Diyarbakır Cezaevi

Koordinatlar: 37°55′44″K 40°11′48″D / 37.92889°K 40.19667°D / 37.92889; 40.19667
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Diyarbakır Cezaevi
Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
Diyarbakır Cezaevi VOA 03.webp
Cezaevinin giriş kapısı
Map
Kapasite 600 (ilave ranzalarla 1.000)[1]
Açılış tarihi 4 Temmuz 1980
Kapanış tarihi 12 Ekim 2022[2]
Eski adı Diyarbakır 5 No.'lu Askerî Cezaevi

Diyarbakır Cezaevi ya da Diyarbakır Askerî Cezaevi, Diyarbakır'da kurulan bir cezaevidir. 1972'de yapımına başlandı, 4 Temmuz 1980'de açıldı.[3] 12 Eylül Darbesi'den sonra askerî yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askerî Cezaevi olarak kullanıldı. Yaşandığı iddia edilen işkenceler ile ön plana çıktı.[4] The Times gazetesine göre "dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır.[5] 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 30 kadar kişi öldü.[6] 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi.[7] Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı. Günümüzde ise okul olması planlanmaktadır.[8]

E Tipi Cezaevi yaklaşık 600 kapasiteliydi ancak doluluk oranı zaman zaman 900’e kadar da yükselebilmekteydi. Politik tutuklu ve hükümlülerin kaldığı D Tipi Cezaevi’nde ise kapasite 700-750 arasındaydı.[9]

İşkence iddiaları[değiştir | kaynağı değiştir]

1981-1984 yılları arasında işkenceye maruz kaldığı iddia edilen 30 kişi öldü. Soruşturmayı yapan ve iddiada adı geçen 32 sanıktan 30'unun ölümünü doğrulayan savcının açıklamasına göre; 4'ü kendini yakarak intihar olmak üzere 8 kişi intihar etti, 6'sı açlık grevi ve 16'sı doğal ölüm (hastalık) sonucu öldü.[6] Bazı kaynaklara göre ise bazı mahkûmlar, yapıldığı iddia edilen işkenceler yüzünden öldü.[10][11] PKK'nın kurucu militanlarından Kemal Pir de ölüm orucu sonucunda öldü. PKK Merkez Komite Üyesi Mazlum Doğan da intihar edenler arasındadır. PKK'nın kurucularından Sara kod adlı Sakine Cansız da cezaevinde hapis yatmıştır.

Hapishanede o yıllarda kalmış olan 32 kadın şöyle demiştir:[12]

  • "Elektrik dahil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi."
  • "Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar."
  • "Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, 'gez' diyorlardı."
  • "Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelip ve bize baka baka mastürbasyon yaptılar."
  • "En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti."
  • "11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini ona dinletmişlerdi."
  • "Lağım sularının içine zorla kadınları soktular."
  • "Çocuğum görüşe geliyor ama bana yapılan davranışlardan dolayı benden korkuyor o hiç sevmediğimiz gardiyanlara sarılıyordu. Çıktıktan sonra da bir süre kızım bana anne demedi."
  • "Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey, 'Bunca yıl neredeydin?' olup, kızlık muayenesine götürmek istediğini söyledi."

Esat Oktay Yıldıran'ın, Kıbrıs Harekâtı sonrası Diyarbakır Cezaevi'ne bizzat Kenan Evren tarafından yollandığı ve iç güvenlik komutanı olarak görev süresi boyunca işkence yaptığı iddia edilir. Bunun yanı sıra Esat Oktay Yıldıran'ın işkence yaptığını söyleyen Nagehan Alçı ve eşi Rasim Ozan Kütahyalı ile Ümit Zileli, bunu kanıtlayamadıkları için yargısız infaz yapmak ve Esat Oktay Yıldıran'ın hatırasına hakaret etmekten 105 gün hapis cezasına çarptırıldı.[13]

PKK[değiştir | kaynağı değiştir]

12 Eylül sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

« Ben siyasi biri değilim. Bu konularda birikimim yok. Ama 12 Eylül, Kürt sorununa herkesin dikkatini çekti, bu sorunu dünyaya duyurdu. Cezaevindeki vahşet olmasaydı, Kürt meselesi bu ülkede bu kadar erken açığa çıkmazdı. Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanları birer militan haline getirdiler. Bunların %80'den fazlası dağa çıktı. İnsanın oradaki vahşeti gördükten sonra normal yaşama dönmesi çok zordu. "PKK hareketi 1984'te patladı" derler ya, bu tarih, Diyarbakır Cezaevi'nden ana tahliyelerin olduğu tarihtir.[14] »
« Hapisaneden çıktığımda eğer genç olsaydım, 5 No'lu'ya tekrar haksız yere girmemek için dağa çıkardım.[15] »
(Felat Cemiloğlu)

