Tire, İzmir
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Tire, İzmir'in güneydoğusunda yaklaşık 80 km uzaklıkta yer alan bir ilçesidir.
Deniz seviyesinden yüksekliği 96 metre olan Tire'nin, Kuzeyinde Küçük Menderes Ovası ve Bayındır, doğusunda Ödemiş, batısında Selçuk ve Torbalı ilçeleri, güneyinde ise Aydın Dağları ve Aydın ili ile çevrelenir.yeşil tire olarak anılr, çünkü yemyeşildir.
İlçenin yüzölçümü 784 km²'dir. Bir beldesi (Gökçen) ve 64 köyü bulunmaktadır. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 78.025`tir. Bu nüfusun 42.988`i merkezde, 35.037`si belde ve köylerde yaşamaktadır.
İlçe sınırları içerisinde bulunan Güme Dağları 1646 m. yüksekliğindedir. Toprak yapısı kumlu, killi ve kır taban bir görüntü vermesine rağmen oldukça verimli ve çok çeşitli ürün yetiştirilmesine elverişlidir. Tarımsal ürünlerin çeşitliliğinde ilçenin tek akarsuyu olan 175 km. uzunluğundaki Küçük Menderes ırmağının da öneli rolü vardır. Akdeniz ikliminin etkisi altında olan ve bitki örtüsü bakımından maki bitki topluluğuna sahip bulunan Tire'de yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. İlçede sıcaklık yazın +40 dereceye kadar yükselirken kışları en düşük sıcaklık +3 derece civarında olmaktadır.
Her yıl ortalama yağış miktarı 600-650 mm olarak gerçekleşmekte en fazla yağış Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında görülmektedir.
İlçede 51 İlköğretim Okulu, 9 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 12386 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 678 öğretmen görev yapmaktadır. 1 Özel İlköğretim Okulu bulunmaktadır. OKS'de İzmir'deki 1200 den fazla ilköğretim okulu arasında her yıl ilk 10'a girmektedir. İlçede 1 Devlet Hastanesi, 1 SSK Hastanesi, 6 Sağlık Ocağı, 12 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş Dispanseri ve 1 Ana Çocuk Sağlığı bulunmaktadır.
Ege Üniversitesi'ne bağlı meslek yüksek okulu vardır İlçe ekonomisi tarım, ticaret ve sanayiye dayanmaktadır. Tarım ürünleri başta pamuk olmak üzere, buğday, arpa, tütün, susam ve her türle meyve, sebzedir. Arıcılık ilerlemiş durumdadır. Besi ve süt inekçiliği gelişmiştir. Tire Organize Sanayi Bölgesinin kurulması sonucunda, ilçede sanayi de önemli ivme kazanmış bulunmaktadır.
Tire salı günleri kurulan pazarı ile ünlüdür, bu pazar yakın zamana kadar Türkiyenin en büyük açık pazarlarından biri olma özelliği taşımakta idi. Yukarı Tire'nin tüm sokakları salı günü pazar yerine dönüşmekteydi. Bu pazarda yerel sebzelerden, yerel meyvelere; kıyafetten, elektronik eşyalara, birçok ürünü bulmak mümkündür. Ancak artık eskisi kadar büyük ve ucuz değildir.
Ayrıca Tire'nin "şiş köfte" adlı köftesi de çok meşhurdur. Bunun yanında keşkeği Tire'nin en ünlü yemeklerindendir. Tire çeşitli ot yemeklerinin yapıldığı bir ilçedir. Buna örnek olarak karışık iç karması, karışık ot kavurması, sarmaşık kavurması verilebilir. Kabak çiçeği dolması da Tire'de çok sık yapılan yemeklerdendir. Ayrıca heybeli çorba da Tire'ye has yemeklerdendir. Hamur işlerine örnek olarak da lalengi (gıylangı) verilebilir. Lalengi yöresel olarak pisi pisi ve patlıcan balığı olarak da anılmaktadır. Mustafa çorbası yöreye ait tatlardandır. Ayrıca tatlı olarak karadutlu peynir tatlısı yöreye özgüdür.
Tire ilçesi birçok mesire yerine sahiptir. Özellikle Balım Sultan vr taştepe mevki bu önemli mesire yerlerindendir. Tireliler baharın gelişinin habercisi olan nevruzu coşkulu bir şekilde bu mesire yerlerinde kutlamaktadırlar.
