germiyanoğulları Beyliği’nin Hükümdarları[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Yakub Bey[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: Yakub Bey

Germiyanogulları Beyliği’nin kurucusu Yakub bin Ali Şîr olup, onun zamanında en parlak devrini yaşamıştır. Yakub Bey, Anadolu Selçuklu Devleti hizmetinde emir-i kebir sıfatını taşıyacak derecede önemli vazifelerde bulunmuştur. Yakub Bey bu dönemde nüfus sahasını Kırşehir’e kadar uzattı. III. Alâeddin Keykubad’ın saltanattan çekilmesinden sonra Selçuklu tahtına ikinci defa geçen II. Gıyaseddin Mesud’a tabi olmayan Yakub Bey, İlhanlı Devleti’nin hakimiyetini tanıyarak senelik vergi vermeye başladı. Bu dönemde Karamanoğlu Beyliği’nden sonra Anadolu’da en önemli beylik Germiyan Beyliği idi. Yakub Bey yaklaşık 1305’de kumandanı Aydınoğlu Mehmed Bey'i, Batı Anadolu'daki sınırlarını genişletmek maksadıyla görevlendirdi. Aydınoğlu Mehmed Bey, Birgi merkez olmak üzere İzmir ve civarının fethine teşebbüs etmiş ve daha sonraları bölgede kendi beyliğini kurmuştur. Yakub Bey zamanında Bizanslılar’la karşılıklı savaslar yapılmıştır. Nitekim Yakub Bey 1305’de Menderes nehri kenarındaki Tripolis şehrini ve Angir (Kiliseköy)’ü zaptetmiş ve Otuz Bin kişilik bir kuvvetle Alaşehir (Filadelfiya) kentini kuşatmıştır. Ancak Bizans’ın isteği üzerine yardıma gelen Katalanlar’ın saldırısı karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştır. Katalanlar’ın bölgeyi terketmesinden sonra Yakub Bey, yeniden Alaşehir (Philadelphia) üzerine giderek burayı vergiye bağladı (1314).

İlhanlı hükümdarı Olcaytu’nun Anadolu'daki beylikleri itaat altına almak için gönderdiği (1314) Emir Çoban’ın davetine gelerek itaatlerini bildiren beyler arasında Germiyanlı Alişiroğulları ve Germiyanoğulları’na tâbi beyler de vardı. Daha sonra Emir Çoban oğlu Timurtaş Noyan (Demirtaş), Anadolu’ya geldiğinde (1325) Eşref ve Hamidoğulları Beylikleri'ni ortadan kaldırmış, diğerlerini zaptetmek için Eğridir’de hazırlık yaparken maiyyetindeki beylerden Eretna’yı da Karahisar-i sahip taraflarına göndermişti. Yakub Bey’in damadı olan Karahisar Bey’i kayınpederinin yanına Kütahya’ya sığınmıştır. Yakub Bey ile Eretna Bey arasında bir savaş çıkmak üzere iken Timurtaş Noyan (Demirtaş)’tan gelen emir üzerine Eretna Bey Sivas’a çekilmişlerdir (1327). Yakub Bey’in 1340’larda vefat ettiği tahmin edilmektedir. El-Ömerî, Yakub Bey devrinde Germiyan Beyliği'nin talimli düzenli ordusu olduğunu kaydetmektedir.

Mehmed Bey (1340-1361)[değiştir | kaynağı değiştir]

Yakub Bey'den sonra Germiyanoğulları Beyliği'nin başına oğlu "Mehmed Bey" geçmiştir. Mehmed Bey, mücadeleci ve savasçı anlamına gelen Çahsedan veya Çağsadan lakabıyla anılıyordu. Onun zamanında, daha önce Katalanlar tarafından işgal edilen Küldi (Kula) kasabası Rumlardan, Angir (Simav) kasabası Bizans İmparatorluğu'ndan geri alınmıştır. Mehmed Bey hakkında bilinenler çok azdır. Germiyanoğulları Beyliği Yakub Bey'den sonra eski üstünlüğünü kaybetmiş, hatta "Mehmed Bey" devrinde Aydınoğulları bağımsız hale gelmişlerdir. Mehmed Bey 1361'de vefat etmiştir.

