Sancak (yönetim bölümü)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Sancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun idari yapılanmasına dair bir terim olan sancak Osmanlı Devleti'nde bir bölge veya gelir getiren has anlamına gelir.

Sancak sözü[değiştir | kaynağı değiştir]

Köken yapısı[değiştir | kaynağı değiştir]

“Sanç-” fiili ve “-ak” fiilden isim yapım ekinin birleşmesinden oluşmuştur. İlk birleşimle sançak hâlini alan söz, sadalı sesin benzetmesi (n sesi) sebebiyle sancak hâlinde gelişim göstermiştir: sançak > sancak. Kelime, Osmanlı Türkçesi imlasında “سنجاق / sancak” şeklindedir.[1] Aynı “sanç-” fiili, Selçuklu hakanlarından Sultan Sancar’ın isminde de bulunmaktadır: sanç-ar sançar > sancar.

Anlamı[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe sanç- “Sançmak, saplamak, mızraklamak” fiilinden türediği belirtilen sancak kelimesi bütün anlamlarıyla, “1. Bayrak, liva. 2. ask. Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. 3. den. Gemilerin sağ yanı. 4. tar. Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık.” anlamlarını içerir.[2] Osmanlı İmparatorluğu’nun idarî yapılanmasının bir ögesi olarak sancak “Osmanlı Devleti'nde bir bölge veya gelir getiren has, illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık” anlamını içerir.

Bugün Sırbistan ve Karadağ devletlerinin sınırdaş olduğu bölgenin adı olan Sancak da Osmanlı devrinde o bölgedeki idarî yapı olan Yeni Pazar Sancağı’ndan kalmıştır.

Tarihî gelişimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Geleneğe göre Anadolu'da Selçuklu hâkimiyetinin sonlarına doğru sancak özellikle ilk Osmanlı hükümdarının temlik alametlerinden biri olmuştur. İlk Osmanlı tarihlerinde, Karacahisar'ın Osman Gazi tarafından fethinden sonra Anadolu Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad'ın bu fethi kutlamak için Osman'ın yeğeni Ak Timur vasıtasıyla ona bir sancakla takımını gönderdiği bilgisi bulunur. Aşıkpaşazade'ye göre Osman böylece sancak beyi olmuş ve adına ilk hutbe okunmuştur. Ancak bu dönemlerde temel idarî birim olarak sancak teriminin kullanıldığı söylenemez. Bunun en önemli sebebi Osmanlıların erken devirlerinde idarî terim olarak sancaktan ziyade subaşılık ve vilayet gibi terimlerin bulunmasıdır.[kaynak belirtilmeli]Osmanlı Beyliği'nin erken dönemlerini anlatan kroniklerde askerî ve idarî bir terim olarak Yenişehir'in "bey sancağı" şeklinde anılması ihtiyatla karşılanmalıdır. Çünkü bu tabirin ilk devirlerden ziyade, beyliğin güçlenip civardaki Türkmen beyliklerini ilhaka başladığı XIV. yüzyıl ortalarına doğru kullanıldığı açıktır.

Sancak sözü ancak XV. yüzyılda "idare ve kumanda" anlamları yanında artık "idarî bölge" manasında da geçmeye başlamış olmalıdır. Bu bağlantıda sancak teriminin ilk dönemlerde şüphesiz askerî bir ağırlığı vardı. Ancak zamanla eyaletlere bağlı sancak beyi idaresindeki idarî bir bölgeyi de ifade etmiştir. Böylece Osmanlı tımar sistemi içinde hem bir gelir dilimini belirten dirlik ve askerî birlik, hem de o sancağa bağlı tımarlı askerlerin bulunduğu bölgeyi tanımlamaya başlamış, bu sonuncusu bir idarî birim tanımı olarak da yaygınlaşmıştır. Osmanlıların Rumeli'ye geçmesi ve fetihlerin bu yönde yoğunlaşması sonunda bölgede yeni sancaklar oluştu ve 1361 yılından sonra Balkanlar'daki fetihlerin hızla artması sancaklar üzerinde bir kontrol mekanizması kurulmasını zarurî hâle getirdi. Bunun neticesinde I. Murad lalası Şahin Paşa'yı Rumeli'deki beylere kumandan olarak tayin etti. Böylece Osmanlılarda beylerbeyi kavramı ortaya çıktı ve Osmanlı taşra teşkilatında beylerbeyliği, sancaklar üzerinde bir kontrol mekanizması oldu.

