"İmâm-ı Rabbânî" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
Küçük düzeltmeler yapıldı.
({{Sufism}})
k (Küçük düzeltmeler yapıldı.)
{{İslam}}
'''İmam-ı RabbaniRabbânî Ahmed El Farukî El Sirhindi''', (d. [[1564]] - ö. [[1624]], [[Hindistan]]'da yaşamış [[İslâm]] [[alîmâlim]]i ve [[tasavvuf]] önderi.
 
== Yaşamı ==
[[1564]] yılında [[Babür İmparatorluğu]] egemenliği altında [[Hindistan]]'ın [[Serhend]] (Sirhind, Chandigarh) şehrinde dünyayaDünya'ya gelmiştir. [[Ömer ibn Hattab]]'ın soyundan geldiği için El-Faruk lakabını almıştır. [[1624]] yılında, 63 yaşındayken vefat etmiştir. Genel olarak [[NakşibendiNakşibendî]] tarikatı mensubudur, fakat [[Kadiri]]yye, [[Çişti]]yye gibi diğer tarikatlar arasında da saygın bir yeri vardır. NakşibendiNakşibendî tarikatının [[Müceddidiyye]] kolundandır.
 
== Düşünce yapısı ve mücadelesi ==
{{ana|Nakşibendi}}
Babası ve [[Baki Billah]] gibi zamanın en büyük alimlerindenâlimlerinden dersler alarak islamiİslâmî konularda birikime sahip oldu. Temel düşüncesi, tasavvuf merkezlidir. Fakat mektuplarında şeriatsız bir tasavvuf anlayışının olamayacağını dile getirerek, önce şeriat kurallarının yerine getirilmesini tavsiye ederdi. Yirmi yaşlarındayken Baki Billah'ın muridimurîdi oldu. Baki Billah, İmam RabbaniRabbânî'nin kendisine rüyasında gösterilen müceddid olduğunu anlayınca ona icazet ve halifelik verdi.
 
[[Ekber Şah]]'ın dini tahrif etme ve yeni bir din oluşturma çabasına karşı mücadele vermiştirvermiş ve Ekber Şah'ı eleştirmiştir. [[DinDîn-i İlahiİlâhî]] adlı bu yeni oluşumun çok yaygınlaşmaması, İmam RabbaniRabbânî'nin başarısı kabul edilir.
 
Ekber Şah'dantan sonra, yerine geçen oğlu [[Cihangir Şah]], ordu içinde mürit sayısı arttığı için vezirleri tarafından bir tehdit oluşturduğunu söylenmesi üzerine İmam RabbaniRabbânî'yi hapse attırmıştır. RabbaniRabbânî, bir sene hapiste kaldıktan sonra, Cihangir, RabbaniRabbânî'yi hapisten çıkararak onu sohbetine aldı. Cihangir'in tekrar islamİslâm kurallarına dönmesi, RabbaniRabbânî ile yaptığı sohbetlerin neticesidir.
 
RabbaniRabbânî, onlarca [[mürşit]] yetiştirerek Hindistan'ın değişik bölgelerine gönderip halkın irşat olmasına vesile oldu. Hayatı boyunca [[Ehl-i Sünnet]] itikadının önemini bilerek yaşadı. RabbaniRabbânî, yeni kavramlarla Tasavvuftasavvuf [[ıstılah]]ını genişletti. Mektuplarında, yaşadığı halleri ve tecrübeleri anlatması, sonraki [[sufisûfî]]lerin güzel bir ıstılahiıstılâhî kaynağa sahip olmasını sağladı.
 
Âriflerin ışığı, Velîlerinvelîlerin önderi, İslâmınİslâm'ın bekçisi ve MüslümânlarınMüslümanların Baştâcıbaş IMÂMtâcı İmâm-Iı RABBÂNÎRabbânî AHMEDAhmed-Ii FÂRÛKÎFârûkî SERHENDÎSerhendî rahmetullahiRahmetullahi teala aleyh, Hz. Ömer'in soyundan olup, ikinci bin yılın müceddidi (yenileyicisi) dir. Aynı zamanda müçtehid (Kitap, Sünnetsünnet ve İcmadanicmâdan hükümler çıkaran alimâlim) dir. İmam-ı RabbaniRabbânî, kendisine ilim ve hikmet verilmiş, ilmi ile amel eden, ilim ve amel bakımından eksiksiz ve kâmil âlim demektir. İslamİslâm hükümleri ile Allah'ı anlama, tanıma ve kavuşma olan tasavvufu birleştirmesinden dolayı "Sıla" ismi verilmiştir.
 
