Miraç

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Miraç Kandili sayfasından yönlendirildi)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Miraç (Arapça: معراج; birebir yazımla: Mirac), İslam mitolojik anlatımlarında, Muhammed'in göğe yükselip Allah ve öte alemleri ile görüp geriye döndüğü rivayetlerine verilen isimdir. Rivayetler Muhammed'in kalbinin temizlenmesi, Burak ve Cebrail eşliğinde Mescid-i aksaya gidiş (isra), burakı bağlayıp peygamberlere namaz kıldırma, muallak taşından göğe yükselme, Allah ile konuşmalar, gök katlarında diğer peygamberler ile diyaloglar, cennet ve cehennemi görme ve geri dönme gibi bölümlerden oluşur.

Kendisiyle yukarı çıkılan şey, merdiven anlamına gelen kelime Türkçeye "yükseğe çıkma" şeklinde çevrilir ve uruc (yükselme) kökünden gelir.[1][2] İsra, Arapçada gece yolculuğuna verilen isimdir. Muhammed’in geceleyin Mescid-i Haram’dan Burak adı verilen binek üzerinde Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesini ifade eder.[3] Birlikte İsra ve Miraç olarak anılır.

Süleyman tapınağı kalıntıları üzerinde Bizans'ın yaptırdığı bazilika, Müslümanlar arasında Muhammedin bir gece Burak'a binerek gittiği, burada peygamberlere namaz kıldırdığı ve göğe yükseldiği inancı vardır. Mescid-i Aksa ismi Abdülmelik bin Mervan tarafından verilir.[4]


Muhammed'in göğe yükselirken ayağını bastığına inanılan Muallak taşı, üzerine Abdülmelik bin Mervan tarafından Kubbet'üs-Sahra yaptırılır.

Ayet ve hadisler[değiştir | kaynağı değiştir]

Kuran'da Miraç'tan bahseden ayetler Necm suresinde 13-18. ayetlerde geçer:

Bununla birlikte surenin baştan itibaren ele alınması ifadelerin Muhammed'in göğe yükselmesi ile bağlantılı anlatımlar olarak algılanmasını güçleştirmektedir.[kaynak belirtilmeli]

Muhammed
Muhammed

Mescid-i Aksa[değiştir | kaynağı değiştir]

Kudüs'te, tapınaklar tepesinde Kubbetü's-Sahra'nın hemen güneyinde yer alan ve İslam'ın en kutsal yerlerinden biri olduğuna inanılan camidir.

Tarihçe

Süleyman tapınağı, (Müslümanların deyimi ile Beyt'ül Makdis) Kral Davut'un oğlu Süleyman'ın hükümdarlığı sırasında İÖ 957'de tamamlanmış, II. Nabukadnezar ise krallık ile birlikte yapıyı İÖ 586'da tümüyle yıktırmış, Yahudileri esir ederek Babil'e götürmüştür.

II. Kyros İÖ 538'de Yahudilerin Kudüs'e dönmelerine ve tapınağı yeniden inşa etmelerine izin vermiştir. Gösterişsiz bir yapı olan İkinci Tapınak da İS 70'te Romalılar tarafından yıkılmış, geriye yalnızca batı yanında bugün “Ağlama Duvarı” diye anılan bölüm kalmıştır. Bugün El-Aksa Camii olarak bilinen yapının Bizans imparatoru I. Justinianos tarafından Süleyman tapınağı kalıntıları üzerine yaptırılan bir bazilika olduğu kabul edilir. Halife Ömer 638'de Kudüs'ü aldıktan sonra yapıyı değişiklik yaptırmadan camiye çevirtmiş, Emevi halifesi I. Velid de (705-715) büyük bir onarımla baştan aşağı yeniletmiştir.[5] Yapıya Mescid-i Aksa ismi Abdülmelik bin Mervan tarafından Abbasilere karşı politik amaçlarla verilmiştir.[6] Mescid-i Aksa ile karıştırılan bir yapı olan Kubbet'üs-Sahra ise Kutsal Kaya'yı içine alacak şekilde Abdülmelik b. Mervan tarafından 687-691 yılları arasında yapıldı.[7]

Tartışmalar

Miraç rivayetlerinde yer alan Mescid-i Aksa'nın neresi olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın kastedilen mescit olmadığı görüşündedirler.[7][8]

Muhammed Hamidullah Mescid-i Aksa'nın gökyüzünde manevi bir mescid olduğunu ileri sürmüştür.[8]

