Galata Kulesi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Galata Kulesi
Istanbul asv2020-02 img48 Galata Tower.jpg
Eski ad Turris Sancte Crucis (Kutsal Haç Kulesi)
Genel bilgiler
Durum Tamamlandı
Tür Gözetleme kulesi
Konum İstanbul, Türkiye
Koordinatlar 41°1′32.02″K 28°58′27.01″D / 41.0255611°K 28.9741694°D / 41.0255611; 28.9741694Koordinatlar: 41°1′32.02″K 28°58′27.01″D / 41.0255611°K 28.9741694°D / 41.0255611; 28.9741694
Tamamlanma 1348
Sahip Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yükseklik
En tepe nokta 63 m
Mimari 67 m
En üst kat 52 m
Teknik detaylar
Malzeme Taş
Kat sayısı 11
Asansör sayısı 2
Resmî site

Galata Kulesi, Türkiye'nin İstanbul şehrinin Beyoğlu ilçesinde bulunan bir kuledir. Adını, bulunduğu semt olan Galata'dan almakta olup şehrin sembollerinden biri konumundadır.

Bizans İmparatorluğu ile ittifak hâlinde olan Cenevizliler tarafından 1267'de, Haliç'in kuzeyinde bulunan Galata'da "Pera" adı verilen bir koloni kuruldu. Bu koloninin hakimiyet alanı zaman içinde Bizans tarafından verilen izinlerle genişlerken Cenevizliler, kuzeydoğu yönündeki tepeye doğru bu izinlere uygunsuz bir şekilde hakimiyet alanını arttırarak 1335-1349 yılları arasında bölgede sur ve kuleler inşa etti. Bu çalışmalar kapsamında, tepesinde bulunan haçtan ötürü o dönem Kutsal Haç Kulesi (Turris Sancte Crucis) olarak anılan Galata Kulesi de 1348'de inşa edildi. Aynı yıl her iki devlet arasında patlak veren savaş, ertesi yıl imzalanan barış antlaşmasıyla sona ererken kulenin bulunduğu tepe Ceneviz kontrolüne bırakıldı. Şehrin 29 Mayıs 1453'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınması sonrasında Pera'daki Cenevizliler, herhangi bir çatışmadan yaşanmadan koloniyi Osmanlı kontrolüne bıraktı.

UNESCO, 2013'te kuleyi Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil etti.[1]

Tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

Arka plan, inşası ve Cenevizliler dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Buondelmonti'ye ait Liber insularum Archipelagi'nin Marciana Kütüphanesi'nde yer alan ve 1420'ler ile 1430'lar civarına tarihlenen kopyasındaki Konstantinopolis haritasında tasvir edilen kule; konik çatısı, bir sağır kemer dizisiyle çıkma yapan üst katı, diğer kulelerden daha yüksek olması ve silindirik yapısından dolayı kulenin o dönemdeki en iyi tasviri olarak kabul edilir.[2] Buondelmonti'nin aynı eserinin 1485-1490 yılları arasına ait olan ve Düsseldorf Üniversite ve Eyalet Kütüphanesi'nde yer alan bu kopyasındaki haritada kule, "Turris S. [Sancte] Crucis" ("Kutsal Haç Kulesi") adıyla ve tepesinde Ceneviz bayrağıyla tasvir edilmektedir.[2] Buondelmonti'ye ait Liber insularum Archipelagi'nin Marciana Kütüphanesi'nde yer alan ve 1420'ler ile 1430'lar civarına tarihlenen kopyasındaki Konstantinopolis haritasında tasvir edilen kule; konik çatısı, bir sağır kemer dizisiyle çıkma yapan üst katı, diğer kulelerden daha yüksek olması ve silindirik yapısından dolayı kulenin o dönemdeki en iyi tasviri olarak kabul edilir.[2] Buondelmonti'nin aynı eserinin 1485-1490 yılları arasına ait olan ve Düsseldorf Üniversite ve Eyalet Kütüphanesi'nde yer alan bu kopyasındaki haritada kule, "Turris S. [Sancte] Crucis" ("Kutsal Haç Kulesi") adıyla ve tepesinde Ceneviz bayrağıyla tasvir edilmektedir.[2]
Buondelmonti'ye ait Liber insularum Archipelagi'nin Marciana Kütüphanesi'nde yer alan ve 1420'ler ile 1430'lar civarına tarihlenen kopyasındaki Konstantinopolis haritasında tasvir edilen kule; konik çatısı, bir sağır kemer dizisiyle çıkma yapan üst katı, diğer kulelerden daha yüksek olması ve silindirik yapısından dolayı kulenin o dönemdeki en iyi tasviri olarak kabul edilir.[2] Buondelmonti'nin aynı eserinin 1485-1490 yılları arasına ait olan ve Düsseldorf Üniversite ve Eyalet Kütüphanesi'nde yer alan bu kopyasındaki haritada kule, "Turris S. [Sancte] Crucis" ("Kutsal Haç Kulesi") adıyla ve tepesinde Ceneviz bayrağıyla tasvir edilmektedir.[2]

