İçeriğe atla

Fokaia

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Fokaia
Phokaia
GrekçeΦώκαια; Phṓkaia, LatincePhocaea,
1913'te Fikaia için yapılan harita MÖ. 2500)
Fokaia Antik Kenti
Türkiye üzerinde Fokaia
Fokaia
Fokaia
Türkiye haritasındaki konumu.
Diğer adıTürkçeFoça
KonumFoça, İzmir,
 Türkiye [1]
Bölgeİyonya, Aiolis
Koordinatlar38°40′29″K 26°45′0″D / 38.67472°K 26.75000°D / 38.67472; 26.75000
Türyerleşim yeri
Tarihçe
KuruluşMÖ 2000
Devir(ler)Arkaik, Protogeometrik
Kültür(ler)Roma Dönemi
Sit ayrıntıları
ArkeologlarOrdinaryüs Prof. Dr. Ekrem Akurgal, Prof. Dr. Ömer Özyiğit
Durum3.derece arkeolojik sit alanı
Phokaia
şehir-devlet, arkeolojik sit, miras, polis
kana isimlendirmesiフォカエア Değiştir
kurucuAtinalı Damon Değiştir
ülkesiTürkiye Değiştir
içinde bulunduğu idari birimFoça, İzmir Değiştir
zaman dilimiUTC+03.00 Değiştir
konumuTürkiye Değiştir
içinde/üzerinde bulunduğu fiziksel yerEge Bölgesi Değiştir
konum koordinatları38°40′3″K 26°45′29″D, 38°40′13″K 26°45′12″D Değiştir
üyeliğiAttik Delos Birliği Değiştir
korunmuşluk durumukorunmuş Değiştir

Fokaia veya Phokaia, (GrekçeΦώκαια; Phṓkaia, LatincePhocaea, TürkçeFoça), Anadolu'da, Ege Denizi kıyısında, İzmir Körfezi'nde bir antik Yunan kentiydi. Şehir MÖ 10. ve 8. yüzyıllar arasında Yunan anakarasından gelen yerleşimciler tarafından kurulmuştur. Antik ismi, bugünkü Türk şehri Foça'nın ismine de yansımıştır.

On iki İyon kentinden biridir. Önceleri kentin kuruluşu MÖ 11. yüzyıl Aiol'ler tarafından gerçekleştiği, MÖ 9. yüzyılda ise kentin İyon tarafına geçtiği[2] düşünülüyordu. Fakat yapılan son araştırmalar kentin kuruluş tarihini MÖ 2000'e kadar geri götürüyor.

Konumu ve Çevresel Özellikleri

[değiştir | kaynağı değiştir]

Kent bulunduğu konum nedeniyle İzmir'in ve İzmir Körfezi'nin kuzey bölümünü meydana getirir. İlçe doğuda Manisa, kuzeyde Çandarlı Körfezi ve Aliağa, güneyde Menemen ve Gediz Nehri'nin denize dökülen ağzı ve İzmir Körfezi ile çevrelenmektedir. Kentin yerleşim alanı denize doğru çıkıntı yapan yarımada ile onun doğusundaki kara bölümü üzerinde yer alır. Doğu, kuzeydoğu ve kuzeyde bulunan yüksek tepeler, antik kente doğal bir koruma sağlar. Kent surlarının doğu bölümü bu nedenle söz konusu tepelerin üzerinden geçer. Kent, deniz kenarında kurulmuş olan diğer İon kentleriyle aynı özellikleri taşır. Phokaia halkının, kentin konumu nedeniyle daha çok denizcilikle uğraştığı belirtilmiştir.[1]

Phokaia antik kenti, İzmir ili Foça ilçesinde yer almaktadır. Günümüzde antik kentin üzerinde bulunan Foça İlçesi, kendine en yakın metropol kent durumundaki İzmir'e 72 km uzunluğundaki bir kara yolu ile bağlanır.[1]

Tarih boyunca Phokaia kentinin yerleşim merkezi yarımada üzeriydi. Bununla beraber Arkaik Dönem'den, M.Ö. VII. yüzyılın sonundan bağlayarak, etrafını çevreleyen kıyı bölgesi de yerleşmeye sahne olmuştur. Arkaik çağda kentin geniş bir alana yayıldığı ve sınırlarının yarımadayı aştığı saptanmıştır. M.Ö. VI. yy.’da Anadolu’nun en büyük kentlerinden biri olduğu anlaşılan kentte, Athena tapınağı kazıları sürdürülmüş ve tiyatronun yeri bulunmuştur. Körfezin başında yer alan kent, dikdörtgen biçimindedir ve kentin iki yanından ilerleyen surlar birleşip bir üçgen oluştururlar. Kentin ilkçağ yapıları olan tiyatro ve surlardan geriye sadece parçalar kalmıştır. Athena tapınağının bazı taşları sadece kazı sonrası depolandıkları yerde görülebilmektedir. Tapınağın ayakta duran parçası yoktur. Üzerinde modern bir kentin kurulmuş olması antik yerleşimden günümüze fazla kalıntı gelmemiş olmasının nedenidir.[3]

Bu konuda başlıca üç görüş vardır;

