Pargalı İbrahim Paşa

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Pargalı İbrahim Paşa
Pargalı İbrahim Paşa'yı gösteren bir gravür (1648)
Osmanlı Sadrazamı
Görev süresi
27 Haziran 1523 - 15 Mart 1536
Hükümdar I. Süleyman
Yerine geldiği Pîrî Mehmed Paşa
Yerine gelen Ayas Mehmed Paşa
Kişisel bilgiler
Doğum Parga
Ölüm 15 Mart 1536
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Evlilik(ler) Hatice Sultan
Muhsine Hatun

Pargalı İbrahim Paşa, Makbul İbrahim Paşa, Frenk İbrahim Paşa ya da öldürüldükten sonraki unvanıyla Maktul İbrahim Paşa (d. Parga - ö. 15 Mart 1536, İstanbul), I. Süleyman saltanatı döneminde 27 Haziran 1523 - 15 Mart 1536 arasında sadrazamlık yapmış, önemli siyasal ve askeri olaylarda rol oynamış Osmanlı devlet adamı. Eşi, I. Süleyman'ın kız kardeşi Hatice Sultan'dır.[1][2]

Kesin memleketi bilinmemekle birlikte, çeşitli kaynaklarda Rum ya da Hırvat asıllı olduğu söylenmektedir. Babasının Parga'da balıkçı olduğu yazılıdır. Küçük yaşta esir düşerek Manisa'ya getirilen İbrahim, burada Süleyman tarafından alınmış ve ölümüne kadar onun yanından ayrılmamıştır. Belgrad ve Rodos seferlerinde yer almıştır. Süleyman'ın saltanatının başlamasıyla birlikte, hızla yükselerek önce has odabaşı olmuş, daha sonra ise sadrazamlığa yükselmiştir. Bunların yanında Rumeli ile Anadolu Beylerbeyi ve Seraskerlik makamlarınında sahibi olmuştur.

Süleyman'ın kız kardeşi Hatice Sultan ile evlenmiştir. Evlendikten kısa bir süre sonra, Hain Ahmed Paşa'nın isyanı sonrası iç karışıklıklarla uğraşan Mısır'a düzeni sağlaması için gönderilmiştir. Mısır'a kara yolu üzerinden giderken, bir çok noktada halkın şikayetlerini dinleyerek çözüme kavuşturmuştur. Mısır'da bir çok yenilik yapmıştır. Macaristan'da gerçekleşen Mohaç Muharebesi'nin kazanılmasında büyük rol oynamıştır. I. Viyana Kuşatması'na katılmış, 1533 yılında Avusturya ile imzalanan ve Avusturya imparatorunu Osmanlı sadrazamına eşit sayan, İstanbul Antlaşması'nın görüşmelerini yürütmüştür.

Farsça, Rumca, Sırpça ve İtalyanca dillerini bilen İbrahim Paşa, sanata oldukça meraklıydı. Müzik alanında çocukluğundan itibaren yoğun bir eğitim görmüştür. Bunun yanında 13 yıllık sadrazamlık görevi süresince bir çok camii, medrese, hamam ve çeşme gibi eserler yaptırmıştır.

Kökeni ve devşirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Hayatının ilk yıllarına dair kesin bir bilgi yoktur. Pargalı İbrahim Paşa'nın Rum veya Hırvat olduğu iddia edilmektedir.[3] Bazı kaynaklarda, tam memleketi söylenmemekle birlikte Frenk olduğu yazılıdır.[a] Diğer rivayetler arasında, bugün Yunanistan'da kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğduğu, babasının bir denizci veya balıkçı olduğu düşünülmektedir.[4][5][6][7][8] II. Bayezid devrinde korsanlar tarafından ya da askeri bir baskında esir edildiği söylenmektedir.[6][7][9] Daha sonra Osmanlı'nın veliaht şehzadelerinin görev yaptığı Manisa'ya (Saruhan) götürüldü. İbrahim'in Manisa sarayına nasıl geldiğinin farklı rivayetleri vardır.

Bir rivayete göre, hemen saraya satıldı; bir başkasına göre ise, Manisa'da zengin ve dul bir kadına satılmıştır.[8][7] Bu kadın İbrahim'in, İslamiyet, yabancı dil, şiir ve özellikle keman çalma konusunda iyi bir müzik eğitimi almasını sağlamıştır.[6][8] Süleyman ise İbrahim'i bu kadından satın almıştır.[10][3][5][11][12] Diğer bir rivayete göre ise, Bosna valisi İskender Paşa tarafından, bir akın esnasında ele geçirilen İbrahim Paşa, yenetekli olduğu düşünülerek Kefe Sancak Beyi I. Süleyman'a hediye edilmiş ve onunla birlikte İstanbul Sarayı'na gitmiştir.[3][13]

İbrahim'in doğumunun kesin tarihi bilinmemekle birlikte, İbrahim'in kendisinin 1494'te Süleyman'la aynı hafta doğduğunu söylediğini belirten belgeler korunmuştur.[b] İbrahim Paşa, kökenini ve ailesini hiç bir zaman unutmamıştır.[14] 1527'de babası onu ziyaret etmek için Konstantinopolis'e gelmiş ve daha sonra annesi ve iki erkek kardeşi sarayda kalmıştır.[14][15] Babasına bir sancak veya valilik vermiştir.[14] Devşirilmeden önce Hristiyan olan İbrahim, İslam'ı benimsemiştir. O dönemde bir Hristiyan'ın Osmanlı İmparatorluğu'nda bu şekilde bir kariyer yapması olanaksızdı.[14][15]

Padişahla ilişkisi ve politik yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Süleyman'ın maiyetinden idamına kadar geçirdiği yıllar boyunca, onun yakın arkadaşı ve danışmanı olmuştur. I. Süleyman padişah olduktan sonra onunla birlikte İstanbul'a gelmiş ve Osmanlı Devleti'nde Sadrazamlık, Anadolu ve Rumeli Beylerbeylikleri ve Seraskerlik (1528/29-1536) dahil olmak üzere en üst düzeylerdeki görevlerde bulunmuştur.[16]

Boğdan Prensi Dimitri Kantemiroğlu, İbrahim'in sekizinci odaya bağlı sıradan bir yeniçeri olduğunu belirtmiştir. Ancak Hammer onun bu görüşünün doğru olmadığını ve İbrahim'in askeri değil, sivil bir eğitim aldığını belirtmiştir.[17] İbrahim, İstanbul'a geldikten sonra ilk olarak Enderûn Mektebi'nde eğitim almıştır.[17] İbrahim, Süleyman'ın şehzadelik yıllarında iç oğlandı.[17] Süleyman'ın padişah olması ile birlikte, ilk olarak hademe-i hassa reisi ve doğancıbaşı makamlarına getirilmiştir.[18][17] Daha sonra Has odabaşılık görevine atanmıştır.[3][16] Padişah, daha büyük rütbelere getirmeden önce İbrahim'i çeşitli savaşlara götürerek tecrübe kazanmasını sağlamıştır.[12] 1521'de Belgrad'ın Fethi'nde kapıağası rütbesiyle görev almıştır.[19] 1522'deki Rodos seferine, has odabaşı ve içşahincilerbaşı rütbeleriyle katılmıştır.[19] Bilim, cesaret ve düşünce alanlarında kendini geliştirmeyi başaran İbrahim, padişahla düşünce alışverişinde bulunup, seferlere katılmış ve devlet yönetiminde de söz sahibi olmaya başlamıştır.[20] Aynı zamanda da, kişisel serveti de çoğalmaktaydı.[21] Alçak gönüllü kişiliği sayesinde, diğer vezirler İbrahim'e karşı kin beslemiyor ve onu padişahın bir eğlence arkadaşı olarak görüyorlardı.[20]