Kendisi 1563 yılında, Hindistan'ın Serhend (Sihrind) kentinde dünyayaDünya'ya gelmiştir. Ailesi salih ve alimâlim kimselerdirkimselerdi. 17 yaşında iken bütün ilimlerden diplomasını alan İmam-ı RabbaniRabbânî Hazretleri'nin ilk derslerini babası vermiştir. Dönemin diğer bazı tanınmış alimlerindenâlimlerinden de icazeticâzet almıştır. RisaletRisâlet-üt-Tehliliyye, Redd-i RevafidRevâfid, İsbatİsbât-ün-Nübüvve adlı eserlerinieserleri yazmıştır.
 
ZekasıZekâsı, olgunluğu ve tevazusu ile herkesi hayrette bırakan Imamı Rabbani (r.a)İmam-ı Rabbânî, Muhammed BakibillahBâki Billah HazretlerininHazretleri'nin talebesi olmuş, üstadının da lütuf ve himmeti ile çok kısa bir süre içindesürede kimsede görülmeyen hallere kavuşmuştur. Hocasına karşı çok hürmetkarhürmetkâr ve edepli bir şekilde davranmıştır. Bu üslubunu eserlerine de taşımış, insanı dünyâdaDünya'da ve âhiretteÁhiret'te yükseltecek olan tevâzununtevâzûnun ne olduğu ve kurtuluşun ancak Ehl-i sünneteSünnet'e uymakla olduğuolduğunu bildirmiştir. Hocasından aldığı izinle, kendi öğrencilerini yetiştirmeye başlamıştır. Talebelerine ilim tahsilini sıkı sıkı emretmiş, tassubataassuba ve yobazlığa karşı cihada çok önem vermiştir. Dîni, câhillerden öğrenmeyi men etmiştir. Devamlı kitap okumalarını, ilim öğrenmelerini istemiş, önce itikâdı düzeltmenin, sonra fıkh bilgilerini öğrenmenin gerekliliğini anlatmıştır.
 
AllahüAllah-u teâlâTeâlâ onu, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) bin sene sonra, müslümanlarınMüslümanların zayıf düştüğü, küfrün, sapıklığın ve sapık kimselerin her tarafı kapladığı bir zamanda, dinDîn-i İslamıİslâm'ı kuvvetlendirmek için göndermiştir. İnsanlar, nice bilinmeyen ve çözülmesi zor meseleleri ondan sorup doyurucu cevaplar almıştır. Yazdığı mektup ve kitapları insanları gafletten uyandırmış, herkesin kalbini ilim ve nur ile doldurmuş ve kuvvetlendirmiştir. Müslümanların içinden fitneyi ve ötekileşmeyi uzaklaştırmıştır. Binlerce insan, çok sayıda fasıkfâsık ve facirfâcir, onun güzel hallerini görüp, sohbetini işitip tevbe ederek salih Müslüman olmuştur. Zamanının padişahlarını, valilerini, kumandanlarını, âlimlerini ve hakimlerini, çok tesirli mektupları ile, dinedîne, sünnet-i seniyyeye teşvik etmiş, çok âlim ve velivelî yetiştirmiştir.yetiştirmiş, Çokçok sayıda keramet göstermiştirgösterdiği anlatılmıştır.
 
İkna edici delillerle sapık fikirlerinin çürütüldüklerini, Ehl-i sünnetSünnet itikadının ve doğru din bilgilerinin yayıldığını, bid'atlerin kalktığını gören bazı sapık kimseler, Imamıİmam-ı RabbaniRabbânî Hazretleri'ne cephe aldılar. Haset ve iftira etmeye başladılar. Bundan dolayı, bir müddet hapis yatmış, ancak söylenilenlerin iftira olduğunu, delilleriyle ispat etmiştir. Hapishanedeyken dahi tebliğe devam etmiştir. Yaptıklarından pişman olan sultan, önce ikramda bulunmuş, sonra da O'nu serbest bırakmıştır. Ayrıca döneminin sözde alimlerine karşı imani mücadele vermiştir.
 
Eserlerinde, derin bir iman ve Kuran ahlakı anlatılmakta, Ehl-i sünnetin üzerinde hassasiyetle durulmaktadır. Allah'ın varlığını, birliğini, sıfatlarını, ihlası, ruhu, şeytanla ve nefsle olan cihadı ve Allah'a samimi olarak nasıl yakınlaşılabilineceğini, Peygamberlere ve dört halifeye uymaya çalışmanın gerekliliği anlatmaktadır. Müminlerin kendi içinde bölünmüş olduğunu, ancak sadece Ehl-i sünnete uyanların kurtulacağını bildirmiştir. Birlik olunması ve Müslümanlığın yayılması gerekliliğini üzerinde hassasiyetle durmuştur.
9.865

değişiklik

Gezinti menüsü