  • İlk görüş, adının fok balığında aldığı şeklindedir.[4] Kent limanı açıklarındaki kayalıklar akdeniz foklarının günümüzde bile yuvasıdır.
  • İkinci görüş kentin Yunan anakarasından gelen Phokisliler tarafından kurulduğu yönündedir.[5] İsmi de onlardan gelmektedir.
  • Üçüncü görüş kentin Luwi dilinde sulak yer demek olan "Pa-uwa-ke" den geldiğini, bölgeye sonradan yerleşen Yunanların bunu "phokaa" olarak dillerine alıp sonuna Yunanca kendi yurdu demek olan "-ia" ekini eklediklerini savunur.[4]

Antik kent yerleşimi Arkaik Dönemi'nin önemli merkezlerinden biri olduğu bilinmektedir. Bu dönemde Phokaialılar, özellikle Batı Akdeniz'de Fransa'da Marsilya, Korsika'da Alalia, İtalya'da Elea ve Velia gibi çok sayıda denizaşırı koloni kurmuş olmakla ön plana çıkmışlardır. Antik Şehrin bu görkemli evresinden günümüze çok az bilimsel veri gelebilmişse de, burada yapılan arkeolojik kazılar ve araştırmalar neticesi sayesinde her geçen gün daha çok arkeolojik kalıntı ortaya çıkarılmaktadır. Arkaik dönem Phokaiası'ndan günümüze ulaşmış en iyi durumdaki mimari buluntular, harabe yapılar şehrin savunma duvarlarından oldukça gösterişli payandalı ve yüksekçe bir bölüm olduğu tespit edilmiştir. Bu yapıdaki duvar daha geç bir dönemden taş yığma yöntemiyle yapılıp üzerine toprak örtülmüş olabileceği ve bir tümülüsün içinde oldukça iyi bir durumda kalmışsa da 1970'lerdeki bir yol çalışması sırasında ciddi bir tahribata uğradığı görülmektedir. Bu harabe yapı duvarının yapılışından ve mimarisinden sıkça konu alan tarihin babası Herodotos da söz eder ve ortaya çıkarılan kalıntılar onun tariflerine tıpatıp uymaktadır.Fokaia Antik kent Dorlardan kaçan Akalar tarafından kurulan, 12 bağımsız şehir devletleri arasında bulunduğu, Antik İyonya birliği üyesi olduğu belgesel yönetmeni Tekin Gün Antik İyonya bölgesi adlı araştırma yazısında geçmektedir. Phokaia Arkaik Dönem'den başlayarak üzerinde şehrin sembolü fok balıklarının kabartmasının da basıldığı elektron sikke kullanımına geçmiş ve Midilli'deki (Lesbos) Mytiline kentiyle yaptığı bir anlaşmayla elektron sikkelerin altın gümüş oranı ve gramajında belli standartlaşma sağlamıştır. Şehir MÖ 546'da Harpagos komutasındaki Pers (İran) ordularının hakimiyetine geçmiş ve bundan sonra ekonomi ve nüfus olarak gerileme dönemine girmiştir.[1][6][7]

İlk araştırmalar Fransız Charles Texier tarafından yapılmıştır. Daha sonra Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında bir heyet tarafından araştırma ve sondajlarla bazı kısımlar açığa çıkarılmıştır. Antik yerleşim Phokaia'da arkeolojik kazılar ve araştırmalar 1989 yılından itibaren, Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özyiğit tarafından yapılmaya devam etmektedir. Son dönemde antik kent içindeki yapılardan olan Athena Tapınağı alanı'nda bulunan Arkaik Dönem malzemesi işlemesi nispeten kolay tüf taşından (Foça taşı - lithos phokaikos) büyük griphon ve at heykelleri Phokaia'nın antik dünyadaki büyük taş heykeltıraşlığındaki öncü konumunu da ortaya koyduğu görülmektedir.

Foça bugün

Antik yerleşim Fokaia yapılarının mimari özellikleri arasında Arkaik Dönem Athena Tapınağı'nın İyon düzeninde sütun başlığı parçaları ve bazı duvarlar, Foça yolu üzerindeki Taş Kule olarak bilinen Pers mezar anıtı (Anadolu'da antik yerleşimlerin en eski Pers mezar anıtı olduğu, M.Ö.546 yılının ilk yarısında Sardes Savaşı'nın bitiminden hemen sonra Pers kralı II.Kiros tarafından anıt mezarı Phokaia sınırları içinde yaptırıldığı saptanmıştır), Şeytan Hamamı olarak adlandırılmış olan Hellenistik Dönem'de yapılan kaya mezarı, Roma Dönemi'nden mozaikler, süslemeli mermer bloklar ve seramik atölyelerinin bozuk üretimlerinin atılmasıyla oluşmuş çöplükler bu şehirdeki diğer önemli antik kalıntılardır. Dış Kale olarak adlandırılan savunma amaçlı da kullanılmış Ceneviz yapımı gemi barınağı, tarihi yarımada üzerindeki Osmanlı Dönemi'nden kale olarak adlandırılan benzeri amaçlı bir yapı ve iki cami, aynı dönemden görece iyi korunmuş kitabe ve plastik süslemeleriyle mezar taşları Phokaia'daki önemli tarihî eserlerdir.[6]

Phokaia Antik Kenti'nin yoğun yerleşim görmüş alanlarının büyük bölümü günümüz şehrinin yapıları altında bulunmaktadır. Özellikle 1980'lerden itibaren yazlık amaçlı ikinci konut dalgası biçiminde ortaya çıkan çarpık kentleşme anlayışı nedeniyle arkeolojik sit alanları iyice küçülmüştür. Bu olumsuz gelişme halen devam etmektedir.

