Goeben ve Breslau'nun takibi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Goeben ve Breslau'nun takibi
(Yavuz ve Midilli Olayı)
I. Dünya Savaşı
Bundesarchiv Bild 134-C2320, Verfolgung deutscher Kreuzer durch britische Marine.jpg
Britanyalı gemileri Alman gemilerini kovalıyor
Tarih28 Temmuz - 10 Ağustos 1914
BölgeAkdeniz
SonuçAlman zaferi
  • Alman gemileri başarıyla İstanbul'a ulaştılar
Taraflar
Birleşik Krallık Britanya İmparatorluğu
Fransa Fransa
Alman İmparatorluğu Alman İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
Archibald Berkeley Milne,
Ernest Troubridge,
Augustin Boué de Lapeyrère
Wilhelm Souchon
Güçler
3 savaş kruvazörü
4 zırhlı kruvazör
4 hafif kruvazör
14 destroyers
1 savaş kruvazörü
1 hafif kruvazör
Kayıplar
Yok 4 denizci[1]

Goeben ve Breslau'nun takibi, I. Dünya Savaşı'nın ilk günlerinde Akdeniz'de gerçekleşen, Britanya Kraliyet Donanması'na bağlı gemilerin Alman İmparatorluk Donanması gemileri SMS Goeben ve SMS Breslau'yu önlemeye çalıştıkları deniz muharebesi. Alman Akdeniz Filosu'nu oluşturan Moltke sınıfı muharebe kruvazörü SMS Goeben ve Magdeburg sınıfı hafif kruvazör SMS Breslau, savaşın başlaması ile Akdeniz'de kalmıştı. Alman gemileri aldıkları emirler doğrultusunda Britanya filosunun yakın takibine rağmen Çanakkale Boğazı'ndan geçerek İstanbul'a ulaşmayı başarmıştır. İstanbul'a ulaşan gemiler Osmanlı İmparatorluğu'na devredilmiş ve sırasıyla Yavuz Sultan Selim ve Midilli adlarını almışlardır. Gemilerin mürettebatı Amiral Souchon komutasında Alman denizcilerden oluşmaya devam etmiştir. Gemiler daha sonra Rusya limanlarını top atışına tutarak Osmanlıların I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri saflarında girmesinde önemli bir etki olacaklardı.

Takip, kansız bir "muharebe" olmasına rağmen İngilizlerin başarısızlığı çok büyük siyasi ve askeri sonuçlara yol açtı. Kısa vadede, takibi komuta eden iki İngiliz amiralinin kariyerlerini sona erdirmiştir. Amiralliğin İlk Lordu Winston Churchill, birkaç yıl sonra yazdığı anılarında Goeben'in Osmanlıları savaşa girmeye zorlayarak "bir geminin daha önce hiç getirmediği kadar fazla katliam, sefalet ve yıkım getirdiği" görüşünü dile getirmiştir.[2]

Arka plan[değiştir | kaynağı değiştir]

Almanya[değiştir | kaynağı değiştir]

Ekim 1912'de başlayan Birinci Balkan Savaşı'nın ardından Alman Genelkurmay Başkanlığı Almanya'ya Akdeniz'de güç yansıtma yeteneği kazandırmak için bir Akdeniz filosuna ihtiyaç duyulduğunu belirledi. Bu nedenle genelkurmay, zırhlı Goeben ve hafif kruvazör Breslau'yu İstanbul'a gönderdi. İki gemi 4 Kasım'da Kiel'den ayrılarak, 15 Kasım 1912’de İstanbul'a vardı. Nisan 1913'ten itibaren Goeben, Arnavutluk sularına yelken açmadan önce Venedik, Pola ve Napoli de dahil olmak üzere birçok Akdeniz limanını ziyaret ederken, Akdeniz Filosu hafif kruvazörler Strassburg ve Dresden ile takviye edildi. Bu seferin ardından Goeben Pola'ya geri döndü ve 21 Ağustos - 16 Ekim arasında bakım için orada kaldı.[3]