Konu başlıkları |
[değiştir] Ulaşım
İzmir'in güneydoğusunda bulunan Tire, İzmir'e uzaklığı 80 km’dir. Tire'nin, kuzeyinde Küçük Menderes Ovası ve Bayındır, güneyinde Aydın Dağları ve Aydın, doğusunda Ödemiş, batısında ise Selçuk yer almaktadır. Selçuk ile dolaylı olarak İzmir-Aydın-Denizli karayoluna bağlanan Tire; Kuşadası Limanına da yakındır. Karayolu ile ulaşım için; İzmir-Tire yolu kendi aracınız ile yaklaşık 1 saat kadar sürecektir. Otobüsler ise 1,5-2 saat arasında ulaşabilmektedir. S.S. Tire Otobüsleri Yolcu Taşıma Koop. tarafından İzmir Otogarı bağlantılı olarak Gaziemir'den hergün düzenli aralıklarla otobüs seferleri düzenlenmekte. Kooperatifin (0232)472 12 13 veya (0232) 512 60 60 numaralı telefonlarından kalkış yerlerini ve sefer saatlerini öğrenebilirsiniz. Kendi aracınızla gitmek için de 2 ayrı seçeneğiniz var. Birincisi, Aydın Otoyolunu kullanarak, diğeri de Devlet Karayolunu kullanarak. Otoyoldan gidebilmek için; İzmir'den Aydın istikametine giderken, Selçuk sapağından çıkmanız gerekir. Otoyolun, Devlet Karayolu ile bağlantı noktasından hemen sonraki ilk kavşaktaki (Ödemiş-Tire-Belevi) tablelaları takip ederek sola dönüş yapmalısınız. Girdiğiniz yol, sizi doğruca Tire'ye ulaştıracaktır. Devlet Karayolu'ndan gidebilmek için; İzmir-Aydın karayoluna gireceksiniz. Gaziemir yönünden İzmir'i terkedecek ve Adnan Menderes Havaalanının yanından geçerek, Torbalı-Aydın-Denizli tablelalarını takip edeceksiniz. Torbalı ve Çaybaşı beldesini geçtikten sonra, Pamukyazı köyünün çıkışındaki tabelaları (Ödemiş-Bayındır-Tire) takip ederek sola dönüş yapmalısınız. Ana yoldan hiç ayrılmaz iseniz, karşınızda Yeşil Tire'mizi göreceksiniz. Demiryolu ile ulaşım için; İzmir şehir içinde halen devam etmekte olan metro çalışmaları nedeni ile, demiryolu ulaşımı bu sıralar biraz sıkıntılı. Tire'ye ulaşan mototren'in (otoray) son durağı Gaziemir'de. Bu nedenle, öncelikle Gaziemir Tren istasyonuna ulaşmalısınız. Mototren hareket saatleri ile ilgili bilgiyi, TCDD'nın (0232) 484 86 38 veya 484 53 53 numaralı telefonlarından alabilirsiniz.
[değiştir] Milattan Önce Tire
Tire; Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans'a ev sahipliği yapmış, tarihin zengin kültür mirasına sahip bir kenttir. Ne var ki, Tire tarihiyle ilgili belgesel bilgiler, Roma döneminden öteye, pek sağlıklı inmemektedir. Ya da diğer bir deyişle, milât öncesi 2000'le başlayan süreç, henüz sağlıklı bir zemine oturtulamamıştır. Efes'teki Artemis Tapınağı’ndan Tire'nin batı köylerini de içine alan ve Bozdağa dek ulaşan Artemis Tapınağı Kutsal Toprakları, yüzlerce yıl, Tire'ye adeta bir kutsallık kazandırmıştır.
Roma dönemine ait belgesel zenginlik, Tire' nin bu döneme ait Tarihi coğrafyasında, bazı köylerin, ciddi yerleşim alanları oluşturdukları, buralarda ortaya çıkan arkeolojik belgelerden anlaşılmaktadır. Bu yerleşim bölgeleri içinde; Başköy (Uzgur), Akyurt (Zeamet Kilisesi), Hisarlık, Gökçen (Fota), Eskioba, yani Dormara (Almura), Büyükkale ve Kürdüllü Köylerini, özellikle belirtmek gerekir.
Ayrıca hemen belirtmeliyiz ki, Eğridere, Peşrefli gibi ilk çağ köylerinin yoğunluk merkezleri doğuda (Katoika), batıda (Bonita) olarak adlandırılmıştır. Batıda Büyükkale ve doğuda, Boynuyoğun-Yeğenli hattı, bu sıralamada yer almaktadır.
Dağlık kesimin güneyinde ise, Efes'ten başlayarak, Belevi / Hasan Çavuşlar / Büyükkale / Küçükkale / Eskioba ve Mahmutlar yönünden, Bozdağ'a değin ulaşan Tapınak arazisi Tire Ovası’nı kucaklamaktadır.
Ünlü Roma İmparatorları Jül Sezar, Augustos ve Trian'ın, Tire topraklarından bir bölümünü Artemis Tapınağı’na bağışladıkları, belgelerden anlaşılmaktadır. Tire Müzesi’nde, bu tapınağa ait arazilerden elde edilen bulgular, geniş bir yer tutmaktadır.
Tire'nin bu süreçte, Roma Senatosunda; “Kaystros Senatörlüğü” yani, Küçük Menderes Senatörlüğü adıyla temsil edildiği görülür. Daha sonra başlayan Bizans Döneminde, özellikle Ortodoksluğun biçimlendirilmesinde, Istanbul'un Kadıköy'ü ki, o dönemin adıyla “Halkedon” ve de İznik , o dönemdeki adıyla “Nikea” daki Ayasofya, Kilise Meclislerinde Tire; etkin, karar sahibi, Hristiyan bir kent görünümünde olduğunu kanıtlamıştır. Bu Konsüllerde, oy kullanma hakkına da sahip olan Kent, Bizans tarihi boyunca, bu parlak dönemini sürdürmüştür.
Ünlü coğrafyacı Strabon, ilk dönem sürecinde, Tire'nin yaslandığı Güme Dağı'nın mabetler zenginliğinin yanı sıra iki dinin de kutsallığını simgeleyen üzüm bağlarıyla donandığını ve bu üzümlerden yapılan şaraplarının ününü anlatır. Küçük Menderes Ovası için ise, “Efes Artemis'in, Kutsal Toprakları’nın çevrelediği bir bahçe gibidir ” der.
Tire, daha sonra, giderek Hristiyan kültürünün hakim olduğu bir isarlık Köyü olarak adlandırdığımız bu kent, adını Bizans İmparatoru Arkadius'tan almıştır. kent görünümü kazanır. Tire ve Arkadiopolis, yani şimdiki Hisarlık yöresi, Bizans'ın Ünlü Ortodoks kentlerinden biri haline gelir. Bugün Hisarlık Köyü olarak adlandırdığımız bu kent, adını Bizans İmparatoru Arkadius'tan almıştır.