Kazı ve Restorasyon

[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk Türk arkeolog kazıları diyebileceğimiz araştırmalar Ordinaryüs Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında gerçekleşmiştir. VI.Türk Tarih Kongresi'nde Foça Kazıları üzerine bir bildiri sunan Akurgal, Arkeoloji literatürünün mühim bir desideratum’u olan bu eski Ion şehrinin kazılması, Hellen arkaik çağı keramiği ile Ion mimari nizamı için mühim neticeler sağlamıştır demiştir. Burada Ekrem Akurgal Phokaia'nın arkeoloji literatüründe önemli bir desideratuma sahip olduğunu vurgulamak ister. Yine yıllar sonra Phokaia kazıları yeniden ele alındığında Akurgal şöyle der:[7] Gerçekten büyüleyici bir doğa yapısına sahip Phokaia, eski çağın en albenili ve en büyüleyici olduğu gibi en güzel kentiydi[7]

Foça'da ilk arkeolojik sondaj kazıları başlatan Félix Sartiaux'un (1913, 1914) ve (1920) yıllarında sondajlar yaptığı ve bu sondaj kazılarının savaş yıllarına rastladığı ve bu nedenle İzmir- Foça'da uzun süreli çalışamadığı görülmektedir. 1920'lerden sonra Foça'da uzun süre arkeolojik bilimsel nitelikli kazılar yapılmadı. Aradan 32 yıl geçtikten sonra İzmir-Foça'da kazıların yapılması yeniden gündeme gelir. 1948 yılında Bayraklı Kazıları'na başladığında Foça'ya ilk kez gitmiş olan arkeolog Prof.Dr. Ekrem Akurgal, buranın doğal güzelliğine hayran olur ve 1951 yılında Bayraklı kazılarına ara verir. Ekrem Akurgal, Müzeler Genel Müdürü Dr. Cahit Kınay ile birlikte bir program hazırlar ve Batı Anadolu'da Troia I-VI tabakalarıyla çağdaş kültürlerin, Hellen Kolonizasyonunun, Anadolu'daki en eski Trak kavimlerinin izleriyle ilgili sunumların aydınlatılması ve Aiol ile İyon uygarlıklarına ait kalıntıların saptanması için sistemli arkeolojik çalışmalar yapılması programlanır.[7] Bu programa göre Kyme ve İzmir- Foça'da kazılar yapılması kararlaştırılır. İzmir- Foça'nın Aiol bölgesi içinde bir Ion yerleşmesi olması ve M.Ö. 7. yüzyılın sonu ile 6. yüzyılın ilk yarısında Hellen dünyasında önemli bir yere sahip olması ayrıca Batı Akdeniz'de koloniler kurması yönünden incelenmesi gereken bir merkez olasılığı, kazıların burada yeniden ele alınmasına neden olmuştur. Eski kazıların arkeolojik sonuçlarının ise yeterince yayınlanmaması ve malzemenin de nerede olduğunun bilinmemesi nedenleriyle sistemli çalışmaların Fokaia yerleşiminde yapılması zorunlu bulundu. Ekrem Akurgal İzmir Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin ile birlikte Foça'da 1952 yılının Ekim ayında ören yeri sınırları içinde birkaç araştırma sondajı yaptığı kayıtlarda yerini almıştır.[7] Böylece bilimsel nitelikli kazılar, yaklaşık 32 yıl gibi uzun bir aradan sonra tekrar Ekrem Akurgal başkanlığında ele alınmış olduğu gözükmektedir. Ören yerinde 1952 yılında araştırma olarak yeniden ele alınan kazılar, 1953 yılının Temmuz ayından itibaren kapsamlı olarak yapılmaya başlandığı kronolojik kazı kayıtlarında yerini almıştır. Arkeolojik bilimsel Kazılar 1952'den 1957 yılına kadar sürekli olarak yapıldığı görülmektedir. Daha sonra Antik yerleşimin 1970 yılı ve öncesinde birkaç kazı mevsiminde de çalışmalarda bulunulduğu kayıtlarda geçmektedir. Tüm kazılar boyunca genellikle yarımada üzerinde çalışıldığı görülmekte. Yarımada üzerinde yapılan arkeolojik bilimsel çalışmalar ve kazılar altı ayrı sektör biçiminde gerçekleştirildiği gözükmektedir. Arkeolojik alanda Büyük açmalar biçimindeki bu sektörlerin her biri bir harf ile adlandırıldı. A, B, C, D, F ve H. Yarımadanın kıstak bölümünde ve anakarada da bazı kazılar yapıldığı gözükmekte. Arkeolojik çalışmalar Antik Kentin doğusundaki Maltepe Tümülüsünde devam ettiği ve yapılan kazı çalışmaları da bunlardan biri olduğu görülmektedir. Öte yandan antik kentin güneyindeki Şeytan Hamamı'nda da temizlik ve kazı çalışmalarının yanı sıra, kazı heyetinin Foça'nın 7 km doğusunda İzmir karayolunun yakınında Pers Mezar Anıtı'nda da bilimsel incelemelerde bulunulduğu görülmektedir.[7]

