Uzunköprü

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Koordinatlar: 41°16′N, 26°41′E

Uzunköprü
—  İlçe  —
Türkiye'de yeri
Türkiye'de yeri
Edirne Siyasi Haritası
Edirne Siyasi Haritası
Koordinatlar: 41°16′K 26°41′D / 41.267°K 26.683°D / 41.267; 26.683
Ülke Türkiye
İl Edirne
Coğrafi bölge Marmara
Yönetim
 - Kaymakam Kemal Yıldız [1]
 - Belediye başkanı Enis İşbilen (CHP) [2]
Yüzölçümü [3]
 - Toplam 1.215 km2 (469,1 mi2)
Rakım 10 m (33 ft)
Nüfus (2015)[4]
 - Toplam 63,193
 - Kır 23,117
 - Şehir 40,076
Zaman dilimi DAZD (+2)
 - Yaz (YSU) DAYZD (+3)
Posta kodu 22200-22300
İl alan kodu 284
İl plaka kodu 22
İnternet sitesi: Belediye Kaymakamlık

Adını sahip olduğu dünyanın en uzun taş köprüsünden alan Edirne’nin Uzunköprü ilçesi Ergene nehri kıyısına kuruludur. Türkiye’yi Balkanlar ve Avrupa’ya bağlayan geçiş yolları üzerinde stratejik açıdan önemli bir sınır kenti olan Uzunköprü kapladığı alan bakımından Edirne’nin birinci, nüfus bakımından ise ikinci büyük ilçesidir. İlçenin 54 adet köyü bulunmaktadır.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Uzunköprü’nün tarihi Neolitik Çağ’a ( MÖ. 8000-5500) kadar uzanmaktadır. Kentin güneyinde, Kırkkavak köyü yolu üzerinde bulunan Maslıdere’de yapılan yüzey araştırmalarında benzerlerine ne Yunanistan’da ne de Bulgaristan’da rastlanan bu döneme ait çizgi ve baskı süslemeli çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Ancak o döneme ait bilgiler kazıların yapılmaması nedeniyle oldukça yetersiz kalmıştır. Bölgenin bu dönemden M.Ö. 15. yy. a kadar olan tarihi belirsizdir. M.Ö. 1400‘lü yıllarda ise Trak kabilelerinin yerleşim yeri haline gelmiş ve uzun bir süre böyle kalmıştır. Traklar’dan sonra burası bir çok defa el değiştirmiş, M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren sırasıyla Yunan, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hakimiyetleri altına girmiştir. Bölgenin bu kadar eski bir geçmişe sahip olmasına rağmen bugünkü Uzunköprü kentinin olduğu alanın bataklıklar ve sık ormanlarla kaplı olmasından dolayı Osmanlılar’a kadar üzerine herhangi bir şehir inşa edilememiştir. Bu nedenle bölgede kurulan en yakın şehir, Roma İmparatoru Trajan (M.S. 53-117) tarafından karısı Plotina adına bugünkü Uzunköprü ile Dimetoka arasında Meriç nehrinin iki yakasına kurulan Plotinopolis kentidir. Burası Eski Uzunköprü olarak da adlandırılmaktadır. En son Bizanslılar’ın yönetiminde bulunan bölge Edirne’nin Osmanlı Sultanı I. Murat tarafından 1363 Sazlıdere Savaşı’yla fethedilmesi sonucu tümüyle Türklerin hakimiyetine geçmiş ve ancak bu dönemden sonra bugünkü yerinde Uzunköprü kenti kurulabilmiştir. Uzunköprü Osmanlı Devleti tarafından Rumeli’de kurulan ilk Türk şehridir. Sultan II. Murat tarafından 1427 yılında Ergene şehri adıyla kurulmuştur. Kentin kuruluşu hem bu bölgede o dönemin başkenti Edirne’nin Gelibolu ve Balkanlar’a açılan çıkış yolu üzerinde bir yerleşim yeri ihtiyacının hem de Ergene nehri üzerindeki büyük köprünün 16 yıl süren yapım çalışmalarının bir sonucu gerçekleşmiştir. Gelibolu’ya sefere çıkan II. Murat, ordusunun yağan yoğun yağmurlar yüzünden yaşanan taşkınlardan Ergene nehrini geçememesi ve ahşaptan yapılan geçici köprülerin de sellere karşı dayanıksız olması nedeniyle nehrin üzerine taştan bir köprü yaptırmaya karar vermiştir. 1424 yılında yapımına başlanan ve 3 yılda bitirilen 360 gözlü ilk köprüyü II. Murat yeterli bulmamış ve tümüyle yıktırıp yeniden yaptırmıştır. Günümüze ilçede bulunan köprü işte bu ikinci köprüdür. 1427- 1443 yılları inşa edilen ikinci köprünün yapımının uzun sürmesi üzerine çalışanların ve bölgeyi korumakla görevli askerlerin ihtiyaçlarının karşılanması için cami, imarethane, kervansaray, medrese, hamam ve iki adet yel değirmeni yaptırılmıştır. Bu yerlerin bakımı ve imarı için önce Edirne’nin köylerinden daha sonra da Rumeli’ye geçiş yapan Türkmen aşiretlerinden aileler buraya yerleştirilerek ilçenin ilk temelleri atılmıştır. Cisr-i Ergene (Ergene Köprüsü) adı verilen bu yerleşim yeri zamanla Edirne’den Gelibolu’ya ve oradan da gemilerle Avrupa’ya, Mısır’a ve Suriye’ye sevk edilen birçok tüccar mallarının güzergahı haline gelmiş ve hızla gelişmiştir. 19. yy’a kadar devamlı Türk hakimiyetinde kalan Uzunköprü, 20 Ağustos-20 Kasım 1829 ile 21 Ocak 1878-13 Mart 1879 tarihlerinde Rusya; 2 Kasım 1912-19 Temmuz 1913 arasında Bulgarlar ve son olarak da 25 Temmuz 1920-18 Kasım 1922 arasında Yunanlar tarafından olmak üzere yüz yıllık zaman dilimi içerisinde dört ayrı işgal yaşamıştır. 1920 yılındaki son işgalde Yunanlar kentin adını Makrifere’ye çevirmiş ve 2 yıldan fazla bu adla anılmıştır. 18 Kasım 1922‘de kentin Türkler tarafından geri alınmasından sonra Uzunköprü olan özgün adına geri kavuşmuştur. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İtilaf Devletleri’yle 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşması’nda Meriç nehrinin Türkiye-Yunanistan sınırı olarak kabul edilmesiyle son ve kesin olarak Türk topraklarında kalan Uzunköprü’de kentin kurtuluş tarihi olan 18 Kasım her yıl törenlerle kutlanmaktadır.

