János Kádár

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
János Kádár
Macar Sosyalist İşçi Partisi Genel Sekreteri
Görev süresi
25 Ekim 1956 - 22 Mayıs 1988
Yerine geldiği Ernő Gerő
Yerine gelen Károly Grósz
46. Macaristan Başbakanı
5. Macaristan Halk Cumhuriyeti Bakanlar Konseyi Başkanı
Görev süresi
4 Kasım 1956 - 28 Ocak 1958
Yerine geldiği Imre Nagy
Yerine gelen Ferenc Münnich
Görev süresi
13 Eylül 1961 - 30 Haziran 1965
Yerine geldiği Ferenc Münnich
Yerine gelen Gyula Kállai
Macaristan İçişleri Bakanı
Görev süresi
5 Ağustos 1948 - 23 Temmuz 1950
Yerine geldiği László Rajk
Yerine gelen Sándor Zöld
Kişisel bilgiler
Doğum János József Csermanek
26 Mayıs 1912(1912-05-26)
Fiume, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
Ölüm 6 Temmuz 1989 (77 yaşında)
Partisi Macaristan Komünist Partisi
Macaristan İşçi Partisi
Macar Sosyalist İşçi Partisi
Evlilik(ler) Mária Tamáska (1912-1992)
Dini Roman Katolik[1][2]

János Kádár (Macarca: [ˈjaːnoʃ ˈkaːdaːr]; 26 Mayıs 1912 – 6 Temmuz 1989) Macar devlet adamı, politikacı, Macar Sosyalist İşçi Partisi Genel Sekreteri, 1956 yılından, emekli olduğu 1988 tarihine kadar 32 yıl boyunca Macaristan'a Başkanlık yapmış komünist lider. İlerlemiş yaşı ve buna bağlı sağlık problemleri yüzünden 1988 yılında emekli olmak zorunda kalıncaya kadar Parti Genel Sekreterliği görevini sürdürdü ve görevini daha genç reformcu kadrolara devretti.

Corpus separatum Fiume'de (bugünkü Rijeka) fakir bir ailede dünyaya geldi. Daha dünyaya gelmeden, babası annesini terketti ve babasını hiç tanımadı. Köyde birkaç yıl geçirdikten sonra annesiyle birlikte Budapeşte'ye geldi. Okulu yarım bırakarak Macaristan Komünist Partisi'nin gençlik örgütü KIMSZ'e katıldı. II. Dünya Savaşı öncesinde partinin önemli figürlerden biri haline gelmişti ve Parti Genel Sekreterliğine kadar yükseldi. Lideri bulunduğu Komünist Parti'sini lağvederek Barış Partisi adıyla reorganizasyona tabi tuttu. Ancak Barış Partisi umulan başarıyı gösteremedi. Halkın ve komünistlerin yeterli desteğini sağlayamadı. Sonrasında, János Kádár, partiyi dağıtarak komünist harekete darbe vurmakla da suçlanacaktı. Sovyet işgali sırasında Kadar'ın liderliğindeki komünist hareket oldukça küçük çaplı bir hareketti.

Ekip çalışmasına inanan bir lider olarak, kararların danışılarak alınmasına önem verirdi. Görev süresi boyunca ekonominin liberalleşmesi için gayret gösterdi. Nihai tüketim mallarının üretilmesini sağlayacak sanayi kollarının oluşmasına destek verdi. Uzun liderlik döneminde, Dünyada benzeri olmayan kendine has bir komünist rejim geliştirdi, ki bu rejim sonrasında Gulaş Komünizmi olarak adlandırılacaktı. Yeni Ekonomik Düzen adıyla gerçekleştirilen bir reformla, bazı serbest piyasa unsurları, Macar ekonomisine dahil edildi. Diğer Sosyalist ülkelerle kıyaslandığında, yaşam standartlarında görece yükseklik ve seyahat serbestisi gibi konularda oldukça iyi durumda olan Macaristan, Soğuk Savaş döneminde, yaşanacak en iyi Doğu Bloku ülkesi olarak addedilmekteydi. Zorla emekli edildikten sonra, 6 Temmuz 1989'da hayatını kaybetti. Yerine, 22 Mayıs 1988 tarihinde Genel Sekreterlik görevine Károly Grósz getirildi.[3]

Yönetimde olduğu sürece, Kadar Macar halkının yaşam standartını yükseltmeye çalıştı. Komünist olmayan devletlerle, özellikle de Avrupa ülkeleriyle olan ticareti arttırmaya çalıştı. Bununla birlikte izlenen tüm bu politikalar, komünist sistemin doğasında olan sınırlamaları atlatmaya yetmedi. Macaristan'daki tüm bu gelişmeler, Leonid Brejnev liderliğindeki Sovyet yönetimi tarafından güvensizlikle takip ediliyordu. Kádár'ın yaptıkları ve izlediği politikalar günümüzde de tartışılmaya devam etmektedir. Tüm eleştirilere rağmen 2007 yılında Macaristan'da yapılan bir araştırmada, István Széchenyi ve Lajos Kossuth'un ardından, Macaristan'ın sorunlarının çözülmesine katkı sağlayan en yetkin ve etkili üçüncü siyasetçi seçilmiştir.[4]

Çocukluğu[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir asker olan János Krezinger ile Borbála Czermanik çiftinin [5] çocuğu olarak, János József Czermanik[6] adıyla dünyaya geldi. Babasının ailesi Batı Macaristan'da, Pusztaszemes'de yaşayan köylü bir çiftti.[6] Babasının soyadından Alman kökenli olduğu zannedilmekteyse de, Kádár tam bir Macar gibi yetişmişti.[6] Babası askerlik görevi sırasında, annesi ile tanışmıştı. Annesi, topraksız bir Slovak baba ile Macar bir annenin çocuğuydu ve Ógyalla'da dünyaya gelmişti (bugünkü Hurbanovo, Slovakya)[5] János Fiume'de Santo Spirito Hastanesinde, 26 Mayıs 1912 tarihinde dünyaya geldi.[6] Tam da tatil sezonunda doğum yapan ve yalnız bir anne olan Borbála'yı, kimse işe almak istemiyordu. Annesi, babasını aramak üzere büyükbabasının yanına gitti, fakat babasının ailesi onlarla hiç ilgilenmedi. Borbála, çocuğunu bakıcı bir aileye bırakarak, iş aramak üzere Budapeşte'ye gitti.[7]