Phokaia kazılarını 1989 yılında kazı başkanı Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer Özyiğit başkanlığında devam etmiştir.[6]

Kazı çalışmaları

[değiştir | kaynağı değiştir]

01.07.2013 tarihinde, tarihi yarımadayı çeviren kent duvarlarının II. bölüm kent duvarının arka bölümünde, IIB k5-k6 plan karelerinde kazı çalışmalarına başlandı. Kazı çalışması, Roma Dönemi kuzey peristasis duvarı ile eski lise binasının bahçe duvarı arasında kalan alanda yürütüldü.[6][8]

Kazı evi ve yayın çalışmaları

[değiştir | kaynağı değiştir]

2013 yılında kazı evinde, kazılarda bulunan seramiklerin ve diğer eserlerin temizlenmesi, tasnifi, bütünleştirilmesi işleri yapıldı. İçlerinde restore edilebilecekler tamamlandı. Ayrıca çizimleri yapılması gereken her tür küçük eserin çizimleri gerçekleştirildi. Bunun ötesinde yayınlar için çalışmalara devam edildi. Ortaya çıkarılan mimarlık eserlerin Autocad çizimleri yapıldı. Seramik çizimleri de Coreldraw programında yayına geçebilecek biçimde ele alındı.[6][8]

Çalışma alanı, II. Ceneviz Kulesi'nden doğuya doğru uzanan 1.20 x 9 m.lik alanı kapsar. IIB k5-k6 plan kareleri içerisinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda, II. bölüm kent duvarı üzerinde yer alan eski lise binasının bahçe duvarı kaldırıldı. Beton duvarın hemen arkasında yer alan, 6.64 m. seviyesinde başlanan modern dolgu katmanın 3.45 m. seviyesinde sona erdiği görüldü. 3.45 m. kodunda arkaik tapınağın özgün dolgusunun başladığı gözlendi. Modern dolgunun içinden ele geçirilen arkeolojik malzeme yoğunluğu az olup, Geç Osmanlı Dönemi kaba seramiği malzemenin çoğunluğunu oluşturur. Bunun yanı sıra Geç Roma ve Bizans dönemlerine ait seramikler de mevcuttur. Bahçe duvarın kaldırılmasıyla 3.45 m. seviyesinde Horasan harçlı kent duvarının iç dolgusuna ulaşıldı. II. bölüm kent duvarının arka duvar sınırı ortaya çıkarıldı. Surun arka duvarı temizlenerek restorasyon çalışmalarına hazır duruma getirildi. II. bölüm kent duvarının 6 metrelik arka duvarı, arkaik tapınağın özgün dolgusu üzerinde yükselir.[8] Dolgunun sona erdiği yerde aynı bölümdeki duvarın doğuya doğru olan uzantısının ise anakaya üzerinde yükseldiği anlaşıldı. II. Ceneviz Kulesi'nin sınırlarını belirlemek amacıyla aynı plan kare içerisindeki çalışma alanı, güneye doğru genişletildi. 2.50 m. x 3 m. ebadında olan açmada yapılan kazı çalışması sonucunda II. Ceneviz Kulesi'nin sınırları saptandı. Arkaik tapınağının batı podium duvarının kuzeye doğru olan uzantısının 1.50 m.lik devamı olan büyük tüf bloklar ortaya çıkartıldı. Ayrıca Ceneviz Kulesi'nin (İ.S. 1299) inşası sırasında batı podium duvarının tahrip edildiği anlaşıldı. II. Ceneviz Kulesi, arkaik tapınağın batı podium duvarı ile kuzey podium duvarının kesiştiği köşede yer alır.[8]

Arkaik Tapınak

[değiştir | kaynağı değiştir]

Arkaik tapınağın orijinal dolgusu içerisinde duvar kalıntısına rastlandı. Duvarın üst kodu 3.01 m. olarak ölçüldü. Ortaya çıkarılan duvarın arka yüzü olmamaması nedeniyle söz konusu duvar teras duvarı olmalıdır. Teras duvarı kalıntısı, 2 m. uzunluğunda, 2.30 m. yüksekliğindedir. IIB k5- k6 plan karelerinde yer alan teras duvarı, kuzey-güney yönünde uzanır. Teras duvarının gerek yüzeyi gerekse dolgusu tüf taşlarıyla oluşturulduğunu görüyoruz. Teras duvarı taş örgüsü toprak harcıyla oluşturulmuş olduğu görülür. Teras duvarının son taş sırasının (76 cm.) altında daha erken bir döneme ait duvarın varlığı ortaya konuldu. İ.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen teras duvarının daha erkene tarihlenen bu duvar üzerinde inşa edildiği anlaşıldı. Arkaik tapınağın orijinal dolgusu içerisinde bu taban üstünden gelen seramiğin tümü, İ.Ö. 7. yüzyıl ve öncesine ait olduğu saptandı. İ.Ö. 6. yüzyıl malzemesine rastlanmadı. 53 cm. seviyesinde kazılara devam edildi. Taban yapısına ait taşların bir bölümü korunarak tabanın altına inildi.[8]

