İreneyus

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
İreneyus'un gravürü.

İreneyus ya da İreneos (d. yaklaşık. 130'lar Smyrna ö. 202) Galya'nın Lugdunum şehrinin (şu anda Fransa'da Lyon) piskoposuydu. Hristiyan teolojisinin gelişmesine önemli katkıları olmuş, hem Ortodoks kilisesi hem de Katolik kilisesi tarafından bir aziz olarak tanınmıştır, Ortodoks Kilisesi onu ayrıca bir Kilise Babası olarak görür.

İreneyus, Smyrna'lı Polikarp'ın öğrencisidir. Polikarp da Yuhanna'nın öğrencisiydi.

İreneyus en önemli eseri olan Adversus Haereses'te (Aykırı Düşüncelere Karşı) varolan herşeyi yaratmış olan tek bir Tanrı'nın var olduğu ve gökyüzü ile yeryüzünün tek bir Yaratıcısının bulunduğu iddia etmiştir. O Tanrı'nın varoluşunu teolojik kanıtla, yani maddî dünyadaki düzenin tinsel bir düzen vericiyi gerektirdiğini ortaya koyan kanıtla ve ortak onay deliliyle kanıt­lamaya çalışmıştır. Burada gnostiklerin görüşlerinin ne mantıkla, ne İncil'le ne de havarilerin öğretilerine uyduğunu göstermiştir. Ayrıca:

  • Tevrat ile İncil'deki Tanrının aynı olduğunu göstermiş,
  • Kilisenin havarilerin devamı olduğu ilkesinden hareketle aykırı düşüncelere karşı mücadele etmiş,
  • İncile ait olan kitapların listesini oluşturmuştur.

Kilise Babaları arasında yaratma konusunu ele alan ilk azizlerden biridir. Buna göre, Tanrı dünyayı, gnostiklerin Anaksagoras, Empedokles, Platon ve Aristoteles gibi Yunan düşünürlerinden hareketle iddia ettikleri gibi, ezeli olan maddeye şekil vermek suretiyle değil de, hiçten yaratmıştır. Başka bir deyişle, kadiri mutlak olan Tanrı, her şeyi kendi kelamı ile yoktan var etmiştir. İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır. Tanrı ise, önceden var olmayan maddeyi de yaratır.

İreneos’a göre, insan da, tüm diğer varlıklar gibi, Tanrı tarafından, kendi suretinden ve bir bütün olarak yaratılmıştır. İnsan, Tanrı tarafından yaratılmış olduğu için, iyidir; yetkin olmaması ise, sadece onun yaratılmış bir varlık oluşunun bir delilidir. Bununla birlikte, bir ruh ve bir bedenden mürekkep olan insan geli­şip belli bir yetkinlik derecesine erişebilir. Bunu mümkün kılan şey ise, insan ruhunu meydana getiren akıl ve irade güçleri ya da melekeleridir. Aklı insana, sırasıyla duyum, inceleme, akıl yürütme, anlama ve yorumlama aşamalarından geçerek hakikate ulaşma imkânı verir. Özgür olan irâdesi ise, insanın ilâhi emirleri temele alarak eylemesini ve son çözümlemede de, yaratıcısına olabildiğince benzer bir varlık haline gelmesini mümkün kılar.[1]

  1. ^ Ahmet Cevizci, Ortaçağ Felsefesi Tarihi, 2000, s. 41.