Annesi küçük János'u ancak yıllık tatillerde, senede birkaç kez görebiliyordu. Bakıcı babası Imre Bálint tarafından büyütülüyordu. Imre Bálint Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Ordusu'na katılıp I. Dünya Savaşı'na gidince, János'un bakımını, Imre Bálint'ın kardeşi Sándor Bálint üstlendi. Kádár, daha sonra kendisiyle gerçekten ilgilenen kişinin Sándor olduğunu söyleyecekti.[7] Savaşın getirdiği ağır koşullar yüzünden, János çok küçük yaşlarda çalışmaya başladı. Sándor Bálint'a hasta karısını bakmakta yardım ediyordu.[8] Kádár, çok küçük yaşta iken bir binayı kundaklamakla suçlandı. Oysa gerçekte bu suçu işleyen kişi bir bürokratın çocuğuydu. Anılarında, bu olayın, Marksist-Leninist dünya görüşüne yaklaşmasında çok etkili olduğunu vurgulamıştı. 1918'de, altı yaşındayken, annesi onu tekrar yanına almaya karar verdi ve Budapeşte'de bir okula kaydetti. Ancak köylü tavırları ve aksanı yüzünden arkadaşları ve öğretmenlerinin baskısına maruz kaldı. Okulda uğradığı baskıların yanı sıra, inançlı bir katolik olan annesiyle de sağlıklı bir ilişki kurması epey zor olmuştu.[9]

Annesi, kapıcı olarak çalışmanın yanı sıra, ek olarak sabahları gazete dağıtıcılığı yapıyordu. Annesinin tek amacı, oğlunun iyi bir eğitim almasını sağlamaktı. Yazları köyde iş bularak Kadar, tam anlamıyla iki arada bir derede kalmıştı. Köylüler onu "şehir çocuğu" diyerek aşağılarken, kente geldiği zaman ise "köylü çocuğu" denilerek kendisiyle alay ediliyordu. Yoksul ve gayrımeşru bir çocuk olarak sürdürdüğü ağır yaşam koşulları, onun çabuk olgunlaşmasını sağladı. 1920 yılında Borbála yeniden hamile kaldı. Fakat onu hamile bırakan kişi de onu kısa bir süre sonra terk edecekti. Hamileliği yüzünden işini kaybeden annesine, üvey kardeşi Jenő'yü büyütmesinde yardım etti.[10]

Kádár, Cukor Caddesi İlkokulu'nun giriş sınavına katılarak başarılı oldu ve eğitimine başladı. Zeki bir öğrenci olmakla birlikte, belki de yaşadığı zorlu hayatın ve sıkıntıların etkisiyle sıklıkla okuldan kaçıyordu ve bu sebeple annesinden dayak yiyordu. Az bir çabayla derslerinde başarılı olduğu için, çok çalışmaya gerek duymuyordu. Nihayetinde 1926'da henüz 14 yaşında iken okulu bıraktı. Araba tamircisi olarak iş bulması bir yılını aldı. 1927'de daktilo tamirciliğine başladı, ki o dönem tüm Macaristan'da bu işi yapan sadece 160 kişi bulunmaktaydı.[11]

Partiye ve politikaya girişi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir işçi sendikasının düzenlediği satranç şampiyonasından 1928'de ödül olarak kazandığı, Friedrich Engels'in Anti-Dühring adlı kitabı sayesinde Marksist yazınla tanışmış oldu. Turnuvayı düzenleyenler Kádár'a, ödül olarak kazandığı bu kitabı anlamasa bile tekrar tekrar okumasını tavsiye etti. Dedikleri gibi de oldu. Kádár, anılarında bu kitapla ilgili şunları söylemişti. Kitabı defalarca okumama rağmen tam olarak anlamasam da, var olduğundan şüphe duymadığım, değişmez kanunlar ve olaylar örgüsü üzerinde düşünmeye itti. 1929 Büyük Krizi Macaristan'ı vurduğunda Kádár işsiz kalan ilk işçilerden biriydi. Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.[12] Krizin de etkisiyle komünistlere yanaştı ve 1931'de Macaristan Komünist Partisi'ne üye oldu.[13]

1939 yılında düzenlenen bir greve katıldı. Yetkililerin müdahalesiyle grev kırıldı ve Kádár'ın birçok komünist arkadaşı tutuklandı. Bu başarısız grev girişimimin ardından Komünist Parti'nin propaganda faaliyetlerine katıldı. Bu eylemler de yetkililer tarafından engellenerek, eyleme katılanlar tutuklandı. Haziran 1931'de Komünist Genç İşçiler Birliği'nin, adını Sovyet komünist lider Yakov Sverdlov'dan alan, Sverdlov hücresine katıldı. Artık partide, János Barna kod adı ile bilinmekteydi. Macaristan Sovyet Cumhuriyeti yıkıldıktan sonra, Komünist Parti illegal olarak faaliyetlerini sürdürüyordu.[13] 1931 yılında açığa çıktı ve komünist olmakla ve komünizm propagandası yapmak suçuyla tutuklandı. Kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti ve delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Ancak bir müddet daha sıkı bir polis takibatına maruz kaldı. Serbest kaldıktan sonra tekrar parti çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Mayıs 1933'te KIMSZ'in Budapeşte komitesine dahil oldu. Parti içinde giderek yükselen János'un yeni kod adı Róna idi. Partisi tarafından Moskova'daki Marksizm-Leninizm Enstitüsü'ne gönderilmek istendi. Fakat yalnız ailesini bırakamayacağını söyleyerek bu teklifi reddetti. 21 Haziran 1931'de bazı komünist yoldaşlarıyla tutuklanana kadar parti hiyerarşisi içinde yükselmeye devam etti. Gözaltındayken maruz kaldığı işkenceler sonucunda çözülerek itiraflarda bulundu. Ancak içerde diğer komünist arkadaşlarıyla bir araya gelince hata yaptığını fark etti ve itiraflarını geri çekerek yalanladı. Buna rağmen itirafları yüzünden iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu rada KIMSZ'den de uzaklaştırılmıştı.[14]

