Türkiye'de sansür

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Türkiye'de sansür, hükûmetin siyasi ve toplumsal gerekçelerle geleneksel medya, internet ve sosyal medya üzerinde uygulanan yasaklar ve sansür uygulamalarını işaret eden ifade. Günümüzde sansür genellikle Türklüğe hakaret sayılan kanun maddesi ve siyasi aşırılığı ifade eden yazılı veya sözlü beyanları sınırlayan yasalardan kaynaklanmaktadır.[1]

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazetecilerin 2015 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 146. sırada yer almakta[2] ve gazeteciler özelinde "dünyanın en büyük cezaevi" olarak anılmaktadır.[3][4] Sınır Tanımayan Gazeteciler bu ithamın nedenini baskıcı kanunlar, geniş ve muğlak yasal düzenlemeler ve paranoyak yargı olarak açıklamakta ve çözüm olarak terörle mücadele yasasının ve diğer kanun maddelerinin tamamen gözden geçirilmesini önermektedir.[5]

İlgili yasalar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye'de ifade özgürlüğü, devlet tarafından anayasal kısıtlamalar ve çeşitli kanunlar aracılığıyla sınırlanmaktadır.[6]

Basılı yayım sansürü[değiştir | kaynağı değiştir]

Erken dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

1821 yılındaki Yunan İsyanı'nı destekleyen Avrupa gazetelerinin kamuoyunu yönlendirme gücü ve aynı dönemde İzmir'de Fransızca yayımlanan isyan karşıtı, Osmanlı taraftarı gazetelerin gösterdiği faydalarla Osmanlı yönetimi basının önemini 1820'lerde idrak etmeye başlamıştır.[7] Bu yıllardaki gelişmeler sonucunda devletin kendi görüşlerini halka aktaracak bir gazete yayımlama fikri oluşturmuş ve ilk Türk gazetesi Takvim-i Vekayi 1 Kasım 1831'de II. Mahmud'un fermanıyla yayımlanmaya başlamıştır.[7] Dış dünyadan haberler, hükûmet açıklamaları ve ticari duyurulardan oluşan bu ilk gazeteyi 1840 yılında İngiliz William Churchill'in Türkçe olarak çıkardığı Ceride-i Havadis izlemiştir.[7] Bir yabancının çıkardığı gazetenin yabancı ülkelerin gözünde daha etkili olacağı düşüncesiyle devlet tarafından finanse edilen bu gazete yarı resmî nitelik taşımakta ve Osmanlı yönetimine paralel bir yayın yapmaktaydı.[7]

İlk basın yasağı henüz muhalif bir yayımın olmadığı 1857 yılında çıkarılan Matbuat Nizamnâmesi ile getirilmiştir.[7] Bu kanun izinsiz matbaa açanlara, Osmanlı tebaası aleyhinde yayım yapanlara hapis, para ve matbaa kapama cezası öngörmekteydi.[7]

21 Ekim 1860 tarihinde ilk özel sermayeli Türkçe gazete Tercüman-ı Ahvâl Agah Efendi tarafından çıkarılmaya başlanmıştır.[7] Bu tarihten itibaren devletin resmî görüşlerinin dışında bir kamuoyu oluşmaya başlamış ve Abdülaziz basına karşı önlem almaya itmiştir.[7] Devletin kötü gidişinden bahseden ve imparatorluk yöneticilerini eleştiren yazıların yer aldığı Tercüman-ı Ahvâl, bu önem alma girişimiyle 1861'in Mayıs ayında iki hafta süreyle kapatılmıştır.[8] 27 Haziran 1862 tarihinde ise Tasvir-i Efkâr yayım hayatına başlamıştır.[7] Gazete parlamenter sistemi savunmakta, padişahın tahta çıkış ve doğum günlerinde övgü mesajları yayımlamayı reddetmekteydi.[7]

