İmroz Deniz Muharebesi (1912)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
İmroz Deniz Muharebesi
Birinci Balkan Savaşı
Battle Elli.jpg
Vasiileios Chatzis tarafından yapılan İmroz Deniz Muharebesi tuval üzerine yağlıboya tablosu
Tarih16 Aralık (Jülyen takvimi: 3 Aralık) 1912
Bölge
Sonuç Sonuçsuz
Taraflar
Yunanistan Krallığı Yunanistan Krallığı Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
Yunanistan Krallığı Tuğamiral Pavlos Kunduriotis Osmanlı İmparatorluğu Albay Ramiz (Numan) Bey
Güçler

1 zırhlı kruvazör (Georgios Averof)
3 sahil savunma zırhlısı (Hydra sınıfı zırhlı)

4 muhrip (Aetos, Yeraks, Panthir ve Leon)

2 Ön dretnot zırhlı (Barbaros Hayreddin, Turgut Reis)
2 zırhlı korvet (Asar-ı Tevfik, Mesudiye)
1 korumalı kruvazör (Mecidiye)

4 muhrip (Muâvenet-i Milliye, Yâdigâr-ı Millet, Taşoz, Basra)
Kayıplar
1 ölü, 1[1] veya 7[2] yaralı 1 ölü, 1 yaralı[3] veya 5 ölü[4]

İmroz Deniz Muharebesi ya da Elli (Seddülbahir) Deniz Muharebesi (Modern YunancaΝαυμαχία της 'Ελλης), Birinci Balkan Savaşı sırasında 16 Aralık 1912 tarihinde Seddülbahir Burnu (Elli Burnu) ve İmroz adası açıklarında Osmanlı ve Yunan deniz güçleri arasında meydana gelen deniz muharebesidir. Osmanlı donanması bu harekat ile Çanakkale Boğazı çıkışındaki Yunan ablukasını kırmayı amaçlamaktaydı. Yunanların Pavlos Kunduriotis komutasındaki bir zırhlı kruvazör, üç ön dretnot ve dört muhribinin; Osmanlıların Ramiz Numan Bey komutasındaki iki ön dretnot, iki zırhlı korvet, bir kruvazör ve dört muhribi ile karşı karşıya geldiği muharebe, Balkan Savaşları boyunca gerçekleşen en büyük deniz çatışmasıdır.

İki tarafın gemilerinin de hafif hasar aldığı muharebe askeri açıdan sonuçsuz şekilde sona erdi, iki taraf da zafer ilan etti. Muharebe sonrasında Yunanlar Ege'de daha fazla adayı işgale yönlendi ve Kuzey Ege'de kendi avantajlarına olan stratejik durumu korudu. Osmanlı donanmasıysa Yunan ablukasını kıramadığı için Çanakkale Boğazı'nda kaldı, daha sonra Ege Denizi'ni hakimiyet altına almak için tekrar çaba sarf etti.

Arka plan[değiştir | kaynağı değiştir]

Birinci Balkan Savaşı'nda Yunanistan Krallığı'nın başarısına en büyük katkılardan biri donanmasından gelmişti. Ege Denizi'nde hareket eden Yunan donanması, 18 Ekim'de Selanik'te Feth-i Bülend zırhlı korvetini batırmış, 9 Kasım'da bir Türk gambotunu Kidonya'da kendi kendini batırmaya zorlamıştı. Yunan donanması Osmanlı İmparatorluğu'nun Ege'deki ikmal hatları üzerinde büyük baskı oluşturmuş, Osmanlı ordusunun Ege'de asker taşımasını engellemişti.[5] Balkan orduları sahaya 670.000 asker çıkartmışken; Osmanlılar sadece 350.000 askeri cepheye çekebilmiş, Anadolu ve Suriye'den gelen 250.000 asker ulaşım sorunları sebebiyle İzmir'de ve Suriye'nin çeşitli yerlerinde kalmıştı.[6]