Dördüncü Haçlı Seferi sonrasında Konstantinopolis merkezli olarak kurulan Latin İmparatorluğu'na karşı Mart 1261'de imzalanan antlaşmayla, Ceneviz Cumhuriyeti ile İznik İmparatorluğu arasında bir ittifak oluşturuldu.[2] 1261'de, Konstantinopolis'in İznik İmparatorluğu tarafından alınarak Latin İmparatorluğu'na son verildi ve Bizans İmparatorluğu yeniden canlandırıldı.[3] İki devlet arasındaki ittifak kapsamında Cenevizliler tarafından 1267'de, Haliç'in kuzeyinde bulunan Galata'da "Pera" adı verilen bir koloni kuruldu. Haliç kıyısında uzanan ve herhangi bir savunması bulunmayan bu koloninin doğusunda, Kastellion adlı bir erken Bizans döneminden kalma bir kale bulunmaktaydı. Yeoryos Pahimeris, Bizans İmparatoru VIII. Mihail tarafından Cenevizlilere verilen bölgeye bu kalenin dahil edilmediğini ve Galata'daki mevcut surların ise güvenlik nedeniyle önceden yıktırıldığını ifade etmektedir.[2] Pera'nın kesin sınırları Mayıs 1303 tarihli bir Bizans fermanıyla belirlenirken Mart 1304 tarihli bir fermanla bu sınırlar genişletildi. Ancak Cenevizliler, kendi kontrollerindeki bölgeyi kuzeydoğusundaki tepeye doğru uygunsuz bir şekilde genişletilirken 1335-1349 yılları arasında bu tepenin yamaçlarında sur ve kuleler inşa etti.[2]

Tepenin zirvesinde, günümüzde Galata Kulesi adıyla bilinen surların bir baş kulesi vardı. Bir gözlem kulesi olmasının yanı sıra, aynı zamanda karadan yapılabilecek bir kuşatmada, koloninin düzlükte bulunan kıyı kısmının korunması işlevine sahipti. Kulenin önünde, yapıya iki yanından bitişik bir biçimde, düz sur hattından yarım daire şeklinde çıkıntı yapan bir barbakan vardı. Dört sur hattının kesiştiği bu yerde Pera'nın ana girişi de bulunmaktaydı ve üzerinde yer alan levhaya göre bu kısım, 1 Nisan 1452'de tamamlanan inşasıyla Pera'nın Osmanlı İmparatorluğu kontrolüne girmesinden önce inşa edilmiş son tahkimattı.[2]

Ağustos 1348'de, Bizanslılar ile Cenevizliler arasında, ticari çekişmelerin yol açtığı bir savaş patlak verdi.[4] Nikiforos Grigoras, 1348 dolaylarında sınırlarını tepeye doğru genişleten Cenevizlilerin bölgede "güçlü surlar ve yüksek kuleler" inşa ettiklerini ifade eder. VI. İoannis ise bu tepenin kendilerine verilmesini talep eden Cenevizlilerin bu isteklerinin reddedildiğini, sonrasında ise yontulmamış taş parçalarını ve diğer inşa malzemelerini gizlice temin eden Cenevizlilerin tepeyi tahkim ettiklerini ve 1348 yılı sonlarında ise tepenin zirvesine bir kule inşa ettiklerini belirtir.[2] Pera'nın son podestà'sı Angelo Giovanni Lomellini'nin 23 Haziran 1453 tarihli mektubunda, Kievli İsidoros'un 8 Temmuz 1453 tarihli mektubunda, Sakızlı Leonardo'nun 16 Ağustos 1453 tarihli mektubunda ve Cristoforo Buondelmonti'nin Liber insularum Archipelagi adlı eserinin Düsseldorf Üniversite ve Eyalet Kütüphanesi'nde yer alan 1485-1490 yılları arasına ait kopyasında bu kulenin adı "Turris S. [Sancte] Crucis" ("Kutsal Haç Kulesi") olarak geçmekteydi. Bu ad, kulenin tepesinde yer alan bir haçtan dolayı kullanılmaktaydı.[2]

Cenevizliler, İoannis'ten gelen ve tahkim ettikleri alanı terk etmeleri ile inşa ettikleri surları yıkmaları talimatını yerine getirmedi. 1349'da savaş sona erip barış sağlanırken Cenevizliler de bu işgal ettikleri bölgeden çekildi.[2] İmparator İoannis, bu antlaşmayla Cenevizlilerin işgal ettikleri bölgeden çekildiklerini; ancak bu mücadeleyi "Cenevizlilerin, kendi rızası olmaksızın Bizans'ın çıkarlarına ters bir davranışta bulunamayacaklarını gösterme" amacıyla verdiğini ifade ederek bölgedeki Bizans kuvvetlerini çektiğini belirtir. 1349'da ise İmparator tarafından yayımlanan bir fermanla bu tepenin kontrolü Cenevizlilere verildi.[2]