Muhalif gazeteleri takiben 1864 yılında yeni bir Matbuat Nizamnâmesi yayımlanarak hükûmetten izin almadan gazete çıkarmak, resmî yazıları yayımlamamak, iç güvenliği bozmaya yönelik kışkırtıcı yayımlarda bulunmak, genel adap ve ahlaka yayım yapmak, padişaha saldırı sayılabilecek yazılar yazmak, dost devlet liderlerine dokunan söz ve deyimler kullanmak, devlet memurları ve yabancı diplomatları kötülemek gibi suçlar yasaklanmıştır.[7] 1867'de çıkarılan Âli Kararnâme ile birlikte de muğlak ifadelerden oluşan yeni yasaklar nizamnâmeye eklenmiştir.[7] Yeni tanımlanan bu suçlara dayanarak çok sayıda gazete kapatılmış, birçok gazeteci ise meslekten men edinmiştir.[7] 11 Mayıs 1876 tarihli bir karaname ile ise sansür ilk kez resmîleşmiş ve gazetelerin matbaada basılmadan evvel denetlenmesi usûlü getirilmiştir.[7]

Abdülaziz'in tahttan indirildiği 30 Mayıs 1876 tarihinden itibaren basına uygulanan yasak ve sansürler hafiflemiş ancak 93 Harbi'nin başladığı 23 Nisan 1877 tarihinden itibaren başlayan II. Abdülhamid'in istibdat dönemiyle basına yapılan takibat daha da kuvvetlenmiştir.[7] Eylül 1877'de çıkarılan sıkıyönetim kararnamesine dayanılarak birçok gazeteci sürgün edilmiş, ilk kez sansür kurulu oluşturulmuştur.[7] Politik yayımların ağır sansüre maruz kaldığı bu dönemde gazeteler ağırlıklı olarak teknik, bilimsel ve edebi konular içermekteydi.[7] Bu sert denetleme ortamında devletin kendi gazetesi olan Takvim-i Vekayi dahi 1879 yılında bir dizgi yanlışı nedeniyle kapatılmış, 1891'de yeniden çıkmaya başlasa da 1892'de aynı sebeple tekrar kapatılmıştır.[8]

İttihat ve Terakki dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

24 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte basın üzerindeki sansür de kaldırılmıştır.[9] Ancak 29 Temmuz 1909 tarihinde alınan Meclis-i Mebusan kararıyla Ebüzziya Tevfik Bey'in "aşırı özgürlükçü" olarak yorumladığı yeni bir basın kanunu çıkarılmıştır.[9] İttihat ve Terakki iktidarı bu kanun yoluyla bir takibat yapmamış olmasına rağmen öldürülen ilk gazeteciler olan Hasan Fehmi Bey, Ahmet Samim Bey ve Zeki Bey İttihat ve Terakki karşıtı yazıları nedeniyle öldürülmüşlerdir.[9]

1912 yılınan yaz aylarında İttihat ve Terakki'nin iktidardan düşmesini takiben cemiyetin gazetesi Tanin birçok kez kapatılmıştır.[9] Bâb-ı Âli Baskını ile yeniden iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki'nin üyesi Mahmud Şevket Paşa'nın 11 Haziran 1913'te öldürülmesiyle basın üzerindeki kapsamlı yasaklar ve sansürler dönemi yeniden başlamış; birçok gazeteci sürgün edilmiş, hapse atılmış ve meslekten men edilmiştir.[9] I. Dünya Savaşı sırasında sansürün dozu oldukça artmış, İttihat ve Terakki'nin İstanbul Milletvekili Hüseyin Cahit Bey'in gazetesinin dahi kapatıldığı bir dönemden geçilmiştir.[9]

Kurtuluş Savaşı dönemi ve cumhuriyetin ilk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

