Behiç Erkin

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Behiç Erkin
Türkiye Paris Büyükelçisi
Görev süresi
1939–1943
Devlet Başkanı İsmet İnönü
Türkiye Macaristan Büyükelçisi
Görev süresi
1928–1939
Devlet Başkanı Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye Bayındırlık Bakanı
Görev süresi
14 Ocak 1926 – 15 Ekim 1928
Başbakan İsmet İnönü
Yerine geldiği Süleyman Sırrı Aral
Yerine gelen Recep Peker
TCDD Genel Müdürü
Görev süresi
1 Aralık 1921 – 11 Ocak 1926
Yerine gelen Vasfi Tuna
Kişi bilgileri
Doğum Hakkı Behiç
1876
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 11 Kasım 1961 (85 yaşında)
İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti
Yattığı yer Eskişehir
Bitirdiği okul Kara Harp Okulu
Kara Harp Akademisi
Mesleği Asker, Genel Müdür, Bakan, Büyükelçi, Politikacı
Askeri hizmeti
Hizmet yılları 1900-1946
Rütbesi Albay
Çatışma/savaşları I. Dünya Savaşı
Kurtuluş Savaşı
Ödülleri 1. Sınıf Demir Haç
İstiklal Madalyası

Behiç Erkin (1876, İstanbul - 11 Kasım 1961, İstanbul[1]), Türk asker, siyasetçi, diplomat.

Sevkiyatlardan sorumlu komutan olarak Çanakkale Savaşı'nın kazanılmasında önemli rol oynadı ve Kurtuluş Savaşı'nın en önemli kahramanlarından birisi oldu. Devlet Demiryolları'nın kurucusu ve ilk Genel Müdürü 1920-1926 olan Erkin, "Demiryollarının Babası" olarak anılır. TBMM II. (Ara Seçim) ve III. (22 Kasım 1928 tarihinde istifa etmiştir) Dönem İstanbul, VII. Dönem Çankırı Milletvekilliği[2] ile 1926-1928 yılları arasında Bayındırlık Bakanı olarak görev yapmıştır. Bakanlığı sırasında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın fikir babalığını yapmış ve 13 kurucusundan biri olmuş; Cumhuriyet'in ilk Emekli Sandığı'nı kurmuştur.

Atatürk'ün en yakın ve en eski (1907'den itibaren) mesai arkadaşlarındandır ve özel mektuplarla düşüncelerini en açık surette paylaştığı, ülke ve dünya meseleleri üzerinde fikir alışverişinde bulunduğu sayılı kişilerden biridir. Osmanlı İmparatorluğu'nda Demiryolları üzerine bir eser yazan ilk ve tek Müslüman Türk'tür[3]. II. Dünya Savaşı sırasında Paris'te büyükelçilik yaptığı sırada binlerce Türk Yahudisini Nazi zulmünden, yani soykırımdan kurtarması ile ünlüdür.

Kariyeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Behiç Erkin, 1876 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Ömer Fevzi Paşa’nın oğlu kaymakam Cemil Bey, annesi Nadire Hanım’dır. 1898'de Harp Okulu'nu, 1901'de Harp Akademisi'ni bitirdi. 1903'te Selanik'te 3. Ordu Komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında tanıştığı Mustafa Kemal'le dostlukları ömür boyu devam etti.

1904'ten sonra kurmay yüzbaşı olarak Selanik-İstanbul demiryolu muhafız kuvvetleri müfettişliği yaptı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra 31 Mart İsyanı patlak verdiğinde ayaklanmayı bastırmak üzere İstanbul'a giden Hareket Ordusu'nda yer aldı. 1910 yılında Selanik-İstanbul hattında yeni kurulmuş olan askeri komiserliğe atandı. 1912 yılında Balkan Savaşı'nda Yunanlılara esir düştü. Kurtulduktan sonra Erkânı Harbiye'de görev aldı ve demiryollarının ordu hizmetinde çalıştırılmasını sağladı. I. Dünya Savaşı sırasında demiryolu kuruluşu ve işletmesi konularında deneyimlerini aktardığı "Demiryollarının Askerlik Açısından Tarihi, Kullanımı ve Teşkilatı" isimli kitabını yayınladı.