[değiştir] Türkleşme Sürecinde Tire
Tire tarihinde ikinci dönem, Türklerin Batı Anadolu'yu ele geçirmeleriyle başlar. Bizans sonrasında, adına Beylik Devri dediğimiz bu dönem, yüz yıllık bir zaman dilimini kaplamaktadır ki, diğer bir rakamsal ifadeyle,15. yüzyıla kadar uzanır.
14 yüzyılın başlarından itibaren kentte, Türkmen tesirli Oğuz Boylarına ait sosyal doku, kent coğrafyasını, doğudan batıya doğru saran Heteroksi özellikli, Babalar yoğunluğu gösterir. Tire'nin yaslandığı dağ eteklerini, doğudan batıya doğru mekân tutan Baba Zaviyeleri Yöre güvenliğinin adeta sigortası gibidir. Oysa tarih yazımına alınmayan bu “Dede-Baba” liderler, büyük bir ihtimalle Tire' nin fethinde, aşiret liderleri görevini ifa etmişlerdir. Bu Türkmen Beyleri, Asyatik Türk kültürünün, kırsal kesimde yaşayan ve özenle korunan, “Dede” kimlikli unsurlarıdır. Bu unsurlar, Tire' de Şaman- İslâm hamurunu yoğuran hoşgörüyü, yani dinsel özgürlüğü, yaşamın yeni yorumu olarak sunan süreç adlarıdır. Bu dönemdeki Tire' nin oluşumunda, böyle bir dinsel özgürlüğün önemli payı vardır.
Tire'nin Bizans'tan alınışı, 1300' lü yılların başında gerçekleşmiştir. Önce Menteşe Bey'in damadı ve Menteşe Ordularının Başkumandanı Emir Sasa Bey tarafından zorlanan Kent, 1304-1308 yıllarında, Türklerle Bizanslılar arasında defalarca el değiştirdikten sonra nihayet, 1308 yılında, kesin olarak Türk egemenliğine geçmiştir. Belgelere göre Sasa Bey, yalnız Tire'nin değil, bölgenin de ilk fâtihidir o dönemlerde… Daha sonra, Aydınoğlu Mehmet Bey, Sasa Bey'in elinden bölgeyi alarak, Aydınoğulları Beyliği’ni kurmuştur. İki Beyin egemenlik savaşında Mehmet Bey galip gelmiş, Sasa Bey ise yapılan savaşta ölmüştür. Tire'deki “Kesikbaş” adlı yatırın, büyük bir ihtimalle Sasa Bey'e ait olduğu , bugün bile Tire halkınca dile getirilmektedir.
Bölge coğrafyasının, Aydınoğullarının egemenliğine geçmesinden itibaren, önce Birgi ve sonra da Tire'nin idâri merkezler olduğu anlaşılmaktadır. Türkler öncesi tarih, kültür ve inançların zengin birikimine sahip olan Tire'nin , Beylikler Devri sürecinde de, sanat ve mimaride, kendilerine özgü bir yapı özelliğini ortaya koyduğu görülür. Bu yeni Türk kentine, o tarihten itibaren, 200'ü aşkın Oğuz kaynaklı aşiret, oba ve oymak halkının yerleştirildiği görülmektedir. Bu gelişmelerin Tire'nin ekonomik büyümesine katkıda bulunduğu gibi, folklorik zenginliğine büyük bir katkısı olmuştur.
Aydınoğlu Beyliğinin 1402 Ankara Savaşı'ndan sonraki yönetim kenti Tire olmuş, İsa Beyin oğullarından Musa ve İkinci Umur Bey'ler, babalarının ölümünden sonra, Beyliği Tire'den yönetmişlerdir. Yine Ankara Savaşı’ndan sonra kışı geçirmek için, Tire'ye gelen Timur ve, Osmanlı' ya karşı örgütlenen Şeyh Bedrettin, tarihsel belgelerin yanı sıra, anonim bilgilerin de günümüze dek ulaşmasını sağlamışlardır.
[değiştir] Aydınoğlulları Döneminde Tire
1308 yilinda Küçük Menderes yöresi topraklari üzerinde Aydinogullari Beyligi'nin kurulmasiyla Tire hizli bir gelisim sürecine girdi. Yeni Türk kentine bu tarihten itibaren, yeni eserler kazandirilmis ve çevresi ekonomik açidan gelismistir. Kentin folklorik degerleri de bu gelismeye paralel olarak canlanmistir..
Tire bir süre Aydinogullari Beyliginin merkezi olmustur. 1426 yilinda ise Tire Osmanli Imparatorlugu'na kesin olarak baglanmistir. Yeni kurulan Aydin eyaletinin Sancak Merkezi de Tire olmustur. Özellikle II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde girisilen imar hareketleri, kenti Imparatorlugun diger önemli kentleri arasina sokmustur. .
Tire'de 15. yüzyildan 18. yüzyila kadar kullanilan bir darphane bulunmaktaydi. Burada mangir (bakir) ve akçe (gümüs) adi verilen paralar kesilmistir. Özellikle, nakisli, mangirlari Osmanli Dönemi bakir paralari içinde degerli kabul edilmektedir. Dünyanin saygin koleksiyonlari içinde Tire'de kesilen Osmanli Dönemi bakir paralari da yer almaktadir. .
Tire'de mimarlik tarihi açisindan zengin örnekler vardir. Bu mimari eserlerin pek çogu camidir. Camilerin disinda hanlar, medreseler, bedesten, çarsi ve hamamlar da bulunmaktadir...
[değiştir] Osmanlı Döneminde Tire
Tire'nin üçüncü tarihsel evresi, Osmanlı Dönemi' dir. Bu dönemi, iki süreç başlığı altında toplamak gerekmektedir.
