Fetret Devri
Vikipedi, özgür ansiklopedi
| Bu sayfada devam eden bir çalışma vardır. Siz de yardım etmek istiyorsanız ya da çalışma yarıda kalmışsa, çalışmaya katılan kişilerle iletişime geçip, sayfanın durumunu onlara sorabilirsiniz. Sayfanın geçmişine bakıldığında, sayfa üzerinde 7 günden daha uzun bir süredir değişiklik yapılmadığı gözleniyorsa, bu şablon sayfadan kaldırılabilir. |
Fetret Devri, Bunalım Devri veya Fasıla-i Saltanat, Osmanlı Devleti'nde Yıldırım Bayezid'in 1402'de Ankara Savaşı'nda, Timur İmparatorluğu'nun kurucusu olan Timur'a yenilip esir düşmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Yıldırım Bayezid'in dört oğulu arasındaki taht kavgaları nedeniyle 1402den 1413e kadar süren kargaşa dönemidir. Fetret Döneminde birbirleriyle taht mücadelesine giren Yıldırım Bayezid'in oğulları Emir Süleyman, İsa Çelebi, Musa Çelebi, Çelebi Mehmet'dir. Bu dönemde bu rakiplerin yaptıklarının ayrı ayrı tematik olarak incelenmesi ile Fetret Devri'nin karmaşık gelişmelerini biraz daha anlaşılır hale getirmek imkanı vardır.
Konu başlıkları |
[değiştir] İsa Çelebi 1402-1406 arası
Ana madde:İsa Çelebi
İsa Çelebi önce Balıkesir (Karesi) civarında yerleşdi. Timur ordusunun şehri ele geçirip talanından sonra Bursa'da Timur'un beratı ile emir olarak hükümet süren kardeşi Musa Çelebi ile mücadeleye başladı. Önceki çatışmalarda Musa Çelebi üstün geldi ise de sonra Balıkesir civarında yapılan bir çarpışmada İsa Çelebi galip geldi ve Musa Çelebi Germiyan (Kütahya)'ya kaçtı. İsa Çelebi Bursa'da Timur'dan beratlı emir olarak hüküm sürmeye başladı [1].
1403de Amasya'da bulunan kardeşi Mehmet Çelebi, Yıldırım Beyazid'in meşhur komutanlarindan olan Subaşı Eyne Bey'in tavsiyesi ile, İsa Çelebi'ye bir mektup gönderek Anadolu topraklarının ikisi arasında bölüşülmesini önerdi. Bu öneri İsa Çelebi tarafından "ulu karındaş" kendisi olduğu ve bu nedenle hukumdarın kendisi olması nedeniyle rededildi. Mehmed Çelebi bunun uzerine Amasya'dan askeri ile Bursa üzerine yürüdü. İki kardeş orduları Ulubat'ta savaşa giriştiler ve bu muharebeyi İsa Çelebi kaybetti.
Ulubat Savaşı'ndan sonra İsa Çelebi önce Yalova'ya, oradan da İstanbul'a gitti. İmparator II. Manuel Palaiologos Avrupa'da bulunmaktaydı ve onun taht naibi olan VII. Yannis Palaiologos Emir Süleyman ile 1403 başında Bizans için çok elverişli yeni bir anlaşmayı imzalamıştı. Edirne'de bulunan Emir Süleyman'ın, İmparator'dan İsa'yi istemesi üzerine, bu antlaşma gereği olarak İsa Çelebi Edirne'ye gönderildi. Kendisine en büyük rakip olarak Mehmed Çelebi'yi gören Emir Süleyman kardeşi İsa Çelebi'ye bir kuvvetli ordu vererek Anadolu'ya geçirtti. İsa Bey bu ordu ile Çelebi Mehmed idaresinde bulunan Bursa önlerine geldi. Bursa halkı Mehmed Çelebi'nin idaresinden hoşnuttular ve İsa Çelebi'nin şehirlerini eline geçirmesini önlemek için şehirde yangın çıkarttılar. Diğer kaynaklar ise yangının Bursa'yı ele geçirmeyi başaramıyacağını anlayan İsa Çelebi taraftarları tarafından çıkarıldığını yazarlar. İsa Çelebi güçleri ile Mehmed Çelebi güçleri arasındaki Bursa önündeki savaşta İsa Çelebi tekrar yenildi ve kaçmaya mecbur kaldı.
İsa Çelebi bu sefer Candar oğlu İsfandiyar Bey'e sığındı. Beyliklerini Timur yolu ile tekrar eline geçiren Aydınoğlu Cüneyt Bey, Saruhan Beyi Hızırşah Bey ve Menteşe Beyi İlyas Bey'in ve Candar oğlunun sağladığı askerlerle İsa Çelebi 1404-1405 arasında üç kez daha Bursa'da bulunan kardeşi Mehmed Çelebi'ye hücuma geçti ve her seferinde yenilip geri çekildi.
En son denemesinde Karamanoğlu'na iltica etti. Karamanoğlu Anadolu'da çok güçlenmiş olan Mehmed Çelebi aleyhtarı harekete geçmemeyi tercih etti ve Mehmed Çelebi ile anlaşıp İsa Çelebi'yi ülkesinin sınırları dışına attı.
İsa Çelebi bir süre atalarının yurdu olan Sultanönü'ne gelip burada saklandı. 1406da İsa Çelebi Eskişehir'de bir hamamda iken Mehmed Çelebi adamlarının bir baskınına uğradı. Bunlar tarafından yakalanıp boğularak öldürüldü. Cesedi, Bursa'da Murad Hüdavendigâr türbesi yanına gömüldü.
