Ebu Musab ez-Zerkavi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Ebu Musab ez-Zerkavi
1. Tevhit ve Cihat Cemaati lideri
Görev süresi
1999 - 17 Ekim 2004
Yerine geldiği Makam oluşturuldu
Yerine gelen Örgüt feshedilerek Irak el-Kaidesi kuruldu
1. Irak el-Kaidesi lideri
Görev süresi
17 Ekim 2004 - 15 Ocak 2006
Yerine geldiği Makam oluşturuldu
Yerine gelen Örgüt feshedilerek Mücahit Şura Meclisi kuruldu
1. Mücahit Şura Meclisi lideri
Görev süresi
15 Ocak 2006 - 7 Haziran 2006
Yerine geldiği Makam oluşturuldu
Yerine gelen Ebu Eyyub el-Mısri
Kişisel bilgiler
Doğum Ahmed Fadıl en-Nezal el-Halayle
30 Ekim 1966(1966-10-30)
Zerka, Ürdün
Ölüm 7 Haziran 2006 (39 yaşında)
Hibhib, Irak
Ölüm nedeni Hava saldırısı
Milliyeti Ürdünlü
Evlilik(ler) İntizar
İsra
Adı bilinmeyen Iraklı bir kadın
Adı bilinmeyen Pakistanlı bir kadın
Çocukları 5
Dini Sünni İslam
Askerî hizmeti
Hizmet yılları 1989-2006
Çatışma/savaşları Sovyetler Birliği'nin Afganistan'a müdahalesi
Afganistan İç Savaşı
Irak Savaşı
Irak Direnişi

Ebu Musab Zerkavi (Arapçaأبومصعب الزرقاوي; 30 Ekim 1966, Zerka - 7 Haziran 2006, Hibhib) ya da gerçek adıyla Ahmed Fadıl en-Nezal el-Halayle (Arapça: أحمد فضيل النزال الخلايلة), çeşitli İslamcı ve cihatçı örgütlerin üyeliğini, kuruculuğunu ve liderliğini yapmış Ürdünlüdür. Tevhit ve Cihat Örgütü, Irak el-Kaidesi ve Mücahit Şura Meclisinin kurucu lideri olarak faaliyetlerde bulunmuştur.

Amerika Birleşik Devletleri tarafından birçok terör eyleminin azmettiricisi olarak suçlanmış, Irak el-Kaidesi'nin başı olduğu iddia edilmiştir. CIA, Amerikalı radyo kulesi tamircisi Nick Berg'in Irak'ta kafasını kesen kişinin Zerkavi olduğunu açıkladı.[1]

ABD'nin başına 25 milyon dolar ödül koyduğu Zerkavi, adını özellikle Irak’ın işgaliyle duyurmuştu. Zerkavi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Müslüman topraklarda bulunmasına ve Batı'nın bağımsız bir İsrail devletini desteklemesine karşı çıkıyordu. Irak’taki pek çok silahlı eylemi çeşitli video kayıtları ve mektuplarla üstlenmişti. Zerkavi’nin bilinen eylemleri arasında Irak’ta 2 Amerikalı rehinenin başının kesilmesi, 2005 Kasım ayında Amman'daki 3 otele düzenlenen intihar saldırıları bulunuyor.[2] Zerkavi, iki kez de Time 100 listesinde yer almıştı.[3]

7 Haziran 2006'da, ez-Zerkavi'nin de katıldığı bir örgüt toplantısının yapıldığı Irak'ın Hibhib köyündeki binaya Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçaklar tarafından düzenlenen hava saldırısıyla ez-Zerkavi öldürüldü. Kendisinin ölümü sonrasında örgütün liderliği Ebu Eyyub el-Mısri'ye geçti.

İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

Gerçek adı Ahmed Fadıl en-Nezal el-Halayle olan Ebu Musab ez-Zerkavi, 20 Ekim 1966'da Zerka, Ürdün'ün Masum semtindeki Haşmi Sokağı'nda, iki katlı evde doğdu.[4][5][6] Yedi kız ve iki erkek kardeşi olan ez-Zerkavi, kız kardeşlerinin tamamı ve Muhammed adlı erkek kardeşiyle birlikte, doğduğu şehirde büyüdü.[7][4] Ailesi, Bedevi kökenli Halayle boyunun Ebü'l-Hasan kabilesine mensuptu.[7][8] 1926 doğumlu babası Fadıl Nezal Muhammed el-Halayle, gönüllü olarak 1948 Arap-İsrail Savaşı'na katılmış ve sonraki dönemde Zerka belediyesi tarafından, topluluğun sorunlarını çözmesi amacıyla danıştığı bir muhtar olarak belirlenmişti.[4] Babası, ayrıca geleneksel tıpla uğraşmaktaydı.[7] 1940, Zerka doğumlu, gerçek adı Dali İbrahim Muhammed el-Halayle olan annesi Ümmü Sayil, "son derece dindar" olarak tanımlanmaktaydı.[9]

1971'de,[10] Kral Talal bin Abdullah İlkokulunda öğrenimine başlayan Ahmed Fadıl, buradaki öğretmeni tarafından "düşük entelektüel yatkınlığı" olan bir öğrenci olarak tanımlamıştı.[11] Doğduğu semtte geçirdiği çocukluk yıllarının ardından, ergenlik yaşlarındayken ailesiyle birlikte Yeni ez-Zerka semtine taşındı[7] ve 1977 itibarıyla öğrenimine,[10] ortaokul seviyesindeki ez-Zerka Lisesinde devam etti.[11] Buradaki öğretmeni, kendisi için "hayalperest ve dersleriyle hiçbir ilgisi olmayan bir çocuk" ifadelerini kullanmaktaydı.[11] 1982'ye, dokuzuncu sınıfa kadar öğrenimine devam eden Ahmed Fadıl'ın not ortalaması 100 üzerinden 51,6'ydı.[11] Okul tarafından meslekî eğitime yönlendirilmeye çalışılsa da, herhangi bir neden sunmadan okuldan ayrıldı.[11] Annesi de 29 Şubat 2004'teki ölümünden önce yaptığı açıklamada kendilerinin eğitimine devam etmesini istemesine ve herhangi bir maddi destek beklememelerine karşın Ahmed Fadıl'ın okula devam etmek istemediğini belirtmişti.[12] Ahmed Fadıl, bu dönemlerdeki boş zamanını genellikle, bölgedeki Masum Mezarlığında geçirmekteydi.[11] Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde dinî faaliyetlerde bulunmamış, o dönemdeki çevresinde bulunan kişiler tarafından "zorba, şiddete meyilli, asi, disiplinsiz ve kolayca kavga çıkaran" birisi olarak tanımlanmıştı. Kuzeni Muhammed ez-Zevahira ise "hırçın olmasına karşın fiziksel olarak çok güçlü olmadığını" belirtmişti.[12]

Eğitim hayatını sonlandırmasının ardından 1983'te,[10] kâğıt imalatı sürecindeki kimyasal maddelerden sorumlu olarak bir kâğıt fabrikasında çalışmaya başlasa da, kullandığı makineleri izlemediği gerekçesiyle iki ay sonra işine son verildi. Sonrasında, Zerka belediyesi bünyesinde bakım-onarım hizmetleri bölümünde işe girdi.[12] Bu dönemdeki arkadaşları, "idealist, çabuk sinirlenen ve kontrol edilmesi zor bir kişi" olduğundan dolayı bu işin kendisinin "büyük amaçlarına yanıt veremediğini" söylemişti. Münakaşalara yol açtığı için aldığı iki uyarının ardından, altı aydır devam ettiği işine 1983'te son verildi.[13] Ertesi yıl, kız kardeşlerinden birisinin ifadesiyle "çok yakın olduğu" babası vefat etti.[14] 1984-1986 yılları arasında yaptığı iki yıllık zorunlu askerlik görevinin ardından, 1986 yılında Zerka'ya döndü. Bu dönemdeki komşuları, "oldukça fazla" alkol tükettiğini ve vücudunu dövmelerle kapladığını belirtirken özellikle ön kolları ve omuzlarındaki dövmelerinden ötürü kendisine "yeşil adam" lakabını taktı. 1998'de ise bu dövmelerini asitle silmeye çalışacaktı.[13]