Takrir-i Sükûn dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Cumhuriyetin ilk iki yılında özgür bir basın ortamı oluşmuşsa da Şeyh Said İsyanı'nın çıkmasıyla çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisini devreden çıkararak bakanlar kurulunun yaptırım gücü elde etmesini sağlamıştır.[10] Kanunun çıkmasıyla bütün muhalif gazeteler kapatılarak Velid Ebüzziya, Ahmet Emin, Eşref Edip, Suphi Nuri, Fevzi Lütfi, İsmail Müştak gibi dönemin önde gelen gazetecileri İstiklâl Mahkemelerinde yargılanmışlardır.[10] Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'e çektikleri özür ve af telgrafları sonucunda beraat eden gazetecilerden Ahmet Emin ancak 1936'da Atatürk'ten aldığı özel izin ile mesleğe dönebilmiştir.[10] Aynı dönemde hükûmeti desteklemelerine ve Şeyh Said İsyanı'nın İngiltere teşvikiyle çıkarıldığını yönünde yayımlar yapmalarına rağmen Türkiye Komünist Partisinin yayımları da yasaklanmış, komünist gazeteciler çeşitli hapis cezalarına çarptırılmışlardır.[10]

Millî matbuat dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

1931 yılında ilk basın kanunu "memleketin genel siyasetine dokunacak yayım yapan" gazetelerin kapatılması yetkisini içeren cumhuriyet döneminin ilk basın kanunu çıkarılmış, 1938 yılında eklenen maddelerle yeni yayım çıkarmak isteyenlere yüksek meblağlar içeren teminat mektubu getirme şartı getirilerek "kötü ünlü kişilerin" gazetecilik yapması yasaklanmıştır.[11] Hükûmet, II. Dünya Savaşı döneminde gazetelerin Mihver Devletleri ve Müttefik Devletler ekseninde taraflı yayım yapmasına bir yaptırımda bulunmamasına karşılık cephe haberlerinde yalnızca Anadolu Ajansından gelen bilgilerin yer verilmesine verilmesine izin verilmekteydi.[11] İç politika ve ekonomik koşullar ile ilgili haberler ise tamamen hükûmet kontrolündeydi.[11] Savaş döneminde sebep belirtilmeksizin birçok gazete kapatılmıştır.[11] Gazetelerinin kapatılmasını ve zarar etmeyi istemeyen gazeteler bir sansür kanunu çıkarılmasını talep etmiş, böylece basımdan önce sansürden geçen gazetelerin kapatılma gibi bir durumla karşı karşıya gelmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.[11] Ancak basını hali hazırda tam teşekküllü bir şekilde denetleyen hükûmet sansürcü durumuna düşmemek adına bu yönteme uzak durmuştur.[11]

1930-1946 arası dönemde oldukça kıt bir içerik sunan ve kağıt yokluğu nedeniyle de sayfa sayısı azalan gazetelerin tirajı oldukça düşmüş ve halk devlet radyosuna yönelmiştir.[11]

Demokrat Parti dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

1946 Türkiye genel seçimleri ile 1950 Türkiye genel seçimleri arasındaki dört yıllık dönem basının Demokrat Parti yanlısı bir yayım politikası izlediği bir dönem olmuştur. 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti'nin ilk işlerinden biri basının üzerindeki baskıyı hafifleyen yeni bir kanun çıkarmak olmuştur.[12] Ayrıca Başbakan Adnan Menderes her ay basının önde gelenlerini ağırlayıp sıkıntılarını dinlemekteydi.[12] Selim Ragıp Emeç'in "basının altın çağı" olarak yorumladığı bu dönemde Sedat Simavi'nin Hürriyet'i çıkarması ile basında bir dönüşüm gerçekleşmeye de başlamıştı. Gazeteler hükûmetin mesajlarını halka iletme işlevinden halkın isteklerini hükûmete iletme aracı haline gelmiştir.[12] Ayrıca yeni iktidar döneminde karayolu ağının genişlemesinin bir sonucu olarak gazeteler çok daha kolay şekilde dağıtılır hale gelerek tirajları 500 binden 800 binlere çıkmıştır.[12]

Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında basına tanınan özgürlük ileriki yıllarda hayatın pahalılaşması, iktidarın karıştığı yolsuzluklar, karaborsacılık ve vurgunculuk faaliyetlerinin gazetelerde haber olmaya başlamasıyla 9 Mart 1954'te çıkan yeni yasaya dayanılarak yerini tekrar baskıya bırakmıştır.[12] Çok sayıda gazeteci takibata uğrayarak ceza almış, meslekten men edilmişlerdir.[12] Gazetelerin en önemli gelir kaynağı olan resmî ilanlar muhalif gazeteler göz ardı edilerek verilmekte, gazetelerin basıldığı kağıtların temininde de zorluk çıkarılmaktaydı.[12] 1957 Türkiye genel seçimlerinden oy kaybıyla çıkan Demokrat Parti daha saldırgan bir tutum takınmış, politik konulardan uzaklaşan gazeteler II. Abdülhamid dönemi gazeteleri gibi farklı konulara eğilmiş ve magazin, spor, adliye haberlerine ağırlık vermeye başlamışlardır.[12]

1954-1960 arası dönemde basına 2.300'ü aşkın dava açılmış, 867 hak mahrumiyeti kararı çıkmıştır.[12] 1960 yılında basın ve iktidar arasındaki kutuplaşma oldukça keskinleşmiş, kimi gazeteler Adnan Menderes haberlerine gazetelerinde çok az yer ayırma kararı almışlardır.[12] İktidar buna karşılık yayım yasaklama, yayımların basım ve dağıtımını durdurma, her kurumu ve evi izinsiz arama gibi yetkilere sahip olan Tahkikat Komisyonunu oluşturarak hamle yapmış olmasına karşın bu komisyon 27 Mayıs Darbesi sonucunda kurulmasının henüz 1,5 ay sonrasında dağıtılmıştır.[12]

1960'lı ve 1970'li yıllar[değiştir | kaynağı değiştir]

Demokrat Parti iktidarı döneminde ağır takibata maruz kalan basın 27 Mayıs Darbesi'ni olumlu karşılamıştır.[13] Millî Birlik Komitesi yürürlükteki basın kanunu kaldırmış, resmî ilan dağıtımını Basın İlan Kurumunu kurarak düzene sokmuş ve gazetecilerin haklarını düzenleyen 212 Sayılı Kanun'u çıkarmıştır.[13] Gazetecilere bu kanunla tanınan haklar gazete sahiplerinin tepkisini çekmiş; Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah gazetelerinin sahipleri protesto amacıyla 12, 13 ve 14 Ocak 1961 tarihlerinde gazete çıkarmayacaklarını açıklamışlardır.[13] Buna karşın gazeteciler bu üç gün Basın gazetesini çıkarmışlardır.[13]

1 Mart 1961 tarihinde Vatan'daki bir yazısı nedeniyle tutuklanan Aziz Nesin ve yazı işleri müdürü İhsan Ada yeni dönemde tutuklanan ilk gazeteciler oldular.[13] 1961 Anayasası ile önceki dönemlere nazaran örgütlenme ve ifade özgürlüğü haklarındaki olumlu değişme politik haberciliğin gelişmesini sağlamış; solcu, ülkücü ve İslamcı çok sayıda yayım piyasaya çıkmıştır.[13]

12 Mart Muhtırası ile 10 yıllık görece özgür dönem sona ererek çok sayıda gazeteci tutuklanmış, kimi yayımlar kapatılmıştır.[13] Çoğu gazeteci 1974 yılındaki affa kadar hapis yatmıştır.[13] Eylül 1971'de yayımların yargıç kararıyla toplatılmasını öngören madde savcılara da toplatma yetkisi verilerek genişletilmiş ve yoruma dayalı muğlak ifadelerin yer aldığı yeni maddeler kanuna eklenmiştir.[13] 1970'li yıllarda yüksek tirajlı gazeteler tekrar politik konulardan uzaklaşmış, yalnızca 1978-1980 yılları arasında sekiz gazeteci öldürülmüştür.[13]

1980'li ve 1990'lı yıllar[değiştir | kaynağı değiştir]

