Araplar
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Araplar, anadili Arapça olan, başlıca Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da yerleşmiş bulunan yaklaşık nüfusu 400 milyon olan sami halk. Akdeniz'in güneyinde Afrika'da Büyük Sahra ve Sudan'a, doğusunda Irak'a ve Arap Yarımadası'na kadar uzanan bir coğrafyada yaşarlar. Nüfusunun büyük kısmı Araplardan oluşan ve Arapça konuşulan ülkeler Arap ülkeleri olarak adlandırılır. Bu ülkelerde, Arapça’nın dışında Kuzey Afrika'da Berberice, Irak'ta Kürtçe ve Türkmence, Güney Arabistan'da ise çeşitli yerel diller konuşulur. Türkiye'de Hatay ve Güneydoğu Anadolu'nun bazı illerinde yaşarlar.
| Araplar | |||||||||||||||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
I. Faysal • Nasır • Esmahan • May Ziyade |
|||||||||||||||||||||
| Toplam Nüfus | |||||||||||||||||||||
|
Tahminen: 150-222 milyon[1] |
|||||||||||||||||||||
| Önemli Bölgeler | |||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||
| Dil(ler) | |||||||||||||||||||||
| Arapça | |||||||||||||||||||||
| Din(ler) | |||||||||||||||||||||
| İslam, iNEKIZM ve diğer dinler |
Konu başlıkları |
[değiştir] Arapların soyu
İbrahim Peygamber'in İsmail ve İshak isminde iki oğlu olmuştur. İslam geleneğine göre İslam Peygamberi Muhammed'in ve Arapların atası, İsmail'dir. Aynı zamanda Yahudi ve Müslüman kaynaklarına göre İshak'ın oğlu Yakup'un (İsrail) soyundan gelenler İsrailoğulları'nı meydana getirirler. Arapların atası İsmail ve Yahudilerin atası İshak, farklı annelerden olma kardeştirler.[8]
[değiştir] Arap devletleri
- Daha çok bilgi için: Arap Birliği
Nüfusunun büyük kısmı Arap soyundan gelen ve Arapça konuşan ülkelere Arap Devletleri denir. İsrail ve nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan İran, nüfuslarının bir kısmı Arap olmakla beraber, Arap Devleti değillerdir.
Arap Devletleri'nin çoğu, 1945'te kurulmuş olan Arap Birliği'nin üyesidir.
[değiştir] Türkiye'de Araplar
Türkiye'deki Arapların çoğu Alevidir. Akdeniz Bölgesi'nde başlıca Hatay olmak üzere Adana ve Mersin civarında yaşarlar. Sunni Araplar ise Şafi mezhebindendir ve Mardin-idil-Midyat, Nusaybin, Gercüş, Kızıltepe, Savur; Siirt; Urfa-Harran, Akçakale, Viranşehir, Hilvan, Silvan; Bitlis civarında yaşarlar. Alevi Araplarla Sunni Araplar farklı etnik grup olarak da değerlendirilebilir ki aralarında tarihi ve kültürel bağlılık yoktur.
Alevi Araplar 1,300,000 nüfusa sahip iken Sunni Araplar 500,000 civarındadır[9].
[değiştir] Tarihçe
[değiştir] İslamiyet öncesi
Araplar İslamiyet öncesinde bazı devletler kurmuşlardır (Himyeriler, Gassaniler,Petra krallıgı vb). Ancak coğrafyanın yarattığı koşullar geregi genelde kabileler halinde yaşarlardı ve her kabilenin başında şeyh, emir benzeri liderler bulunurdu. Bu nedenle İslamiyet'e kadar tek bayrak altında toplanamamışlardır.
[değiştir] İslam Devletleri
Muhammed'in (İ.S. 571-632) Dünyaya ulaştırdığı İslam Dini'ni ilk olarak Araplar benimsediler. Bu dini benimseyenler kendilerine, "Allah'ın iradesini kabul eden" anlamında Müslüman adını verdiler. İlk Müslümanlar, dinlerini yaymak amacıyla birçok ülke ele geçirdiler ve Muhammed'in liderliğinde büyük bir devlet kurdular. Bu devlete o dönemde bir isim verilmemiş olmakla beraber, günümüzdeki referanslarda daha çok İslam Devleti olarak nitelendirilir. İslam Devleti dört halifeden sonraki dönemlerde yönetimi ele geçiren sülalelerin isimleri ile anılır olmuştur (Emeviler, Abbasiler,fatimiler vb.)
