I. Muaviye

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Muaviye sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Tarafsız Bakış Açısı Bu maddede belli bir dinî grubun bakış açısının ağırlıkta olduğu bir tür sistemik yanlılık sorununun bulunduğu düşünülmektedir.
Maddenin evrenselleştirilmesi ve uygun hâle getirilmesi için lütfen tartışmaya katılınız.
Şablonu maddeden çıkarmadan önce şablonun yardım sayfasını lütfen inceleyiniz.
Evrenselleştirme
I. Muaviye
Emevi Halifesi
Hüküm süresi 661 – 680
Önce gelen Hasan bin Ali
Sonra gelen I. Yezid
Tam adı Muaviye bin Ebu Süfyan
Doğum tarihi 602
Ölüm tarihi 680
Hanedan Emevi
Babası Ebu Süfyan
Annesi Hind

Muaviye bin Ebu Süfyan, (Arapça: معاوية بن أبي سفيان Mu'āviyye ibn Ebu-Sufyān) (d. 602 - ö. 6 Mayıs 680) İslam Devleti'nin Ali'den sonraki halifesi ve Emevi hanedanının kurucusu.

Müslüman olmadan önce Uhud Savaşında ve Hendek Savaşında Mekkeli müşriklerin komutanı olarak Muhammed komutasındaki Müslümanlara karşı savaşan Ebu Sufyan bin Harb'in oğludur. Annesi Kureyş'in başkanlarından olan "Utbe bint Rebia"'nın kızı Hind bint Utbe'dir.[1]

Ali ile savaştı, Mısır'ı ele geçirdi ve Ali'nin 661 yılında suikaste uğrayarak öldürülmesinden sonra halifeliği Hasan'dan devr alarak halifeliğini ilan etti. 661'den 680'e kadar İslam Devleti'ni yönetti.

İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

Muaviye bin Ebu Sufyan 602 yılında Kureyş kabilesinin üyelerinden Beni Abd Şems ailesinin bir ferdi olarak dünyaya geldi. Modern Suudi Arabistan'ın kuzeybatısında yer alan Mekke Kureyş'in yönetimindeydi. Beni Abd-Şems ailesi bu yönetici zümrenin en nüfuzlu üyelerindendi. Muaviye'nin babası Ebu Sufyan bin Harb annesi ise Hind bint Utbe idi.

Muhammed, Mekke'de yeni dini duyurmaya başladığında Abd-Şems ailesinin çoğu ona karşı çıktı. Hicret etmesine neden oldular ve ardından Müslümanlara karşı açılan tüm savaşlara katıldılar.

630 yılında Müslümanlar Mekke'yi fethedince, tüm Mekkelilerle birlikte Abd-Şems ailesi de Müslüman oldu.

Bazı tarihçilere göre Muaviye akrabalarının şiddetli itirazlarına rağmen Müslüman oldu. Şiiler ise, Mekke'nin fethi bunu zorunlu kılana dek İslam'ı kabul etmediğini söylerler.

Muhammed karşıtlarına merhametli davrandı. Ordusuna katılıp önemli görevlere gelmelerine müsaade etti.[2] 632 yılında peygamberin ölümünden sonra ise Suriye'deki Bizans ordusuna sefere giden orduya katıldı. Orduda yükselerek büyük nüfuz sahibi oldu. İkinci halife Ömer bin Hattab tarafından Şam'ın valisi olarak atandı. Üçüncü halife Osman bin Affan döneminde ise halife tarafından Suriye eyalet valiliğine getirildi.

Kendisinden 130 hadîs rivayet edilmiştir. Bunlardan sadece dördünün rivayetinde Buharî ve Müslim ittifâk etmişlerdir. Ebu Zer-el Gıfârî, İbn-i Abbâs gibi sahabilerin kendisinden rivayetleri vardır. Tâbiî'nden de Cübeyr İbn-i Nüfeyr, Saîd İbn-i Müseyyeb ve daha başkaları rivayet etmişlerdir.[3]

Suriye valisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Muaviye, kardeşi Yezidin 640'da vefatı üzerine Ömer bin Hattab tarafından Şam valiliğine atandı. Osman bin Affan zamanında valiliği sırasında Suriye'nin tamamını yönetimi altına aldı. Yöre ahalisi ve askeri üstünde dikkate değer şekilde etki sahibi oldu. Yavaş–yavaş dahilden kendi devletinin alt yapısını atmaya başladı. 647 yılına gelindiğinde Bizans'ın saldırılarına dayanabilecek güçte bir ordu oluşturmuştu. Ardından 649'da Kıbrıs'ı ve 654'te Rodos'u aldı. 655 yılında Likya açıklarında Bizans donanmasını ağır bir yenilgiye uğrattı. Aynı süre içinde Anadolu'ya defalarca sefere çıkıldı.

