Risale-i Nur

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
Risale-i Nur
Risale i nur.jpg
14 ciltlik Risale-i Nur külliyatı
Yazarı Said Nursî
Orijinal ismi رسالهٔ نور
Ülke Türkiye
Özgün dili Osmanlı Türkçesi
Dili 50 Dile Çeviri
Türü Dinî
Yayınevi Envar Neşriyat
RNK Neşriyat
Sözler Neşriyat

Risale-i Nur (Osmanlı Türkçesi: رسالهٔ نور) (Türkçe: Nurlu kitaplar), konu sırası takip etmeyen ve güncel ve İslamî ve imani konularda Said Nursî tarafından 1925 yılında yazılmaya başlanmış, 24 yılda tamamlanmış kitapçıklardan oluşan bir külliyattır. Risale-i Nur, yaklaşık 6000 sayfadan oluşan ve ayet sırası takip etmeyen bir tefsir külliyatıdır. Ancak bu tefsir çalışması dışında külliyat -inanç başta olmak üzere- [kaynak belirtilmeli], ahlaki, felsefi sorunları irdeleyen bir eserdir.

Yazar, bu kitapları 20. yüzyılın düşünce dünyasını derinden etkileyen, felsefi akımlar ve bilimsel gelişmeler neticesinde ortaya çıkan iman ve İslam’la ilgili köklü soru ve sorunlara karşı İslam'ın savlarını ispat etmek amacıyla yazmıştır. Bu çerçevede yaratıcının varlığı, iman, İslam, kader, kıyamet, ahiret, peygamberlik, mucize, Kur’anın Allah'ın sözü oluşu gibi inançla ilgili konularda, ayrıca mehdi, deccal, Mesih, ahir zaman gibi eskatoloji konularında yoğunlaşır. Yazar ayrıca varlığın gayesini anlama veya anlamlı kılma çerçevesinde "Ben kimim", "Nereden geldim", "Nereye gidiyorum" gibi aşkın sorulara İslami inançlar çerçevesinde cevaplar bulmaya çalışmıştır.

Ayırtedici özellikler / Öğreti[değiştir | kaynağı değiştir]

Risale-i Nur, Said Nursî'nin Kur’an'ın bir kısım ayetlerini günümüz tefsirlerden farklı olarak felsefi-teolojik bir bakış açısıyla yorumladığı eserlerdir. Risale-i Nur, Kur’an'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imani konular (İslâm terminolojisindeki karşılığı ile kelâm) ile ilgili 300 civarında ayetini açıklamaktadır. Yazar kendisi tarafından ayetlere getirilen bu yorumlama metodunun, diğer ayetlerin tefsirlerinde de kulanılabilecek bir altyapı oluşturmasını hedeflemiştir. Risaleler dini emir ve yasakların nasıl uygulanacağı konusundan ziyade, niçin yapılması gerektiği ile ilgili sorulara felsefi cevaplar aramaktadır. Risalelerde amellerin nasıl yapılacağına dair çok az yazı bulunur. “Namaz niçin kılınır?”,“İnsan niçin yaratıldı?”,“Bu Dünya'da ne işimiz var?”, “Namaz niçin belli vakitlerde eda edilir?”, “Ahiretin varlığının mantıksal örneklerle ispatı”, “Allah'ın varlığının delilleri nedir?” türünden soruların cevabı verilmeye çalışılır. Risale-i nurların bir açıdan bakıldığında fıkıh’a değil, kelâm’a yakın kitaplar olduğu, kelamcılara benzer argümanlar ile konuları tartıştığı söylenebilir.

  • Said Nursî'ye göre devir, İslamın temel esaslarının ihmale uğradığı, iman hakikatlarına etraflıca hücum edilen bir devir olduğundan, bu devirde imanı kurtarmak diğer iman hizmetlerinden daha önemlidir. Tarikâtların vazifesini geçmiş devirlerde güzel bir şekilde ifa ettiklerini, fakat bu devirde tarikâttan ziyade hakikatın önemli olduğunu belirtmiştir. Geçmiş asırlarda tasavvuf yoluyla İslama hizmet eden Abdülkâdir Geylânî, Şah-ı Nakşibendi ve İmam-ı Rabbani gibi âlimlerin bu zamanda bulunmuş olmaları durumunda bütün çabalarını iman esaslarının ve İslam akidelerinin kuvvetlendirilmesine sarfedeceklerini ifade etmiştir. "İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır."[1] sözleriyle iman konularına verdiği önemi dile getirmiştir.