Müslümanlar, H.z Muhammed'in ölümünden sonra da kendilerine bir halife seçtiler. Halifeliğin yönetim merkezi önce Medine, sonra Suriye'deki Şam kentiydi. 750'de halifeliği Emevilerden alan Abbasiler, Irak'taki Bağdat kentini halifeliğin başkenti yaptılar.
Osmanlılar'ın Arap dünyasında hakim olması ile birlikte, halife unvanı Osmanlı padişahlarına geçmiş, İslam Devleti, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde erimiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından halifelik kaldırılmıştır. Müslüman Arap devletleri birer birer bağımsızlıklarını kazanmışlardır.
[değiştir] Osmanlı idaresi
Osmanlılar 15. yüzyılda Anadolu'da güçlü bir devlet haline geldikten yaklaşık 100 yıl sonra, Arapların yaşadığı toprakları ele geçirdiler. Yavuz Sultan Selim 1517'de Mısır, Suriye ve Hicaz’ı; oğlu Kanuni Sultan Süleyman da Bağdat, Irak, Aden ve Yemen’i Osmanlı topraklarına kattı. Daha sonra Avrupa'daki teknik ve ekonomik gelişmelerin gerisinde kalarak zayıf düşen Osmanlılar, 19. yüzyıldan başlayarak Arap topraklarını yitirdiler.
Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında savaşa girince, İngiltere Mekke Emiri Hüseyin bin Ali'nin önderliğinde Arapları kışkırtarak ayaklandırdı. Arapça'yı ana dili gibi bilen Yarbay T. E. Lawrence (Arabistanlı Lawrence) gibi bazı İngiliz casuslarının yardımıyla Araplar, Osmanlılar'ın 1918'de uğradığı yenilgide önemli rol oynadılar. Savaştan sonra bağımsız devletler kurmayı uman Araplar, kendilerini İngiliz ve Fransız mandası altında buldular.
[değiştir] Bağımsızlıklarını kazanmaları
I. Dünya Savaşı'nı izleyen 50 yıl içinde Arap devletleri, birbiri ardından bağımsızlıklarını kazandılar. Bu devletlerin birçoğu 1945'te kurulan Arap Birliği’ne katıldı. Birliğin amacı Araplar arasında ekonomik, siyasal ve askeri dayanışmayı sağlamaktı. 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan ABD ile Saddam yönetimi arasındaki ilişkilerin gerilmesi, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle sonuçlanınca Araplar yeni bir sorunla karşı karşıya kaldılar.
[değiştir] Arap toplumu ve kültürü
Arapların tamamına yakını Arapça konuşur ve çoğunluğu da aynı dine (İslam) inanır. Ne var ki, Arabistan dışındaki bölgelerde yaşayan Araplar, yerli halkla karıştıkları için töreleri de değişikliğe uğramıştır. Öte yandan Afrika-Asya kurak çöl kuşağında yaşadıkları için aralarında büyük benzerlikler de vardır.
Çok eski zamanlardan beri kurak çöl kuşağını iki tür topluluk yurt edinmiştir: Göçebeler ve yerleşik olanlar. Yerleşik olanlar çiftçiler ya da kentlilerdi. Göçebeler ise hayvancılıkla uğraşır ve yılın büyük bir bölümünü otlaklar aramakla geçirirlerdi. Yazın otlaklar kuruyunca, yerleşme bölgelerine ya da vahalara çekilir ve buralarda kurdukları çadırlarda yaşarlardı. Böylece yerleşik halk ile göçebeler her zaman yakın ilişki içinde olmuşlardır. Yerleşik halk, göçebelerden eti için koyun ve keçi, ulaşım için de deve satın alırlardı. Bunların karşılığında göçebeler de tarım ürünü, silah, giysi gibi gereksinimlerini yerleşik halktan sağlardı.