Boğazlar Savaşı'nın bir parçası olarak Şubat 1352'de Galata açıklarında, Bizans-Venedik ittifakı ile Cenevizliler arasında gerçekleşen muharebeden Cenevizliler zaferle ayrıldı.[5] Taraflar arasında 6 Mayıs 1352'de imzalanan ve savaşı sona erdiren antlaşma gereğince Cenevizlilerin hakimiyet alanı "Kutsal Haç Kalesi"ne (Castrum Sancte Crucis) kadar genişledi.[2] Cornelio Desimoni, Michel Balard, Paolo Stringa tarafından bu kalenin "Galata Kulesi" olduğu belirtilirken Hasan Sercan Sağlam da bu üçünün "muhtemelen yalnızca Grigoras'ın [1349'daki imzalanan ve Cenevizlilerin, Galata'nın yukarısında bulunan ve uygunsuz bir şekilde işgal ettikleri bölgeden ayrılarak eski sınırlarına dönmeyi kabul ettiklerini belirten barış antlaşmasındaki] ifadelerini baz alarak" bu çıkarımı yaptıklarını ve bu antlaşmayı, "daha önceden işgal edilmiş tepedeki ve dolayısıyla Galata Kulesi’ndeki Ceneviz hâkimiyetini artık resmen tanıyan bir Bizans tasdiki" olarak yorumladıklarını ifade eder.[2]

Osmanlılar ve Türkiye dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Matrakçı Nasuh'un 1533 yılında yaptığı ve Galata (kuzeydeki kısım) ile Konstantinopolis'i betimlediği minyatür[6]
Pîrî Reis'in Kitâb-ı Bahriye adlı eserinin 1629 tarihli nüshasında yer alan Mustafa bin Mehmed Cündî'ye ait Konstantiniyye haritası

Konstantinopolis'in 29 Mayıs 1453'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınması sonrasında Pera'daki Cenevizliler, herhangi bir çatışma yaşanmadan koloniyi Osmanlı kontrolüne bıraktı. Kuşatma sırasında kullanılan toplar, kulenin ana taşıyıcı sisteminde de hasara yol açmıştı. Osmanlı Padişahı II. Mehmed'in 1 Haziran 1453 tarihli fermanının Türkçe kopyasında, teslim alındıktan sonra şehrin tahkimatlarının yıkılmayacağı veya tahrip edilmeyeceği belirtilirken Yunanca kopyasında ise bu bölümdeki olumsuzluk eki sonradan eklenmişti. Mahmut Şakiroğlu bu durumun, ilk hazırlanan kopya olan Yunanca kopyada, tahkimatların yıkılmasının emredilse de Türkçe kopya hazırlandığı sırada yıkımların durdurulduğunu ve Yunanca kopyanın da buna uygun olarak düzeltilmesinden kaynaklandığını ifade eder. Ahmed Vefik Paşa'nın aktardığı anonim Osmanlı kaynaklarına surların belli kısımları yıkılmış ya da tahrip edilmişken kule de yaklaşık 7,5 m kadar kısalmasına yol açan tahribata maruz kalmış ve Pera'ya yönelik fermanın ardından bu tahribat durdurularak Zağanos Paşa'nın başında bulunduğu çalışmalar kapsamında kule tekrar yükseltilmiş ve tepesindeki haç, Osmanlı bayrağıyla değiştirilmişti. II. Mehmed vakfiyesinde "Kulle-i Cedide" ("Yeni Kule") şeklinde bahsedilen kuleyi Evliya Çelebi ise Seyahatnâme'sinde "Baş Hisar" olarak tanımlar ve kulenin II. Mehmed'in inşası olduğunu belirtir.[2]

Liber insularum Archipelagi'nin 1420 civarına tarihlenen Marciana Kütüphanesi ile 1485-1490 yılları arasında tarihlenen Düsseldorf Üniversite ve Eyalet Kütüphanesi kopasındaki kulenin tasvirlerini karşılaştıran Sağlam; ilk kopyada kulenin "dar ve yüksekçe" koni şeklindeki çatısının mazgallı bir siperle çevrili olduğunu, ikinci kopyada ise çatının "çok daha basık ve geniş" olduğunu ve saçaklarının da mazgallardan dışarı taştığına değinir. İkinci kopyada ayrıca, "kulenin beden duvarını bir tamirat izi gibi tam ortadan enine ikiye bölen tek bir kuşağa sahip" olduğunu ve bu durumun 1453'teki tahribat ve onarımı "doğrularcasına [...] bir varsayım" olduğunu belirtir.[2]