Bu askeri girişimlerinin tamamını Ali'nin halife olmasının ardından durdurdu.

Ali ile çatışma[değiştir | kaynağı değiştir]

Şiiler, Muhammed bin Abdullah'dan sonra hilafet'in Ali ve soyuna ait olduğunu savunur ve Sünnilerin meşru ve dince makbul kabul ettikleri ilk üç halifenin (Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın) hilafeti Ali'den gasp ettiklerine inanırlar. Yezid'in babası Muaviye konusunda da yine bir benzerlik vardır.

Şiiler, I. Yezid hakkındaki görüşlerin benzerlerini Ali'nin hilafetine karşı çıktığı için Muaviye için de sürdürürler; ancak Sünniler ise Muaviye'nin bir "içtihad" yaptığını ve içtihadında yanılsa bile peygamberin eshabından ve Kuran'ın vahiy katiplerinden biri olduğu gerekçesiyle hakkında kötü ifadede bulunmaktan kaçınırlar. Buna karşın aralarında Ebu Hanife'nin de olduğu birçok Sünni alimi ise Ali halife iken, Ali'nin hilafetini tanımayıp ikinci halife olarak ortaya çıkan Muaviye'ye karşı, Muhammed'in "Bir halife varken, sonradan çıkan ikinci bir halifenin katlinin vacib olması"[4][5] kuralını uygulamayan Muaviye taraftarlarının, bu tutumları ile açıkça hatalı olduklarını ve haram işlediklerini açıklamışlardır.

Sünnilikte iktidar siyasi bir mesele ve peygamberin soyu dahi olsa bir soy meselesi olarak değil ümmetin kendi içinde istişare ile çözeceği bir konu olarak görülür ve genellikle "istişare ile seçilen devlet başkanına itaat" kültürü hakimdir. Şiilerde ise iktidar inanç meselesidir ve meşru siyasi lider aynı zamanda ruhani liderliği de elinde bulunduran Ali ve soyundan gelen imamlara (lider) aittir. Caferi şiası, toplam en sonu kıyamete kadar gizli kalan Mehdi de dahil 12 imamı kabul ettiğinden "12 imam" (Caferi Şiası) olarak da bilinir. 12 imamın günahsız olduğuna, "vahiy alma" hariç peygambere benzediğine inanılır. Şiilik içinde Zeydilik ve İsmailîlik gibi mezhepler bir ölçüde farklı bir İmam listesini kabul ederler.

Suikaste uğrayan Halife Osman bin Affan'ın öcünü almak, aynı kabileden olduklarından Muaviye'ye düşmekteydi. Muaviye Osman'ın katillerinin kovuşturmasını yapmadığından onların işbirlikçisi olduğunu iddia ettiği Ali'nin hilafetini reddetti. Bununla birlikte, öncülüğünü Ayşe, Talha ve Zübeyr bin Avvam'ın yaptığı isyana da katılmadı. İsyanın ardından yapılan Cemel Savaşı'nın galibi Ali, Ayşe'yi affetti. Ali'nin sağladığı refakatçiler eşliğinde Medine'ye giden Ayşe'ye maaş da bağladı.

Ali, Cemel Savaşı'nın ardından valisinin önderliğinde isyan eden Suriye'ye yöneldi. Fırat'a yönelen Ali 657 yılında Muaviye'nin güçleriyle çarpıştı. Muaviye, neredeyse mağlup olacağı Sıffin Savaşı'ndan hiyle yaparak kurtulmayı başardı. Muaviye'nin, Ali'nin safında çarpışanların dindarlığını istismar etmek için askerlerinin mızraklarına Kur'an'dan sayfalar astırdığı söylenir. Düşmanlarını görüşmeye ikna eden Muaviye Ali'nin yandaşlarını bölerek hilafetinin geçerliliğine gölge düşürdü. Ali'nin eski yandaşları haricilerin isyanından doğan zayıflıktan yararlanan Muaviye Mısır'ı ele geçirmek üzere harekete geçti. Muaviye, Amr bin As komutasında Mısır'a ordu gönderdi. Amr yaklaşık 2 yıl burayı Muaviye'ye bağlı bir şekilde idare etdi.