Ortaya çıkartılan erken dönem duvarın üst kodu 76 cm. kodunda, duvar taşlarının sona erdiği toprak düzlem ise 17 cm. olarak ölçüldü. 76 cm. seviyesinde teras duvarının altında yer alan II. binyıl duvarı da kuzey-güney yönünde uzanır. Güneye doğru devam eden duvar, teras duvarından 9–10 cm. batıya doğru açılarak açmanın güney kesitine girer. II. binyılın ikinci yarısına 147 tarihlenen bu duvarın örgü stili, teras duvarının örgü stilinden farklıdır. II. binyıl duvarının yapımında da toprak harcın kullanıldığı anlaşıldı. Teras duvarının ön bölümünde yapılan kazıda, 53 cm. seviyesinde taban taşları ortaya çıkartıldı. Yapılan kazı çalışması sonucunda 19 cm. seviyesinde ikinci bir taş döşeli taban ortaya çıkarıldı.[8] Her iki taş döşeli taban, altaki II. binyıl duvarının kullanım zamanına aittir. Altaki duvarın uzun süreli olarak kullanıldığı anlaşılıyor; çünkü 53 cm. ile 19 cm. taban seviyeleri arasında yapılan çalışmada ele geçirilen malzeme, İ.Ö. 7. yüzyılın başı ve öncesine aittir. Buna göre 53 cm. seviyesindeki taş taban İ.Ö. 7. yüzyıl başlarına ait olmalıdır. II. binyıl boyalı ve perdahlı gri monokrom seramik parçaları, bu iki taban arasında ele geçirilen en erken dönem seramiğini oluşturur. Teras duvarını daha sağlıklı verilerle tarihlemek için duvarın hemen arka bölümünde 1.80 m. x 2.10 m. ebadında sondaj uygulandı.[8] Duvarın orijinal arka dolgusunda ele geçirilen en geç dönem malzemesi, yaklaşık olarak duvarın tarihini vermesi açısından önemlidir. Kazı çalışmasına 2.85 m. seviyesinde başlandı ve duvarın tahrip olmaması için sondaj içindeki çalışma 1.60 m. seviyesinde sonlandırıldı. Duvarın orijinal arka dolgusunda ele geçen malzeme yoğunluğu az olup malzemenin tümü İ.Ö. 7. yüzyıl ortasından öncedir. Ele geçirilen malzeme arasında en erken dönem seramiği Geç Bronz Çağına ait az sayıda perdahlı gri monokrom seramik parçalarıdır. Teras duvarı, arkaik tapınağın orijinal dolgusu içerisinde yer alması nedeniyle, tapınağın tarihinden (İ.Ö. 600) önce olmalı olduğu sanılmaktadır. IIB k5-k6 plan karelerinde, teras duvarının altında yer alan protohistorik duvarın ön bölümündeki 19 cm. seviyesinde ortaya çıkarılan ikinci tabanın altında kazı çalışması yapıldı. Yoğun taban suyu, sondaj çukurunu doldurması ve seramiğin bulunması nedeniyle -5 cm. seviyesinde kazı çalışmaları sonlandırıldı. Yapılan kazı çalışması sonucunda ikinci tabanın altında ele geçirilen seramiğin tümü türdeş nitelikte II. binyıl boyalı ve perdahlı kap parçalarıdır.

I. binyıla ait seramik görülmedi.[8]

Sonuç olarak, teras duvarı İ.Ö. 7. yüzyılın ilk yarısından, altındaki protohistorik duvar İ.Ö. II. binyılın ikinci yarısından olmalıdır. Bu duvarların önündeki tabanlardan üsteki 53 cm. seviyesindeki taş taban İ.Ö. 7. yüzyılın başlarından, altaki 19 cm. seviyesindeki taş taban ise Protogeometrik Dönemden olmalıdır. Her iki taş taban da altaki Protohistorik Dönem duvarının kullanım zamanlarından olmalıdır.[8]

1989 yılında yeniden başlayan Phokaia kazıları, Çifte Kayalar Tepesi'nin batısında, asfalt yolun yanında bulunan tepede yapılmıştır. Burada gerçekleştirilen kazılarda en üstte Roma Dönemi'ne ait bir seramik çöplüğü, onun altında deniz seviyesinden 3.5 m yükseklikte bir Klasik Dönem tabakası ile birlikte Geç Geometrik ve Arkaik Dönem'e ait seramik parçaları bulunmuştur. Foça İsmetpaşa Mahallesi 23 pafta, 1069 ada, 1 parselde gerçekleştirilen kazılarda yüzeyden yaklaşık 30 cm derinliğe kadar modern dolgu toprağı oluşturmaktadır. 1.2-1.6 m arasında Roma Dönemi seramikleri, 0.91-1.16 m arasında Hellenistik Dönem'e ait kap parçaları, 0.79-0.91 m arasında siyah firnisli Klasik Dönem ve sayıları az olmakla birlikte Arkaik Dönem seramikleri ele geçmiştir.[1]