Coğrafya[değiştir | kaynağı değiştir]

Uzunköprü Türkiye’nin en batı sınırında, Edirne ilinin tam ortasında yer alır. Batısında Yunanistan ve Meriç ilçesi, doğusunda Tekirdağ, kuzeydoğusunda Kırklareli, güneyinde İpsala ve Keşan ilçeleri, kuzeyinde Edirne merkez ve Havsa ilçesi ile komşudur. Yüzölçümü 1224 km2 dir. Ergene ovası üzerinde bulunan ilçenin denizden yüksekliği 18 m. olup % 75’i düzlüklerle kaplıdır. Kuzeyinde ve güneyinde yer yer küçük tepeciklere ve platolara rastlanan Uzunköprü’nün en yüksek yeri 221 m. ile Süleymaniye tepesidir. İlçe, deniz ve kara iklimleri arasında bulunan sert bir iklim olan Akdeniz ikliminin Trakya Geçit Tipi alanındadır. Rüzgarlar, genellikle kuzey yönlerden ve orta şiddette eser. Yazlar sıcak ve yağışsız, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. En çok yağmurun gözlemlendiği dönem ise bahar aylarıdır. Yarı nemli olarak sayılabilecek bir iklime sahip olan ilçenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. % 20’si çayır ve meralarla, % 10’u ise orman ve fundalıklarla kaplı olan ilçe topraklarının kalanı tarıma ayrılmıştır. Ancak son yıllarda yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla ilçenin ormanlık alanı da artmaya başlamıştır.