Osmanlı sürecinin 16. yüzyıl sonlarına dek uzanan kısmı, imparatorluğun sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yönden doruğa ulaştığı bir dönemdir. Tire'nin de ana karakteri, bu yüzyılda oluşmuş ve bu yöre insanının sosyolojik yapısı, bu yüzyıllardan başlayarak, çeşitli tarikat kültürleriyle, zenginliğe ulaşmıştır.14. yüzyılda Tire' de, Alevi-Mevlevi mücadeleleri görülürken, 15.ci yüzyılı takibeden asırlarda da, kentte Mevlevi ve Halveti ağırlığı hissedilir. Kentteki Mevlevilik tutkusu giderek daha etkili olur. Burada şunu önemle belirtmek gerekir ki, kentin geçmiş yüzyıllardaki kazanımları, daha sonraki Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’nde bile varlığını korumuştur. Tire'nin sosyo-kültürel dokusunda, o yüzyılların önemli bir payı vardır.
Osmanlı döneminin ikinci kısmı diyebileceğimiz 17. yüzyıldan, Cumhuriyet'e kadar uzanan zaman kesitinde Tire'nin kendine özgü özelliklerini yitirdiği görülür. Bir başka deyişle, Osmanlı Devleti’nin, duraklama, gerileme ve yıkılış dönemleri, adeta bu kentin kaderiyle de özdeşleşmektedir.
Tire topraklarının bu yöreye bahşettiği ekolojinin etkisiyle, olağan üstü doğal güzelliklere sahip olduğunu belirtmeliyiz. Küçük Menderes Ovası’nda, günümüzde mevcut olmayan 17 göl içinde, halen var olan Belevi, Akarca, Karagöl ve Gümüş göllerinde, 30 - 35 kiloya ulaşan sazan ve yayınlar, çevre yerleşimlerinin beslenmesinde, önemli bir etken olmuşlardır. Ayrıca avlanmalar dışında, buradan elde edilen “sazlar”da, Tire'nin hasır tezgâhlarının temel hammaddesini oluşturmaktaydı.
Tire' nin sırtını verdiği, eski adı “Messogis” olan “ Güme Dağı ”, Beylikler ve Osmanlı tarihi boyunca,”Kestane Dağı”olarak anılır ve bu adla kayıtlara geçer. Bu dağın, ”Kestane Dağı” olarak tanımlanması, Evliya Çelebi ile devam etmiştir. Zaten Evliya Çelebi'de,Tire'de yetişen ürünlerin lezzetini methede methede bitiremez.
Tire'nin uygun iklim ve coğrafyaya sahip olması nedeniyle, geniş tarih dönemlerinde, seferdeki orduların, burada karargâh kurmalarında, önemli etkisi olmuştur. Timur' un Ankara Savaşı' ndan sonra, kışı Tire' de geçirmesinin yanı sıra, Çelebi Sultan Mehmet, Aydınoğlu Cüneyt Bey'in takibinde ve Kanuni Sultan Süleyman da, Rodos Seferi sonrasında, iki aya varan dinlenme süresi için, Tireyi seçmişlerdir.
1426 yılında kesin olarak, Osmanlı Devleti'ne bağlanan Tire, bu tarihten itibaren, yönetim merkezi olarak hem siyasi geçmişinden, hem de ekonomik gücünden yararlanmak suretiyle, tekrar tarih sahnesine çıkmıştır.
Sürekli başkaldıran kentin, olaylardan uzak tutulması için ilk Sancak Beyi Abdullahoğlu Halil Yahşi Bey'den başlanarak, Tire'ye hep güçlü kişiler atanır. Özellikle Sultan II.Murad ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde girişilen imâr hareketleri kenti, kısa sürede imparatorluk toprakları içinde, birinci dereceden bir kent konumuna sokar.
Sultan Çelebi Mehmet'in, Karamanoğullarını dize getirmek için, Tire' yi üs seçmesi yine aynı zaman dilimi içinde, Osmanlı Fetret Devri'nin en ciddi olaylarından“ Şeyh Bedreddin Hareketi”nin plân merkezinin de Tire olması, kent tarihini oldukça önemli kılmaktadır.
[değiştir] Cumhuriyet Dönemimde Tire
Yirminci yüzyıl başlarında, Osmanlı Devleti’nin, I.Dünya Savaşından yenik çıkması ve ardından 18 Ekim 1918'de imzalanan, Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesine dayanılarak 15 Mayıs 1919 tarihinde, İzmir'in Yunanlılarca işgâli ile başlayan sürece, 28 Mayıs 1919'da da Tire'nin Yunan’lılarca işgâli eklenmiştir.
Ne var ki, Tire'yi işgâl edenlerin, buradaki efe guruplarından hemen tepki görmesiyle, kentin kaderi değişmiştir. Bölgenin bu kahraman evlatlarının oluşturduğu milli direniş örgütlerinin başında, Gökçen Hüseyin Efe'de bulunmaktaydı. Gökçen Hüseyin Efe, bir çatışmada şehit düşünce, simgesel hale gelmiş ve Tire Kurtuluş Cephesi’nin ve Mücadelesi’nin anısına Fota adlı Rum Köyünün adı, Gökçen olarak değiştirilerek, kalıcı hale getirilmiştir.
Efeler'in ve Türk ordusu mensuplarının bu onurlu mücadeleleri sonucunda, İşgâl Kuvvetleri 4 Eylül 1922 günü Tire'den atılmış ve Kent yeniden özgürlüğüne kavuşmuştur.
29 Ekim 1923'te, Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte, onbeş yıl gibi kısa bir zaman dilimine sığdırılan kent yapılanması, kent peyzajının da değişmesine katkı sağlamıştır. Kaynaklardan elde edilen bu yeni dönem yapılanmasını tarihleriyle anımsamakta, kuşkusuz yarar vardır.
Tire'de, Türk Ocağı tarafından ilk sosyal nitelikli tesis olarak, 1927 yılında Şehir Sineması hizmete girmiştir.
