Süleyman Mabedi

Koordinatlar: 31°46′48″K 35°14′24″D / 31.78000°K 35.24000°D / 31.78000; 35.24000
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Süleyman'ın Mabedi
בֵּית־הַמִּקְדָּשׁ‎ Beit Ha-Miqdaş
Jerusalem Ugglan 1.jpg
Mabedin dijital görüntüsü: günümüzde burada Kubbet'üs-Sahra, tam merkezinde de Mescid-i Aksa yer almaktadır.
Temel bilgiler
Yer Kudüs'ün Eski Şehri
Koordinatlar 31°46′48″K 35°14′24″D / 31.78000°K 35.24000°D / 31.78000; 35.24000
İnanç Yahudilik
Durum Yalnızca tek bir duvarı ayakta: Ağlama Duvarı (veya Batı Duvarı)
Yönetici Kral Süleyman
Mimari
İnşaat başlangıcı İÖ 964
Tamamlanma İÖ 957 (7 yıl)
Özellikler
Malzemeler Kireç taşı

Süleyman'ın Mabedi veya Birinci Mabed, günümüzde Kudüs'ün Eski Şehri'deki Tapınak Dağı'nda İÖ 964'te yapımına başlanmış ve İÖ 957'de bitirilmiş devasa bir Yahudi mabediydi. Adını bizzat yapım emrini veren Yehuda ve İsrail Krallığı kralı Süleyman'dan almıştır. Fakat bu mabede Yahudiler tarafınca Süleyman'ın Mabedi değil, "Mukaddes Ev" anlamına gelen Beit Ha-Miqdaş denir.

Gelecek asırlarda bu mabed, Yahudileri Babil'e sürgün edecek olan pagan Babil kralı II. Nebukadnezar tarafından İÖ 586'da yağmalandı ve kullanılamaz hâle getirildi.[1] Mabedin yıkılması ve peş peşe gelen sürgünler, kehanetin gerçekleşmesi olarak görüldü ve Yahudiler'in dinî imanlarını daha da güçlendirdi.

Tanah, Süleyman'ın babası büyük savaşçı kral Davud'un İsrail kabilelerini nasıl birleştirdiğini, Kudüs'ü nasıl fethettiğini ve İsraillilerin ana eseri olan Ahit Sandığı'nı şehre nasıl getirdiğini anlatır. Davud, Ahit Sandığı'nı Yahudi milleti adına muhafaza etmek için bugün "Tapınak Dağı" olarak bilinen yeri, Kudüs'teki Moriah Dağı'nı seçti.[2] Fakat YHVH, "çok kan döktüğü" gerekçesiyle Davud'un Mabedi inşaa etmesine izin vermedi;[3] bu inşaa görevini, kamu işlerinin kurucusu olacak oğlu Süleyman üstlenecekti. Kral Süleyman, dayanıklı akasya ağaçlarından üretilmiş Ahit Sandığı'nı penceresiz Mukaddesler Mukaddesi adlı odaya yerleştirdi;[4] burası mabedin en korunmalı ve ücra yerindeydi.[5] Mukaddesler Mukaddesi odasına senede en fazla bir kez, bir kuzuyu kurban etmiş veya tütsü yakmış bir başhahamın girmesine izin verilirdi.[4]

Yahudiler göçebe hayat sürdükleri dönemde ve Kenan'a yerleşmelerinin başlarında ibadetlerini Mişkan adlı portatif tapınakta yapmaktaydılar. Ahit Sandığı'da Mişkan'daki "Mukaddesler Mukaddesi" adı verilen bölümde saklanmaktaydı. İÖ 1000'lerde Davud, Kudüs'ü fethetti ve burayı imar ederek Yahudi toplumunun başkenti yaptı. Ahit Sandığı'nın çadırda bulunmasından rahatsız olan Davud, hem Ahit Sandığı'nın korunacağı hem de Tanrı'nın evi olarak kabul edilecek görkemli bir mabed yapmak istemiş, fakat Tanakh'a göre Tanrı tarafından kendisinin bu mabedi yapması uygun görülmemiş olup, Peygamber Natan’ da bunu kendisine bildirdi. Tanrı'nın isteğine uyan Davud bu mabedi yapmamış ancak mabedin yapılacağı yeri belirlediği gibi mabedin yapılması için kaynaklar hazırlamış ve mabedin ayrıntılı planını da oğlu Süleyman’a vermiştir.[6]

