Pargalı İbrahim Paşa

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Pargalı İbrahim Paşa
Pargalı İbrahim Paşa'yı gösteren bir gravür (1648)
Osmanlı Sadrazamı
Görev süresi
27 Haziran 1523 - 15 Mart 1536
Hükümdar I. Süleyman
Yerine geldiği Pîrî Mehmed Paşa
Yerine gelen Ayas Mehmed Paşa
Kişisel bilgiler
Doğum Parga
Ölüm 15 Mart 1536
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Evlilik(ler) Hatice Sultan ya da
Muhsine Hatun

Pargalı İbrahim Paşa, Makbul İbrahim Paşa, Frenk İbrahim Paşa ya da öldürüldükten sonraki unvanıyla Maktul İbrahim Paşa (d. Parga - ö. 15 Mart 1536, İstanbul), I. Süleyman saltanatı döneminde 27 Haziran 1523 - 15 Mart 1536 arasında sadrazamlık yapmış, önemli siyasal ve askeri olaylarda rol oynamış Osmanlı devlet adamı.

Kesin memleketi bilinmemekle birlikte, çeşitli kaynaklarda Rum ya da Hırvat asıllı olduğu söylenmektedir. Babasının Parga'da balıkçı olduğu yazılıdır. Küçük yaşta esir düşerek Manisa'ya getirilen İbrahim, burada Süleyman tarafından alınmış ve ölümüne kadar onun yanından ayrılmamıştır. Belgrad ve Rodos seferlerinde yer almıştır. Süleyman'ın saltanatının başlamasıyla birlikte, hızla yükselerek önce has odabaşı olmuş, daha sonra ise sadrazamlığa yükselmiştir. Bunların yanında Rumeli ile Anadolu Beylerbeyi ve Seraskerlik makamlarınında sahibi olmuştur.

Görkemli bir düğünle evlendikten kısa bir süre sonra, Hain Ahmed Paşa'nın isyanı sonrası iç karışıklıklarla uğraşan Mısır'a, düzeni sağlaması için gönderilmiştir. Mısır'a kara yolu üzerinden giderken, bir çok noktada halkın şikayetlerini dinleyerek çözüme kavuşturmuştur. Mısır'da bir çok yenilik yapmıştır. Macaristan'da gerçekleşen Mohaç Muharebesi'nin kazanılmasında büyük rol oynamıştır. I. Viyana Kuşatması'na katılmış, 1533 yılında Avusturya ile imzalanan ve Avusturya imparatorunu Osmanlı sadrazamına eşit sayan, İstanbul Antlaşması'nın görüşmelerini yürütmüştür.

Farsça, Rumca, Sırpça ve İtalyanca dillerini bilen İbrahim Paşa, sanata oldukça meraklıydı. Müzik alanında çocukluğundan itibaren yoğun bir eğitim görmüştür. Bunun yanında 13 yıllık sadrazamlık görevi süresince bir çok camii, medrese, hamam ve çeşme gibi eserler yaptırmıştır.

Kökeni ve devşirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Hayatının ilk yıllarına dair kesin bir bilgi yoktur. Pargalı İbrahim Paşa'nın Rum veya Hırvat olduğu iddia edilmektedir.[1] Bazı kaynaklarda, tam memleketi söylenmemekle birlikte Frenk olduğu yazılıdır.[a] Diğer rivayetler arasında, bugün Yunanistan'da kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğduğu, babasının bir denizci veya balıkçı olduğu düşünülmektedir.[2][3][4][5][6] II. Bayezid devrinde korsanlarca ya da askeri bir baskında esir edildiği tahmin edilmektedir.[4][5][7] Daha sonra Osmanlı'nın veliaht şehzadelerinin görev yaptığı Manisa'ya (Saruhan) götürüldü. İbrahim'in Manisa sarayına nasıl geldiğinin farklı rivayetleri vardır.

Bir rivayete göre, hemen saraya satılmış; bir başkasına göre ise, Manisa'da zengin ve dul bir kadına satılmıştır.[6][5] Bu kadın İbrahim'in, İslamiyet, yabancı dil, şiir ve özellikle keman çalma konusunda iyi bir müzik eğitimi almasını sağlamıştır.[4][6] Süleyman ise İbrahim'i bu kadından satın almıştır.[8][1][3][9][10] Diğer bir rivayete göre ise, Bosna valisi İskender Paşa tarafından, bir akın esnasında ele geçirilen İbrahim, yenetekli olduğu düşünülerek Kefe Sancak Beyi I. Süleyman'a hediye edilmiş ve onunla birlikte İstanbul Sarayı'na gitmiştir.[1][11]

Doğumunun kesin tarihi bilinmemekle birlikte, İbrahim'in kendisinin 1494'te Süleyman'la aynı hafta doğduğunu söylediğini belirten belgeler korunmuştur.[b] İbrahim Paşa, kökenini ve ailesini hiçbir zaman unutmamıştır.[12] 1527'de babası onu ziyaret etmek için Konstantiniyye'ye gelmiş ve daha sonra annesi ve iki erkek kardeşi sarayda kalmıştır.[12][13] Babasına bir sancak veya valilik vermiştir.[12] Devşirilmeden önce Hristiyan olan İbrahim, İslam'ı benimsemiştir. O dönemde bir Hristiyan'ın Osmanlı İmparatorluğu'nda bu şekilde bir kariyer yapması olanaksızdı.[12][13]

Padişahla ilişkisi ve politik yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Süleyman'ın maiyetinden idamına kadar geçirdiği yıllar boyunca, onun yakın arkadaşı ve danışmanı olmuştur. I. Süleyman padişah olduktan sonra onunla birlikte İstanbul'a gelmiş ve Osmanlı Devleti'nde Sadrazamlık, Anadolu ve Rumeli Beylerbeylikleri ve Seraskerlik (1528/29-1536) dahil olmak üzere en üst düzeylerdeki görevlerde bulunmuştur.[14]

Boğdan Prensi Dimitri Kantemiroğlu, İbrahim'in sekizinci odaya bağlı sıradan bir yeniçeri olduğunu belirtmiştir. Ancak Hammer onun bu görüşünün doğru olmadığını ve İbrahim'in askeri değil, sivil bir eğitim aldığını belirtmiştir.[15] İbrahim, Konstantiniyye'ye geldikten sonra ilk olarak Enderûn Mektebi'nde eğitim almıştır.[15] İbrahim, Süleyman'ın şehzadelik yıllarında iç oğlandı.[15] Süleyman'ın padişah olması ile birlikte, ilk olarak hademe-i hassa reisi ve doğancıbaşı makamlarına getirilmiştir.[16][15] Daha sonra has odabaşılık görevine atanmıştır.[1][14] Padişah, İbrahim'i daha büyük rütbelere getirmeden önce çeşitli muharebelere götürerek tecrübe kazanmasını sağlamıştır.[10] 1521'de Belgrad'ın Fethi'nde kapı ağası rütbesiyle görev almıştır.[17] 1522'deki Rodos seferine, has odabaşı ve içşahincilerbaşı rütbeleriyle katılmıştır.[17] Bilim, cesaret ve düşünce alanlarında kendini geliştirmeyi başaran İbrahim, padişahla düşünce alışverişinde bulunup, seferlere katılmış ve devlet yönetiminde de söz sahibi olmaya başlamıştır.[18] Aynı zamanda da, kişisel serveti de artmıştır.[19] Alçak gönüllü kişiliği sayesinde, diğer vezirler İbrahim'e karşı kin beslememiş ve onu padişahın bir eğlence arkadaşı olarak görmüşlerdir.[18]

Sadrazamlığa yükselişi[değiştir | kaynağı değiştir]

Günümüzde İstanbul'daki Sultanahmet Meydanı'nda yer alan İbrahim Paşa Sarayı, Süleyman tarafından İbrahim Paşa'ya hediye edilmiştir.