Halifeliği Hasan'dan devralışı[değiştir | kaynağı değiştir]

Ali Kufe'de şehit edildikten sonra, müslümanlar Ali'nin oğlu Hasan'a biat ettiler.[1] Bu biat'ı, Ali ile halifelik için çatışan ve savaşan Muaviye kendi otoritesine bir tehdit olarak algıladı. Muaviye derhal Suriye, Filistin ve Lübnan’daki ordu komutanlarına savaş hazırlıklarına başlamaları için talimat verdi, diğer yandan da genç varis Hasan ile anlaşmayı denedi, daha doğrusu Hasan'a halifelik iddiasından vazgeçmesini bildiren bir mektup gönderdi ve eğer vazgeçmezse, istemediği sonuçların doğacağını ve müslümanların öleceğini bildirdi. Aslında Muaviye için en iyisi Hasan'ın halifelik hakkından vazgeçmesi olacaktı, çünkü Muaviye orduları Hasan’ı savaş meydanında öldürüp tüm güç Muaviye'nin elinde toplansa bile Muaviye’nin halife olabilirliği tartışılmaya devam edecekti. Muaviye için bu hiç de istenilen bir durum değildi.

Hasan hakkından vazgeçmedi ve anlaşma sağlanamadı.Kaynaklara göre 60 bin kişi olduğu iddia edilen Muaviye'nin ordusu Hasan'ı mağlup edip öldürmek için yürüyüşe geçti. Diğer yandan Hasan'da 40 bin kişilik ordusunu kurmuş ve savaşmaya hazırdı, iki ordu Medain yakınlarında karşılaştılar.

Hasan savaş başlamadan önce Muaviye askerlerine konuşma yaparak onlara yanlış yönde olduklarını ve Muaviye’yi haksız görüyorlarsa onun tarafında bulunmamaları gerektiğini hadis ve Kuran’dan örnekler vererek bildirdi. Hasan'ın kendi ordusundan teslim olacağını sanan bir kısım birlikler, Hasan'a isyan etdiler ve ona saldırdılar. Hasan yaralandıysa da, yakın korumaları bu saldırıyı püskürtmeyi başardı. Fakat Hasan'ın komutanlarından Ubeydullah, para ve altın karşılığında Hasan'a ihanet ederek Muaviye'nin tarafına geçti.

İki ordu arasında birkaç sonuç getirmeyen çarpışma yaşandı. Sonunda Muaviye üstün gelemeyeceğini, üstün gelse bile birçok adamını kaybedeceğini anladı ve iki Kureyş'li adamını Hasan ve takipçileriyle anlaşsınlar diye görevlendirdi. Hasan yaralanmıştı ve ordusunun içinde meydana gelen başıbozukluk yüzünden ordusuna pek güvenemiyordu. Sonunda Hasan ve Muaviye 661 yılında Meşkin'de[6] bir araya geldiler ve anlaştılar. Hasan; Kuran’a ve sünnete uyması, yandaşlarından intikam almaması şartlarını ve bir de, Muaviye'nin ölmesinden sonra halifeliğinin tekrar kendisine, eğer kendisi hayatta değil ise kardeşi Hüseyin’e geçmesi şartını öne sürmüştü. Muaviye kabul etti. Hasan hicretin 41. yılında (m. 661) Rebiulevvel ve ya Cemazielevvel ayında Muaviye'ye biat etdi.[7]

Antlaşmadan sonra biat almak üzere Kufe’ye yola çıkan, Muaviye Nuhayle'de[8] konakladı. Burada cuma namazını kıldırdıktan sonra şöyle bir konuşma yaptı:[9][10]

Vallahi ben sizinle namaz kılmanız, oruç tutmanız, zekat vermeniz ve haccetmeniz için savaşmadım. Ben sizinle sadece üzerinize emir olmak için savaştım. Siz istemeseniz de Allah bana bunu nasib etdi.

Daha Sonra Kufeye giden Muaviye orada halka hitap ettikten sonra minbere Hasan çıktı ve şöyle dedi;

Ey Irak halkı! Benim gönlüm sizden soğudu. Babam Ali’nin sağlığında bunca muhalefetler ettiniz, bir gün onu gamsız bırakmadınız. Nihayet babamı öldürdünüz. Bana da bunca zahmet verdiniz; üzerime hücum eylediniz; beni yaraladınız. Henuz yaram iyileşmedi. Malımı yağmaladınız. Ey Irak halkı! Eğer siz Ehli beyt'i peygambere eza kıldınızsa da Allah hıyanette bizimle sizin aranızda hakim ve kafidir. Şu halde ben Muaviye’ye biat ettim. Sizin biatınızdan bizar oldum.