Çanakkale Savaşları sürecinde Miralay Behiç Bey'in savaşın kazanılmasında büyük payı oldu. Cepheye asker ve mühimmat sevkiyatını düzenli bir şekilde yapmayı başarmış olan komutandır. Bu sebepten dolayı Çanakkale'yi savunan Türk Kuvvetleri'nin Komutanı Mareşal Liman von Sanders, Alman İmparatoru'na Behiç Bey'in Alman Devleti'nin en üstün mertebedeki nişanı olan "1. dereceden Demir Haç Madalyası" ile onurlandırılmasını teklif etmiş ve bu öneri Alman İmparatoru tarafından kabul edilerek, 29 Mart 1918 günü Behiç Bey'e daha önce 2. dereceden verilmiş olan Demir Haç Madalyası'nın bu defa 1. dereceden olanı verilmiştir.

1918 senesinde Azerbaycan'ın ilk düzenli ordusunu kurmakla görevlendirilen Behiç Bey, Gence'ye giderek 'Azerbaycan Jandarma Teşkilatı'nı kurdu.

Devlet Demiryolları Müdürlüğü[değiştir | kaynağı değiştir]

Behiç Bey, İstanbul'un işgalinden sonra işgalci İngilizler tarafından arandığı sırada, Milli Mücadele Hareketi'ne katılmak üzere Anadolu'ya geçti; Kurtuluş Savaşı'nın da en önemli kahramanlarından birisi oldu. Kurmay Albay Behiç Bey 5 Temmuz 1920'de Ankara'ya vardı. Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa kendisine ikinci başkanlık, Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı) İsmail Fazıl Paşa ise Anadolu Şimendiferleri İşletme Müdürlüğü teklif etti. Mustafa Kemal'in yönlendirmesiyle ikinci teklifi kabul ederek demiryollarının başına geçti. Osmanlı Devleti döneminde demiryolları konusundaki tek eseri yazmış olması, 1903 senesinden başlayarak Şimendifer Hat Komiserliği ve İkmal Şube Müdür Yardımcılığı gibi tecrübelere sahip olmasından, ama hepsinden önemlisi Çanakkale Harbi'nin tüm cephe sevkiyatlarını planlayan ve başarı ile uygulayan komutan olmasından dolayı Kurtuluş Savaşı'nın tüm cephelere asker, silah ve erzak sağlama görevine uygun görülmüştü.

Mustafa Kemal'in "Ben cephelerde ne yapılacağını biliyorum, ama ordumuzun cephelere süratle nasıl sevk edileceğini bilmiyorum, bu şimendiferlerin işin ehli biri tarafından idare edilmesi ile mümkün olabilir, buna ancak siz muvaffak olabilirsiniz, siz şimendiferlerle cephelere askerleri sevk edin ki, ben de cephelerde muvaffak olabileyim" diyen sözleri üzerine görevi üstlenen Behiç Bey, tek bir şart öne sürmüştü: "İşine kimsenin karışmaması". Bu şartı Mustafa Kemal tarafından kabul edildi. Behiç Bey, demiryollarının kesiştiği yer olan Eskişehir'e bir üs kurdu ve savaş boyunca derme çatma trenlerle cepheye asker, cephane, malzeme nakletti; ray döşetti; gerektiğinde ray ve vagonlardan çelik söktürüp kılıç yaptırdı.

Behiç Erkin'in Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasındaki en önemli pay sahibi komutanların başında yer almasını, kendisine Büyük Taaruz başladığı dakika Ankara'dan Nafıa Vekaleti'nden gelen şu telgraf en iyi şekilde açıklar:

"İşbu dakikadan itibaren bütün millet fedakar şimendifercilerimizi Allah'tan sonra kahraman ordumuzun yegâne muin-i zaferi[4] olarak görmektedir". Behiç Bey, Kurtuluş Savaşı'ndaki önemli rolü ve başarılarından dolayı hem "T.B.M.M. Takdirnamesi" hem de "İstiklal Madalyası" ile onurlandırılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti'nde demiryollarının kurucusu sayılan Behiç Erkin birçok kaynakta "Demiryollarının Babası", "Türk Demiryolculuğu Sektörünün Babası" şeklinde anılır. 1920 Temmuzundan itibaren başladığı ve 6 yıl sürdürdüğü Genel Müdürlük dönemi, Bayındırlık Bakanı olması ile sona erdi.