Yunanistan Krallığı, Osmanlı İmparatorluğu ile bırakışma imzalamayı reddederek Bulgaristan Krallığı ve Sırbistan Krallığı ile birlikte Çanakkale Boğazı'nı abluka altına almaya devam etmeye karar verdi. Osmanlı Devleti ise hem bu ablukayı kaldırmak hem de kara muharebelerindeki yenilgilerinden sonra maneviyatı bozulmuş olan vatandaşlarına moral vermek için denizde bir zafer kazanmaya çalıştı. Bunun için Osmanlı Donanması'na mensup, daha önce Bulgar güçlerine karşı Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarında üslenmiş zırhlı filo Çanakkale Boğazı istikametine yollanarak yoğun bir şekilde muharebe için hazırlanmaya başlandı.[7] Yunan donanma komutanlığı Osmanlılara karşı nihai bir zafer kazanma hedefindeydi, ancak bu muharebeyi sadece Osmanlı donanması Ege'ye çıkarsa yapacak, denize çıkmazsa muharebeye zorlamayacaktı. Yunanistan Donanma Bakanlığı ise küçük torpido botlarla Çanakkale Boğazı'na girerek taarruz etme düşüncesine sahipti ancak bu planlar uygulanmayacaktı.[8]

Harekat kararının alınması[değiştir | kaynağı değiştir]

21 Kasım 1912'de Yunan donanması büyük olasılıkla Amiral Kunduriotis'in Başbakan Venizelos'u yönlendirmesi ile Birleşik Krallık'tan izin alarak[9] Midilli'ye asker çıkartmış, 23 Kasım'da bir Yunan torpido botu Ayvalık limanına girince Karadeniz ticaret gemisi ateş açılacağı zannıyla kendisini batırmıştı. Ertesi gün Osmanlı Başkomutanlık Vekaleti Yunanların donanma koruması altında Saros Körfezi'ne çıkartma yapacağı ve Selanik'teki Bulgar güçlerinin Yunan vapurlarıyla Dedeağaç'a sevk edildiği istihbaratı almıştı. Tüm bu gelişmeler, Osmanlı donanmasının Ege'ye çıkması sorununu yeniden gündeme getirdi. 25 Kasım'da ordu yanlarını destekleme görevinin İclaliye ve Necm-i Şevket gibi eski gemilere bırakılarak, donanmanın Çanakkale'ye gitmesi emredildi. Bahriye Nezareti bu emre itiraz etmese de, Bulgarların Mimarsinan bölgesindeki sırtlarda mevzi hazırladığını bildirip, Büyükçekmece bölgesinde kalmanın ve ordu kanatlarını korumanın daha iyi olacağına dair bildirimde bulundu.[10] Aynı gün Dahiliye Nezareti, Burhaniye eşrafından gelen bilgiye dayanarak Midilli'den gelen Yunan güçlerinin Çandarlı açıklarından kuzeye döndüğünü, bu hareketin olası bir Saros çıkartmasına hazırlık olabileceğini değerlendirdi.[11] Donanma komutanı Albay Tahir Burak çıkartma olacağını düşünmüyordu;[12] Başkomutanlık Vekaleti ise donanma komutanı ile aynı görüşte değildi ve çıkartma olasılığına karşı donanmanın orduyu koruma görevini bırakıp Ege'ye açılmasını istiyordu.[13]

25 Kasım'da ateşkes görüşmeleri başladığı için Osmanlı donanmasına düşman ateşine maruz kalmadıkça ateş etmeme emri verildi. Bahriye Nezareti'nin teklifiyle 27 ve 29 Kasım'da donanma komutanının değiştirilmesi görüşüldü. 29 Kasım'da Başkomutan, donanmanın derhal Çanakkale'ye gitmesi, Hamidiye katılıncaya kadar ana kuvvetin harekat yapmamasını, sadece muhriplerle boğaz önündeki Yunan kuvvetlerine taarruz yapılması emrini verdi.[14] Ertesi gün Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis zırhlıları, Numûne-i Hamiyet, Gayret-i Vataniye, Samsun ve Basra muhripleri, Demirhisar, Sultanhisar ve Hamidabat torpidobotları ve Tirimüjgan onarım gemisi Çanakkale'ye hareket etti. Mecidiye Karadeniz'de, diğer gemiler ise Haliç'te onarımdaydı.[15] 7 Aralık'ta donanma komutan vekili Albay Tahir Burak görevden alındı, yerine yardımcısı Albay Ramiz Bey getirildi.[16] 11 Kasım'da dört muhripten oluşan bir müstakil tümen kurularak başına bakımda olan Hamidiye'nin komutanı Önyüzbaşı Hüseyin Rauf (Orbay) atandı. Aynı harekat alanı içinde farklı siyasi partilerden birbiriyle anlaşamayan iki komutan olması, Osmanlıların koordinasyonunu azaltıyordu.[17]