Sadrazamlığa yükselişi[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim 27 Haziran 1523'te,[c] Osmanlı Devleti'nin kanun ve geleneklerinde görülmemiş bir şekilde, Has odabaşılık görevinden Pîrî Mehmed Paşa'nın yerine Sadrazam olarak atandı.[24][9][3] Aynı zamanda Rumeli Beylerbeyi makamının da yeni sahibi olmuştur.[24] Bu makamda hiç tecrübesinin olmaması nedeniyle, divan kurallarını öğretmesi amacıyla Celâlzâde Mustafa Çelebi İbrahim Paşa'nın danışmanı olarak görevlendirildi.[3] Bu karar, önceki vezirlerin baskısından ve rekabetlerinden yılmış olan halk tarafından sevinçle karşılandı.[20] İbrahim, sadrazamlığa yükseldikten sonra, bu görevi Rumeli Beylerbeyliği ile birlikte yürütmüştür.[5] Süleyman, İbrahim Paşa'ya olan sevgisini, ona At Meydanı'nda bir saray yaptırarak gösterdi.[d]

Pîrî Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı döneminde, ikinci vezir makamında bulunan Hain Ahmed Paşa, has odabaşı İbrahim'in sadrazam olmasından sonra büyük bir hayal kırıklığına uğradı.[25] Pîrî Mehmed Paşa'nın gözden düşmesinde parmağı olan Ahmed Paşa,[5][26][27] Celâlzâde Mustafa Çelebi tarafından; hemen hemen herkese isyan eden asi bir ruhu vardı. Yükselmeğe pek hırslı olan kalbi bir fesat ocağı idi sözleriyle tanımlanmıştı.[28] Ahmed Paşa ve onu destekleyenler tarafından, Pîrî Mehmed Paşa'nın rüşvet aldığı dedikodusu yayıldı. Padişah, Kazasker Fenarîzade Muhyiddin Çelebi'yi bu iddiaların doğruluğunu araştırması için görevlendirdi. Pîrî Mehmed Paşa'ya kin güden Muhyiddin Çelebi, araştırmanın neticesini Pîrî Mehmed Paşa'nın aleyhine olacak şekilde padişaha bildirdi ve Pîrî Mehmed Paşa suçlu bulunarak sadrazamlıktan azledildi.[29] İbrahim'in sadrazamlığı altında onun emrine girmek istemeyen Ahmed Paşa, padişahtan Mısır Beylerbeyliği'ni istemeye başladı.[30][26] Padişahta, Ahmet Paşa'nın akıbetini merak ettiği için onu Mısır Beylerbeyi olarak atadı ve her istediğini verdi.[25][27]

Ancak Ahmed Paşa, Kahire Sarayı'na ulaşınca, saltanat ve bağımsızlık sevdasına düştü.[31] Mısır hazinesindeki değerli paralar ve altınları görünce, Mısır askerlerinin ele başlarını para karşılığında iradesi altına almıştır. Mısır'daki Osmanlı kanun ve düzenini, kendi istek ve arzularına göre değiştirdi.[31] Bu yapılanları duyan padişah ise, Ahmed Paşa'yı görevden azlederek idam edilmesini emretti. Ancak bu kararı öğrenen Ahmed Paşa ise isyan etti ve Mısır tahtına oturarak kendini sultan ilân etti.[31][32][33] Ancak çok sürmeden yakalanarak idam edildi ve kesik başı padişaha gönderilmiştir.[34][35]

Hatice Sultan ile evlenmesi ve Mısır'a gidişi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sadrazam İbrahim Paşa ile dostluk bağlarını daha da güçlendirme niyetinde olan padişah, kız kardeşi Hatice Sultan'ı sadrazamı ile evlendirdi.[34] Celâlzâde'ye göre ise; sadrazam olduktan sonra evlenmek istediğini padişaha söyleyen İbrahim Paşa, Hatice Sultan ile evlendirildi.[36] At Meydanı'nda gerçekleşen düğüne, ordunun ve hükumetin ileri gelenleri davet edildi.[37][36] Düğün oldukça görkemliydi ve günlerce devam etti. Hatice Sultan ile evlenmesinin ardından, itibarı oldukça arttı.[38]

İbrahim Paşa, Ahmed Paşa hadisesinden sonra, bir türlü çözülemeyen karışıklıklarla uğraşan Mısır'a, düğününden dört ya da dört buçuk ay sonra, yeniden düzeni sağlaması için padişah tarafından gönderilmiştir.[9][39][40][41][35] İbrahim Paşa, İstanbul'dan maiyetiyle birlikte deniz yoluyla hareket etti. Sonbahar mevsimi olması nedeniyle, Silivri civarında şiddetli rüzgara yakalanan paşa ve maiyeti, zorlukla Kızılcaada'ya varabildi.[40][42] Bu esnada bunu duyan padişah, kayıkla Kızılcaada'ya geçti. Burda İbrahim Paşa ile birlikte ava çıkıp, dolaştı ve daha sonra tekrar geri döndü.[e][42] İbrahim Paşa ise, havaların düzelmesiyle birlikte Gelibolu'ya hareket etti.[40] Burda bir divan kurularak padişahın emirlerini okudu. Daha sonra sırasıyla Sakız ve Rodos Adası'na uğradı. Ancak bundan sonra bir kaç deneme ile deniz üzerinden Mısır'a ulaşmaya çalıştılarsa da, şiddetli rüzgarlar gemileri geriye doğru sürükledi. Bunun üzerine, deniz ulaşımının elverişsizliği sebebi ile kara yolunu kullanarak, Suriye üzerinden Kahire'ye hareket etti.[43][35]

