Almanya-Türkiye ilişkileri

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Almanya–Türkiye ilişkileri
Haritada gösterilen yerlerde Germany ve Turkey

Almanya

Türkiye
Diplomatik Misyon
Almanya'nın Ankara Büyükelçiliği Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği
Temsilcilik
Büyükelçi Martin Erdmann Büyükelçi Ali Kemal Aydın

Almanya-Türkiye ilişkileri, Türkiye'nin Almanya Federal Cumhuriyeti'yle süregelen uluslararası politikalarını içerir. Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler üst düzey ziyaretler aracılığıyla yoğun olarak gerçekleşmektedir.[1]

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Dünya Savaşı[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı İmparatorluğu dönemin Alman İmparatorluğu'nun ısrarları ve kaybedilen toprakların kazanılması ümidiyle I. Dünya Savaşı'na Almanya ve müttefikleri İttifak Devletleri yanında girdi. Ancak savaş sonunda İtilaf Devletleri üstün gelince Osmanlı İmpratorluğu ağır yaptırımları olan, İtilaf Devletleri ile Mondros Mütarekesi'ni imzaladı.

Cumhuriyet sonrası dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye ile Almanya arasında 1924 yılında Dostluk, 1929 yılında Konsolosluk, 1930'da ise ticaret anlaşması imzalanmıştır.[2] II. Dünya Savaşı'nın yaklaştığı dönemde Almanya'dan kaçan Yahudiler, Türkiye'ye davet edilerek ülkeye alındı. II. Dünya Savaşı esnasında Türkiye ile Almanya arasında yoğun bir ticari ilişki yaşandı; bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ihracatın zirveye çıktığı dönem oldu. 1960'larda Almanya ile Türkiye arasında imzalanan İşgücü Anlaşması'yla, çok sayıda Türk, çalışmak amacıyla Almanya'ya yerleşmiştir. Almanya'da 3 milyonunun üzerinde Türk vatandaşı yaşarken Türkiye'de yaşayan Alman vatandaşı rakamı ise 15 bindir.[3] Türkiye'ye yılda 5 milyon Alman turist gelirken bu turistler Türkiye ekonomisi için önemli sayılmaktadır.[3] 2016 yılı itibarıyla Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 36.8 milyar eurodur.[4]

Nazi Almanyası ile ilişkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye ve Nazi Almanyası arasında Türk-Alman Dostluk Paktı imzalanırken, 18 Haziran 1941

II. Dünya Savaşı yıllarında, Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler, dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye 1 Mart 1941 tarihinde mektup yazmıştır. Hitler mektubunda "Savaşın sona ermesinden sonra Avrupa'nın yaralarını sarma yolunda başlayacak ekonomik gelişme, Almanya’yı ve Türkiye’yi zaruri olarak, tekrar yakın münasebetler içine sokacaktır" ifadelerini kullanmış ve iki ülke arasındaki ilişkilerin iyi yönde artmasını talep etmiştir.[5]

Savaş devam ettiği dönemde Nazi Almanyası büyükelçisi Franz von Papen aracılığıyla diplomatik ilişkiler geliştiren Türkiye, Nazi Almanyası ile 18 Haziran 1941'de Türk-Alman Dostluk Paktı'nı imzaladı[6][7] ve Nazilere 90.000 ton krom madeninin satımı başladı. Bunun karşılığında ise Türkiye'nin silah ve araç ihtiyacı Naziler tarafından karşılanacaktı.[8] İmzalanan antlaşmadan dört gün sonra Barbarossa Harekâtı başladı. Bu harekâtın ardından Nazi Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, büyükelçi aracılığıyla Nazi kuvvetlerinin Türkiye üzerinden Kafkaslara ve Irak'a sevkiyatı için Türkiye'ye baskı yapmaya başladı, bu isteğin yerine getirilmesi halinde Türkiye'ye Balkanlarda bazı toprakların ve Ege'de bir adanın teslim edileceği taahhüt edildi.[9] Ancak Türkiye temkinli davranarak açıkça savaşa girmekten kaçındı.