Bayındırlık Bakanlığı[değiştir | kaynağı değiştir]

Bayındırlık Bakanı Behiç Erkin

1926-1928 yıllarında Nafıa Vekili (Bayındırlık Bakanı) olduğu dönemde demiryollarını millileştirilmesi, demiryolları işletme lisanının 50 yıl sonra ilk defa Fransızca'dan Türkçeye çevrilmesi, ilk kamu müzesinin (Demiryolları müzesi) kurması, özerklik kavramını Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulayan ilk kişi sıfatıyla, daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi adını alacak Mühendis Mektebi'ne özerklik vermesi, üniversite derslerini Türkçeleştirmesi, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın fikir babalığını yaparak resmiyet kazandırıp kurulmasını sağlaması ve M.İ.T.'in kurucu kararnamesine Atatürk'le beraber imzasını koyması, Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk resmi yardımlaşma sandığını, yani Emekli Sandığı'nı kurması gibi birçok önemli ilkin altında Behiç Erkin'in imzası bulunmaktadır.

Behiç Bey'in ülkenin demiryolları için yaptığı çalışmalar, 1933 yılında eski arkadaşı ve devrin cumhurbaşkanı Atatürk'ün bir jestiyle ödüllendirilmiştir. Cumhuriyetin 10. yılı kutlamaları için "Onuncu Yıl Marşı" yazılırken, Atatürk, tek bir dizeye müdahale ederek "yurdun her bir tepesinde dumanlar tütüyor" dizesi yerine "demir ağlarla ördük, anayurdu dört baştan" dizesini yazdırmış ve Behiç Bey'e hitaben "sizin emeğiniz bu mısra ile daha iyi dile getiriliyor" demiştir.

Soyadı Kanunu çıktığında "Erkin" soyadı Behiç Bey'e 8 Şubat 1935 tarihinde Atatürk tarafından bizzat ve yazılı olarak verildi. Atatürk'ün yakın arkadaşına uygun gördüğü Erkin kelimesinin anlamı şudur: "Her şart altında kendi doğru kararını verebilen, müstakil fikirli"

Büyükelçiliği[değiştir | kaynağı değiştir]

Kariyerinin son aşamalarında Behiç Erkin önce Budapeşte Büyükelçiliği yaptı (1928-1939). 1939’da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Avrupa’daki karışıklığı göz önüne alarak kendisine Almanya ya da Fransa’ya büyükelçilik teklifi sundu. Fransa'yı tercih eden Erkin'in Paris'te göreve başladığı 31 Ağustos 1939 tarihinin ertesi günü Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle II. Dünya Savaşı başladı. Birkaç ay sonra görevli bulunduğu Fransa da Nazi işgaline uğramıştı; Yahudilerin işlerinden çıkartıldıkları, paralarına el konulduğu ve toplama kamplarına sevkedildiği günlerde Behiç Bey, Almanlar'ın bir yabancıya çok ender verdikleri 1. dereceden Demir Haç madalyasının gücünü kullanarak pek çok hayat kurtarmayı başardı.