Kara ulaşımıyla Haleb'e gidene kadar bir çok noktada denetim yapan İbrahim Paşa, zulüm, rüşvet gibi konulardan dolayı halkın şikayetlerini çözdü. Haleb kadısını idam ettirdi.[43] Daha sonra Mısır'a ulaştı ve üç ay süre ile burada kalarak bir çok problemi çözüme kavuşturdu.[44] Uzun bir süredir karışıklıklarla uğraşan Mısır'da, Beni Havare ve Beni Bakar adındaki iki aşiretin reisini, hainlik yaptıkları gerekçesiyle idam ettirdi.[44][45] Mısır'daki diğer aşiret reislerini ise devlete sadakatle bağlı kalacaklarına dair yemin ettirdi.[44] Şehrin her yerine tellallar ile şikayeti olanlara çağrıda bulunuldu.[44] Borçları nedeniyle hapis yatan 300 kişiyi özgürlüklerine kavuşturdu.[45] Hazineyi muhafaza edecek iki büyük kule inşa ettirdi. İmparatorluk defterdarı veya hazinedarı olan İskender Çelebi, Mısır'ın yönetim maliyetini düşürdükten sonra İstanbul'a yıllık 80.000 düka altın ödenebileceğini hesapladı.[46] Buna benzer bir çok düzenleme ile Mısır'ı yeniden Osmanlı iradesi altına almıştır.[47][41] Padişah tarafından İstanbul'a dönmesi emrolunan İbrahim Paşa,[48] 14 Haziran 1525'te, Mısır'ın yönetimini Suriye Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa'ya bırakarak oradan ayrıldı.[44][46] Dönüş yolunda Şam'a uğrayarak, Venediklilerin sahip olduğu imtiyazları yeniledi. Kayseri'deyken, Dulkadir Türkmen beylerine alınan tımarlarını geri iade etti.[44] İstanbul'a dönüşünde, padişahın muhafız askerleri ve vezirler, onu dört günlük yoldan karşıladılar. Süleyman, İbrahim Paşa'ya iki yüz bin duka değerinde bir Arap atı hediye etti. İbrahim Paşa'da aldığı hediyeyle neredeyse aynı değerde bir serpuşu padişaha hediye etti.[44]

İbrahim Paşa'nın İstanbul'a dönmesiyle birlikte, Süleyman kış mevsimini geçirmek üzere Edirne'ye hareket etti.[49] Süleyman, haftada iki gün Divân'a başkanlık ettikten sonra, vaktinin büyük bir kısmını avda geçiriyordu.[44] İstanbul'daki Yeniçeriler ise bu hareketsiz geçen süreden dolayı memnuniyetsiz bir haldeydiler.[50] Süleyman'ın Edirne'den İstanbul'a dönüşünde, saray yerine Kâğıthane kasrında kalması, yeniçerilerin bu memnuniyetsizliklerinin açıkça bir isyana dönüşmesine sebep olmuştur.[51][52][53] 25 Mart 1525 tarihinde, padişahın dönüşünden üç gün sonra, yeniçeriler İbrahim ve Ayas Mehmed Paşa ile birlikte defterdarın köşklerine saldırdılar.[54][53] Gümrüğü ve yahudi mahallesini yağmaladılar.[51][53] Süleyman, saraya döndü ve isyanı düzenleyenlerden üçünü kendi elleriyle öldürdü.[51] Daha sonra ise yeniçerilere bin duka altın dağıtılarak isyan bastırıldı. Fakat yeniçeri ağası Mustafa[55], sipahi ağası, bir çok subay ve isyanı teşvik edenler ile göz yumduğundan şüphelenilen bir çok kişi idam edildi ve görevlerinden alındı.[51]

Mohaç zaferi ve Anadolu isyanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Mohaç Muharebesi'ni gösteren bir minyatür.

Habsburglularla yakınlaşan Macaristan'ı bir tehdit olarak gören ve anlaşma girişimlerinden bir sonuç alamayan Osmanlı Devleti, Macaristan üzerine bir sefer düzenleme kararı almıştır. Mısır'daki icraatleri ile padişahın gözünde yükselen İbrahim Paşa, bu seferin komutanlığına atandı.[56][57] Miladî 23 Nisan 1526 tarihinde yüz bin kişilik ordu ve üç yüz topla İstanbul'dan hareket edildi.[58][56] İbrahim Paşa, Sofya'da ordudan ayrıldı. Daha sonra Morava kenarında ordu ile yeniden birleşerek, Petervaradin istikametine doğru Rumeli askerlerini alarak, ordunun bir konak ilerisinden öncü olarak hareket etti.[59] Belgrad'a ulaştıktan sonra, Sava ile Tuna Nehri'nin birleştiği yerin güneyine, Macar topraklarını gören hakim bir tepeye padişahın otağını kurdurdu.[60] Ordunun nehirden karşıya geçebilmesi için, dayanıklı uzun zincirleri, nehrin karşılıklı her iki sahiline çaktırdığı büyük kazıklara bağlattı. Daha sonra gemileri de bu zincirlere bağlayarak, gemilerin üzerine kalın ve geniş tahtalar döşetti. Bu sayede geniş bir köprü yaptırmış olmuştur.[60] Padişah daha sonra, İbrahim Paşa'ya askerleriyle birlikte Tuna kenarında oldukça sağlam bir yapıya sahip olan Petervaradin Kalesi'ni almasını emretti.[61][62]

İbrahim Paşa, kaleyi almak için bir takım hazırlıklar yaptırdı. Kaleye çıkmak için iskeleler kuruldu. Ertesi gün şehir ele geçirildi.[59] Daha sonra kale kuşatmaya alındı. On iki gün boyunca kuşatılan kalenin, duvarlarının altında kazılan iki lağımın patlatılması sonucunda geniş bir gedik açıldı. Bu gedikten içeri girildikten sonra, kaleyi savunan beş yüz muhafız öldürüldü, üç yüz tanesi de esir olarak ele geçirildi.[59][63] Daha sonra İbrahim Paşa, padişahı karşıladı. Burada bir divan kuran Süleyman, kalenin ele geçirilmesinde katkısı olan beyleri ödüllendirdi. Seferin amacının Budin'in fethi olduğunu ilân etti.[64]

Daha sonra ordu Mohaç Ovası'na ulaştı. Burada 2-3 saat süren bir muharebeden sonra, Osmanlı ordusu Avrupa'nın çeşitli devletlerinden askerlerinde olduğu 200.000 kişilik Macar ordusunu tamamen yok etti.[65][57] Macaristan Kralı II. Lajos'ta, bataklıkta boğularak öldü.[57][66][67][68] Celâlzâde Mustafa'nın yazdığına göre, Osmanlı ordusundaki asker zaiyatı yalnızca 150 kadardı.[f][65][70] Muharebenin ertesi günü, padişahın otağının önüne altın bir kürsü konuldu. Bütün vezir ve ümerâ zaferi kutlamak için padişahın huzuruna çıktı.[71] Süleyman, burada vezir-i azam İbrahim Paşa'nın başına kendi eliyle bir sorguç taktı ve iltifatlarda bulundu.[71]

Ordu, Mohaç zaferinden üç gün sonra, 3 Eylül 1526'da Budin'e hareket etti.[67] Osmanlı Ordusu Budin'e vardığında, bir heyet kalenin anahtarlarını padişaha sundular. Böylece Osmanlı ordusu hiç savaşmadan kaleyi de ele geçirmiş olmuştur.[72][73] Padişah, halkın canına ve malına zarar verilmesini en ağır cezalarla birlikte yasakladı ve İbrahim Paşa ile birlikte iki gün boyunca şehri dolaştı.[72] Şehirde bulunan av sarayındaki bütün toplar ve Herkül, Apollon ve Dina adındaki bromnzdan[g] yapılmış mitolojik heykeller, İstanbul'a götürülmek üzere yükleniyordu.[72] 25 Eylül 1526 tarihinde padişah Budin'den geri dönüş emrini verdi.[72]