Kuvvetler[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı gücü[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı Donanması, Brandenburg sınıfı iki ön dretnot zırhlı Barbaros Hayreddin ve Turgut Reis, Asar-ı Tevfik ve Mesudiye zırhlı korvetleri, Mecidiye zırhlı kruvazörü ve dört muhripten oluşturulan filo ile Çanakkale Boğazı'na intikal etti. Osmanlı gemileri 9'a 8 sayı üstünlüğüne haiz olsa da bir kısmı 1890'lardan kalma ve Alman donanmasından emekli olup alınan bu gemilerin hiçbiri Yunanların 1910 yapımı modern Averof zırhlı kruvazörü ve daha modern haldeki Yunan gemileri ile baş edecek durumda değildi. Yunanların Averof atağına karşı Osmanlılar yeni Alman zırhlı kruvazörü SMS Blücher veya muharebe kruvazörü SMS Moltke tipinde bir gemi almaya çalıştılarsa da yüksek maliyet nedeniyle bu plan rafa kaldırılmış, onun yerine 1890'lardan kalma ve Alman donanmasından emekli SMS Kurfürst Friedrich Wilhelm (Barbaros Hayreddin) ve SMS Weißenburg (Turgut Reis) gemileri alınmıştı.[18] 1912 yazında bu gemilerin bakımı Osmanlıların mali durumu nedeniyle aksamıştı: Telefonları çalışmıyordu, mühimmat asansörleri ve mesafe ölçerler yerinden sökülmüş, pompalar korozyona uğramış, su geçirmez kapılarının çoğu artık kapanmaz durumdaydı, personelin eğitimi ve taktik bilgisi de yetersizdi[kime göre?].[4][19]

Yunan gücü[değiştir | kaynağı değiştir]

Savaşın başında Yunan donanmasının toplam gücü, Osmanlılara karşı nispeten zayıftı. Yunan gemileri ile Osmanlı gemileri yakın sayılarda olmasına rağmen eski Yunan gemilerinin düşük hızı ve Osmanlıların gerektiğinde Çanakkale Boğazı'nın kurmasına geri çekilebilmesi, Yunanlar için muharebeyi istedikleri zaman ve yerde yapma açısından bir dezavantaj oluşturuyordu.[20] Yunan donanması Limni adasındaki Mondros limanını ileri üs olarak kullanıyordu. Ana güç modern Averof zırhlı kruvazörü ile Hydra sınıfı zırhlılar Hydra, Spetsai ve Psara'dan oluşuyordu.[21] Hydra sınıfı 1866-1869 Girit İsyanı sırasında Yunan donanmasının Osmanlılara karşı başarısızlığının ardından 1885'te sipariş edilmiş demir zırhlılardı.[22][23] Ayrıca Albay Bratsanos komutasında dört muhrip, iki torpidobot ve bir denizaltıdan oluşan karakol kuvveti Bozcaada'da üslenmiş, Çanakkale Boğazı önünde devriye görevi almıştı. Yunan muhripleri Osmanlı muhriplerine kıyasla hem tonaj, hem de silah gücü olarak daha üstündü.[21] Yunan donanmasının en önemli eksikliği ise eğitimdi; hafif filoda yer alan gemilerin üçte biri (altı muhrip ve Delfin denizaltısı) I. Balkan Savaşı'nın başlamasının ardından filoya katılmıştı.[20]

Zisis Fotakis'e göre Yunanların iki avantajından ilki, bu cephedeki en hızlı gemi olan Averof'tu.[20] Averof filodaki eski Fransız yapımı zırhlılara göre 9 knot daha hızlıydı, bu sebeple diğer gemilerden bağımsız şekilde de kullanılabiliyordu.[2] İkinci avantaj ise 310 tonluk Fransız yapımı Delfin denizaltısıydı. Delfin savaşın başlamasından sonra filoya katıldığı için mürettebat eğitimi zayıftı, ancak Osmanlıların denizaltılara karşı silah veya eğitiminin olmaması sayesinde önemli bir tehditti. Yine de Yunanların elindeki tek denizaltı olması sebebiyle birçok farklı görev verildiğinden bu muharebede yer almadı.[20]