Afla bırakıldıktan sonra bir müddet siyasi boşlukta kaldı. Komintern'de alınan bir kararla Macaristan Komünist Partisi'nin dağıtılması kararlaştırılmıştı. Böylelikle, János Kádár'ın partiye tekrar katılma hayalleri suya düştü. Partinin geride kalan az sayıda üyesine Macaristan Sosyal Demokrat Partisi'ne katılmaları ve işçi sendikalarıyla iş birliği yapmaları talimatı verilmişti.[15] Kádár, hapiste Macaristan Sovyet Cumhuriyeti komiseri ve tanınmış bir politik tutsak olan Mátyás Rákosi ile tanışmıştı ve ikisi arasında oldukça sıcak bir yakınlık oluştu. Rákosi, hapiste iken yaptığı itiraflar nedeniyle János Kádár'ı sorguya da çekti ve itirafçı olmasının Kádár'ın politik kifayetsizliğinden kaynaklandığına hükmetti. Hapisten çıktıktan sonra temasa geçtiği partiden arkadaşları, ona kendileriyle birlikte Sosyal Demokrat Parti'ye sızma talimatı verdiler. Partiye sızan komünistler, kendilerini hiç gizlemeye gerek duymadan Marksist dünya görüşlerini savunuyor ve Sovyetler Birliği'ne yakınlıklarını her fırsatta dile getiriyorlardı.[16]

Kádár yoksulluk içinde yaşıyordu ve bu sebeple işçi sınıfının önder kadrolarıyla ve aydınlarla temas kurup kaynaşmakta güçlük çekiyordu. İronik bir şekilde, Sosyal Demokrat Parti içindeki komünist kontağı György Goldmann adında bir heykeltıraştı. Kádár, geçim, yaşam koşulları gibi konularda etkili bir konuşmacı haline gelmekle birlikte daha ciddi ve karmaşık konular için aynı şey söylenemezdi.[17] 1940 yılında Komünist parti saflarına geri çağırıldı. Ancak partiyi ihya çalışmaları sırasında, daha evvel poliste kaydı bulunmayan üyeler tercih ediliyordu. Bu sebeple Kádár'a Sosyal Demokrat parti'ye nüfuz etme konusunda daha fazla sorumluluk ve görev verildi.[18] Mayıs ve Haziran aylarında, aralarında Goldman'ın da bulunduğu bazı eylemciler tutuklandı Kádár bu tutuklamalardan saklanarak kurtulmayı başardı. Mayıs 1942'de, büyük ihtimalle lider kadrolarının çoğu hapse atıldığı için, Kadar Komünist Partinin Merkez Komitesi'ne seçildi. Partinin geçici başkanı István Kovács Kádár ile ilgili şu yorumu yapmıştı: Son derece alçak gönüllü ve zeki bir biri olmasına rağmen, teorik eğitimi kesinlikle çok yetersiz. Kovács, Kádár'ı parti yönetimine dahil ederek, ona Merkez Komitesi Sekreterliği'nde bir koltuk verdi.[19] Ocak 1943'e gelindiğinde, 70-80 parti üyesiyle temas haline geçilmişti ki, yeni bir tutuklama dalgasıyla yapılanma darbe aldı. Kádár tutuklananlar arasındaydı.[20]

Genel Sekreterlik görevi[değiştir | kaynağı değiştir]

Son toplu tutuklamalardan sonra, partinin lider kadrosu Kádár (Birinci Sekreter), Gábor Péter, István Szirmai ve Pál Tonhauser'den oluşmaktaydı. Kádár liderliğinin ilk döneminde pek çok sorunla yüzleşmek zorunda kaldı. Bu sorunların en büyüğü, Macar hükumetinin artan müdahaleleri sebebiyle oluşan ve art arda gelen değişimlere komünistlerin lakayt kalmasıydı. demokrat lider Árpád Szakasits ile yaptığı bir toplantıda, Kádár'dan komünistlerin sosyal demokrat partiye sızma girişimlerine son verilmesi istendi. Bu toplantı Merkez Komite genel kurul toplantısında kendisine yönelen büyük eleştirilerin ana sebebi olacaktı. Şubat 1936'da, Gábor Péter ilginç bir öneri ortaya attı; bu öneriye göre, parti lağvedilecek ve faaliyetlerine son verecekti. Ancak küçük bir yönetim kadrosu varlığını gizlice sürdürecekti. Ancak üyeler dağılarak bağımsız olarak her yerde komünizm propagandası yapacaktı. Böylece toplu tutuklamalardan kaçınılmış olacak ve parti daha güçlü bir şekilde geleceğe hazırlanacaktı. Kádár bu fikre karşı çıkmakla birlikte, aklına buna yakın başka bir fikrin gelmesine yol açtı. Partiyi dağıtıyormuş gibi yapıp, başka bir isimle yeniden açacaktı. Böylelikle soruşturma ve devlet baskısından da kaçınılmış olacaktı.[21] Yeni parti Barış Partisi adıyla Ağustos ayında kuruldu.[22] Yeni oluşum tüm komünistlerce desteklenmiyordu. Moskova destekli komünist lider Mátyás Rákosi ve yandaşları, Kádár'ı ağır bir dille eleştiriyorlardı. Kádár kendisine yöneltilen tüm eleştiri ve suçlamaları reddediyordu. Partinin temel yapısında ve ideolojisinde bir değişiklik yapmadığını, isim değişikliğinin taktiksel bir geri adım olduğunu söylüyordu. Ancak bu hamle de, Macar komünistlerin tutuklanmasına ve onlara yönelik baskıların azalmasına yetmedi. Bu konu, Kádár'ın ömrünün sonuna kadar konuşmaktan imtina ettiği konulardan biri olarak kaldı.[23]

Almanya'nın Macaristan'ı işgal etmesinden sonra, Barış Partisi Macaristan'daki diğer partilerle birlikte, Macaristan Cephesi adıyla birleşik muhalefet hareketi oluşturdu. Böylekle olmakla birlikte, diğer partiler Barış Partisi'ne hala kuşkuyla yaklaşmaktaydı. Oluşturulan bu cephe bu yüzden de popülerlik sağlayıp kitlelerin desteğine sahip olamadı. İşgalden sonra, Kádár'ın önderliğinde parti, kendi askeri komitesini oluşturarak partizan faaliyetlerine başladı.[24] Kádár Yugoslavya sınırını geçerek, Yugoslav partizanlar ve onların lideri Josip Broz Tito ile temas sağlamak niyetindeydi.[25] Kádár, aynı dönemde SSCB ile de daha güçlü ve daha iyi ilşkiler kurmayı ümit ediyordu. Bu çabalrı 1942 yılına kadar da devam edecekti. Sahte bir onbaşı kimliğiyle Yugoslavya sınırını geçmeye çalışırken yakalandı ve iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Polis gerçek kimliğini tespit edememeşti. Bu durum Rákosi gibi şüpheci komünistleri, onun bir polis ajanı olabileceği yönünde şüpheye sevk etti. Bu suçlamanın dayandığı elle tutulur kanıt olmaması, geriye kalan ihtimali, polisin bu konudaki yetersizliğini, akla getirmektedir. Daha sonra, Otto Winckelmann isimli bir SS subayının Kádár'ın tutuklandığını Berlin'e bildirdiğini, ancak Kádár'ın başka bir Macar komünisti ile karıştırıldığı için olayın çok da üzerine gidilmediğine dair yazışmalar ortaya çıkmıştır.[26]