İslam öncesi ve erken İslam tarihinde hac, kıble ve Kâbe'nin yerinin neresi olduğu konusu 1970'li yıllardan bu yana tartışılmaktadır. Arkeolojik araştırmalarda Mekke'nin rivayetlerin aksine yeni bir şehir olarak ortaya çıkışı, bilinen tarih kaynaklarında ve haritalarda adının 8. yüzyıl öncesinde geçmemesi,[9] ticaret yolları üzerinde olmaması yanında tarım açısından arazinin uygunsuz oluşu,[10] erken dönem İslam tarihi hakkında ipuçları veren Kur'an ve hadis rivayetlerinde tanımlanan bazı yer isimleri ve özellikleri ile Mekke coğrafi yapısının uyuşmaması araştırmacıları İslam'ın kökleri konusunda farklı arayışlara yöneltmiştir.

Muaviye'nin ölümü sonrasında çıkan iç karışıklıklarda Kâbe Yezid'in askerlerince mancınıklar kullanılarak taşa tutulmuş, isabet alan karataş üç parçaya bölünmüş, Kâbe yıkılmıştır.[11] Kanadalı arkeolog ve İslam tarihi araştırmacısı Dan Gibson'a göre sözü edilen yıkım bugünkü Mekke şehrinde değil, bundan yaklaşık 1200 kilometre kuzeyde, Petra'da gerçekleşmişti. Araştırmalarında ulaştığı en eski camilerin kıble duvarlarının Petra'yı göstermeleri nedeniyle, bu bulgularla ayet, hadis ve siyer kaynaklarındaki diğer ipuçlarını bir araya getiren Gibson Muhammed'in Petra'da yaşamış ve buradan Medine'ye göç etmiş olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ona göre Kur'an'da bahsedilen “bekke” veya “mekke” sözcükleri de Petra'yı ifade ediyordu. Müslümanların ilk kıblesi de Kudüs'teki Mescid-i Aksa değil Petra'da Al-Lat tapınağı olarak kullanılan kübik yapı olmalıydı. Gibson Petra'da haccın nasıl başladığını ve icra şeklini anlattığı bir video yayınladı.

Bu yapı Müslümanların iç savaşlarından birisi olan Abdullah bin Zübeyr İsyanı sırasında mancınıklarla yıkılmış, İbni Zübeyr karataşı diğer kutsal eşyalarla birlikte alarak Emevi saldırılarından uzakta, bugünkü Mekke'nin bulunduğu yere taşımış, yeni tapınağı burada inşa etmişti. Emevilere karşı Abbasilerin desteğini kazanan yeni mekan birkaç yüzyıllık bir geçiş dönemi sonunda tamamen benimsenmiş, yeni yapılan camilerin yönü Mekke'ye dönük olarak inşa edilmeye başlanmış, Mekke Müslümanların yeni hac merkezi olmuştur.[12][13]

Dan Gibson bu araştırmaları ile İslam'ın erken dönemine ait miraç rivayetlerinde yer verilen “El-Aksa” mescidinin lokasyonlarını da vermiştir. Gibson'a göre mescid Petra antik kentine yürüyüş mesafesinde (8 km), Cirane mevkiinde bulunmaktaydı.

Harici video
The Sacred City (2016) (Kutsal Şehir), Türkçe
Dan Gibson Petra yakınlarındaki El-Aksa mescidini anlatıyor.

Klasik kaynaklar yerin ismini Mekke'ye 25 km mesafede bulunan Cirane olarak vermektedir. Ancak gidiş-dönüş hesabıyla burasının bir gecelik yürüyüş için oldukça uzak bir mesafe olduğu ortaya çıkmaktadır.[14]

Sidretül münteha[değiştir | kaynağı değiştir]

Sidretül münteha 7. kat gökte olduğuna inanılan, mitolojik anlatımlarla süslenmiş bir ağaçtır. "Sidretül münteha" Arapça bir izafet terkibi olup “son sedir” veya "tenhadaki sedir" anlamına gelir.