Macaristan seferi esnasında, Anadolu'da bir çok isyan başladı. İlk olarak, padişah seferden dönerken İçel Türkmenleri'nin isyan ettikleri ve bu isyanın hızla yayıldığı haberi ulaştı.[74] Bu isyan girişimi bir süre sonra bastırıldı. Ancak ertesi yıl, Karaman'da Kalenderoğlu[h][76] Kalenderoğlu'na karşı Rumeli, Anadolu ve Diyarbakır beylerbeyleri bir biri ardına karşı koymaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar.[77] Sadrazam İbrahim Paşa, bu yenilgi haberini Dulkadir Eyaleti'ndeyken aldı ve maiyetindeki üç bin yeniçeri ve iki bin sipahi askerle birlikte Elbistan'a kadar ilerledi.[77][78] Türkmenlere yenilen diğer eyalet askerlerinin, bu yenilgiye dair yayacakları haberlerle kendi ordusunun moralini bozacağını düşünen İbrahim Paşa, yenilen kuvvetlerden takviye asker almadan ilerlemeye devam etti.[77] Kalenderoğlu tarafını tutan aşiretler ile görüşen İbrahim Paşa, onlara elinden alınan dirliklerinin geri iade edileceğini söyleyip ikna ederek kendi tarafına çekti.[78][77] Bu hamlesinden sonra isyan eden Kalenderoğlu sadece bir kaç yüz kişiden ibaret kalmıştır.[77] Daha sonra İbrahim Paşa'nın gönderdiği bir küçük birlik bu isyancıları mağlup etti ve Kalenderoğlu yakalanarak başı kesildi.[78] İsyanın bastırılmasının ardından 11 Ağustos 1527'de İstanbul'a dönen İbrahim Paşa'yı, padişah büyük bir iltifat göstererek kabul etti.[79] Bu başarısının ardından, o tarihe kadar senede bir milyon akçe olan hassı[i] iki milyon akçeye çıkartıldı.[78]

Seraskerliğe tayini ve II. Macaristan seferi[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarının genişlemesiyle birlikte, askeri işlerin kontrolünü sağlaması amacıyla, 1527 yılının mart ayında sadrazam İbrahim Paşa'ya bir divan toplantısında padişah tarafından serasker[j] rütbesi verildi.[80][81][38] Süleyman, divan toplantısında nişancı Celâlzâde Mustafa Çelebi'ye şu sözler ile bu kararının bir berât[k] taslağı olarak hazırlanmasını emretti.

Allah'ın yardımıyla memleketimiz her tarafa doğru genişledi. Bu memleketin bütün işlerini kendi başıma görmem münasip ve mümkün değildir. Devletin mühim olan askerî işlerinin başarılmasını İbrahim'e bırakıyorum ve kendisine serasker unvanını veriyorum. Bütün kullarımızın ona uyması ve itaat etmesi için bir berat müsveddesi yaz da bana getir.[38][81]

Süleyman ertesi gün, yazılan berat taslağını onaylayarak tuğrasını bastı. 28 Mart 1529 tarihinde, padişah Yeniçeri Ağası'nı huzuruna çağırdı. Bütün yeniçeriler, saray meydanındaki tören alanında hazır bulunuyorlardı. Meydanda dokuz adet at yer alırken, bunlardan bir tanesinin dizginleri altındandı. Tüm atların üzengileri üzerinde değerli taşlar bulunuyordu.[82] Bunların dışında padişahların giyebileceği dört adet hil'at, değerli dokuz bohça kumaş ve değerli taşlarla süslenen bir bilik,[l] İbrahim Paşa'ya hediye olarak verildi.[82][83] Daha sonra bütün vezirler ve padişahın önde gelen hizmetçileri, paşanın evine giderek tebriklerini ilettiler. İbrahim Paşa'nın seraskerlik beratı, bütün halkın huzurunda okundu.[82] Bu beratta detaylı bir şekilde, padişahtan sonra en yetkili kişinin İbrahim Paşa olduğu, onun emir ve yasaklarına koşulsuz uyulmasının zorunlu olduğu ve İbrahim Paşa'nın sahip olduğu yetkiler detaylı bir şekilde açıklanmıştı.[84] Paşanın yıllık iki milyon akçelik hassına bir milyon akçe daha zam yapıldı.[82][80] Bunların haricinde İbrahim Paşa'ya altı tuğ ve yedi sancak verildi.[82][83]

Osmanlı İmparatorluğu'nun Macaristan Kralı olarak belirlediği I. János'u istemeyen Macar beyleri, kral olarak Ferdinand'ı seçtiler. Ferdinand'ın tekrar Budin'e saldırmasıyla birlikte, János önce Erdel'e oradan da kayın pederi olan Lehistan Kralı'nın yanına çekildi.[85] Ferdinand ise Süleyman'a elçi yollayarak, vergi vermek şartı ile Macar Kralı olarak tanınmasını teklif etti. Ancak bu teklifi kabul edilmedi ve şehrin János'a iade edilmesi bildirildi.[85] János ise padişaha elçi yollayarak himaye talebinde bulundu. Süleyman elçiye, Macar Krallığı'nı János'a iade edip, onu himaye edeceğini bildirerek, 2 Mayıs 1529'da iki yüz elli bin kişilik ordusuyla Budin üzerine sefere çıktı.[86][87] Yarım gün süren bir direnişin ardından Budin geri alındı ve yıllık belirli bir vergi karşılığında tekrar János'a iade edildi.[86] Budin alındıktan sonra, ordu yol üzerindeki Estergon'u kuşatarak, Ferdinand'ın bulunduğu Viyana'ya doğru ilerledi.[86] I. Viyana Kuşatması olarak bilinen bu kuşatma ile birlikte, Viyana'yı kuşatan Osmanlı Ordusu yirmi bir gün boyunca şehir surlarını dövmesine rağmen ele geçirmeyi başaramadı. Süleyman'ın asıl amacının Ferdinand ile bir meydan muharebesi yapmak olması sebebiyle, kuşatma için kullanılması gereken büyük toplar ordu ile beraber getirilmemişti. Ayrıca kuşatmanın Eylül ayının sonlarına denk gelmesi ve havanın oldukça soğuk olması sebebiyle bu kuşatma kaldırılarak altmış bin esirle Budin'e geri dönüldü.[88]


1533 yılında Avusturya imparatorunu Osmanlı sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması'nın müzakerelerini bizzat yürütmüştür. Daha sonra Süleyman tarafından doğuya gönderilmiştir. Şah İsmail'in 1524 yılında ölmesiyle yerine oğlu Tahmasb geçmişti. Safevi beylerinin kendi aralarındaki iktidar mücadelesi ve Özbeklerinde Safevi topraklarına sürekli saldırmaları, devlet otoritesinin zayıflamasına yol açmıştı.[89]

Safevi Devleti'ne karşı düzenlenen Irakeyn Seferi'ne öncü birlik olarak katıldı. Tebriz'i aldıktan sonra padişahın kuvvetleri ile birleşti ve Bağdat'ın fethinde görev almıştır.

İktidarı ve hırsı[değiştir | kaynağı değiştir]

Fransız Büyükelçisi Jean de La Forêt ve İbrahim Paşa arasında, idamından birkaç gün önce müzakere edilen 1536 Antlaşmasının taslağı, Fransa'nın Mısır'da 1518'den önce Memlûklerden aldığı ayrıcalıkları, Osmanlı İmparatorluğu'na genişletiyor.