Ardından 1929'da Tire İdmanyurdu'nun kuruluşu, 1930'da Kız Meslek Lisesi bahçesindeki “Millet Parkı”nın yapılışı, 1933'de Hükümet Konağının ve Alay Parkı'nın yapılışı, 1934'de Aydın Demiryolu Yönetimince, Tire İstasyon Parkı'nın yapılışı, 1934'de Bahçekahve'de, ilk Ortaokul'un açılışı. 1939'da Tire Cumhuriyet Meydanı'nın yapılışı, 1940'da İstasyon Caddesi ile Şehir Stadının açılışları, Cumhuriyetin ilk nimetleri olarak, kent tarihinde yer almış, önemli girişimlerdir.
Hızla ilerleyen zaman içinde, Tire Belediyesi'nin 1971 yılından bu yana devlet yatırımlarında esas olmak üzere, verdiği taşınmaz mallar, hizmet anlayışının öncüleri olarak, daima hatırlanacak eserlerdir.
Kaymakamlık, Belediye, Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Lojmanları, Adli Personel Lojmanları, Öğretmenevi, Ticaret Lisesi, Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Ege Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulu, Halk Eğitim Merkezi, Çıraklık Eğitim Merkezi, Esnaf Kefâlet Kooperatifi İşhanı, Düşkünler Yurdu, Kapalı Spor Salonu, 4 Eylül Stadyumu, İtfaiye Teşkilâtı, Otogarı ve Sineması gibi daha bir çok tesis ve oluşum hep cumhuriyet dönemindeki süreçte Tire'nin elde ettiği hızlı ve önemli kazanımlardandır.
[değiştir] Tire Tarihinde Önemli Ayrıntılar
Tire bundan 5000 yıl önce ön Asyanın ilk yerleşik kavmi olan Pelasg-ların üç kabilesi tarafından kurul-muştur. Şehrin ismi tüm Hint-Avrupa dillerinde üç anlamına gelen three kelimesinden gelmektedir. Şehrin klan-atasasının ismi Tyrannos'dur. Hititlerden önce Tire şehri vardı ve yaşayanlar Pelasglar, Luwiler, Meonyalılar ve Turşalardı. Turşaların yani Tirelilerin 150 savaş arabasıyla Kadeş savaşında (İ.Ö. 1285) Hititlerin yanında savaştıklarını Hattuşa (Boğaz-köy) arşivlerinden öğreniyoruz. Bölgeye Pelasglar ana tanrıçalarının isimlerini vererek Asia demişlerdir. Tire ovasının ismi olan Asia çayırları Homeros'un İlyadasında şöyle geçer;
Kanatlı kuşlar, kazlar, turnalar, Uzun boyunlu kuğular nasıl sürü sürü Asia çayırlarında, Kaystrosun (Küçük Menderes) iki yakasında Sallayarak kanatlarını kibirli kibirli Nasıl uçarlarsa bir o yana, bir bu yana, Çağrışarak yere konunca çayır çın çın öterse nasıl, Öylece gemilerden barakalardan pıtrak gibi insan Skamandros (eski Menderes) Ovasında yayıldı... İnsanların otların ayakları altında inledi toprak... Baharda yeşeren yapraklar gibi durdu binlerce kişi, Çiçekli çayırlarında Skamandros Ovasının... (HOMEROS)
Yunan mitolojisine bir titanid yani dişi titan olarak girer. Daha sonra bu isim dünyanın en büyük kıtasına Asya olarak verilir.
Tirenin ismi çeşitli kaynaklarda Thira, Thyeira, Tyrha, Apeteira, Teira olarak geçer. Bu isim zenginliği bile şehrin eskiliğinin en somut delilidir. Tire Hititler döneminde Ak-hawriya ve Assuwa prenslikleri arasında yer alıyordu. Hitit imparatorluğunun son büyük imparatoru IV.Tuthalya (İ.Ö.1260-1240) döne-minde 22 Assuwa (asya-asia) şehri büyük Hitit imparatorluğuna isyan ederek Apaşa (Ephesos ) prensini kral olarak tanırlar. IV.Tuthalya 10.000 kişilik bir kuvvetle ve 500 savaş ara-basıyla bu isyanı güçlükle bastırır. İsyana katılan tüm şehirler gibi Thyeira(Tire) şehrini de yakar. Bu Tire'nin geçirdiği ilk büyük yangındır. Tire'den Hititlerin yıkıldığı yıllarda dünya siyasi tarihini etkileyecek iki büyük göç yapılır. Bunlardan doğuya gidenler neredeyse Mısır firavunlu-ğunu yıkacak olan deniz kavimlerinden Turşalar; batıya gidenler ise İtalya'nın bir kent toplumu olması için çalışmış Etrüsklerdir. Hitit imparatorluğunun çöktüğü İ.Ö. 1200 yıllarında İ.Ö 950 yılına kadar Frig egemenliği görüldü. Daha sonra bölgenin egemenliği Lidya devletine geçer. Bu dev-letin üç soyu sıra ile Tire'yi yönetir;
Teira olarak geçer. Bu isim zenginliği bile şehrin eskiliğinin en somut delilidir. Tire Hititler döneminde Ak-hawriya ve Assuwa prenslikleri ara-sında yer alıyordu. Hitit impara-torluğunun son büyük imparatoru IV.Tuthalya (İ.Ö.1260-1240) döneminde 22 Assuwa (asya-asia) şehri büyük Hitit imparatorluğuna isyan ederek Apaşa (Ephesos ) prensini kral olarak tanırlar. IV.Tuthalya 10.000 kişilik bir kuvvetle ve 500 savaş arabasıyla bu isyanı güçlükle bastırır. İsyana katılan tüm şehirler gibi Thyeira(Tire) şehrini de yakar. Bu Tire'nin geçirdiği ilk büyük yangındır. Tire'den Hititlerin yıkıldığı yıllarda dünya siyasi tarihini etkileyecek iki büyük göç yapılır. Bunlardan doğuya gidenler neredeyse Mısır firavunluğunu yıkacak olan deniz kavimlerinden Turşalar; batıya gidenler ise İtalya'nın bir kent toplumu olması için çalışmış Etrüsklerdir. Hitit imparatorluğunun çöktüğü İ.Ö. 1200 yıllarında İ.Ö 950 yılına kadar Frig egemenliği görüldü. Daha sonra bölgenin egemenliği Lidya devletine geçer. Bu dev-letin üç soyu sıra ile Tire'yi yönetir;
1- Attysler (İ:Ö:2000-İ.Ö 1200)
2- Heraklidler (Herküloğulları) (İ.Ö 1200-İ.Ö.644)
3- Şahin kralların i.ö.644 yılındaki kurucusu Teira (Tire) prensi Gygestir.