Protogeometrik Oval Evler: 2003 yılında Atatürk Mahallesi, 1577 ada, 4 parselde kazılar gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucunda Protogeometrik Dönem'e ait iki oval ev ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan II no'lu oval ev, demirci atölyesinin doğu bölümünün üzerinde yer alır. Demirci atölyesinin tabanında ele geçen Sub-Miken amphora, demirci atölyesinin sonunu tarihlerken, II no'lu oval evin tabanın altında yer almasından dolayı da II no'lu oval evin bu tarihten sonra yapıldığını göstermektedir. Dolayısıyla MÖ 11. yüzyılın sonlarına tarihlenen demirci atölyesinden kısa bir süre sonra yapılmış olmalıdır. I no'lu oval evin duvarı ile II no'lu oval evin duvarının aynı işçilikte olmasından hareketle aynı döneme ait olması gerektiği vurgulanmıştır [Özyiğit 2005:44-45]. Güney yönüne bakan her iki oval evin doğu iç duvarlarına bitişik birer ocakları bulunur. İkisinin de bulunduğu bölgede kerpiç izleri ve kalıntıları çok az korunmuştur. Buna göre taş temel üzerine kerpiç duvarlı bir yapıya sahip oldukları anlaşılmıştır. Demirci Atölyesi: MÖ 11. yüzyılın sonlarına ait olduğu düşünülen demirci atölyesi 2003 yılında 1577 ada 4 parselde gerçekleştirilen kazılarda, parselin güney bölümünde ele geçmiştir.[1]

Yorum ve tarihleme

[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürk Mahallesi, 1577 ada, 4 parsel küçük bir parselde Phokaia Antik Kenti'nin en erken malzemeleri ele geçmiştir. Yine bu parselde erken dönemlere ait mimari yapılar ortaya çıkarılmıştır. 1998 yılı kazıları antik Phokaia Kenti'nin Arkaik Dönem yerleşiminin sadece yarım adayla sınırlı kalmadığı kentin güneyinde oldukça geniş bir alana yayıldığını ortaya koymuştur.[1]

Önemli Eserler

[değiştir | kaynağı değiştir]

Herodotos Duvarı

[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik Phokaia (Foça) kentinin girişinde yükselen ve ismini ünlü tarihçi Herodotos’un övgü dolu anlatımlarından alan bu anıtsal yapı, M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen bir mühendislik harikasıdır. Yaklaşık 5 metre genişliğe ulaşan ve harçsız polygonal (çokgen) taş işçiliğiyle örülen bu surlar, Pers İmparatorluğu'nun Anadolu’daki ilerleyişine karşı bir "kalkan" olarak inşa edilmiştir. Arkeolojik kazılarla gün ışığına çıkarılan bu savunma hattı, sadece kentin askerî gücünü değil, aynı zamanda Akdeniz'e yelken açan denizci Phokaialıların refahını da simgeler. M.Ö. 546 yılındaki Pers kuşatmasının somut izlerini ve antik çağın stratejik savaş taktiklerini günümüze taşıyan bu duvarlar, Batı Anadolu'nun en iyi korunmuş Arkaik Dönem istihkamlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Athena Tapınağı

[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik Phokaia kentinin en hakim noktası olan bir platform üzerine inşa edilen Athena Tapınağı, M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısına (yaklaşık M.Ö. 590-580) tarihlenen ve Batı Anadolu’daki İon düzeninin en erken ve en önemli örneklerinden biri sayılan anıtsal bir yapıdır. Kentin koruyucu tanrıçası Athena’ya ithaf edilen bu tapınak, özellikle tüf taşından yontulmuş görkemli volütlü sütun başlıkları ve özgün mimari bezemeleriyle dikkat çeker. Arkaik Dönem’in estetik anlayışını yansıtan yapı, M.Ö. 546’daki Pers istilası sırasında ağır hasar görmüş, ancak Hellenistik ve Roma dönemlerinde yapılan onarımlarla kutsiyetini uzun süre korumuştur. Günümüzde kazı çalışmalarıyla açığa çıkarılan podyum ve mimari parçalar, Phokaialı ustaların taş işçiliğindeki maharetini ve kentin antik dünyadaki dini saygınlığını belgeleyen en somut izlerdir.

Maltepe Tümülüsü

[değiştir | kaynağı değiştir]

Foça’nın doğu girişinde, antik kentin savunma surlarının (Herodotos Duvarı) hemen yanı başında yükselen Maltepe Tümülüsü, M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen anıtsal bir mezar yapısıdır. Yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki bu yapay tepe, içinde barındırdığı dromoslu (koridorlu) mezar odasıyla Arkaik Dönem ölü gömme geleneklerini yansıtır. Tümülüsün en dikkat çekici özelliği, M.Ö. 546 yılındaki Pers kuşatması sırasında, Pers ordusu tarafından kentin surlarını aşmak amacıyla bir kuşatma rampası (embankment) olarak kullanılmış olmasıdır. Stratejik konumu nedeniyle hem görkemli bir aristokrat mezarı hem de askeri bir harekâtın fiziksel parçası haline gelen bu yapı, Phokaia’nın düşüşüne ve kent halkının sürgününe giden sürece tanıklık eden, Anadolu arkeolojisindeki en kilit savunma arkeolojisi örneklerinden biri kabul edilmektedir.