Devamındaki dönemde birkaç kez polisle sorunlar yaşadı. 1987'de, semtindeki bir erkeği bıçaklayarak yaralamasının ardından, dört günlük gözaltı süreci sonrasında iki aylık hapis cezasına çarptırılsa da kefaretinin ödenmesiyle serbest kaldı. Dükkân hırsızlığı ve uyuşturucu satıcılığı suçlarından birkaç kez tutuklandı, ırza geçme iddiasıyla gözaltına alındı.[15] Kendisinin pezevenklik yaptığı da iddia edilmişti.[5] Bir müddet sonra, bölgedeki Filistinliler ile yakın ilişkiler kurmaya ve kendilerinin İslamcı fikirlerinden etkilenmeye başladı. 1980'lerin sonlarındaki zamanının çoğunu, Amman'daki Hüseyin Külliye Camii'nde İslami dersler alarak geçirdi. Buradaki Selefi Şeyh Cerrah el-Kaddah, Sovyetler Birliği'nin Afganistan'a müdahalesine karşı mücadele eden Arap Mücahitlere katılma fikrinin Ahmed Fadıl'ı "heyecanlandırdığını" ve bir müddet sonra İslam'a yönelerek dinin temel gerekliliklerini yerine getirdiğini, alkol tüketimini bıraktığını ve camideki vaazları dinlemeye başladığını belirtmekteydi.[16]

Cihatçı faaliyetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

1989-1993: Afganistan'daki faaliyetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

1989'da, Sovyet kuvvetlerine karşı savaşan Arap Mücahitlere katılma amacıyla, Mektebu'l Hidemat'ın Ürdün'deki faaliyetlerinden sorumlu olan Ebu Kuteybe el-Mecali tarafından[17] Pakistan'a gönderilerek diğer Mücahitlerle birlikte Peşaver'in kenar mahallelerinden Hayatabad'a yerleşti.[18] Burada, kendisinin akıl hocası olacak ve bu dönemde fikirlerini benimsediği isimlerin başında gelen Ebu Muhammed el-Makdisi ile tanıştı.[19][20] 1989 ilkbaharında, birkaç gün süren yolculuk sonunda, diğer Mücahitlerle birlikte Afganistan'in doğusundaki Host'a gönderildi. Şehre ulaştığında, Sovyet kuvvetleri ülkeden çekilmeye başlamışsa da, Afganistan Demokratik Cumhuriyeti'ne bağlı güçlerle olan çatışmalar devam etmekteydi. Host'ta Nisan 1991'e kadar devam eden ve kendisinin de yer aldığı çatışmalar sonucunda şehir, Mücahitler tarafından ele geçirildi. Sovyet güçlerinin çekilmesinin ardından devam eden iç savaşta silahlı mücadelesine devam etti ve Afganistan'ın farklı bölgeleri ile Hayatabad arasında birkaç kez gidip geldi[21]. Afganistan'daki hayatının başlarında savaşçıdan çok gazeteci olarak hizmet vererek Peşaver'deki Mücahitler tarafından yayımlanan el-Bunyen el-Mersus adlı cihatçı bir dergide muhabirlik yaptı.[5] El-Makdisi'nin ez-Zerkavi'ye 2004 yılında yazdığı mektupta, Peşaver'deki diğer bir cihat teorisyeni Ebu Velid el-Ensari'nin evinde birlikte kaldıkları vakit başlayan ikili arasındaki "uzun arkadaşlık"tan bahsedilmekteydi.[21]

Sovyet güçlerinin çekilmesinin ardından da çatışmalar devam ederken ez-Zerkavi de Gulbeddin Hikmetyar'ın Peştun kamplarında kaldı ve daha önce yaptığı muhabirliği bırakarak Celaluddin Hakkani'nin liderliğindeki savaşçılar arasında yer aldı. Burada, el-Kaide'nin çeşitli askerî eğitim kamplarını ziyaret ederken bunlar arasındaki en dikkate değer faaliyetlerini Seda Kampı'nda gerçekleştirdi ve silah kullanmayı burada öğrendi. Bu kampta tanıştığı Salim bin Suveyd'i, 2002 yılında Laurence Foley suikastını gerçekleştirmesi amacıyla tutacaktı.[22]

1993-1999: Ürdün'e dönüşü, Beytu'l İmam ve cezaevi yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