12 Eylül Darbesi ile kurulan Millî Güvenlik Konseyi onlarca gazeteci ve yazarı tutuklamış, yayın yasakları ve sansür uygulamış, çok sayıda yayımı kapatmıştır.[14] 1983 Türkiye genel seçimleri ile iktidar olan Anavatan Partisi döneminde de muhalif gazetecilere uygulanan baskı sürmüştür. 1980'li yıllarda iki binin üzerinde basın davası açılmış, üç bin gazeteci, yazar ve yayımcı yargılanmıştır.[14] Yazı işleri müdürlerine ise toplamda beş bin yıldan fazla hapis cezası verilmiştir.[14] Ayrıca SEKA eliyle yapılan üst üste kağıt zamları ve Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu ile muhalif gazetelerin üzerindeki baskı artırılmıştır.[14]

1990'lı yıllarda önceki dönemlere nazaran güçlü bir iktidar bulunmadığından terörle savaş, faili meçhul cinayetler, köy boşaltma ve toplu öldürmeler, siyasi cinayetler, mafya eylemleri basında sık sık yer almakta ve basın üzerinde baskı oluşturamayan iktidarlar da bu haberler engelleme metotları aramaktaydı.[15] 15 Aralık 1990 tarihinde Turgut Özal cumhurbaşkanlığı, Yıldırım Akbulut başbakanlığı döneminde bir kararname çıkarılarak olağanüstü hal valilerine "kamu düzenini bozacağı ve halkın heyecanlanmasına sebep olacağı" düşünülen yayımları mahkeme kararı olmaksızın yasaklama ve toplatma yetkisi verilmiştir.[15] Nisan 1991'de de Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yeni yasaklar getirilerek çok sayıda gazeteci mahkum edilmiştir.[15] Türkiye Gazeteciler Cemiyetine göre 1990'lı yıllarda başta Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Turan Dursun olmak üzere 37 gazeteci ve yazar faili meçhul cinayetlere kurban gitmiştir.[15] Günümüzde bu cinayetlerin ve Özgür Ülke bombalaması gibi gazetelere yönelik saldırıların devlet eliyle düzenlendiği düşünülmektedir.[15]

Televizyon sansürü[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye'de radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri sektörü, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından düzenlenip denetlenmektedir. RTÜK, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 8. maddesinde sıralanan yayın hizmeti ilkelerine aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara idarî para cezaları verebilir.[16] Ayrıca yayın durdurma, belirli bir yayın kuşağında RTÜK tarafından belirlenen "kamuya yararlı konularda" program yapma zorunluluğu, program yapımcısı veya sunucusunun program yapma veya sunmasının engellenmesi gibi idarî tedbir kararları uygulayabilir.[16]

İnternet sansürü[değiştir | kaynağı değiştir]

2011[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Google'ın açıkladığı verilere göre 2011'in ilk yarısında dünya çapındaki hükûmetler tarafından yapılan içerik silme başvurularının sayısı 1.789'u bulmuş[17], 501 başvuruyla en fazla içerik kaldırma talebinde bulunan ülke ise Türkiye olmuştur.[17]

2013[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Düşünce kuruluşu Freedom House'un 2013 yılı İnternette Özgürlük raporu verilerine göre Türkiye "kısmen özgür" kategorisinde tanımlanmıştır.[18]

2014[değiştir | kaynağı değiştir]