İbrahim Paşa'nın dönemindeki gücünü ortaya koyacak en önemli veri; Kanuni Sultan Süleyman tarafından Seraskerlik makamına getirildiğinde İmparatorluğun o güne dek dört tuğla simgelenen gücünün yedi tuğa çıkarılması ve İbrahim Paşa'nın da altı tuğ taşımaya yetkili kılınmış olmasıdır. Padişahtan tek eksiği hilafet tuğudur.[82][83] Tarihi gerçekliği tartışmaya açık olsa da Kanuni Sultan Süleyman'ın kardeşi Hatice Sultan'la evlenmesi de iktidarında ilerleme kaydetmesinde büyük rol oynamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun o dönemde bilinen dünyayı şekillendiren üstün dış politikasının kontrolü tamamen İbrahim Paşa'nın elindedir. Ayrıca İbrahim Paşa, İstanbul Antlaşması'yla birlikte Osmanlı sadrazamı olarak Avusturya imparatoruna denk konuma getirilmiştir. Venedikli balyosların, henüz has odabaşılık görevini yürütürken, İbrahim Paşa'ya Muhteşem Süleyman'a atıfla sık sık "Muhteşem İbrahim" dedikleri kayda geçmiştir.[90] Fransa ile yürütülen işbirliğinde önemli rolü vardır.

İbrahim, padişahın kardeşi gibiydi. Onun en yakın danışmanı ve devletin en yüksek görevlisiydi.[54] Süleyman'ın gözünde itibarı yüksek olan İbrahim Paşa, çoğu zaman efendisinin dairesinde yatardı ve yemeklerini genellikle onunla birlikte yerdi.[91] Pietro Bragadino, sabahları birlikte olmadıklarında birbirlerine notlar yazdıklarını ve dilsizlerle gönderdiklerini söylemektedir.[91] Pietro Zen, sık sık küçük bir teknede onları bir arada gördüğünü, haremde ve bahçelerde birlikte dolaştıklarını kaydetmiştir.[91] Zen, Süleyman'ın İbrahim'i çok sevdiğini ve ikisinin çocukluktan itibaren hiç ayrılmadıklarını, Süleyman'ın padişah olduktan sonra da bu durumun devam ettiğini belirtmiştir.[91] Bu samimiyet, sık sık Venedikli balyoslar tarafından belirtilmesine rağmen, Türk yazarlar tarafından asla yorumlanmamıştır.[91] Süleyman'ın İbrahim'e olan bu samimiyetinin, İbrahim'in yükselişinde önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir.[92]

Venedik elçisi Daniello De Ludovisi'nin 1534 yılında senatoya sunduğu raporda, "Sultan,bütün paşalar ve saray erkânını topladığında da İbrahim Paşa yanında olmadan kesinlikle bir karar almıyor. İbrahim ise sultan olmadan da, tek başına her konuda karar alma yetkisine sahip. Yukarıda söylediğim sebeplerden dolayı sultanın etrafında kendisine iyi nasihatlarda bulan kişilerin sayısı gittikçe azalıyor ve ordusu da güç kaybediyor. ...ancak sultanın, aslında bütün bunların farkında olduğu, ama İbrahim'i çok sevdiği için bir şey yapmadığı düşünülürse, bu saygı duyulacak bir sevgi asla değildir. Hatta çok tehlikeli bir duygudur." ifadelerini kullanmıştır.[93][94]

İbrahim Paşa, elde ettiği güç sayesinde daha da yükselme hırsına kapılmış ve bu başlayan hırsla birlikte kendini padişahtan daha yetkili görmeye başlamıştır. Bu görüşünü, elçilerle yaptığı konuşmalardaki sözleriyle açıkça ortaya koymuştur. Avusturya'yla 1533 yılında yapılan barış görüşmeleri sırasında elçilere devletin kudretinden bahsettikten sonra kendi gücünü şöyle vurgulamıştır:

Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir.[95][3][96]

Yine aynı elçilere, Efendimiz padişah, kendileri ile benim aramda fark kalmamasını istediklerinden biri onda, biri de bende iki adet mühür bulunmasını buyurmuşlardır. Eğer kendileri için giysi ısmarlayacak olsalar, bir eşini de benim için yaptırırlar.[97][98] demiştir. Yine aynı konuşmanın devamında da, ...yanlış düşünceye kapılmamanız için bunları tekrar ediyorum. Ben kesin güce sahibim ve istediğim her şeyi padişahta istiyor demektir. sözlerini kullanmıştır.[99] Elçilerle yaptığı son konuşmasında ise; Hayvanların en korkuncu aslana kuvvet ve alışkanlığın etkisiyle hükmedilir. Bir başkası ona yiyecek vermek için yaklaşamaz. Aslan hükümdar, bakıcıları da danışmanları ve vezirleridir. Bakıcının uysallaştırmak için tuttuğu sopa, hükümdarları güdecek olan gerçek ve adalettir. Ben de efendim olan yüce sultanı, gerçeğin ve adaletin sopasıyla yönetiyorum. demiştir.[100] Elçilerin anlattıklarına göre İbrahim paşa daha sonra kendi gücünü şu sözlerle anlatmıştır: Yaptığım her şey yerine getirilir. İstersem bir at uşağını paşa yaparım. Hoşuma giden herhangi bir kişiye, padişahımın araştırmasına bile gerek kalmadan ülkeler ve krallıklar verebilirim. Benim kabul etmediğim bir şeyi isterse, buyruğu yerine getirilmez. Tersine padişahın kabul etmeyip, benim istediğim şey hemen uygulanır. Barış ve savaş hep benim bileceğim şeylerdir. İmparatorluk hazinesi benim kontrolümdedir. Hükâr benden daha şatafatlı giyinemez. Bütün harcamalarımı padişah karşıladığı için, servetim olduğu gibi durmaktadır. Krallıkları, ülkeleri, hazineleri bana bıraktığı için her istediğimi yapabilirim...[101] Bu sözlerle İbrahim Paşa'nın iktidar hırsının hangi boyutlara ulaştığı anlaşılmaktadır.

İbrahim Paşa'nın en çok konuşulan faaliyetlerinden biri de Mohaç Meydan Muharebesi sonrasında Budin'den İstanbul'a getirerek sarayının önüne diktirdiği mitolojik heykellerdir. Üç güzeller olarak anılan bu heykeller her ne kadar ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından put olarak görülmüş ve hoş karşılanmamıştır. Heykellerin dikilmesinden birkaç yıl sonra dönemin ünlü şairlerinden Figânî'nin yazdığı iki mısralık şiir çok konuşulmuştur.