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Trakya topraklarının en verimli bölgesi olan Ergene havzasında yer alan Uzunköprü ekonomisi tarıma ve tarımsal sanayiye dayalıdır. Hem yer altı hem de yerüstü su kaynakları bakımından oldukça zengin olan ilçe Ergene ve Meriç nehirlerinin taşıdığı alüvyonların meydana getirdiği verimli geniş topraklara sahiptir. Topraklarının % 80’inde tarım yapılan ilçede en çok buğday, pirinç, ayçiçeği ve şeker pancarı yetiştirilmekte ve Uzunköprü’deki fabrikalarda işlenmektedir. Bununla birlikte son yıllarda seracılığın artmasıyla birlikte sebze yetiştiriciliği, bağ ve bahçecilik de gelişme göstermeye başlamıştır. Uzunköprü’de tarım kadar olmasa da hayvancılık da önemli bir yer tutmaktadır. En çok küçükbaş hayvan yetiştirilen ilçeden çevre illere canlı hayvan ve et ihraç edilmektedir. Bunun yanı sıra mandıracılık da gelişmiş, süt ve süt ürünleri özellikle de peynir yapımında oldukça ileri bir düzeye gelinmiştir. Son yıllarda ilçede yurtdışına ihraç etmek üzere domuz yetiştirilmeye de başlanmıştır. Denize kıyısı bulunmayan Uzunköprü’de balıkçılık daha çok sulama amaçlı kullanılan ve sayısı 17’yi bulan baraj ve göllerden yapılmakta ve çoğunlukla bireysel düzeyde kalmaktadır. Ayrıca artan kirlilik Ergene ve Meriç nehirlerini balıkçılık bakımından oldukça kullanışsız hale getirmektedir. Bu yüzden de ilçede balıkçılık gelişme gösterememiş, çevre il ve ilçelerden balık ithal edilmek zorunda kalınmıştır.

Kuzine[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir Türk ve Balkan kenti olarak Uzunköprü, hem kendine özgü hem de Balkan ve Türk mutfağına ait olan yemek, börek ve tatlı çeşitlerinin bir arada bulunabileceği geniş bir mutfağa sahiptir. Sadece bu yöreye has olan beyaz yahni, kaşarlı köfte, Uzunköprü köftesi, kayısılı kuzu, domates dolması ve yer elması çorbası ile nektarili fincan tatlısı gibi yemek ve tatlı çeşitlerinin yanında Balkanlar’a has ciğer kapama, Arnavut ciğeri, Edirne ciğeri, lahana aşı, akıtma, kıvrım böreği, pırasa pidesi, gül ve zerdali tatlısı, cevizli şekerpare ile sütlaç diğer geleneksel Türk yemekleriyle birlikte zengin Uzunköprü mutfağını oluşturan en önemli lezzetlerdendir.

Ergene Köprüsü[değiştir | kaynağı değiştir]

Uzunköprü ilçesine adını veren dünyanın en uzun tarihi taş köprüsüdür. Sultan II. Murat’ın emriyle 1427-1443 yılları arasında Mimar Muslihiddin Usta tarafından Ergene nehri üzerine yapılmış ve 1444 yılında Sultan II. Murat’ın da katıldığı büyük bir törenle açılmıştır. Yapıldığı yer, Osmanlı Devleti’nin o zamanki başkenti Edirne ile Gelibolu ve Batı Rumeli’yi birbirine bağlayan askeri ve ticari bakımdan oldukça önemli bir stratejik noktadadır. Köprü, günümüzde Uzunköprü’nün köylerinden olan Yağmurca ve Eskiköy ile Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Hasırcıarnavut köyündeki taşocaklarından getirilen taşların kesilip Horasan harcıyla birbirine yapıştırılmasıyla inşa edilmiştir. Yapımına önce Gazi Mahmut Bey, onun ölümünden sonra da İshak Bey nezaret etmişlerdir. Günümüzde, ilk gözünden son gözüne kadar 1238,55 m uzunluğunda olmasına karşın ilk yapıldığında uzatılmış kanatlarıyla birlikte 1392 m’yi bulmaktaydı. Bu kadar uzun yapılmasının sebebi o dönemde bölgenin geniş bataklıklarla kaplı olmasıdır. Bunun yanı sıra Ergene Nehri’nin yağışlı zamanlarda taşkınlara yol açması nedeniyle nehir üzerindeki gözler oldukça yüksek tutulmuş, köprünün yıkılmasını önlemek için de bu gözlere yedi adet tahliye deliği eklenmiştir. 13.56 m yüksekliğindeki köprünün kanat ve kemerleri; aslan, fil, kartal, lale ve çeşitli geometrik kabartma motiflerle süslenmiştir. Yapılmasından bu yana birçok sel ve deprem felaketi geçiren köprü, bu zararları gidermek amacıyla Fatih Sultan Mehmet, Sultan II. Osman, Sultan II. Mahmut ve Sultan II. Abdülhamit zamanında onarımdan geçirilmiştir. Cumhuriyet döneminde motorlu araçların geçişini kolaylaştırmak amacıyla 1964-1971 yılları arasında yapılan restorasyonda köprü iki yandan genişletilerek eni 5.24 m’den 6,80 m.’ye çıkarılmıştır. Başlangıçta 174 gözlü olan köprünün bir gözü zaman içinde yıkılmış, diğer bir gözü de başka bir gözle birleştirilerek göz sayısı 172’ye indirilmiştir.