Böylece 1406da Osmanlı Devleti Mehmed Çelebi Anadolu'da ve Emir Süleyman Avrupa'da hükümdarlar olarak ikiye bölünmüş oldu.
[değiştir] Emir Süleyman 1402-1411 arası
Ana madde:Emir Süleyman
1402de Ankara Savaşı'nda Osmanlı ordusunun sol kanadı komutanı olan Emir Süleyman yenilgiden sonra Yıldırım Beyazid'in veziriazamı olan Çandarlı Ali Paşa ile birlikte Timur birliklerinin yakın kovalaması altında Rumeli'ye doğru kaçmaya başladılar. Timur birlikleri Bursa'ya Emir Süleyman oradan ayrıldıktan hemen sonra girip şehri yakıp yıkıp talan ettiler.
Emir Süleyman Ağustos 1402de Gelibolu'ya geldi. Venedik ve Geneviz gemileri onu ve askerlerini Rumeli yakasına taşıdılar. Yabancıların bu fena inancı Timur'un çok kızgısına neden oldu ve belki de Timur'un başlarında Tatar ordularının ta İzmir'e gidip Anadolu da önemli bir Hristiyan kalesi ve deniz üssü olan İzmir'i kuşatıp bütün Hristiyan savunucularının öldürülüp kesik başlarından piramidler yapılmasına bir neden oldu.
Emir Süleyman Rumeli'deki Osmanlı bölgelerine hakim olmak için Bizans desteğini almak üzere o zaman Avrupa'da bulunan Bizans İmparatoru II. Manuel Palaiologos yerine taht naipliği yapan VII. Yannis Palaiologos ile müzakerelere girişti. Yıl sonunda müzakereler sona erip 1403 başında şahsen Emir Süleyman ile Bizans taht naibi, Venedik, Genova, Rodos San Jean Şövalyeleri, Sırp Despotu Stefan Lazeraviç ve Latin Naksos Dükü arasında bir barış anlaşması imzalandı. [2] Bu anlaşmaya göre Bizans Osmanlılara vasal olmaktan çıkacak ve yıllık tazminat ödemeyi dururacak ve buna karşılık Emir Süleyman hükümdarlığı Bizans'ın üst egemenliğini kabul edecekti. İyi niyetini göstermek için Emir Süleyman Bizans'a Ege kıyılarında Selanik ve civarını, Aynaroz (Athos) yarımadasını, bazı Ege adalarını ve Karadeniz kıyılarında Boğaz'a girişten ta Nişabur'a kadar (hatta Varna'ya) araziyi geri verecekti. İtalyan denizci şehirlerine Osmanlı ülkelerinde daha fazla ticari imtiyazlar sağlanacaktı. Osmanlılar ellerindeki bütün Bizans ve diğer imzalayıcı ülke esirlerini geri teslim edilecekti. Osmanlı gemileri Çanakkale ve İstanbul boğazlarına Bizans'dan izin almadan girmeyeceklerdi. Buna karşılık anlaşmayı imzalayan bütün ülkeler Emir Süleyman'ı başkenti Edirne'de bulunan Osmanlı Devletinin hükümdarı olarak kabul edeceklerdi. Bu haberi Avrupa'da Venedik'te alan II. Manuel Palaiologos hemen İstanbul'a geri döndü ve kendi imzasını atarak bu anlaşmayı kabul etti.
1402de Edirne'de tahta oturan Emir Süleyman başveziri Çandarlı Ali Paşa aracılığı ile sivil ve asker kadroların ve 1403 başındaki barış anlaşmasından sonra komşu ülkelerin desteğini almış meşru hükümdar olmuştu. Emir Süleyman bundan sonra Edirne'de sarayda içki alemleri ile iyi vakit geçirmeye kendini terk etti. Bu sırada Sırp despotluğunda Stefan Lazaroviç ile Jorg Brankoviç arasında çıkan mücadeleden faydalanarak Sırbistan üzerindeki gücünü artırdı. Fakat Anadolu'yu alıp eski Osmanli Devletini yenileme idealinden hiç vazgeçmedi. Bu nedenle 1403de kendine sığınan kardeşi İsa Çelebi'ye büyük bir ordu vererek onu Anadolu'ya gönderdi. Ama İsa Çelebi başarılı olamadı.
1406da Çelebi Mehmet İsa Çelebi'yi elimine edince, Emir Süleyman Anadolu'yu ele geçirme emeline daha kuvvetle sarıldı ve kuvvetlerini toplayıp Anadolu yakasına geçti. Çelebi Mehmet orada bulunmazken Bursa'ya hücum edip şehri eline geçirdi. Kardeşine karşı koyamıyacağını anlayan Çelebi Mehmet Amasya'ya çekildi. Başvezir Çandarlı Ali Paşa'nin başarılıi bir manevrasıyla Ankara'yı aldı ve kardeşinin geride bıraktığı yerleşkeleri talan etti. Bu sefer de Rumeli ve Anadolu'nun hükümdarı olarak Bursa'da "iyş ü nuş"a kendini verdi. Bunu fırsat bilen Çelebi Mehmet yeniden Bursa üzerine yürüdü. İki ordu Yenişehir ovasında karşı karşıya geldiler. Fakat Emir Suleyman'in başveziri Çandarlı Ali Paşa çeşitli manevralarla Çelebi Mehmet ordusunun danışmanlarını kandırıp ordunun savaşa girmeden dağılmasına neden oldu. Çelebi Mehmed bu sefer ordusuz olarak tekrar Amasya'ya kaçmak zorunda kaldı.