Dü İbrāhīm āmed be-deyr-i cihān
Yeki büt-şiken ü yeki büt-nişān

Figânî'nin şiirinde[102] İbrahim Paşa, "Cihan tapınağına iki İbrahim geldi. Biri putları kırdı, diğeri putları dikti" sözleriyle put dikmekle suçlanmaktadır. İbrahim Paşa bu duruma oldukça öfkelenmiş ve şairin cezalandırılmasını emretmiştir. Figânî 1532 yılında idam edilmiştir.[95] İbrahim Paşa'nın idam edilmesinin ardından, bu heykeller bir takım kişiler tarafından parçalanmıştır.[103]

Gözden düşmesi ve idamı[değiştir | kaynağı değiştir]

Pargalı İbrahim Paşa'nın tabutunun saraydan çıkarılışını gösteren minyatür

Padişah'ın şehzadelik yıllarından beri yanında bulunan ve onun padişah olmasından sonra imparatorluğun en önemli mevkisine yükselen İbrahim Paşa'nın, ölümü hakkında kesin bir sebep bulunmamaktadır. Ancak onun saltanat hırsına kapıldığı, gücünü ve zenginliğini bu yolda harcadığı, çocukluğundan beri yetişmesinde katkısı olan Şehzade Mustafa'yı desteklemesi sebebiyle, padişahın üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip Hürrem Sultan'ın onu padişahın gözünden düşürmesi, Irakeyn Seferi'nde özellikle Bağdat'ın alınmasından sonra sonra kişilik olarak değiştiği ve sert bir tutum sergilediği, kimsenin sözünü dikkate almadığı ve maddi olarak savurganca harcamalar yaptığı gibi sebeplerin idamında etkisi olduğu düşünülmektedir.[104][105][106][107]

Paşa özellikle Irakeyn Seferi sırasında padişahtan kendisini soğutmaya başlamıştır. Defterdar İskender Çelebi'yi idam ettirmesinin padişahı ondan soğutan nedenlerden birisi olduğu düşünülür[108].

Pek çok tarihçi, yabancı elçilerin İbrahim Paşa’yla görüşmelerine ilişkin hazırladıkları raporlarından yola çıkarak onun iktidar hırsıyla pek çok kararı kendi başına buyruk verdiği savında bulunmaktadır.[109] Ayrıca Makbul İbrahim Paşa'nın Hürrem Sultan'ın oğlu olmayan Şehzade Mustafa'yı desteklemesinden dolayı ölümünde Hürrem Sultan'ın da büyük bir rol oynadığı rivayet edilir.

İbrahim Paşa, Fransızlara verilecek olan kapitülasyonlarla ilgili çalışmalarını yürütürken, 14-15 Mart gecesi iftar için saraya davet edildi. İftardan sonra, geceyi geçirdiği saraydaki odasında dört dilsiz cellat tarafından boğuldu.[105] Sabah cesedi üzerinde şiddetli bir mücadeleden sonra boğulmuş olduğunu gösteren izler bulundu.[105][110][111] Daha önce Makbul olarak anılırken, ölümünden sonra Maktul olarak anıldı.[54] Cesedi siyah bir at ile kendi sarayına taşındı ve daha sonra Galata'daki bir derviş manastırına gömüldü. Gömüldüğü yeri belirten hiç bir işaret yoktu.[105] Ancak bazı kaynaklarda ise cesedinin Galata'da bulunan Canfeda Tekkesi'ne gömüldüğü[112] ve mezarının başına bir erguvan ağacının dikildiği bilgisi yer almaktadır.[113][114] İbrahim Paşa'nın ölümüyle Fransızlara verilecek olan kapitülasyon antlaşması taslak halinde kaldı ve yürürlüğe girmedi.[95][115]

Ölümünden sonra[değiştir | kaynağı değiştir]

Birçok Osmanlı yetkilisi ve tarihçisi İbrahim Paşa'nın ölümünden sonra devletin otoritesinin zayıfladığı kanaatindeydi. İbrahim Paşa'nın ölümünden sonra 1537 senesinde Roma'nın kapısı olan, Korfu Adasını kuşatan Ayas Mehmed Paşa, kaleyi ele geçiremedi. Dönemin Anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, Korfu Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanmasından Ayas Mehmed Paşayı sorumlu tuttular. Sultan Süleyman'nın seferin sonlarına doğru yaptığı Divan-ı Hârp toplantısında şunları dedikleri dikkat çekmiştir[kaynak belirtilmeli]: ''Merhum İbrahim Paşa hazretleri olsaydı böyle olmazdı öyle bir Serdar aramızda olsaydı kalenin fethi çoktan müyessere olmuştu'' demişlerdir. Bunun üzerine I. Süleyman öfkelenerek Anadolu ve Rumeli Kazaskerlerini azletmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Sicil-i Osmani'deki değerlendirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sicil-i Osmani'de şöyle değerlendirilmektedir[116] :

"Akıllı, cömert, cesur ise de kötü hareketlerinden dolayı nefsini tehlikeye attı."

İbrahim Paşa'yı gösteren 1529 yılına ait bir resim.

Kişiliği[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim Paşa, ana dili olan Rumca'nın haricinde, Farsça, Türkçe ve İtalyanca dillerini biliyordu.[56][91] Musikide maharetli olması ve okumayı çok sevmesi sebebiyle sohbetlerde aranan bir kişilikti.[56] Çocukluğundan itibaren müzik konusunda iyi bir eğitim alan İbrahim iyi bir kemancı idi.[5] Sanata düşkün olan İbrahim Paşa aynı zamanda büyük bir edebiyat hamisiydi. Tarih ve coğrafyaya düşkünlüğü ile bilinen İbrahim Paşa, özellikle Roma'ya direnen Hannibal'ın ve Makedonya İmparatorluğu'nu yöneten Büyük İskender'in hikâyelerini okumaktan hoşlanır ve üzerinde inceleme yapardı.[56][91] Avrupa'yı çok yakından takip eden İbrahim Paşa, bilgisini padişaha hissettirmekten de geri kalmazdı. Birçok araştırmacı ve tarihçi İbrahim Paşa'nın büyük bir diplomat olduğu kanaatindedirler.[117]

Venedik elçisi Pietro Bragadino'nun 1526 tarihli raporunda İbrahim Paşa'nın zayıf ve ufak tefek yüzlü olduğunu, sultanın en yakın danışmanı konumunda bulunduğunu belirterek şunları kaydetmektedir:

Dünyadaki diğer büyük beylerin neler yaptığı, onların toprakları, ülkeleri konusunda oldukça meraklı; değerli ilginç eşyalar satın alıyor, bilgili biri, kitapları okuyor, ülkesinin kurallarını çok iyi biliyor. Bu paşadan önceleri herkes çok nefret ediyormuş ama şimdi sultanın onu çok sevdiğini gördüklerinden herkes onunla arkadaş olmaya çalışıyor, sultanın annesi, karısı, diğer iki paşa da dâhil. Hiçbiri, hiçbir konuda kendisine karşı gelmiyor. Bu yüzden istediği her şeyi yapabiliyor. Sultanına çok sadık. Halkın önünde hediye almak hoşuna gidiyor, gizli hiçbir hediyeyi kabul etmiyor.[117]

Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim Paşa Sarayı, Sultanahmet, İstanbul.

13 sene sadrazamlık yapan İbrahim Paşa İstanbul, Mekke, Selanik, Hezergrad (Razgrad) İbrahim Paşa Camii ve Kavala'da Cami, Mescid, Mektep, Medrese Zaviye, Hamam ve Çeşme gibi eserler inşa ettirmiş ve bunlara vakıflar tahsis ettirmiştir. Önemli bir sanat ve özellikle edebiyat hamisidir.