Gyges yeryüzünde ilk metal parayı Tire'de bastırmıştır. Gyges, hayatının sonlarına doğru başkenti Sardes’e taşır. Firigya devletini yıkan Kimmer komutanı Toktamış ile Gyges Tire ovasında savaşırlar. Gyges bu savaşta yenilir. Gyges hayatını kaybeder. (İ.Ö. 644) Kimmerler şehri ele geçirir, yağmalar ve yakarlar.
Bu Tire'nin ikinci büyük yangınıdır. İ.ö. 642 yılında Lidya kralı Alyattes tarafından Tire Kimmer’lerden geri alınır. Bu sırada Kroisosu ziyarete gelen ve ona mutluluk ve şanslılık adına bir ders veren ünlü Atinalı filozof ve devlet adamı Solon Tire'ye gelerek Güme dağlarındaki bir sayfiye evinde günlerini geçirirken bir Tireli heykeltıraş Solon'un büstünü yapar. Bu büstün Romalılar döneminde yapılmış bir kopyası bugün Tire müzesinde bulun-maktadır. Şehir İ.Ö. 547-İ.Ö. 333 yılları arasında Perslerin Sar-des satraplığına bağlı ola-rak hayatını sürdürür.
İ.Ö. 333 yılında Gronikos savaşın-dan sonra şehir Büyük İskenderin eline geçer. Sar-des’ten Ephesosa giderken büyük İs-kender Tire'de ka-lır. İ.Ö. 323 yılında bir veliaht bırak-madan ölmesi üze-rine Tire generallerinden Lysimakos’un, ondan da Bergama krallığının eline geçer. Son Bergama kralının vasiyetnamesine göre de Romalılara bırakıl-mıştır. (İ.Ö.133) Böylece Ephesus merkezli Previncia Asia (Asya eyaleti) kurulmuş olur. mıştır. (İ.Ö.133) Böylece Ephesus merkezli Previncia Asia (Asya eyaleti) kurulmuş olur.
Roma senatosunda Kaystros (Küçük Menderes) senatörlüğü oluşmuştur. 260'da yaşanan Ege depremi sırasında Tire şehri de yıkılmıştır. Roma Yunan dönemlerinden Tire çevresindeki Almura(Darmara-Eskioba) Büyükkale (Banita), Phota (Gökçen-Fata) Kürdüllü Aleca, Peşrefli (Cerere), Kireli (İdiphyta), Hisarlık (Larissa) Bukalion (Ali Paşa çiftliği) Tire çevre-sindeki önemli şehirlerdi.
395 yılında imparatorluk doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılınca Tire Bizans imparatorluğunun Anatolia Themasında kalmıştır. Bizans döneminde Tire piskoposluğu Anadolu’nun yedi büyük piskoposluğu arasında yer alıyordu. Kalkedon(Kadıköy), Nikea (İznik), Ephesos (efes) konsüllerine Thyra ve Thira isimleri altında katılmıştır. İkonoklast(ikonkırıcı) dönemde ikonistler Tire ve çevresindeki mağa-ralarda ibadet etmişlerdir. Bu yüzden Bizans tarihçileri Tire'ye keşişler şehri ismini verirler.
ikonistler Tire ve çevresindeki mağaralarda ibadet etmişlerdir. Bu yüzden Bizans tarihçileri Tire'ye keşişler şehri ismini verirler.
Bu dönemde imparator Arka-diusun ismine atfen şehrin ismi Aka-diapolise çevrilmiştir. Bizanslılar döneminde 697-718 yılları arasında Arap akıncıları tarafından ele geçiril-miş, 718 yılında tekrar Bizanslılar tarafından alınmıştır.
1308 yılında Anadolu Selçuklu devletinin yıkılması üzerine Menteşe Beyinin damadı Emir Sasa Bey, Aydınoğlu Gazi Mehmet Beyin de yardımıyla Tire'yi Bizanslılardan al-mıştır.(1308) Tire'ye kendine bağlı Dalaman boyunu ve Ephesos halkını yerleştirmiştir. İki savaş beyi arasında bir egemenlik yarışı başlamıştır. Aydınoğlu Gazi Mehmet Beyin başkent ilan ettiği Birgi'yi 1309'da Sasa Bey basarak yağmalamıştır. Bunun üzerine iki bey 1310 yılında Tire ovasında sa-vaşa tutuşurlar. Sasa Bey savaşı yitirerek Aydınoğlu Mehmet Beye esir düşmüştür. Daha sonra da başı kesi-lerek idam edilmiştir. Sasa Bey, bugün Tire Kesikbaş Mevkiinde bulunan “Keşikbaş Türbesi’nde” yatmaktadır.