Emir Süleyman Bursa'da içki ve eğlenceye devama başladı. 1406da tekrar başını kaldırıp Timur'un Karamanoğlulara vermiş olduğu Sivrihisar kalesini eline geçirdi. Akıncıları Karaman ülkesine hücuma geçtiler. Aydınoğlu Cüneyd Bey ve Menteşeoğlu İlyas Bey Emir Süleyman'ın üst egemenliğini tanımak zorunda kaldılar.
1406da Emir Süleyman'ın bu başarısının mimarı olan ve ta I. Murad dönemi sonundan beri 20 yıldır başvezirlik yapmış olan Çandarlı Ali Paşa öldü. Bu deneyimli devlet adamının ölümü Emir Süleyman için bir güç doruğu oldu ve bundan sonra Emir Süleyman gücünün çöküşü başladı. Buna bir neden Emir Süleyman'ın Anadolu'ya önem verip Rumeli'de bulunan gazi akıncı ve göçmen Türkmenlerin taht üzerindeki etkili güclerini azaltması olmuştu.
1409da Çelebi Mehmet yeni bir strateji uygulamaya koyuldu. Buna göre kardeşi Musa Çelebi ile anlaşarak onu Rumeli'ye Eflak üzerinden gönderecekti ve o Emir Süleyman'i Rumeli'de oyalayıp hatta mağlup ederken Çelebi Mehmed Anadolu'yu ve Bursa'yı ele geçirecekti.
Emir Süleyman, kardeşi Musa Çelebi'nin Eflak'a gidip orada bir ordu toplama haberini [[Ayasoluk]'da bulunmakta iken öğrendi. Yanına İzmiroğlu Cüneyd Bey'i alıp Bizans desteğini sağlayıp hemen hızla Rumeli'ye geçti ve Edirne'ye gitti. Musa Çelebi'nin hücumlarına karşı durabilmek için, olabilecek anlaşmazlıklar, Trakya'nın emniyeti Boğazlardan rahat geçişi sağlamak amacıyla o sonbahar Emir Süleyman İstanbul'a gitti.[3] Görüşmelerde Bizans İmparatoru II. Manuel'e "sevgili baba" diyerek hitap ederek Musa'nın hucümlarına Bizans desteği olmadan karşı koyamıyacağını bildirdi. Musa Çelebi'nin Bizans'a karşı çok daha sert bir politika güdeceğini bilen ve Yıldırım'in İstanbul kuşatmaları hala aklında olan İmparator II. Manuel ile Süleyman Çelebi bir destekleme anlaşması imzaladılar. Bizans'a iyi niyetini açığa koymak için Emir Süleyman genç erkek kardeşi Kasım'ı ve kız kardeşi Fatıma'yı Bizans'a rehin olarak verdi ve Epir Despotu Teodor'un gayri-meşru kızı ve İmparator'un yeğeni olan bir genç kızı da kendi karısı olarak aldi. Hemen ardından Karamanoğulları ile de barış anlaşması yaptı.
Bu stratejisinin birinci aşamasında başarılı olan Mehmet Çelebi ise hemen Bursa'ya girip Anadolu yönetimini eline aldı. 1410da Musa Çelebi Eflak Voyvodası'nın kızı ile evlenip Eflak, Bulgar ve Sırp desteği ile Rumeli sınır boylarında yerleşmiş Türkmenlerden bir ordu toplamayı başardı. O yıl Edirne ile Eyüp (Kosmidion) arasındaki arazide Emir Süleyman ile Musa Çelebi orduları arasında arka arkaya bir sıra çarpışmalar ve baskınlar ile savaş başladı. Haziran ve Temmuz 1410daki ilk çatışmalarda Emir Süleyman üstün gelmekle beraber, kendisi pek o kadar savaşcı bir kişi değildi. Sonbahar ve kış geldiği zaman, Musa Çelebi askerî gücünü kuvvetlendirme ile uğraşırken, Emir Süleyman Edirne sarayına çekilip tekrar içki ve eğlenceye daldı. Etrafındakiler bu durumdan, özellikle Hristiyanlara karşı çok iyi davranması ve vaktini içki ve eğlenceye vermesinden, hoşnut değillerdi ve önemli önemsiz birçok taraftarı Emir Süleyman yanından ayrıldı.
En sonunda 17 Şubat 1411de bir kış havası altında Musa Çelebi Edirne'yi bastı ve demoralize olmuş olan Emir Süleyman taraftarları buna karşı koyamadı. Emir Süleyman o sırada sarhoş ve bir hamam aleminde bulunmaktaydı. Kendisine kardeşinin baskınından haber getiren yandaşlarını çok sinirli bir şekilde kovmaktaydı ve hatta ceza olarak bazılarının sakal ve bıyıklarını traş ettirdi. Sonunda aklı başına gelip gece karanlığında yanında çok az sayıda adamıyla İstanbul'a doğru kaçmaya koyuldu. Döğenciler köyüne geldiği zaman kılavuzu ihanet edip köylülere onun kimliğini bildirip onları kışkırttı ve köylüler de sırf Musa Çelebi'den bahşiş alabilmek gayesiyle Emir Süleyman'ı öldürdükleri rivayet edilir.[4]
[değiştir] Musa Çelebi 1402-1413 arası
Ana madde:Musa Çelebi
Musa Çelebi Ankara Savaşı'nda Timur'a tutsak düşen babasının yanında tutsak olarak kaldı. Bu onun Timur tarafından kayrılmasına yol açtığı bildirilir. Bazı kaynaklara göre, Yıldırım esarette 1403de öldüğü zaman cenazesi Timur'un emri ile Musa Çelebi eşliği altında Bursa'ya gönderilmiştir. [5] Musa Çelebi'de Timur orduları tarafından talan edilmiş olan Bursa'da Timur'dan beratlı olan bir emir olarak hüküm sürmeye başladı. Ancak kardeşi İsa Çelebi Karesi civarlarına geldi ve Musa'nın emirliğini tehdide başladı. Musa Çelebi İsa Çelebi'ye karşı bir sıra hücumda bulundu ve bunlarda İsa Çelebi güclerine üstün geldi ama onu elimine etmeyi başaramadı. Son çarpışma Balıkesir civarında oldu ve Musa Çelebi yenik düşüp kaçmak zorunda kaldı.