İbrahim Paşa'nın sarayı bugün Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Popüler kültürdeki yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Fransız yazar Louis Gardel Pargalı İbrahim Paşa'nın hayatını ele alan Fransızca L'Aurore des bien-aimés adlı romanı 1997'de yazmış; bu eser Fransa'da Prix France Télévisions adlı bir ödül kazanmıştır. Bu roman Sevenlerin Şafağı ismiyle Türkçeye çevrilip basılmıştır.[118]

Türk yazar Cahit Ülkü Masal Olmayan Masallar adını verip hazırladığı üçleme romanın ilk kitabı Pargalı İbrahim Paşa: Kanuni'nin Düşü, Hürrem'in Kabusu olup ikinci kitap Rüstem Paşa, üçüncü kitap ise Suların Getirdiği Padişah 2. Selim olmaktadır.[119]

İbrahim Paşa, 2003 tarihli Hürrem Sultan dizisinde Serdar Deniz tarafından canlandırıldı. Tims Productions yapımı olan ve temel olarak Osmanlı İmparatorluğu padişahı I. Süleyman'ın hayatı üzerine kurgulanan Muhteşem Yüzyıl adlı Türk tarihî televizyon dizisinde Pargalı İbrahim Paşa, aktör Okan Yalabık tarafından canlandırılmıştır. 82 bölüm sonunda tarihte yer aldığı şekilde, idam edilerek öldürülmüştür.

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Âlî tarihi ile Hadikatü'l-vüzera Frenk olduğunu yazmaktadır. Hadikatü'l-vüzera bunun yanında Rum asıllı olduğunu söylemektedir.[3]
  2. ^ 1532'de elçi Zara'ya, Süleyman'la aynı hafta doğduğunu söylemiştir.[6]
  3. ^ Çeşitli kaynaklarda 1522 ve 1524 olarak da tarihlenmektedir.[22][23]
  4. ^ İbrahim Paşa Sarayı, bugüne gelene kadar çeşitli değişikliklere uğramıştır. Günümüzde ise Sultanahmet Meydanı'nda Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir.[9]
  5. ^ Padişah'ın bu olaydan haberdar olmasından sonra, Kızılcaada'ya bir hassa kayığı ile giderek İbrahim Paşa'yı ziyaret etmesi, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde hiç bir padişahın bir paşa için uygulamadığı bir iltifat olarak kabul edilmektedir.[35][39]
  6. ^ Uzunçarşılı'ya göre, muharebe alanında Osmanlı ordusunun toplam asker mevcudu üç yüz bin ve Macar ordusununki ise yüz elli binden fazlaydı.[69]
  7. ^ Bronz, "tunç" olarakta adlandırılır
  8. ^ Kalender Şah; Kalender Çelebi[75]
  9. ^ Has: Yıllık geliri yüz bin akçeden daha fazla olan tımarlar için kullanılan bir tabir.
  10. ^ Günümüzdeki genel kurmay başkanı
  11. ^ O dönemde rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren padişah fermanı
  12. ^ Davul değneğine benzer, topak başlı atlı değneği

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (2012). Belleten, 114.  Eksik ya da boş |başlık= (yardım)
  2. ^ Necdet Sakaoğlu (2008). Bu mülkün kadın sultanları: Vâlide sultanlar, hâtunlar, hasekiler, kadınefendiler, sultanefendiler. Oğlak Yayıncılık. s. 553. ISBN 978-9-753-29623-6.  (İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Pargalı Padişah Damadı değildi, Belleten, Cilt 29, Sayı 114, Sayfa 355-361).
  3. ^ a b c d e f g h Uzunçarşılı 1998, s. 355.
  4. ^ Turan 2009, ss. 5-6
  5. ^ a b c d e Hammer 2014, s. 551.
  6. ^ a b c d Jenkins 1911, s. 18.
  7. ^ a b c Jenkins-tr 2015, s. 9.
  8. ^ a b c LaMartineHammer 2011, s. 25.
  9. ^ a b c d Finkel 2017, s. 110.
  10. ^ Feridun Emecen, TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 21, sayfa: 333
  11. ^ Turan 2009, s. 6.
  12. ^ a b LaMartineHammer 2011, s. 26.
  13. ^ Turan 2009, ss. 7-8.
  14. ^ a b c d Jenkins 1911, s. 19.
  15. ^ a b Jenkins-tr 2015, s. 10.
  16. ^ a b Jenkins 1911, s. 20.
  17. ^ a b c d Jenkins-tr 2015, s. 11.
  18. ^ Hammer 2014, s. 552.
  19. ^ a b Uslubaş, Tolga (Aralık 2013). Geçmişten Günümüze Osmanlı. Venedik Yayınları. s. 306. ISBN 978-605-4766-09-3. 
  20. ^ a b c LaMartineHammer 2011, s. 27.
  21. ^ LaMartineHammer 2011, s. 26-27.
  22. ^ Jenkins 1911, s. 34.
  23. ^ E.J. Brill's first encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Volume 2 By Martijn Theodoor Houtsma'a göre 27 Haziran 1524
  24. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 88.
  25. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 89.
  26. ^ a b Uzunçarşılı 1998, s. 318.
  27. ^ a b Jenkins 1911, s. 36.
  28. ^ Celâlzâde 2011, s. 87.
  29. ^ Celâlzâde 2011, s. 87-88.
  30. ^ Solakzade 1989, s. 127.
  31. ^ a b c Celâlzâde 2011, s. 90.
  32. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 319.
  33. ^ Jenkins 1911, s. 43.
  34. ^ a b LaMartineHammer 2011, s. 29.
  35. ^ a b c d Uzunçarşılı 1998, s. 320.
  36. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 93.
  37. ^ LaMartineHammer 2011, s. 30.
  38. ^ a b c Uzunçarşılı 1998, s. 356.
  39. ^ a b LaMartineHammer 2011, s. 31.
  40. ^ a b c Celâlzâde 2011, s. 99.
  41. ^ a b Hammer 2014, s. 556.
  42. ^ a b Solakzade 1989, s. 133.
  43. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 100.
  44. ^ a b c d e f g h Hammer 2014, s. 558.
  45. ^ a b Jenkins 1911, s. 45.
  46. ^ a b Jenkins 1911, s. 46.
  47. ^ Celâlzâde 2011, s. 105.
  48. ^ Celâlzâde 2011, s. 558.
  49. ^ Hammer 2014, s. 560.
  50. ^ Hammer 2014, s. 560-561.
  51. ^ a b c d Hammer 2014, s. 561.
  52. ^ Jenkins 1911, s. 47.
  53. ^ a b c LaMartineHammer 2011, s. 32.
  54. ^ a b c Finkel 2017, s. 120.
  55. ^ LaMartineHammer 2011, s. 33.
  56. ^ a b c d e Hammer 2014, s. 566.
  57. ^ a b c Finkel 2017, s. 111.
  58. ^ Celâlzâde 2011, s. 109.
  59. ^ a b c Hammer 2014, s. 567.
  60. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 111.
  61. ^ Celâlzâde 2011, s. 112.
  62. ^ Jorga 2017, s. 365.
  63. ^ Jorga 2017, s. 366.
  64. ^ Hammer 2014, s. 568.
  65. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 121.
  66. ^ Celâlzâde 2011, s. 120.
  67. ^ a b Hammer 2014, s. 571.
  68. ^ Jorga 2017, s. 369.
  69. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 326.
  70. ^ Solakzade 1989, s. 145.
  71. ^ a b Solakzade 1989, s. 146-147.
  72. ^ a b c d Hammer 2014, s. 572.
  73. ^ Jorga 2017, s. 370.
  74. ^ Hammer 2014, s. 573.
  75. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 346.
  76. ^ Hammer 2014, s. 574.
  77. ^ a b c d e Hammer 2014, s. 575.
  78. ^ a b c d Uzunçarşılı 1998, s. 347.
  79. ^ Hammer 2014, s. 576.
  80. ^ a b Hammer 2014, s. 583.
  81. ^ a b Celâlzâde 2011, s. 145.
  82. ^ a b c d e f Celâlzâde 2011, s. 146.
  83. ^ a b c Hammer 2014, s. 584.
  84. ^ Hammer 2014, s. 583-584.
  85. ^ a b Uzunçarşılı 1998, s. 328.
  86. ^ a b c Uzunçarşılı 1998, s. 329.
  87. ^ Jenkins 1911, s. 65.
  88. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 330.
  89. ^ Finkel 2017, s. 115.
  90. ^ Jenkins 1911, s. 33.
  91. ^ a b c d e f g Jenkins 1911, s. 22.
  92. ^ Jenkins 1911, s. 23.
  93. ^ Afyoncu 2012, s. 111.
  94. ^ Jenkins 1911, s. 51.
  95. ^ a b c Afyoncu, Erhan (2011). Muhteşem Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan). Yeditepe Yayınevi. ISBN 978-605-4052-55-4. 
  96. ^ LaMartineHammer 2011, s. 60-61.
  97. ^ Jenkins 1911, s. 42.
  98. ^ LaMartineHammer 2011, s. 61.
  99. ^ LaMartineHammer 2011, s. 61-62.
  100. ^ LaMartineHammer 2011, s. 62.
  101. ^ LaMartineHammer 2011, s. 63.
  102. ^ Güven Kaya, Figânî’nin Ölümü ve Taşlıcalı Yahya Bey’in Bir Şiiri, Atatürk Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı 34, Erzurum, 2007
  103. ^ Finkel 2017, s. 120-121.
  104. ^ "İbrahim Paşa, Makbul". İslamansiklopedisi.org.tr. 23 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  105. ^ a b c d Jenkins 1911, s. 109.
  106. ^ Jenkins 1911, s. 615.
  107. ^ Jenkins 1911, s. 358.
  108. ^ Ali Yıldırım, 16. Yüzyılda Büyük Bir Devlet Adamı ve Edebiyat Hamisi Defterdar İskender Çelebi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 10, Sayı 1, Elazığ, 2000
  109. ^ Makbul ve Maktul Pargalı Damat İbrahim Paşa, İbrahim Akkurt-istanbultarih.com
  110. ^ Hammer 2014, s. 615.
  111. ^ Domenico Trevisano, Alberi, III, vol. i, s. 115.
  112. ^ Uzunçarşılı 1998, s. 358.
  113. ^ Solakzade 1989, s. 191.
  114. ^ Hammer 2014, s. 615-616.
  115. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; Jenkins isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)
  116. ^ Sicill-i Osmani
  117. ^ a b Afyoncu 2012, s. 52-53.
  118. ^ Gardel, Louis (Çev. Ümit Moran Altan), Sevenlerin Şafağı, İstanbul:Can Yayınları, ISBN 975-510-825-4
  119. ^ Ülkü, Cahit (2011). Pargalı İbrahim Paşa - Kanuni'nin Düşü, Hürrem'in Kabusu (7. bas.). İstanbul: İnkılap Kitabevi. ISBN 978-975-10-1698-0. 