Muaviye'nin halifeliği[değiştir | kaynağı değiştir]

Muaviye, halifeliğini tanımayanları sert bir biçimde bastırdı ve iç karışıklıklara son vererek güçlü bir devlet yaratdı. Ardından yeni fetihlere girişti. Emevi egemenliğini doğuda Hindistan sınırına, batıda Kuzey Afrika'ya, oradan da Güney İspanya'ya kadar yaydı. Yeni kurulan donanmayla 669-678 arasında Bizans’ın başkenti Konstantinopolis'i (İstanbul) ele geçirmek için seferler düzenlendi, ama başaramadı. Muaviye 680’de öldüğünde ardında güçlü bir devlet bıraktı. Halifeliği dinsel önderliğin yanı sıra tam bir siyasal önderliğe dönüştürdü. Muaviye, ölümünden hemen önce, 679 yılında, Hasan'la yaptığı anlaşmaya rağmen ve Hüseyin ve Abdullah bin Zübeyr'in karşı çıkmasına rağmen oğlu Yezid'i halife ilan etti ve kendisine biad edilmesini istedi. Artık halife bir kurul tarafından seçilmiyor, babadan oğula geçiyordu. Nitekim Muaviye’nin yerine oğlu I. Yezid halife oldu.

Askeri seferleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Hasan'la barış anlaşması yaptıktan sonra Muaviye dikkatini Bizans İmparatorluğu üzerine çekti.

Keyrevan'da "Ukbe Camii".
I. Muaviye'nin Askeri Seferleri [11] [2]
Hicri Yıl Askeri Sefer Íçişleri sorunları
40 Haricilerin Şehrizor'da eylemleri.
42 Bizanslilar üzerine sefer
Kafkaslara sefer
Haricilerin yerel ayaklanmalari.
43 Bizanslılar üzerine akın: Buşir bin Ebu Artah.
Toharistan üzerine sefer.
Mustavrid'deki Hariciler sorunu
Fars eyaletinde Kürtler sorunu.
44 Bizanslılar üzerine deniz seferi: Buşir bin Ebu Artah .
Bizanslılara karşı kış mevsimi akını:Abdurrahman bin Velid.
45 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını:
Abdurrahman bin Velid.
Toharistan'da askeri sefer.
46 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını:
Melik bin Ubeydullah.
47 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını:
Melik bin Ubeydullah).
Antakya, Horasan; Gur ve Farvanda uzerine akinlar: Abdurrahman bin Velid
48 Yaz Antakya akini: Abdurrahman bin Velid.
Deniz akini: Abdullah bin Kays
Madianlar ve Misir uzerina birlesik akin: birlesik Melik bin Hubayra ve Ukbe bin Naif.
49 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını: Melik bin Hubayra.
Cabbara'nin fethi: Fadala.
Yaz akinlari: Abdullah bin Kurz; akin:Yezid bin Şacara; deniz akini: Ukba bin Nakfi; Konstantinopolis uzerinee hucum: Yezid bin Sacara.
50 Bizanslılara karşı akın: Busir bin Ebu Artah ve Sufyan bin Avf.
Deniz akini; Kuzey Afrika'nin fethi; Keyravan'in kurulmasi: Fadala
Horasan'da Turkler uzzeine akin:Hakem bin Amr (.
Musul'da Amr bin Hamih'in Irak valisi Ziyad tarafindan oldurulmesi. Ziyad eskiden Ali'nin bir komutani idi ve Amr bin Hamik Halife Osman'in rakibi idi .[12]
51 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını: Fadala .
Yaz akinlar kampanyasi: Busir bin Ebi Artah; Balkh
Kuhistan fethi:ar-Rabi.
52 Akin:Sufyan bin Avf.
Bizanslılara karşı kış ve yaz mevsimleri akınlariı.
53 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını.
Rodos'un fethi.
54 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını: Muhammad bin Melik).
Bizanslılara karşı yaz mevsimi seferi: Ma'n bin Yazid.
ARvad Adasi fethi.
Buhara'da Ranithan ve Baykland'in fethi:Melik bin Ubeydullah
Bukharalilara uzerine sefer.
55 Bizanslılara karşı kış mevsimi seferis. Halife Osman aleyhtarı olan Hücr bin Adiyy öldürüldü.[12]
56 Bizanslılara karşı kış mevsimi kara ve denizden akınlar.
Samerkand ve Termiz üzerinde seferler.
57 Bizanslılara karşı kış mevsimi akını.
58 Bizanslılara karşı denizden sefer. Hariciler.
59 Bizanslılara karşı kış mevsimi deniz seferi. Orta Asya'da seferler: Abdurrahman bin Velid.
60 Savriyye ve Rudas'a karşı akınlar. Peikund Belh, İndus Nehri.