Süleyman Şah (1361-1387)[değiştir | kaynağı değiştir]

Sah Çelebi olarak da anılan Süleyman Şah, babası Mehmed Bey'in vefatı üzerine Germiyan hükümdarı olmuştur. Onun hükümdarlığının ilk yılları olaysız geçmiştir. Karamanoğulları Alaaddin Bey ile Hamidoğlu İlyas Bey arasındaki mücadelelerde İlyas Bey'in tarafını tutmuştur. Karamanoğlu'nun saldırısına uğrayan İlyas Bey kendisine sığınınca ona yardım etmiş ve topraklarını geri almasını sağlamıştır. Bu durum Süleyman Şah ile Karamanoğlu Alaaddin Bey'in arasını açmıştır.

Bu dönemde Germiyan beyliği iki önemli Anadolu beyliği arasında sıkışmıştır. Süleyman Sah, kuzeyde devamlı topraklarını genişleten Osmanlılar'dan ve güneydoğuda Karamanlılar'dan gelecek saldırılara karşı topraklarını koruyabilmek için bazı imkanlar aramıştır. Bu maksatla kızı Devlet Şah Hatun'u I. Murad'ın oğlu Yıldırım Bayezid ile evlendirmiş ve kızının çeyizi olmak üzere Kütahya, Tavşanlı, Simav ve Eğrigöz dolaylarını Osmanlılar'a bırakmıştır. Böylece büyük fedakârlıklarla dostluk ilişkisi kurmaya çalışan Süleyman Şah, kendisi Kula'ya çekilmiştir (1381). Yıldırım Bayezıd ise Kütahya valiliğine getirilmiştir.

Aynı dönemde Karamanoğlu Alaaddin Bey de Osmanlılar'la akrabalık kurmak istemiş ve I. Murad'ın kızı Melek Hatun ile evlenmiştir. Ancak bu evlilik Germiyanoğlu Süleyman Şah'ı tedirgin etmiştir.

Süleyman Şah 1387'de Kula'da vefat etmiş ve orada yaptırdığı Gürhane Medresesi'ne defnedilmiş ve yerine oğlu II. Yakub Bey Germiyan Beyi olmuştur.

II. Yakup Bey[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: II. Yakup Bey

Babası Süleyman Şah zamanında Uşak ve Suhud bölgesinde vali bulunan Yakub Bey onun ölümü üzerine (1387) Germiyan beyi olmuştur.

Osmanlı Padişahı I. Murad'ın I. Kosova Muharebesi'ne diğer bazı beylikler gibi yardımcı kuvvet gönderen II. Yakub Bey, I. Murad'in savas meydanında sehit düsmesi üzerine Osmanlı nüfusundan kurtulmak istedi. Karamanoğulları başta olmak üzere bazı toprakları Osmanlılar tarafından alınan Hamid, Saruhan ve Menteşe beyliklerinin oluşturdugu ittifakı destekledi. Ayrıca bu durumdan istifade ederek babası tarafından kız kardeşinin çeyizi olarak verilen yerlerden geri aldı ve Kütahya'yı ele geçirdi.

Bu durum karşısında Yıldırım Bayezid, Rumeli'de sulh ve sükunu sağladığı gibi Sırplarla da anlaşma yaptı. Daha sonra hemen Anadolu'ya geçen Bayezid, kısa zamanda kendi aleyhine gerçekleştirilen ittifakı dağıttı. Saruhan, Aydin ve Menteşe beyliklerini işgal ettikten sonra Kütahya'ya yöneldi. II. Yakup Bey bu durumdan endişeye düştüğü için Yıldırım Bayezıd'i pek çok hediyelerle karşıladı. Ancak Osmanlı Padişahı, kayınbiraderine güvenmediği için yakalatmış, veziri Hisar Bey ile birlikte Rumeli'de Ipsala kalesine hapsetti.

Böylece bütün Germiyanoğulları'na ait topraklar Osmanlı ülkesine katılmış oldu (1390).

Yakub Bey 1399'a kadar Ipsala'da kaldı ve sonunda bir fırsatını bularak kaçtı ve deniz yoluyla Şam'a gitti. O sırada Şam'a gelmiş olan Timur'a sığınan Yakup Bey, maiyyetinde olanlarla birlikte Ankara Savaşı'na katıldı (1402). Yıldırım Bayezid'in Timur'a mağlub olmasıyla Osmanlı Devleti'nin parçalanması üzerine diğer beylikler gibi Germiyan Beyliği de yeniden teskil edildi ve idaresi II. Yakup Bey'e verildi. Böylece Yakub Bey On İki yıllık bir aradan sonra yeniden beyliğinin başına geçmiş oldu. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Kütahya'ya gelmiş ve bir ay kadar burada ikamet etmiştir.