Pers Mezar Anıtı

[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Foça yolu üzerinde, doğal bir kaya kütlesinin oyulması ve üzerine blok taşların eklenmesiyle inşa edilen Pers Mezar Anıtı, M.Ö. 4. yüzyıla (bazı görüşlere göre 6. yüzyıl sonu) tarihlenen ve Anadolu-Pers sanatının sentezini yansıtan nadide bir eserdir. İki katlı, kule tipi mezar formundaki yapı, Perslerin Anadolu'daki egemenliği sırasında bölgeye yerleşen yüksek rütbeli bir yönetici veya asilzade için yapılmıştır. Alt katında mezar odası bulunan yapının mimari formu, Likya mezar gelenekleri ile İran'daki Pasargad’da bulunan Büyük Kiros’un mezarı gibi Pers anıt mezar mimarisinden izler taşır. Halk arasında "Taş Kule" olarak adlandırılan bu anıt, Perslerin Batı Anadolu’daki kültürel ve idari varlığının en somut ve sağlam kalmış arkeolojik kanıtlarından biri kabul edilmektedir.

Kybele Kutsal Alanları

[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Foça yolu üzerinde, doğal bir kaya kütlesinin oyulması ve üzerine blok taşların eklenmesiyle inşa edilen Pers Mezar Anıtı, M.Ö. 4. yüzyıla (bazı görüşlere göre 6. yüzyıl sonu) tarihlenen ve Anadolu-Pers sanatının sentezini yansıtan nadide bir eserdir. İki katlı, kule tipi mezar formundaki yapı, Perslerin Anadolu'daki egemenliği sırasında bölgeye yerleşen yüksek rütbeli bir yönetici veya asilzade için yapılmıştır. Alt katında mezar odası bulunan yapının mimari formu, Likya mezar gelenekleri ile İran'daki Pasargad’da bulunan Büyük Kiros’un mezarı gibi Pers anıt mezar mimarisinden izler taşır. Halk arasında "Taş Kule" olarak adlandırılan bu anıt, Perslerin Batı Anadolu’daki kültürel ve idari varlığının en somut ve sağlam kalmış arkeolojik kanıtlarından biri kabul edilmektedir.

M.Ö. 4. yüzyılın son çeyreğine (yaklaşık M.Ö. 340-330) tarihlenen Phokaia Tiyatrosu, Anadolu’da bugüne kadar tespit edilebilmiş en eski taş tiyatro binası olma özelliğini taşır. Şehrin güneyindeki yamaçlara yaslanmış olan yapı, iki aşamalı bir inşa sürecine tanıklık etmiştir. Tiyatronun en özgün yanı, cavea (oturma sıraları) kısmının bir bölümünün doğrudan ana kaya kütlesinin oyulmasıyla, geri kalan kısımların ise andezit blokların yerleştirilmesiyle oluşturulmuş olmasıdır. Roma Dönemi’nde de kullanılmaya devam eden yapıda, oturma sıraları üzerinde yer alan ve izleyicilerin aidiyetini belirten Grekçe yazıtlar, antik kentin sosyal hiyerarşisine dair paha biçilemez epigrafik veriler sunmaktadır.

Değirmenli Tepe

[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Foça’nın güneybatısında, kenti ve denizi kuşbakışı gören hakim bir konumda yer alan Değirmenli Tepe, antik Phokaia’nın savunma sisteminin ve kentsel yayılımının önemli bir parçasıdır. Adını, üzerinde bulunan ve Osmanlı döneminden 19. yüzyıla kadar aktif olarak kullanılan tarihi yel değirmenlerinden alan bu tepe, arkeolojik açıdan Arkaik Dönem’den itibaren yerleşim ve gözetleme amacıyla kullanılmıştır. Tepenin yamaçlarında antik döneme ait kaya sunakları, basamaklı yapılar ve temel izleri tespit edilmiş olup, bu buluntular alanın sadece askeri değil, aynı zamanda kült bir işleve de sahip olduğunu göstermektedir. Günümüzde restore edilen yel değirmenleriyle birlikte Foça’nın en önemli siluet noktalarından biri haline gelmiştir.

Seramik Çöplükleri

[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik Phokaia kentinde yapılan kazılarda, özellikle Arkaik Dönem surlarının (Herodotos Duvarı) çevresinde ve yamaçlarda tespit edilen seramik çöplükleri, kentin Akdeniz dünyasındaki ekonomik hegemonyasını belgeleyen en önemli arkeolojik veri depolarıdır. Bu alanlar, üretim sırasında hatalı çıkan, fırınlama esnasında kırılan veya kullanım ömrünü tamamlamış binlerce seramik parçasını barındırır. Özellikle M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen ve "Phokaia Grisi" olarak bilinen gri monokrom seramikler ile ünlü "Phokaia Hydriaları"nın (su testileri) bu çöplüklerdeki yoğunluğu, kentin sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda devasa bir üretim atölyesi olduğunu kanıtlar.

Phokaia kentinin kuzey kıyısında, denize dik uzanan kayalık alana oyulmuş olan Antik Kayıkhane, M.Ö. 6. yüzyıla (Arkaik Dönem) tarihlenen ve antik dünyada eşine az rastlanan bir denizcilik yapısıdır. Phokaialıların Akdeniz ve Karadeniz’de koloniler kurmasını sağlayan, 50 kürekli ve hızlı "Penteconter" tipi gemilerinin bakımı ve kış uykusuna yatırılması için tasarlanmıştır. Ana kayaya oyulmuş paralel kanallardan oluşan bu sistem, gemilerin karaya çekilmesini kolaylaştıran eğimli bir düzeneğe sahiptir. Arkeolojik bulgular, bu yapının sadece bir onarım merkezi değil, aynı zamanda kentin deniz aşırı ticaretini ve askeri hakimiyetini destekleyen stratejik bir lojistik üs olduğunu göstermektedir.