1509'da gerçekleşen depremde, Galata Kulesi dahil Galata'daki tahkimatlarda hasarlar meydana geldi. Mimar Hayreddin tarafından yapılan onarım çalışmaları 1510 yılı ortalarında tamamlanarak kule tekrar yükseltildi.[2][7] Kulenin gövdesinde, yerden 13,21 m (ikinci katın başlangıcı) ve 17,17 m (üçüncü katın başlangıcı) yüksekliklerinde olmak üzere yer alan iki tuğla kuşak, bu deprem sonrasında yapılan tadilatların izleri olarak değerlendirilir. Köksal Anadol ile Ersin Arıoğlu, bu kuşaklara bakılarak kulenin bu hizasından itibaren yeniden inşa edildiğini ifade ederler.[8] Semavi Eyice ise, tuğlayla oluşturulan motiflerin "tipik bir Osmanlı süsleme karakteri taşıdığı"nı belirterek görece "yalın" birinci kuşağın, kulenin dış kısmında gerçekleştirilen yüzeysel bir onarımı işaret ettiğini; ikinci kuşaktan itibaren üst kısmının ise tümüyle Osmanlı döneminde inşa edildiğini ifade eder.[9]

Antoine Ignace Melling'in 1819'da yayımlanan eserindeki Galata Kulesi gravürü (1794'teki onarım ve yenileme sonrasında)

16. yüzyılda kule ve diğer burçlar, Kasımpaşa'daki tersanelerde çalışan Hristiyan savaş esirlerinin barınağı olarak kullanılmaktaydı.[7] 1552'de Osmanlılar tarafından esir alınan ve adı bilinmeyen bir İspanyol, yaşadıklarını belirttiği bu kulede ölenlerin buradaki hendeklere gömüldüğünü belirtir.[7] 1574'te şehri ziyaret eden Pierre Lescalopier ile 1582-1588 yılları arasında şehirde esaret altında bulunan Michael Heberer de kulenin zindan olarak kullanıldığından bahseder.[7] Jérôme Maurand, 1544 tarihli eserinde kuleyi "Pera Kulesi" ("Torre di Pera") olarak[10] Pîrî Reis ise 1520'lere tarihlenen bir haritasında Galata Kulesi olarak anar.[2]

17. yüzyıla tarihlenen Seyahatnâme'sinde Evliya Çelebi, kulenin önceleri zindan, o dönemlerde ise tersanenin gemi levazım ambarı olarak kullanıldığını yazar.[7] Hüseyin Ayvansarayî'nin 18. yüzyıl sonlarında yayımlanan Hadikatü'l Cevami adlı eserinde, bir rivayete göre Galata Kulesi'nin Takiyüddin tarafından bir gözlemevi olarak yaptırıldığından; ancak bu gözlemevinin Padişah III. Murad tarafından Ocak 1580'de yarısına kadar yıktırılsa da kulenin yıkılmadığından bahsedilir. Aynı eserin başka bir yerinde ise Tophane'de yer alan kulenin, Hoca Sâdeddin Efendi'nin "astronomiyle uğraşan devletlerin kısa sürede yıkılması" yönündeki ifadelerinden ötürü yıktırıldığı ifade edilir.[11][12][13] Tayyarzâde Ahmed Atâ'nın Tarih-i Atâ adlı eserinde, kulenin 1582 civarında Takiyüddin tarafından gözlemevi olarak kullanma amacıyla tamir ettirildiği belirtilir.[14][15] Takiyüddin de Cedvel-i Esma-i Buldan adlı eserinde, Galata'daki bir kulede gözlemler yaptığından bahseder.[15][16] Mehmed Süreyya, bu gözlemevinin Galata Kulesi'nde kurulduğunu belirtse de Johannes Heinrich Mordtmann, Mehmed Süreyya'nın Tarih-i Atâ'da geçen "Tophane üstünde kulle-i cebelde" ("Tophane üstündeki tepenin zirvesinde") ifadesindeki "büyük bağ evi" anlamına gelen "kulle" sözcüğünün "kule" olarak yorumlanmasıyla birlikte "hatalı olarak" gözlemevinin Galata Kulesi'nde olduğu çıkarımında bulunduğunu ifade eder.[11] Kulenin, Takiyüddin'in gözlemevi olduğu yönündeki iddialar günümüzde geçerliliğini korumamaktadır; ancak Takiyüddin, gözlemevinin inşası öncesinde Galata Kulesi'nde birtakım çalışmalar gerçekleştirmiştir.[17][11][14][15]

Pascal Sébah tarafından çekilen, kulenin külahsız hali, c. 1875

17. yüzyılın ilk yarısında IV. Murad döneminde Hezârfen Ahmed Çelebi, Okmeydanı'nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1632 yılında Galata Kulesi'nden Doğancılar, Üsküdar'a uçtu.