Muharebede yer alan kuvvetler[a]
Osmanlı gücü[24]
Ana kuvvet 1. Muhrip Tümeni 2. Muhrip Tümeni[b] 3. Tümen
Albay Ramiz Önyzb. Hüseyin Rauf Yarb. Hakkı Eşref
  • 1 torpido kruvazörü[e]
  • 4 muhrip[f]
  • 1 onarım gemisi[i]
  • 1 hastane gemisi[j]
  • 1 mayın gemisi[k]
Yunan gücü[26]
Ana kuvvet Boğaz devriyesi Bozcaada
Amiral Konduriotis
  • 1 zırhlı kruvazör[l]
  • 3 zırhlı[m]

Muharebe[değiştir | kaynağı değiştir]

Savaştaki birlik manevraları: Mavi gemiler (Yunanlar); Çanakkale Boğazı girişinde Kırmızı gemilere karşı (Osmanlılar) T geçişi pozisyonu almaya çalışırken. Osmanlı Donanması Boğaz çıkışında en başta amiral gemisi Barbaros Hayreddin olmak üzere dikey konumda sıralı dizi halinde hareket etmektedir. Daha yavaş olan zırhlılardan ayrılan Averof ise filonun gerisinden bağımsız şekilde Osmanlı hattının pruvasından T geçişi yapmaya çalışmış, Osmanlı filosu geri dönerek Boğazlar'ın müstahkem mevkilerinin korumasına dönmüştür.
Averof'un toplarından birinin bir Osmanlı mermisi tarafından vurulan yükleme mekanizması

14 Aralık'ta Donanma komutan vekili Albay Ramiz, tüm gemi komutanlarını Barbaros zırhlısında toplayarak bir toplantı yaptı. Bu toplantıda muharebe planları hazırlandı. Plana göre çatışmaya İmroz-Çanakkale Boğazı-Bozcaada üçgeninde, müstahkem mevzilerin menzili içerisinde girilecekti.[27]

Yunan donanması 14 Aralık günü Mecidiye'nin harekatı sebebiyle denize çıkmış, 14-15 Aralık gecesini İmroz'un kuzeyinde geçirmiş, 15 Aralık'ta boğazı gözlemlemiş, ardından bazı muhripleri Bozcaada'ya ikmale gönderip ana kuvvetiyle 15-16 Aralık gecesini yine İmroz'un kuzeyinde geçirmişti. Osmanlı filosunun denize çıkmasını beklemekte, çıkmadıkları takdirde Bozcaada'ya konuşlandırılan kömür gemilerinden ikmal yapmayı planlamaktaydı.[28]

16 Aralık 1912 günü sabah 06.00'da ana Yunan kuvveti İmroz'un kuzeyinde başta Averof, ardında 3 Hydra sınıfından oluşan ana savaş hattı ve bu hattın Çanakkale tarafını perdeleyen 4 muhripten (Leon, Panthir, Yeraks, Aetos) oluşan bir düzende yol alıyordu.[28] Saat 07.00'de Hüseyin Rauf komutasındaki birinci muhrip tümeni, beş dakika sonra Yarbay Hakkı Eşref komutasındaki ikinci muhrip tümeni harekete geçti. Makine arızasından ötürü Basra üçüncü tümene katıldı.[29]

Yoğun sis sebebiyle taraflar Osmanlı donanmasının çıkışı esnasında birbirini görmedi. Saat 08.15'te Birinci Muhrip Tümeni Yunan ana gücünü gördü, hemen geri dönerek düşman varlığını Albay Ramiz'e bildirdi ve Yunanların T geçişi yapmayı hedeflediğini, donanmanın Seddülbahir'e yakın geçerek Kumkale yönüne seyretmesini önerdi. Müstahkem mevki komutanlığı da Albay Ramiz'e 4 zırhlı, 5 muhribin Zığındere önünde olduğunu, ayrıca 5 muhrip ve bir denizaltının Bozcaada önünde bulunduğunu bildirmişti. Albay Ramiz, Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarının 240 mm'lik toplarının düşman filosunun yaklaşmasını engelleyeceğini düşündüğünden Rauf'un teklifi uygun bulmamıştı.[29][25]

Amiral Kunduriotis Osmanlı donanması hakkında ilk haberi Boğaz önünde devriyede olan muhriplerden biri olan Velos'tan aldı. Sisin kısa süre açılması ile Mecidiye'yi gören muhrip, diğer Osmanlı muhriplerinin de bölgede olduğu kanısına vardı. Boğaz üstünde yükselen duman, tüm Osmanlı kuvvetinin denize açıldığı kanısını veriyordu. Hemen sonra Reşitpaşa hastane gemisinin de boğazdan çıkması Yunan komutanın kanısını güçlendirdi. Yunan donanması muharebeye hazırlanmaya başlarken, Bozcaada'daki muhriplere de süratle ana kuvvete katılma emri verildi.[30][31]