Musa Çelebi buradan Germiyan'a kaçtı ve oradan da kuzeni olan Karamanoğlu Mehmed Bey'e sığındı.[4]
1409da Bursa'yı kardeşi Emir Süleyman'a kaptırıp ve tekrar kendi çabaları ile onu oradan sökemeyen Çelebi Mehmet yeni bir strateji uygulamaya başladı. Bu stratejinin planlanması için Çelebi Mehmet Karamanoğlu Mehmed Bey'e sığınmış olan Musa Çelebi'ye onunla görüşme teklif eden bir mektup gönderdi ve iki kardeş Kırşehir civarında Cemele Kalesinde buluştular. Yapılan ortak plana göre Musa Celebi Rumeli'ye Eflak'a geçecek orada civardan topladığı Türkmenler ve diğer ittifak yaptığı Hristiyan hükümdarlardan aldığı askerlerle Edirne üzerine yürüyecekti. Bunun Bursa'da Sultan olarak bulunan Emir Süleyman'i Rumeli'ye geçmeye zorlayacağı açıktı. O zaman Amasya'dan Çelebi Mehmet Bursa üzerine yürüyecek ve Anadolu'daki Osmanlı arazilerinin Sultanı olacaktı. Rumeli'de Emir Süleyman üzerine yürüyen Musa Çelebi de, galip geldiğinde, Emir Süleyman yerine Edirne'de Osmanlı Rumeli toprakları sultanı olacaktı. Bu plana göre Çelebi Mehmet ve Musa Çelebi babalarından kalan Osmanlı devletini ikiye bölmeyi öngörmekte idiler.
Musa Celebi Candaroğlu İsfendiyar Bey'in sağladığı bir gemi ile Sinop'tan Rumeli'de Eflak'a geçti ve burada Eflak voyvodası olan Mirce tarafından çok iyi karşılandı. Musa Bey Eflak Voyvodası Mirce'nin kızı ile evlendi. Mirce'nin sağladığı çok sayıda Eflak askerleri ve Tuna boylarında ve Dobruca'da yerleşmiş Türkmenlerden bir ordu kurmaya başladı. Bunu Anadolu'da haber alan Emir Süleyman hemen Bizans desteği için Konstantinopolis'e ve oradan da Edirne'ye geçti. Amasya'dan yürüyen Çelebi Mehmet de Bursa'yı eline geçirmeyi başardı. Böylelikle Musa Çelebi ve Çelebi Mehmet planlarının birinci aşaması başarı ile gerçekleştirildi.
Planın ikinci aşaması Musa Çelebi'nin Rumeli'yi ve Edirne'yi ele geçirmesi idi. Musa Celebi yeni topladigi ordusu ile 1410'da Balkanlardan güneye indi. Bizans'dan aldığı askerî desteklerle güçlenen Emir Suleyman ordusu ile Edirne ile Kosmidion (Eyup) arasinda topraklarda arka arkaya bir dizi savaş ve baskınlarla sürdü. [4]Musa Çelebi ordusuyla en son olarak 17 Şubat 1411de bir kış havası altında Edirne'yi bastı. Emir Süleyman taraftarlarını çok gücendirmişti; birçoğu ona destek vermekten ayrılmış ve diğerleri ise demoralize olmuşlardı. Her ne sebeble olursa olsun Edirne'deki Emir Süleyman güçleri bu baskına karşı koyamadılar. Emir Süleyman o sırada bir hamam alemindeydi ve kendine durumu bildirenlere önce inanmayıp onlara hakaretli hareketlerde bulundu. Fakat durumu sonunda anlayan Emir Süleyman geceleyin yanında çok az sayıda adamıyla ancak kaçmayı başardı. Emir Suleyman Döğenciler köyüne geldiği zaman kılavuzu ihanet edip köyluler tarafindan öldürüldü ve başı kesilerek Edirne'ye Musa Çelebi huzuruna götürüldü.
Fakat Musa Çelebi'nin bahşiş isteyen köylülere karşı davranışı onun haşin tabiati ve siyasetine bir gösterge olmaktadır. Musa Çelebi eski bir Türk geleneğini harfi harfine uygulamaya koyuldu. Saltanat soyundan kim olursa olsun; bir saltanat üyesi, diğer bir saltanat üyesini kendi emri üzerine öldürtülürdü. Başkalarının olaya izinsiz müdehalesine, kişi ise idam, devlet ise savaşla yok etmek cezasını verilir ve intikamını mutlakâ alırdı. Musa Çelebi de bu geleneği uygulayarak köyü içindekilerle beraber yok etti. Buna karşılık 1406da Mehmet Çelebi adamları Eskişehir'de İsa Çelebi'yi kıstırıp öldürdükleri aman bu gelenekten hiç bahis eden olmamıştı.