İbrahim 27 Haziran 1523'te,[c] Osmanlı Devleti'nin kanun ve geleneklerinde görülmemiş bir şekilde, has odabaşılık görevinden Pîrî Mehmed Paşa'nın yerine sadrazam olarak atanmıştır.[22][7][1] Aynı zamanda Rumeli Beylerbeyi makamının da yeni sahibi olmuştur.[22] Bu makamda hiç tecrübesinin olmaması nedeniyle, divan kurallarını öğretmesi amacıyla Celâlzâde Mustafa Çelebi İbrahim Paşa'nın danışmanı olarak görevlendirilmiştir.[1] Bu karar, önceki vezirlerin baskısından ve rekabetlerinden yılmış olan halk tarafından sevinçle karşılanmıştır.[18] İbrahim, sadrazamlığa yükseldikten sonra, bu görevi Rumeli Beylerbeyliği ile birlikte yürütmüştür.[3] Süleyman, İbrahim Paşa'ya olan sevgisini, ona At Meydanı'nda bir saray yaptırarak göstermiştir.[d]

Pîrî Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı döneminde, ikinci vezir makamında bulunan Hain Ahmed Paşa, Has Odabaşı İbrahim'in sadrazam olmasından sonra büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır.[23] Pîrî Mehmed Paşa'nın gözden düşmesinde parmağı olan Ahmed Paşa,[3][24][25] Celâlzâde Mustafa Çelebi tarafından; hemen hemen herkese isyan eden asi bir ruhu vardı. Yükselmeğe pek hırslı olan kalbi bir fesat ocağı idi sözleriyle tanımlanmıştır.[26] Ahmed Paşa ve onu destekleyenler tarafından, Pîrî Mehmed Paşa'nın rüşvet aldığı dedikodusu yayılmıştır. Padişah, Kazasker Fenarîzade Muhyiddin Çelebi'yi bu iddiaların doğruluğunu araştırması için görevlendirmiştir. Pîrî Mehmed Paşa'ya kin güden Muhyiddin Çelebi, araştırmanın neticesini Pîrî Mehmed Paşa'nın aleyhine olacak şekilde padişaha bildirmiş ve Pîrî Mehmed Paşa suçlu bulunarak sadrazamlıktan azledilmiştir.[27] Sadrazam olan İbrahim'in emrine girmek istemeyen Ahmed Paşa, padişahtan Mısır Beylerbeyliği'ni istemeye başlamıştır.[28][24] Padişahta, Ahmet Paşa'nın akıbetini merak ettiği için onu Mısır Beylerbeyi olarak atamış ve her istediğini vermiştir.[23][25]

Ancak Ahmed Paşa, Kahire Sarayı'na ulaşınca, saltanat ve bağımsızlık hevesine kapılmıştır.[29] Mısır hazinesindeki değerli paraları ve altınları görünce, Mısır askerlerinin ele başlarını para karşılığında iradesi altına almıştır. Mısır'daki Osmanlı kanun ve düzenini, kendi istek ve arzularına göre değiştirmiştir.[29] Ahmed Paşa'nın bu yaptıklarını öğrenen Padişah ise, Ahmed Paşa'yı görevden azlederek idam edilmesini emretmiştir. Ancak bu kararı öğrenen Ahmed Paşa ise isyan etmiş ve Mısır tahtına oturarak kendini sultan ilân etmiştir.[29][30][31] Ancak çok sürmeden yakalanarak idam edilmiş ve kesilen başı padişaha gönderilmiştir.[32][33]

Evlenmesi ve Mısır'a gidişi[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim Paşa'nın Süleyman'ın kız kardeşi Hatice Sultan ile evlenip evlenmediği konusu halen tartışmaya açıktır.[e] Yazılı kaynaklarda İbrahim Paşa'nın düğünü hakkında ayrıntılı bilgi olmasına karşın, evlendiği kişi ile ilgili hiç bir bilgi yer almamaktadır.[f] At Meydanı'nda gerçekleşen düğüne, ordunun ve hükumetin ileri gelenleri davet edilmiştir. Düğün günlerce devam etmiştir.[37][36]

İbrahim Paşa, düğününden dört ya da dört buçuk ay sonra padişah tarafından, Ahmed Paşa'nın isyanı sonrasında bir türlü çözülemeyen sorunlarla uğraşan Mısır'a, yeniden düzeni sağlaması için gönderilmiştir.[7][38][39][40][33] İbrahim Paşa, İstanbul'dan maiyetiyle birlikte deniz yoluyla hareket etmiştir. Sonbahar mevsimi olması nedeniyle, Silivri civarında şiddetli rüzgara yakalanan paşa ve maiyeti, zorlukla Kızılcaada'ya varabilmiştir.[39][41] Bu esnada bunu haber alan padişah, kayıkla Kızılcaada'ya geçmiştir. Burada İbrahim Paşa ile birlikte ava çıkıp, vakit geçirmiş ve daha sonra tekrar geri dönmüştür.[g][41] İbrahim Paşa ise, hava şartlarının düzelmesiyle birlikte Gelibolu'ya hareket etmiştir.[39] Burada bir divan kurarak padişahın emirlerini okumuştur. Daha sonra sırasıyla, Sakız ve Rodos Adası'na uğramıştır. Ancak daha sonra bir kaç deneme yaparak, deniz üzerinden Mısır'a ulaşmaya çalışmalarına rağmen, şiddetli rüzgarlar gemileri geriye doğru sürüklemiştir. Bunun üzerine, deniz ulaşımının elverişsizliği sebebi ile kara yolunu kullanarak, Suriye üzerinden Kahire'ye hareket etmiştir.[42][33]

Kara ulaşımıyla Haleb'e gidene kadar bir çok noktada denetim yapan İbrahim Paşa, zulüm, rüşvet gibi çeşitli konularda halkın şikayetlerini çözüme kavuşturmuştur. Haleb kadısını ise idam ettirmiştir.[42] Daha sonra Mısır'a ulaşmış ve üç ay süre ile burada kalarak bir çok problemi çözüme kavuşturmuştur.[43] Uzun süredir karışıklıklarla uğraşan Mısır'da, Beni Havare ve Beni Bakar adındaki iki aşiretin reisini, hainlik yaptıkları gerekçesiyle idam ettirmiştir.[43][44] Mısır'daki diğer aşiret reislerini ise devlete sadakatle bağlı kalacaklarına dair yemin ettirmiştir.[43] Şehrin her yerine tellallar ile şikayeti olanlara çağrıda bulunulmuştur.[43] Borçları nedeniyle hapis yatan 300 kişiyi özgürlüklerine kavuşturmuştur.[44] Hazineyi muhafaza edecek iki büyük kule inşa ettirmiştir. İmparatorluk defterdarı veya hazinedarı olan İskender Çelebi, Mısır'ın yönetim maliyetini düşürdükten sonra İstanbul'a yıllık 80.000 duka altın ödenebileceğini hesaplamıştır.[45] Buna benzer bir çok düzenleme ile Mısır'ı yeniden Osmanlı iradesi altına almıştır.[46][40] Padişah tarafından İstanbul'a dönüş emrini alan İbrahim Paşa,[47] 14 Haziran 1525'te, Mısır'ın yönetimini Suriye Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa'ya bırakarak oradan ayrılmıştır.[43][45] Dönüş yolunda Şam'a uğrayarak, Venediklilerin sahip olduğu imtiyazları yenilemiştir. Kayseri'deyken Dulkadir Türkmen beylerine, alınan tımarlarını geri iade etmiştir.[43] İstanbul'a dönüşünde, padişahın muhafız askerleri ve vezirler, onu dört günlük yoldan karşılamışlardır. Süleyman, İbrahim Paşa'ya iki yüz bin duka değerinde bir Arap atı hediye etmiştir. İbrahim Paşa'da padişaha, aldığı hediyeyle neredeyse aynı değere sahip bir serpuş hediye etmiştir.[43]

İbrahim Paşa'nın Konstantiniyye'ye dönmesiyle birlikte, Süleyman kış mevsimini geçirmek üzere Edirne'ye hareket etmiştir.[48] Süleyman, haftada iki gün Divân'a başkanlık ettikten sonra, vaktinin büyük bir kısmını avda geçirmiştir.[43] İstanbul'daki Yeniçeriler ise bu hareketsiz geçen süreden dolayı memnuniyetsiz bir haldeydiler.[49] Süleyman'ın Edirne'den Konstantiniyye'ye dönüşünde, saraya gitmek yerine Kâğıthane kasrında kalması, yeniçerilerin bu memnuniyetsizliklerinin açıkça bir isyana dönüşmesine sebep olmuştur.[50][51][52] 25 Mart 1525 tarihinde, padişahın dönüşünden üç gün sonra, yeniçeriler İbrahim ve Ayas Mehmed Paşa ile birlikte defterdarın köşklerine saldırmışlardır.[53][52] Gümrüğü ve yahudi mahallesini yağmalamışlardır.[50][52] Süleyman, saraya dönmüş ve isyanı düzenleyenlerden üçünü kendi elleriyle idam etmiştir.[50] Daha sonra ise yeniçerilere bin duka altın dağıtılarak isyan bastırılmıştır. Fakat yeniçeri ağası Mustafa[54], sipahi ağası, bir çok subay ve isyanı teşvik edenler ile göz yumduğundan şüphelenilen bir çok kişi idam edilmiş ve görevlerinden alınmıştır.[50]

Mohaç zaferi ve Anadolu isyanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Mohaç Muharebesi'ni gösteren bir minyatür.