1980 ve 1983 yılları arasında gerçekleştiği iddia edilen işkence ve öldürme olaylarının, Güneydoğu bölgesindeki Kürtçülük düşüncesinin yayılmasında rol oynadığı bazı yazarlar ve siyasetçilerce iddia edilir. Altan Tan, "Kürt Sorunu" adlı kitabında, Diyarbakır Cezaevi'nden çıkanların büyük çoğunluğunun dağa çıktığını, PKK'nın ana gövdesini oluşturduğunu ve örgütün büyümesini sağladığını iddia etmiştir.

Etkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Sanat[değiştir | kaynağı değiştir]

"38" belgeseli ile tanınan Çayan Demirel, "tarihle yüzleşmek için" cezaevi hakkında "5 No’lu Cezaevi: 1980-84" adında bir belgesel çekti.[16] Süresi 90 dakika olan belgeselin oluşması için yüze yakın tanıkla görüşüldü ve elliye yakın röportajlardan kesitler kullanıldı.[16]

Cezaevi ile ilgili onlarca kitap yazılırken bir de dönemi kara kalemle anlatan Zülfikar Tak'ın resim sergisi açıldı.[17] 33 adet resimden oluşan sergi, 1989 yılında bir ayda çizildi ve resimler Karşı Sanat'ta sergilendi. Tak, ayrıca "Diyarbakır Cezaevi'nde İşkence Çeşitleri" adını verdiği bir karikatür kitabı çıkardı.[18] Tak'ın çıkardığı kitap Avrupa'da Almanca ve İngilizce yayımlandı. Her iki dili konuşan insanların anlayabilmesi için Türkiye'deki baskıda Türkçe ve Kürtçe açıklamalara da yer vererek cezaevinde yapıldığı iddia edilen tüm işkenceleri tasvir etti.[18]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ "Arşivlenmiş kopya". 18 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Temmuz 2021. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 13 Ekim 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Ekim 2022. 
  3. ^ "4 Temmuz 1980 tarihli Milliyet gazetesi: Türkiye'nin en büyük cezaevi Diyarbakır'da bugün açılıyor". 24 Haziran 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  4. ^ Korkmaz, Atilla & Kaçar, Hüseyin (22 Ağustos 2009). "Diyarbakır Cezaevi işkencenin üssüydü". Sabah. 25 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  5. ^ Hines, Nico (28 Nisan 2008). "The ten most notorious jails in the world". The Times. 5 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  6. ^ a b "8 Şubat 1986 tarihli Cumhuriyet gazetesi: Diyarbakır'da askeri savcı açıkladı: Hapiste 30 ölüm". 21 Ağustos 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  7. ^ "Diyarbakır Cezaevi Raporu" (PDF). TBMM İnsan Hakları Komisyonu. 20 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  8. ^ "Diyarbakır Cezaevi taşınıyor". Hürriyet. 11 Mayıs 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  9. ^ Arısüt, Mustafa (24 Haziran 2009). "Cezaevleri Dosyası: Diyarbakır -2-". Taraf. 1 Ocak 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  10. ^ Mavioğlu, Ertuğrul (10 Kasım 2003). "Bir zamanlar bir cezaevinde..." Radikal. 8 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mayıs 2009. 
  11. ^ Pamir, Balçiçek (18 Mayıs 2009). ""Bir daha dünyaya gelsem Kürt olmak istemem"". Habertürk. 13 Şubat 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Mayıs 2009. 
  12. ^ "İşkencenin izleri hâlâ bileklerimde". 6 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Nisan 2016. 
  13. ^ Nagehan Alçı (13 Haziran 2018). "İşkenceye dair utanç verici bir karar". haberturk.com. Habertürk. 17 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Aralık 2022. 
  14. ^ "Üç yılını 'cehennem'de geçirdi". Radikal.com. 8 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Şubat 2022. 
  15. ^ Cemal, Hasan "Kürtler" Doğan Kitap, s. 25
  16. ^ a b "Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar". Günlük. 19 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  17. ^ İlbeyoğlu, Nihat. "Diyarbakır Zindanından Çizgiler". 2 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009. 
  18. ^ a b Yaşar, Hatice (11 Kasım 2003). "Çizgilerle işkence". Radikal. Erişim tarihi: 31 Ağustos 2009.