Kádár, hapisteyken Gábor Péter ve diğer üst düzey parti yöneticisine haber göndermeyi başardı. Böylelikle Kádár'ı kurtaracak bir kaçış planı yapılabildi. Bu arada Macar lider Miklós Horthy de, alttan alta Alman işgilcilere karşı faaliyetlerle meşguldü. Horthy'in, Kádár ile temasa geçmeye çalıştığı, fakat hangi hapishanede olduğunu tespit edemediği için bunu gerçekleştiremediği yönünde söylentiler vardı.[26] Horthy daha sonra Almanlarca görevden alındı ve yerine Oklu Haç Partisi lideri Ferenc Szálasi getirildi. Hükümet değişikliği Kadar üzerinde derhal etkisini gösterdi. Kádár'ın bulunduğu hapishane boşaltılarak tüm tutuklular Nazi toplama kamplarına gönderildi. Kádár kaçmayı başardı ve Budapeşte'ye döndü.[27] Yaptığı ilk iş askeri komiteye katılmak ve işçileri Sovyet güçlerine destek vermeleri için iknaya çalışmak oldu. Bu propaganda faaliyetleri istenen sonuca ulaşmadı. Etkisi marjinal oldu. Budapeşte'deki Sovyet zaferinden sonra, Csermanek olan soyadını Kádár olarak değiştirdi.[28]

II. Dünya Savaşı sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

Sovyetler'in Macaristan'ı kurtarmasından sonra, Sovyet destekli Macar komünistlerin liderliğine Zoltán Vas getirildi ve Sovyetler tarafından onaylanmış Merkez Komite oluşturuldu. Yeni oluşturulan bu komitede Kádár'da bulunmaktaydı. Kádár yönetim basamaklarını hızla tırmanıyordu. Yükselişindeki temel etmen, sahip olduğu bilgi değil, olağanüstü organizasyon yeteneğiydi. Kádár başlangıçta Parti genel merkezinde çalışıyordu. Parti üyelik kartlarını da o tasarlamıştı. Macaristan'da konuşlu Sovyet askerleri toplu tecavüz ve yağma olaylarına karışıyorlardı. Böyle bir karmaşanın hüküm sürdüğü ortamda, Kádár, Emniyet Müdür Yardımcısı olarak atandı.[29] Parti hiyerarşisi içinde hızla yükselmekle birlikte, Rákosi'nin partideki yardımcısı Ernő Gerő gibi önde gelen kişilerden olan bir grup da, onun bu hızlı yükselişine son vermek istiyorlardı. Rákosi'nin dönüşüyle, Kádár'ın üstündeki kara bulutlar da dağıldı. Macaristan Komünist Partisi Politbürosu'na seçidi. Şubat 1945'te de Macaristan Komünist Partisi Genel Sekreterliği görevine seçildi.[30]

Rákosi'nin hükumetinde, Savunma Bakanı olarak Mihály Farkas da bulunmaktaydı. Kádár ve Béla Kovács, eski komünistlerin deneyiminden istifade etme konusunda yönetimin isteksiz olmasını şaşkınlıkla izliyorlardı. Yönetimdeki çekirdek kadroda yer aldığı için, üye kaydı Kádár'ın kontrolündeydi. Elinde bulundurduğu bu pozisyon onun pek çok kişiyle ilişki kurmasını sağladı. Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.[31] 1945 seçimlerinde parlamentoda çoğunluğu sağlayamayan komünistler böl ve yönet taktiğine başvurdu. 1945'ten 1947'deki seçimlere kadar geçen sürede, Kádár, partide öne çıkan figürlerden biri oldu.[32][33] 1946'da Komünist Parti'nin, işçi bölgelerinde ve fabrikalardaki propaganda çalışmalarını yönetti. İşçilerin desteği için komünistler, rakipleri sosyal demokratlarla ağır bir rekabet içindeydiler. Komünistler, seçimlerin, komünistlerin daha yoğun olduğu fabrikalarda yapılması için sosyal demokratları ikna ettiler. Bu seçimlerde komünistler çoğunluğu sağlayınca, diğer fabrikalardaki seçimler, sosoyal demokratlar tarafından ertelendi. Macaristan Komünist Partisi 3. Kongresinde, Kádár, Rákosi'nin iki yardımcısından biri olarak seçildi. Bu göreve seçilmesinde onun geçmişi ve etnik kimliği önemli rol oynadı. Lider kadrosunun büyük kısmı Yahudi kökenli entelektüellerden oluşuyordu. Biraz da bunu dengelemek için işçilikten gelme Macar kökenli birini yönetime getirmişlerdi.[33] Göreve atandıktan sonra, Rusça öğrenmeye başladı ve kendini geliştirmek amacıyla yoğun biçimde kitap okumaya başladı.[34]

Tarihçi Robert Gough, Kádár'ın 1946 yılında, partinin kampanya çalışmalarını son derece büyük bir başarıyla yürüttüğünü söylüyordu. Komünist Parti 1947 seçimlerinde parlammentoda çoğunluğu elde etti. Seçimlerin kazanılmasında Soğuk Savaş'ın hızlanmasının etkisi büyüktü. Sovyet yönetimi, tek parti rejimi kurulması talimatı verdi.[35] Kádár, Sosyal Demokrat Parti ile Komünist Parti'nin birleşmesinden oluşan, Macaristan İşçi Partisi'nin kurulmasında aktif rol oynadı. 1948 Mayıs ayında SSCB'ye yaptığı ziyarette Joseph Stalin'le tanıştı. Bu ziyaret esnasında kardeşi Jenő yaşamını yitirmişti.