Habsburglularla yakınlaşan Macaristan'ı bir tehdit olarak gören ve anlaşma girişimlerinden bir sonuç alamayan Osmanlı İmparatorluğu, Macaristan üzerine bir sefer düzenleme kararı almıştır. Mısır'daki icraatleri ile padişahın gözünde yükselen İbrahim Paşa, bu seferin komutanlığına atanmıştır.[55][56] Miladî 23 Nisan 1526 tarihinde yüz bin kişilik ordu ve üç yüz topla Konstantiniyye'den hareket edilmiştir.[57][55] İbrahim Paşa, Sofya'da ordudan ayrılmıştır. Daha sonra Morava kenarında ordu ile yeniden birleşip, Petervaradin istikametine doğru Rumeli askerlerini alarak, ordunun bir konak ilerisinden öncü olarak hareket etmiştir.[58] Belgrad'a ulaştıktan sonra, Sava ile Tuna Nehri'nin birleştiği yerin güneyine, Macar topraklarını gören hakim bir tepeye padişahın otağını kurdurmuştur.[59] Ordunun nehirden karşıya geçebilmesi için, dayanıklı uzun zincirleri, nehrin karşılıklı her iki sahiline çaktırdığı büyük kazıklara bağlatmıştır. Daha sonra gemileri de bu zincirlere bağlayarak, gemilerin üzerine kalın ve geniş tahtalar döşetmiştir. Bu sayede geniş bir köprü yaptırmıştır.[59][60] Padişah daha sonra, İbrahim Paşa'ya askerleriyle birlikte Tuna kenarında oldukça sağlam bir yapıya sahip olan Petervaradin Kalesi'ni almasını emretmiştir[61][62][60]

İbrahim Paşa, kaleyi almak için bir takım hazırlıklar yapmıştır. Kaleye çıkmak için iskeleler kurulmuştur. Ertesi gün şehir ele geçirilmiştir.[58] Daha sonra kale kuşatmaya alınmıştır. On iki gün boyunca kuşatılan kalenin duvarlarının altında kazılan iki lağımın patlatılması sonucunda geniş bir gedik açılmıştır. Bu gedikten içeri girildikten sonra, kaleyi savunan beş yüz muhafız öldürülmüş, üç yüz tanesi de esir olarak ele geçirilmiştir.[58][63][64] Daha sonra İbrahim Paşa padişahı karşılamıştır. Burada bir divan kuran Süleyman, kalenin ele geçirilmesinde katkısı olan beyleri ödüllendirmiştir. Seferin amacının Budin'in fethi olduğunu ilân etmiştir.[65]

Daha sonra Mohaç Ovası'na ulaşan Osmanlı ordusu, 2-3 saat süren bir muharebeden sonra, Avrupa'nın çeşitli devletlerinden askerlerinde olduğu 200.000 kişilik Macar ordusunu tamamen yok etmiştir.[66][56] Macaristan Kralı II. Lajos'ta[h], bataklıkta boğularak ölmüştür.[56][67][68][69] Celâlzâde Mustafa'nın yazdığına göre, Osmanlı ordusundaki asker zaiyatı yalnızca 150 kadardı.[i][66][71] Muharebenin ertesi günü, padişahın otağının önüne altın bir kürsü konulmuş ve bütün vezir ve ümerâ zaferi kutlamak için padişahın huzuruna çıkmıştır.[72] Süleyman, burada Sadrazam İbrahim Paşa'nın başına kendi eliyle pırlantalarla süslenmiş bir sorguç[j] takmış ve iltifatlarda bulunmuştur.[72][73]

Mohaç Muharebesi'nin kazanılması, bir çok otorite tarafından İbrahim Paşa'ya mâl edilmiştir. Şeyhülislam Kemalpaşazâde ise muharebeye dair şiirsel tarzdaki hikayesinde, gökyüzünün hiç bir zaman İbrahim Paşa'nın dövüşüne denk başka bir dövüş görmediğini ve bir daha da asla göremeyeceğini söylemiştir.[74] Süleyman'ın eyaletlere gönderdiği zafer mektuplarında, Sadrazam'ı övdüğü görülmektedir.[74] Süleyman, Varadin ve İllok'un alınmasından dolayı İbrahim Paşa'yı överken, Mohaç Muharebesiyle ilgili ise şu sözleri kullanarak İbrahim Paşa'nın başarısını vurgulamıştır: "Cehennem askerlerinin eşlik ettiği lanetlenmiş Kral (II. Lajos), Rumeli Beylerbeyi olan Vezir-i Azam'ım İbrahim Paşa (Allah onu ebediyen muzaffer kılsın!) yönetimindeki Rumeli ordusu önünde düştü. Yiğit, içindeki cesareti o zaman gösterdi."[75]

Ordu, Mohaç zaferinden üç gün sonra, 3 Eylül 1526'da Budin'e hareket etmiştir.[68] Osmanlı ordusu Budin'e vardığında, bir heyet kalenin anahtarlarını padişaha teslim etmişlerdir. Böylece Osmanlı ordusu hiç savaşmadan kaleyi de ele geçirmiştir.[76][77] Padişah, halkın canına ve malına zarar verilmesini en ağır cezalarla birlikte yasaklamış ve İbrahim Paşa ile birlikte iki gün boyunca şehri gezmiştir.[76] Şehirde bulunan av sarayındaki bütün toplar ve Herkül, Apollon ve Dina adındaki bromnzdan[k] yapılmış mitolojik heykeller, Konstantiniyye'ye götürülmek üzere yüklenmiştir.[76] 25 Eylül 1526 tarihinde padişah Budin'den geri dönüş emrini vermiştir.[76]

Macaristan seferi esnasında, Anadolu'da bir çok isyan başlamıştır. İlk olarak, padişah seferden dönerken İçel Türkmenleri'nin isyan ettikleri ve bu isyanın hızla yayıldığı haberi ulaşmıştır.[78] Bu isyan girişimi bir süre sonra bastırılmıştır. Ancak ertesi yıl, Karaman'da Kalenderoğlu[l][80] Kalenderoğlu'na karşı Rumeli, Anadolu ve Diyarbekir beylerbeyleri bir biri ardına karşı koymaya çalıştılarsa da başarılı olamamışlardır.[81] Sadrazam İbrahim Paşa, bu yenilgi haberini Dulkadir Eyaleti'ndeyken almış ve maiyetindeki üç bin yeniçeri ve iki bin sipahi askerle birlikte Elbistan'a kadar ilerlemiştir.[81][82] Türkmenlere yenilen diğer eyalet askerlerinin, bu yenilgiye dair yayacakları haberlerle kendi ordusunun moralini bozacağını düşünen İbrahim Paşa, yenilen kuvvetlerden takviye asker almadan ilerlemeye devam etmiştir.[81] Kalenderoğlu'nun tarafını tutan aşiretler ile görüşen İbrahim Paşa, onlara alınan dirliklerinin geri iade edileceğini söyleyip ikna ederek kendi tarafına çekmiştir.[82][81] Bu hamlesinden sonra isyan eden Kalenderoğlu sadece bir kaç yüz kişiden ibaret kalmıştır.[81] Daha sonra İbrahim Paşa'nın gönderdiği küçük bir birlik bu isyancıları mağlup etmiş ve Kalenderoğlu yakalanarak idam edilmiştir.[82] İsyanın bastırılmasının ardından 11 Ağustos 1527'de Konstantiniyye'ye dönen İbrahim Paşa'yı, padişah büyük bir iltifat göstererek kabul etmiştir.[83] Bu başarısının ardından, o tarihe kadar senede 1.000.000 akçe olan hassı[m] 2.000.000 akçeye çıkartılmıştır.[82]

Seraskerliğe tayini ve II. Macaristan seferi[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarının genişlemesiyle birlikte, askeri işlerin kontrolünü sağlaması amacıyla, 1527 yılının mart ayında sadrazam İbrahim Paşa'ya bir divan toplantısında padişah tarafından serasker[n] rütbesi verildi.[84][85][86] Süleyman, divan toplantısında nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi'ye şu sözler ile bu kararının bir berât[o] taslağı olarak hazırlanmasını emretti.