29 Haziran 1913'te İkinci Balkan Savaşı'nın başlaması ile Alman Akdeniz Filosu'nun bölgede kalmaya devam etmesi gerekti. Savaşın bitişinin ardından Strassburg ve Dresden Almanya'ya geri döndü, 23 Ekim 1913'te Koramiral Wilhelm Souchon filo komutasını devraldı. Goeben ve Breslau, Akdeniz'deki faaliyetlerini sürdürdüler ve Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasından önce yaklaşık 80 liman ziyaret ettiler.[3] Deniz Kuvvetleri, Goeben'in yerine Haziran 1914'te kardeş gemi Moltke'yi geçirmeyi amaçladı, ancak 28 Haziran 1914’te Bosna'daki Veliaht Prens Franz Ferdinand suikastı ve ardından Büyük Güçler arasındaki gerilimlerin artması bunu imkansız hale getirdi.

Suikastin hemen ardından Amiral Wilhelm Souchon, İttifak Devletleri ve Üçlü İtilaf arasında savaşın yakın olduğunu doğru bir şekilde değerlendirdi. Alman İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'nin Akdeniz'deki tek kuvveti Souchon kumandası altındaki Goeben ve Breslau gemileriydi. Herhangi bir savaş halinde filonun görevi Cezayir'den Fransız sömürge askerlerini taşıyan gemilerini engellemekti. Sonuç olarak, gemilerine tamir için Pola'ya gitmelerini emretti.[3] Donanma mühendisleri gemi üzerinde çalışmak için Almanya'dan Pola'ya geldi.[4] Goeben'deki diğer onarımlara ek olarak 4.460 kazan borusu değiştirildi. Çalışmaların tamamlanmasının ardından gemiler, Fransız limanları Bone ve Phillipville'e doğru yola çıktılar.[5]

Osmanlı Devleti[değiştir | kaynağı değiştir]

1909 sonrasında Osmanlı hükümeti gücü artan Yunan donanmasına, özellikle yeni zırhlı kruvazörleri Georgios Averof'a karşı koymak için yabancı tersanelerden savaş gemileri satın alma üzerine ciddi planlar yapmaya başlamıştı. Geçici bir çözüm olarak 1910 yılında Almanya'dan Brandenburg sınıfı iki zırhlı savaş gemisi satın alınarak Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis adlarıyla donanmaya katıldı.[6]

1911'de Osmanlı hükümeti Vickers firmasıyla iki yeni zırhlı savaş gemisinin inşası için görüşmeye başladı. Bu amaçla daha önce Osmanlı hükümeti için donanma danışmanlığı yapan Douglas Gamble iki yeni tasarım hazırladı. İlk tasarım Mehmed Reşad V adıyla 8 Haziran 1911'de sipariş edildi, geminin adı yapımı esnasında Reşadiye olarak değiştirildi.[7] Yunan donanması Osmanlılara cevap olarak 1912 yılında Salamis zırhlısını sipariş etti,[8] bu durum Osmanlıların Rio de Janeiro'yu satın alma teklifini yenilemesine sebep oldu. Osmanlı hükümeti gemiyi satın alarak Sultân Osmân-ı Evvel olarak adlandırmak üzere Ocak 1914'te İngilizlerle anlaşma imzaladı.[9][10]

