Cezayir Deniz Seferi (1541)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
Cezayir Deniz Seferi (1541)
Siege of Algiers 1541.jpg
Cezayir Kuşatması (1541)
Tarih 1541
Bölge Cezayir
Sonuç Kesin Osmanlı Zaferi
Taraflar
Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı Devleti

Charles V Arms-personal.svg Şarlken ve ittifakları:

Flag of the Order of St. John (various).svg Malta Şövalyeleri
Flag of Genoa.svg Cenova Cumhuriyeti
Emblem of the Papacy SE.svg Papalık Devleti
Komutanlar ve liderler
Hasan Ağa

Şarlken
Andrea Doria
Fernando Alvarez
Gianettino Doria

Ferrante Gonzage
Güçler
800 asker ve 5,000 gönüllü Arap süvarisi

Toplam 80 kadırga
Toplam 500 gemi
12000 denizci
24000 asker
100 ulaşım
50 kadirga
100 taşıma
14 kadırga
8 kadırga
150 ulaşım

700 şövalye
Kayıplar
Çok az

300 subay
20.0000 asker
17 kadırga
130 karak

150 nakliye gemisi

Cezayir Deniz Seferi, (1541) yılında Kutsal Roma Cermen İmparatoru V. Karl'ın Osmanlı İmparatorluğu denetimindeki Cezayir'i ele geçirmek için düzenlediği başarısız askeri sefer ve kuşatma.

Osmanlı Devleti-Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu rekabetinde Akdeniz[değiştir | kaynağı değiştir]

V. Karl'ın 1519 yılında yapılmış portresi

1533 yılında İstanbul Antlaşması karada bir süreliğine yatışan Osmanlı Devleti-Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu mücadelesi denizde tüm hızıyla sürmeye başlamıştı. Barbaros Hayrettin Paşa Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun parçası konumundaki İspanyolların elinde bulunan Tunus'u 1534 yılında almış, ancak V. Karl bizzat ordusunun ved onanmasının başında Tunus'u kuşatarak kenti geri almıştı. 1537-1540 Osmanlı-Venedik Savaşı'nda ise Venedik'le ittifak kuran İspanya Krallığı 1538 yılında Preveze Deniz Muharebesi'nde Osmanlı Donanması karşısında büyük bir yenilgiye uğramıştı.

1541 yılında karadaki savaş yeniden başlamış; Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Türk ordusu Budin'i alarak Alman ordusuna büyük darbe vurmuştu. Osmanlı Padişahının seferde olduğu bu dönemde V. Karl da 1535 yılındaki Tunus kuşatmasından sonra bu sefer Cezayir'in geri alınması hedeflemiş ve büyük bir donanma hazırlatmıştı.

Harekatın başlangıcı[değiştir | kaynağı değiştir]

Preveze Deniz Muharebesi'nin mağlubu Ceneviz amiral Andrea Dorya'nın idaresindeki donanma 274'ü savaş gemisi olmak üzere toplam 514 gemiden oluşuyor, 65 baştarda donanmaya ayrı bir heybet katıyordu. Donanmada ayrıca, forsalar haricinde, 12.330 denizci ve 23.900 kara askeri olmak üzere toplam 46.230 kişilik bir muharip güç de bindirilmişti. Alman, İspanyol, Katalan ve İtalyan soyluları da zaferden emin bir şekilde eşlerini de sefere beraberlerinde getirmişlerdi. Üst düzey komutanlar arasında Meksika Fatihi Hernan Cortez de yeralıyordu.

V. Karl, Fransa ve Felemenk sınırlarındaki gerginlik nedeniyle, öngördüğü şekilde yazın denize açılamadı. Donanma, Akdeniz'de sefere açılmak için çok geç bir tarih olan 28 Eylül 1541'de yelken açtı ve Majorka adasının Palma limanında toplandı. 19 Ekim 1541 tarihinde ise Cezayir açıklarına ulaştı.

Bu sırada Cezayir kalesinde Barbaroszade Hasan Reis 800 Türk leventi ve yaklaşık 5.000 Arap gönüllü süvarisi ve topçu bulunmaktaydı. Kentteki Yeniçeri ocağı ise henüz kurulmamıştı. Osmanlı Donanması bölgeden uzakta olduğu gibi Cezayir filosu da kuşatmaya en azından müdahale edemeyecek mesafedeydi.