Allah'ın yardımıyla memleketimiz her tarafa doğru genişledi. Bu memleketin bütün işlerini kendi başıma görmem münasip ve mümkün değildir. Devletin mühim olan askerî işlerinin başarılmasını İbrahim'e bırakıyorum ve kendisine serasker unvanını veriyorum. Bütün kullarımızın ona uyması ve itaat etmesi için bir berat müsveddesi yaz da bana getir.[86][85]
Hünernâme'de yer alan Budin Kuşatması'nın bir minyatürü.

Süleyman ertesi gün, yazılan berat taslağını onaylayarak tuğrasını bastı. 28 Mart 1529 tarihinde, padişah Yeniçeri Ağası'nı huzuruna çağırdı. Bütün yeniçeriler, saray meydanındaki tören alanında hazır bulunuyorlardı. Meydanda dokuz adet at yer alırken, bunlardan bir tanesinin dizginleri altındandı. Tüm atların üzengileri üzerinde değerli taşlar bulunuyordu.[87] Bunların dışında padişahların giyebileceği dört adet hil'at, değerli dokuz bohça kumaş ve değerli taşlarla süslenen bir bilik,[p] İbrahim Paşa'ya hediye olarak verildi.[87][88] Daha sonra bütün vezirler ve padişahın önde gelen hizmetçileri, paşanın sarayına giderek tebriklerini ilettiler. İbrahim Paşa'nın seraskerlik beratı, bütün halkın huzurunda okundu.[87] Bu beratta detaylı bir şekilde, padişahtan sonra en yetkili kişinin İbrahim Paşa olduğu, onun emir ve yasaklarına koşulsuz uyulmasının zorunlu olduğu ve İbrahim Paşa'nın sahip olduğu yetkiler detaylı bir şekilde açıklanmıştı.[89] Paşanın yıllık iki milyon akçelik hassına bir milyon akçe daha zam yapıldı.[87][84] Bunların haricinde İbrahim Paşa'ya altı tuğ ve yedi sancak verildi.[87][88]

Osmanlı İmparatorluğu'nun Macaristan Kralı olarak belirlediği I. János'u istemeyen Macar beyleri, kral olarak Ferdinand'ı seçtiler. Ferdinand'ın tekrar Budin'e saldırmasıyla birlikte, János önce Erdel'e oradan da kayın pederi olan Lehistan Kralı'nın yanına çekildi.[90] Ferdinand ise Süleyman'a elçi yollayarak, vergi vermek şartı ile Macar Kralı olarak tanınmasını teklif etti. Ancak bu teklifi kabul edilmedi ve şehrin János'a iade edilmesi bildirildi.[90] János ise padişaha elçi yollayarak himaye talebinde bulundu. Süleyman elçiye, Macar Krallığı'nı János'a iade edip, onu himaye edeceğini bildirerek, 2 Mayıs 1529'da iki yüz elli bin kişilik ordusuyla Budin üzerine sefere çıktı.[91][92] Yarım gün süren bir direnişin ardından Budin geri alındı ve yıllık belirli bir vergi karşılığında tekrar János'a iade edildi.[91] Budin alındıktan sonra, ordu yol üzerindeki Estergon'u kuşatarak, Ferdinand'ın bulunduğu Viyana'ya doğru ilerledi.[91] I. Viyana Kuşatması olarak bilinen bu kuşatma ile birlikte, Viyana'yı kuşatan Osmanlı Ordusu yirmi bir gün boyunca şehir surlarını dövmesine rağmen ele geçirmeyi başaramadı. Süleyman'ın asıl amacının Ferdinand ile bir meydan muharebesi yapmak olması sebebiyle, kuşatma için kullanılması gereken büyük toplar ordu ile beraber getirilmemişti. Ayrıca kuşatmanın Eylül ayının sonlarına denk gelmesi ve havanın oldukça soğuk olması sebebiyle bu kuşatma kaldırılarak altmış bin esirle Budin'e geri dönüldü.[93] Bu kuşatmada esir olarak Osmanlı ordugahında tutulan Zedlitz Kontu Christopher şu sözleri kullanmıştır: "Bu seferde, bu savaşta her şeyi düzenleyen ve yöneten İbrahim Paşa vardı."[94]

1533 yılında Avusturya imparatorunu Osmanlı sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması'nın müzakerelerini bizzat yürütmüştür. Daha sonra Süleyman tarafından doğuya gönderilmiştir. Şah İsmail'in 1524 yılında ölmesiyle yerine oğlu Tahmasb geçmişti. Safevi beylerinin kendi aralarındaki iktidar mücadelesi ve Özbeklerinde Safevi topraklarına sürekli saldırmaları, devlet otoritesinin zayıflamasına yol açmıştı.[95]

Safevi Devleti'ne karşı düzenlenen Irakeyn Seferi'ne öncü birlik olarak katıldı. Tebriz'i aldıktan sonra padişahın kuvvetleri ile birleşti ve Bağdat'ın fethinde görev almıştır.

İktidarı[değiştir | kaynağı değiştir]

Fransız Büyükelçisi Jean de La Forêt ve İbrahim Paşa arasında, idamından birkaç gün önce müzakere edilen 1536 Antlaşmasının taslağı, Fransa'nın Mısır'da 1518'den önce Memlûklerden aldığı ayrıcalıkları, Osmanlı İmparatorluğu'na genişletiyor.

İbrahim Paşa'nın dönemindeki gücünü ortaya koyacak en önemli veri; Süleyman tarafından seraskerlik makamına getirildiğinde imparatorluğun o güne dek dört tuğla simgelenen gücünün yedi tuğa çıkarılması ve İbrahim Paşa'nın da altı tuğ taşımaya yetkili kılınmış olmasıdır. Padişahtan tek eksiği hilafet tuğuydu.[87][88]

Padişah üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip olan İbrahim, sadrazam olduktan sonra ise Osmanlı İmparatorluğu'nun o dönemde bilinen dünyayı şekillendiren üstün dış politikasının kontrolünü tamamen eline geçirmiştir.[96] İstediği hiç bir şey Süleyman tarafından geri çevrilmeyen İbrahim Paşa'nın sadrazam olduktan sonra elde ettiği güç, tarihçi Hammer tarafından "O tarihten sonra Süleyman ile mutlak gücü paylaşıyordu." sözleriyle belirtilmiştir.[96]

Daha sonra Süleyman'ın gerek gördüğü haller dışında olağan divan toplantılarına katılmayıp, yerini vekili olarak sadrazama bırakmasıyla birlikte İbrahim Paşa, hanedan üyeleri dışındaki kişilere açık olan en yüksek makama da ulaşmış oldu.[96] Ayrıca İbrahim Paşa, İstanbul Antlaşması'yla birlikte Osmanlı sadrazamı olarak Avusturya imparatoruna denk konuma getirilmiştir. Venedikli balyosların, henüz has odabaşılık görevini yürütürken, İbrahim Paşa'ya Muhteşem Süleyman'a atıfla sık sık "Muhteşem İbrahim" dedikleri kayda geçmiştir.[97] 1528 yılında, Macar elçi Laski İbrahim Paşa'ya: "Sultanı yöneten sensin" demiş, İbrahim Paşa ise "Ben efendimin kölesiyim." şeklinde cevap vermiştir.[98]