28 Haziran 1914'te Arşidük Franz Ferdinand’a suikast düzenlemesinin ardında artan ve I. Dünya Savaşı'na yol açacak olan uluslararası gerginlik, İngilizlerin Osmanlı gemilerine el koyma düşüncesine itti. Osmanlılar ile yapılan sözleşme hükümleri gereği İngiltere ulusal bir acil durumda gemileri geri satın alma hakkını saklı tutuyordu, ancak Türklerin bu durumu kabul etmesi mümkün görünmüyordu. Osmanlı hükümeti iki gemi için toplam 6 milyon İngiliz sterlini ödeme yapmış, bu paranın bir kısmı Fransız bankacılardan borç alınmış, bir kısmı ise halktan toplanan bağışlar, vergiler ve memur maaşlarından karşılanmıştı. İki geminin alımı ulusal bir mesele haline gelmişti.[11] Temmuz 1914'ün başında Reşadiye hizmete hazırdı, ancak İngiliz hükümeti Osmanlılara iki geminin birden teslim edileceğini söylerken, yapımcı tersanelere teslimat için aceleye gerek olmadığının sinyalini vermişti.[11] 21 Temmuz 1914'te İngilizler, Reşadiye ve Sultan Osman-ı Evvel'in teslimini ertelediler. Donanmanın başı Winston Churchill, İngiliz Kraliyet Donanması'na 29 Temmuz'da iki geminin alıkoyulmasını ve Osmanlı donanma personelinin gemilere binmesinin önlemesini emretti; iki gün sonra İngiliz denizciler gemilere çıkarak resmi şekilde el koydular. İngiltere henüz savaşta olmadığından bu eylemler yasa dışıydı; yine de İngiliz hükümeti Osmanlılara bir emrivaki yapmaya kararlıydı. 3 Ağustos'ta, İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu büyükelçisi, İngiltere hükümetinin gemilere el koyduğunu bildirdi.[12] Gemileri teslim almaya giden birliğin komutanı Rauf (Orbay) Bey eli boş dönmüştü. Churchill ilişkide oluşan hasarı azaltma umuduyla, Osmanlı Devleti'nin savaşta tarafsız kalması şartıyla savaşın sonunda iki dretnotun tamir edilmiş halde teslim edilmesi veya değerlerinin geri ödenmesi, bu esnada gemilerin kullanımı karşılığı her gün için 1,000 İngiliz sterlini ödenmesi teklifinde bulundu; ancak bu teklif kabul görmedi.[13] İngilizlerin parası ödenmiş savaş gemilerine el koyması Osmanlı halkında büyük tepki uyandırdı. "Halkın gemilerinin" kaybedilmesi Enver Paşa, Talat Paşa ve diğer Alman yanlısı bakanlarca İttifak Devletleri'ne halk desteği toplamada kullanıldı.[14]

İlk temas[değiştir | kaynağı değiştir]

SMS Goeben
Breslau (Midilli)

Elinde spesifik bir emir olmayan Souchon, gemilerini Afrika sahillerine yakın bir konuma alarak savaş başladığında Cezayir'den Toulon'a gidecek Fransız asker taşıma gemilerine saldırmak için uygun bir pozisyona geçti. Savaş ilan edildiğinde Fransız Cezayiri'ndeki Bône ve Philippeville asker yükleme noktalarını vurmayı planlıyordu. Goeben Philippeville'e dorğu yol alırken, Breslau ayrılarak Bône'a doğru yola çıktı. Filo, 3 Ağustos günü batıya doğru yol alırken saat 18.00'de Almanya'nın Fransa'ya savaş açtığı haberini aldı. 4 Ağustos'ta erken saatlerde Amiral Alfred von Tirpitz'ten gelen emir, "İttihat ve Terakki hükümeti ile ittifak 3 Ağustos günü sonuçlandı. İstanbul'a doğru yola çıkın" şeklindeydi. Hedeflerine çok yakın olan Souchon, emri bir süreliğine göz ardı ederek saldırıya devam etti. Hedeflerine yaklaşırken tanınmamak için Rus bayrağı çeken gemiler, şafak vakti yaptıkları bombardımanın ardından bölgeden ayrılarak kömür almak için Messina limanına doğru yola çıktılar.[15]

Savaş öncesinde Britanya ve Fransa arasında yapılan bir anlaşma sebebiyle Fransa'nın Atlas Okyanusu sahillerinin güvenliği Britanya Donanması sağlamakta, Fransa ise gemilerini Akdeniz'de konuşlandırmaktaydı. Fransız donanmasından üç filo Fransız nakliye gemilerini korumakla görevliydi. Goeben'in batıdaki Cebelitarık'a doğru gitmesini bekleyen Fransız komutan Amiral de Lapeyrère, filosunun A grubunu ("Groupe A") batıya gönderdi; ancak Souchon doğu yönünde ilerlemesi sayesinde Fransızlarla temasa girmedi.