Osmanlı ŞeyhülislamFeyzullah Efendi'nin, Galata Kulesi'ni bir gözlemevine dönüştürme tasarısı olsa da, kendisi 1703'te idam edildi ve bu tasarı gerçekleşmedi.[14][18] 18. yüzyıl itibarıyla kule, Mehterhâne Ocağı ile yangın gözleyiciler tarafından kullanılmaya başlandı.[18] Gugios İnciciyan, 1717'den beri gece yarısını bildirme amacıyla kuleden kös vurulduğunu, bu kösün aynı zamanda şehirde çıkan yangınları haber verme amacıyla da kullanıldığını ifade eder.[18]

27 Temmuz 1794'te, kulede çıkan bir yangında kulenin konik çatısı tamamıyla yanarken duvarlarında meydana gelen hasardan ötürü boyu 1,9 m kadar indirilerek bu duvarlar yeniden örüldü. Bu çalışmalar kapsamında, en üst katın her bir yanına camlı çıkmalar yapılırken içerisine ise odalar, sofalar ve divanhâne eklenerek bu kısım bir kahvehaneye dönüştürüldü. Yangınları duyurma amacıyla da bir kös yerleştirildi. Tavan arası ise güvercinlik olarak kullanılmaktaydı[18]

2-3 Ağustos 1831'de çıkan yangında kulede tahribat oluştu. Kulenin üst kısmı, önceki farklı bir tasarımla onarılarak -1875'tek fırtınada devrilecek olan çatısı hariç- günümüzdeki görünümüne kavuştu. Çalışmalar esnasında burayı ziyaret eden Padişah II. Mahmud tarafından kuleye bir saat konulması talimatı verildi. Kulenin giriş kapısının üstüne konulan kitabedeki II. Mahmud'un tuğrası 1923'teki cumhuriyetin ilanıyla kazınacaktı. 1834-1835 yıllarında şehre bir seyahat gerçekleştiren J. von Röder, Napoli kralının kule için bir saat hediye ettiğini ifade eder. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen ve Galata Kulesi'nden getirildiği kayıtlı olan çanın, Mahmud tarafından kuleye konulması istenen saatle ilgili olup olmadığı bilinmemektedir.[18]

1853 ya da 1854 yılında kulenin çatısı onarıldı.[18] Aralık 1857'de kurulan, Galata ve Pera'nın idaresinden sorumlu Altıncı Daire Belediyesi tarafından kullanılacak olan binanın inşaat çalışmaları sırasında kulenin çevresindeki avlusu, surlardaki kapılar ve kıyıya doğru uzanan sur duvarları yıkılırken hendekleri de dolduruldu.[19]

1875 yılında bir fırtınada çatısı devrildi. 1965'te başlanıp 1967'de bitirilen son onarımla bugünkü görünümüne ulaştı.

Kastellion'un kulesiyle karıştırılması[değiştir | kaynağı değiştir]

Bazı kaynaklarda; Karaköy kıyısında yer alan, günümüzde geriye kalan kısımları Yeraltı Camii olarak varlığını sürdüren ve Dördüncü Haçlı Seferi sırasında "Galata Kulesi" (Tor de Galathas) olarak tanımlayan Latinler tarafından ele geçirilen Kastellion adlı Bizans kalesi, isim benzerliğinden dolayı günümüzdeki Galata Kulesi ile karıştırılmaktadır. Mayıs 1303 ve Mart 1304 tarihli Bizans fermanlarında "Galata Kalesi" (Castrum Galathe) olarak adlandırılan bu kale, Cenevizlilere verilen Galata'daki bölgenin doğu sınırı için bir referans noktası olarak anılır.[2] 1391 yılında Cenevizliler, kontrolü altına aldıkları bu kalenin kıyıya bakan tarafına, "Kutsal Haç Kulesi" (Turris Sancte Crucis) olarak adlandırdıkları silindirik bir kule inşa etmiş ve bu kule, 1766'daki depremde yıkılmıştı.[2]