İbrahim, padişahın kardeşi gibiydi. Onun en yakın danışmanı ve devletin en yüksek görevlisiydi.[53] Süleyman'ın gözünde itibarı yüksek olan İbrahim Paşa, çoğu zaman padişahın dairesinde yatardı ve yemeklerini genellikle onunla birlikte yerdi.[99] Pietro Bragadino, sabahları birlikte olmadıklarında birbirlerine notlar yazdıklarını ve dilsizlerle gönderdiklerini söylemektedir.[99] Pietro Zen, sık sık küçük bir teknede onları bir arada gördüğünü, haremde ve bahçelerde birlikte dolaştıklarını kaydetmiştir.[99] Zen, Süleyman'ın İbrahim'i çok sevdiğini ve ikisinin çocukluktan itibaren hiç ayrılmadıklarını, Süleyman'ın padişah olduktan sonra da bu durumun devam ettiğini belirtmiştir.[99]

Bunun yanında Venedik balyosları Osmanlı İmparatorluğu'ndaki tüm işlerini İbrahim Paşa ile yürütüyorlardı. Elçilerin getirdikleri bir çok hediye, İbrahim Paşa tarafından kabul edilmekteydi.[100] Hediye almaktan hoşlanan İbrahim Paşa, defalarca kez kendisine teklif edilen rüşvet tekliflerini ise reddetmiştir.[101]

İbrahim Paşa'nın yanında 1.500 kadar kölesi vardı. Giydiği elbiseler padişahın elbiselerinden daha değerliydi.[102] Daha önce eşi görülmemiş bir şekilde, bir divan toplantısını kendi sarayında yapmıştır.[102]

Hırsı[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim Paşa, elde ettiği güç sayesinde daha da yükselme hırsına kapılmış ve bu başlayan hırsla birlikte kendini padişahtan daha yetkili görmeye başlamıştır. Bu görüşünü, elçilerle yaptığı konuşmalardaki sözleriyle açıkça ortaya koymuştur. Avusturya'yla 1533 yılında yapılan barış görüşmeleri sırasında elçilere devletin kudretinden bahsettikten sonra kendi gücünü şöyle vurgulamıştır:

Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir.[103][1][104]

Yine aynı elçilere, Efendimiz padişah, kendileri ile benim aramda fark kalmamasını istediklerinden biri onda, biri de bende iki adet mühür bulunmasını buyurmuşlardır. Eğer kendileri için giysi ısmarlayacak olsalar, bir eşini de benim için yaptırırlar.[105][106] demiştir. Yine aynı konuşmanın devamında da, ...yanlış düşünceye kapılmamanız için bunları tekrar ediyorum. Ben kesin güce sahibim ve istediğim her şeyi padişahta istiyor demektir. sözlerini kullanmıştır.[107] Elçilerle yaptığı konuşmanın devamında; Hayvanların en korkuncu aslana kuvvet ve alışkanlığın etkisiyle hükmedilir. Bir başkası ona yiyecek vermek için yaklaşamaz. Aslan hükümdar, bakıcıları da danışmanları ve vezirleridir. Bakıcının uysallaştırmak için tuttuğu sopa, hükümdarları güdecek olan gerçek ve adalettir. Ben de efendim olan yüce sultanı, gerçeğin ve adaletin sopasıyla yönetiyorum. demiştir.[108][109] Elçilerin anlattıklarına göre İbrahim Ppaşa daha sonra kendi gücünü şu sözlerle anlatmıştır: Yaptığım her şey yerine getirilir. İstersem bir at uşağını paşa yaparım. Hoşuma giden herhangi bir kişiye, padişahımın araştırmasına bile gerek kalmadan ülkeler ve krallıklar verebilirim. Benim kabul etmediğim bir şeyi isterse, buyruğu yerine getirilmez. Tersine padişahın kabul etmeyip, benim istediğim şey hemen uygulanır. Barış ve savaş hep benim bileceğim şeylerdir. İmparatorluk hazinesi benim kontrolümdedir. Hünkâr benden daha şatafatlı giyinemez. Bütün harcamalarımı padişah karşıladığı için, servetim olduğu gibi durmaktadır. Krallıkları, ülkeleri, hazineleri bana bıraktığı için her istediğimi yapabilirim...[110][109] Bu sözlerle İbrahim Paşa'nın iktidar hırsının hangi boyutlara ulaştığı anlaşılmaktadır.

Venedik elçisi Daniello De Ludovisi'nin 1534 yılında senatoya sunduğu raporda ise, "Sultan,bütün paşalar ve saray erkânını topladığında da İbrahim Paşa yanında olmadan kesinlikle bir karar almıyor. İbrahim ise sultan olmadan da, tek başına her konuda karar alma yetkisine sahip. Yukarıda söylediğim sebeplerden dolayı sultanın etrafında kendisine iyi nasihatlarda bulan kişilerin sayısı gittikçe azalıyor ve ordusu da güç kaybediyor. ...ancak sultanın, aslında bütün bunların farkında olduğu, ama İbrahim'i çok sevdiği için bir şey yapmadığı düşünülürse, bu saygı duyulacak bir sevgi asla değildir. Hatta çok tehlikeli bir duygudur." ifadelerini kullanmıştır.[111][112]

Düşüşü ve idamı[değiştir | kaynağı değiştir]

Pargalı İbrahim Paşa'nın tabutunun saraydan çıkarılışını gösteren minyatür

İbrahim Paşa'nın en çok konuşulan faaliyetlerinden biri de Mohaç Muharebesi sonrasında Budin'den İstanbul'a getirerek, At Meydanı'ndaki sarayının önüne diktirdiği mitolojik heykellerdir. Üç güzeller olarak anılan bu heykeller her ne kadar ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından put olarak görülmüş ve hoş karşılanmamıştır. Heykellerin dikilmesinden birkaç yıl sonra dönemin ünlü şairlerinden Figânî'nin yazdığı iki mısralık şiir çok konuşulmuştur.

Dü İbrāhīm āmed be-deyr-i cihān
Yeki büt-şiken ü yeki büt-nişān

Figânî'nin şiirinde[113] İbrahim Paşa, "Cihan tapınağına iki İbrahim geldi. Biri putları kırdı, diğeri putları dikti" sözleriyle put dikmekle suçlanmaktadır. İbrahim Paşa bu duruma oldukça öfkelenmiş ve şairin cezalandırılmasını emretmiştir. Figânî 1532 yılında idam edilmiştir.[103] İbrahim Paşa'nın idam edilmesinin ardından, bu heykeller bir takım kişiler tarafından parçalanmıştır.[114]

Padişah'ın şehzadelik yıllarından beri yanında bulunan ve onun padişah olmasından sonra imparatorluğun en önemli mevkisine yükselen İbrahim Paşa'nın, ölümü hakkında kesin bir sebep bulunmamaktadır. Ancak onun saltanat hırsına kapıldığı, gücünü ve zenginliğini bu yolda harcadığı, çocukluğundan beri yetişmesinde katkısı olan Şehzade Mustafa'yı desteklemesi sebebiyle, padişahın üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip Hürrem Sultan'ın onu padişahın gözünden düşürmesi, Irakeyn Seferi'nde özellikle Bağdat'ın alınmasından sonra sonra kişilik olarak değiştiği ve sert bir tutum sergilediği, kimsenin sözünü dikkate almadığı ve maddi olarak savurganca harcamalar yaptığı gibi sebeplerin idamında etkisi olduğu düşünülmektedir.[115][116][117][118]

Paşa özellikle Irakeyn Seferi sırasında padişahtan kendisini soğutmaya başlamıştır. Defterdar İskender Çelebi'yi idam ettirmesinin padişahı ondan soğutan nedenlerden birisi olduğu düşünülür[119].