"Bu kanunları Türk Yahudilerine tatbik edemezsiniz. Çünkü benim ülkemde din, dil ırk ayrımı yoktur. Benim vatandaşlarımın belirli bir kısmına belirli zorunluluklar dayatmak bizim kanunlarımıza aykırıdır” diyerek Naziler'e direnen Behiç Erkin, mesai arkadaşları ile birlikte kendi hayatlarını tehlikeye atarak 20.000'e yakın Türk ve Türk olmayan Yahudiye Türk pasaportu vermiş ve hayatlarını kurtarmıştır.[5][6] Ayrıca pek çok Yahudi için, Bu ev/işyeri bir Türk'e aittir şeklinde belge hazırlatarak toplama kamplarına gitmekten kurtarmış, gönderilenler ise elçilik ve konsolosluğun insanüstü çabalarıyla bir süre sonra tek tek bu kamplardan geri alınmıştır. Yahudi asıllı Fransa eski Başbakanı Léon Blum bile Naziler tarafından toplama kampına atılan oğlu için Behiç Bey'e başvuracak ve Behiç Bey bir Fransa Başbakanı'na bile yardım eli uzatacaktır ve Léon Blum'un oğlunu, arkadaşları ile beraber temerküz kampından kurtarılmasını sağlayacaktır. Fransa eski Başbakanı Léon Blum'un Behiç Bey'e teşekkür mektubunun orijinali, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi içindeki İnkilap Tarihi Müzesi'nde saklanmaktadır. Ayrıca Behiç Erkin’in yardım ettiği insanların toplanarak bütün içtenlikleri ile 1942 senesinde yazdıkları ve bütün aileye “hayır duası” ettikleri mektubun orijinali 1958 senesinde Behiç Erkin tarafından İnkilap Tarihi Enstitüsü Müzesi'ne bağışlanmıştır.

6.000.000 yahudi soykırıma uğramak üzere bilmedikleri bir istikamette raylar üzerinde trenlerle Auschwitz'e doğru yol alırken, Behiç Erkin üzerlerine ay-yıldız astırttığı, "Büyükelçi'nin vagonları" diye anılan trenlere bindirdiği 20.000'e yakın Yahudiyi aynı rayların ters istikametinde, hem de Almanya toprakları üzerinden yaşama, yani Türkiye'ye göndermeyi başarmıştı.

Behiç Erkin'in insanlık adına Yahudilere yaptığı yardımların haberi Atlantik'in öbür yakasındaki Amerika'ya dahi ulaşmıştı: 17 Haziran 1943 tarihinde Washington Post Gazetesi'nin başlıklarınından biri şöyleydi: "Büyükelçi'nin suçlandığı aktivitelere kuvvetli Nazi engellemesi".

Fransa Devleti, savaş sonrasında Behiç Erkin’i 1. dereceden Legion D’Honneur madalyası ile onurlandırdı.

Behiç Erkin'in ve Büyükelçiliğini yaptığı ekibinin II. Dünya Savaşı esnasında Fransa'da binlerce Yahudiyi, kendi yaşamını bile tehlikeye atarak kurtardığı, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından da şu açıklamalar ile ilan edilmiştir:

NO:16 - 27 Ocak 2007, 27 Ocak Yahudi Soykırımını Anma Günü hk.

II. Dünya Savaşı sırasında Soykırımdan kaçan Yahudilere ülkemizce sağlanan yardımların birçok örneği bulunmaktadır. Savaş sırasında Selahattin Ülkümen, Necdet Kent, Namık Kemal Yolga ve Behiç Erkin gibi diplomatlarımız görev yaptıkları, sırasıyla, Rodos, Marsilya ve Paris gibi şehirlerde işgal güçlerinin Yahudi kökenli Türk vatandaşlarını ölüm kamplarına göndermelerini kendi yaşamlarını da tehlikeye atarak engellemişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan binlerce Yahudiye de, keza, yardımcı olunmuştur[7].

Paris Büyükelçiliği Web Sitesi, Paris Büyükelçiliği tarihinde önemli olaylar bölümü

Vichy döneminde Fransa’da görev yapan, aralarında Büyükelçi Behiç Erkin, Paris Başkonsolosu Namık Yolga, Marsilya Başkonsolosluğu Konsolos Yardımcısı Necdet Kent’in de bulunduğu Türk diplomatları, adlarına Türk pasaportu düzenledikleri binlerce Yahudinin Nazi takibatından kurtulmalarını sağlamıştır[8].