5 Ağustos 1948 tarihinde, László Rajk Dışişleri Bakanı olarak atanınca, ondan boşalan koltuğa, İçişleri Bakanı olarak atandı.[36] Bakan olmasına rağmen, gerçekte çok fazla politik gücü yoktu. Zira önemli tüm kuruluşlar Rákosi'ye ve ona yakın kişilerce idare edilmekteydi. 1949'da annesini kaybeden Kádár, aynı yıl Mária Tamáska ile evlendi.[37]

Stalin, kendisinden önceki parti yöneticilerine karşı tasfiye hareketine başlayınca, Rákosi de benzer bir temizliğe başladı. Tasfiye hareketi, II. Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde, Sovyetler Birliği'nde değil, Macaristan'da parti faaliyetlerine katılanlara karşıydı. Olayların gelişimine bakıldığında, Kádár'ın İçişleri Bakanı olarak atanmasının, onu Laszlo Rajk'ın göstermelik yargılanmasına dahil etmek amacıyla önceden tasarlanmış bir planın parçası olduğu anlaşılıyordu. Soruşturma Devlet Güvenlik Ajansı ve Sovyet Gizli Polis Teşkilatının ortak çalışmasıyla yapılmıştı. Rákosi daha sonra, biraz da övünerek, Rajk ve onun "çetesinin" liderliğindeki "parti karşıtı yapılanmayı" çözmek için günlerce uykusuz kaldığından bahsedecekti. Duruşmalar esnasında, Rákosi bizzat yargıçları arayıp talimatlar yağdırmıştı. Ancak daha sonraları Rákosi, Rajk'ın ölümü ile ilgili Kádár'ı suçlayacaktı.[38] Rákosi daha sonra olanları anlatırken, Rajk'ın ölüme giderken "Çok yaşa Stalin! Çok yaşa Rákosi!" diye bağırdığını, Tibor Szönyi'nin tek bir kelime etmediğini, András Szalai'nin ise ağladığını anlatacaktı. Farkas ve Gábor Péter da infaz edilenleerin provakatör olduklarına inanmışlardı. Ancak Kádár, çalışma arkadaşlarına karşı yapılan bu suçlamalara şüpheyle yaklaşmıştı.

Sahte suçlamalar ve yargılanma[değiştir | kaynağı değiştir]

1950 Ağustos ayının sonlarında Rákosi, Macaristan Sosyal Demokrat Partisi eski lideri Árpád Szakasits'in "kapitalist ülkeler adına casusluk yaptığını" kendisine itiraf ettiğini Kádár'a aktardı. Szakasits'nin hapsedilmesi; sosyal demokratlara, işçi sendikası yetkililerine, üst düzey Komünist Parti üyelerine karşı başlatılacak, uzun tasfiye döneminin başlangıcıydı ve bu dönem 1953 yılına kadar devam edecekti. Tasfiye o kadar büyük boyuta ulaştı ki, Macar gizli polisi ÁVH'nin takip ettiği dosya sayısı bir milyon civarındaydı ki, bu o dönem Macaristan nüfusunun yaklaşık onda birine tekabül ediyordu. Tasfiyeler esnasında Rákosi ve arkadaşları, hızlı bir sanayileşme ve kolektivizasyon hareketine girişmişlerdi. Ernő Gerő'nun Macaristan'ı bir demir-çelik ülkesi yapma konusundaki hırsı, toplumun yaşam standardını aşağı çekiyordu.[39] Kádár'a güvenemeyen Rákosi, onu İçişleri Bakanlığı görevinden istifaya zorladı. Gerekçe olarak da sağlık problemleri gösterildi. Kádár ikbal merdivenlerinden aşağı inmenin, tasfiye edilmekten evla olduğuna inanıyordu. Ancak bu düşüncesinde yanılıyordu. Halefi Sándor Zöld ile birlikte, sosyalizm karşıtı hareketlerin önünü alamamakla suçlanıyorlardı.[40] Kádár, daha sonrasında, Rákosi yönetimi tarafından aleyhine yapılan iddiaları çürütmekle birlikte, çürüttüğü her suçlama ve eleştirinin ardından, yeni bir suçlama ve eleştiriye maruz kalıyordu. İddiaların arkası kesilmiyordu. Sonunda suçlamalara yanıt vermekten vazgeçti. En nihayetinde bir mektubunda, "savaş öncesi dönemde Macaristan Komünist Partisi'ne liderlik ettiği dönemde, hala politik gelişiminin tekamül etmediğini, ideolojik olarak yetersiz kaldığını, kapitalistler tarafından kandırıldığını, bu yüzden de istifasını sunarak, aktif politikayı bıraktığını" itiraf ediyordu. Merkez Komite ve Politbüro'daki görevlerinden istifa etmiş olmasına rağmen, parti kongresinde bu görevleri devam ettirmesine karar verildi. Görevlerinin iadesi üzerine, Rákosi'nin ona bir şans daha tanıdığını, konunun kapandığını zannetti. Bu konuda yanıldığı, 1951 Mart ayında anlaşıldı. Rákosi Sovyetler Birliği'ne, Kádár'ın, Zöld ve Gyula Kállai ile hapsedileceği bilgisini veriyordu.[41]

Partiden ihraç edilerek, tasfiye edileceğini ve rejimin gadrine uğrayacağını anlayan Zöld, 18 Nisan 1951 tarihinde, Zöld bütün ailesini katlederek intihar etti. Kádár, o sırada olan bitenden habersiz, evde, hastaneden yeni çıkmış olan eşiyle ilgilenmekteydi.[42] Yetkililer Kádár'ı parti merkezine, toplantıya çağırdılar. Evden ayrılırken, başlarındaşefleri Gábor Péter'ın bulunduğu bir grup gizli polis tarafından durduruldu.[43] Bundan bir yıl sonra Kádár kendisini, Miklós Horthy adına casusluk yapmak gibi uyduruk bir suçla yargılanarken buldu. Sorgulamalarında ağır işkencelerle ile suçu itiraf ettirilmeye çalışılıyordu.[44] Bununla birlikte, 1954 yılında bir duruşmada, kendisine yöneltilen ve kötü muameleye maruz kalıp kalmadığı yönündeki bir soruya, herhangi fiziksel kötü muameleye uğramadım diyerek cevap vermiştir. Kendisine bu konuda yöneltilen tüm soruları, ömrünün sonuna kadar aynı şekilde yanıtlamıştır. Kimileri onun işkence iddialarını inkar ederek, yurt içi ve yurt dışındaki imajını korumak amacını taşıdığını iddia etmektedir.[45]

Yargılamalar sonucunda Kádár suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Hapis cezasının üç yıllık kısmı hücre cezası şeklindeydi. Hapis koşulları, savaş öncesi Horthy rejiminde çektiği hapis cezasından daha kötüydü. Stalin öldükten sonra ve Imre Nagy'nin başbakan olmasından (1953) sonra, Temmuz 1954'te serbest bırakıldı. Hapisten çıktıktan sonra, Budapeşte'nin sanayi bölgesi olan 13. Bölgeye parti sekreteri olarak atandı. Çok daha fazla özgürlük talep eden sendika işçileri arasında kısa sürede büyük bir destekçi kitlesine ulaşarak, işçiler arasında popülerlik sağladı.