1410'da Edirne'ye döndü ve tahta geçti. Böylece kardeşi Mehmet Çelebi ile birlikte yaptiği stratejik plan başarıli oldu. 1411da tekrar Osmanlı Devleti Çelebi Mehmet Anadolu'da ve Musa Çelebi Avrupa'da hükümdar olarak ikiye bölünmüş oldu. Rumeli yakasında Edirne'de hükümet sürmeye başlayan Musa Çelebi, yerine geçtiği ağabeyi Emir Süleyman'dan, daha etkin politikalar uygulamaya başladı. Bu politikaların başında Bizans İmparatoru ile Emir Süleyman arasındaki anlaşmayı feshetmek geldi. Sonra da Emir Suleyman'a verdiği destek dolayısıyla Bizans İmparatoru II. Manuel'i cezalandırmak gerektiği kabul edildi. Bu hedefle Musa Çelebi 1412de yeni bir Konstantinopolis kuşatmasına başladı. Bu kuşatma Konstantinopolis halkının son 10 yılda acısını çektiği Yildırım Beyazit'in 1402de kaldırmış olduğu abluka kuşatmasndan sonra ikinci kuşatma oluyordu ve bu Bizans halkının moralinin çok aşağıya düşmesine neden oldu. Musa Çelebi'nin ufak deniz gücünün yenilgiye uğratılması ve Konstantinopolis kara surlarının aşılmaz olarak görülmesine rağmen Musa Çelebi karadan kuşatmaya devamda israr etmekteydi.
[değiştir] Çelebi Mehmet 1402-1413 arası
Mehmet Çelebi Ankara Savaşı'nda Osmanlı ordusunun ihtiyat ve artcı birlikleri komutanlığı yapmaktaydı. Bu savaşın ön saflarında yer almadığı için yenilgiden ve bozgundan sonra savaş alanından kolayca ayrılabilmişti. Kendine bağlı askerleri ile sancak beyi olduğu Amasya'ya doğru çekilmeye başladı. Candaroğullarına bağlı olan bir müfreze yolunu kestiği için bir çatışmaya girişmek zorunda kaldı ve bu çatışmadan galip olarak ayrıldı. Önce Tosya'ya gitti. Sonra Bursa'ya gitmek amacıyla Bolu'ya geçti. Fakat danışmanları Hacı Ivaz Paşa, Amasyalı Beyazid Paşa ve diğer deneyimli beyler bu kararına itiraz edip onu Bursa'ya gitmekten caydırdılar. Savaşın hemen sonunda ortaya çıkan gelişmeleri, özellikle Timur'un Bursa ve İzmir seferlerini ve babasının esirlik haberlerini, Bolu'dan casus haberciler vasıtası ile izledi.
Amasya ve yöresine Timur idareci emir olarak Kara Devletşahı atamıştı. Amasyalılar bu idareciden hiç hoşnut olmayıp Mehmet Çelebi'yi çağırdılar. O da 1403de Bolu'dan gizlice 1000 kişilik bir kuvvetle ayrıldı. Amasya yöresinde kasaba ve köylere hücum ederek yağma toplamakla uğraşan Kara Devletşah üzerine ani bir baskın yapıp onu öldürdükten sonra Amasya'ya girdi.
Timur Anadolu beylerine eski beyliklerini geri vermiş olduğu ve Osmanlı idaresindeki araziler çok daralmış olduğu için Amasya Osmanlı arazilerinden ayrılmış bulunuyordu. Böylece Mehmet Çelebi'nin bu yörede hüküm sürmesi Osmanlı Devleti'ne bağlı yöresel bir idareci olarak değil de, Timur'un üst egemenliğini tanıyan, ondan emirlik için berat alıp ona yıllık tazminat veren, yarı-özerk Amasya Emirliği idaresinin bir Osmanlı şahzadesi tarafından üstlenilmesi şeklinde idi.
Mehmet Çelebi hükmü altında bulunan bu küçük ülkeyi korumak ve yeni topraklar edinip geliştirmek için bazı askerî harekata geçti. Niksar babası tarafından kendine dirlik olarak verilmişti; ama Kubadoğlu Ali Bey tarafından kuşatılmakta idi. Mehmet Çelebi ordusuyla Ali Bey üzerine gidip; onu bir çatışmada yenip; Niksar'ı tekrar kendine bağladı. Canik bölgesinde bulunan Kubadoğulları, İnaloğulları, Taşanoğulları, Kadı Burhaneddin Ahmed'in damadı Mezid Bey adlı Türkmen beylikleri ve Köpekoğlu ve Gözleroğlu adlı eşkiya çeteleri ile çatışmalara girişip onları ortadan kaldırdı. Böylece emirlik alanını Tokat ve Sivas'a yörelerine genişletti. 1403de Timur hala Anadolu'da iken Amasya emirliği Orta Karadeniz-Orta Anadolu'da güçlü bir yarı-egemen ülke konumunu kazandı.
Başarılarını öğrenen Timur tarafından huzuruna çağrıldı. Kendisine Timur tarafından Osmanlı padişahlığı verilecek umudu ile onu görmek için Amasya'dan yola çıktı. Fakat Osmancık ve Murted'de Türkmen beyleri yolunu iki defa kestiler ve bu yüzden Amasya'ya geri dönmek zorunda kaldı. Durumu Timur'a haberci ile bildirdi. Timur bu özürünü kabul etti ve Amasya-Tokat-Sivas yörelerinden oluşan Rumiye-i Sugra bölgesi emiri olmasını onayladığına dair ona bir al damgalı bir berat, tac, kemer ve hırka gönderdi. Bu beratlı emaret olarak 1403de Amasya'da üzerinde hem Timur hem kendi adı yazılı akçe darp ettirdi.
