Tevhid (din)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Tevhid; (Arapça: توحيد), tektanrıcılık, birlik, birlemek anlamlarına gelir. Tektanrıcılık veya monoteizm, yalnızca bir tek Tanrı'nın varlığına inanmak ve tek bir tanrıya tapınmak demektir. Monoteizm sözcüğü, etimolojik açıdan, Yunanca mono (tek) ve theoi (tanrı) sözcüklerinden türemiştir.

Bu inanç sistemi tüm evrenin sahibinin tek bir tanrı olduğunu savunur. Zerdüştlük, İbrahimi dinler ve Sâbiîlik (Mandenizm) genel anlamda tektanrılı dinler olarak tanımlanır.

Konu başlıkları

Tarihsel Köken[değiştir]

Eski mısırda Firavun Akineton veya Aton tarafından tek tanrıcılığın başlatıldığına, Musa'nın tektanrıcılık inancını buradan alarak geliştirdiğine inanılır.

Sümerlerde ise eskiden ayrı ayrı birer tanrı ismi olarak gözüken isimler zamanla Marduk'un ismi olarak anılmaya başlanmış ve böylece tektanrıcılığa giden yolda ilerlenmiştir. Bu şekilde Marduk 50 kadar ismi kendi üzerinde toplamıştır. Muazzez İlmiye Çığ aynı eğilimin Allah’ın isimleri konusunda da yaşandığını söyler ve bir araştırmacının Ahad ve Samed isimlerinin Allah’a atfedilmesi konusundaki analizini aktarır. [1] Aynı değerlendirme arapça dışından gelen Rahman, Aziz ve Hüda isimleri [2] için de yapılabilir.

İslam'da[değiştir]

Tevhit La ilahe illallah cümlesi ile ifade edilen Allahtan başka ilahları ret edip, ilah olarak yalnızca O'nu kabul etmek manasına gelir. İslama girişin anahtarı kabul edilir. Kim tağutu'u inkâr edip de Allah'a iman ederse, şüphesiz kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır.”(Bakara 256) Tevhid Allah'ın varlığına, birliğine, tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığına, eşi ve benzeri bulunmadığına inanmaktır. Bu inanç "Lâ İlâhe İllallah" cümlesine kelime-i tevhid denir ve sık sık tekrarlanır. Tevhide inanan kişi mümin ve muvahhit adını alır.

Ulûhiyetin başkaları için reddedilmesi, ilahlığı sadece ortağı olmayan Allah'a ait kılmayı ve O'nun yanında ikinci bir ilah edinmemeyi gerektirir: "Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın..." (Nisa: 4/36) "... Biz her ümmete, yalnız Allah'a kulluk etmeleri ve tağuttan da sakınmaları için Rasul gönderdik." (Nahl: 16/36) "Kim La İlahe İllallah der ve Allah'tan başka tapınılanları (ibadet edilenleri) reddederse malı ve kanı haram olur..." [3] Bütün rasullerin kavimlerini davet ettikleri söz şudur: "...Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur..." (A'raf: 7/59)

Tağutu reddetmek, Allah’ın emir ve yasağına ters düşen hevayı ve şeytanı reddetmektir. "La ilahe illallah" ın gereği olarak kişi ibadette Allah'ı birlediğini, Allah'tan başkalarına, putlara, kabirlere, evliyalara ve salihlere ibadet etmenin batıl olduğunu ilan eder. Allah'a yaklaşmak için ölülere kurban kesen, türbelerden yardım isteyen, kabirlerin etrafını tavaf eden ve adak adayanlar, Allah'ın yaratıcı ve her şeyin sahibi olduğuna inansalar bile, ilk Arap müşrikleri gibi Allah'a ortak koşmuş olurlar. Mekke müşrikleri, kabirlere ve putlara tapmadıklarını söylüyor fakat uygulamada aksini yapıyorlardı. Onlar yaratıcı ve rızık verici olduğuna inanmadıkları halde, sırf kendilerini Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye salih olduğuna inandıkları bazı kişilere ibadet ediyorlardı.

Tevhidi şeriat açısından yorumlayanlara göre ibadet, muamelat ve bütün meselelerde Allah'ın hükümlerini kabul edip, beşeri kanunları reddetmek, insan ve cin şeytanlarının revaca çıkardığı bütün hurafeleri ve bidatleri ortadan kaldırmak bu kelimenin ameli gereklerindendir. Allah kendi indirdiği şeriatle hükmetmeyenler hakkında kâfir, zalim, fasık diye hüküm vermiştir. Allah'ın indirdiğinin dışında hüküm veren kişide iman yoktur.

Dinde haram olmayanı haram, farz olmayanı farz ilan etmek te tevhid açısından sakıncalı bulunur ve şirkle eşdeğer tutulur; "...Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoğlu Mesih'i Rabler edindiler." (Tevbe: 9/31) Nebi bu ayeti okudu. Bunun üzerine Adiyy b. Hatem dedi ki:"Muhakkak onlar, onlara ibadet etmiyorlar ki. Rasulullah :"Onlar Allah'ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?" dedi. Adiyy b. Hatim: "Evet" deyince, Rasulullah : "İşte böylece onlara ibadet ediyorlar." buyurdu. [4][5]

Tevhid bir başka açıdan Allah’ın isim ve sıfatları konusunda şirk'i reddetmektir. Araf suresi 180. ayetinde "En güzel isimler (esmaül hüsna) Allah'ındır" denir. Antropomorfizm veya O'nu mahlûkata benzetmek teolojik olarak reddedilen bir davranıştır; Allah'ın kemal sıfatlara sahip olduğuna ve bütün noksan sıfatlardan ve mahlukata benzemekten uzak olduğuna mutlaka inanmak gerekir." [6]"Kemal sıfatlarını yitiren ilah, müdebbir ve rab olamaz. Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir. Hamd, ezelde ve ebedde celal ve kemal sıfatlara sahip olana aittir. Çünkü hamd'e layık olan sadece O'dur.[7]

Tevhid ile ilgili tartışmalı konular[değiştir]

Tevhid İslam teolojisinde aynı zamanda birçok tartışmalı konunun da odak noktasını oluşturur; Örneğin hüküm koyma yetkisi kimdedir, peygamber hüküm koyabilir mi? Allah'ın sıfatları zatının aynısı mı dır, gayrısı mıdır, hadis (sonradan olma) mıdır, değil midir? Kur'an Allah'ın sözü olarak yaratılmış mıdır, yoksa yaratılmamış mıdır? Kötülüğü yaratan kim dir? İnsan kendi amellerinin yaratıcısı değilse ve her şeyi yarattığı gibi onları da yaratan Allah ise insan kendi amelleri konusunda niçin sorumlu tutulur?


Ayrıca bakınız[değiştir]

Kaynakça[değiştir]

  1. ^ http://www.turuz.info/Dil/0184-Sumerle%20turkler-muezziz%20ilmiye%20chigh%20(51d)(2.212KB).pdf
  2. ^ http://books.google.com.tr/books/about/The_Foreign_Vocabulary_of_the_Qur_an.html?id=YTg4bdQSeLQC&redir_esc=y
  3. ^ Müslim, İman: 8
  4. ^ Tirmizi, Tefsir: 10;
  5. ^ Suyuti, Durru'l-Mensur: 3/230
  6. ^ İbn Kayyım el-Cevziyye, Medaricu's-salikin: 1/26
  7. ^ Muhtasar Sevaiku'l-Mürsele: 1/10