1956 Macar Devrimi'ndeki rolü[değiştir | kaynağı değiştir]

János Kádár (ilk sırada 4.) Almanya Sosyalist Birlik Partisi'nin 8. Kongresinde (Doğu Berlin, 1971).

Nagy bir koalisyon hükumeti kurdu ve bir liberalizasyon programı başlattı. Basın üstündeki baskıyı azalttı, birçok siyasi mahkumu serbest bıraktı ve Macaristan'ı Varşova Paktı'ndan çekmek istediğini ifade etti. Sovyet liderler, karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde Macaristan ile bir ilişki kurmaya çalıştıklarına dair bir bildiri yayınlamasına rağmen, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Politbürasu Kasım ayı başında, Macaristan'daki reformları askeri güç kullanarak ezme kararı aldı.

Macaristan İşçi Partisi kendini lağvederek, Macar Sosyalist İşçi Partisi adıyla yeni bir çatıda örgütlenme kararı aldı. 25 Ekim 1956 tarihinde de, Kádár Genel Sekreter olarak seçildi. Aynı zamanda Imre Nagy Hükumetinde Devlet Baknlığı görevi de bulunmaktaydı. 1 Kasım 1956 tarihinde, SSCB'nin Budapeşte Büyükelçisi'nin de girişimleriyle, Ferenc Münnich ile birlikte Moskova'ya uçtu. Burada temas ettiği Sovyet yetkililer onu, Macaristan'da bir karşı devrim faaliyeti yürütülmekte olduğu, bu faaliyetin ne pahasına olursa olsun bastırılması gerektiği konusunda ikna etmeye çalıştı.Macaristan'da konuşlu Sovyet askeri birliklerine, zaten çok önceden müdahale emri verildiğini öğrenince, Kádár da safını değiştirerek, Sovyet tarafına geçti. Saf değiştirdiği takdirde, Rákosi-Gerő yönetiminin tekrar iş başına geçeceği, kendisinin de başbakan yapılacağı söylenmişti. Baskı altında olsa da, gerektiği kadar da direnme göstermemişti. 12 Nisan 1989'da yaptığı bir konuşmada, Imre Nagy'nin infazında payı bulunduğunu kabul ederek bu konudaki pişmanlığını dile getirmişti.[46] Amerikalı gazeteci John Gunther, 1961 yılındaki bir yazısında Kádár'ı ...gölgeler tarafından tarafından takip edilen bir canlı cenaze... olarak tarif etmekteydi.[47]

4 Kasım 1956 sabahı, Sovyet tankları devrimi bastırmak üzere Budapeşte'ye girdi. Aynı gün Kádár önderliğinde kurulduğu ilan edilen Macaristan Devrimci İşçi ve Köylü Hükumeti, Szolnok'tan 15 maddelik yeni hükumet programını yayınladı.

  1. Macaristan'ın egemenlik ve bağımsızlığını temin etmek
  2. Sosyalist sistemi ve halk demokrasisini tüm saldırılardan korumak
  3. Çatışmalara son vererek düzeni tesis etmek
  4. Kardeşlik ve eşitlik ilkeleri temelinde, diğer sosyalist ülkelerle olan ilşkileri geliştirmek
  5. Yönetim şekli ne olursa olsun, diğer ülkelerle barış içinde iş birliği geliştirmek
  6. Macar halkının yaşam standardını çabucak ve önemli ölçüde yükseltmek
  7. Beş yıllık kalkınma planlarının, yaşam standartlarının yükselmesine izin verecek şekilde tadil edilmesi
  8. Bürokrasinin ortadan kaldırılması ve demokratik uygulamaların işçiler lehine genişletilmesi
  9. İşçilerin fabrika ve iş yerlerinde yönetimde söz sahibi olmaları
  10. Tarımsal üretimin arttırılması için, mecburi, üretimin kaldırılması ve küçük üreticilere devlet desteği sağlanması
  11. Mevcut yönetim organlarında Devrim Konseylerindeki yönetimin demokratik seçimlerle oluşmasını temin etmek
  12. Esnaf ve küçük işletme sahiplerini desteklemek
  13. İlerici gelenekler sayesinde Macar kültürünün geliştirilmesi
  14. Macar halkının çıkarları doğrultusunda hareket etmek için kurulan Macaristan Devrimci İşçi ve Köylü Hükumeti, Kızıl Ordu'dan halk karşıtı güçlerin ezilmesi, ülkede düzenin tesisi ve güven ortamının korunması amacıyla yardım talep etmiştir
  15. Krizin sona ermesinden sonra, Macaristan'dan birliklerini çekmesi konusunda Varşova Paktı güçleriyle görüşmeler yapmak

15. madde, Sovyetler Birliği'nin baskısıyla geri çekildi ve üşlkeye 200,000 kişiden oluşan güçlü Sovyet askeri birlikleri konuşlandırıldı. Savunmasını SSCB'ye bırakan Kádár, böylelikle ülke savunması için ayırmak zorunda kalacağı kaynakları, ülkenin kalkınması için kullanma fırsatı elde etti.