1310 yılında Tire Aydınoğulları yönetimine girmiştir. O dönemde Tire’den su kanalları ile su-lanan bahçeler içinde güzel bir belde, mabetler ve medreseler şehri olarak söz edilir.
Aydınoğlu Gazi Mehmet Bey, Tire ve çevresinin yönetimini Süleyman Beye vermiştir. Süleyman Bey savaştan hoşlanmayan sorunların akıl ve bilimle çözülmesini isteyen bir devlet ada-mıydı. İbn-i Melek Medresesini maddi olarak gözetmiş bu medresenin avlu-suna yaptırdığı türbede M.S.1355 yılında gömülmüştür.
Aydınoğlu İsa Bey zamanında başkent Tire'ye nakledilmiştir. 1390 yılında Yıldırım Beyazıt , Aydınoğulları beyliğine ilk kez son vermiş, Aydınoğlu İsa Beyin kızı Hafza Hatun ile evlenmiş; kayınpederi Aydınoğlu İsa Beyin geçimini sağlamak için Tire ve köylerini ona ikta olarak vermiştir.
[değiştir] Ekonomik Özellikleri
Tire Ekonomisi Günümüzde Tire ekonomisi tarım, ticaret ve sanayiye dayanmaktadır. Tarım ürünleri başta süt hayvancılığı olmak üzere, zeytin, incir, ceviz, kestane, karadut, buğday, arpa, tütün, pamuk ve her türle meyve, sebzeden oluşmaktadır. Tire'deki sanayi ve ticaret faaliyetleri de çoğunlukla tarım ürünlerine dayanmaktadır. Sanayi kuruluşlarının büyük bir kısmı tarım ürünlerini işlemektedirler. Konserve fabrikaları, süt ve süt ürünleri tesisleri, tarım makinası fabrikaları, zeytinyağı üretim tesisleri, et ve et ürünleri imalathaneleri akla gelen ilk örneklerdir. Öte yandan Tire ekonomisi, Organize Sanayi Bölgesi ile son yıllarda hızlı bir gelişim ile yüzünü sanayi ürünlerine çevirmiştir. Sigara, tıbbı malzeme, ağaç ürünleri, makina ve gıda gibi sektörlerde üretilen ürünler Türkiye'nin ve dünyanın pek çok yerine pazarlanmaktadır.
Tire’de Tarım ve Hayvancılık Tire ekonomisinin gücünü tarımsal potansiyeli teşkil eder. Çiftçisi bilinçli üretim yapar ve modern teknik ve tarım yöntemlerini kullanır. Tire, sahip olduğu coğrafi özellikler nedeniyle tarımsal üretim ve hayvancılık açısından ayrıcalıklı ve avantajlıdır
Ilıman iklimin etkin olduğu Tire'de polikültür tarım yapılmaktadır. Tire, muz, fındık ve çay dışında her türlü kültür bitkisi tarımının da yapılabildiği bir ekolojiye sahiptir. Bunun yanı sıra sahip olduğu coğrafi özellikler nedeniyle aynı araziden yılda üç ürün alınabilmesi de mümkün olmaktadır. İlçe nüfusunun %80'i tarımdan gelir elde temektedir.
Tire’de Tarım Ürünleri Tire'de üretilen başlıca tarım ürünleri buğday, pamuk, sılajlık mısır, tütün, susam, arpa ile şeftali, karpuz, kavun gibi yaş meyve ve domates, biber, enginar türü yaş sebzelerdir...
Bunların yanı sıra bazı tarım ürünlerindeki Tire kalitesi oldukça ön plana çıkmaktadır. Örneğin incir, zeytin, kestane, nar, ceviz, kiraz, karadut, gibi tarım ürünleri kalitesi ile Tire tarım ürünlerinin en tanınmışları arasında yer almaktadır. gibi tarım ürünleri kalitesi ile Tire tarım ürünlerinin en tanınmışları arasında yer almaktadır.
Tire’de yetiştirilen bazı tarım ürünlerinin önem ve özellikleri şu şekildedir. Karadut: Karadut, Ege Bölgesinde en yoğun Tire'nin Cambazlı Köyü'nde yetiştirilmektedir. Tire'de elde edilen karadut yılda ortalama 100 ton civarındadır. Şifalı bir meyve olan karaduttan; şurup, reçel ve karadut ekşisi yapılmaktadır. Karadut şurubunun; tabii antibiyotik özelliği olduğu, dil üstündeki yaralarda ve cilt hastalıklarının ilacı olarak hücre yenileyici etkisinden faydalanılarak tedavi amaçlı kullanıldığı bilinmektedir.
Karadut, halk hekimliğinde yer alan mellit yapımında da kullanılmaktadır. Mellit, başta soğuk algınlığı olmak üzere, bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bunların yanı sıra Karadut; reçel ve pekmezinin mide ve bağırsak hastalıklarında son derece etkili bir tedavi edici özelliğe sahip olduğu bilinmektedir. Hatta Tireliler tarafından karadutun kansere karşı da etkili olduğu söylenmektedir.
İncir: Tire'nin merkeze en uzak köylerinden biri olan Başköy'de yetiştirilen incirlerin dünyanın en kaliteli incirleri olduğu bilinmektedir. Tire incirleri vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin bir gıdadır. Yüksek oranda kalsiyum ve demir içerdiğinden kansızlık ve kemik hastalıklarının tedavisinde kullanılabilmektedir.
Ayrıca kuru incir de çok değerli bir besin kaynağı olup bağırsaklardan toksik maddelerin atılması kandaki kollestrol seviyesinin düşürülmesi gibi tedavilerde tavsiye edilmektedir.