Osmanlı donanması 247,5 rotasıyla boğazdan çıkarken, saat 09.05'te Seddülbahir'i bordaladığı esnada Yunan kuvvetini tam pruva istikametinde, 12.000 metre mesafede gördü. Yunan donanması da Osmanlıları yaklaşık aynı esnada görmüştü. Deniz sakindi, güneş arkalarında olduğu ve esen hafif lodos ise baca dumanlarını Yunanlara doğru sürüklediği için Osmanlı gemileri daha avantajlı bir durumdaydı.[30] Albay Ramiz Yunan donanmasının denizaltı saldırı yapmak için üzerine çekmeye çalıştığını düşünerek saat 09.20'de rotasını batıya çevirdi, hızını 10 mile çıkardı ve torpido hücumuna hazır olunması emri verdi.[29] Saat 09.35'te rotasını kuzeybatıya çevirdi. Osmanlıların bu hareketi üzerine Kunduriotis de rotasını kuzeye çevirdi,[30] tüm diğer Osmanlı ve Yunan gemilerine kıyasla üstün hıza sahip Averof Amiral Kunduriotis'in savaş hattının en önde yer alırken daha yavaş ve eski olan Hydra sınıfı zırhlılar bir arada, düşman gemilerinin yaklaşmasını bekliyordu. Bu esnada Osmanlı donanması kuzeye döndü; ancak bu dönüş esnasında Mesudiye savaş hattından Yunanlara doğru 500 m dışarı çıkmış, yerini Asar-ı Tevfik almıştı. Saat 09.40'ta her iki hat, kuzeye doğru birbirine yaklaşan hatlar üzerindeydiler. Aralarındaki mesafe Yunanlarca 14 km, Osmanlılarca 8 km olarak ölçülmüştü. Osmanlı hattı Yunanlardan biraz daha ilerideydi, dört Osmanlı gemisinin birden Averof üzerine ateş etmeleri olasıydı.[3][32]

İlk ateşi saat 09.40'ta "ateşe başla" flamasını çeken Barbaros Hayreddin açtı. Ardındaki Turgut Reis de Barbaros'un ateşe başladığı noktaya geldiğinde muharebeye katıldı. Mesudiye ise aynı noktaya geldiğinde dümeninde yaşadığı ufak bir sorun sebebiyle dönemedi ve düşman hattına 500 metre yaklaştı, Asar-ı Tevfik üçüncü gemi pozisyonunu aldı. Bu olay, Yunan gemilerine T geçişi yapma şansının kaçırılmasına sebep oldu, filo Mesudiye'nin yerini alabilmesi için 6 mil hıza düştü.[33] İlk atışlar isabetli görünse de, Mesudiye ve Asar-ı Tevfik'in de çatışmaya katılması ve önceden kararlaştırıldığı üzere Averof'a nişan almaları ile hangi merminin hangi gemiden atıldığı belli olmadığında topçu ateşinin isabeti arttırılamadı. Yunanlar da aynı şekilde ateşlerini Barbaros Hayreddin'e odakladı. İlk isabeti Mesudiye sağladı, 234 mm'lik bir mermi ile Averof'un bacasını vurmuş, bir asker ölmüş, altı asker yaralanmış, çeşitli ekipman hasar görmüştü. Biraz sonra Averof'un iskele başomuzluk taretine Barbaros'un 280 mm'lik bir mermisi isabet etti ve tareti savaş dışı bıraktı.[3] Uzak mesafeden Osmanlılara karşı sonuç alamayacağını anlayan Kunduriotis, Averof'u yavaş zırhlılardan ayırıp Osmanlı hattını T vaziyetine almayı kararlaştırdı. Hızını 20 mile çıkartarak 22,5 rotasına döndü. Osmanlı hattı karşı bir manevra yapmamış; Averof hatta 5.000 metreye kadar yaklaşmıştı. Bu sırada Yunan muhripleri de top menziline girmişti; Osmanlı muhripleri bölgede olmadığından zırhlılar hem Averof, hem de muhriplere aynı anda ateş açmak zorunda kalmıştı. Aynı esnada bir Yunan mermisi Barbaros'un iskele bordasını delerek zırhlı güvertede patladı, bir buhar borusunu patlattı, yangın çıkardı ve bir eri öldürdü. İki dakika sonra ikinci bir mermi çanaklığa isabet ederek mesafe ölçeri parçaladı ve bir eri yaraladı.[34][35]