1993 yılı başlarında Afganistan'dan ayrılarak ülkesine, Zerka'nın er-Remzi semtindeki evine dönmesiyle birlikte, Afganistan'dan dönen diğer kişiler gibi İstihbarat Genel Müdürlüğü tarafından izlenmekteydi.[23] Afganistan'da yaşadıklarının ardından İslam'a daha çok bağlı bir birey oldu, ailesindeki kadınlar burka kullanmaya, aile üyesi olmayan erkeklerin eve alınmamasına "yeni nesli bozduğu" gerekçesiyle evde televizyon izlenmemeye başlandı. Video film kiralama dükkânı açmasının yanı sıra, gittiği camilerde Afganistan'da yaşadıklarını anlatarak birtakım insanları çevresinde toplamakta ve Zerka sokaklarında cihatçı vaazlar vermekteydi. El-Makdisi'nin 2004 yılında yazdığı mektuba göre ez-Zerkavi, Zerka'ya döndükten "hemen sonra" kendisini ziyaret etti ve ülkenin farklı yerlerinde verdikleri vaazlarla alakalı olarak birlikte çalıştılar. Bu dönemde el-Makdisi, ez-Zerkavi'nin akıl hocası pozisyonundaydı. 1993 yılı itibarıyla yeni hedeflerini, "kâfir rejimler" olarak gördükleri İsrail ile Ürdün hükûmeti olarak belirlemişlerdi. Bu dönemde ez-Zerkavi'nin, el-Makdisi ile tanıştırdığı Afganistan'dan Ürdün'e dönen birkaç Mücahit ile birlikte, ilerleyen dönemde Beytu'l İmam adlı yapılanma kurulacaktı.[24]

29 Mart 1994'te ez-Zerkavi, beş gün sonra ise el-Makdisi, Ürdünlü güvenlik güçleri tarafından yakalanarak tutuklanarak Amman ilindeki çöllerde yer alan Sivaka Cezaevi'ne konuldu. 3 Ağustos 1994'te, mahkemede verdiği ilk ifadelerinde, kendisi ve el-Makdisi'nin Beytu'l İmam'ı nasıl kurdukları konusunda bilgiler verdi. İfadelerine göre el-Makdisi, dinî konularla ilgili olarak grubu bilgilendirmekte ve Ürdün hükûmetine karşı nefret söylemlerinde bulunmaktaydı. Bunların ana teması, her bir bireyin Kuran'da bahsedilen hükümlere göre yaşaması gerekliliği ve özellikle Ürdün hükûmeti olmak üzere Arap hükûmetlerinin bu gerekliliği yerine getirmediğinden devrilmesi zorunda olduğuydu. Grubun liderliğini el-Makdisi üstlenirken, ez-Zerkavi daha çok askerî faaliyetlerden sorumluydu. Oluşumun çekirdek yapısında Halid el-Aruri ile Muhammed Vasfi Ömer Ebu Halil de yer almaktaydı. El-Makdisi'nin söylemleri doğrultusunda ez-Zerkavi, gerek evinde gerekse camilerde, grup üyeleriyle buluşmaya ve üye sayısını arttırmaya başladı. Bu sıralarda patlayıcılarla ilgili birtakım girişimlerde de bulunduğunu ifade eden ez-Zerkavi, asla gerçekleşmese de Arap dergisi el-Vatan el-Arabi'nin Paris'te bulunan editörü Velid Ebu Zehir'e "Noel hediyesi" olarak içerisinde patlayıcı bulunan bir mektup gönderme düşüncesinin de olduğunu söyledi. İşgal ettiği Kuveyt'ten çekilirken Irak kuvvetlerinin bıraktığı cephaneleri temin eden el-Makdisi, bunları, İsrail'e karşı düzenleyecekleri saldırılarda kullanmak istediğini itiraf etti. Ez-Zerkavi ise bunları "Siyonistler tarafından işgal edilmiş bölgelerde" intihar saldırıları düzenleme amacıyla kullanmayı düşündüğünü belirtti. Bu amaç doğrultusunda da Süleyman Talib Demre ile Abdülhadi Dağlas'ı da İsrail-Ürdün sınırında bir intihar saldırısı düzenlemeleri yönünde ikna etse de, Dağlas'ın Ürdünlü güvenlik güçleri tarafından tutuklanması ile birlikte Demre de planı uygulamaktan vazgeçmişti. İfadesinde, Ürdünlü istihbaratçıların kendilerini izlediğinin farkında olduğunu söyleyen el-Zerkavi, kaçmayı düşündüklerini de ekledi. Soruşturma sırasında askerî savcı Mahmud Ubeydat tarafından sanıklara, yasadışı örgüt üyeliği, izinsiz bir şekilde patlayıcı ve silahlar bulundurma, kimlik belgelerinde sahtecilik ve krala hakaret suçlamaları yöneltildi. Ez-Zerkavi, 31 Ağustos 1994'te "izinsiz bir şekilde patlayıcı ve silahlar bulundurma ile sahte bir pasaport hazırlayıp bunu kullanma" suçlamalarını kabul ederken el-Makdisi ise cephanelerin Ürdün içerisinde kullanılmayacağını, yalnızca İsrail'e karşı devam eden direnişte kullanılacağını ifade etmişti. Bu provokasyonlar grubun daha fazla gözlemlenmesinin yanı sıra, sabah yoklamalarından muaf olmaları ya da üniforma giymek zorunda olmamalı gibi birtakım ayrıcalıklara sahip olmasına da yol açmaktaydı.[25]