4 Ağustos sabahı 09.30'da Souchon, Britanya muharebe kruvazörleri Indomitable ve Indefatigable ile temas sağladı. Britanya gemileri Alman gemilerinin tersi yönde ilerleyerek yanlarından geçtiler. Fransa'nın aksine Büyük Britanya henüz Almanya'ya savaş ilan etmemişti, bu sebeple gemiler çatışmaya girmediler. Aynı günün akşamı Almanya'nın Belçika'yı işgal etmesinin ardından savaş ilanı gerçekleşecekti. İngiliz gemileri Goeben ve Breslau'yu gölgelemeye[Not 1] başlamasına rağmen Alman gemilerinin hızına yetişemeyerek geride kaldılar. Milne gerçekleşen teması ve pozisyonunu donanma karargahına bildirdi, ancak Alman gemilerinin beklenenin aksine doğuya doğru gittiklerini belirtmedi. Almanların Fransız asker nakliye gemilerini hedef almasını bekleyen Churchill bu sebeple Milne'e saldırıya uğramaları durumunda çatışmaya girme izni verdi. Britanya kabinesinin bir toplantısında savaş ilanına kadar çatışmaya girilmemesi kararı çıkması üzerine saat 14.00'te Churchill çatışma iznini geri çekti.[16]

Takip[değiştir | kaynağı değiştir]

Goeben ve Breslau'nun takip edildiği güzergah

Goeben'in tasarım hızı 27 knot (50 km/sa; 31 mph) idi, ancak hasarlı kazanları sebebiyle yalnızca 24 knot (44 km/sa; 28 mph) hıza ulaşabiliyordu. Bu hız da sadece makinelerin limitlerde kullanımı ve denizcilerin mümkün olan en yüksek çabayı sarf etmesiyle mümkündü; takip esnasında kazan dairesindeki dört kürekçi sıcak buhar ile haşlanarak öldü. Souchon'un şansı eseri her iki İngiliz savaş gemisi de kazanları ile ilgili sorunlar yaşıyor ve Goeben'in hızına yetişemiyordu. İlerleyen saatlerde hafif kruvazör HMS Dublin Alman gemileriyle teması sürdürürken Indomitable ve Indefatigable geride kalmıştı. HMS Dublin de saat 19.37'de karanlığın çökmesi ve sis yüzünden Sicilya'nın kuzey sahilindeki San Vito Burnu civarında teması kaybetti. Goeben ve Breslau ertesi sabah Messina'ya döndü; bu esnada İngiltere ve Almanya arasında savaş resmen başlamıştı.

İngiliz donanma karargahı Milne'ye İtalyan tarafsızlığına saygı duymasını ve Messina Boğazı'nın girişine engel olan İtalyan sahilinden 6-deniz-mili (11 km; 6,9 mi) uzakta kalmasını emretti. Bunun üzerine Milne, boğazın çıkışlarına nöbetçiler gönderdi. Halen Souchon'u batıya, Atlas Okyanusu'na doğru yönelmesini bekleyen Milne, en güçlü gemileri olan Inflexible ve Indefatigable muharebe kruvazörlerini boğazın Batı Akdeniz'e açılan kuzey çıkışına konuşlandırdı, boğazın güney çıkışını ise tek bir hafif kruvazörle, HMS Gloucester ile korumaktaydı, Indomitable gemisini ise kömür ikmali yapması için güneydeki Malta yerine batıdaki Bizerte'ye göndermişti.[17]

Souchon için Messina güvenli bir sığınak değildi. İtalyan yetkililer 24 saat içinde ayrılması için ısrar etmekte ve kömür tedarikini geciktirmekteydi. Gemilerinin ikmal edilmesi için limandaki Alman ticari gemilerinin güvertelerinin sökülmesini ve kömürlerini depolara kürekle doldurulması gerekiyordu. 6 Ağustos akşamı ticaret gemilerinden gelen 400 gönüllünün yardımına rağmen sadece 1.500 short ton (1.400 t) kömür yüklenebilmişti; bu miktar İstanbul'a ulaşmak için yeterli değildi.