Danışmanı olan Subaşı Eyne Bey'in teklifi üzerine Bursa taraflarında bulunan kardeşi İsa Çelebi'ye bir mektup yazıp Anadolu'nun aralarında bölünmesini önerdi ise de İsa Çelebi kendisinin ulu karındaş olduğu nedeni ile bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine Çelebi Mehmet 1404de Bursa üzerine yürüdü. Kardeşi İsa Çelebi ile Ulubat Savaşı'na girişip galip çıktı. Bursa'ya girip Anadolu'da Osmanlı hükümdari olduğunu duyurdu. O zaman Semerkent'e dönmüş bulunan Timur'un kızgısını üzerine çekmemek için de kurnaz bir siyasetle Bursa'da hicrî 806 tarihinde "Sikke-i müştereke" adı ile hem kendinin hem Timur'un adını taşıyan yeni gümüş sikkeler bastırdı. Bazı kayanaklara göre, Çelebi Mehmet, bu sıralarda Germiyanoğlu Yakub Bey'in yanında bulunan babasının cesedini Bursa'ya getirterek babasının yaptırmış olduğu camii yanına gömdürmüştür.
Çelebi Mehmet'i Bursa'dan çıkartmak için, kardeşi İsa Çelebi 1404-1405 yılları arasında bir sıra girişimde bulundu. Bursa'da bulunan Çelebi Mehmet üzerine, İsa Çelebi (önce Edirne'deki kardeşi Emir Süleyman'dan aldığı ordu ile sonra Candaroğlu, Aydınoğlu, Saruhan ve Menteşe beylerinin vermiş oldukları askerler ile) üç defa yürüdü ise de her seferinde Çelebi Mehmed onu yenilgiye uğratıp geri püskürttü. Sonunda İsa Çelebi Karamanoğullarına kaçt; ama Anadolu'da güçlü bir kuvvet haline gelmiş olan Çelebi Mehmed Karamanoğlu beyi ile anlaşıp İsa Çelebi'yi Karamanoğlu ülkesinden attırdı. İsa Bey Sultanönü'nde bir müddet saklandı. 1406da Eskişehir'de bir hamamda yıkanırken Çelebi Mehmet'nin adamları tarafından bir baskınla yakalanarak boğuldu.
Böylece Osmanlı Anadolu topraklarının tek hükümdarı olan Çelebi Mehmet bu sefer 1402den beri Edirne'de bir meşru Osmanlı hükümdarı olarak tahtta oturan ve Osmanlı Rumeli topraklarını idare eden Emir Süleyman'nin tek rakibi oldu. 1406da Emir Süleyman Rumeli'den topladığı askerle Bizans'ın desteği ile Anadolu'ya geçti. Bursa'da bulunan Çelebi Mehmet eli altında bulunan askerle bu hücuma karşı koyamayacağını anladı ve Bursa'yi bırakıp Amasya'ya çekilmek zorunda kaldı. Emir Süleyman Ankara'ya yürüyüp bu şehri de aldı ve Çelebi Mehmet'in eski idaresi altında bulunup fakat geri çekilmesi ile bıraktığı alanları talan etti. Emir Süleyman Bursa'da kalıp içki ve iyi zaman geçirme alemlerine burada da başlayınca 1406da Çelebi Mehmet hemen bundan faydalanarak tekrar ordusuyla Bursa önüne geldi. Çelebi Mehmet ve Emir Süleyman orduları Yenişehir'de karşı karşıya geldiler. Bu sefer Çelebi Mehmet'in savaşı kazanma olasılığı bulunmaktaydı. Fakat Emir Süleyman'in çok deneyimli başveziri Çandarlı Ali Paşa türlü manevralarla Çelebi Mehmet'in danışmanlarına etki yaparak ve onları kandırarak Çelebi Mehmet ordusunun dağılmasına neden oldu. Bunun üzerine, bu sefer ordusuz, Çelebi Mehmet Amasya'ya döndü.
Çelebi Mehmet Amasya'da üç yıl kalıp tekrar Osmanlı tahtına geçmek için planlar ve hazırlıklar yaptı. Bu sırada Emir Süleyman Bursa'da meşru Osmanlı hükümdarı olarak bulunmakta, bazı Anadolu beyliklerine üst egemenliğini kabul ettirmekten başka etkili siyaset gütmemekte ve zevk ve eğlence ile vaktini geçirmekte idi. Çelebi Mehmet 1409da yeni bir strateji uygulama planına girişti. Bu plana göre kardeşi Musa Çelebi Rumeli'ye gidip asker toplayıp batıdan Balkanlardan Emir Süleyman üzerine hücum edecek ve Emir Süleyman bu gaile ile uğraşmak için Rumeli'ye geçince Çelebi Mehmet Anadolu'da harekete geçip Bursa'yı geri alacaktı. Eğer Musa Çelebi başarılı olursa Emir Süleyman yerine Rumeli'de hükümdar olacaktı.