Amr bin el-Âs'ın yeğeni olan Ukbe bin Nafi komutasında Emevi ordusu Kuzey Afrika'da Güney Akdeniz kıyılarını eline geçirerek ta Fas'a kadar bu arazileri eline geçirmiştir. Ukbe bin Nafi Ifrıkiyye'de Emeviler merkezi olarak yeni şehir olarak Keyrevan'ı kurdu ve bu şehri Ifrıkiyye valilik merkezi yaptı. Bu şehirde yaptırdığı Ukbe Camii çok muhteşemdir. Bu fetihten birkaç yıl sonra Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nusayr idaresindeki Emevi orduları Ispanya ve güney Fransa'yı ellerine geçirmişlerdir.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Hitti, Philip H. (çev. Salih Tuğ),(1968) Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi (IV Cilt), İstanbul:Boğaziçi Yayınları.
  • Üçok, Bahriye (1979) İslam Tarihi Emeviler- Abbasiler, Devlet Kitapları, Ankara: Milli Eğitim Basımevi (1.Basim:1968)
  • Muhammad ibn Jarir al-Tabari (ed. Ehsan Yar-Shater çev. David Stephan Powers)(1989-2007) The History of al-Ţabarī 40 Cilt, Albany: State University of New York Press ISBN 0-88706-563-5 (Cilt 24) (İngilizce)
  • Muir, William (1924), The Caliphate; Its Rise, Decline and Fall, Edinburgh, Bölüm 39-46. (İngilizce) (Erişim tarihi: 30.8.2009)
  • Çağatay, Neşet (1993),Başlangıcından Abbasilere Kadar (Dinî-İçtimaî-İktisadî-Siyasî Açıdan) İslam Tarihi: , Ankara:Türk Tarih Kurumu ISBN 9751605342

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b Üçok, Bahriye (1968), İslam Tarihi: Emeviler - Abbasiler, Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları say.27
  2. ^ a b Hafiz Ibn Katheer (İngilizce çev. Yoosuf Al-Hajj) (2012) Caliphate of Banu Umayyah From Al-Bidayah Wan-Nihayah Ibn Kathir Darusselam ISBN: 9786035000802 say.113 (İngilizce) Ibni Kathir Tarihi'nin kısaltılmış İngilizce çevirisi
  3. ^ Abdi'l Latifi'z Zebidi,Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih tercemesi ve şerhi, Ankara, 1984 (Yedinci Baskı) Cilt 8, Sahife 129
  4. ^ Müslim, İmâre 46,Hadis No:3431.(Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 25; İbni Mâce, Fiten 9)
  5. ^ (Ebu Said el-Hudri, Müslim; Tefsir-i Kurtubi, c. 1, sf. 185)
  6. ^ Kufe yakınlarında bir yer. (e-Berki, II, 1227; Yakut, V, 127-128)
  7. ^ Halife, Tarih, 203; İbn Kuteybe, el-Maarif, 349
  8. ^ el-Bekri, 11, 1304; Yakut, V, 278-279
  9. ^ el-İsfahani, Mekatil, 70.
  10. ^ Sarıçam, İbrahim (1997) Emevî-Hâşimî iliskileri: İslâm öncesinden Abbasîlere kadar, Türkiye Diyanet Vakfı yayınları. ISBN 975-389-284-5
  11. ^ Bewley, Aisha Abdurrahman (2002 ) Muawiya Restorer of the Muslim Faith, Dar Al Taqwa Ltd ISBN:1870582568 (İngilizce)
  12. ^ a b Bu catismadan dolayi Muaviye hem Sunni hm de Sii tarihciler tarafindna tenkit edilmistir. 55-56.)
I. Muaviye
Sünni İslam unvanları
Önce gelen
Hasan bin Ali
Halife
661 - 680
Sonra gelen
Abdullah bin Zübeyr
Resmî unvanlar
Önce gelen
yok
Emevi Halifesi
661 - 680
Sonra gelen
I. Yezid
Resmî unvanlar
Önce gelen
Yezid bin Ebu Süfyan
Şam Valisi
640 - 656
I. Muaviye tarafından direk kontrol