Týr

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Tyr
Tyr, Fenrir'e bakıcılık yapıyor

Tyr; tek eli ve gözünün olmadığı belirtilen, İskandinav mitolojisinde savaş tanrısıdır. Simgesi yukarı doğru ok şeklindedir. Bu oku Vikingler savaşa gitmeden önce savaş aletlerine çizerlerdi. Cermenlerin dilinde "Ziu" olarak bilinir. Anglo Saksonlardaki adı "Tue"'dur. İngilizcede Tyr'ün kutsal günü olan Salı gününe Tuesday (Tue'nun günü) denir. Adının diğer Cermen halklarındaki telaffuzları Tsiu, Tiwaz, Zeo, Dio, Dieu ve Tiw'dur. İsmi etimolojik olarak Hint-Avrupa kökenli Dyaus kökünden olan Zeus ve Dionysos'la aynı kökten gelmektedir.

Karısı savaş ve bereket tanrıçalarından Zisa (Cisa)'dır. Bu isim de kendi isminin dişil versiyonudur.

Nesir Edda'da Odin'in oğlu olarak geçer. Ragnarök'te cehennem tazısı Garm'a atılacak ve ikisi birbirini öldürecek.

Tyr ve Fenrir[değiştir | kaynağı değiştir]

1. Yorumu[değiştir | kaynağı değiştir]

Kâhinler, kötülük sembolü Loki'nin oğullarından biri olan, kurt Fenrir'in gelecekte dünyanın sonunu getireceğine dair bir haber alırlar. Bu yüzden, daha bebeklikten itibaren Fenrir'i zincire vururlar. Fenrir'e göz-kulak olmayı kabul eden tanrı ise, Odin'in oğullarından biri olan Tyr'dür. Fenrir bir şekilde tüm zincirlerden kurtulmayı başarır ve o an hıncını alamayarak çevresine saldırmaya başlar. Bu sırada Tyr, sağ elini Fenrir'e kaptırır. Bu nedenle Tyr, çoğu İskandinav tasvirinde tek elli olarak tanımlanır.

2. Yorumu[değiştir | kaynağı değiştir]

Aynı mitin daha yaygın bir halinde ise Tyr, Fenrir'in bakıcısı olarak tasvir edilir. Odin, Fenrir'i diğer kardeşlerini aksine hemen cezalandırmamış onun büyümesini izlemiştir. Fenrir muazzam boyutlara ulaşıp bir ancak tanrıya ait olabilecek bir ses ile konuşmaya başlayınca Odin artık onu zincirlenmesi gerektiğine karar verir. Sonuçta rüyalarında gördüğü, onu dişleri arasında çiğ çiğ yiyen hayvana, fazlasıyla benzemeye başlamıştır.

Bu nedenle bizzat bakıcısı olan Tyr'yi ve daha birçok tanrıyı bir oyun için davet eder. Bu oyun oyundan ziyade bir idda gibidir ve kuralları oldukça basittir. Kudretli Fenrir zincire bağlanacak ve o zincirleri kırmaya çalışacaktır. Odin en ağır zincirleri üretmiş ve Fenrir'i onlarla bağlamıştır. Fenrir'in bu zincirleri hiç zorlanmadan kırması ise Odin'in korkusunu körüklemekten başka işe yaramamıştır.

Odin bu "oyunu" 2. sefer tekrarlamadan önce öyle bir zincir üretmiştir ki hiçbir insanın bu zinciri tek başına kaldırması mümkün değildir. Fenrir bu zincirlerle bağlanmasının ardından bir süre duraksamıştır. Fakat Tyr'dan aldığı cesaren ile tekrardan neredeyse hiç zorlanmadan zincirleri kırmıştır.

3. seferde ise Odin, Fenrir'in sonuza dek zincirli kalacağından emin olmak için demir işçliğinin ustalarına yani cücelere gitmiştir. Cüceler yeryüzünde bulunan en nadir maddeleri kullanarak bir zincir üretmiştir. Bu maddeler bir kedinin ayak izleri, bir balığın nefesi, dağların ve ayıların sinirleridir.

Bu zincire Gleipnir dendi. Kızılması ya da yıpratılması imkansız olan bir zincir. Fakat buna rağmen zincir sadece bir iplik gibi gözüküyordu.

2 tane zincir kırmasının ardından böyle bir iplikle ona meydan okunmasına şaşıran Fenrir burda bir sahtekarlık olduğunu anladı. Ardından meydan okumayı ancak 1 şartla kabul edeceğini söyledi. Bu şart o zinciri kırmaya çalışırken Tyr'nin elini onun ağızında tutmasıydı. Savaşın yanında düelloların da tanrısı olan Tyr ona herhangi bir şekilde meydan okunduğunda varoluşunun amacı gereği kabul ederdi. Fakat ipeğe sarılmasının ardından kurtulamadığını anlayan Fenrir Odin'n oyununa geldiğini anında anladı. Anında ağızını kapatarak Tyr'nin kolunu kopardı. Tyr'nin çığlığı Midgardı bile inletti.