Yıldırım Bayezıd'in ölümünden sonra onun sehzadeleri arasında ortaya çıkan karışıklıklar sırasında önce Karamanoğlu ile bir ittifaka giren Yakub Bey, daha sonra Çelebi Mehmed'in tarafina geçti (1410). Ancak bu duruma tepki gösteren Karamanoğlu Mehmed Bey, Germiyan ili üzerine giderek Kütahya'yı zaptetti. Bu suretle Yakub Bey, ikinci defa ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Çelebi Mehmed'in Rumeli'de asayişi sağladıktan sonra Anadolu'ya geçmesi üzerine Bursa'ya kadar ilerlemiş olan Karamanoğlu derhal geri çekilmiş, hatta Germiyan topraklarını da terketmiştir. Osmanlı Padişahı Çelebi Mehmed Karamanoğlu üzerine yürürken Yakub Bey de yardımcı olmaya çalısmış, zahire ve levazım tedarik ederek harekatı kolaylaştırmıştır. Böylece Yakub Bey İkinci defa ülkesine sahip olmuş ve Osmanlı hakimiyetini tanımıştır (1413).

II. Murad devrinde de Osmanlılar'la iyi geçinmeye çalışan Yakub Bey bir oğlunun olmaması ve yaşının ilerlemesi sebebiyle ülkesini Osmanlı Padişahı'na bırakmayı düşündü. Bu maksatla yaşı sekseni mütecaviz iken Bursa üzerinden Edirne'ye seyahat etti. II. Murad'la görüşmesi sırasında hüsn-i kabul gördü ve merasimle karşılandı. Germiyan ilini II. Murad'a vasiyet ederek tekrar ülkesine döndü. Yakub Bey, Kütahya'ya dönüşünden bir sene sonra öldü (Ocak 1429) ve kendi imaretinin mescidindeki mihrabin arkasına defnedildi. Yakub Bey, aradaki fasılalarla birlikte 42 yıl hükümdarlık yaptı.

Teşkilât ve kültür[değiştir | kaynağı değiştir]

Sosyal ve Ekonomik Hayat[değiştir | kaynağı değiştir]

Germiyanoğulları Beyliği'nin en güçlü olduğu I. Yakub Bey devrinde sosyal ve ekonomik hayatın da gelişmiş oldugu anlasilmaktadir. Sehabeddin Ömeri, Germiyan beyinin 700 şehir ve kalesi olduğunu, ordunun tam teçhizatlı olduğu, kıymetli eşya ve hayvanlara sahip bulunduğunu bildirmektedir. Ticarete önem veren ve nakliyesinde Menderes nehrinden yararlanan Germiyanlılar bazı ihraç mallarını bu vasıta ile Ayasulug ve Balat yoluyla denizden ihraç ederlerdi. Yine bu devirde Bizans, her yıl Germiyan beyine 100.000 dinar ve pek çok kıymetli eşyayı hediye olarak gönderiyordu.

Germiyanoğulları devrinde "Germiyan kumaşları" olarak meşhur dokumalar çok kıymetli idi. Anadolu'nun her tarafında tanınan ve Bursa pazarlarında da bulunan Germiyan kumaşları Osmanlı sarayına giden hediyelik eşyalar arasında da yer alıyordu. Yine Denizli'de dokunan ve ak kalemli denilen kumaştan hil'at yapılırdı. Sarıklık bezler de yine bu bölgede dokunuyordu ve I. Murad'in kullandığı sarık burada işlenen tülbentten idi.

Germiyanoğulları'ndan Osmanlılar'a intikal eden vakfiyelerden anlaşıldığına göre tesis edilen imaret ve zaviyelerde yolcu ve fakirlere en iyi şekilde hizmet ediliyordu.

O dönemde halk yerleşik ve konar-göçer olmak üzere iki kısımdı. Köy ve kasabalarda yasayanlar zirai ekonomiye sahip oldukları halde, şehirdekiler ticaret yapıyorlardı. Konar-göçerler ise hayvan besiciliği ile meşguldüler.