Said Nursî "Mevlânâ benim zamanımda gelseydi, Risale-i Nur'u yazardı. Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım, O zaman hizmet Mesnevi tarzındaydı, şimdi Risale-i Nur tarzındadır" şeklinde bir ifadeyi hayatta iken kendisi ile gorusenlerden biri nakletmiştir.[2] sözüyle Risale-i Nur'un güncel ihtiyaçlara cevap verdiğini anlatır.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Risale-i Nur Osmanlı alfabesi ile telif edilmiştir. Yazılıp çoğaltılmasında Ahmet Hüsrev Altınbaşak, Hafız Ali, Şamlı Hafız Tevfik, Tahiri Mutlu gibi talebeleri yardımcı olmuştur.[3] Said Nursî’nin zorunlu ikamete tabi tutulduğu Isparta'ya bağlı Barla ve civarı köylerde, kendisine bağlı kişiler tarafından elle yazılmak sureti ile çoğaltılmaya başlanmıştır. Daha sonraları Said Nursî'nin izni ile başta Asa-yı Musa ve Şualar latin harfleri ile sınırlı sayıda basılmıştır. 1957 yılında ise bütün külliyat Said Nursî tarafından Latin harfleri ile bastırılmıştır.

Yazar, Risale-i Nur'dan önce Kur'an'ı baştan sona tefsir etmek amacıyla orijinal hali Arapça olan İşarat'ül İcaz isimli eseri yazmaya başlamıştır. Bu eserin yazımı, I. Dünya Savaşı'na denk geldiği için ancak Fatiha Suresi'ni ve Bakara Suresi'nin ilk 32 ayetinin tefsirine kadar devam etmiştir. Yazar, Kuran'ın tamamını bu şekilde 60-70 cilt olarak tefsir etmeyi düşünürken, çeşitli sebeplerle vazgeçmiştir.

Daha sonra 130 temel konudan oluşan Risale-i Nur'u telif etme kararı almıştır. Risale-i Nur serisinden ilk olarak Nurun İlk Kapısı’nı yazmıştır. Risale-i Nur, yazıldığı süre boyunca yazarı hakkında çeşitli suç isnatları ortaya çıkmış ve davalar açılmıştır. Günümüze kadar Risale-i Nur hakkındaki pek çok davada beraat kararı verilmiştir.[kaynak belirtilmeli]. Yazar, aleyhindeki kovuşturmalar, davalar veya mahkûmiyetler devam ederken Barla, Kastamonu, Emirdağ, Eskişehir, Denizli ve Afyon’da 23 yıllık süre zarfında eserlerini yazmaya devam etmiştir. 1970'lere kadar uzanan davalarda Risale-i Nur'un avukatlığını Avukat Bekir Berk yapmıştır.[4] Uzun süren davalar sonucunda, Risale-i Nur'ların yasaklanmasına dair kararın[hangileri?] hükmü kaldırılmıştır.

Risalelerin içeriği basımda ve bazı yayımlarda tenkit edilmiş ve mahkemelere yansımıştır. Said Nursî şahsı ve Risale i Nur hakkındaki bazı eleştirileri kitaplarında yazıp Şualar isimli kitabında bazı cevaplar vermiştir. Söz konusu eserde değişik mahkemelerde yargılanırken yaptığı müdafaalara yer verilmiş, devamında isekendi anlatımıyla bütünü mahkeme heyetince de reddedilip kabul edilmeyen [5] savcının 100den fazla iddiaları yazılıp cevabı verilmiştir. Diyanet İşleri Müşavere Kurulunun 23.5.1956 gün ve ehl-i vukuf raporlarına istinaden Afyon Ağır Ceza Mahkemesince Said Nursînin kitap ve sair evraklarının kanuni mevzuata muhalif siyasi ve idari hiçbir mahzuru görülmemiştir kararına varılmıştır.