Pek çok tarihçi, yabancı elçilerin İbrahim Paşa’yla görüşmelerine ilişkin hazırladıkları raporlarından yola çıkarak onun iktidar hırsıyla pek çok kararı kendi başına buyruk verdiği savında bulunmaktadır.[120] Ayrıca Makbul İbrahim Paşa'nın Hürrem Sultan'ın oğlu olmayan Şehzade Mustafa'yı desteklemesinden dolayı ölümünde Hürrem Sultan'ın da büyük bir rol oynadığı rivayet edilir.

İbrahim Paşa, Fransızlara verilecek olan kapitülasyonlarla ilgili çalışmalarını yürütürken, 14-15 Mart gecesi iftar için saraya davet edildi. İftardan sonra, geceyi geçirdiği saraydaki odasında dört dilsiz cellat tarafından boğuldu.[116] Sabah cesedi üzerinde şiddetli bir mücadeleden sonra boğulmuş olduğunu gösteren izler bulundu.[116][121][122] Daha önce Makbul olarak anılırken, ölümünden sonra Maktul olarak anıldı.[53] Cesedi siyah bir at ile kendi sarayına taşındı ve daha sonra Galata'daki bir derviş manastırına gömüldü. Gömüldüğü yeri belirten hiç bir işaret yoktu.[116] Ancak bazı kaynaklarda ise cesedinin Galata'da bulunan Canfeda Tekkesi'ne gömüldüğü[123] ve mezarının başına bir erguvan ağacının dikildiği bilgisi yer almaktadır.[124][125] İbrahim Paşa'nın ölümüyle Fransızlara verilecek olan kapitülasyon antlaşması taslak halinde kaldı ve yürürlüğe girmedi.[103][126]

Ölümünden sonra[değiştir | kaynağı değiştir]

Birçok Osmanlı yetkilisi ve tarihçisi İbrahim Paşa'nın ölümünden sonra devletin otoritesinin zayıfladığı kanaatindeydi.

Buna dair en yakın deliller: İbrahim Paşa'nın idamından kısa bir süre sonra Anadolu ve Rumeli vilayetleri başta olmak üzere, doğu vilayetlerindeki bazı devlet yetkilileri görevlerini aksatmaya başlamış ve söz dinlemez olmuşlardı. Sultan Süleyman'ın verdiği idam kararından huzursuz oldukları açık bir şekilde ortaya çıkmıştı. Bahsi geçen devlet yetkililerinin Padişah'ın idam kararını hoş karşılamamalarının başlıca sebebi, İbrahim Paşa'nın sadrazamlığı döneminde kendisi tarafından bu görevlere atanmış olmaları olarak gösterilmektedir. Sultan Süleyman buna karşılık görevlerini aksatan devlet adamlarını azlederek ve bazı diğerlerini sürgün ederek cezalandırmıştır.[127]

Diğer bir delil ise: İbrahim Paşa'nın ölümünden sonra 1537 yılında o dönemde Roma'nın kapısı olarak kabul edilen, Korfu Adasını kuşatan sadrazam Ayas Mehmed Paşa, kaleyi ele geçiremedi. Dönemin Anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, Korfu Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanmasından Ayas Mehmed Paşa'yı sorumlu tuttular. Sultan Süleyman'nın seferin sonlarına doğru yaptığı Divan-ı Hârp toplantısında şunları dedikleri dikkat çekmiştir: "Merhum İbrahim Paşa hazretleri olsaydı böyle olmazdı öyle bir Serdar aramızda olsaydı kalenin fethi çoktan müyessere olmuştu" demişlerdi. Bunun üzerine I. Süleyman öfkelenerek Anadolu ve Rumeli Kazaskerlerini azletmiştir.[128]

TDV İslam Ansiklopedisinde İbrahim Paşa'nın ölümünden sonrası ile alakalı şundan bahsedilir: İbrâhim Paşa’nın çağdaşı olan şair ve tezkire sahibi Latîfî, onun hakkında iki ayrı risâle kaleme almıştır. Evsâf-ı İbrâhim Paşa adlı kısa risâlede İbrâhim Paşa’nın cömertliğini, şair ve edipleri koruduğunu yazarak övücü ifadelere yer veren Latîfî ondan sonra gelenlerin şair, edip ve sanatçılara önem vermediklerini, hatta bunların hazineden almakta oldukları in‘âm ve câizelerinin kesildiğini de söyler. Daha da ileri giderek halkın İbrâhim Paşa’nın kıymetini ancak ölümünden sonra anladığını yazar.[129]

Sicil-i Osmani'deki değerlendirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sicil-i Osmani'de şöyle değerlendirilmektedir[130] :

"Akıllı, cömert, cesur ise de kötü hareketlerinden dolayı nefsini tehlikeye attı."

Kişiliği[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim Paşa'yı gösteren 1529 yılına ait bir resim.

İbrahim Paşa, ana dili olan Rumca'nın haricinde, Farsça, Türkçe ve İtalyanca dillerini biliyordu.[55][99] Musikide maharetli olması ve okumayı çok sevmesi sebebiyle sohbetlerde aranan bir kişilikti.[55] Çocukluğundan itibaren müzik konusunda iyi bir eğitim alan İbrahim iyi bir kemancı idi.[3] Sanata düşkün olan İbrahim Paşa aynı zamanda büyük bir edebiyat hamisiydi. Tarih, coğrafya, felsefe ve hukukla ilgileniyordu.[98] İbrahim Paşa, özellikle Roma'ya direnen Hannibal'ın ve Makedonya İmparatorluğu'nu yöneten Büyük İskender'in hikâyelerini okumaktan hoşlanır ve üzerinde inceleme yapardı.[55][99] Avrupa'yı çok yakından takip eden İbrahim Paşa, bilgisini padişaha hissettirmekten de geri kalmazdı. Birçok araştırmacı ve tarihçi İbrahim Paşa'nın büyük bir diplomat olduğu kanaatindedirler.[131]

Venedik elçisi Pietro Bragadino'nun 1526 tarihli raporunda, İbrahim Paşa'nın zayıf ve ufak tefek yüzlü olduğunu, sultanın en yakın danışmanı konumunda bulunduğunu belirterek şunları kaydetmiştir:

Dünyadaki diğer büyük beylerin neler yaptığı, onların toprakları, ülkeleri konusunda oldukça meraklı; değerli ilginç eşyalar satın alıyor, bilgili biri, kitapları okuyor, ülkesinin kurallarını çok iyi biliyor. Bu paşadan önceleri herkes çok nefret ediyormuş ama şimdi sultanın onu çok sevdiğini gördüklerinden herkes onunla arkadaş olmaya çalışıyor, sultanın annesi, karısı, diğer iki paşa da dâhil. Hiçbiri, hiçbir konuda kendisine karşı gelmiyor. Bu yüzden istediği her şeyi yapabiliyor. Sultanına çok sadık. Halkın önünde hediye almak hoşuna gidiyor, gizli hiçbir hediyeyi kabul etmiyor.[131]

Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

13 sene sadrazamlık yapan İbrahim Paşa İstanbul, Mekke, Selanik, Hezergrad (Razgrad) İbrahim Paşa Camii ve Kavala'da Cami, Mescid, Mektep, Medrese Zaviye, Hamam ve Çeşme gibi eserler inşa ettirmiş ve bunlara vakıflar tahsis ettirmiştir.

Popüler kültürdeki yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Fransız yazar Louis Gardel Pargalı İbrahim Paşa'nın hayatını ele alan Fransızca L'Aurore des bien-aimés adlı romanı 1997'de yazmış; bu eser Fransa'da Prix France Télévisions adlı bir ödül kazanmıştır. Bu roman Sevenlerin Şafağı ismiyle Türkçeye çevrilip basılmıştır.[132]

Türk yazar Cahit Ülkü Masal Olmayan Masallar adını verip hazırladığı üçleme romanın ilk kitabı Pargalı İbrahim Paşa: Kanuni'nin Düşü, Hürrem'in Kabusu olup ikinci kitap Rüstem Paşa, üçüncü kitap ise Suların Getirdiği Padişah 2. Selim olmaktadır.[133]

İbrahim Paşa, 2003 tarihli Hürrem Sultan dizisinde Serdar Deniz tarafından canlandırıldı. Tims Productions yapımı olan ve temel olarak Osmanlı İmparatorluğu padişahı I. Süleyman'ın hayatı üzerine kurgulanan Muhteşem Yüzyıl adlı Türk tarihî televizyon dizisinde Pargalı İbrahim Paşa, aktör Okan Yalabık tarafından canlandırılmıştır. 82 bölüm sonunda tarihte yer aldığı şekilde, idam edilerek öldürülmüştür.