Saat 10.07 itibarıyla Osmanlı zırhlıları 10 mil hızla kuzeye rotadaydılar; Averof, Barbaros'un iskele başomuzluğunda 3 km, üç Yunan zırhlısı ise Barbaros'un bordasında ve 7 km mesafedeydi. Osmanlı birinci muhrip tümeni ise Averof'a yaklaşık 4 km uzaklıktaydı. Osmanlı komutanı muharebenin kendi aleyhine döneceğini düşünerek geri dönmeye karar verdi, dönüşün çabuk olması için her gemiyi olduğu yerde 180 derece çevirdi. Bu manevra ile topçu atışlarının yeniden tanzim edilmesi gerekiyordu; buna rağmen Osmanlı gemileri saat 10.20'de Averof'a biri zırhlı güverteyi çatlatan, biri köprü üstünde patlayan, biri iskele başomuzlukta zırhsız bir yere isabet eden üç ağır mermi isabet ettirmişti. 10.25'te tamamlanan manevrayla Osmanlı savaş hattındaki gemilerin sırası tersine döndü.[36] Durum karşısında Kunduriotis muharebeyi keserek eski zırhlılara katılmaya karar verdi, 10.30'da Hydra sınıfı zırhlılara katıldı ve saat 10.50'de ateş kesme flaması çekildi.[36] 11.55'te Averof ve Hydra sınıfı zırhlılar buluşarak Mondros'a yola çıktılar. Osmanlı filosu ise bir süre güneydoğuya devam etti, 11.05'te tamamlanan[37] hasar kontrolünün ardından muharebeye mani bir durum olmadığını görülmesi üzerine yeniden Yunanlarla çatışmaya girme amacıyla kuzeydoğuya döndü. Averof'un karşılık vermemesi ve Mesudiye ile Asar-ı Tevfik'in saatte 8 mil hızı geçememeleri sebebiyle Çanakkale'ye geri dönüldü.[34][36]

Birinci Muhrip Tümeni'ni Karanlık Liman'a bırakan filo, saat 14.30'da Nara Burnu'na demirledi. Birinci Muhrip Tümeni ufukta şüpheli bulutlar görünce derhal demir alarak batı-kuzeybatı yönünde 15 mil hızla keşif harekatı yaptı; saat 15.50'de Yeniköy önlerinde denizaltıları korumakta olduğu düşünülen bir tekneye ateş açtı, ikinci merminin ardından Tavşan Adası dolayında Yunan filotillasının ateşine maruz kalarak geri çekildi. Muhripler 17.30'da Nara'ya demirlediler. Yunan donanması da saat 21.55'te Mondros Limanı'na demirledi.[38][39]

Sonuç[değiştir | kaynağı değiştir]

Günümüzde müze gemi olan Averof

Muharebe askeri açıdan sonuçsuz şekilde sona ermiş, iki taraf da zafer ilan etmiştir. Yunanlar Kuzey Ege'de kendi avantajlarına olan durumu korudu. Osmanlı donanması Yunan ablukasını kıramadığı için Çanakkale Boğazı'nda kalmış, daha sonra tekrar Ege Denizi'ni hakimiyet altına almak için çaba sarf etmiştir.[40]

Muharebede her iki taraf da çok az hasar almıştı. Barbaros Hayreddin'e isabet eden bir büyük, bir küçük mermi dışında Osmanlı gemileri yara almamıştı; bir er ölmüş ve bir er yaralanmıştı. Eski olmalarından ötürü kendi topçu atışlarının sarsıntısıyla bazı arızalar baş göstermişti.[38] Averof beş büyük, on beş orta ve küçük mermi isabeti almış, ön bacası ve pruva direği hasar görmüş, bir er ölmüş ve bir er yaralanmıştı. Spezya bir büyük, üç küçük isabet; Hydra ise bir isabet almıştı.[41] Osmanlı gemileri Nara Burnu'nda onarıma alınırken, Yunan gemileri denizde kalmaya devam edebilecek durumdaydı.[2]