Germiyan hükümdarı Süleyman Şah ve II. Yakub Bey adına bastırılmış gümüş sikkeler bulunmaktadır. Ayrıca Yakub Bey, Timur'un himayesinde iken onun adına, Osmanlı himayesinde iken II. Murad adına da para bastırmıştır.

Ordu[değiştir | kaynağı değiştir]

Diğer Anadolu Beylikleri'nde oldugu gibi Germiyanoğulları'nda da askerî kuvvet timarli sipahi idi. Ayrıca beylerin iktalarına göre silahlı kuvvet beslemeleri gerekiyordu. Ordu kumandanına Subaşı deniliyordu. Germiyanoğulları'na tabi beyliklerle birlikte 200.000 atlı ve yayadan ibaretti. Beyliğin kendi ordusu ise 40.000 idi. Germiyanoğulları beyligi ordusunda kargı kullanan ve ok atan birlikler bulunmakta, savaş haricinde ordu zaman zaman askerî manevralar yapmaktaydı. Ayrıca Germiyanlilar sınırlarının korunmasi maksadiyla ve savaşa karşı tedbir olmak üzere mevziler kazdırıp buralara topladıkları kuvvetlerle harp hazırlıkları yapıyorlardı.

İlmî ve kültürel faaliyetler[değiştir | kaynağı değiştir]

Germiyanoğulları devrinde Kütahya ilmî ve edebî faaliyetlerin merkezi idi. Burada, bugün Demirkapı Medresesi olarak bilinen Vacidiye Medresesi ve II. Yakub Bey Medresesi en önemli ilim müesseseleridir. Bir kadğ olan Ishak Fakih'in insa ettirdiği medrese de bu devirde faaliyet göstermiştir. Bu medreselerde nakli ilimlerin yanında heyet ve astronomi de okutuluyordu.

Umur b. Sava'nın yaptırdığı Vacidiye Medresesi'ne adını veren Müderris Abdülvacid, uzun yıllar hocalık yapmış ve bazı eserler kaleme almıştır. Fıkıh dalında Serhu'n-nikaye adlı eseri telif eden (1403) Abdülvacid, astronomi konusunda Çagmini'nin Mülahhas adlı kitabına şerh yazmıştır.

Germiyanoğulları zamanında yetişen ilim ve fikir adamlarının varlığı bize bu devirde beylik merkezinin ne derece canlı bir kültür hayatına sahip olduguna delalet etmektedir. Germiyan beylerinin ilim ve fikir adamlarını korumaları ve onlara deger vermeleri bu ortamin gelişmesini saglamıştır. Germiyan ilinin Osmanlılar'a geçmesiyle bu dönemde yetişen ilim ve fikir adamları, edebiyatçı ve şairler de Osmanlı idaresinde hayatlarını sürdürmüşler ve eserler vermeye devam etmişlerdir.

Edebî sahada ise Şeyhoğlu Mustafa, Ahmedî, Şeyhî, Ahmed-i Dâî gibi şairler yetişti.

Şeyhoğlu Mustafa, Süleyman Şah'ın emriyle Farsça Merzübannâme ve Kabusnâme'yi Türkçe'ye tercüme etmiştir. Yine Süleyman Şah'ın isteği üzerine kaleme aldığı Hursidnâme adlı mesneviyi onun ölümü üzerine Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezıd'e takdim etmiştir. Siyasetnâme tarzındaki eseri Kenzü'l-Kübera ise Türkçe mensur bir eserdir.

Ahmedî'nin Iskendernâme'si de yine bu dönemde kaleme alınmıştır. Ahmed-i Daî ise Yakub Bey'in emriyle rüya tabirine dair Tabirnâme adıyla Farsça'dan bir eser tercüme etmiştir.

İmâr Faaliyetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Germiyanoğulları devrinde cami, medrese, çesme gibi çesitli mimarî eserler inşa edilmiştir. Ankara'da Kizilbey Camii (1299), Denizli'de Süleyman Sah'in yaptırdığı Ulu Cami (1368), Kütahya'da Kale-i Bala Camii (1377), Kursunlu Camii (1377), Balıklı Camii, Analci Mescid, Vacidiye Medresesi, Uşak'ta Kavsit Çesmesi, Kütahya'da Ishak Fakih'e ait çeşme mimarî eserlerin en önemlileridir.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Ziya Demirel (2008). "ÖSS Tarih Konu Anlatımlı". Esen Yayınları. ss. s. 113.