Sedir ağacı, Sidre en yaygın ve bilinen çamgillerden sedir ağacı olarak tercüme edilmelidir.[15]

Miraçta Muhammed’in eriştiği son durak Sidret'ül münteha (Necm Suresi:14-16) olarak geçer. İnanca göre bundan sonraki âleme geçebilmek yeryüzündeki varlıklar için mümkün değildir.[16]

Sedirin nasıl bir ağaç olduğu konusunda, dini terimlere gizemli anlamlar yükleme eğilimindeki kesimlerce, abartılı rivayetlerle desteklenen anlatımlar yapılmıştır. Mütercim Âsım Kamus adlı eserinde sidreyi meyveli bir ağaç olarak "Sidre, Arabistan kirazı denilen bir ağaca verilen isimdir. Trabzon hurması bu ağacın cinsindendir, gölgesi gayet koyu ve latifdir" şeklinde tanımlar.

Bazı araştırmacılara göre Sidre'nin meyveli bir ağaç olarak tarif edilmesi kelimenin kullanım şekli ve Kur'ani kullanım ile uyumsuz bir yaklaşımdır. Bu sebeple Sidre en yaygın ve bilinen çamgillerden sedir ağacı olarak tercüme edilmelidir.[17]

Tasavvufi yaklaşım: Arş, Kürsi, Levh-i mahfuz gibi Sidretül münteha da anlamları bilinmekle beraber İslam'da Tanrı’nın münezzeh (dinlerde sıklıkla rastlanan antropomorfizm gibi yaratılanlara benzememe, aşkınlık) sıfatıyla bağdaştırılmak amacıyla mahiyetinin bilinmediği ifade edilen nesnelerdir. Arapçada Arş koltuk, kürsi sandalye, levh-i mahfuz ise korunmuş levha anlamlarına gelir. Dini terminolojide Levhi-mahfuz üzerine kaza ve kaderin yazıldığı mahiyeti bilinmeyen korunmuş bir levhadır. Tanrı’nın eşyaları olarak nitelendirilebilecek olan bu nesnelerin tasavvuf ehline göre bir vücudu, şekil ve renkleri yoktur.

Sünni gelenekte yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

Miracın Hicret'ten bir yıl ya da 16 ay önce recep ayının 27. gecesinde gerçekleştiğine inanılır. Rivayete göre Muhammed gece vakti Kâbe’den alınıp Burak adı verilen binek üstünde Mescid-i Aksa'ya götürülmüş, Burak'ı Beytül Makdis'in (Süleyman Tapınağı) kalıntılarının güneybatı duvarına bağlamıştır. Muhammed sırasıyla eski Aksa denen bugünkü el-Aksa Camii'in altındaki yerden Mescid-i Aksa alanına girmiş, oradan Kubbet-üs-sahra'nın bulunduğu alana geçmiş ve orada İsa, Musa, Zekeriya peygamberlerle buluşmuştur. Günümüzde Nebi Minberi'nin bulunduğu alanda bütün peygamberlere namaz kıldırmış, oradan da Miraç Minberi'nin bulunduğu alandan göğe yükselmiştir.

Hadislere göre Muhammed bu yükselmede gök katlarını Cebrail ile birlikte aşarken sırayla Âdem, Yusuf, Yahya ve İsa, İdris, Harun, Musa ve İbrahim peygamberleri görmüş, yedinci kat gökten sonra Sidret'ül Münteha’ya çıkmıştır. Cebrail’in Sidret'ül Münteha’dan ileriye geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş, zaman, mekân ve cihetin olmadığı ifade edilen katta Allah ile aracısız görüşmüştür.[18][19]

Anlatılana göre Muhammed Mekke'ye döndüğünde yaşadıklarının gerçek olup olmadığından kuşku duyanların soru yağmuruna tutulmuştur. Ama sorulara doğru cevap vermiştir.

İslam’ın ilk zamanlarında dinin oruç, zekât, şehitlik ve hac gibi belli kuralları, prensipleri tam olarak belirlenmemişti. Gece namazları rağbet görmekle birlikte, ibadet kuralları da açık ve seçik olarak belirlenmemişti. Rivayete göre İsra ve Miraç bu konudaki belirlenmeleri sağlamış olaylardır. Buna göre miraçta;