Tirpitz'den gelen diğer mesajlar, durumunu daha da zor bir hale getirmişti. Mesajlar Avusturya-Macaristan'ın Akdeniz'de donanmaya yardımda bulunmayacağını belirtmekte, Osmanlı İmparatorluğu'nun ise hala tarafsız olduğunu ve İstanbul'a gitmemesini salık vermekteydi. Diğer alternatifini Pola'ya sığınmak ve belki de savaşın geri kalanı boyunca kapana kısılı kalmak olarak gören Souchon İstanbul'a yol almaya karar verdi. Amacı, "Osmanlı İmparatorluğu'nu, istemeseler bile, savaşı kadim düşmanları Rusya'ya karşı Karadeniz'e yaymaya zorlamak" idi.[17]

Milne'e 5 Ağustos'ta Adriyatik Denizi'ndeki Avusturya filosunu gözlemlemeye çalışması ve Alman gemilerinin bu filoya katılmasını önleme talimatı verildi. Milne, zırhlı kruvazörlerini batıda tutarak HMS Dublin'i, Adriyatik'te bulunan ve Goeben ve Breslau'yu yakalayabileceğine inandığı Troubridge'in kruvazör filosuna katılmak üzere gönderdi. Troubridge'e Avusturya filosuyla çatışmaya girmemesi yönünde bir uyarı olarak "kendisinden üstün kuvvetlerle ciddi şekilde temasa girmeme" talimatı verilmişti. Goeben ve Breslau, 6 Ağustos'ta Doğu Akdeniz'e çıktığında HMS Gloucester ile karşılaştılar, ancak Gloucester yetersiz silahlarından dolayı çatışmaya girmeyerek Alman gemilerini gölgelemeye başladı.[18]

Troubridge'in filosu, zırhlı kruvazörler HMS Defence, HMS Black Prince, HMS Warrior, HMS Duke of Edinburgh ve torpidolarla donatılmış sekiz destroyerden oluşuyordu. Kruvazörlerin 9,2 in (230 mm) çapındaki toplarına karşılık Goeben 11 in (280 mm) toplar taşıyor; kruvazörlerin 6 in (150 mm) kalınlığındaki zırhlarına karşılık ise Goeben'i 11 in (280 mm) kalınlığında bir zırh koruyordu. Troubridge'in filosunun Goeben'in silahlarına karşı koymak için zırh koruması yetersizdi, toplarının menzilleri ise Goeben'den daha kısaydı. Ayrıca kruvazörlerin görece küçük topları ve Goeben'in kalın zırhı, Alman gemilerine yakın mesafeden atışlarda bile ciddi hasar verme şansını çok azaltıyordu.[19] Buna ek olarak İngiliz gemileri, Goeben'in hasarlı kazanlarına rağmen birkaç mil daha yavaştı,[20] bu durum Alman gemilerinin İngiliz filosunu önceden tespit etmesi halinde çatışmanın menzilini istedikleri gibi belirleyebileceği anlamına geliyordu. Sonuç olarak Troubridge tek şansının Goeben'i şafakta, uygun gözlem koşullarında, Goeben doğuda kalacak şekilde yakalayıp temasa geçmek ve tercihen destroyerleri ile torpido saldırısı düzenlemek olduğunu değerlendirdi; ancak destroyerlerinin en az beşi tam yol giden kruvazörlere ayak uydurmaya yetecek kadar kömüre sahip değildi. 7 Ağustos sabah 04.00'te Troubridge, Alman gemilerini gün aydınlanmadan önce yakalayamayacağını fark etti ve bir değerlendirmenin ardından Churchill'in muğlak "üstün kuvvetle çatışmama" emrini düşünerek Milne'e takibi bırakma niyetinin sinyalini gönderdi. Troubridge saat 10.00'a dek bir cevap almadı, bunun ardından yakıt ikmali için Zante'ye yol almaya başladı.[21]

Kaçış[değiştir | kaynağı değiştir]