Hürriyet Anıtı (Hürriyet Çeşmesi)[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk demokrasi tarihinin dönüm noktalarından biri olan II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin anısına yapılmış olan demokrasi anıtıdır. Osmanlı Devleti’nin 23 Temmuz 1908’de ikinci kez ilan ettiği meşrutiyet ile mutlak monarşiden parlamenter rejime geçmesiyle o güne dek görülmemiş bir özgürlükler dönemine girmiştir. Bu büyük olayın bir ifadesi olarak meşhur Osmanlı aydınlarından ve dönemin Uzunköprü kaymakamı Mazhar Müfit Kansu ile Belediye Başkanı Hafız İsmail Yayalar’ın öncülüğü ve girişimleriyle 11 Aralık 1908’de köprünün ilçeye bakan sol baş tarafına dikilmiştir. 6 m yüksekliğinde olan anıt 2 m2’lik bir zemin üzerine inşa edilmiştir. İlk yapıldığında ön tarafına insanların, sol tarafına ise hayvanların kullanması için iki adet çeşme konulmuştur. Ancak 1938’de bu çeşmeler kaldırılmış ve üzerleri kapatılmıştır. Fransız İhtilali’nin dört büyük ilkesini ifade eden Hürriyet, Adalet, Eşitlik (Müsavat) ve Kardeşlik (Uhuvvet) sloganları tabletler üzerine yazılarak tüm Türk tarihinin ilk hürriyet ve demokrasi anıtı olan Hürriyet Anıtı’nın dört yüzüne yerleştirilmiştir. 1964 yılındaki köprü restorasyonu sırasında anıt asıl yerinin 1 m soluna taşınmış, bu taşınma işlemi sırasında ise orijinal tabletler kaybolmuştur. Günümüzde anıt üzerinde bulunan tabletler asılları olmayıp kaybolduktan sonra yaptırılan kopyalarıdır. Unutulmaya yüz tutmuş olan Hürriyet Anıtı yapılan restorasyonla tümüyle yenilenerek yapımından tam 104 yıl sonra 11 Aralık 2012 tarihinde ziyarete açılmıştır.