Eyaletlerin alt birimi olarak görülen sancakların kaza, nahiye ve köyler gibi belli coğrafi sınırı vardı. Eyaletleri teşkil eden sancakların en yüksek idarecisi sancak beyi (mir-i liva) idi. Sancak beyleri sancağın merkezindeki kazada ikamet ederdi. Sancak beyini sancağa bağlı diğer kaza ve nahiyelerde "zaim", "subaşı" yahut "voyvoda" denen ve daha çok asayiş işleriyle görevli olan bir kişi temsil ederdi. Sancak beylerine ait vergiler bunlar tarafından toplanırdı. Sancak beyleri "seyfiye" veya "ehl-i örf" adı verilen zümrenin içinde yer almaktaydı. Genelde Enderun’da yetiştikten ve taşrada çeşitli hizmetler gördükten sonra, bu göreve tayin edilirlerdi.

Sancağındaki subaşı, alay beyi, dizdar ve sipahi gibi ehl-i örfün amiri olan sancak beyinin başlıca görevi bölgesinde asayişi sağlamak ve sipahi-reaya arasındaki münasebetlerin kanuna uygun biçimde yürütülmesini temin etmekti. Bunun yanında sancak beyi, herhangi bir sefer esnasında sancağının tımarlı sipahileriyle birlikte bağlı olduğu eyaletteki beylerbeyinin kumandası altında sefere katılırdı. Ayrıca sancağıyla ilgili olarak merkezden gönderilen fermanlardaki konuların halledilmesini sağlardı. Bu arada sınır boylarındaki sancaklarda görevli olan sancak beyleri komşu ülkelerle doğrudan doğruya temaslarda bulunur ve bu ülkelerle ilişkileri anlaşmalara uygun biçimde yürütürdü. XVI. yüzyıl kaynaklarından anlaşıldığı kadarıyla sancak beylerinin bir sancaktaki görev süresi bir ile üç yıl arasında değişmekteydi.

Yeni idari taksimat[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı taşra yönetiminin en temel idari ve askerî birimi olan sancaklar, XVI. yüzyılın sonlarından itibaren siyasal, sosyal ve ekonomik sebeplerin tesiriyle yavaş yavaş bir değişim sürecine girdi. Bu değişim sürecinde merkezî idare, giderek taşra üzerindeki denetimini arttırmaya ve eyaletleri sancaklardan daha ön plana çıkarmaya başladı. Bu bağlamda taşrada uygulanan iltizam sistemiyle yeni bir idareci zümre ortaya çıktı.[kaynak belirtilmeli] Bunun bir sonucu olarak II. Mahmud döneminde sancaklar daha basit birer idarî bölge hâline geldi. 1864 kanunu ile idaresi ve taksimatı muhafaza edilen sancak ve livalar 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kaldırıldı ve idarî taksimatta vilayet kelimesi kullanılmaya başlandı.[kaynak belirtilmeli]

Sancak beyinin görevleri;

1) Sancak sınırları içerisinde buluna diğer tımarlı sipahilerle emredilen sefere katılmak.
2) Halkın rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamak.
3) Sancağın düzen ve emniyetini sağlamak.
4) Şehrin asayişini temin etmek ve adaletin uygulandığını gözlemlemek.
5) Şer’î ve örfî hukuka aykırı durumları önlemek.
6) Beylerbeyine sürekli rapor vererek yönetimin devamını sağlamak.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî, Dersaadet, 1317, s. 434 (Yeniden basımı: Eylül 1998, İstanbul)
  2. ^ Türk Dil Kurumu - Büyük Türkçe Sözlük Sancak sözü