Amiral Milne

Hala Souchon'un batıya dönmesini bekleyen Milne, Gloucester'a teması kesme emri verdi; ancak Gloucester'ın kaptanı Goeben'in kaçmakta olduğunun farkındaydı. Breslau, Gloucester'ı taciz ederek takibi bırakmaya zorlamaya çalışıyordu; Goeben'in Yunanistan açıklarında bekleyen bir kömür gemisinden ikmal yapabilmesi için İngilizlerin takibinden kurtulması gerekliydi. Gloucester sonunda Breslau ile çatışmaya girdi; İngilziler Goeben'i geri dönmeye ve hafif kruvazörü korumaya zorlamayı hedefliyordu. Souchon'a göre bu çatışmada Breslau vurulmuş, ama herhangi bir hasar almamıştır. Çatışmanın geri kalanında iki gemi de rakibini vuramadı. Sonunda Milne Gloucester'a Matapan Burnu'nda takibi bırakma emrini verdi.

8 Ağustos gece yarısından hemen sonra Milne üç muharebe kruvazörü ve hafif kruvazör HMS Weymouth ile doğuya yöneldi. Saat 14.00'te Donanma Komutanlığı'ndan İngiltere'nin Avusturya ile savaşa girdiğine dair hatalı bir sinyal aldı; gerçekte iki ülke arasında 12 Ağustos'a kadar savaş ilan edilmeyecekti. Dört saat sonra sinyal hatasına dair bilgi ulaştı, ancak Milne Goeben'i aramaktansa Malta yakınlarında konuşlanarak Adriyatik Denizi'ni korumaya almayı tercih etti.[22] Sonunda 9 Ağustos'ta Milne, "7 Ağustos'ta Matapan Burnu'nu kuzeydoğu yönünde geçen Goeben'i takip et" emrini aldı. Troubridge'i Adriyatik koruması için geride bırakan Milne, Souchon'un Çanakkale Boğazı'na gittiğine inanmıyordu, Goeben'in Ege Denizi'nden dışarı çıkmayı planmadığından habersiz şekilde Ege çıkışını savunmaya geçti.[22]

8 Ağustos'ta Ege Denizi'ne giren Souchon 9 Ağustos'ta Donousa (Hacılar) adası açıklarında kömür ikmalini tamamladı. 10 Ağustos gecesi saat 03.00 civarında Britanya gemileri de Ege'ye ulaşmıştı. 10 Ağustos sabahı demir alan Alman savaş gemileri Boğazlar'a yolculuklarının son ayağına başladılar. Saat 17.00'de gemiler Çanakkale Boğazı açıklarına ulaşarak geçiş için izin beklemeye başladılar.[23]

Almanya bir süredir İkinci Meşrutiyet döneminin etkin gücü olan İttihat ve Terakki Fırkası ile yakınlaşmaktaydı. Parti üzerindeki ağırlığını sonunda kullanan Alman hükümeti, Osmanlı savaş bakanı Enver Paşa'ya gemilerin boğazdan geçmesi için baskı yapmaya başladı. Boğazların Rusya'ya ulaşmak için dört mevsim boyunca seyrüsefere açık olan tek deniz yolu ve en önemli ikmal hattı olması, Rusya'nın Alman gemilerinin geçişine şiddetle karşı çıkmasına sebep olacaktı. Ayrıca Almanlar Enver Paşa'yı takipteki Britanya gemilerine ateş açılması emri vermeye de ikna etmeyi başardılar. Souchon boğazlara girme izni aldığında gemilerdeki gözcüler, yaklaşan Britanya gemilerinin dumanını ufukta görebiliyordu. Aslen izin, Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı'na 8 Ağustos tarihli ve "Başkumandan vekili Enver" imzalı şifreli telgrafla iletilmişti. Telgrafta, "Almanya Hükümeti'nin Goeben ve Breslau ismindeki sefain-i harbiyesinin (savaş gemilerinin) düşmanla muharebeye tutuşmuş olmaları muhtemeldir. Sefain-i mezkure (adı geçen gemiler) boğaza iltica ederlerse duhullerine (girişlerine) müsaade ve kabul ediniz." denilmektedir."[24]