Güney Arabistan, çok eski çağlarda, baharat ticaretinin önemli bir merkeziydi. Anadolu folklorunda da adı geçen Saba Melikesi Belkıs’ın, buradaki baharat krallıklarından birinde kraliçe olduğu sanılır. Baharat Arabistan'dan Akdeniz limanlarına deve kervanlarıyla taşınırdı. Bedevi adı verilen kabileler, Arabistan'dan geçen bütün baharat yollarını denetim altında tutuyorlardı.
Kırsal kesimde yaşayan Arapların çoğunun yaşam biçimi birbirine benzer. Üzerinde oturulan ve uyunan halılar, kilimler ve yastıklar, evlerin başlıca eşyasıdır. Evler genellikle iki bölüme ayrılmıştır. Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem denir.
Geleneksel konukseverlik, özellikle kırsal kesimde bugün de sürmektedir. Yörelerinin önde gelenleri, tanımadıkları yolcuları bile evlerinin selamlık bölümünde ağırlarlar.
Bedeviler, günümüzde toplam Arap nüfusunun yüzde 5-10'unu oluştururlar. Özellikle Suudi Arabistan'da yaşarlar. Kentlerde yaşayan Arapların sayısı nüfusun yüzde 40’ı kadardır. Geri kalanlar birbirlerinden uzak küçük köylerde yaşadıkları için geleneklerini daha çok korumuşlardır.
[değiştir] Sanat ve bilim
Araplar, askeri başarılarının yanı sıra, sanat ve bilimde de büyük gelişme gösterdiler. Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (786-809), başkent Bağdat önemli bir kültür merkeziydi. Avrupa’da ve doğu ülkelerinde, tanınmış eğitim kurumlarıyla olduğu kadar mimarlık, astronomi, tıp ve matematik alanlarında da ün kazandılar. Bugün kullanmakta olduğumuz sayı sistemini Avrupa'ya Araplar tanıtmış, bir matematik dalı olan cebir de onların katkılarıyla gelişmiştir. 11. yüzyılda Avrupa'daki Hıristiyan ülkelerin, Suriye ve Filistin'e düzenlediği Haçlı Seferleri de, Avrupa ile Arap ülkeleri arasındaki ticaretin gelişmesine, ayrıca Arap sanat ve biliminin dünyaya yayılmasına yol açtı.
Arapların sonradan fethettikleri Mısır'daki Kahire, İspanya'daki Kurtuba gibi kentlerde de sanat ve bilim çok ileriydi. Ne var ki Araplar, ele geçirdikleri toprakları uzun süre tek bir yönetim altında tutamadılar. Mısır ve İspanya'da ayrı halifelikler ortaya çıktı. Orta Asya'dan gelen Moğolların bir kolu olan İlhanlılar 1258'de Bağdat'ı ele geçirerek Abbasi Halifeliği’ne son verdiler. Bu tarihten sonra Araplar bir daha güçlü bir devlet kuramadılar.
[değiştir] Arap dünyasının sorunları
Bugün Arap dünyasını ilgilendiren başlıca konular, bazı Arap devletlerini çok zenginleştiren petrol gelirlerinin en iyi nasıl değerlendirileceği; İslam felsefesi ile çağdaş dünyanın nasıl bağdaştırılacağı; Irak’taki ABD-BK işgali ve İsrail-Filistin sorununun nasıl çözüleceğidir.
[değiştir] Kaynakça ve dipnotlar
- ^ Arabic Language - ninemsn Encarta
- ^ Brazil - Brasil - BRAZZIL - News from Brazil - Arabs: They are 12 Million in Brazil - Brazilian Immigration - September 2004
- ^ Iran Overview from British Home Office
- ^ Israel in Figures 2007, Israeli Central Bureau of Statistics, 2007.
- ^ U.S. Census Bureau: Population by Selected Ancestry Group and Region: 2007
- ^ WorldStatesmen.org - Mexico
- ^ joshuaproject.net
- ^ Oxford Dictionary of English 2e, 2003, Oxford University Press: Arab, Ishmael, Isaac
- ^ http://www.joshuaproject.net/countries.php?rog3=TU joshuaproject.net