Galata'nın doğusunda, Tophane'ye kadar uzanan sur hattındaki kıyı kapılarının sonran bir öncesi olan Eğri Kapı üzerinde yer alan 20 Eylül 1446 tarihli bir levhada, Podestà Baldassare Maruffo'ya atfen "Kenar mahallenin bu kısmındaki surları yükseltmiş ve Mesih Kulesi'nden [Christea Turris] limana kadar eski yüksekliğine kıyasla iki katına çıkarmıştır" ifadesi yer almaktadır. Bu levhanın yazıtının ilk kez yayımlanmasını 1794'te yapan Cosimo Comidas, "Mesih Kulesi" ifadesini Galata Kulesi'yle özleştirirken 1797'de yayımlanan çalışmasında James Dallaway, levhada yer alan "limana kadar" anlamındaki anavistatio ifadesini "Anastasius" olarak yorumlayarak levhadaki ifadede Maruffo'nun 1446 yılında, "Anastasios'a ait Mesih Kulesi'ni eski yüksekliğine kıyasla iki katına çıkardığı" bilgisi verildiğini belirtir. Buradan hareketle Dallaway, Galata Kulesi'nin I. Anastasios'un hükümdarlığı döneminden (491-518) beri var olduğunu ifade ederek bu kuleyi, aslında kıyıdaki Kastellion'un kulesi olan ve Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Latinler tarafından ele geçirilen kuleyle eşleştirir.[2] Semavi Eyice de 1969'da yayımlanan eserinde, 1445-1446 yılları civarında kulenin Cenevizliler tarafından yükseldiğini ve bu işlem için Osmanlı Padişahı II. Murad'dan malzeme ve borç para talebinde bulunduğunu ifade eder.[20] Ancak Eylice'nin kullandığı ve Murad'ın Pera'daki bir kule için yapacağı yardıma karşılık kulenin üzerine tuğrasının yerleştirilmesinden de bahseden bu belge 15 Nisan 1424 tarihli olup Pera'nın kantar ve ticaretgâhının yakınlarında inşa edilecek bir kuleyle ilgilidir.[2]

İstanbul Rum Ortodoks Patriği I. Konstantinos'un 1846 çıkışlı eserinde kaynak gösterilmeksizin, Galata Kulesi'nden "Tour du Christ" (Mesih Kulesi) olarak bahsedilir ve I. Anastasius döneminde inşa edilen kulenin Cenevizlilerce 1446'da yükseltildiği belirtilir.[2] 1862 tarihli eserinde Skarlatos Bizantios da bu argümanı tekrar etmesinin yanı sıra, levhadaki ilgili kısmı "Christeam turrim Anastasio" ("Anastasius'un Mesih Kulesi)" olarak aktarır ve 541-542 yıllarında baş gösteren veba salgınında kulenin bir mezarlık olarak kullanıldığını söyler.[2] Kulenin 528'de, I. Justinianus tarafından inşa edildiğine dair iddialar için de tarihî bir kaynak bulunmamaktadır.[2]

Surların yıkılması sürecinde görevlendirilen Victor-Marie de Launay 1875'te, kulenin Anastasius döneminde yapıldığını belirtse de bu iddianın levhadaki anavistatio ibaresinden kaynaklandığının farkında olmadan bu ifadeyi, "yukarıdan gözetlemek" anlamına gelen ana vistatio şeklinde aktararak "Mesih Kulesi"nin Galata Kulesi'nin eski adı olduğunu öne sürer. 1891'deki makalesinde ise bu ifadenin "limana kadar" anlamına gelen a navistatio olabileceğini belirtse de gerek levha gerekse Galata Kulesi ile ilgili görüşlerini tekrarlar.[2] Kendisinin yayımlanmamış bir çalışmasını kaynak alan Luigi Tommaso Belgrano'nun 1877 tarihli bir planında Galata Kulesi, "Torre del Cristo" ("Mesih Kulesi") olarak işaretlenmiş ve kulenin bu adla gösterildiği ilk kartografik çalışma olmuştu.[2]

Mesih Kulesi'nden bahseden tek birincil kaynak, Maruffo'nun Pera'da gerçekleştirdiği inşaatın tanıklarından Anconalı Ciriaco'nun yazdığı mektuptur. 21 Ağustos 1446 sonrası bir tarihte Maruffo'ya yazdığı mektupta Ciriaco, surların limandan Mesih Kulesi'ne kadar, eski yüksekliğinin iki katına ulaşacak bir biçimde yükseltildiğini ve bu çalışmaların kıyı kesiminde meydana geldiğini belirtir. Surlar üzerindeki 20 Eylül 1446 tarihli levhanın yerleştirilmesi önerisi ile levhada yer alan kitâbe de bu mektupta geçer; ancak bu metindeki "kenar mahallenin bu kıyı kısmındaki surları" ifadesindeki "kıyı" (maritima) ifadesi levhaya işlenmemiştir. Farklı kaynaklarda farklı şekilde okunan levhadaki ifadenin doğru biçemi anavistatio da mektupta bu şekilde yer alır.[2] Mesih Kulesi ile kastedilen kule ise, Kutsal Haç Kalesi olarak da bilinen Kastellion'un, tepesinde haçlı bir küre bulunan kulesidir.[2]

Konumu ve mimarisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kule, ismini aldığı Galata semtinde bulunur. Yerden, çatısının ucuna kadar olan yüksekliği 66,90 metredir. İç çapı 8,95, dış çapı ise 16,45 metredir. Yapılan statik hesaplamalara göre ağırlığı yaklaşık 10.000 ton, kalın gövdesi işlenmemiş moloz taşındandır.