Gemiler 11 Ağustos'ta Çanakkale'ye vardılar[25], üç gün Çanakkale'nin kuzeyinde bir koyda demirli durumda bekledikten sonra 16 Ağustos'ta İstanbul'a ulaştılar.[26][27] Gemilerin İstanbul'a demirlemeleri Rusya'nın, Fransa'nın, özellikle de İngiltere'nin sert protestolarına neden oldu. Osmanlı Devleti savaşta hala tarafsızdı ve uluslararası anlaşmalar gereği Alman gemilerinin boğazlardan geçişini önlemekle yükümlüydü. Bu sorunun etrafından dolanmak için Alman büyükelçisinin önerisiyle gemilerin Türk donanmasına katılması kararlaştırıldı.[28] Protestolara cevap olarak söz konusu iki geminin parası peşin olarak ödenmiş olduğu halde Britanya hükümetince gasp edilen iki gemi yerine Almanlardan satın alınmış olduğu bildirilmiştir. Bu gemiler için 500.000 altın lira ödendiği ve isimlerinin Yavuz ve Midilli olarak değiştirilerek Osmanlı Donanması'na dahil edildiği bildirilmiştir. Britanya, Akdeniz'deki bir tehdidin azalmasından memnuniyet duymuştu.[29] 16 Ağustos'ta gemilerin resmi devir töreni yapıldı ve Alman bayrakları indirilerek direklere Osmanlı bayrağı çekildi ve Bahriye Nazırı gemileri Osmanlı donanmasına kabul etti; ertesi gün Alman mürettebata fesler dağıtılacaktı.[30] Ancak Souchon halen gemilerin kumandanı, Alman mürettebat ise yerinde idi.[27]

Sonuçları[değiştir | kaynağı değiştir]

Ağustos'ta çabuk bir zafer bekleyen Almanya, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarafsız kalmasından hoşnuttu. Ayrıca Marmara Denizi'ndeki Goeben gibi güçlü bir savaş gemisi Kraliyet Donanması'nın Çanakkale Boğazı'na yaklaşmasını engelliyordu. Fakat Eylül'de alınan Birinci Marne Savaşı yenilgisi ve Rusya'nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na karşı üstünlüğü Almanya'nın Osmanlı gibi bir müttefiği savaşta yanında görme isteğini arttırdı. Amiral Souchon, İmparator Kayzer Wilhelm'den aldığı talimatla 14 Eylül 1914 tarihinden itibaren Osmanlı Donanması'nın tatbikat için Karadeniz'e açılması yönünde çaba harcamaya başlamıştır. Osmanlı Hükümeti 20 Eylül'de Amiral Souchon'un talebini reddetmiştir. Ancak aynı gün Enver Paşa, bir günlüğüne Karadeniz'e tatbikat amaçlı çıkış için izin vermişti. Aynı gün Sadrazam Sait Halim Paşa, duruma karşı çıkmış, gemiler geri çağrılmıştır. Amiral tarafından birkaç kez yenilenen talep, Osmanlı Hükümeti tarafından her seferinde geri çevrilmiştir. Amiral Souchon 23 Eylül 1914 tarihinde Osmanlı Donanması Komutanlığı'na getirilecektir.[29]

Bu çabalar sürerken Osmanlı'nın 27 Eylül günü Çanakkale Boğazı'ndan bütün gemi geçişlerini yasaklaması -ki Rusya'nın mevcut olan ihracat-ithalat trafiğinin %90'ı o sıralarda bu rotadan sağlanıyordu- bütün gerilimi artırdı.

Süregelen Rus ve Fransız diplomasisi Osmanlı İmparatorluğunu savaşın dışında kalmaya ikna etse de, 27 Ekim 1914 günü Amiral Souchon Goeben, Breslau ve dokuz Osmanlı savaş gemisinden oluşan bir donanma Karadeniz'e açıldı. Donanma 29 Ekim 1914 sabahı Rus liman ve gemileriyle temas kurdu. Odesa (Hacıbey), Sivastopol (Akyar), Novorossisk ve Feodosya (Kefe) limanlarını bombalandı. Bir mayın ve on beş askeri nakliye gemisi batırıldı, bir torpidoya ağır hasar verildi. Bir kömür gemisi 3'ü subay 75 personeliyle esir alındı. Novorossisk'de buğday silolarıyla elli petrol deposu tahrip edildi. Bu gelişmeler bir dönüm noktası oldu ve 2 Kasım'da Rusya, 5 Kasım'da İngiltere sırasıyla Osmanlı İmparatorluğuna karşı savaş ilan ettiler.

Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşa girmesi ile savaşta çok sayıda yeni cephe açıldı (bkz. I. Dünya Savaşı).

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Notlar
  1. ^ Gölgelemek, çatışmaya girmeden belli bir mesafeden takip etmek anlamında kullanılmıştır.
Özel
  1. ^ Tuchman 1962, s. 177.
  2. ^ Tuchman 1962, s. 187.
  3. ^ a b c Staff 2006, s. 18.
  4. ^ Halpern 1995, s. 51.
  5. ^ Sufrin 1987, s. 27.
  6. ^ Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 16.
  7. ^ Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 17.
  8. ^ Sondhaus 2001, s. 220.
  9. ^ Gardiner & Gray 1985, s. 384,388,391.
  10. ^ Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 141.
  11. ^ a b Massie 2004, s. 31.
  12. ^ Fromkin 1989, s. 57-58.
  13. ^ Massie 2004, s. 32-33.
  14. ^ Noppen 2015, s. 17.
  15. ^ Massie 2004, s. 34.
  16. ^ Massie 2004, s. 36.
  17. ^ a b Massie 2004, s. 39.
  18. ^ Massie 2004, s. 40-41.
  19. ^ Van Der Vat 2001, s. 140-141.
  20. ^ Van Der Vat 2001, s. 135-136.
  21. ^ Massie 2004, s. 44.
  22. ^ a b Massie 2004, s. 61.
  23. ^ Massie 2004, s. 61-63.
  24. ^ Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, sayı 88, Ağustos 1989
  25. ^ Langensiepel & Güleryüz 1995, s. 28.
  26. ^ Massie 2004, s. 64.
  27. ^ a b Noppen 2015, s. 18.
  28. ^ Massie 2004, s. 65.
  29. ^ a b Massie 2004, s. 48-49.
  30. ^ Massie 2004, s. 65-66.
Genel
  • Baş, Ersan (2008). Türk Tarihinde Yavuz Zırhlısının Rolü. İstanbul: Piri Reis Araştırma Merkezi Yayını, Deniz Basımevi. ISBN 978-975-409-482-4. 
  • Churchill, Winston S. (1923–1927). The World Crisis. Thornton Butterworth Ltd. 
  • Çetiner, Selahattin (2000). Çanakkale Savaşı Üzerine Bir İnceleme. İstanbul: Cem Ofset Matbaacılık. 
  • Fromkin, David (1989). A Peace to End All Peace: Creating the Modern Middle East 1914–1922. Owl Books. ISBN 0-8050-0857-8. 
  • Halpern, Paul G. (1995). A Naval History of World War I. Annapolis, Maryland: Naval Institute Press. ISBN 1-55750-352-4. 
  • Keegan, John (2003). Intelligence in War. Hutchinson. ISBN 0-09-180229-6. 
  • Lumby, Esmond Walter Rawson, (Ed.) (1970). Policy and operations in the Mediterranean, 1912–14. Londra: Navy Records Society. ISBN 0-85354-004-7. 
  • Massie, Robert (2004). Castles of Steel: Britain, Germany and the winning of the Great War. Random House. ISBN 0-224-04092-8. 
  • McLaughlin, Redmond (1974). The escape of the Goeben. Scribners. 
  • Moorehead, Alan (1956). Gallipoli. Wordsworth Editions. ISBN 1-85326-675-2. 
  • Staff, Gary (2006). German Battlecruisers: 1914–1918. Oxford, Birleşik Krallık: Osprey Books. ISBN 978-1-84603-009-3. 
  • Sufrin, James (1987). "Ship of Misery and Ruin". Military History. Leesburg, Virginia: Empire Press, s. 1409. 
  • Tuchman, Barbara (1962). The Guns of August. Constable. ISBN 0-333-69880-0. 
  • Van Der Vat, Dan (2001). The Ship that Changed the World (Revised Edition). Birlinn. ISBN 978-1-84158-062-3.