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Âlî tarihi ile Hadikatü'l-vüzera Frenk olduğunu yazmaktadır. Hadikatü'l-vüzera bunun yanında Rum asıllı olduğunu söylemektedir.[1]
  2. ^ 1532'de elçi Zara'ya, Süleyman'la aynı hafta doğduğunu söylemiştir.[4]
  3. ^ Çeşitli kaynaklarda 1522 ve 1524 olarak da tarihlenmektedir.[20][21]
  4. ^ İbrahim Paşa Sarayı, bugüne gelene kadar çeşitli değişikliklere uğramıştır. Günümüzde ise Sultanahmet Meydanı'nda Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir.[7]
  5. ^ Bu konuda Hammer, İbrahim Paşa'nın padişahın kız kardeşlerinden biriyle evlendiğini söylerken, Kantemiroğlu ise "Süleyman İbrahim'i kız kardeşiyle evlendirdi." demiştir. Jorga ise İbrahim'in İskender Çelebi'nin kızlarından biriyle evlendiği iddiasını savunmuştur. Abdurrahman Şeref, Tarih-i Osmanî adlı eserinde; "Bazı tarihçiler, İbrahim Paşa'nın sultanın kayınbiraderi olduğunu söyler." ifadelerini kullanmıştır. Bu nedenle Peçevî ve dönemin Venedik balyosları Bragadino ve Pietro Zen, düğün hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler vermelerine karşın gelin hakkında hiç bir bilgi vermemişlerdir.[34] İsmail Hakkı Uzunçarşılı ise İbrahim Paşa'nın damatlığı hakkında hiç bir kaydın olmadığını ve Hatice Sultan ile evlenmediğini iddia etmiştir.[35] Celâlzâde'ye göre ise; sadrazam olduktan sonra evlenmek istediğini padişaha söyleyen İbrahim Paşa, Hatice Sultan ile evlendirilmiştir.[36]
  6. ^ Türk geleneklerine göre haremden bahsetmek ve bir kadının ifşa edilmesi hakaret olarak kabul edilmiştir.[34]
  7. ^ Padişah'ın bu olaydan haberdar olmasından sonra, Kızılcaada'ya bir hassa kayığı ile giderek İbrahim Paşa'yı ziyaret etmesi, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde hiç bir padişahın bir paşa için uygulamadığı bir iltifat olarak kabul edilmektedir.[33][38]
  8. ^ Türkçe kaynaklarda Layoş ismi de sık sık kullanılmaktadır.
  9. ^ Uzunçarşılı'ya göre, muharebe alanında Osmanlı ordusunun toplam asker mevcudu 300.000 ve Macar ordusunun ki ise 150.000'den fazlaydı.[70]
  10. ^ Osmanlı döneminde, padişahın ve vezirlerin başlıklarına takılan, tüylerden ve mücevherlerden yapılmış, püskül biçiminde süs.
  11. ^ Bronz, "tunç" olarak da adlandırılır
  12. ^ Kalender Şah; Kalender Çelebi[79]
  13. ^ Has: Yıllık geliri 100.000 akçeden daha fazla olan tımarlar için kullanılan bir tabir.
  14. ^ Günümüzdeki genel kurmay başkanı
  15. ^ O dönemde rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren padişah fermanı
  16. ^ Davul değneğine benzer, topak başlı atlı değneği

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c d e f g h Uzunçarşılı 1998, s. 355.
  2. ^ Turan 2009, ss. 5-6
  3. ^ a b c d e Hammer 2014, s. 551.
  4. ^ a b c d Jenkins 1911, s. 18.
  5. ^ a b c Jenkins-tr 2015, s. 9.
  6. ^ a b c LaMartineHammer 2011, s. 25.
  7. ^ a b c d Finkel 2017, s. 110.
  8. ^ Feridun Emecen, TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 21, sayfa: 333
  9. ^ Turan 2009, s. 6.
  10. ^ a b LaMartineHammer 2011, s. 26.
  11. ^ Turan 2009, ss. 7-8.
  12. ^ a b c d Jenkins 1911, s. 19.
  13. ^ a b Jenkins-tr 2015, s. 10.
  14. ^ a b Jenkins 1911, s. 20.
  15. ^ a b c d Jenkins-tr 2015, s. 11.
  16. ^ Hammer 2014, s. 552.
  17. ^ a b Uslubaş, Tolga (Aralık 2013). Geçmişten Günümüze Osmanlı. Venedik Yayınları. s. 306. ISBN 978-605-4766-09-3. 
  18. ^ a b c LaMartineHammer 2011, s. 27.
  19. ^ LaMartineHammer 2011, s. 26-27.
  20. ^ Jenkins 1911, s. 34.
  21. ^ E.J. Brill's first encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Volume 2 By Martijn Theodoor Houtsma'a göre 27 Haziran 1524
  22. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 88.
  23. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 89.
  24. ^ a b Uzunçarşılı 1998, s. 318.
  25. ^ a b Jenkins 1911, s. 36.
  26. ^ Celâlzâde 2011, s. 87.
  27. ^ Celâlzâde 2011, s. 87-88.
  28. ^ Solakzade 1989, s. 127.
  29. ^ a b c Celâlzâde 2011, s. 90.
  30. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 319.
  31. ^ Jenkins 1911, s. 43.
  32. ^ LaMartineHammer 2011, s. 29.
  33. ^ a b c d Uzunçarşılı 1998, s. 320.
  34. ^ a b Jenkins-tr 2015, s. 28.
  35. ^ Belleten & Nisan 1965, s. 355-364.
  36. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 93.
  37. ^ LaMartineHammer 2011, s. 30.
  38. ^ a b LaMartineHammer 2011, s. 31.
  39. ^ a b c Celâlzâde 2011, s. 99.
  40. ^ a b Hammer 2014, s. 556.
  41. ^ a b Solakzade 1989, s. 133.
  42. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 100.
  43. ^ a b c d e f g h Hammer 2014, s. 558.
  44. ^ a b Jenkins 1911, s. 45.
  45. ^ a b Jenkins 1911, s. 46.
  46. ^ Celâlzâde 2011, s. 105.
  47. ^ Celâlzâde 2011, s. 558.
  48. ^ Hammer 2014, s. 560.
  49. ^ Hammer 2014, s. 560-561.
  50. ^ a b c d Hammer 2014, s. 561.
  51. ^ Jenkins 1911, s. 47.
  52. ^ a b c LaMartineHammer 2011, s. 32.
  53. ^ a b c Finkel 2017, s. 120.
  54. ^ LaMartineHammer 2011, s. 33.
  55. ^ a b c d e Hammer 2014, s. 566.
  56. ^ a b c Finkel 2017, s. 111.
  57. ^ Celâlzâde 2011, s. 109.
  58. ^ a b c Hammer 2014, s. 567.
  59. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 111.
  60. ^ a b Jenkins-tr 2015, s. 90.
  61. ^ Celâlzâde 2011, s. 112.
  62. ^ Jorga 2017, s. 365.
  63. ^ Jorga 2017, s. 366.
  64. ^ Jenkins-tr 2015, s. 91.
  65. ^ Hammer 2014, s. 568.
  66. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 121.
  67. ^ Celâlzâde 2011, s. 120.
  68. ^ a b Hammer 2014, s. 571.
  69. ^ Jorga 2017, s. 369.
  70. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 326.
  71. ^ Solakzade 1989, s. 145.
  72. ^ a b Solakzade 1989, s. 146-147.
  73. ^ Jenkins-tr 2015, s. 92.
  74. ^ a b Jenkins-tr 2015, s. 93.
  75. ^ Jenkins-tr 2015, s. 92-93.
  76. ^ a b c d Hammer 2014, s. 572.
  77. ^ Jorga 2017, s. 370.
  78. ^ Hammer 2014, s. 573.
  79. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 346.
  80. ^ Hammer 2014, s. 574.
  81. ^ a b c d e Hammer 2014, s. 575.
  82. ^ a b c d Uzunçarşılı 1998, s. 347.
  83. ^ Hammer 2014, s. 576.
  84. ^ a b Hammer 2014, s. 583.
  85. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 145.
  86. ^ a b Uzunçarşılı 1998, s. 356.
  87. ^ a b c d e f Celâlzâde 2011, s. 146.
  88. ^ a b c Hammer 2014, s. 584.
  89. ^ Hammer 2014, s. 583-584.
  90. ^ a b Uzunçarşılı 1998, s. 328.
  91. ^ a b c Uzunçarşılı 1998, s. 329.
  92. ^ Jenkins 1911, s. 65.
  93. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 330.
  94. ^ Jenkins-tr 2015, s. 96-97.
  95. ^ Finkel 2017, s. 115.
  96. ^ a b c Jenkins-tr 2015, s. 33.
  97. ^ Jenkins 1911, s. 33.
  98. ^ a b Jorga 2017, s. 321.
  99. ^ a b c d e f Jenkins 1911, s. 22.
  100. ^ Jenkins-tr 2015, s. 78.
  101. ^ Jenkins-tr 2015, s. 79.
  102. ^ a b Jorga 2017, s. 322.
  103. ^ a b c Afyoncu, Erhan (2011). Muhteşem Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan). Yeditepe Yayınevi. ISBN 978-605-4052-55-4. 
  104. ^ LaMartineHammer 2011, s. 60-61.
  105. ^ Jenkins 1911, s. 42.
  106. ^ LaMartineHammer 2011, s. 61.
  107. ^ LaMartineHammer 2011, s. 61-62.
  108. ^ LaMartineHammer 2011, s. 62.
  109. ^ a b Jenkins-tr 2015, s. 77.
  110. ^ LaMartineHammer 2011, s. 63.
  111. ^ Afyoncu 2012, s. 111.
  112. ^ Jenkins 1911, s. 51.
  113. ^ Güven Kaya, Figânî’nin Ölümü ve Taşlıcalı Yahya Bey’in Bir Şiiri, Atatürk Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı 34, Erzurum, 2007
  114. ^ Finkel 2017, s. 120-121.
  115. ^ "İbrahim Paşa, Makbul". İslamansiklopedisi.org.tr. 23 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  116. ^ a b c d Jenkins 1911, s. 109.
  117. ^ Jenkins 1911, s. 615.
  118. ^ Jenkins 1911, s. 358.
  119. ^ Ali Yıldırım, 16. Yüzyılda Büyük Bir Devlet Adamı ve Edebiyat Hamisi Defterdar İskender Çelebi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 1, Elazığ, 2000
  120. ^ Makbul ve Maktul Pargalı Damat İbrahim Paşa, İbrahim Akkurt-istanbultarih.com
  121. ^ Hammer 2014, s. 615.
  122. ^ Domenico Trevisano, Alberi, III, vol. i, s. 115.
  123. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 358.
  124. ^ Solakzade 1989, s. 191.
  125. ^ Hammer 2014, s. 615-616.
  126. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; Jenkins isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)
  127. ^ http://www.gutenberg.org/files/51299/51299-h/51299-h.htm
  128. ^ The Project Gutenberg eBook, Ibrahim Pasha, by Hester Donaldson Jenkins
  129. ^ FERİDUN EMECEN, "İBRÂHİM PAŞA, Makbul", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-pasa-makbul (13.02.2020).
  130. ^ Sicill-i Osmani
  131. ^ a b Afyoncu 2012, s. 52-53.
  132. ^ Gardel, Louis (Çev. Ümit Moran Altan), Sevenlerin Şafağı, İstanbul:Can Yayınları, ISBN 975-510-825-4
  133. ^ Ülkü, Cahit (2011). Pargalı İbrahim Paşa - Kanuni'nin Düşü, Hürrem'in Kabusu (7. bas.). İstanbul: İnkılap Kitabevi. ISBN 978-975-10-1698-0. 