Harekat[değiştir | kaynağı değiştir]

20 Ekim günü Cezayir limanının yakınındaki Harraş Çayı'nın ağzında binlerce askerlik çıkartmayı başlatan V. Karl karargâhını da yakındaki bir tepeye kurmuştu. 23 Ekim'de kuşatma ve ileri harekat başladı. Kuşatmanın tamamlanmasının ardından ise öncelikle Sicilya Kralı Naibi Prens Fernando Gonzaga'nın komutasındaki İspanyol askerleri ve Prens Camillo Colonna'nın idaresindeki Malta Şövalyeleri ve silaşörleri kaleye doğru hücuma geçtiler. Arka saflarda, Cortez ve iki oğlu, Alba dükü, Alman birliklerinin komutanı General von Frundsberg ve Papalık birliklerinin generali Anguillara bulunmaktaydı. Bu birlikler Kudeytü's-Sabun tepesini ele geçirdilerse de kaledekilerin direnişi karşısında önemli kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. Hasan Reis komutasındaki birlikler ise 23 Ekim'i 24 Ekim'e bağlayan gece kuşatma kuvvetlerine bir baskın yaparak 3.000 askeri öldürdüler.

Kara birliklerinin iki büyük yenilgiye uğradığı bu günün ardından 24 Ekim'de şiddetli sağanak ve rüzgâr başladı. Müttefik donanmanın 15 kadırgası sürüklenerek karaya oturdu ve kullanılamaz hale geldi, 33 karak ise battı. Bazıları da açık denize sürüklenerek donanmadan koptu. 140 nakliye gemisindeki yaklaşık 8.000 asker boğuldu. Bu felakatlerin üzerine, Osmanlı Donanması ve Cezayir filosunun yardıma geldiği rivayeti de askerler arasında dolaşmaya başladı. Donanmanın fırtınada tamamen kaybolması ve ordunun geri dönememesi riskine karşı V. Karl askerlerin yeniden gemilere bindirilmesini emretti. Oysa ki, Cezayi'deki garnizon çok uzun süre dayanacak güçte olmadığı gibi, Osmanlı Donanması da henüz uzaktaydı. İlaveten, Cezayir halkı da 1535 yılında Tunus halkının maruz kaldığı katliamı yaşamamak için Hasan Reis'i teslim olmaya ikna etmeye çalışmaktaydı.

Fırtınada Cezayir kıyılarına yayılmış donanmanın Cezayir'in yaklaşık 8 kilometre doğusundaki Kantara'tül-Afrûn'da (bugünkü Bordj el Bahri ya da Matifu Burnu) toplanması emredildi. 31 Ekim'de ise birlikler gemilere binmeye yöneldi. Bununla birlikte, sevkiyat tam anlamıyla bir fiyasko oldu. Yarıya yakını karaya oturmuş müttefik gemileri Osmanlı birliklerince kullanılamaz hale getirilmişti. Fırtına nedeniyle ikmal düzeni çöken Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ordusunda açlık, susuzluk ve bitkinlik başlamıştı. Açlık nedeniyle seferde getirilen 4.000 attan boğulmamış olanlar kesilerek yendi. Bu da birliklerin donanmaya çabuk bir şekilde ulaşmasını engelledi.

Hasan Reis bu aşamada daha büyük darbe vurmak için fırsat gördü ve güçlükle Kantara'tül-Afrûn'daki donanmaya ulaşmaya çalışan dağınık birliklere saldırdı. 17.000 ilâ 20.000 Haçlı askeri boğuldu, kılıçtan geçirildi ya da esir düştü. V. Karl'ın kendisi bile donanmaya güçlükle ulaşabildi.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu donanması tam bir felakete uğrarken, gemilerdeki Müslüman forsaların çoğu da boğuldu. Hasan Reis bunların yalnız 1.800'ünü kurtarabildi. Cortez'in Meksika'dan yağmananmış zeninliklerle dolu gemisi ile Andrea Doria'nın ve yeğeni Gianettino Dorya'nın baştardaları da battı. V. Karl'ı esir etmeye çalışan Hasan Reis Malta şövalyelerinin direnişini aşamadı. Andrea Doria V. Karl'ı büyük bir gayretle bir kadırgaya bindirebildi. İmaparator'un üzüntüsünden ağladığı ve tacını denize attığı iddia edilir[1]. Donanma önce hâlâ İspanyolların elindeki Becaye'de toplandı. 2 Kasım'da ise denize açıldı ve 3 Aralık'ta Cartagena'ya ulaştı.