Süleyman hükümdarlığının dördüncü yılında, MÖ 964 dolaylarında mabedin inşasına başladı. Tevrat’ta belirtildiğine göre Süleyman, tapınağının yapımına Yahudilerin Mısır’dan çıkışının dört yüz sekseninci yılında başlamıştır. Süleyman, daha önce Davud’un sarayının yapımında büyük emeği geçen ve Davud’la yakın dostluğu bulunan Sur Kralı Hiram’dan da malzeme ve zanaatçi tedarik ederek yardım aldı. Mabedin inşasında Hiram işçilerin başında bulundu. MÖ 957 yılında tapınağın inşası tamamlandı. Ancak tapınağın etrafında bulunan kraliyet sarayı ve diğer kraliyet binalarının tam bir kompleks haline gelmesi otuz yıl kadar zaman almıştır. Genel görüşe göre Süleyman Mabedi, Kudüs’teki Haram-i Şerif’in bulunduğu dağ sırtının orta bölümünde yer alan Kubbet-üs-Sahra’nın olduğu yere inşa edilmiştir. Dönemin mimarisine göre Süleyman Mabedi, "Kutsallar Kutsalı", "Kutsal Yer" ve Mabed’i kutsal olmayan yerden ayırmak için yapılmış olan "Eyvan" olmak üzere üç bölümden oluşmaktaydı. Ahit Sandığı, "Kutsallar Kutsalı" olarak adlandırılan bölümde saklanmıştır. Yahudi terminolojisine göre, Süleyman’ın yaptığı Mabed, “Birinci Mabed” olarak nitelendirilmektedir.[6]

Süleyman’ın ölümünden sonra krallık ikiye bölününce mabed güneydeki Yahuda Krallığı sınırları içerisinde kalmış, zaman zaman istilacıların yağmalama ve yıkımlarına maruz kalmıştır. Süleyman’ın oğlu Yahuda Kralı Revaham’ın zamanında, Mısır Kralı I. Şeşonk’un Kudüs’e yönelik saldırısında, Süleyman Mabedi’nin bütün hazinelerini alarak yanında götürdü. Süleyman’ dan sonra olan Yahuda krallarında ve toplumun büyük bölümünde görülen putperest eğilimler sonucunda mabedin dini önemi zarar gördü. Kral Yotam (MÖ 740-736), Hizkiya ve Yoşiya (MÖ 638- 609) dönemlerinde mabede bir takım tadilat, bakım ve dinsel temizlik yaptırıldı. Babil krallığına bağlı olan Yahuda devletinin isyan etmesi üzerine Kudüs’ün MÖ 597 yılında Buhtunnasr (II. Nebukadnezar) tarafından ele geçirilmesiyle tapınaktaki değerli hazineler alınarak Babil’e götürüldü. İlk işgalde çok fazla zarar görmeyen tapınak, Kudüs halkının yeniden isyan etmesi üzerine MÖ 586 yılında Kudüs'ü yeniden ele geçiren Babil kralı tarafından yıktırıldı. Bu olaydan sonra tapınaktaki Ahit Sandığı kaybolmuş ve bir daha bulunamamıştır.[6]

Kur'an'da Süleyman'ın emrinde çalışan cinlerin mihraplar, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler ve sabit kazanlardan ne dilerse yaptıkları belirtilmiştir(Sebe' 34/13).[7]

Babil sürgününden dönen Zerubabel’in idaresindeki Yahudiler, yıkılan mabedin yerine tapınak inşasına başlamış ve bu tapınağı MÖ 515'te tamamlanmıştır (İkinci Mabed). Roma İmparatorluğu'na bağlı Kral Herod, İkinci Mabed’in daha görkemli bir şekilde olması için yeniden yapmaya MÖ 20/MÖ 19 yıllarında başladı. 1-2 yıl içerisinde ibadet bölümü tamamlanan mabedin diğer bölümlerinin tamamlanması uzun yıllar sürmüştür. MS 66 yılında Romalı idarecilerin yönetimine karşı fanatik Zealotlar tarafından çıkarılan isyan sonrasında tapınak Romalı idareci Titus tarafından MS 70 yılında yıktırıldı. Yahudilerin Simon bar Kohba önderliğinde, MS 132-135 yılları arasındaki çıkardığı isyanı bastıran Romalılar tapınağın kalan kısımlarını da ortadan kaldırdılar.[6]

Süleyman Mabedi’nden sadece Herod’un yaptırdığı Batı duvarı (Ağlama Duvarı) günümüze gelebilmiştir. Mabedin yıkılışından sonra Yahudilik’te ibadet yeri olarak sinagog ortaya çıkmıştır.[7]

İsrail uzun yıllardır Süleyman Mabedini bulabilmek için arkeolojik kazılar yapmaktadır. Ancak Filistinliler ve Müslüman alemi İsrail'in yaptığı kazıların amacının Mescid-i Aksa'yı ortadan kaldırmak olduğunu iddia etmektedir.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]