Kestane: Kestanenin, antik çağda kutsal sayıldığı için saraylarda verilen büyük şölenlerin değişmez lezzeti olduğu biliniyor. Tire dağlarında yetiştirilen kestaneler besin ve ürün kalitesi nedeniyle özellikle Bursa'daki kestane şekeri imalatçıları tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir. Tire'de sadece Cambazlı Köyü’nden elde edilen yıllık kestane miktarı 250 tonu bulmaktadır. Kestanedeki besin değerlerinin özellikle kış şartlarında yorgunluğu giderici bir etkisi bulunmaktadır.
Ceviz: Tire dağlarında üretilen cevizlerin kabuk ve yapraklarının tıpta kullanıldığı bilinmektedir. Serin ve sulak yerlerde yetişen ceviz ağaçlarından Tire dağlarında oldukça kaliteli ve bol ürünler alınabilmektedir. Cevizin kansızlığı gidererek, temizlediği, deri çatlamalarına karşı deriyi beslediği, raşitizm hastalıklarında tedavi edici özelliğinden faydalanıldığı ayrıca verem ve şeker hastalıklarında tavsiye edildiği bilinmektedir.
Tire’de Hayvancılık Tire'deki hayvancılık işletmelerinin çoğunluğu ova arazileri bulunan köyler ve merkez ilçe ovalarında bulunmaktadır. Türkiye'nin en büyük süt toplama kooperatifinin de faaliyette olduğu Tire'de süt sığırcı-lığının bugünkü durumu oldukça gelişmiştir.
Son yıllarda Tire'deki süt sığır işletmeleri yapısal açıdan değerlen-dirildiğinde aile işletmeciliğinden ticari işletmeciliğe doğru değişim içerisine girdiği gözlenmektedir. Bu bağlamda Tire'de 100 baş ve üzeri süt sığırı yetiştiren yaklaşık 20 işletme bulunmaktadır.
Tire'de süt hayvancılığına paralel olarak 7.711 hektar çayır ve mera alanı mevcuttur. Bu yönüyle de Tire toprakları büyük ve küçükbaş hayvancılığın verimli bir şekilde yapılmasına ortam sağlamaktadır.
Tire'de günlük ortalama 250 tonu bulmaktadır. Bu üretimin bir kısmı yerel mandıralar tarafından işlenerek peynir, tereyağı, yoğurt, ve ayran olarak tüketime sunulmaktadır. Üretilen sütün önemli bir kısmı Türkiye’nin en büyük süt kooperatifi olan Tire Süt Kooperatifince toplanarak Türkiye'nin önde gelen süt ürünleri üreten firmalarına pazarlanıyor.
Tire Süt Kooperatifi 1800 ortağı ve günlük 140 ton süt toplama kapasitesi ile Tire hayvancılığının lokomotif gücü olarak dikkatleri çekmektedir.
Tire’de süt ürünleri imalatı yapan firmalar yılda yaklaşık 600 ton beyaz peynir, 350 ton tulum peyniri, 40 ton lor peyniri ve 60 ton tereyağı üretmektedir.
Ayrıca Tire’de yapılan hayvancılık kapsamında yetiştirilen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar et ürünleri sektöründe Türkiye’nin önde gelen firmalarınca pazarlanmaktadır.
[değiştir] Yatırım Olanakları
Salçalık biber ilçe dışında pazar bulmaktadır. Ayrıca yıllık 30.000 ton domates yetiştirilmekte olup ilçemizde bir salça fabrikasına ihtiyaç duyulmaktadır.
İlçemizde incir işleme ve pazarlama yerleri yoktur.
İlçemizde yılda yaklaşık 700 ton ceviz, 1000 ton kestane üretimi yapılmakta olup, bu ürünleri değerlendirecek ve işleyecek tesisler bulunmamaktadır.
Zeytinyağının değerlendirilmesi açısından bir sabun fabrikasına ihtiyaç duyulmaktadır.
Hayvancılık önemli bir sektör olup, gübre ve yem fabrikalarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Buna paralel olarak süt işleyen ve değerlendiren tesislere ihtiyaç duyulmaktadır.
İlçede Belediyeye ait 500 ton kapasiteli soğuk hava tesisi olup ikinci bir soğuk hava deposunun tesisi gerekmektedir.
Yetiştirilen sebzeleri uzun süre koruyacak dondurulmuş sebze tesisleri yoktur.
Çevre ilçelerin aksine, İlçemizde çiçekçilik gelişim göstermemiş olup, çiçek üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir.
Tatlı su balıkçılığı için gerekli coğrafya ve iklime sahip olan ilçemizde bu yönde yatırımlar yapılabilir.
İlçemizde şu anda konut açığı bulunmamakla beraber Organize sanayinin getirecekleri ile birlikte konut ihtiyacı oluşacaktır.
Sonuç olarak; Tarıma dayalı sanayilerin gelişmesinde Torbalı-Ödemiş-Tire aksı yeni gelişme alanı olarak şekillenmektedir. Tarımsal üretimlerin sanayide hammadde olarak girdisi ile ilçemiz ekonomisine sağladığı katma değeri artıracaktır.
[değiştir] Okullar
Hazırlanmakta
[değiştir] Resmi Kurumlar
Hazırlık aşamasında
[değiştir] Dış bağlantılar
| Bu madde ya da bir kısmı, Vikipedi standartlarına uygun değildir ve bu nedenle düzenlenmesi gerekmektedir. Maddeyi Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyip, geliştirerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. NOT:Gerekli değişiklik yapılmadan bu şablon kaldırılmamalıdır. Bu madde Ağustos 2008 tarihinden beri, düzenleme isteğiyle etiketlidir. |
| İzmir ili'nin ilçeleri | ||
|---|---|---|
|
İzmir Büyükşehir ilçeleri: Balçova | Bayraklı | Bornova | Buca | Çiğli | Gaziemir | Güzelbahçe | Karabağlar | Karşıyaka | Konak | Narlıdere |
||