Osmanlı Dönemi Mezarlığı

[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Foça’nın girişinde, antik savunma surları ve Maltepe Tümülüsü ile aynı bölgede yer alan Osmanlı Dönemi Mezarlığı, kentin 15. yüzyıldan itibaren kesintisiz devam eden Türk varlığının en zarif epigrafik belgelerini barındırır. 16. ve 19. yüzyıllar arasına tarihlenen bu nekropol alanı, özellikle bölgeye has andezit taşından imal edilmiş mezar taşları ile dikkat çeker. Taşlar üzerindeki hat işçiliği ve süslemeler; selvi motifleri, çiçek demetleri ve nesne betimlemeleriyle dönemin estetik anlayışını ve sosyal hiyerarşisini yansıtır. Mezarlıkta yer alan şahide ve ayak taşları, sadece ölenlerin kimliklerini değil, aynı zamanda kentin denizcilik, ticaret ve idari yapısına dair önemli veriler sunan birer "tarihsel arşiv" niteliğindedir.

Foça’nın merkezinde, 1455 yılındaki fetihten kısa bir süre sonra inşa edilen Fatih Camii’nin avlusunda yer alan mezarlık, kentin Türk-İslam dönemine ait en önemli epigrafik ve sanatsal arşivlerinden biri kabul edilir. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan geniş bir zaman dilimine tarihlenen mezar taşları (şahideler), Osmanlı dönemi taş işçiliğinin zarafetini yansıtan stilize bitkisel motifler, geometrik bezemeler ve dönemin sosyal statüsünü belirten serpuş (başlık) formlarıyla bezelidir. Bu mezarlığın arkeolojik açıdan en dikkat çekici yönü, pek çok mezar yapısında ve çevre duvarlarında Antik Phokaia’ya ait spoli (devşirme) mimari parçaların kullanılmış olmasıdır.

Tarihi Foça Evleri

[değiştir | kaynağı değiştir]

Foça’nın çok katmanlı kültürel yapısının en zarif yansımaları olan Tarihi Foça Evleri, ağırlıklı olarak 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başına tarihlenen, sivil mimari literatüründe kendine özgü bir yere sahip yapılardır. Bölgenin yerel ve tüf karakterli taşları kullanılarak inşa edilen bu evler; tipolojik olarak "Kule Evler", "Bitişik Nizami Evler" ve "Tekil Evler" olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Özellikle savunma mimarisinden izler taşıyan kule tipi evler, kentin geçmişteki güvenlik ihtiyacı ve dar parselli yerleşim dokusuyla şekillenmiştir. Cephelerindeki özenli taş işçiliği, ferforje balkonları, yüksek tavanlı ferah iç mekanları ve genellikle denize veya iç avluya açılan plan şemalarıyla bu yapılar, sadece birer barınak değil, aynı zamanda Levant kültürünün Ege kıyılarındaki mimari imzasıdır. Günümüzde koruma altına alınan bu evler, antik surların üzerinde yükselen tarihsel bir sürekliliğin yaşayan temsilcileridir.

Denizcilik özellikleriyle tanınan Phokaialılar Akdeniz ve Karadeniz'de birçok koloni kurdular. Bunlardan bazıları;[2]

Phokaia'da doğmuş ünlüler;[2]

  • Telephanes-Heykeltıraş (MÖ 5. yüzyıl)
  • Theodoros-Mimar (MÖ 4. yüzyıl)
  • Dionysos-Komutan, Lade Deniz Savaşında Komutan (MÖ 494)

Ayrıca bakınız

[değiştir | kaynağı değiştir]
  1. ^ a b c d e f g "Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi". 15 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Eylül 2021. 
  2. ^ a b c [1][ölü/kırık bağlantı]
  3. ^ Toromanoğlu, Sema (2006). Anadolu'da Antik Şehir Pilanları (PDF). Adnan Dokuzeylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Enstitüsü. s. 61. 21 Şubat 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 21 Şubat 2022. 
  4. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 11 Aralık 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2011. 
  5. ^ "Arşivlenmiş kopya". 10 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2011. 
  6. ^ a b c d e "T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü". 23 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  7. ^ a b c d e f AKURGAL, Ekrem (2003). Phoaıka Ekrem AAkurgal'ın Kazıları Işığında Son Dönem Çalışmaları (PDF). Anadolu/Anatolia25,2003,Ö.Özyiğit. ss. 97, 98. 20 Temmuz 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 19 Eylül 2021. 
  8. ^ a b c d e f g h i ÖZYİĞİT, Ömer (2013). 36.Kazı Sonuçları Toplantısı 2.Cilt, 2013 Yılı Phokaia Kazı Çalışmaları (PDF). T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğ. ss. 145,154. ISSN 1017-7655. 1 Eylül 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 19 Eylül 2021.