  • Muhammed, Miraç sırasında namaz vakitlerinin beş vakit olarak düzenlenmesi gerektiğini öğrenmiş ve Miraç'tan sonra bu buyruğu Müslümanlara bildirmiştir. Hadis kaynaklarına göre Miraç'ta önce 50 vakit olarak bildirilen namaz, Peygamber Musa'nın bunun insanlara ağır geleceği şeklindeki ikazları üzerine Muhammed'in birkaç kere geri dönüp Allah'tan namazı hafifletmesini dilemesinin ardından beş vakte indirilmiştir.[18]
  • Şirk koşmayan herkesin cennete gireceği müjdesi verilmiştir.[2]
Miraç: Burak'a binerek göğün yedi katmanını gezen Muhammed çeşitli melekler ile karşılaşmıştır. Diğer İslam sanat eserlerinde olduğu gibi Muhammed'in yüzü çizilmemektedir. (Safevi şahı I. Tahmasp döneminde 1539-43 yılları arasında Tebriz'de basılmış Nizami'nin Hemse eserinde yer alan minyatür, British Library)

Kutlamalar[değiştir | kaynağı değiştir]

Miracın gerçekleştiğine inanılan gece "miraç kandili" olarak kutlanır. Bu gece ile ilgili dini konuşmalar ve kutlamalar yapılır, dua ve tesbihat yapılır ve Yasin okunur. İnanca göre Muhammed Miraç’ta kendisine sunulan şarap, bal ve süt dolu üç bardaktan süt bardağını tercih ederek sütü içmiştir. Bu sebeple Anadolu'da çoğu yerde bu gecede süt içme ve dağıtma geleneği olduğu ifade edilmektedir. Bazı yerlerde tatlı da yapılır ve dağıtırlır. Konya'da bu geceye “süt gecesi” de denilmektedir.[2]

Alevi kültüründe[değiştir | kaynağı değiştir]

Alevi inancında Muhammed’in bedenen miraca çıktığı kabul edilir ve Alevilere özgü menkıbevi bir anlatımla dile getirilir. Bu anlatımda Kırklar Meclisi de önemli bir yer tutmaktadır;

Peygamber miraca giderken yolda bir arslan görür, çıkarıp yüzüğünü ona verir ve yoluna devam ederek Sidretü’l-Müntehâ’ya erişir. Muhammed’e bal, süt ve elma verilir. Tanrı’yla doksan bin kelam söyleşir. Konuşmada kendisine hitap eden sesin Ali olduğunu fark eder. (“Sırr-ı Ali”) Şerhu Hutbeti’l-Beyân’da şöyle açıklanır:

“Abdullah b. Ömer eyidir: Ben işittim Rasul Hazretine sual eylediler ki, Ya Rasulallah mirac gicesi Hak Teâlâ sana ne dilce hitâb etdi? Rasul Hazreti: Bana Ali b. Ebî Tâlib lügatıyla hitab kıldı ve gönlüme bunu ilham eyledi kim, eyitdim: Ya Rabbi, bana hitab iden sen misin yohsa Ali midir? Rabbim bana eyitdi: “Ya Ahmed ben Adem oğlu olunmazam. Ve şüpheli nesnelerle sıfatlanmazam. Seni benim nurumdan yaratdım. Ve Ali’yi senin nurundan yaratdım ve anı senin gönlün sarayına muttalî kıldım ve senin gönlüne Ali’den sevgilü kimse bulmadım, dahi sana anın diliyle hitab eyledim”[20]

Tartışmalar, görüş ve eleştiriler[değiştir | kaynağı değiştir]

Kimilerine göre bu yükselme fiziksel, kimilerine göre manevi, kimilerine göre hem maddi hem manevi, kimilerine göre de ne tam anlamıyla maddi ne de tam anlamıyla manevidir. Muhammed’in eşi Aişe, Miraç sırasında Muhammed’in vücudunun yerinden kaybolmadığını bildirmiştir. “Bedeninin yokluğu hissedilmemiş” olduğu ifadesine karşın, Schimmel gibi bazı yorumcular ve din bilginleri ayetteki "kuluyla birlikte" ifadesini ve Burak adlı bineğin kullanılmasını gerekçe göstererek söz konusu yolculuğun ruhsal bir deneyim olduğu tezine karşı çıkmıştır.[19]

Neşet Çağatay'a göre; miraçla ilgili olarak Ayşe’nin ifadesi şöyledir: Muhammed, doğrudan doğruya Rabb’ini değil, Cebrail’i temaşa etmiştir. Ayşe bunun için Kuran’da Allah’ı görmenin mümkün olmadığını ifade eden ayeti kanıt göstermiştir.