1409da bu planı uygulamak için Çelebi Mehmet kuzeni olan Karamanoğlu Mehmet Bey ile temasa geçti. Musa Çelebi Karamanoğluna sığınmıştı. İki kardeş Kırşehir civarında bulunan Cemele kalesinde buluştular ve bu plan üzerine anlaştılar. Musa Çelebi Candaroğulları yardımı ile Sinop üzerinden bir gemi ile Eflak'a gitti ve Eflak Voyvodası Mirce tarafından iyi karşılandı. Bu gelişmeyi Emir Süleyman Ayasolug'da iken öğrendi ve Emir Süleyman Aydınoğlu Cüneyd Bey'i yanına alarak Rumeli'ye geçti. Emir Süleyman çok geçmeden İstanbul'a gidip Bizans İmparatoru'yla müzakereler yaptı ve yapılan anlaşmaya göre Bizans'dan destek görmek için, olabilecek anlaşmazlıklar, Trakya'nın emniyeti ve boğazlardan rahat geçişi sağlamak amacıyla erkek kardeşi Kasım'ı ve kız kardeşi Fatıma'yı Bizans'a rehin olarak verdi. Hemen ardından Karamanoğulları ile barış anlaşması yaptı. Ama Emir Süleyman'ın Bursa'dan ayrılması fırsatını iyi değerlendiren Çelebi Mehmet hemen ordusuyla Bursa'ya geldi ve Anadolu'daki Osmanlı hükümetine el koydu. Planın ikinci aşaması Çelebi Mehmet'in hiçbir müdahalesi gerekmeden Musa Çelebi'nin Balkanlarda kurduğu ordu ile Emir Süleyman'la mücadele etmesi ve sonunda 13 Subat 1411de Edirne'ye bir baskınla onun Emir Süleyman'ı kıstırıp onun kaçarken öldürülmesi ile sonuç buldu. Musa Çelebi Edirne'de Osmanlı Rumeli hükümdarı olarak tahta geçti ve böylece yapılan stratejik plan başarı ile uygulanmış oldu. Ancak her iki taraf da Osmanlı devletinin yeniden tek devlet olması idealinden vazgeçmiş değildi.
Edirne'de hüküm sürmeye başlayan Musa Çelebi Bizans'in yerine geçtiği kardeşi Emir Süleyman'a verdiği yakın desteği cezalandırmak için Konstantinopolis'i kuşatmaya başlamışdı. Bizans İmparatoru II. Manuel bu kuşatmayı ortadan kaldırmak için en iyi çare olarak Musa Çelebi'nin siyasal gücünün kardeşi Mehmet Çelebi'nin çabaları ile tümüyle elimine edilmesinde buldu. Bu nedenle 1412 başlarında Bursa'da sarayda hükümet süren Çelebi Mehmet'e gizli bir elçi gönderdi. Bu gizli elçinin görevi Bizans İmparatoru II. Manuel'in kendisiyle ittifak yapmak istediğini ve bu ittifak yoluyla Çelebi Mehmed'in Edirne'yi ve Rumeli'yi eline geçirmesine destek sağlamak istediğini ve böylece tekrar Osmanlı imparatorluğunun Çelebi Mehmet sultanlığı altında tek bir devlet olmasını arzu ettiğini bildirmek idi. Bu tek Osmanlı Devleti'nin padişahı olma imkanı Çelebi Mehmet için Bizans'la ittifakın istenmezliğinden çok daha önemli geldi ve Çelebi Mehmed bu ittifak teklifini kabul etti.
Çelebi Mehmet çok geçmeden Üsküdar'a (o zamanki Chrysopolis'e) gitti. Orada II. Manuel tarafından karşılandı ve birlikte bir Bizans gemisiyle Konstantinopolis gidip Çelebi Mehmet imparatorluk sarayında misafir edildi. II. Manuel misafirini çok saşaalı şekilde ağırlandı. Bu devam etmekte iken Mehmet Çelebi'nin Osmanlı ordusu Boğazı Bizans gemileri ile Rumeli yakasına nakil edilmekteydi. Dört gün içinde 15.000 kişilik Anadolu Osmanlı ordusu Rumeli yakasına taşındı. Bu ordunun başına geçen Mehmet Çelebi Konstantinopolis'i halka kuşatan Musa Çelebi'nin Rumeli ordusu üzerine yürüdü. İki ordu Ekim 1412de Çatalca yakınlarında İnceğiz'de çarpışmaya başladılar. İnceğiz Muharebesi Çelebi Mehmet ordusu için başarılı olmadı ve Musa Çelebi ordusu üstün duruma geçti. Mehmet Çelebi bu savaşta yaralandı; önce İstanbul'a ve oradan da Bursa geri çekildi.
Fakat bu yenilgi Çelebi Mehmed'i yıldırmadı. Anadolu'ya dönüp yeni asker topladı. Sırp Despotundan da asker takviyesi sağladı. Bu sefer yeni Anadolu Osmanlı ordusu yine Rumeli yakasına geçirildikten sonra II. Manuel'in sağladığı Bizans güçleri ve Sırp Despotu Stefan Lazaroviç'in gönderdiği küçük bir Sırp ordusu ile takviyeli olarak, birlikte Konstantinopolis yakınlarında olan Musa Çelebi ordusuyla ikinci bir muharebeye başladı. Bu muharabe de Musa Çelebi'nin ordusunun üstün gelmesi ile sonuçlandı.
Fakat Mehmet Çelebi hala tek padişah olmaya azimliydi ve Musa Çelebi'ye hücumdan caymadı. 11 Haziran 1415de bir yeni Anadolu Osmanlı ordusu Bizans gemileri ile Boğaz'dan Rumeli yakasına geçirildi ve bir üçüncü muharebeye hazırlık başladı. Bu sırada Musa Çelebi ordusunda bir kriz yaşanmakta idi. Musa Çelebi haşinliği ve merhametsiz tutumları ile askerini gücendirmiş idi. Şeyh Bedreddin'e verdiği destek daha muhafazkar olan sunnileri ve ulemayı kendine düşman etmişti. Musa Çelebi gazi sınır beylerinin talanlar ve timarları dolayısıla kazandıkları servet ve siyasal gücü kısmaya çalışmış ve kapıkulu ümerasına önem vermeye başlamışdı. Örneğin akıncı beyi Mihaloğlu, Musa Çelebi ile ilişkisini kesmiş; Makedonya'da sınır boyunca akınları kendisi tertip etmiş ve bu akınlarda kazanılan talan malları ve timar topraklarını da kendine göre paylaştırmaya başlamıştı. Candarli vezirler Çelebi Mehmet ve II. Manuel ile Musa Çelebi'yi tahtan indirmek gizli haberleşmeye başlamışlardı. Musa Çelebi'nin ordusunda çıkan dağılma nedeni ile geri çekilmesi ile iki ordu ancak Vize'de çarpışmaya girdiler ve Vize Muharebesi'nde Çelebi Mehmet ordusu galip geldi. Musa Çelebi kaçmaya başladı.