2015[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Nisan ayının ilk haftasında YouTube ve Twitter'a erişim tekrar engellenmiş, Facebook ise kaldırılması talep edilen içeriklerin kaldırılmasına kadar kısmen engellenmiştir.[26][27][28]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ "Türklüğe hakarete iptal davası". gazetevatan.com. 28 Ağustos 2013. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YQiz3rbx. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  2. ^ Duran, Aram Ekin (3 Mayıs 2015). "Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi düzelmiyor". dw.de. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YQjRbQu8. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  3. ^ "Dünyanın en büyük hapishanesi". dw.de. 30 Ocak 2013. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YQjfIqx2. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  4. ^ "Dünyanın En Büyük Gazeteci Cezaevi: Türkiye". hurriyet.com.tr. 25 Temmuz 2013. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YQjj6Yc3. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  5. ^ Burch, Jonathon (19 Aralık 2012). "Turkey is "world's biggest prison" for journalists" (İngilizce). reuters.com. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YQjq8O0b. Erişim tarihi: 14 Ağustos 2013. 
  6. ^ Green, Jonathon & Karolides, Nicholas J (2009) Encyclopedia of Censorship. Infobase Publishing. s. 577. ISBN 9781438110011.(İngilizce)
  7. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q "Yandaşa destek muhalife köstek". #tarih (8): 36-39. Ocak 2015. ISSN 2148-547X. 
  8. ^ a b Çakır, Ahmet (22 Temmuz 2001). "Basın tarihi: Sansür tarihi". radikal.com.tr. 10 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YQWqWztV. Erişim tarihi: 10 Mayıs 2015. 
  9. ^ a b c d e f Kuyaş, Ahmet (Ocak 2015). "Basının ilk üç şehidi". #tarih (8): 40. ISSN 2148-547X. 
  10. ^ a b c d Kuyaş, Ahmet (Ocak 2015). "Gazi'ye çekilen özür telgrafları". #tarih (8): 41. ISSN 2148-547X. 
  11. ^ a b c d e f g "Gazetenin zeki, çevik ve yandaşını seven Cumhuriyet". #tarih (8): 42-43. Ocak 2015. ISSN 2148-547X. 
  12. ^ a b c d e f g h i j k "İktidarın özgür basın aşkı çok kısa sürdü". #tarih (8): 44-45-46-47. Ocak 2015. ISSN 2148-547X. 
  13. ^ a b c d e f g h i j "Politik basına darbe magazine özgürlük". #tarih (8): 48-49. Ocak 2015. ISSN 2148-547X. 
  14. ^ a b c d "En şiddetli darbeden basın da payını aldı". #tarih (8): 50-51. Ocak 2015. ISSN 2148-547X. 
  15. ^ a b c d e "İttihat ve Terakki yöntemlerine dönüş". #tarih (8): 52-53. Ocak 2015. ISSN 2148-547X. 
  16. ^ a b "RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA KANUN". mevzuat.gov.tr. 15 Şubat 2011. 14 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20150414002332/http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6112.pdf. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  17. ^ a b "Spike in government surveillance of Google" (İngilizce). 13 Kasım 2012. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRR0Hnc7. Erişim tarihi: 14 Kasım 2012. 
  18. ^ "FREEDOM ON THE NET 2013 - TURKEY" (İngilizce). freedomhouse.org. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRRCvMcW. Erişim tarihi: 15 Ağustos 2014. 
  19. ^ "Türkiye'de Twitter'a erişim engellendi". bbc.co.uk. 21 Mart 2014. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRSD4pcR. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  20. ^ "Youtube yasaklandı". hurriyet.com.tr. 27 Mart 2014. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRRmJmrG. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  21. ^ "Twitter açıldı". ntv.com.tr. 3 Nisan 2014. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRSKJdOM. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  22. ^ "Youtube açıldı!". hurriyet.com.tr. 3 Haziran 2014. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRSJm1PY. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  23. ^ "TTNET'ten 'vajina' ve 'penis' sansürüyle ilgili açıklama geldi". radikal.com. 17 Kasım 2014. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRSXAHbo. Erişim tarihi: 3 Aralık 2014. 
  24. ^ "TTNET'ten Vikipedi'ye engelleme". haber.sol.org.tr. 17 Kasım 2014. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRSbNDpF. Erişim tarihi: 3 Aralık 2014. 
  25. ^ "FREEDOM ON THE NET 2014 - TURKEY" (İngilizce). freedomhouse.org. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRSgpoSW. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  26. ^ "Hizmetimizin #Türkiye’de kesintiye uğradığı bilgilerini aldık". twitter.com. 6 Nisan 2015. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRRQLk7P. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  27. ^ Kara, Merve (6 Nisan 2015). "Twitter, Facebook ve YouTube’a erişim engellendi!". webrazzi.com. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRRKgsEp. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 
  28. ^ "Twitter ve Youtube'a yasak". hurriyet.com.tr. 6 Nisan 2015. 11 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://www.webcitation.org/6YRRYIrWc. Erişim tarihi: 11 Mayıs 2015. 

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]