Bibliyografi[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Uzunçarşılı İbrahim Hakkı. Kanunî Sultan Süleyman'ın Vezir-i Âzamı Makbûl ve Maktûl İbrahim Paşa Padişah Dâmadı Değildi. — Belleten, Sayı 114, Nisan 1965. — Т. XXIX.
  • Jenkins Hester Donaldson. Ibrahim Pasha: Grand Vizir of Suleiman the Magnificient. — University of Toronto Libraries, 1911. — ISBN 978-1-152-32717-7.(İngilizce)
  • Jenkins Hester Donaldson. Pargalı İbrahim Paşa. — 2. — Yeditepe Yayınevi, 2015. — ISBN 978-6054-052-60-8.(Türkçe)
  • Hammer Joseph Von. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. — İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2014. — Т. 1. — С. 551-616. — ISBN 978-9944-978-32-3.
  • Finkel Caroline. Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı : Osmanlı İmparatorluğu'nun Öyküsü 1300-1923. — 7. — Timaş Yayınları, 2017. — ISBN 978-9752-635-10-4.
  • Uzunçarşılı İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi: İstanbul'un Fethinden Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümüne Kadar. — 7. — Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1998. — Т. 2. — ISBN 978-975-1600-12-7.
  • LaMartine Alphonse De, Hammer Joseph Von. Kanuni Çağının Ruhu, İki Cepheden Bir Devir, Bir Padişah. — 1. — 2011. — ISBN 978-605-4322-54-1.
  • Çelebi Celâlzâde Mustafa. Kanunî'nin Tarihçisinden Muhteşem Çağ: Kanunî Sultan Süleyman: Tabakâtü-l Memâlik ve Derecâtü'l-Mesâlik. — 1. — 2011. — ISBN 978-9944-300-59-9.
  • Turan Ebru. The Marriage of Ibrahim Pasha (ca. 1495—1536). — Turcica. — 2009. — Vol. 41. — С. 3-36.(İngilizce)
  • Solakzade Mehmed Hemdemî. Solak-Zâde Tarihi. — Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1989. — Т. 2. — ISBN 9751705118.
  • Nicolae Jorga. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 1451-1538 c. 2. — Yeditepe Yayınları, 2017. — Т. 2. — ISBN 978-605-2070-23-9.
  • Afyoncu Erhan. Kanuni Ve Pargalı İbrahim Paşa: Venedik Elçilerinin Raporlarına Göre. — Yeditepe Yayınevi, 2012. — ISBN 978-6054-052-87-5.
  • Ortaylı, İlber (2006 Son bas.:2016) Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, İstanbul: Timaş Yayınları 9789752633711 ,say.151
  • Danişmend, İsmail Hâmi (1971 Son Bas.:2011), İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Cilt:2. İstanbul:Türkiye Yayınevi, ISBN 9944397641
  • Emecen, Feridun, "İbrahim Paşa (Makbul)", (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 s.237-238 ISBN 975-08-0072-9
  • Gökbilgin, Tayyib "İbrâhîm Paşa, Pargalı, Frenk, Makbûl, Maktûl" Kaynak: İslâm Ansiklopedisi. , 1949. say.908-915
  • Lâtîfî (haz. Ahmet Sevgi) (1986) Latifi'nin İki Risalesi (Enisü'l - Fusaha ve Evsaf-ı İbrahim Paşa). Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları.
  • Ülkü, Cahit (2001) Pargalı İbrahim Paşa, İstanbul: İnkolap Kitabevi, ISBN 9751016983
  • E.J. Brill's first encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Volume 2 By Martijn Theodoor Houtsma
  • Bahadıroğlu, Yavuz (). Resimli Osmanlı Tarihi, İstanbul:

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Siyasi görevi
Önce gelen:
Pîrî Mehmed Paşa
Osmanlı Sadrazamı
27 Haziran 1523 - 14 Mart 1536
Sonra gelen:
Ayas Mehmed Paşa