Nazi Almanyası'nın Haziran 1941'de Barbarossa Harekâtı kapsamında Sovyetler Birliği'ne saldırmasından sonra, Türkiye bu savaşa dair tarafsızlığını ilan etmiştir. Sovyet kaynakları bu tarafsızlığın daha çok Hitler Almanyası'na yaradığını belirtmiş ve bu zaman zarfında dönemin Türkiye gazetelerinin, Nazilerin kısa zamanda zaferi kazanacağını yazdığını ifade etmiştir. Bununla birlikte Nazilerin saldırısından 5 gün sonra Sovyetler, Adolf Hitler'in "SSCB'nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerindeki talepleri ve SSCB'nin Bulgaristan'ı işgal etme niyeti" konulu deklarasyonuna manşetlerine taşıyan Türkiye gazetelerinin iddialarını da yalanlayıcı açıklama yapmıştır.Ardından 10 Ağustos 1941 tarihli notasıyla Sovyet Dışişleri Halk Komiserliği, SSCB'nin Türkiye'ye karşı hiçbir toprak talebi olmadığını ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin hükümlerini sıkı sıkıya izlemeye hazır olduğunu belirtmiştir.[10]

Dönemin Türkiye Berlin Büyükelçisi Numan Menemencioğlu'nun Berlin'de yaptığı konuşmada "Türkiye gerek önceden, gerekse şimdi Bolşevik Rusya'nın mümkün olduğu kadar tam bir yenilgiye uğratılmasından kesinlikle kazançlı çıkacaktır." ifadelerini kullandığı belirtilmiştir.[10] Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu da "Bir Türk olarak 'Rusya'nın ortadan kaldırılmasını hararetle istediğini" ifade etmiştir.[10]

Türkiye hükûmeti 1941 yılında Anti-Komintern Paktı'na gözlemci olarak katılmış ve Türk-Alman Dostluk Paktı kapsamında Nazi Almanyası ile dostluk ilişkilerini geliştirmiştir.[11]

1942 yılında Sovyet-Alman Cephesindeki durum özellikle Kızıl Ordu için elverişsizken Türkiye Hükûmeti SSCB sınırına 25'ten fazla tümen yığmıştır. Bu nedenle Sovyet Komutanlığı Büyük Vatanseverlik Savaşı'nın en çetin döneminde çok sayıdaki silahlı kuvvetini SSCB-Türkiye sınırında, Kafkasya'da tutmak zorunda kalmıştır.[10]

Sovyet kaynaklarına göre; Friedrich Paulus komutasındaki 33 Alman tümeninin Stalingrad Muharebesi kapsamında Volga'da bozguna uğratılması, Türkiye'de de yankı bulmuş, dönemin yöneticileri kendi prestijlerini kurtarmak için yaşlı Mareşal Fevzi Çakmak'ı suçlamışlardır.[10] Daha sonra 1946 Temmuzunda Paris gazetesi L'Ordre bu konuda şunları yazmıştır:[10]

"1942 yılında Müttefikler Rusların Stalingrad'ta tutunamamaları halinde Türkiye'nin Ruslara saldırmak niyetinde olduğunu biliyorlardı. Ama Paulus silahını bıraktığı zaman İsmet İnönü, bir 'şamar oğlanı' buldu. Fevzi Çakmak bu girişimi hükumete danışmadan yapmakla suçlandı. 70 yaşını doldurduğu için emekliye sevk edildi."

Adolf Hitler tarafından savaş gözlemcisi olarak davet edilen Cemil Cahit Toydemir liderliğindeki Türkiye askeri heyeti- 26 Haziran 1943 ve 7 Temmuz 1943 tarihleri arasında Hitler'in Doğu Prusya'daki karargahı Wolfsschanze'yi ziyaret etmiştir. Ziyarete Walter Schellenberg de eşlik etmiştir.

Müttefik Devletler'in savaştaki üstünlüğü Türk-Nazi ilişkilerini de etkiledi ve 20 Nisan 1944'te Nazilere yapılan krom sevkiyatı durduruldu.[12] Nazilerin buna tepkisi büyükelçi aracılığıyla nota vermek oldu.[13] Ağustos 1944'te Bulgaristan Krallığı, savaştan çekildi ve ülkeye Kızıl Ordu birlikleri girdi. Bu gelişmelere paralel olarak Türkiye, Nazi Almanyası ve onun müttefiki Japon İmparatorluğu ile bütün ilişkilerini kestiğini duyurdu.[14]

Krizler[değiştir | kaynağı değiştir]

Göçmen Krizi[değiştir | kaynağı değiştir]

Suriye İç Savaşı sonrası başlayan 2015 yılından sonra ise büyüyen iç savaşa paralellik göstere Suriye İç Savaşı'nda mülteciler sorununa çözüm arayışları sürmektedir. Almanya ve üyesi bulunduğu Avrupa Birliği ile Türkiye arasında diplomatik görüşmeler yapılmaktadır. Merkel 2016 yılında da göçmen krizi için defalarca Türkiye'ye gelmiştir. 23 Nisan 2016 tarihinde yaptığı ziyarette ise Gaziantep'te bulunan sığınmacı kamplarını ziyaret etmiştir. Sığınmacılar konusu ile Avrupa'ya yasa dışı göçlerin durdurulması için Türkiye ile AB arasındaki sığınmacı protokolünün imzalanmasında Angela Merkel'in Türkiye ziyaretleri etkin rol oynamıştır.[15]

Ermeni Kırımı'nın soykırım olarak tanınması[değiştir | kaynağı değiştir]

Almanya Parlementosu'nda Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir'in sunduğu[16] "Ermeni olaylarının Soykırım olarak Tanınması" adıyla yapılan, 2 Şubat 2016 tarihli oylamada Ermeni Kırımı soykırım olarak tanınmıştır.[17] Karar Türkiye Hükûmeti ve Dışişleri Bakanlığı tepki göstermiş, akabinde Türkiye'nin Almanya büyük elçisi geri çağrılmıştır.