27 Kasım 1996'da ez-Zerkavi, 15 yıllık hapis cezasına çarptırılmasıyla Beytu'l İmam da dağıtılmış oldu.[26] Cezaevindeki çeşitli kişilerin ifadelerine göre, Afganistan'daki geçmişi, dinî görüşleri, "güçlü" duruşu, cezaevi yönetimine karşı muhalif davranışları ve diğer mahkûmlarla olan "iyi" ilişkilerinden dolayı, birkaç ayın ardında cezaevinde "saygı görülen bir lider" hâline geldi. Kendisiyle aynı cezaevinde yer alan, hükûmete muhalif eski milletvekili Leys Şubeylet ile zaman zaman buluşmalar ve konuşmalar gerçekleştirmekteydi. Şubeylet, e-Zerkavi'nin Ürdün hükûmeti ve bu hükûmete bağlı olanları "inançsız" olarak gördüğünü ve cezaevindeki "en etkili liderlerden biri" olduğunu belirtmekteydi. Cezaevinde geçirdiği süre boyunca annesi ve eşine yazdığı mektuplara göre ez-Zerkavi, ideolojik yönelimi ya da planladığı saldırıyla ilgili bir suçluluk hissettiğinden bahsetmemişti. Kendisiyle birlikte cezaevi kalan gazeteci Abdullah Ebu Rumman'ın ifadelerine göre Eylül 1996 itibarıyla ez-Zevahiri, buradaki İslamcıların lideri olarak görülmekte; kendisinin liderliğindeki mahkûmlar, ez-Zevahiri'nin belirlediği kurallara göre yaşamını sürdürmekteydi. Gardiyanları ve cezaevi yönetimini de zaman zaman "kışkırttığını" belirten Ebu Rumman, ez-Zevahiri'nin birkaç kez isyan çıkarmaya yeltendiğini de belirtti.[27]

1997'de, aralarında ez-Zerkavi'nin de bulunduğu Sivaka Cezaevi'nde yer alan siyasî mahkûmlar, es-Salt Cezaevi'ne nakledildiler. Ertesi yıl ise, özel olarak bu nedenden ötürü yeniden açılan el-Cafer'deki yüksek güvenlikli cezaevine nakledildiler. Aynı yıl ez-Zerkavi, ebeveynlerinden birinin diyabetik olmasından dolayı cezaevi doktorundan muayene talebinde bulunarak kan şekeri seviyesinin ölçülmesini istedi. Doktorun ifadelerine göre ez-Zerkavi, hidroklorik asit kullanarak vücudundaki dövmeleri çıkarmaya çalışmışsa da başarılı olamamıştı.[28]