Bibliyografi[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Jenkins Hester Donaldson. Ibrahim Pasha: Grand Vizir of Suleiman the Magnificient. — University of Toronto Libraries, 1911. — ISBN 978-1-152-32717-7.(İngilizce)
  • Jenkins Hester Donaldson. Pargalı İbrahim Paşa. — 2. — Yeditepe Yayınevi, 2015. — ISBN 978-6054-052-60-8.(Türkçe)
  • Hammer Joseph Von. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi. — İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2014. — Т. 1. — С. 551-616. — ISBN 978-9944-978-32-3.
  • Finkel Caroline. Rüyadan İmparatorluğa Osmanlı : Osmanlı İmparatorluğu'nun Öyküsü 1300-1923. — 7. — Timaş Yayınları, 2017. — ISBN 978-9752-635-10-4.
  • Uzunçarşılı İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi: İstanbul'un Fethinden Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümüne Kadar. — 7. — Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1998. — Т. 2. — ISBN 978-975-1600-12-7.
  • LaMartine Alphonse De, Hammer Joseph Von. Kanuni Çağının Ruhu, İki Cepheden Bir Devir, Bir Padişah. — 1. — 2011. — ISBN 978-605-4322-54-1.
  • Çelebi Celâlzâde Mustafa. Kanunî'nin Tarihçisinden Muhteşem Çağ: Kanunî Sultan Süleyman: Tabakâtü-l Memâlik ve Derecâtü'l-Mesâlik. — 1. — 2011. — ISBN 978-9944-300-59-9.
  • Turan Ebru. The Marriage of Ibrahim Pasha (ca. 1495—1536). — Turcica. — 2009. — Vol. 41. — С. 3-36.(İngilizce)
  • Solakzade Mehmed Hemdemî. Solak-Zâde Tarihi. — Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1989. — Т. 2. — ISBN 9751705118.
  • Nicolae Jorga. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 1451-1538 c. 2. — Yeditepe Yayınları, 2017. — Т. 2. — ISBN 978-605-2070-23-9.
  • Afyoncu Erhan. Kanuni Ve Pargalı İbrahim Paşa: Venedik Elçilerinin Raporlarına Göre. — Yeditepe Yayınevi, 2012. — ISBN 978-6054-052-87-5.
  • Ortaylı, İlber (2006 Son bas.:2016) Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, İstanbul: Timaş Yayınları 9789752633711 ,say.151
  • Danişmend, İsmail Hâmi (1971 Son Bas.:2011), İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. Cilt:2. İstanbul:Türkiye Yayınevi, ISBN 9944397641
  • Emecen, Feridun, "İbrahim Paşa (Makbul)", (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 s.237-238 ISBN 975-08-0072-9
  • Gökbilgin, Tayyib "İbrâhîm Paşa, Pargalı, Frenk, Makbûl, Maktûl" Kaynak: İslâm Ansiklopedisi. , 1949. say.908-915
  • Lâtîfî (haz. Ahmet Sevgi) (1986) Latifi'nin İki Risalesi (Enisü'l - Fusaha ve Evsaf-ı İbrahim Paşa). Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları.
  • Ülkü, Cahit (2001) Pargalı İbrahim Paşa, İstanbul: İnkolap Kitabevi, ISBN 9751016983
  • E.J. Brill's first encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Volume 2 By Martijn Theodoor Houtsma
  • Bahadıroğlu, Yavuz (). Resimli Osmanlı Tarihi, İstanbul:

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Siyasi görevi
Önce gelen:
Pîrî Mehmed Paşa
Osmanlı Sadrazamı
27 Haziran 1523 - 14 Mart 1536
Sonra gelen:
Ayas Mehmed Paşa