Fakat Musa Çelebi hala yakalanmadığı için Mehmet Çelebi güçleri Edirne kapılarına geldiğinde Edirneliler Musa Çelebi'nin güçlenip geri geleceği ihtimalini düşünüp Çelebi Mehmet ve ordusunu şehre sokmadılar. Bütün ümeranın katılması ile Çelebi Mehmet, Musa Çelebi'yi ve çok küçük kalmış ordusunu kovalamaya başladı. Musa Çelebi ordusuyla Samako yakınlarında Çamurlu Derbent'de sıkıştırıldı. 5 Temmuz 1413de yapılan küçük çaplı Çamurlu Derbent Savaşı çok şiddetli oldu. Musa Çelebi yaralandı ve kaçmaya başladı. Bazı kaynaklara göre Musa Çelebi kaçarken bir çeltik arığına düştü ve yakalayanlar tarafından boğulup öldürüldü.[4] Diğer kaynaklara göre ağır yaralı çadırında yatarken yakalanıp Çelebi Mehmet emri ile öldürüldü.
İsa Çelebi ve Emir Süleyman gibi, en sonunda Musa Çelebi'nin cenazesi de Bursa'ya gönderilerek babası Yıldırım'ın türbesine gömüldü.
[değiştir] Fetret Devri'nin sonu
5 Temmuz 1413de boylece Fetret Devri veya fasıla-ı saltanat devri kapandı ve Çelebi Mehmet Osman oğullarının tek padişahı oldu. On bir yil süren fetret devrinde birbirinden cesur ve hükümdarlık etmeye yetenekli dört kardeşin birbirleriyle ölüm kalım savaşları yapmaları sonunda, en metanetli ve becerikli kardeşin tahtı ele geçirmesi ve Ankara Savası ile parça parça olmuş ve moralini yitirmiş Osmanlı devletinin kendini tekrar toparlaması ile sonuç bulmuştur. Bu sonucun şüphesiz Çelebi Mehmed'in tekrar tekrar hükümdarlığı kendi elinde toplamak için birçok kendi aleyhine fena sonuçlar doğmasına rağmen devamlı mücadele etmesi ve diğer kardeşlerinden şanslı olması nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilebilir. Diğer taraftan, Çelebi Mehmet'in kardeşleri Süleyman, İsa ve Musa'nin gosterdikleri kusurlarından daha uzak olması ve yaşca küçük olmasına rağmen onlardan daha fazla dengelilik ve olgunluk göstermesi de bu sonucu açıklamaya yardım eder. Bu sonucun son bir açıklaması ise Çelebi Mehmet'in diğer kardeşlerinden en büyük farkının Anadolu medeniyetinin ve Anadolu kulturunun onemli merkezi olan Amasya'da çok yönlü bir kişi olarak yetişmesi ve olgunlaşması olabilir.
| Önce gelen: I. Bayezid |
Fetret Devri 1402–1413 |
Sonra gelen: I. Mehmet |
[değiştir] Dipnotlar
- ^ Sakaoğlu, Necdet (1999), Bu Mülkün Sultanları, İstanbul: Oğlak Yayınları say.65
- ^ Bakın Norwich, John Julius (1999), Byzantium: the Decline and Fall, Penguin: Londra say.169-170
- ^ say.174
- ^ a b c d Say.68
- ^ Diğer kaynaklar Musa Çelebi'nin babasının mumyalanmış cenazesini Bursa'ya götürmediğini ve Balıkesir'de bıraktığını bildirirler.
[değiştir] Dışsal kaynaklar
- İnalcık, Halil (2008), Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. ISBN 978 975 08 0588 7.
- Sakaoğlu, Necdet (1999), Bu Mülkün Sultanları, İstanbul: Oğlak Yayınları. say. 63-68 ISBN 875 329 299 6.
- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1995), Büyük Osmanlı Tarihi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları.
- Kastritsis, Dimitris (2007), The Sons of Bayezid: Empire Building and Representation in the Ottoman. Civil War of 1402-1413, Brill, ISBN 978 90 04 15836 8 (İngilizce)
|
|
|
|---|---|
| Kuruluş öncesi | Gündüz Bey (Osman Gazi'nin Ağabeyi) · Ertuğrul Gazi · Süleyman Şah · Kaya Alp · Kızıl Boğa Han |
| Kuruluş (1299–1453) | Osman Gazi · Orhan Gazi · I. Murat · I. Bayezid · Fetret Devri · I. Mehmed · II. Murat · II. Mehmed |
| Dönem 2 (1453–1683) | II. Bayezid · I. Selim · I. Süleyman · II. Selim · III. Murat · III. Mehmed · I. Ahmet · I. Mustafa · II. Osman · IV. Murat · I. İbrahim · IV. Mehmed |
| Dönem 3 (1683–1827) | II. Süleyman · II. Ahmet · II. Mustafa · III. Ahmet · I. Mahmut · III. Osman · III. Mustafa · I. Abdülhamit · III. Selim · IV. Mustafa · II. Mahmut |
| Dönem 4 (1828–1908) | Abdülmecit · Abdülaziz · V. Murat · II. Abdülhamit |
| Dağılma (1908–1923) | V. Mehmed · VI. Mehmed |