II. Murat Camii (Muradiye Camii)[değiştir | kaynağı değiştir]

Günümüzde Muradiye Mahallesi’nde bulunan II. Murad Camisi, Sultan 2. Murat tarafından 1443 yılında Uzunköprü ile beraber yaptırılmış ve 1444’te hizmete açılmıştır. Selatin camilerindendir . Muradiye Camii, asıl olarak etrafında imaret ve medreseyle birlikte bir külliyenin parçası olarak yapılmışsa da günümüzde sadece bu cami ayakta kalmıştır. Moloz taşından yapılan cami 22 m uzunluğunda 19 m eninde dikdörtgen planlıdır. İlk yapıldığında kubbeli olan caminin, 1621’de Sultan II. Osman döneminde yapılan onarımda kubbesi yıkılarak üzeri beşik örtülü çatı ile örtülmüş ve kurşun kaplanmıştır. Osmanlı döneminde yapılmış dikdörtgen beşik örtülü camilerin en büyüğüdür. 500 kişiyi alabilecek büyüklüktedir. Caminin yüksekliği 5.70 m olup, bu yükseklik bir cami için alçaktır. Bu nedenle de pencereleri üst örtünün saçaklarına kadar dayanmaktadır. Caminin önünde 3.80 m eninde 22.20 m uzunluğunda bir son cemaat sundurması yapılmıştır. İlk başlarda 12 ahşap direğin taşıdığı bu sundurmanın direkleri sonraki yıllarda yapılan onarımlarda kaldırılarak yerine bir duvar örülmüştür. Arka tarafında ise Uzunköprü’nün önde gelen şahıslarının defnedildiği bir mezarlık (hazire) alanı bulunmaktadır. Caminin duvarına bitişik olan minaresi kesme taştan olup, dikdörtgen bir kaide üzerinde Türk üçgenleri ile gövdeye geçilmektedir. Minare gövdesi yuvarlak ve tek şerefelidir. Caminin avlusu ikisi batıda biri doğuda olmak üzere üç kapılıdır. Batıda bulunan ana giriş kapısının üzerinde ünlü Osmanlı tarihçisi Abdurrahman Hibri tarafından yazdırılan ve caminin 1443’te II. Murat tarafından yaptırıldığını, 1621’de ise II. Osman tarafından tamir ettirildiğini belirten mermer bir kitabe bulunmaktadır. Caminin avlusunda ve giriş kapısının karşısında, piramit şeklinde bir külah ile örtülü şadırvan bulunmaktadır. Bu şadırvanın sekizgen prizma bir hazinesi ve sekiz musluğu vardır. Önceleri ahşap olan sekiz direği ise 1993 yılında yapılan yenileme çalışmasında demirli beton sütunlar ile değiştirilmiştir. Osmanlılarda ibadetlerden sonra cemaate ikram edilmek üzere şerbet dağıtma geleneği ilk defa Muradiye Camii şadırvanının musluklarından akıtılarak yapılmaya başlanmıştır.

Aziz İoannis (Vaftizci Yahya) Kilisesi[değiştir | kaynağı değiştir]

1875 yılında o dönemde Uzunköprü’de yaşayan Rumlar tarafından Aziz İoannis Prodromos (Vaftizci Yahya) adına yaptırılan Ortodoks kilisesidir. Uzunköprü’nün Muradiye Mahallesi’nde bulunmaktadır. Moloz taştan inşa edilmiş, yer yer süs olarak tuğlalar kullanılmıştır. Üç nefli (salonlu) bazilika tipindedir. Yarım kubbelidir. Apsis (mihrap) ve çatısı alaturka kiremit ile kaplıdır. Apsis ve salonları yuvarlak kemerli dikdörtgen pencerelidir. Orta nefin duvarları altısı sağda altısı solda olmak üzere 12 Havari’yi tek tek betimleyen freskler ile bezenmiştir. Yapılış yılı olan 1875’ten Lozan Anlaşması’nda varılan Mübadele (Karşılıklı Yer Değiştirme ) kararı sonucu Rum ahalinin 1924’te bölgeyi terk etmelerine kadar kilisede 17.000 ‘den fazla kişinin vaftiz edildiği bilinmektedir. Rum ahali giderken çanı da dahil olmak üzere kilise içerisinde bulunan tüm taşınır eşyaları beraberlerinde Yunanistan’a götürmüşlerdir. Kiliseye ait olan büyük çan şu anda İskeçe Kilisesi’nde kullanılmaktadır. Bu tarihten 2011 yılına kadar kilise kullanılmadan atıl bir halde bırakılmıştır. Uzunköprü Belediyesi tarafından Kasım 2011 tarihinde başlatılan restorasyon çalışmaları 2013 yılında tamamlanmış, eski ihtişamlı görünümüne kavuşturulan tarihi kilise Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katıldığı büyük bir törenle 11 Mayıs 2013 tarihinde yeniden açılmıştır. Günümüzde kilise Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet vermektedir.

Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı sultanları II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet döneminin en önemli komutanlarından biri olan Gazi Turhan Bey için yapılan cami ve türbedir. II. Murat’ın damadı ve Fatih Sultan Mehmet’in kayınbiraderidir. Mora fatihi olarak bilinen Gazi Turhan Bey’in babası Paşayiğit ve oğlu Ömer Bey de dönemlerinin önde gelen komutanlarındandır. 2. Kosova ve Varna savaşlarında büyük yararlılıklar göstermiş, Balkanlar’da fethedilen yerlere Türkmen aşiretlerin yerleştirilmesinde önemli rol oynamıştır. İstanbul’un fethi sırasında Avrupa’dan gelen yardımı önleyen de kendisidir. Her ne kadar doğum ve ölüm tarihi tam olarak belli olmasa da kendisinin 1456 yılının ortalarına doğru vefat ettiği ve Kırkkavak Köyü’nde kendisi için yaptırılan türbeye defnedildiği bilinmektedir. Yaptığı önemli hizmetlerden dolayı 1454 yılında bugün Uzunköprü’ye 8 km uzaklıkta olan Kırkkavak köyü Gazi Turhan Bey’e vakıf olarak verilmiş, o da burada büyük bir Külliye inşa ettirmiştir. Meşhur Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi 1658’de bu köyü gezmiş ve Seyahatname’sinde köyün güzel bir hanı, hamamı ve camisi olan bir yer olduğundan bahsetmiştir. Günümüzde ise bu Külliye’den geriye sadece cami ve türbesi kalmıştır. Gazi Turhan Camii ve Türbesi çağdaşı türbe ve camilerle yapısal olarak aynı karakteristik özellikleri taşımaktadır. Her ikisi de süsleme bakımından oldukça sade tutulan kompleksin camisi moloz taş ve tuğladan, türbesi ise kesme taştan kare planlı olarak inşa edilmiş ve üzerleri kurşun kaplı birer kubbeyle örtülmüştür. Tek şerefeli bir minareye sahip olan camide ahşaptan bir son cemaat sundurması da bulunmaktadır. Son zamana kadar oldukça kötü durumda olan cami ve türbe baştan başa bir restorasyondan geçirilerek 2008 yılında ziyarete açılmıştır.

Kent Müzesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Uzunköprü Belediyesi Kent Müzesi eski Tekel (Reji) binasının restore edilerek müzeye dönüştürülmesi sonucu 16 Aralık 2013 tarihinde hizmete açılmıştır. Başlı başına tarihi eser niteliği taşıyan müze binası 1900’lü yılların başında özel konak olarak yaptırılmış, 1939’dan itibaren ise Tekel depo, satım ve lojmanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1990’larda Uzunköprü’de Tekel işletmesinin kaldırılmasından sonra bina boş bırakılmış ve neredeyse yıkılma noktasına gelmiştir. Tarihi niteliğine uygun olarak müzeye dönüştürülerek kurtarılan bina, ilçenin sahip olduğu tarihi eserlere ev sahipliği yapan bir merkeze çevrilmiştir. İki katlı ve altı odalı olan müzenin her bir odası tarihi eserlerin türlerine göre ayrı ayrı sergilendiği bölümlere dönüştürülmüştür. Alt katta bulunan ilk üç bölümde kente ait olan tarihi eserler toplu olarak sergilenirken, Yaşam Odası, Gelin Odası, Kahve Köşesi gibi bölümlerin olduğu üst kattaki odaların her biri ise geçmiş hayatın tekrar canlandırıldığı ve ziyaret edeni o dönemin gündelik hayatından sahnelere götüren yerler haline getirilmiştir. Müzeye giriş ücretsiz olup Pazartesi hariç her gün ziyarete açıktır.

Belediye başkanları[değiştir | kaynağı değiştir]

Yerel Seçim Kazanan Parti Belediye Başkanı
1963 AP[5] Ziya Yağcı[6]
1968[7] AP Ahmet İnceoğlu
1973 AP[8] Ahmet İnceoğlu[6]
1977[9] CHP Seyfi Erbil
1984[10] ANAP İbrahim Üzrek
1989[11] DYP Ahmet İnceoğlu
1994[12] DSP Ömer Kuldaşlı
1999[13] DSP Ömer Kuldaşlı
2004[14] DYP Ercan Çobanoğlu
2009[15] CHP Enis İşbilen
2014[16] CHP Enis İşbilen

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]