Bir bodrum, bir giriş, bir asma olmak üzere toplam on bir katlı yapının ilk dört katı, birbirine tuğladan tonozlu ve direkt olarak gövde duvarlarının içerisine konumlandırılmış merdivenli bir galeri yoluyla bağlanır. Dördüncü kattan itibaren katlar arasında, kulenin iç boşluğu boyunca devam eden sarmal şeklindeki ahşap bir merdiven yer alır. Gövde duvarının kalınlığı dördüncü kata kadar 3,75 m iken kalan kısımda daha incedir. Tuğla işçiliklerinin olduğu galeri kısmı, kulenin gövde duvarını incelttiğinden dolayı yalnızca, güvenli koloni tarafı olan güneye doğru konumlanmış ve bu sayede dışarıdan gelebilecek olası saldırıları karşılayacak olan duvarın tam kalınlıkta olması sağlanmıştır. İlk dört katın tonozlu galerisinde kullanılan tuğlaların ortalama ölçüleri, Galata'daki diğer 14. yüzyıl tahkimatları ile ve şehirdeki geç Bizans dönemi tuğlalarının ortalama ölçüleriyle benzerlik gösterir. Sağlam, kulenin inşaatında yerel malzemelerin kullanmış olmasını "makul bir olasılık" olarak tanımlar.[2]

Kulenin iç mimarisi ile kullanılan malzemeler, dördüncü kata (21,09 m) kadar aynı şekilde devam eder. Kat planlarındaki düzensiz mazgallar ile güney cephesindeki basıklık, zemin kattan dördüncü kata kadar kesintisiz bir şekilde devam ederken bu kattan itibaren düzenli mazgallar ile gövdede tam silindirik bir şekil görülür. Kulenin gövdesinde, yerden 13,21 m (ikinci katın başlangıcı) ve 17,17 m (üçüncü katın başlangıcı) yüksekliklerinde olmak üzere iki tuğla kuşak yer alır. İlk kuşağın altındaki kısım; kabaca yontulmuş, kabaca kare şeklinde, farklı türlerdeki koyu sarı, açık kahverengi, koyu gri ve koyu mavi renklerdeki düzensiz yapılı taş blokları ile bunların arasına eklenen tuğla kırıklarına sahiptir. Bu kuşağın üstündeki kısımda ise görece daha küçük, daha ince yontulmuş, genelde yatay dikdörtgen biçimli ve görece düzenli taş blokları varken taşlar arasında tuğla parçaları yer almaz. En çok kullanılan taş tipi kireç taşı olan bu kısımdaki taşlarda sarı ve kahverengi tonlara neredeyse hiç rastlanmazken koyu gri ve mavimsi renkler yine mevcuttur. Bu verilerden yola çıkarak Sağlam, "[...] ne [...] ilk kuşağın ne de [...] ikinci kuşağın Ceneviz ve Osmanlı dönemlerini ayıran seviyeyi tek başına temsil ettiğini söylemek mümkündür" ifadelerini kullanarak 1509'daki depremde meydana gelen çökmenin, "önceki araştırmacıların varsaydığı" üzere düz değil, iç kesimde daha yüksek bir seviyeye sahip olacak şekilde düzensiz bir yapıda olduğunu belirtir. İlk kuşak sonrasında değişen taş işçiliğinden yola çıkarak dış cephedeki hasar ve malzeme kayıplarının ikinci kata kadar eriştiğini, gövdedeki kalın duvarlı kısım ile içerisindeki tonozlu galerinin dördüncü kata kadar "büyük ölçüde" korunduğunu, dış cephede ikinci kattan itibaren oluşan hasarın da onarıldığını yazar. Dördüncü kat itibarıyla tüm seviyenin düzlenip daha ince duvarlı ve farklı bir merdiven sistemine sahip yeni bir kısmın başladığını, tuğla kuşakların ise onarılan kısımlarla orijinal gövde duvarları arasında dengeli bir ağırlık aktarımı sağlama amacıyla hatıl görevi gördüğünü ifade eder.[2]

İkinci tuğla kuşağın güneye bakan bölümünde, tuğlalarla yapılan Osmanlı karakterinde bir süsleme yer alır. Bu kısmın birleşim yerlerinde yer alan çaprazlama çatlaklarla farklı bir düzen meydana gelmiştir. Sağlam, bu durumun "Ceneviz döneminden kaldığı varsayılan kısmın üzerinde, aslında tek bir evre değil en az iki evre bulunduğuna" işaret ettiğini belirtir.[2]

Derinliğinde bulunan çukurların altındaki kanalda birçok kafatası ve kemik bulunmuştur. Orta boşluğun bodrumu zindan olarak kullanılmıştır. Kulenin tarihinde bazı intihar olayları kayıtlara geçmiştir. 1876'da bir Avusturyalı, nöbetçilerin dalgınlığından faydalanıp kendini kuleden aşağı atmıştır. 6 Haziran 1973 günü ise Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 15 yaşındaki oğlu Vedat kuleden atlayarak intihar etmiştir. Oğuzcan bunun üzerine "Galata Kulesi" adlı şiiri yazmıştır.