Nagy, beraberinde Georg Lukács, Géza Losonczy ve László Rajk'ın dul eşi, Júlia ile birlikte Yugoslavya Büyükelçiliği'ne sığındı. Kádár, kaçaklara güven içinde evlerine dönebileceklerine dair söz verdiyse de, bu sözü tutamadı. Zira Sovyet yöneticiler, Yugoslavya'dan sığınma talep eden Imre Nagy ve arkadaşlarının, sınır dışı edilerek Romanya'ya gönderilmelerine karar verdi. Daha sonra Imre Nagy yönetiminin, 1956 ayaklanmasındaki rolünü tespit etmek üzere bir mahkeme kuruldu. Duruşmaların birkaç kez ertelenmesine rağmen, "demokratik devlet düzenini yıkmak", vatan hainliği ve komplo kurmaktan suçlu bulundular. Imre Nagy, Pál Maléter ve Miklós Gimes ölüme mahkum edilerek, 16 Haziran 1958'de infaz edildiler. Géza Losonczy ve Attila Szigethy ise, mahkemeler devam ederken tutuklu bulundukları hapishanede şüpheli biçimde yaşamlarını yitirdiler.

Kádár dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Willi Stoph ve János Kádár. Doğu Berlin-1958.

Kádár çok zor bir dönemde yönetimin başına geçti. Ülke birkaç aydan beri Sovyet askeri kontrolündeydi. Komünist Parti'nin devrik liderleri SSCB'ye kaçmış, tekrar yönetimi ele geçirme planları yapıyorlardı. Çin, Doğu Almanya ve Çekoslovakya liderleri, karşı devrime kalkışanların en sert biçimde cezalandırılmalarını talep ediyorlardı. Tüm ekonomik zorluklara ve yeni yönetime duyulan güvensizliğe rağmen, Kádár olağanüstü kısa bir sürede durumu normalleştirmeyi başardı. Bu da, komünist bloktan ayrılmanın imkansız olduğunu kabullenmek sayesinde gerçekleşti. Macar halkı da, Batı'nın kendilerine verdikleri vaatlerin, Soğuk Savaş koşullarında verilmiş, tutulması imkansız boş vaatler olduğunu anlamıştı. Artık Batı'nın da kabul ettiği üzere, Macaristan Sovyet nüfuz alanının bir parçası olarak kalmaya devam edecekti. Sovyetler Birliği etkisi altında olsa da, János Kádár, SSCB'dekilerden aykırı politikalar yürütebiliyordu. Örneğin Macar çiftçilerin, tarım kolektiflerinde çok daha geniş arazi sahibi olabilmelerine imkan tanıyordu.

Rákosi'nin "bizimle olmayan bize karşıdır" söyleminin aksine, Kádár, "bize karşı olmayan bizimledir" retoriğini geliştirmişti. He gradually lifted Rákosi'nin seyahat ve konuşma özgürlüğüne getirdiği katı kısıtlamaları tedricen kaldırarak, kültürel faaliyetler üstündeki kısıtlamaları da hafifletti. Hatta samizdat yayınlarına karşı, mevkidaşlarından çok daha fazla tolerans gösteriyordu. Macarlar, diğer Doğu Bloku ülkesi vatandaşlarıyla mukay ese edildiklerinde, günlük yaşamlarında çok daha fazla özgürlüğe sahipti. Diğer komünist rejimlerden çok daha az otoriter bir rejim görüntüsü vardı. Hele Macaristan'daki ilk yedi yıllık katı sosyalist uygulamayla kıyas bile edilemezdi. Gene de komünist hükumet toplumun her alanda ve her kesim üstünde mutlak bir kontrole sahipti. Ayrıca vatandaşlar partiye örgütlerine üye olmaları konusunda devletçe teşvik ediliyorlardı. Macaristan Ulusal Meclisi, diğer komünist ülkelerdeki benzerleri gibi, tek partinin direttiği adayların seçimiyle teşkil ediyordu. Partinin ve Politbüronun aldığı kararları onamaktan başka da pek fazla bir işlevi yoktu. Gizli polis teşkilatı, diğer Doğu Bloku ülkeleri teşkilatlarından daha fazla deneti altında tutulmakktaysa da, halen hükumetin ciddi bir tehdit ve caydırma aracı olarak kullanılmaktaydı. Macar medyası, diğer konularda olduğu gibi görece olarak daha az baskı altındaydı.

János Kádár c. 1962

Yaşam standartının görece yüksekliği, ve seyahat özgürlüğü konusunda, diğer Doğu Bloku ülkelerine nazaran serbestlik sebebiyle, Soğuk Savaş döneminde Macaristan, Doğu Bloku ülkeleri içinde seyahat edilecek en iyi ülke olarak tarif edilmekteydi. Doğu Bloku'nun yıkılmasının ertesinde, yaşam standartlarındaki dramatik düşüşün yaşandığı günlerde, Macar halkı özlemle Kádár dönemindeki bolluğu arıyordu. Ancak bu döneminde yaşanan bolluk, Kádár rejiminin miras bırakacağı dış borçlarında sebebiydi. Bahsedildiği üzere rejimin kültürel ve sosyal politikaları otariter olarak tanımlanmaktaysa da, çağdaş Macar kültürü üzerine etkileri, bugün bile tartışma konusu yapılmaktadır.

Kádár yönetiminde turizm canlandı. Kanada, ABD ve diğer batı ülkelerinden gelen turistler, Macaristan2ın çok da ihtiyaç duyduğu döviz girdisini temin ediyordu. Gelişmekte olan ülkelerle kurulan güçlü ilişkiler sayesinde, ülkeye çok sayıda yabancı öğrenci gelmişti.

Kádár, birçokları gibi, rahatına düşkün bir lider değildi. Basit ve gösterişten uzak bir yaşamı vardı. İktidarda olduğu sürece yolsuzluk ve çürümeyle mücadele etti. Bu tip uygulamalara hiç tolerans tanımadı. Tek eğlencesi, neredeyse sadece satranç oyunuydu.[48]

Kádár, Lenin Barış Ödülüne (1975–76) ve Sovyetler Birliği Kahramanı unvanına (3 Nisan 1964) sahiptir.[49]

Son yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

Kádár'ın mezarı

János Kádár 1988 yılına kadar iktidarda kaldı. Ağır ekonomik sorunların getirdiği baskılar ve yaşlılıktan dolayı oluşan sağlık sorunları sebebiyle, istifa ederek görevini bırakmak zorunda kaldı. , when he resigned as General Secretary mainly due to mounting economic difficulties and his own ill health. At a party conference in Budapest on 27 Mayıs 1988 tarihinde yapılan Parti Kongresinde istifasını sundu ve yerine Károly Grósz getirildi. Grósz'da değişen koşullar elverdiğince Kádár'ın politikalarını sürdürmeye çalıştı. Kádár sembolik yetkileri olan PArti Başkanlığı görevine getirildi. Ancak partinin karar alma organlarında görev yapmak istemediğini bildirdi. 1989'ların başında, Grósz ve ekibi, komünizmi yıkmaya kararlı daha genç ve radikal bir reformcu ekip tarafından görevden uzaklaştırıldı. Böylelikle sağlık sorunları iyice ilerleyen Kádár'ın tüm resmi unvan ve makamları elinden alınarak politika dışında bırakıldı.