Ege Denizi'ndeki siyasi durum Osmanlı donanmasını yeniden Yunanlarla çatışmaya girmesini, Yunanların ise Osmanlı harekatı öncesinde Midilli ve Sakız adalarını bir an önce almasını gerektiriyordu. İmroz Muharebesi sonrasında Yunanlar, tüm yardımcı kruvazörlerini Midilli'ye sevk ederek önce bu adayı, daha sonra Sakız'ı işgale karar verdiler. Midilli'nin öncelikli hedef olarak seçilmesi, İzmir Körfezi ve Ayvalık bölgesini ablukaya almaya elverişli olmasından kaynaklanıyordu. 17 Aralık'ta Yunan harekatı karşısında Midilli'deki Osmanlı gücü Çanakkale'den yardım istedi, ancak takviye alamadılar. Osmanlı donanmasının İzmir'e gönderilmesi düşüncesi de Bozcaada Yunan kontrolünde olduğu için uygulanamadı.[42] Osmanlı donanması bir ay sonra Ege hakimiyeti için Mondros Deniz Muharebesi'nde bu yeniden Yunan donanmasıyla karşı karşıya gelecekti.[43]

Yunan kruvazörü Elli'nin adı bu muharebeden gelmektedir.[44] Balkan savaşlarındaki en büyük deniz muharebesidir.[45]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Esas çatışma ana kuvvetler arasında gerçekleşmiştir.
  2. ^ İlk başta dört muhriple kurulmuştur, kazan arızası sebebiyle Samsun üçüncü tümene geçirilmiş, yerini Mecidiye kruvazörü almıştır.[25]
  3. ^ Barbaros Hayreddin, Turgut Reis, Mesudiye, Asar-ı Tevfik
  4. ^ Demirhisar, Sultanhisar, Sivrihisar, Hamidabat
  5. ^ Berk-i Satvet
  6. ^ Yâdigâr-ı Millet, Muâvenet-i Milliye, Taşoz, Basra
  7. ^ Numûne-i Hamiyet, Gayret-i Vataniye, Yarhisar
  8. ^ Mecidiye
  9. ^ Tirimüjgan
  10. ^ Reşidpaşa
  11. ^ İntibah
  12. ^ Averof
  13. ^ Hydra, Psara, Spetsai
  14. ^ Velos, Doxa, Aspis
  15. ^ Neagena, Keravnos
  16. ^ Thyella, Sfendomi, Lonchi, Naphkratoussa

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel
  1. ^ Emir 1932, s. 233.
  2. ^ a b c Fotakis, s. 50.
  3. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, s. 241.
  4. ^ a b Langensiepen & Güleryüz 1995, s. 20.
  5. ^ Koliopoulos & Veremis 2010, s. 71.
  6. ^ Fotakis, s. 49.
  7. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 235.
  8. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 229.
  9. ^ Fotakis, s. 48.
  10. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 220-221.
  11. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 222.
  12. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 223.
  13. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 224.
  14. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 225.
  15. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 226.
  16. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 227.
  17. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 230.
  18. ^ Langensiepen & Güleryüz 1995, ss. 16–17.
  19. ^ Erickson 2003, s. 131.
  20. ^ a b c d Fotakis, ss. 45-46.
  21. ^ a b Büyüktuğrul 1974, s. 228.
  22. ^ Gardiner & Gray, s. 382.
  23. ^ Gardiner, s. 387.
  24. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 236.
  25. ^ a b Emir 1932, s. 229.
  26. ^ Büyüktuğrul 1974, s. 237.
  27. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 233-235.
  28. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 236-238.
  29. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, ss. 238-239.
  30. ^ a b c Büyüktuğrul 1974, s. 240.
  31. ^ Emir 1932, s. 230.
  32. ^ Emir 1932, s. 231.
  33. ^ Emir 1932, s. 232.
  34. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 242-243.
  35. ^ Emir 1932, ss. 233-234.
  36. ^ a b c Emir 1932, s. 235.
  37. ^ Emir 1932, s. 236.
  38. ^ a b Büyüktuğrul 1974, ss. 243-244.
  39. ^ Emir 1932, ss. 236-237.
  40. ^ Hall 2000, s. 65.
  41. ^ Işın 1946, ss. 218-219.
  42. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 248-249.
  43. ^ Büyüktuğrul 1974, ss. 271.
  44. ^ Stewart 2009, ss. 195, 311.
  45. ^ Hall 2000, s. 64.
Genel

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]