15 Temmuz Darbe Girişimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye'de 15 Temmuz 2016 akşamı gerçekleştirilen başarısız darbe girişiminden sonra, Almanya'ya sığınma talebinde bulunan Gülen Harekatı üyelerinin kabul edilmesi ve Türkiye'ye geri iade edilmemesi ile ilişkiler gerilmiştir.Bu gerginlik günümüzde hala devam etmektedir.

Diplomatik Miting Kriz[değiştir | kaynağı değiştir]

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın 16 Nisan tarihinde yapılacak 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu ve diplomatik temaslar için için gittiği Almanya'da bulunan Almanya vatandaşı Türklerle olan mitingini Stuttgart yakınlarındaki Gaggenau Belediyesi mitingi yasaklamış,[18] bunun üzerine Bozdağ, Almanya Adalet Bakanı ile görüşmesini iptal etmiştir.[19] Türkiye Dışişleri Bakanlığı Almanya'nın Türkiye büyük elçisini dışişleri bakanlığına çağırmış, Türkiye tarafından duyulan rahatsızlık iletilmiş ve Almanya Hükümeti'ne diplomatik nota vermiştir. Ancak ilerleyen saatlerde Alman Anamuhalefet Sol Parti (SPD), Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın konuşma yapmasının yasaklanmasını talep etti.[20]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ [1] 14 Şubat 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Türkiye-Almanya Federal Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri / Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı.
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 1 Aralık 2017 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2016. 
  3. ^ a b "Arşivlenmiş kopya". 14 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ocak 2012. 
  4. ^ "Arşivlenmiş kopya". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Mart 2016. 
  5. ^ Altan Öymen, Hitler ile İnönü'nün 1941 Mart'ındaki mektuplaşması 1 Mart 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Radikal, 8 Mayıs 2010, Erişim tarihi: 12 Eylül. 2016.
  6. ^ Özçelik, M. İkinci Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikası 10 Ocak 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sayı 19, s. 259, Erişim tarihi: 12 Eylül 2016.
  7. ^ Çelik, A. İkinci Dünya Savaşı Sürecinde (1939-1945) Muhalif Basın 1 Mart 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, s. 55, Erişim tarihi: 12 Eylül 2016.
  8. ^ Uğur Mumcu, Kırkların Cadı Kazanı, 1994, s. 43. ISBN 975-478-059-5
  9. ^ Mumcu, s. 51-52.
  10. ^ a b c d e f SSCB Bilimler Akademisi - Asya Halkları Enstitüsü, Ekim Devrimi Sonrası Türkiye Tarihi, İkinci Dünya Savaşı Döneminde Türk-Sovyet İlişkileri, Bilim Yayınları, Cilt-I, s. 280-283,
  11. ^ Weinberg, Gerhard (1970). The Foreign Policy of Hitler's Germany Diplomatic Revolution in Europe 1933–36. Chicago: University of Chicago Press. s. 342–346. ISBN 0226885097.
  12. ^ Çelik, s. 84.
  13. ^ Çelik, s. 85.
  14. ^ Çelik, s. 86.
  15. ^ Davutoğlu ve Merkel Suriyeli sığınmacılarla buluşacak 24 Nisan 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., TRT Haber, Erişim tarihi: 23 Nisan 2016
  16. ^ "1915 Olayları'nı 'Ermeni Soykırımı' olarak niteleyen tasarı Alman Parlamentosu'ndan geçti". Sözcü. 2 Haziran 2016. 3 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2016. 
  17. ^ "Alman Meclisi'nden "Ermeni soykırımı" iddialarına onay". NTV.com.tr. 2 Haziran 2016. 10 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2016. 
  18. ^ "Almanya ile Türkiye arasında diplomatik kriz". İndigo Dergisi. 2 Mart 2017. 8 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Mart 2017. 
  19. ^ "Bekir Bozdağ: Bende Almanya Adalet Bakanı ile Görüşmeyi İptal Ettim". Habertürk. 2 Mart 2017. 8 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Mart 2017. 
  20. ^ "Almanya'dan haddi aşan küstahlık". Haber 7. 2 Mart 2017. 12 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Mart 2017.