Göğe çıkarak Allah’a ulaşmanın Allah’a mekân ve yön izafe edilmesi anlamına geldiğini ifade eden İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık miracı anlatılan biçimiyle reddeder ve bunun bir vizyon olduğunu belirtir.[21]

Süleyman Ateş, Buhari'de kaydedilen bir hadise göre miracın peygamberlikten önce Muhammed'in Kâbe'nin yanında uyurken gördüğü bir rüyadan ibaret olduğu kaydıyla geleneksel anlamdaki miraç anlayışına karşı eleştirilerini sıralar.[22]

Alevi İslam inancında Mescid-i Aksa'nın inşa tarihine ve gök katları bilgisinin mitolojik kökenlerine dikkat çekilerek miraç ve bağlantılı olarak namaz gibi konulara sembolik anlamlar verilir.[23]

Zerdüştlük inancında da Zerdüşt'ün göklere yükseldiği, cennet ve cehennemi gördüğü, meleklerle ve Tanrı ile görüştüğüne inanılır.[24] Prof. Dr. Mikail Bayram ve ilahiyatçı yazar Cemil Kılıç miraç rivayetlerinin kaynağı olarak Zerdüştlerin kitabı Ardavirafnameyi işaret etmektedirler. Bu yazarlara göre islama hadisler yoluyla geçirilen ve yeni uyarlamalarla farklı inanç ve mitolojilerin kaynağı haline getirilen miraç rivayetleri islamın kendi inanç esaslarına da aykırılıklar ve çelişkiler içeren bir efsaneden ibarettir.[25]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

İlgili yayınlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  • 100 Soruda İslam Tarihi, Neşet Çağatay
  • Hz. Muhammed Mekke’de, W. Montgomery Watt, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1968
  • Büyük İnisiyeler, Edouard Schure

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ "Genel Türkçe Sözlükn". TDK. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2009. [ölü/kırık bağlantı]
  2. ^ a b c "Miraç Kandili". Zaman. 11 Temmuz 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2009.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: "zaman" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: Kaynak gösterme)
  3. ^ "Arşivlenmiş kopya". 13 Temmuz 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Haziran 2013. 
  4. ^ https://istekuran.net/makaleler/mescid-i-aksa-neresidir.html
  5. ^ Ana Britannica, c. 22, s. 304-305
  6. ^ https://istekuran.net/makaleler/mescid-i-aksa-neresidir.html
  7. ^ a b https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/683201
  8. ^ a b http://www.sonpeygamber.info/sorularla-peygamberimiz/isra-suresi-ndeki-mescid-i-aksa-nin-yeri
  9. ^ Holland, Tom; In the Shadow of the Sword; Little, Brown; 2012; s. 303: ‘Otherwise, in all the vast corpus of ancient literature, there is not a single reference to Mecca – not one’
  10. ^ Crone, Patricia; Meccan Trade and the Rise of Islam, 1987, s. 7
  11. ^ Orhan Gökdemir, Din ve Devrim, İstanbul: Destek Yayınları. 2010. s. 64
  12. ^ Data on Gibson's biography taken from his Web pages, his book Qur'ānic Geography and the Amazon author information to this book: [1], [2] 8 Nisan 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., [3], [4]
  13. ^ Dan Gibson: Qur'ānic Geography (2011)
  14. ^ http://isamveri.org/pdfdrg/D02237/2009_16/2009_16_AZIMLIM.pdf
  15. ^ http://www.indianmuslimobserver.com/2012/11/cedar-or-lote-tree-in-light-of-al-quran.html#.UOBB6qx3uP8
  16. ^ Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, Doç.Dr. Ethem Cebecioğlu, Sidretül Münteha maddesi, s.643
  17. ^ http://www.indianmuslimobserver.com/2012/11/cedar-or-lote-tree-in-light-of-al-quran.html#.UOBB6qx3uP8
  18. ^ a b "Tek şahidinin dilinden Miraç". Zaman. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2009. 
  19. ^ a b "Yükseliş ve tevazu". Zaman. Erişim tarihi: 21 Temmuz 2009. 
  20. ^ http://www.alevice.net/alevilikte-mirac-ve-kirklar-kavrami/
  21. ^ "Arşivlenmiş kopya". 11 Ocak 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Haziran 2013. 
  22. ^ "Arşivlenmiş kopya". 14 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Haziran 2013. 
  23. ^ Cemvakfi.org
  24. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 11 Temmuz 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Haziran 2013. 
  25. ^ http://www.cemilkilic.com/makale-37-1-bir-efsanenin-yikilisi-mirac-ve-isra-gercegi.html.