Ölümü[değiştir | kaynağı değiştir]

11 Kasım 1961 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybeden Behiç Erkin, ilk Genel Müdürlük görevini aldığı İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği Eskişehir (Enveriye) istasyonundaki üçgende defnedilmesini vasiyet etmiştir. Ölüm tarihinden bir süre sonra TCDD Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan anıt mezara nakledilerek vasiyeti yerine getirilmiştir.

Hakkındaki kitaplar[değiştir | kaynağı değiştir]

Behiç Erkin'in 61 yıl boyunca tuttuğu toplamı 960 defterden oluşan ve İnkilap Tarihi Müzesi'nde bulunan günlüklerinden torunu Emir Kıvırcık'ın derleyip özetlediği Cepheye Giden Yol isimli kitapta Behiç Erkin'in Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'ndaki lojistik başarıları ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasındaki yeri anlatılır.

Behiç Erkin'in Paris büyükelçiliği sırasında insanlık namına gerçekleştirdiği çabalar, Emir Kıvırcık tarafından Timaş Yayınları'ndan basılan "Büyükelçi" isimli kitapta anlatılmıştır. Bizzat kaleme aldığı anıları ise yayımlanmayı beklemektedir.[9].

Behiç Erkin hakkında bir akademik çalışma Prof. Arnold Reisman tarafından yapılmış ve bu çalışma "An Ambassador and a Mensch" isimli kitapta toplanmıştır. Kudüs'te The Hebrew University'den Prof. Yitzchak Kerem ve tarih araştırmacısı/yazarı Andrew Mango kitabın arka kapağına yazdıkları yorumlarla bu akademik çalışmanın değerinin altını çizmişlerdir. Soykırımdan kurtulan biri olan Prof. Reisman'ın, başta Amerikan Dışişleri Bakanlığı arşivleri olmak üzere, birçok resmi devlet arşivinden çıkardığı dökümanları gözler önüne sererek Behiç Erkin'in binlerce kişiyi kurtardığını akademik olarak ispatlamaktadır kitabında.

Ayrıca Prof. Reisman'ın "Shoah: Turkey, the Us and the UK" isimli kitabı ile Prof. Stanford Shaw'un "Turkey and the Holocaust" isimli kitabında Behiç Erkin'in soykırıma uğrayan Yahudilere nasıl yardım ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin bulunduğu başka bir akademik çalışması daha vardır.

Yad Vaşem Başvurusu[değiştir | kaynağı değiştir]

İsrail Yad Vaşem Vakfı'nın "Milletler içinde Adil Kişiler" (Righteous Among the Nations) resmi listesine alınması ve İsrail'in en önemli devlet nişanı olan "Uluslararası Dürüst Kişi" nişanının verilmesi için İsrail'deki Türkiyeliler Birliği tarafından 2007 yılında başvuru yapılmıştır. Ancak adı geçen birlik geçen zaman zarfında 2011 senesinde hazırlanan ve hâlâ hayatta kalan, "Turkish Passport" isimli belgeselde hikâyelerini anlatan 20 kadar tanığın hiçbirinin şehadetini alıp Yad Vaşem'e vermediği için, bu sadece bir başvuru olarak kalmıştır.

Torunu Emir Kıvırcık kendisinin madalya peşinde koştuğu dedikodularının tam tersine, aile için en önemli madalyanın İstiklal Madalyası olduğunu ve bugüne kadar Behiç Erkin'in sahip olduğu tüm madalyaların Behiç Erkin'e takdim edildiğini belirterek, hiçbir madalya alma girişimlerinin olmadığını ve bundan sonra da olmayacağının altını çizmektedir. Ayrıca kitabının İngilizce'sinde "Dünyada hiçbir şey ailemize hayır duası yazılan bir mektuptan daha değerli olamaz" diyerek, 1942 yılının kasım ayında Behiç Erkin'e Fransa'da soykırım tehlikesi ile yüzleşen ve binlerce Yahudi adına yazıldığı belirterek yazılan, hayır duası ile sonlandırılan mektubun orijinalini koymuştur.[kaynak belirtilmeli]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Dipnotlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]