7 Ağustos 1998'de, Amerika Birleşik Devletleri'nin Darüsselam, Tanzanya ile Nairobi, Kenya'daki büyükelçiliklerine el-Kaide'nin düzenlediği saldırıların ardından ez-Zerkavi, hücre arkadaşlarına, benzer şekilde Amerikan hedeflerine saldırma arzusundan bahsetti. Cezaevinde verdiği vaazlarda, Arap ve Amerikan hükûmetlerinin inançsızca ve adil olmayan uygulamalarına değinmekteydi.[29] Aynı dönemde cezaevinde yer alan mahkûmlardan Yusuf Rababa, 1998 itibarıyla el-Makdisi ile ez-Zerkavi arasında anlaşmazlıklar yaşandığını, ikili arasındaki ilişkilerin değiştiğini, el-Makdisi'nin yalnız olduğunu ve ez-Zerkavi'nin liderliğinde bir grup oluştuğunu, ez-Zerkavi'nin Selefi olmayanların tamamını kâfir görerek bunların tamamını hedef almayı düşündüğünü ifade etmekteydi.[30]

1999-2000: Serbest bırakılması ve cihatçıları eğitmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kral Hüseyin'in ölmesinin ardından 1999 yılında tahta geçen Kral II. Abdullah'a, gerek Ürdün Meclisi gerek Müslüman Kardeşler gerekse çeşitli İslamcı kuruluşlardan, Ürdün'deki cezaevlerinde bulunan siyasi mahkûmların salınmasına yönelik talepler gelmeye başladı, bu yönde gösteriler düzenlendi. 18 Mart 1999'da, casusluk, uyuşturucu ticareti, kölelik, tecavüz, cinayet veya terörizm dışındaki suçlardan hükûm giyenlerin salınmasına dair af tasarısı mecliste oylandı. Sonuç olarak, aralarında ez-Zerkavi'nin de bulunduğu 3.000 kadar mahkûm serbest bırakıldı. Ez-Zerkani'nin cezaevinden çıkışına dair karar 29 Mart 1999'da verilse de, gönüllü olarak hücre arkadaşlarıyla bir gece daha geçirdikten sonra cezaevinden çıkışını gerçekleştirdi. Serbest bırakılmasının ardından, bir ay kadar ailesiyle birlikte yaşadı. Bu esnada camilerde, kendisini izleyecek birilerini bulma çalışmalarında bulunsa da bu dönemlerde, Ocak 2000'de gerçekleştirilmeyi planladığı bir dizi saldırı üzerinde çalışıyordu.[31]

Kendisinin ve kendisiyle birlikte hareket edenlerin, eninde sonunda istihbarat birimlerince yakalanacağı düşüncesine sahip olan ez-Zerkavi, altı aylık vizeyle Pakistan'a gitmeye karar verdi. Önce çocuklarını okuldan alarak onlara Kur'an'ı ezberletmeye çalışmıştı. 1999 yazında, ailesini Zerka'da bırakarak, ikinci defa Hayatabad'a gitti ve burada, daha önce tanıdığı isimlerle tekrar bağlantı kurmaya başladı. Bir süre sonra ise eşi Ümmü Muhammed ile çocukları da buraya geldi.[32] Pakistan'da göstermelik olarak bal satışıyla uğraşan ez-Zerkavi, kendisini izleyen güvenlik birimlerince Ekim 1999'da tutuklanarak Peşaver'deki bir hapishanede yaklaşık bir hafta geçirdikten sonra serbest bırakıldı ve ülkeden çıkışına izin verildi. Önce Lahor'daki Vezir Han Meydanı yakınlarındaki bir eve yerleşti, 1999 sonbaharında ise el-Kaide ile temasa geçme amacıyla Kabil'e ulaştı.[33][34]

1999 yılı sonlarında, el-Kaide mensubu Ebu Zübeyde ile Kabil'de bir görüşme gerçekleştirdi. Bir müddet sonra ez-Zevahiri, bölgedeki Ürdünlülerin lideri pozisyonuna gelerek kırk kadar Ürdünlüyle birlikte, Kabil'in birkaç km batısındaki Logo köyündeki bir "ziyaretçi evi"ne yerleşti.[35] 2000-2001 yılları arasında, el-Kaide lideri Usame bin Ladin tarafından en az beş kere, kendisine bağlılık yemini etmesi için Kandehar'a çağrılsa da bunları reddetti.[5]

Bu temaslar sırasında Usame bin Ladin ile görüştü. Herat'ta bir kamp talep etti. Bu talebi Usame bin Ladin tarafından onay aldı.[36] Bu kamp hem Cund'uş Şam'ın devam etmesinde hem de sonradan Zerkavi tarafından kurulacak Tevhid ve Cihat Örgütünün oluşmasında önemli rol oynadı.