Sebepleri ve sonuçları[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Cezayir'de Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun uğradığı bozgun, Osmanlı Devleti'nin ana ordusuna değil Cezayir'deki Osmanlı garnizonuna karşı alınmıştı. Osmanlı Ordusu, V. Karl'ın Cezayir seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman komutasında Macaristan Seferinden dönüyordu. Osmanlı Donanması ise Akdeniz'de sefer mevsimi sona erdiğinden kışlamak üzere İstanbul'a dönmüştü. Dolayısıyla, V. Karl'ın uğradığı hezimet Türk tarih yazımında çok geniş bir yer almamaktadır. Bununla birlikte, tümamiral seviyesindeki bir Osmanlı komutanının önderliğindeki ufak bir birliğin İmparator karşısında aldığı zafer olması açısında ayrı bir öneme sahiptir[2].
  • Öte yandan, İmparatorluk donanması ve ordusunun doğa koşullarına da yenik düştüğü de bir gerçektir. V. Karl, Osmanlı Donanması'nın ana üslerine döndüğü Eylül gibi bir dönemde, baskın şeklinde bir harekatla zafere ulaşmak istemiştir. Bununla birlikte, Eylül ayından sonra ilkbahara kadarki dönem Akdeniz'in sefer için uygun iklim koşullarını sunmadığı da bilinmektedir. Akdeniz'in koşullarını bilen Cenevizli denizci Andrea Doria ve Papalık temsilcileri İmparator'u kararından vazgeçirmeyi ise başaramamışlardı[3].
  • Hezimetin sebeplerinden biri de V. Karl'ın rekabet halinde olduğu Kanuni Sultan Süleyman gibi ordularının başında sefer yapma güdüsüydü. Oysa ki, ordularının başında 13 sefer-i hümayun düzenleyen Osmanlı padişahı, bazılarında başarılı olamasa da (örneğin Viyana ve Korfu önünde başarısız olmuştu), ordusunun büyük kayıplara uğramasını önleyecek düzeyde bir ikmal (lojistik) düzenine sahipti. V. Karl ise seferin lojistik boyutunu yeterince düşünmeden yola çıkmıştı. Mukadder olan fırtına öngörülememiş, gemilerden askerlere gecelemeleri için gerekli çadır ve battaniye gibi malzemeler çıkarılmamış, 23-24 Ekim gecesi yağan sağanak altında askerle çok zor durumlara düşerken, mevzilerine çekilmeye ya da gemilere ulaşmaya çalıştıklarında da balçık haline gelmiş yüzeyde ilerleyememişlerdi. Fırtınada batan gemilerdeki atların boğulması, geri kalanların da yiyecek sıkıntısı nedeniyle kesilip yenmesi kara birliklerinin hareket kabiliyetini oldukça kısıtlamıştı. Yine, yağmur ihtimaline karşı hazırlıklı olunmaması nedeniyle tüfekler ve barutlar ıslanmış, Hasan Reis komutasındaki Cezayir garnizonu birlikleri kaleden çıkarak saldırı düzenlediklerinde İmparatorluk askerlerinin tüfekleri ateş almamış ve ağır kayıplara uğramışlardı.
  • Bu felaket ve yapılan lojistik hatalar Avrupalı devlet adamlarına ve komutanlarına bir ders niteliğinde oldu. Sonraki dönemde hiçbir komutan bu denli büyük ölçekli bir donanmayı yanlış mevsimde denize sürmediler.
  • 1535 yılında yine bir baskınla ve aslında Osmanlı ordusunu ve donanmasını yenmeden kazanılan Tunus Kuşatması V. Karl'ın Hıristiyan dünyasındaki saygınlığını artırmıştı. Ancak, 1541 yılında Cezayir önlerinde uğradığı felaket, bu itibarın sarsılmasına neden oldu. Bir daha kendisini Müslümanlara karşı mücadele eden kutsal bir savaşçı olarak gösteremeyen İmaparator, Osmanlı Devleti topraklarına yeni bir sefer düzenlemek için idaresindeki devletlerden asker toplama gücünü yitirdi. V. Karl'ın itibar kaybı, Almanya'da giderek güç kazanan Protestanlara karşı da güçsüz düşmesine neden oldu. Bu da V. Karl'ın ülke dışına seferler düzenlemek yerine içişlerini düzeltmeye yönelmesine yolaçtı[4].
  • V. Karl'ın ağır yenilgisi, Fransa'yı Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na karşı bir sefer açılması konusunda daha da cesaretlendirdi. Bunun sonucunda, Fransa-Osmanlı ittifakı çerçevesinde 1543-1544 döneminde iki müttefik Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na karşı askerî harekata girişti.
  • Osmanlı Devleti, 1538'de kazandığı Preveze Deniz Muharebesi'yle Akdeniz'deki üstünlüğünü kabul ettirmişti. 1541 yılında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun donanmasının da felakete uğramasıyla, Batı Akdeniz'de kendisine karşı koyabilecek bir kuvvet kalmamıştı. Güçlü bir donanmaya sahip İspanya Krallığı da Cerbe Deniz Muharebesi'nde büyük bir yenilgiye uğrayınca 1571 yılındaki İnebahtı Deniz Muharebesi'ne kadar Osmanlı Donanması Akdeniz'in her bölgesinde harekat yapabilecek konuma erişti.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]