Sembolik önemi ve kültürel etkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Miniatürk'te yer alan Galata Kulesi maketi

Beyoğlu Belediyesinin logosunda kulenin bir tasviri yer almaktadır.[21]

Divan edebiyatındaki şiirlerde, kulenin yangınları haber verme işlevine atıfta bulunulur.[22] "[Ey sevgilim!] Aşıkların sana [sadece] bayrak göstermektedirler, [onların] Rezmî gibi serdengeçti askeri yazıldığını sanma" anlamına gelen aşağıdaki beyitinde Rezmî, sevgilinin aşkı ile yanma motifinden yola çıkarak diğer aşıkların sevgiliye yalnızca "yanıyoruz" anlamına gelecek şekilde bayrak sallasalar da kendisinin gerçek bir aşık sıfatıyla serdengeçti askeri olarak yazıldığını anlatır:[22]

Sana bayrak gösterürler sanma kim 'âşıklarun
Rezmîveş yazıldı serden geçdi mânend-i sipâh

Gelibolulu Mustafa Âlî'nin bir beyitinde de aynı duruma atıfta bulunulur:[22]

Gice âhum şerârı bir alay gösterdi bâlâdan
Nice bayraklar açdı şu'leler nârencî vâlâda

Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Galata Kulesi'nden çekilen 10 parça fotoğraf yan yana getirilerek oluşturulmuş, döneme has panoramik bir görüntü.
Galata Kulesi'nin İstanbul panoraması içerisinde görünümü

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel
  1. ^ "Trading Posts and Fortifications on Genoese Trade Routes from the Mediterranean to the Black Sea" (İngilizce). UNESCO. 12 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Haziran 2015. 
  2. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z aa ab ac ad Sağlam, Hasan Sercan (2020). "Galata Kulesi'nin Ceneviz dönemine yönelik bir yeniden değerlendirme". YILLIK: Annual of Istanbul Studies (2): 53-80. 
  3. ^ Mango, Cyril (2002). The Oxford History of Byzantium (İngilizce) (1. bas.). New York: Oxford University Press. s. 254. ISBN 9780198140986. 
  4. ^ Norwich 1997, s. 346.
  5. ^ Norwich 1997, s. 347.
  6. ^ Kumrular, Özlem, (Ed.) (2007). Muhteşem Süleyman. İstanbul: Kitap Yayınevi. s. 264. ISBN 9789756051771. 
  7. ^ a b c d e Eyice 1995, s. 314.
  8. ^ Anadol, Köksal; Arıoğlu, Ersin (1979). "Galata Kulesi" (PDF). Mimarlık. 1 (158). ss. 49-55. 
  9. ^ Eyice 1969, ss. 25, 36-37, 63, 75.
  10. ^ Maurand, Jérôme (1901). Dorez, Léon (Ed.). Itinéraire de Jérome Maurand d'Antibes à Constantinople (1544) (İtalyanca). Paris: Ernest Leroux. s. 198. 
  11. ^ a b c Mordtmann, Johannes Heinrich (Haziran 2009). Pulathaneli, Cem tarafından çevrildi. "Takiyüddin'in Pera'daki gözlemevi". Osmanlı Bilimi Araştırmaları. 10 (2): 115-129. 
  12. ^ Ünver, A. Süheyl (1969). İstanbul Rasathanesi. Türk Tarih Kurumu Basımevi. s. 63-64. 
  13. ^ Aydüz, Salim (2006). "Osmanlı Devleti'nde müneccimbaşılık müessesesi". Belleten. 70 (257). ss. 167-264. 
  14. ^ a b c Aydüz, Salim (2004). "Osmanlı astronomi müesseseleri". Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi. 2 (4): 411-453. 
  15. ^ a b c Ünver, Süheyl (Nisan-Mayıs-Haziran 1960). "Rasıd Takiyüddin'in çalışmalarında Galata Kulesinin vazifesi". Gökyüzü. 1 (2). Türk Astronomi Derneği. ss. 1-3. 
  16. ^ Dizer, Muammer (Ekim 1993). "Osmanlıda rasathaneler". Nüzhet Gökdoğan Sempozyumu. İstanbul: İstanbul Üniversitesi. s. 34. 
  17. ^ Eyice 1995, ss. 314-315.
  18. ^ a b c d e f Eyice 1995, s. 315.
  19. ^ Eyice 1995, ss. 315-316.
  20. ^ Eyice 1969, ss. 23, 61-62.
  21. ^ "Beyoğlu Belediyesi'nden 'logo' açıklaması". Hürriyet. İstanbul: Demirören Haber Ajansı. 14 Şubat 2020. 
  22. ^ a b c Tanrıbuyurdu, Gülçin (2017). "Klâsik Türk edebiyatına yansıyan yönleriyle "Galata"". İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi. 6 (1): 21-42. 
Genel

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]