Zerkavi 11 Eylül saldırıları gerçekleşirken İran'da bulunuyordu. 11 Eylül saldırılarından bir ay sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'a müdahalesi başladığında Afganistan'a dönüp el-Kaide savaşçıları ile birlikte Amerikan işgaline karşı koymaya çalıştı.[34] Savaş sürerken bazı kaynaklara göre bir hava saldırısında kaburgaları çatladı bazı kaynaklara göreyse yaşanılan çatışma sırasında göğsünden yaralandı.[37] Yaralandıktan sonra İran'a götürüldü ve Meşhed'de tedavi gördü.[38]

Amerika Birleşik Devletleri'ne göreyse Zerkavi'nin tedavisi Bağdat'ta yapıldı. Bu süreç içerisinde Ürdün Zerkavi'nin iadesini istedi. Bu süre zarfında Amerikalı diplomat Laurence Foley, Ürdün'ün başkentinde öldürüldü. Konuyla ilgili Salem bin Süveyd ve Yaser Ferihat adında iki müslüman tutuklandı. Ürdün istihbaratına göre suikastı yapan bu kişilere Ebu Musab ez-Zerkavi tarafından para verilmişti.[34] Bazı Arap kaynaklarına göreyse 2002'nin sonlarında Zerkavi Suriye'deydi ve bir kampta militanlara askeri eğitim veriyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin iddiasıysa Kasım 2002'de Zerkavi'nin Bağdat'ta olduğuydu.[39]

2001: Irak Direnişi[değiştir | kaynağı değiştir]

Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan'a müdahalede bulunduktan sonra Irak'a da müdahalede bulunacağını belli ediyordu. Zerkavi bu süreç içerisinde Irak için direniş planı yapmaya başladı. Mart 2003'e gelindiğinde Bağdat'ta uyuyan hücrelere sahip olduğu tahmin ediliyordu.[34]

Zerkavi önce Tevhid ve Cihat Örgütünün yöneticiliğini yaptı. Ardından Irak el-Kaidesi'nin yöneticiliğini üstlendi. Daha sonra 7 islamcı örgütü birleştiren Mücahit Şura Meclisini kurdu. Irak'ta oluşan güç boşluğunun ardından birçok saldırıda bulundu, Türkiye ve Ürdün'ü hedef alan bazı saldırıları üstlendi. Zerkavi bunların yanında genellikle Şii müslümanları, Birleşmiş Milletler binalarını, Irak'taki Rus diplomatlarını, Irak hükümetine bağlı kurumları, Mısır diplomatlarını hedef aldı.[40] Bu saldırıların ardından başına 25 milyon dolar ödül koyuldu.

Ölümü[değiştir | kaynağı değiştir]