2014 yılının Nisan ayında başlayıp 28 Ocak 2016 yılında sona eren toplam 666 gün süren süre çerçevesinde Risale-i Nurlar bandrol yasağı engeli sayesinde basılamadı.[6] Risale-i Nur'u basılamaz hale getiren kanunun iptali için CHP, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. AYM'de özgürce basım yönünde karar vermişti. Anayasa Mahkemesi 11 Haziran 2015 tarihinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yapılan değişiklikleri iptal ederek, Risale-i Nurların ‘devlet tekeli'ne alınmasının önüne geçmişti. Ancak Danıştay Dava İdareleri Kurulu da Risale-i Nur Külliyatı'nın basım ve neşir yetkisini Diyanet İşleri Başkanlığı'na devreden Bakanlar Kurulu kararnamesinin yürütmesini 12 Aralık 2015 tarihinde durdurma kararı almıştı. Danıştay'ın kararında, “Bakanlar Kurulu kararının yasal dayanağı olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 47. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmesi karşısında, yasal dayanaktan yoksun dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” denildi. Ve 28 Ocak 2016 tarihinden itibaren Risale-i Nur basılmaya devam edildi.[7]

Eleştiriler[değiştir | kaynağı değiştir]

Ayrıca bakınız: Said Nursî / Eleştiriler

Said Nursî ve eserleri hakkında çeşitli tartışmalar meydana gelmiştir. Gerek eserlerindeki dini, sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımı; gerekse eğitimi ve bilgisini ilgilendiren konularda İlahiyatçılar tarafından farklı yorumlar ve görüşler ortaya konmuştur.

İhsan Eliaçık’a göre Risale-i Nur’da İslam mitolojisi'ne ait anlatımlar çok fazladır ve Peygamberi kitlelere olağanüstü gösterme amaçlı anlatılmış rivayetler risalelerde mevcuttur.[8]

Abdülbaki Gölpınarlı'ya göre Said Nursî’nin Risalelerde kullandığı Türkçe yer yer anlaşılmaz ve Türkçe gramer kurallarına aykırıdır.[9]

Rusya'da Risale-i Nur'un uzmanlar tarafından fonetik, psikolojik ve diğer açılardan Kaliningrad mahkemesi için yapılan incelemelerinde, eserlerin İslamı diğer din ve inançlardan üstün tutması, diğer dinleri kendileriyle mücadele edilmesi gereken inançlar olarak göstermesi, eserlerin farklı inanç mensupları arasında fitne saçan, bölücü unsur olarak değerlendirilmesine ve yasaklanması gerektiğine hükmedilmiştir.[10]

Risale-i Nur'un bazı kısımlarının tahrif edildiği iddiaları bazı araştırmacılar tarafından ifade edilmiştir. İddialar Said Nursi'nin Kürtlüğü, seyyidliği ve şerif'liği gibi konularla ilgilidir.[11]

Külliyattaki kitaplar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Mektubat, Said Nursi, Envar Neşriyat s.27
  2. ^ Necmettin Şahiner, Son Şahitler, C.1, s.318 ISBN 975-408-235-9
  3. ^ Talebelerinin yazma konusundaki yardımları Külliyat'ın çeşitli yerlerinde ve Son Şahitler isimli eserde ayrıntılı bilgiler bulunabilir.
  4. ^ Rahmi Erdem-Beyaz Gölgeler· TİMAŞ YAYINLARI
  5. ^ Said Nursi, Şualar, Yeniasya Yayınları, Şubat 2001, s. 351.
  6. ^ http://www.yeniasya.com.tr/gundem/666-gunde-neler-yasandi_382279
  7. ^ http://www.zaman.com.tr/gundem_risale-i-nurda-bandrol-yasagi-kalkti_2340843.html
  8. ^ http://www.ihsaneliacik.com/2010/03/soylesi-haberaleminet.html
  9. ^ Abdülbaki Gölpınarlı,100 Soruda Türkiye'de Mezhepler ve Tarikatlar,s.227 Gerçek Yayınevi,1969 ISBN 9789751011947
  10. ^ http://www.hurriyet.com.tr/planet/22542177.asp
  11. ^ http://www.ilkehaber.com/yazi/risale-i-nurlarin-tahrifati-ustadi-kurtlukten-cikarma-cabalari-7ii-6977.htm

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]