Miklós Németh'in tanıklığına göre, ölümünden kısa bir süre önce Roman Katolik bir papaza günah çıkartma talebinde bulunması, onun ateizmden vazgeçerek Katolikliği seçtiği anlamına geliyordu.[50][51][52]

Kendi yarattığı rejimin resmen çökmesinden üç ay önce, 6 Temmuz 1989 tarihinde 77 yaşında iken, kanserden hayatını kaybetti.

Kádár, Doğu Avrupa Komünist liderlerinin en ılımlısı olarak biliniyordu. 1956 Ayaklanmasından aldığı dersle, dış politikada Sovyetler Birliği'ne sadık kalırken, Macaristan'da uyguladığı politikalarda ulusal bir konsensüs sağlamayı amaçlıyordu. Batı Avrupa Sosyal Demokrat partileri ile daha yakın ilişkiler geliştiren ilk Doğu Avrupa lideri oldu. 1968'deki olaylarda, askeri müdahaleyi engellemek için, Çekoslovak reformcular ve Sovyet yetkililer arasında ara buluculuk yapmaya çalıştı. Ancak SSCB, Prag Baharı'na müdahale kararı alınca, düşünmeden Sovyet saflarında yer aldı.

Kádár'ın Budapeşte'deki Kerepesi Mezarlığı'ndaki mezarı 2 Mayıs 2007'de mezar hırsızlarınca soyuldu; Kafatası da dahil olmak üzere birtakım kemikleri karısı Mária Tamáska'nın küllerinin saklandığı kapla birlikte çalındı. Mezarın yanında, üzerinde "Katiller ve hainler bu kutsal mekanda yatamaz 1956–2006" (Kárpátia adlı bir rock müzük grubunun bir şarkısından alıntılanmış) yazan bir pusula bulundu.[53][54] Mesajdaki iki tarihten biri Macar Devrimi'ni, diğeri ise 2006 Macaristan protestolarını temsil ediyordu.[55]

Ödül ve madalyaları[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ "Hungary: Near Death, Communist Dictator Sought a Priest". The New York Times. 23 November 2010. Erişim tarihi: 9 February 2014. 
  2. ^ "Hungary's communist leader Kádár summoned priest before dying". Reuters. 23 November 2010. Erişim tarihi: 9 February 2014. 
  3. ^ Savranskaya, Svetlana; Blanton, Thomas; Zubok, Vladislav, (Edl.) (2010). Masterpices of History: The Peaceful End of the Cold War in Europe, 1989. Central European University Press. s. xxxiii. ISBN 978-615-5053-40-5. 
  4. ^ "Széchenyi for president! – a legalkalmasabb államférfi a közvélemény szerint" (Hungarian). Világgazdaság. 20 December 2007. Erişim tarihi: 13 January 2012. 
  5. ^ a b Gough 2006, p. 1.
  6. ^ a b c d Gough 2006, p. 2.
  7. ^ a b Gough 2006, p. 3.
  8. ^ Gough 2006, p. 3–4.
  9. ^ Gough 2006, p. 4.
  10. ^ Gough 2006, p. 6.
  11. ^ Gough 2006, p. 8.
  12. ^ Gough 2006, p. 10.
  13. ^ a b Gough 2006, p. 11.
  14. ^ Gough 2006, p. 12.
  15. ^ Gough 2006, p. 13.
  16. ^ Gough 2006, p. 14.
  17. ^ Gough 2006, p. 15.
  18. ^ Gough 2006, p. 18.
  19. ^ Gough 2006, p. 19.
  20. ^ Gough 2006, p. 19–20.
  21. ^ Gough 2006, p. 20.
  22. ^ Gough 2006, p. 20–21.
  23. ^ Gough 2006, p. 21.
  24. ^ Gough 2006, p. 22.
  25. ^ Gough 2006, p. 22–23.
  26. ^ a b Gough 2006, p. 23.
  27. ^ Gough 2006, p. 24.
  28. ^ Gough 2006, p. 25.
  29. ^ Gough 2006, p. 27.
  30. ^ Gough 2006, p. 28.
  31. ^ Gough 2006, p. 29.
  32. ^ Gough 2006, p. 30.
  33. ^ a b Gough 2006, p. 31.
  34. ^ Gough 2006, p. 32.
  35. ^ Gough 2006, p. 33.
  36. ^ Gough 2006, p. 36.
  37. ^ Gough 2006, p. 38.
  38. ^ Gough 2006, p. 42–3.
  39. ^ Gough 2006, pp. 48–9.
  40. ^ Gough 2006, p. 50–1.
  41. ^ Gough 2006, p. 52–3.
  42. ^ Gough 2006, p. 53.
  43. ^ Gough 2006, p. 54.
  44. ^ Crampton, R.J. (1997). Eastern Europe in the Twentieth Century – And After. Routledge. s. 264. ISBN 978-0415164238. 
  45. ^ Gough 2006, p. 55
  46. ^ Lendvai, Paul (2003). The Hungarians: 1000 Years of Victory in Defeat. Princeton: Princeton University Press. s. 463. ISBN 0691114064. 
  47. ^ Gunther, John (1961). Inside Europe Today. New York: Harper & Brothers. s. 337. LCCN 61-9706. 
  48. ^ Victor Sebestyen (2006) Twelve Days. Pantheon Books. ISBN 037542458X p. 141
  49. ^ (Rusça)= 2161 Biography at the website on Heroes of the Soviet Union and Russia.
  50. ^ movil.religionenlibertad.com
  51. ^ blogs.reuters.com
  52. ^ catholicherald.co.um
  53. ^ "Ex-Hungary ruler's remains stolen", BBC News, 3 May 2007.
  54. ^ "Grave of Hungarian Communist leader Janos Kadar vandalized", Associated Press (International Herald Tribune), 2 May 2007.
  55. ^ (Macarca) The message of the vandals with dates on haon.hu

Bibliyografi[değiştir | kaynağı değiştir]