Irak Savaşı'nın başından beri takip edilen Zerkavi birçok kez yapılan saldırılardan kurtulmayı başarmıştı. "Ebu Haydr" adında üst düzey bir militan Koalisyon Güçleri tarafından ele geçirildi ve sorgulandı. Zerkavi hakkında gerekli istihbarat alındı.[41] 7 Haziran 2006'da Zerkavi Bakuba'nın 8 kilometre uzağında, Hibhib köyündeki bir evde toplantıya katıldı. Amerikan kuvvetleri bir süre Zerkavi'yi izledi ve ardından Zerkavi'nin bulunduğu eve hava saldırısı yapıldı.[42][43][44][45] 8 Haziran 2006'da yapılan DNA sonuçlarının ardından öldürülen kişinin Zerkavi olduğu kesinleşti.[46] Kendisinin ölümü sonrasında örgütün liderliği Ebu Eyyub el-Mısri'ye geçti.[47]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel
  1. ^ 'Zarqawi' beheaded US man in Iraq
  2. ^ "El Zerkavi öldürüldü". 5 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2017. 
  3. ^ "The 2004 TIME 100". 10 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2017. 
  4. ^ a b c Brisard 2005, s. 10.
  5. ^ a b c d Weaver, Mary Anne (1 Temmuz 2006). "The Short, Violent Life of Abu Musab al-Zarqawi". The Atlantic (İngilizce). 29 Eylül 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  6. ^ Napoleoni 2011, s. 29.
  7. ^ a b c d Raphaeli, Nimrod (30 Haziran 2005). "'The Sheikh of the Slaughterers': Abu Mus'ab Al-Zarqawi and the Al-Qaeda Connection" (İngilizce). Orta Doğu Medya Araştırma Enstitüsü. 13 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  8. ^ Brisard 2005, s. 8.
  9. ^ Brisard 2005, ss. 11-12.
  10. ^ a b c Brisard 2005, s. 207.
  11. ^ a b c d e f Brisard 2005, s. 11.
  12. ^ a b c Brisard 2005, s. 12.
  13. ^ a b Brisard 2005, s. 13.
  14. ^ Napoleoni 2011, s. 30.
  15. ^ Brisard 2005, ss. 13-14.
  16. ^ Brisard 2005, ss. 15-16.
  17. ^ Riedel 2008, s. 90.
  18. ^ Brisard 2005, s. 17.
  19. ^ Ahmed Hashim, The Caliphate at War: The Ideological, Organisational and Military Innovations of Islamic State, Oxford University Press (2018), p. 76
  20. ^ Brisard 2005, ss. 17-19.
  21. ^ a b Brisard 2005, ss. 17-18.
  22. ^ Brisard 2005, ss. 24-26.
  23. ^ Brisard 2005, ss. 27, 31.
  24. ^ Brisard 2005, ss. 31-35.
  25. ^ Brisard 2005, ss. 35-41.
  26. ^ Brisard 2005, ss. 41, 43.
  27. ^ Brisard 2005, ss. 45-48.
  28. ^ Brisard 2005, ss. 49-50.
  29. ^ Brisard 2005, ss. 50.
  30. ^ Stack, Megan K. (2 Temmuz 2004). "Zarqawi Took Familiar Route Into Terrorism". Los Angeles Times (İngilizce). Zerka. 8 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  31. ^ Brisard 2005, ss. 57-59.
  32. ^ Brisard 2005, ss. 59-60, 62-63.
  33. ^ Brisard 2005, s. 66.
  34. ^ a b c d "Zarqawi building his own terror network". web.archive.org. 28 Ekim 2005. 23 Nisan 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  35. ^ Brisard 2005, s. 66-67.
  36. ^ "Exodus and Ascent". www.longwarjournal.org. 30 Mart 2005. 5 Temmuz 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  37. ^ Whitlock, Craig (8 Haziran 2006). "Al-Zarqawi's Biography". 20 Ekim 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  38. ^ Brisard, Jean-Charles (2005). Zarqawi: The New Face of Al Qaeda. Other Press. s. 124. 
  39. ^ "Senate Reports Nos. 330-331" (İngilizce). Government Printing Office. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  40. ^ "Al-Qaeda group claims Salim death". 19 Mayıs 2004. 7 Haziran 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  41. ^ Urban, Mark, Task Force Black: The Explosive True Story of the Secret Special Forces War in Iraq, St. Martin's Griffin, 2012 978-0349123554, p.159-160
  42. ^ Knickmeyer, Ellen; Finer, Jonathan (8 Haziran 2006). "Insurgent Leader Al-Zarqawi Killed in Iraq". The Washington Post (İngilizce). Bağdat. 19 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2016. 
  43. ^ Burns, John F. (8 Haziran 2006). "U.S. Strike Hits Insurgent at Safehouse". The New York Times (İngilizce). Bağdat. 8 Temmuz 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2016. 
  44. ^ "What's Next After Zarqawi's Death?". www.cbsnews.com. 25 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  45. ^ Burns, John F. (8 Haziran 2006). "U.S. Strike Hits Insurgent at Safehouse". The New York Times. 8 Haziran 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  46. ^ "Zarqawi killed in Iraq air raid". 8 Haziran 2006. 13 Haziran 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2020. 
  47. ^ "U.S. reveals face of alleged new terror chief" (İngilizce). CNN. 15 Haziran 2006. 9 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2016. 
Genel